Fen Bilimleri ne demek? | Fen Bilimleri anlamı nedir? | Fen Bilimleri

Fen Bilimleri anlamı nedir?

Fen Bilimleri ne demek?

Fen Bilimleri anlamı nedir?

Fen Bilimleri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fen bilimleri

Türkçe - İngilizce Sözlük

bataklik. çayir. düzlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatal, bıçak yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Az yukarda, demincek: Anifen zikir ve beyan olunduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آنفا] az önce, demin. 2.yukarıda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbolic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birinin adına, birine yükliyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referring to. considering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with reference to. referring to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطفا] atıfta bulunarak, atfetmek yöneltmek, vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bey hitabının nezaket için mübalağalandırılmış şekli. 2. Osmanlı hanedanında paşa olmayan dâmatlarla sultanların (prenseslerin) oğullarına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. gentleman. sir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. esquire. gent. nibs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak savunucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). mukabil hücum, karşı saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دار فنا] dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kulağını sağır etmek; kulağını tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meylevî dervişlerine saygı mübalağası olarak verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak müdafaa etmek, muhafaza etmek, korumak, saklamak, himaye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müddeialeyh, davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruyucu kimse, savunucu veya müdafaa eden kimse, himaye eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pencereden fırlatılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). defence (i). savunma, müdafaa, korunma, vikaye, himaye; muhafaza eden herhangi bir şey, koruyan şey. defenseIess (s). müdafaasız, korunmasız, muhafazasız, biçare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). savunulabilir, müdafaa edilebilir , müdafaası kabil, hak verilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural sciences. general science. physical sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). it papatyası, fena kokulu papatya, (bot). Athemus cotula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). 1. Sahip, malik, mevlâ: Evin efendisi, uşağın, bahçıvanın efendisi. 2. Osm. seyyid, çelebî, hâce (saygı unvanı olup başlıca Alimlerle, kalem erbabına mahsustur. Ağa mukabili): Ahmed Efendi, hoca efendi, kâtip efendi. 3. Şer’İ hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi (saygı ve nezaket mübalağası olarak paşa ve bey gibi unvanlara eklenir): Paşaefendi, bey-efendi, hanım-efendi, sultân efendi. Dîvân efendisi = Eskiden vezirlerin yazı işlerini idare eden resmî memur. Reis Efendi = Tanzimat’tan önce hâriciye nâzırı, reis-ülküttâb. i. Terbiyeli, edîb, temkin ve vakar sahibi, çelebî: Efendi adam (garip bir terkip olarak: Efendiden adam da derler). Efendimiz = Peygamberimiz ve eskiden padişah ve hanedan üyeleri hakkında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-behaved. well mannered. blushing. master. lord. seigneur. sir. guvnor. guv. arbiter. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorous. dignified. esquire. lord. master. sir. gentleman. husband. polite. gentlemanly. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. master. husband. bwana. lord. patron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahiplik, mâlik olma: Bu evin efendiliği kime aittir? 2. Efendi sıfat ve unvanı: Okuyup, yazmaya alışıp efendiliği kazandı. Efendilik, beylikten aşağı değildir. 3. Terbiye vakar ve temkin, çelebilik: Efendilik böyle mi olur? 4. Lutuf, ihsan, iyilik: Bana bir efendilik etmiş olacaksınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Seslenme edatı, efendimi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ma'am.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sir. sir! madam!. yes!. pardon?. pardon me?. sorry?. i beg your pardon?. what did you say?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahipsiz, kapısız (uşak vesaire). 2. Koruyanı olmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. torch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yes-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fünûn). 1. Nev’i, cins, türlü. 2. İlimlerin her şube ve çeşidi. 3. Fizik, kimya, matematik ve biyoloji ilimlerinin umumî adı. Erbab-ı fen, ehl-i fen = Bir fende çalışanlar. 4. Hile, aldatma: Onun fennine aldanmamalı. Pür-fen = Hilekâr, düzenci. Dâr-ül-fünûn — Üniversite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. branch of science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low land overflowed, or covered wholly or partially with water, but producing sedge, coarse grasses, or other aquatic plants; boggy land; moor; marsh. 100 fen equal 1 yuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science. collective name for physics. chemistry. mathematics and biology. technology. applied sciences. art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of wetland that accumulates peat deposits; they are less acidic than bogs, deriving most of their water from groundwater rich in calcium and magnesium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sedge-moss type of wetland produced where slightly alkaline water emerges at the surface Peat-forming freshwater wetlands are generally non-acidic, receive nutrients mainly from groundwater sources, and are dominated by marsh-like vegetation. a type of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of wetland that accumulates peat deposits Fens are less acidic than bogs, deriving most of their water from groundwater rich in calcium and magnesium. wetlands that receive nutrients via direct contact with mineral enriched groundwater A 'poor' fen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of wetland that accumulates peat deposits Fens are less acidic than bogs, deriving most of their water from groundwater rich in calcium and magnesium Source: US EPA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants found in chalky wetland areas typically composed of willowherbs, meadowsweet, reed canary grass and various sedges. a type of wetland that builds up peat and receives some drainage from surrounding mineral soils and supports marsh like vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nutrient rich, organic wetland influenced by mineral-bearing groundwater Forms a moderately decomposed peat near the top The surface is usually level and mostly covered with sedges, brown mosses, grasses and willow and birch trees and shrubs. an open or l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low marshy or flooded area of land. wet peatland with water mainly coming from groundwater; without sphagnum moss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sedge or reed dominated peatland, often with some shrubs or small trees, characterized by mineral-rich, aerated waters at or near the surface Fens with lower calcium content often evolve into Sphagnum lawns and, eventually, acid bogs An Old English word

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MIRE that receives water from the surrounding land and hence nutrients from rocks and soils Because of this, a fen supports different communities of plants and animals than a BOG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A habitat composed of woodland and swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hyperspace alien species attracted to bright shinny objects and known to mate with space vessels This happened to the Excalibur An alternative definition : A synonym for Babylon 5 fan coined by JMS It is not known if they mate with him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wetland fed mainly by groundwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A peat accumulating wetland that receives some drainage from surrounding mineral soils and usually supports marsh-like vegetation These areas are richer in nutrients and less acidic than bogs The soils under fens are peat if the fen has been present for a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Low marshy land, wetlands, or bog, often partially and/or periodically covered with water Fenland is similar to peat bog but generally has more nutrients in the water supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wetland that is at the watertable and has a direct hydraulic connection to it, fens accumulate peat and the vegetation is dominated by sphagnum moss and small herbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bog with springs as a water source other than precipitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, marshy or flooded area of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of wetland having alkaline water and unique plant species.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plural form of fan, by analogy to man and men Usage: Obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Forsythe-Edwards-Notation. 100 fen equal 1 yuan. low-lying wet land with grassy vegetation; usually is a transition zone between land and water; 'thousands of acres of marshland'; 'the fens of eastern England'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bataklık, çayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bataklik. çayir. düzlük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yok olma, zeval, bakasızlık, devamsızlık. Ar. adem: Fenâ bulmak = Yok olmak. Osm. mahv ve zail olmak. Dâr-ı fenâ = 1. Fanî dünya. 2. (tasavvuf) İnsanın kendisinden ve başka bütün varlıklardan vazgeçip tek varlıkta erimesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki Arapça kelimeden galat). Kötü, Fars. bed, Ar. redî: Fena adam; fena iş; fena hava. Fenama gitti = Gücendim, kızdım, (bk.) Fenâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. ill. evil. sinful. wicked. poor. foul. unholy. malicious. sinister. vicious. ill. badly. poorly. angrily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. ill. bad. wicked. unpleasant. badly. a lot. sick. awful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. ill. poor. sick. terrible. miserable. harmful. naughty. nefarious. villainous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فنا] yokluk. 2.kötü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın varlığı içinde yok olma (tasavvufta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grossly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremely. excessively. sorely. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fânilik yeri, dünyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fenâ = zeval, F. pezireften = kabul etmek). Zeval bulan ebedî olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) T. Kötüleşmek, kötü olmak, fena hale gelmek, bozulmak: Bu ajcının yemeği çok fenalaştı. 2. (hasta) Ağır laşmak: Dün iyice idi bugün fenalaştı. 3. Ansızın bir hastalığa uğramak: Çarşıda alış veriş ederken fenalaştı evine götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become worse. be aggravated. deteriorate. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get worse. deteriorate. to turn faint. to go bad. to worsen. to feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get worse. to go bad. to deteriorate. to get worse. to feel faint. to feel suddenly sick. ebb. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kötülük: Bu malın fenalığı bellidir: Bunda ne fenalık görüyorsunuz? 2. Zarar, ziyan: Ben kimseye fenalık etmedim, kimsenin fenalığını istemem; o adam kimsenin fenalığında değildir. 3. Hastalık, keyifsizlik, neşesizlik: Bugün bende bir fenalık var. 4. Bayılma, bayılıp düşme veya bayılacak gibi olma: Yazı yazarken ansızın bir fenalık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. badness. injury. fainting. mischief. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badness. evil. injury. harm. fainting. misdeed. misdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فناپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmaklık; tahta perde; çit; eskrimde kılıcın ustalıkla kullanılması; hazırcevaplık; çalınmış eşyaların alınıp satıldlğl yer ve bu işle uğraşan kimse. be on the right side of the fence kazanacak tarafta olmak. sit on the fence hangi tarafı tutacağın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çit veya parmaklıkla etrafını çevirmek: eskrim yapmak: çalınmış mal almak veya satmak; kaçamaklı konuşmak. fencer (i). eskrimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskrim; kaçamaklı cevap verme; çit veya parmaklık malzemesi; bir araziyi çevreleyen çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalan. hile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فند] hile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski esirgemek, muhafaza etmek, korumak. Heaven forfend ! Allah esirgesin! Allah korusun! Maazallah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., off ile kovmak, uzaklaştırmak; bir şeyin bir yere çarpmasına engel olmak. fend for oneself kendini geçindirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çamurluk; şöminenin önüne konulan paravana; lokomotif mahmuzu; uzaklaştırıcı şey veya kimse; (den). usturmaça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir çeşit beyez sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı fenâr). 1. Her tarafı camla kaplı mum veya lâmba mahfazası: Bahçe feneri; sokaklarda fener yanmazsa herkes gece fenerle gezmek mecburiyetinde kalır. Hırsız feneri = Karşısındakini gösterip sahibini göstermiyecek surette yalnız önü camlı fener: Hayâl-i fener = Resimli camları olup duvara o resimleri aksettiren fener. Fr. lanterne magique. Karpuz fener = KAğıttan açılıp kapanır yuvarlak çeşidi. Gelin feneri = Renkli ve süslüsü. Muşamba fener = Muşambadan yapılma açılıp, kapanır fener. 2. Sahillerin tehlikeli burunlarında veya açıktaki kayalar üzerinde vesair yerlerde geceleri gemilere yol göstermek için kuleler veya dubalar üzerine konan sabit veya döner şimşekli lâmba, deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lamp. phanar. lighthouse. beacon. cresset. flambeau. glim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lantern. lighthouse. flashlight. beacon. lamp. light beacon. light house. monitor. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) - İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torchlight procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fener satan veya yapan kimse. 2. Deniz feneri bekçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse keeper. lighthouseman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. trae) (i)., (anat). ortakulak ile içkulağı birleştiren deliklerden her biri, pencere; (zool). bazı kelebeklerin kanadında bulunan şeffaf nokta; (tıb). bir uzuvda tedavi veya muayene için açılan delik. fenestral (s). pencereye ait. fenestrate (s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Feng Shui Çin’in 3500 yıllık uyumlu bir ortam yaratmak için kullandığı bir yöntemdir.Kelime anlamı ise, “rüzgâr - su” dur. Bu iki güç Çinliler’e göre, yeryüzünün eğimini, şeklini, topografyasını belirler. Feng-Shui metodu yaşanan mekanlardaki enerjiyi, huzur, sağlık ve bereketi sağlamak ve arttırmak üzere değerlendirmeyi amaçlar.

Feng-Shui’ye göre.

***Yatağı pencerenin önüne koymak yanlıstır. Çünkü cam kırılgandır ve güvensizlik yaratır. Ertesi gün işinizden kovulma endişesi duyarsınız. Kendinizi güvende hissetmezsiniz. Uyumak için önce kendinizi güvende hissetmelisiniz.

***İmzanızda adınız ve soyadınız mutlaka olsun. Soyadınızı yazmak, atalardan gelen enerjiyi de kullanmanız için gerekiyor. İmza atarken, adınızda geçen g, y ve ğ’lerin kuyruklarını torba gibi yapın, bir süre sonra ekonomik olarak ferahladığınızı göreceksiniz. Harflerin bu kuyruklarına “para torbası” deniyor.

***Yatak odanıza arada sırada ateşi getirmek için bir mum yakın. Mümkünse bir kaç da çiçek olsun. Metal enerjisini kırmalısınız.

***Çok önemli bir toplantıya giderken kırmızı iç çamaşırı giyin. Bu sizin enerjinizi artıracak ve daha dinamik olmanıza yardımcı olacak.

***Önemli biriyle kritik bir görüşme yapıyorsanız, etrafınızdaki sütun ya da üçgenlere sizin değil, onun yüzü dönük olsun. Tehdit altında kalan o olacaktır.

***Evlerinizde kare değil de, yumuşak hatlı koltuklar kullanın. Eğer koltuklarınızı değiştiremiyorsanız, mutlaka yumuşak yastıklar kullanın. Çünkü evinizde gevşemeniz gerekiyor.

***Bembayaz bir eviniz varsa, bitkiler kullanmalısınız. Mavili, yeşilli yatak örtüleriyle, su, akarsu posterleriyle değişik bir hava yaratabilirsiniz. Yatağın üzerine yastıklar koyabilirsiniz.

***Kurutulmuş çiçeklerin de belli bir ömrü var. Uzun süre evlerinizde bulundurmayın. Plastik çiçeklerin de ağaç enerjisi vardır ancak belli bir süre sonra eskir, enerjisini kaybeder.

***Gümüs takı kullanmak insanı olumsuz yönde etkiler, duygusallaştırır ve ağlama isteği verir. Depresyona yol açtığı için dikkatli kullanın. Altının daha özel ve iyi bir enerjisi vardır.

***Yatak odasında, yattığınız yerden kendinizi bir aynada görüyorsanız, bu uykunuzu bozabilir. Rüya görmenizi ve dingin uyanmanızı engelleyebilir.

***Balkonları depo olarak değerlendirmemeli, kullanmalıyız.

***Florasan ışık insan doğasına aykırıdır.

***Dijital saatler kalp ritmini etkiler, uyanmak için başucunuzda klasik saatler kullanın.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Çocuğun durmaksızın ağladığını tasvir ve taklit ederek art arda kullanılır: Fenger fenger ağlıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Eski bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoenicia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. tarih). Fenike halkından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فن] bilim. 2..tür. 3.teknik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afrika'da bulunan uzun ve sivri kulaklı bir cins ufak tilki, (zool). Fennecus zerda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rezene, raziyane, (bot). Foeniculum vulgare. broad-leaved hog-fennel padişah otu, (bot). Peucedanum ostruthium. giant fennel at kasnısı, (bot). Ferula comunis sea fennel deniz rezenesi, bot Crithmum maritimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ilim ve fenne uygun şekilde, fen kaidesince, fen vasıtasıyle: Dünyanın hareketi fennen isbat olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فنا] teknik açıdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fenniye). Fenne uygun, fenle alâkalı. Fennî bir mecmua, fennî kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific. technical. expert. professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific. technological. technical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فنی] teknik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teknoloji.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فنيات] teknoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bataklık gibi; bataklıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénologie

belirti bilimi

Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Varlığı şuurla idrak edilen hadise.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénomène

1. olay, 2. fel. görüngü

1. Önemli tarihsel olgu. 2. Duyularla algılanabilen her şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon. phenomenon olay. olgu. görüngü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Yalnız fenomenlerin varlığını kabul eden felsefî doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénoménisme

fel. görüngücülük

Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fend.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çemenotu, (bot). Trigonella foenum graecum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوسفند] koyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gelinfeneri): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyazdır. Yemişleri kiraza benzer. Terkibinde C vitamini vardır. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül - Ekim aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خائفا] korkarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nezaket ve saygı mübalâğası olarak konuşma ve yazı dilinde: Hanım, İng. lady. 2. Osmanlı hânedânında şehzâde zevceleri ile pâdişâhların kadın-efendi olmayan eşlerine verilen resmî prenseslik unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madame. ma'am. mum. lady. gentlewoman. ladyship. the missis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. madam. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a lady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz atma, ima ile söylenilen dokunaklı söz, takılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Korkudan, korkarak: Havfen min’Allah = Allah’tan korkarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Çok bilen, bilhassa birçok sanatı birden çok yüksek derecede yapabilen adam. 2. Minâre ustası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa uçma deneyimini başaran adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aksine, tersine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, kimseye zarar vermez, dokunmaz, incitmez. inoffensively z. zararsızca, incitmeyerek. inoffensiveness i. zararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ispanakgiller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اسفنج] sünger.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. isfenciyye). Süngere benzer olan: Isfencî cisimler (süngerimsi cisimler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. botanik). 1. Beyaz biber tohumu. 2. Akçaağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sfenks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Levrek balığının küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). İstinâf suretiyle, ikinci derecede muhâkeme olunmak üzere dâvası istinâfen görüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölüyü sardıkları bez: Ölüyü kefene sarıp tabuta koyarlar. Kefen soyucu = Çok alçak, hırsız ve ahlâksız, Ar. nebbâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kefene sarılmış. 2. Yufkaya sarılmış (tavuk vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet. cerement. grave clothes. cerements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefeni omuzunda. mec. rind, kalender.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefene sarılmış, kefenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefen vesair cenazeye ait şeyler satan adam. mec. Soyucu, tamâhkâr, zâlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölüyü kefene sarmak, Osm. tekfîn etmek. 2. Tavuk, hindi vesaireyi bütün olarak yufkaya sarıp pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shroud (a corpse. enshroud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sararak, sarılmış ve ekli olduğu halde: Aldığım mektubu leffen tarafınıza gönderiyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لفا] ilişikte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hoşlukla, yumuşaklıkla, İyilik yüzünden. 2. İzin vererek, müsaade ederek, lutuf göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lütfen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

please. very kindly. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

please. very kindly. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarfı içine konmuş olduğu halde, mazrûfen gönderilen yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «defn» den im.) (c. medâfin). Ölülerin gömüldüğü yer, mezar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدفن] mezar, defin yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). MelfOf olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملفوفا] ilişikte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medfen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fenn» den if.) (mü. mütefennine). Çeşitli fenler okuyup öğrenmiş: Mütefennin adam (Arapça’da fen «çeşit, türlü» demek olduğundan, asıl mânâsı «birkaç türlü olan» veya «türlü şeyler düşünen» dir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفنن] fen bilimleri ile uğraşan, teknik ile uğraşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabahat işlemek, suç işlemek; kızdırmak; gücendirmek, darıltmak, hatırını kırmak. offended (s.) küskün, darılmış. offender (i.) suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kusur, kabahat; suç; tecavüz, hücum, saldırı; incitme, gücendirme. commit an offense kabahat işlemek. give offense gücendirmek, kızdırmak. No offense. Gücenmeyiniz. Ayıp olmasın. take offense gücenmek, darılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çirkin, iğrenç; saldırıyla ilgili, hücuma ait; yakışmaz; kötü; hakaret edici; (i.) saldırı, hücum. offensively (z.) tiksindirerek; hücum ederek. offensiveness (i.) tiksindiricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Örfe göre, örfe uyularak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفا] geleneğe göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fenik, Alman markının yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sphinx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sphinx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sertleştirmek, sertleşmek; pekiştirmek, pekişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «fenn»den). Fen bilgisi edinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Turfanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rastgele

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by coincidence. accidentally. haply. incidentally. fortuitously. by accident. casually. causelessly. in passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. incidentally. by chance. by coincidence. by accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by accident. fortuitously. by coincidence. coincidentally. accidentally. by haphazard. by misadventure. peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفا] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korunmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Unf ile, şiddet ve kabalıkla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنفا] sertçe, şiddet kullanarak, kabalıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by