Fere Yehut Ferik ne demek? | Fere Yehut Ferik anlamı nedir? | Fere Yehut Ferik

Fere Yehut Ferik anlamı nedir?

Fere Yehut Ferik ne demek?

Fere Yehut Ferik anlamı nedir?

Fere Yehut Ferik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fere yehut ferik

Türkçe Sözlük

(i.). Çil ve bıldırcın gibi kuşların pilici.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (anat). içeri götüren (sinir v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferansa katılan kimse; şereflendirilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görüş ve fikir teatisi için toplantı, konferans; kongre; müzakere; verme. in conference toplantıda, meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). nakleden, taşıyan; (anat). ersuyu (sperma). kanalına ait; (i) yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). riayetkârane, hürmetkar. deferentially (z). hürmetkârca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, fark; ayırıcı özellik; ihtilaf, anlaşmazlık, kavga, dava; (mat). fark, çıkarma sonucunda kalan miktar. It makes a difference. Fark eder. şu veya bu şekilde sonucu etkiler. split the difference kalanı eşit olarak bölmek; anlaşmak, uyuşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). from veya than ile: (ing). from veya to ile farklı, başka, ayrı; muhtelif, çeşitli. differently (z). başka şekilde, başka türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ tiae) (man). ayırt edici vasıf veya herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). farklı özelliği olan, fark gösteren, farklı, farklarla ilgili; farklara dayanan; (i)., (mat)., (mak). diferansiyel; (mak). diferansiyel dişlisi. differential calculus (mat). diferansiyel hesap. differential equation (mat). diferansiyel denkl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, ayırt etmek, tefrik etmek, temyiz etmek; farklılaşmak, farklı olmak. differentia'tion (i). fark, temyiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). dışarı götüren; dışarı götürülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çil ve bıldırcın gibi kuşların pilici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hüzün keder ve üzüntüden sonra gelen sevinç ve iyi hal. Sıkıntı ve şiddet mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرج] rahatlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2.Zaf(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorluktan sonra gelen kolaylık; kederden, darlıktan sonra gelen sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efrâs). At, beygir (barglr). Feres-ül bahr = Su aygırı, hipopotam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرس] at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir azizin ölüsünden veya eşyasından geriye kalan kutsal emanetlerin konduğu sandık, bu emanetlerin saklandığı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferîkayn) (c. F. ferîkan). 1. insan topluluğu, büyük bölük, takım, fırkadan büyük topluluk: Cennetlikten olan ferikten mi yoksa cehennemlik olan ferîkaynden mi (tesniyye sigasiyle) dir? 2. Bir fırkaya kumanda eden üstsubay, tümgeneral. Bahriye feriki = İkinci amiral, vis-amiral ki, eskiden «kapudane bey» denilirdi. Ferik elması = Bir elma çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşte kavrulup yenen yeşil buğday taneleri. 2. Küçük, zayıf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق اول] korgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق ثانی] tümgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریقان] tüm veya korgeneraller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferik rütbesi: Falan paşaya feriklik verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gufrân’dan gelir ve yalnız şu Arapça tâbirlerde geçer): Gaferallah lehü = Tanrı ona af ve merhamet etsin! Gaferaliah zunûbihi = Tanrı günahlarını affetsin!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan. indifferently z. ilgisizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. netice çıkarma, mana çıkarma; man. çıkarsama; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuç olarak çıkarılabilir. inferentially z. istidlâl edilerek, dolayıyle anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, müdahale etmek; çatışmak, zıddiyet göstermek; dokunmak, zarar vermek; (fiz.) birbiri üzerine tesir etmek; mâni olmak; bazı oyunlarda karşı tarafın yolunu kesmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karışma, dokunma, sataşma; (fiz.) girişim, karışım; radyo parazit .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir) («küffâr») gibi. Kâfirler, bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفره] kafirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜSAFERET) (i. A. «sefer»den masdar). 1. Yolculuk, seyahat. 2. Misafirlik, konukluk: Uç gün misâferette kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar) (c. münâferât). Biribirinden nefret etme, sevişmeme: İki ortak arasında münâferet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Fetih ve zafere nail olarak, galip ve muvaffak olarak: Uç defa sefer edip her seferinden muzafferen döndü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih hakkı olan; tercihli; tercih eden veya edilen. preferential tariff gümrükte rüçhanlı tarife, asgari tarife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hakem; tartışmalı bir meseleyi hal için kendisine müracaat edilen kimse, bilirkişi, eksper; (f.) hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) referandum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kastedilen nesne veya kavram, bir söz veya sembol ile ima edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir veya birkaç taşıyıcı kablo üzerinde hareket eden bir kabin vasıtasıyle yükseklere eşya ve insan taşıma usûlü ve tesisatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telpher. cable car. cableway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable car. teleferic. telpher. cable-car. cable railway. telpher telfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. hislerin psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by