Fes ne demek? | Fes anlamı nedir? | Fes

Fes anlamı nedir?

Fes ne demek?

Fes anlamı nedir?

Fes | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fes

Türkçe Sözlük

(i.). Fas şehrinde yapılan kırmızı bir nev’i başlık. Eskiden Türkiye’de de kullanılırdı. Fes kalıbı; fes giymek; başına fes koymak. Tunu» feıi = Eski tarzda büyük ve kalın cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fez.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fez.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fine Error Signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Folder Error Summary A list of errors made during the auditing of an individual, as well as an appraisal of the individual's progress Frequently used as a verb, meaning 'to examine a case folder and note the errors found '. fixed earth station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fixed End System The non-mobile communication system that handles OSI transport and higher layers of CDPD transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Final Environmental Impact Statement. final environmental statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Factor Evaluation System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fluent English Speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fine Error Sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fusion Energy Sciences One of the five DOE Offices of Science See the FES web pages. a building, a construct, a creation, to build, to construct, to create, to make. a city in north central Morocco; religious center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2.Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes’ade, Ali b. Süleyman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فشان] ateş saçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce, parlak ve ekseriya iki renkte ipek kumaş, bu kumaştan yapılmış: Cânfes fistan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان فشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itiraf etmek; ikrar etmek; teyit etmek, doğrulamak teslim etmek; günah çıkartmak; şiir belli etmek. confesedly (z). itiraf kabilinden, teslim ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itiraf, ikrar, doğrulama, teslim; günah çıkartma. confession of faith iman ikrarı. judicial confession mahkeme önünde yapılan itiraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). günah çıkartma hücresi; (s). itiraf veya günah çıkartma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günah çıkartan papaz; itiraf eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefîs» ten itaf.). Daha veya pek kıymetli ve makbûl, pek latif veya lezzetli: Anadolu’nun enfes mâmûlâtı halılardır; Aydın’da enfes üzüm ve incir çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exquisite. grand. scrumptious. delightful. excellent. brilliant. gorgeous. delicious. slap-up. delectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superb. splendid. delightful. delicious. excellent. grand. scrumptious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفس] çok nefis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel, en güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fesat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فساد] fesat, bozukluk. 2.kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. fesâd = karışıklık, F. Amihten = karıştırmak). Fesâd çıkaran, karıştıran, ikilik yaratan: FesâdAmîz birtakım sözlerle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. fesâd = karışıklık, F. engîhten = koparmak). Fesat koparan, ortalığı karıştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atılan okun havada çıkardığı ses, fış sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fasâhat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاحت] fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, duruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hikâye, masal. (bk.) Efsâne, fesâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Efşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Masal, esatir, asılsız ve harikulâde hikâye, (bk.) Efsâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسانه] efsane, masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FESADA ) (i. A.) (c. fesâdâ). 1. Bozukluk, bozuk şeyin hali, çürüklük, yolsuzluk: Fesâd-ı mide = Mide bozukluğu. Fesâd-ı dimağ = Beyin bozukluğu. Fesâd-ı ahlâk = Ahlâk bozukluğu, bozuk ahlâk. 2. Karışıklık, nifak, fesat karıştırmak; aralarına fesat düştü. Ehl-I fesâd, erbab-ı fesâd = Fesât karıştıranlar, asayişi bozanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisonous. low-minded. jaundiced. sinister. malice. depravity. intrigue. mischief. corruption. plot. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinister. disturbance. disorder. sedition. mischief. treachery. intrigue. mischievous. factious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disturbance. disorder. treachery. corruption. depravity. mischief. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فساد] bozukluk, kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat karıştıran, karıştırıcı, nifakçı, iş bozan. Ar. münâfık: Fe satçı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublemaker. trouble making. factious. firebrand. incendiary. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirring up trouble. sedition. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müstehcen, açıksaçık, kaba, ahlaksız, ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çayır otu, (bot). Festuca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.” c.) (m. fâsid). Fâsitler. (bk.) FAsid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bozma, kaldırma, hükümsüz bırakma. Ar. lağv, iptâl: Kanunun bir maddesini feshetmek; yeni nizam eskisini feshetti; bir usûl ve Adetin feshi. 2. (hukuk). Bir mahkemenin verdiği kararı bir üst mahkemenin bozması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فسخ] iptal etme, kaldırma, bozma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeal. undoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annul. cancel. dissolve. quash. repeal. rescind. revoke. to abolish. to cancel. to annul. to rescind. to repeal. to abrogate. to dissolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annul. to annul. to abrogate. to dissolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fesh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolition. cancellation. dissolution. annulment. cancel. rescission. denouncement. invalidation. cassation. defeasance. repeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation. repeal. compulsory dissolution. abolition. annulment. abrogation. dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annulment. avoidance. cancellation. termination. repeal. dissolution. annihilation. cassation. rescission. revocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Abolition)

Ortaklık faaliyetlerinin esas sözleşme şartlarına bağlı olarak ya da kanunlarda belirtilen şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde sona erdirilmesidir. Sözkonusu durum gerçekleştiğinde Ortaklık hisse senetleri Borsa kotundan da çıkarılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efşâl). Korkak, cesareti olmayan, yüreksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep basil. basil reyhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(reyhanotu): Ballıbabagillerden; yaprakları güzel kokan bir çeşit süs bitkisidir. Akfesleğen, hindfesleğeni, yabanifesleğen, yerfesleğeni gibi çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Hazımsızlığı giderir. Baş dönmesini durdurur. Zafiyeti giderir. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu; sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratı kaçırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. y. A.). Reyhan da denilen güzel kokulu bitki. Saksılarda yetiştirilir. Ak fesleğen, Hind fesleğeni, yabanî fesleğen, yer fesleğeni = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Falan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bayram veya yortuya ait; şen, sevinçli, eğlenceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tekrar unsuru). Falan ve fıstık sözlerinin yanı sıra söylenir: Falan festegiz; felan fıstık. Festegiz = Şu, bu; öteberi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). iltihaplanmak, azmak; çürümek, küflenmek; kuruntu etmek; (i). iltihap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sinirlilikten ileri gelen hızlı yürüme temayülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Muhtelif vesilelerle yapılan ve birkaç gün süren şenlik. Argoda düzensiz, toplantı, curcuna anlamına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival. festive. festival. festivity. carnival. feast. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to a fest; festive; festal; appropriate to a festival; joyous; mirthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A time of feasting or celebration; an anniversary day of joy, civil or religious. an organized series of acts and performances ; 'a drama festival' a day or period of time set aside for feasting and celebration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a day or period of time set aside for feasting and celebration. an organized series of acts and performances ; 'a drama festival'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From Latin, joyful Another way of describing a Feast Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A special day or season of the year to celebrate an event of importance to a religion They were and are times of feasting and are often associated with holidays. n pesta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ceremonial parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bayram, yortu; festival, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bayrama ait, festivalle ilgili; şen, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). festival; bayram, şenlik, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kavis şeklinde sarkan çiçek veya krepon kâğıdından yapılmış kordon; (güz.san). bu desende kabartma süs: (f). böyle çiçek veya kâğıtla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ABD, argo çene çalma zamam, yarenlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı saçan, acı acı ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribcage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevâhir saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, feşânden = saçmak). Gül saçan, etrafa gül dağıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Güzel kokululuk. mec. Hoş ve güzel sözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hem-dem, arkadaş, Ar. musâhib.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zarar verecek kadar bir yerde çok olmak, zarar vermek; (bit, kurt) istila etmek, etrafı sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istila (bit, kurt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tel veya demir çubuktan yahut tahta pervazlarından yapılmış mahfaza ki, görüşe ve havanın işlemesine engel olmaksızın hapsetmek için kullanılır: Kuş kafesi; bülbül kafesi; arslan kafesi; tavuk kafesi. 2. Eskiden ince tahta çıtalarından yapılıp pencerelere takılan siper ki, içeriden dışarıya bakmaya pek engel olmadığı halde dışardan içeriyi görmeye engel olurdu: Pencere kafesi; pencerelere kafes takmak. 3. Tahta binanın kaplama tahtalarıyla sıvası daha geçirilmeyip yahut çıkarılıp yalnız direklerden ibaret taslağı: Bu evi kafes edip öyle tâmir etmeli; yaptırdığı ev henüz kafes halindedir (şimdi iskelet deniyor). 4. Tekke ve câmi gibi yerlerde kadınlara mahsus yer ki, kafesle ayrılmış olur: Kafeste çok kadın var. Kafes ardından = Doğrudan doğruya meydana çıkmaksızın, gizliden. Karakafes = Siyah bir kök. Kafes gibi = Gayet zayıf ve seyrek (kumaş vesaire), (denizcilik) Muharebe kafesi = Savaş sırasında düşman mermilerinden sakınmak için savaş gemilerinin kaportalarına ve anbar ağızlarına kapatılan çelik kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird cage. cage. lattice. coop. jail. grating. grill. grille. lath. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cage. framework. hutch. lattice. screen. skeleton. skip. grating. grill. jail. clink. the cooler. the can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cage. frame. framing. grating. trellis. lattice. grate. truss. crib. guard. gridiron. hack. latticework. latticing. grillage. grille. frame-work. trestle. carcassing. carcass. tellis-diffuser. louvers. rack. coop. framework. netting. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ قفس] kafes. 2.pencere kafesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Pencere kafesi yapan doğramacı. 2. Dolandırıcı, bk. Kafeslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of cages or lattice work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle üzerine kafes gibi Abânî sarılmış kavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. argo). Dolandırmak, kandırmak, aldatmak, göz boyamak. «Kafese koymak» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latticed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latticed. having a wooden framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontolo|i). Teşbih böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz veya menekşeye çalar kırmızı renkte bir bitki (symphytum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Damla saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran, hayat kurtaran kimse veya şey; b.h., tic. mark. şeker simidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii büyüklükte (resim veya heykel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat için gerekli olan esaslı şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manifesto, kaptan tarafından gümrük idaresine gemideki malları bildirmek üzere verilen liste, gümrük beyan namesi, yük senedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikar, belli, açık, meydanda olan. manifestly z. açıkça, aşikar olarak. manifestness i. açıklık, aşikarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıkça göstermek, belirtmek, izhar etmek, ispat etmek; manifestoda göstermek; kendini belli etmek, kendini göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tezahür, görünme, belli olma; meydana koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. ticaret). Fabrikadan tüccara gönderilen malın cins, miktar ve değerlerini gösteren beyanname. Manifesto memuru = Tüccarın bu kâğıtlarına bakmak görevini yapan gümrük memuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manifesto

bildiri

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest. waybill. shipping bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public declaration, usually of a prince, sovereign, or other person claiming large powers, showing his intentions, or proclaiming his opinions and motives in reference to some act done or contemplated by him; as, a manifesto declaring the purpose of a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's manifest. bill of loading. ocean manifest. shipping bill. waybill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public declaration of intentions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. toes) tebliğ, bildiri, umuma hitap eden beyanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Nefes alacak yer ve açıklık» mânâsiyle kullanılmış ise de galattır, aslı «menfez» dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesr» den imef.) (mü. müfessere). Açıklanmış, tefsir olunmuş: Ibârât-ı müfessere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesr» den if.) (mü. müfessire). 1. Kapalı ve kısa bir şeyi açıklayıp mânâsını ortaya koyan: Bu sözü müfessir birtakım tafsilât, (i. A. c. müfessirtn). 2. Kur’an-ın metnini şerh ve izah eden bilgin: Müfessirin reyi; müfessirînden Fahr-i RAzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreter. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefs» ten masdar). Biribirine karşı çekememe gösterip haset ve rekabet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» ten if.) (mü. münfesiha). Fesholunmuş, Ar. mefsûh, mülga: Kanunun münfesih maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anulled. abrogated. terminated. abolished. dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» ten lf.). Tefessüh etmiş, çürümüş, kokmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفسخ] bozulmuş, kokuşmuş, çürümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk dinî tasavvuf! şiir ve musikisinde bir şekil, Bektaşî ilâhîsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enfâs). 1. Ciğere alınıp verilen hava, soluk. 2. Bir soluk alacak kadar vakit, an, dem, lahza: Tanrı, bir nefeste Alemi yok edebilir. 3. Okuyup üfleme, üfürükçülük: Nefes etmek. 4. Üfürükçülüğün tesiri: O adamın nefesi vardır; nefesi meşhurdur. Nefes almak = 1. Solumak. 2. Yorgunluk çıkarmak, istirahat etmek: Bırak bir parça nefes alalım. Nefes aldırmak = 1. İstirahat ettirmek. 2. Vakit bırakmak, aralık vermek: Hiç nefes aldırmadı. Tek-nefes ve daha doğrusu tengnefes veya tık-nefes = Nefes darlığı. Nefes tüketmek = Boş yere çok söylemek, söyleyip de dinlenilmemek. Son nefes = Can verme vakti: Son nefesinde tövbe etmiş. Nefes darlığı = Solumada zahmet çektiren illet, Osm. zıyk-ı sadr. Nefesi tutulmak = Nefes alamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. exhalation. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. wind. draw. drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. air. exhalation. gasp. respiration. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trachea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. throttle. venting pipe. windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan nefes darlığını tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya yarım kilogram temizlenmiş ıspanak konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Ispanağın tamamı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspnea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of breath. panting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe out. to exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes etmek, okuyup üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes alınmak, okunup üflenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind instrument. long-winded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava almak için kulübe, anbar vesaire üstünde açılmış delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Üniversite ve yüksek okullarda doçentten bir derece üstün olan öğretim üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor. prof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prof. professor. profesor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professoriate. professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itiraf etmek, açıkça söylemek; iddia etmek, savlamak, taslamak; (inancını) ikrar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iddia edilen, savlanan; açıklanmış, alenen itiraf edilmiş; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iddiaya göre; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diploma gerektiren meslek; meslek, sanat, iş kolu; iddia; itiraf; söz; inancın açıklanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesleğe ait, mesleki; ustalıklı; meslek sahibi olan; profesyonel; i. profesyonel kimse. profession- ally z. meslek bakımından, meslekçe, iş için; ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ordinaryüs profesör; sözlerle açıklayan veya iddia eden kimse. professorship i. ordinaryüs profesörlük; profesörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. profesöre ait. professorially z. profesörce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir İşi meslek edinmiş olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. pro. professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) krallık tarafından tesis olunan kürsüye tayin olunan profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızımtırak, kırmızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz saygısı, izzetinefis, onur, haysiyet; hodpesentlik, kendini beğenme, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki). Tahtadan yapılmış nefesli çalgılar, zıddı: mâdenî nefesliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. rotting. putrefaction. decay. degeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسخ] çürüme, çürüyerek dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çürümek, çürüyerek dağılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahat nefes alamayan, zor nefes alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itiraf edilmemiş, açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meslek standartlanna aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وظيفه شناس] görevine düşkün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Nuh (a.s.)’un üçüncü oğlu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerleşmiştir. Türk soyunun atası olduğu söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, feşânden, efşânden = saçmak). Altın saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Işık, ziyâ saçan. (bk.) Ziyâ-efşân.

Türkçe Sözlük by