Fida E Hideri | Fida E Hideri ne demek? | Fida E Hideri anlamı nedir?

Fida E Hideri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fida hideri

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Zarkanatlılardan bir böcek. Kurtçukları daha çok gül fidanlarında yaşar (Hylotoma).

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gars bu mânâya gelmez). Taze fidanlar, yeni dikilmiş ağaçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغراس] fidanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

Türkçe Sözlük

(bk.) Betul. (Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bakire. 2.Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3.Ayrı kök salan fidan. 4.Hz.Meryem’in lakabı. 5.Hz.Muhammed (s.a.s)’in kızı Hz.Fatıma’nın lakabı.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bakire. 2.Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3.Ayrı kök salan fidan. 4.Hz.Meryem’in lakabı. 5.Hz.Muhammed (s.a.s)’in kızı Hz.Fatıma’nın lakabı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini, bot. Vaccinium myrtillus; dağ mersini, buna benzer birkaç cins fidan ve meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (otlamak, yemek sığır, koyun v.b.); (kitabı) gözden geçirmek; i. fidanların ve ağaçların taze sürgünleri veya dalları.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıcak üIke fidanlarından ,çıkarılan ve boya ile eczacıkta kullanılan birkaç çeşit pekiştirici madde; Hint helvası otu,(bot). Acacia catechu.

Türkçe Sözlük

(i.). Yerle beraber ufak bir bitkinin verdiği pek lezzetli ve güzel kokulu maruf meyve ki, çeşitleri olur: Dağ çileği = Bunun yabanisi (lezzet ve kokuca hepsinden üstündür). Firenk çileği = İri taneli, mayhoşçası. Çilek fidanı, çilek kökü, çilek tarlası, çilek reçeli, çilek şurubu, çilek dondurması. Ağaç çileği = Şeklen çileğe ve duta benzer olup küçük bir ağaç üzerinde hasıl olan kırmızı ve güzel rayihalı bir meyve, ahududu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç; hükümdarlık; hükümdar; taça benzer şey; şeref ve itibar veren şey; tepe, baş; başlık; beş şilin kıymetinde eski bir ingiliz parası; kron, Çekoslovakya ve Danimarka para birimi; (bot). tohum fidanında sapın kök ile birleştiği nokta; (bot). bir

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ etmek, dallı budaklı olmak: Bu fidanlar ne güzel dallandı! 2. Dallara bölünmek, şubelere ayrılmak: Anadolu demiryolu ilerde çok daha dallanacaktır. 3. Müşkül olmak: Bu mesele pek dallandı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. agony aunt / uncle. active columnist. agony aunt.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dikeleç; (f). dikeleç ile toprağa çukur açmak, dikmek (fidan).

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakta durdurmak. Osm. Rekz ve ikame etmek: Bir taş, bir direk, sancak dikmek. Şamdana mum dikmek. 2. Kökleşmek üzere yere koymak. Osm. gars etmek: Ağaç, fidan dikmek. 3. Kabı baş aşağı çevirip içmek: Bir testi suyu dikti. 4. İğne ve iplikle birleştirmek: Esvab, çamaşır, sökük, yara dikmek. Sözü dikmek = Dikçe söylemek, dayatmak. Göz dikmek = Tamah etmek.

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f).,(s). cüce, bodur hayvan veya fidan; (f). büyümesini önlemek, cüceleştirmek; karşılaştırma yaparak gölgede bırakmak, küçük göstermek; (s). kısa boylu, cüce olan, bodur. dwarf elder yaban mürveri,(bot.) Sambucus ebulus.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğilmek işi, meyil. Ar. inhinâ. Atlının yere eğilmesi. 2. Çevrilme: Taze fidanın eğilmesi.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğilmek, çarpılmak. Osm. mâil olmak, meyelân etmek, çarpılmak: Sağa doğru eğilmiştir. 2. Bükülmek, çevrilmek, inhinâ etmek: Fidan taze iken eğilir, (bk.) Iğilmek.

Türkçe Sözlük

(İĞMEK) (f.). 1. Bir yana meylettirmek, çarpıtmak: Başını eğmek, sancağı eğmek. 2. Bükmek, çevirmek, kıvırmak. Osm. münhant veya mukavves etmek: Fidanı, teli eğmek. 3. mec. iknâ etmek, itaat altına almak: Kendisini eğmeye muvaffak oldu. Ağız eğmek = İstihzâ etmek. Baş eğmek = 1. İtaat göstermek, muti olmak. Osm. ser-fürû etmek. 2. Mahcup olmak. Boyun eğmek = İtaat etmek, çaresiz razı olmak. Yüz, çehre eğmek = Somurtmak, surat asmak.

Türkçe Sözlük

(f.). Eğip bükmek, eğri etmek, çarpıtmak. Osm. mukavves ve münhani etmek: Taze fidanı istediğin gibi eğriltebilirsin.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kaçış, kaçma, firar; kurtuluş; sızma sızıntı; bakımsız kalmış fidan; (s.) gerçeklerden uzaklaşmayı sağlayan, sorumluluğu azaltıcı. escape cock emniyet musluğu. escape pipe emniyet borusu, fazla su veya buharı çıkarmaya mahsus boru. escape shaft

Türkçe Sözlük

(bk.) Fedâ.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaç ve çiçeğin tazesi: Ağaç, gül, karanfil fidanı. 2. Diğer yere dikilmek üzere tohumdan yetişme olarak sık bitmiş olduğu yerden çıkarılmış taze ağaç veya çiçek: Fidan dikmek, fidan yetiştirmek, fidan tarlası. 3. Düz ve doğru ağaç dalı. Fars. nihâi. Fiden gibi = Fidan boylu, ince uzun. 4. Ağacın kökünden çıkan sürgün.

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) 1.Yeni yetişen körpe ağaç. 2.Fidan boylu: İnce uzun mütenasip.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tohumdan fidan yetiştirmeye mahsus tarla veya bahçe. Fars. nihâlistân: Burası güzel bir fidanlık olur. Bağ ve bahçesi olan adam bunun bir köşesine bir de küçük fidanlık yapmalıdır. 2. Yeni dikilmiş bağ.

Türkçe Sözlük

(i.). Yastıkta tohumdan yetiştirilip tekrar dikilmek üzere çıkarılan sebze fidanı: Pırasa, lahana, domates fidesi.

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç ve çiçek fidanı, taze sürgünü: Filiz sürmek, filizlerini almak. Filizkıran = Mayıs ortalarına raslayan fırtına ki, mevsim icabı bağ filizlerini kırar. Asma filizi = Açık fıstıkî renk.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağaç dikme, fidan dikme; gars-ı eşcâr, orman garsı.

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirilmek, getirttirilmek: Fabrikadan komisyoncu vasıtasiyle örnekler getirilebilir. Oradan fidan getirtilemezse de tohum getirtilebilir.

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirmek: Komisyoncuya fabrikadan örnekler getirttim. Hariçten fidan getirtip dikmeli.

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül fidanı.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül fidanı. 2.Gül ağacı. - Birleşik isim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل نهال] gül fidanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kına fidanı, (bot). Lawsonia inermis; kına.

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında iki: Parayı bölüştüler, ikişer lira düştü. Bu fidanları ikişer liraya aldım.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebat» tan masdar). Bitirme, bitmesini gerektirme: Fidanları inbât eden kuvvet.

Türkçe Sözlük

(i.). Nâzik, nârin, fidan gibi: incerek boy.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- gos,- goes) çivit; çivit rengi. indigo plant çivit fidanı, nil, bot. Indigofera tinctoria.

Türkçe Sözlük

(i. botanik), t. Karabibergillerin örnek bitkisi olan tırmanıcı bir fidan ve bunun bahar olarak kullanılan taneleri (piper nigrum). 2. mec. Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli.

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Baklagillerden, kurak yerlerde yetişen, dikenli bir fidancık (prunus spinosa). 2. Bir cins barbunya balığı.

Türkçe Sözlük

(f.). Fidan kökUnden yeni filizler sürüp azmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. ince ve düz budak, fidan. 2. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük

(i.). Kökü olan, kök salmış: Köklü ağaç, fidan.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilerin fide yeri, tohumların ekilip fidan oldukları yer, fidelik, fidanlık. 2. mec. Aslî yer, vatan, menşe. Kökünde büyümek — Vatanından dışarıya çıkmamak, dünya görmemek, dünyadan habersiz olmak.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, yerinden ayırmak: Zinciri koparmak. 2. Çekip ayırmak, bağlantısını kesmek: Kuşun başını koperdı; köpek yakaladığı et parçasını kopardı. 3. Çekip çıkarmak, sökmek, Osm. kal’etmek: Fidanları kökleriyle koparmak, kapı kanadını yerinden koparmaya rrfuktedir. 4. mec. Zorla almak, bir şeyi sıkı tutan adamdan alabilmek: Ondan para koparmak ne kadar zor: Ben, kendisinden beş on lire koparacağımı umuyorum. 5. Gürültülü veya karışık bir hâli vücuda getirmek: Kıyamet koparmak, velvele koparmak, rüzgâr toz duman kopardı. mec. Zinciri koparmak = Çıldırmak KOPARTMAK

Türkçe Sözlük

(f.). Kırılıp ayrılmek: ip koptu, fidanı çekerken kökü, bir deli koptu. 2. Bağlantısı kesilmek, ayrılıp düşmek: Saçağın uçları, ceketimin bir düğmesi koptu. 3. Gürültülü veya tehlikeli bir şey ortaya çıkıvermek, birdenbire çıkmak: Kıyamet koptu, bir velveledir koptu, şiddetli bir rüzgâr, bir yağmur koptu. 4. Fazla ağrımak: Ciğeri kopmak, barsaklarım kopuyor. Öd kopmak = Çok korkmak, heyecan ve dehşete uğramak. Gönülden kopmak = Vermeye razı olmak, rızasıyla vermek: Kızılay’a yardım topluyorlar, herkes gönlünden ne koparsa veriyor.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kutru, çapı bakımından: Aldığınız fidanlar kutran ikişer santimetredir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. lice) bit, kehle, zool. Pediculus;( argo) eşekoğlueşek, pis herif. crab louse kasık biti, kıl biti, zool. Phthirus pubis. plant louse fidan biti, zool. Aphis.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gars» dan im.). Fidan bahçesi, fidanlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. intimate. confidential. confidant. within the relationships forbidden for marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. paymaster. reliable and trustworthy person. money collector. confidant. stand-by. pay master. fiduciary. syndic. trustee for administration.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni. Nev-İcSd = Yeni icâd edilmiş. Nev-bahâr = İlkbahar! Nevresîde = Yeni yetişmiş. Nev-zâd = Yeni doğmuş. Nev-zuhûr = Yeni çıkma. Taze, körpe. Nev-civân = Delikanlı. Nev-nihâl = Taze fidan. Nev-be-nev = Yeniden yeniye.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taze fidan. mec. Uzun boylu genç sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نونهال] genç fidan.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Taze fidan, ağacın taze sürgünü.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidan, dal. Nev-nihâl = Taze fiden, dal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نهال] fidan.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Sevgili. 2.Taze, düzgün fidan, sürgün.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yeni yetişmiş, düzgün, fidan. 2.Avcı, korkuluğu. 3.Döşeme, döşenecek şey.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidan dallarından yapılan ve sofrada yemek sahanları altına konulan dairevî şey ki, sırmalı meşinden, madenden vs. den yapılır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidanlık, fidan yetiştirilen bahçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir evde çocuklara ayrılan oda veya daire; fidanlık. nurseryman (i.) fidanlık bahçıvanı. nursery rhyme çocuk şiiri. nursery school anaokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daldırma dal, fışkırma dal, piç fidan; bir aile veya ırk kolu; bir dağ sırasının ovaya uzanan burnu; mim. duvar kalınlığının azaldığı yerde meydana gelen raf gibi düz çıkıntı; mak. engeli aşması için bir boruya konulan dirsek; ana çizgiden dikey ol

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birbirini örtecek derecede büyümek (fidan); fazla boy atmak.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yerini değiştirmek, kımıldatmak, harekete geçirmek: Dama bilen hangi taşı oynatacağını bilir, fidanı yerinden oynatmazsan daha çabuk büyür. 2. Oyun ettirmek, oyun oynamaya zorlamak veya izin vermek: İkisine de oyun için müsaade verdi. 3. Sıçratmak, oyunlar ettirmek: At oynatmak, ayı, maymun oynatmak. 4. Hora teptirmek, raks ettirmek. 5. Tiyatroda bir oyun temsil ettirmek: Bu akşam filân tiyatro Moli&re’in filân eserini oynatacak. 6. mec. Aldatmak, kandırmak, aldatarak yormak: iki aydır benî oynatıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kaliteli siyah çay orangepekoe çay fidanının tepedeki en küçük yapraklarından meydana geien üstün kaliteli siyah Hint ve Seylan çayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. biber, bot. Capsicum; karabiber, bot. Pipernigrum; biber fidanı; kırmızıbiber; f. üzerine biber ekmek, biberlemek, biber gibi ekmek; üzerine kurşun ; veya taş yağdırmak; (bir yazı veya konuşmayı) çekici duruma sokmak. pepperand salt s. tuz bibe

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. flokseride familyasından üzüm kütüklerini tahrip eden pek küçük bir böcek, bir çeşit fidan biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koru, fidanlık; büyük çiftlik, geniş tarla, ekim alanı; istiridye yatağı; ekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tüy, kuştüyü; iri ve gösterişli tüy, tüy sorguç; mükâfat, şeref madalyası, nişan; bazı fidan tohumlarını havaya saçan tüy gibi kısım, sorguç; f tüylerle süslemek; tüylerini düzeltmek (kuş); bö- bürlenmek, kendini beğenmek, övünmek. plumeless s.

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. formal. official. government. pertaining to the government or to a government office. authorized. ceremonious. device. ceremonial. solemn. starchy. stately. stiff. technical.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fidan, körpe ağaç; deli kanlı, genç çocuk; bir yaşında av köpeği.

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şaşırtmak işi, yanıltma, aldatma. 2. Fidanların yerini değiştirip yeniden dikme. 3. Birden söylenmesi zor kelimelerden mürekkep cümle. 4. Değişerek giden sıra, setrançvârî tertip.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şaşırmasını mucip olmak: Beni şaşırtmayın; hesabımı şaşırttınız. 2. Fidanın yerini değiştirmek, çıkarıp başka yere dikmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yoldan çıkmak, ayrılmak, oynamak: Yoldan şaştı; ayak şaşmak. 2. İsabet etmemek, yanılmak: Şimdi dikilen fidanlar hiç şaşmaz; kurşun nişandan şaşdı. 3. Hayrette kalmak: Bu işe şaştım; şaşacak şey. 4. Hayran olmak: Şaşakaldım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سهی] fidan gibi. 3.düz, doğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرو نهال] fidan gibi düz servi. 2.servi boylu güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek; ipekli kumaş; ipeğe benzer örümcek ağı teli; ipeğe benzer mısır püskülü. silk cocoon ipek kozası. silk hat silindir şapka. silk mill ipek imalâthanesi veya tezgâhı. silk vine ipek fidanı, bot. Periploca graeca. artificial silk suni ipek. raw

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the secret. confidant. intimate. repository. the initiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow-holder of a secret. confidant. intimate.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi kökünden veya sokulmuş olduğu yerden çekip çıkarmak: Ağacı, fidanı söktü. 2. Dikilmiş veya mıhlanmış yahut yapışmış bir şeyi ayırmak: Kitabın kabını, çekmecenin kapağını sökmek. 3. Sık veya sert ve geçişe engel bir şeyi yarıp geçmek: Vapur akıntıyı, at çamuru, adam kalabalığı söktü: Tren karı sökememiş. 4. Hem toprağı işlemek, açmak: Bu kırı söküp tarla yapmalı. 5. Zor bir cümleyi okuyabilmek: Bu yazıyı sökmedim. 6. Kabızlığı gidermek; sürdürmek: Bu ilâç söktü. 7. Bir hayli bekledikten sonra ortaya çıkıvermek, çok gelmek, boşanmak: Beklediğimiz adamlar akşama doğru söktüler; sonunda yağmur söktü. 8. (tan) Atmak, (şafak) açılmak: Şafak söktü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yayılıp yatmak, sere serpe uzanmak; yatarken kol ve bacakları yaymak; dağınık olmak, yayılmış olmak (fidan); i. yayılıp yatma, sere serpe uzanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. idrar zorluğu; bot. fidanı çok sıkı bağlamaktan ileri gelen normal üstü şişkinlik veya hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emen şey veya kimse; meme emen çocuk veya hayvan; sazana benzer tatlı su balığı; zool. emici uzuv; tulumba pistonu; emici boru; kökten ayrılarak kendi başına büyüyen fidan, piç; A.B.D., (argo) enayi kimse; emilerek yenen çubuklu şeker; f. piçle

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Devam etmek, uzatmak: Fırtına üç gün sürdü. Bu güzel havalar böyle sürecek mi? 2. Vakit geçmek. Mektup yazdıktan sonra çok sürmedi, kendisi de geldi. 3. Ishâl olmak: Karnı sürüyor. 4. Bitmek, topraktan çıkmak veya dal budak edinmek: Ekinler sürdü, diktiğimiz fidanlar güzel sürmüş.

Türkçe - İngilizce Sözlük

undertaking. engagement. affidavit. commitment. committal. pledge. stipulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kıç küpeştesi, morfidar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çay fidanı, bot. Thea sinensis; kuru çay yaprağı; çay; demli içecek; çay ziyafeti; (İng.) akşam kahvaltısı; f. çay içmek: çay vermek. tea bag çay yapmak için içinde çay yapraklan bulunan kâğıt torba. tea ball içine çay yaprakları konulup kaynar

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ehli hayvan veya fidan üretme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fidanları yiyen ufak böcek, ekin biti, zool. Thysanoptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kök filiz; sürgün; fidan; f. kökten filiz sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -es) domates; domates fidanı; A.B.D., argo kız.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Toy, deneyimsiz. 2.Ürkek, çekingen, utangaç. 3.Mağrur, gururlu. 4.Fidan. 5.Toksöz. 6.Balık ağı.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel, genç, yakışıklı. 2.İyi gelişmiş ağaç fidanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerde surüklenen şey veya kimse; sürüngen sap, yerde uzanan fidan; diğer bir arabanın çektiği araba; römork; otomobilin çektiği ve içinde ev tertibatı olan araba; sin. gelecek programa ait filim parçası. fragman trailer court ev römorku park yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir yerden çıkarıp başka yere dikmek (fidan); başka yere yerleştirmek; tıb. aşılama için doku eklemek; i. nakletme; başka yere yerleştirilen şey; başka yere yerleştirme. heart transplant kalp nakli. transplanta'tion i. doku nakli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çiçek etrafında uç yaprağı olan fidan, trilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mala, sürgü; fidanları sökmeye veya dikmeye mahsus el küreği; f. mala ile sıvamak, malalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lâle, lâle fidanı. tulip root bazı tahılların sapına arız olan bir hastalık. tulip tree ağaç lâlesi, bot. Liriodendron tulpifera; lâle ağacı. white tulip tülbent lâlesi, bot. Tulipa stellata.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanilya, bot. Vanilla planifolia; bu fidanın yemişleri; vanilya ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buğday; buğday fidanı. wheat beetle buğday biti. wheat belt buğday yetiştiren mıntıka. wheat rust buğdaypası. wheat'en s. buğdaydan yapılmış, buğdaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yabani ağaç veya fidan ve bunların meyvası; s. evcilleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. genç; i. genç çocuk; taze fidan; acemi kimse.