Fıdi | Fıdi ne demek? | Fıdi anlamı nedir?

Fıdi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fidi

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Al = harf-i tarif ilâh = mabûd). Kâinatı yaratan vücûd-ı mutlak, Tanrı, Rab, Mevlâ, Hudâ, Allahu a’lem = Allah daha iyi bilir, galiba, zannederim. Allahu ekber = Allah büyüktür (hayır temennisi). Allah Allah = Hayret ve hiddet ifade eder. Allah ıslâh etsin = Islaha muhtaç bir kimse hakkında denilir. Allah encâmını hayreyleye = Neticesi tehlikeli görünen bir iş hakkında. Allah için, Allah hakkı için = Yemindir; doğrusu: Hakkâ. Allah etmesin = Maazallah. Allah inandırsın = Hilâfım yoktur. Allah iyilik versin = Allah belâ vermesin beddua niyetiyle acıyarak dua. Allah bir = Yemin makamında. Söz bir Allah bir = Sözden dönülmiyeceğini temin makamında. Allah belâ versin = Beddua. Allah bilir = Allahu Alem, Hudâ Alem. Allah’tan bul, bulsun = Beddua. Allah’tan kork = Yapma, günahtır. Allah’tan korkmaz = ZAlim, insafsız. Allah selâmet versin = Yola çıkanlara dua. Allah sabır versin; Allah sabır ecir ihsan eyleye = Bir acı ve Afet halinde söylenilir teselli duası. Allah aşkına = Allah hakkı için; Allahı seversen = Yemin. Allah akıllar versin = Yolsuz bir harekette bulunanlar hakkında. Allah ömürler versin = Dua ve teşekkür makamında. Allah kavuştursun = Sevdiğinden ayrılana olunan dua. Allah kerim = Bir mahrumiyet ve ihtiyaç halinde söylenilir teselli ve ümit duasıdır. Allahım, rabbim, ilâhî; Allah versin = Bir nimete nail olanlar hakkında sevinç ifadesi ve olmıyanlar hakkında duadır. Allahı seversen = Allah aşkına; yemin. Aman Allah, aman Allahım = Aman ya rabbî. El-hükmullah = Emir Allah indir, rızâ ve tevekkül tâbiri. El-hamdüllllah = Şükür Allaha, itmam duasıdır. El-iyazübillah = Allaha sığındık. İnşallah — Allah isterse. Billahi; tallahi; vallahi = Allah hakkı için, yemin. Bismillah Allah’ın emriyle. Tecâvüzullah-i anhü, ann-seyyiate = Allah kusurunu affetsin. Taalallah = Makam-ı hayrette denilir. Hasbin-allah = Allah bize kâfidir. Rahmallah (müz.) rahmeallah (mü.) rahmehümallah (tes.), rahmehimallah (c.) ve rahmetullahı aleyhe, aleyhâ, aleyhimâ, aleyhim = Allah rahmet eyleye; ölüler hakkında dua. Radiallahü-anhü, anhâ, anhümâ, anhüm — Allah râzı olsun; sahabe ve tabiîn vesair millet büyükleri hakkında dua. Subhânallah = Takdis ve hayret makamında müstameldir. Şehdullah = Allah şahidimdir. Afaallah-ı anhu, anhâ, anhümâ, anhüm = Allah affetsin. Ilmullah = Allah bilir, yemin. Gufrullahu lehO, lehâ, lehümâ, lehüm = Allah affetsin. Kudusullah-ı sırre = Allah sırrını takdis etsin, evliyâ ve sofular hakkında dua. Kef-i billahi şehiden = Allahın şehadeti kâfidir. Maşallah = Makam-ı tahsin ve takdirde ve nazardan koruma duası. Meded-ullah = Ya rabbi meded. Maazallah, neüzu-billah = Allaha sığındık. («AlIahî» ve «Allahiyân» dememeli; «ilâhî» ve «ilâhiyûn» denir. Halk dilinde «elâlem» kelimesi Allah-u Alem terkibinden galattır).

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe alfabenin ikinci harfidir. Ar. bâ. Sâmî dillerinde «beyt = ev» şeklinde gelişmiştir. Tarih olarak Hicrî takvimde Receb ayını gösterir. Ebced hesabında, yani sayıların rakam gibi kullanılmasında 2’yi gösterir. Arapça’da müennes olup, bir noktalı olmak münasebetiyle bâ-yı muvahhide ve noktası altından olduğu için bâ-yı tahtâniyye de denilir.

Türkçe Sözlük

(i.) («ben» zamirinin akuzatifidir). Beni gördü, beni bilir misiniz?

Türkçe Sözlük

(i.) («ben» zamirinin genitifidir). Mülkiyet ve mensubiyet beyan eder: Benim evim, benim işim, benim oğlum.

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Terbiye noksanı, güzel bir kızı çlrkinletmek için kâfidir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., zam, (bağ). ikisinden biri, ya o ya bu, iki, her iki, her; (bağ). ya, de. Either he is talking or he is singing. Ya konuşuyor ya da şarkı söylüyor. Either of them is enough. ikisinden biri kâfidir. either this or that ya bu ya o. nor you, eithe

Türkçe Sözlük

Türk alfabesinin onuncu harfidir. «Yumuşak ge» diye okunur. Bu harf ince seslilerle beraber geldiği zaman ön damak, kalın seslilerle beraber geldiği zaman da art damak sessizlerinin sürekli ve yumuşağıdır. G harfi Türkçe’de kelime başında bulunmaz, sonunda ise sadece «dağ, yağ» gibi tek heceli kelimelerde bulunur.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güne mahsus veya lâyık ve yetecek kadar olan (bu da yalnız kullanılmayıp aşağıdakiler gibi terkiplerde geçer): Bir günlük iş, beş günlük yol, bugünlük bu kadar kâfidir. 2. Ömrü şu kadar günden ibaret olan, şu kadar gün eskimiş olan, şu kadar gün evvel yapılmış veya meydana gelmiş olan: Kırk günlük bir çocuk, üç günlük et, on günlük bir mezar.

Türkçe - İngilizce Sözlük

treacherous. disloyal. deceitful. ungrateful. false. malicious. snaky. cattish. catty. faithless. foul. insidious. nefarious. perfidious. recreant. scoundrelly. traitorous. viperish. viperous. wicked. traitor. betrayer. dingo. false-hearted. judas. r.

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. foul. perfidious. rat. renegade. traitor. treacherous. ungrateful. traitorous. disloyal. malicious. cruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitorous. treacherous. malicious traitor. betrayer. disloyal. faithless. false. ill. judas. malevolent. perfidious. proditor. rat. recreant. squeaker. viper. wicked.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gereğince, göre, cihetiyle, binâen: Hasb-el-lüzûm = Lüzuma göre. Hasb-el-mevsim — Mevsim icabınca. Hasbel-el-karâbe = Karabet, akrabalık cihetiyle. Hasb-el-meslek = Mesleki sebebiyle Hasb-el-İcâb = İcaba göre. Hasbıhâl = Birine hâlini anlatarak kendisinden akıl, fikir sorma, danışma: Sizinle hasbıhâl edelim. Arapçada zamirlere eklenerek: Hasbî, hasbenâ, hasbek gibi tâbirler bana, bize, sana kâfidir mânâsıyla kullanılır: Hasbiyallah, hasbenallah, hasbekallah.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen. hydrogen bomb hidrojen bombası. hydrogen peroxide oksijenli su. hydrogen sulphide kim. hidrojen sülfidi. hydrog'enate f. hidrojenle birleştirmek.

Türkçe Sözlük

(I. A. «kifayet» ten if.) (mü. kâfiyye). 1. Kifayet eden, elveren, yetişen, Ar. vâfî. Bana yirmi dört saatte yedi saat uyku kâfidir; bu yemek üç kişiye kâfi midir? Mıktâr-ı kâfi = Yetecek miktar. Mâlûmât-ı kâfiyye = Elverecek bilgiler. 2. Elverir, artık istemez, yeter, yetişir: Artık kâfil

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. harlot. whore orospu. fickle. perfidious dönek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfidious. rat. fickle. mean. treacherous. traitorous.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Adil, necip. 2.Keyaniyan’ın II. padişahı olup Keykubat’ın torunu ve halefidir. Key’lerin ikinci padişahı.

Türkçe Sözlük

Türk alfabesinin on altıncı harfidir; «me» diye okunur. Bu ses, ses bilgisi bakımından dudak ünsüzlerinin genizden söylenenidir. Ebced hesabında 40’a eşittir. Kelimelerin ilk harfinin yerine konarak benzer şeyler ifade eden kelimeler türetmekte kullanılır. Saat maat, kedi medi gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. molibden. molybdenite i., min. doğal molibden disülfidi.

Türkçe Sözlük

(I. A. «sınf» tan İf.) (mü. musann ife) (c. musannifin). Kitap te’lif eden: Kendisi birçok kitapların musannifidir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nef» den if.) (mü. nafia). Faydalı, menfaatlı, yarar, kârlı: Bu yemek sıhhate nâfîdir. Pek nâfî bir iş. UmOr-ı nâfiı = Yollar, limanlar, rıhtımlar, nehir ve göllerin açılması gibi, faydası umuma alt bayındırlık işleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hain, sadakatsiz. perfidiously z. haince, sadakatsizce. perfidiousness i. hıyanet, sadakatsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous. absolute. array. artless. clear. confiding. fond. green. guileless. gull. gullible. ingenuous. innocent. line. lineup. naive. pure. rank. simple. simpleminded. trustful. unadulterated. virgin.

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet, safi» dan İf.) (mü. slfiyye) (aslında slf İle aynı mlnldadır). 1. Hâlis, temiz: Bu su pek şifidir. 2. Bir şeyle karışmış olmayan, pürüzü giderilmiş, sırf: Slfi yağ, slft süt. 3. Masraflar çıktıktan sonra kalan kir: Vlridlt-ı slfiyye. (denizcilik) Slft tonaj = Teknenin yük ve yolcu alan kısmının ağırlığı.

Türkçe Sözlük

(i.). Şimdiki halde, şimdiki zaman için: Şimdilik bu kadar kâfidir. Şimdilik bir şey yoktur, hastalıkta şimdilik bir tehlike yoktur.

Türkçe Sözlük

(ŞİN) (i.). Eski Türkçe alfabesinin 16. harfidir. Ebced hesâbında 30 sayılır ve şâbân ayının kısaltılmış şekli olarak kullanılırdı.

Türkçe Sözlük

(I.). Sen zamirinin çokluk genitifidir. Sizin babanız, sizin peder, bu kitap sizin midir? sizinle beraber, sizin gibi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailment. entrusting. committing. consigning sth to sb. confiding to sb. depositing in a bank. lodgment. resignation.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefâ»dan) (mü. vâfiyye). 1. Yeten, kâfi gelen, tam, elverir: Bu kadarı bana kâfi ve vâfîdir. 2. Sözünde duran, vefâlı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefd» den) (c. vâfidîn). Bir .topluluk tarafından vekil olarak bir yere gönderilen adam (başlıca Arap kabîleleri tarafından, Hz. Muhammed’e gelip İslâm’ı kabûl edenler hakkında kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi vâride bu mânâ ile kullanılmaz). T. Bir şahıs veya ailenin her türlü gelirinin bütünü: Vâridatı idaresine kâfidir, vâridat sahibi. 2. Bir devletin, vergi vesaireden senede aldıklarının bütünü ki, bütçesinin gelir kısmını teşkil eder. 3. Akla gelen şeyler, Ar. sânihât: Vâridât-ı zihniyye (bu mânâda az kullanılmıştır).

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. errant. erring. inconstant. perfidious. unfaithful. untrue. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. faithless. fickle. perfidious. unfaithful. untrustworthy.

Türkçe Sözlük

Türk alfabesinin yirmi sekizinci harfidir «ye» diye okunur. Ses bilgisi bakımından ön damak konsonantlarının sürekli ve yumuşağıdır.

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe alfabenin yirmi sekizinci harfidir. Ebced sırasında onuncu harftir ve 10 sayısına eşittir.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zurûf). 1. Kab, kılıf, mahfaza: Saat zarfı. 2. Eli yakmamak için, içine kahve fincanı konan gümüş veya başka madenden kab: Bir takım zarf, zarf fincan takımı. 3. Bir yere gönderilen mektup vesairenin konduğu, kâğıttan muayyen şekilde mahfaza: Mektubu zarfa koydum, zarfı kapadım, bir paket zarf. 4. (gramer) Zaman veya mekân bildiren kelime: Zaman zarfı, yer zarfı: Dün burada idim sözünde «dün» kelimesi zaman, «burada» yer zarfıdır. Zarfında = İçinde, esnasında, dahilinde: Beş gün zarfında, üç sene zarfında.