Fık ne demek? | Fık anlamı nedir? | Fık

Fık anlamı nedir?

Fık ne demek?

Fık anlamı nedir?

Fık | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fik

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban böğrülcesi, akburçak. Kara fik = Bunun bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belkemiği, omurga kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive / leading idea. main idea. basic idea. basic message. burden. central idea. governing idea. directive idea. nub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horizontal bar. pull-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horizontal bar. chinning bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horizontal bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtlety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographique

nüfus bilimsel

Nüfus bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depositary Receipt)

Yerel bir saklama kuruluşunda depo edilen yabancı menkul kıymetleri temsilen çıkarılan ve bu menkul kıymetlerin verdiği hakları aynen sağlayan, bunlara özdeş, hamiline yazılı, nominal değeri temsil ettiği yabancı menkul kıymetin para birimi cinsinden ifade edilen sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü delik ve yaralı gibi üzgün olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İttifak etmiş, birleşmiş devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: Türkiye, Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorlukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imas., sıfat terkîbi teşkiline girer). Düşüren, yere atan, yığan, salan: Şİrefken = Arslanı yere atmaya muktedir. Sâye-efken = Gölge salan. Fars. sâye-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vık, vıkiamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı, Ar. mecrûh: Dil-fikâr = Gönlü yaralı. Ar. mecrûh-ülfuâd. (bk.) Figâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fukara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fıkra). Fıkralar, kısa yazılar, küçük hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقرات] fıkralar. 2.bölümler. 3.omurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. fıkrarîyye). Omurga kemiğine alt: AmOd-ı fıkarî = Omurga kemiklerinin teşkil ettikleri zincir ki, vücudun direği yerinde olup, ensenin başlangıcından kuyruksokumuna kadar uzanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fıkdân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bulunmama, olmama, yokluk, eksiklik. Ar. adem, Osm. adem-i mevcûdiyyet: FıkdSn-ı akl = Akıl eksikliği. Fıkdânı hâlinde kıymeti anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقدان] yoksunluk, bulunmama, yokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Efken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). (bk.) Efkende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقه] islam hukuku, fıkıh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FIKH) (i. A.). İslâm hukuku: Fıkıh ilmi, fıkh okumak: Hanefî fıkhı, ŞAfîİ fıkhı, Mâlikî fıkhı, Hanbelî fıkhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). 1. Bir sıvının kaynamasını tasvir ve taklit ederek mükerrer kullanılır: Su fıkır fıkır kaynıyordu. 2. Göz alacak surette parıl parıl parlayan ve ışık saçan bir şeyi tasvir eder: Birtakım cam parçaları kumun içinde güneşten fıkır fıkır parlıyordu. 3. Her biri bir taraftan oynayıp kımıldanan kalabalığı ve hareketi tasvir eder: Böcekler mutfakta fıkır fıkır kaynaşıyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİKR) (i. A.) (c. efkâr). 1. Düşünme, tefekkür, mülâhaza, endişe: Fikre daldı. Derin birtakım fikirler zihnini meşgul ediyordu. 2. Rey, bir adamın kendi fikrince kararlaştırdığı yol: Bu mevzuda sizin fikriniz nedir? Ben fikrimi söyledim, siz de kendi fikrinizi söyleyiniz. 3. Akıl, zihin, zekâ: Bu adamda hiç fikir yok. Fikir sahibi adamdır. Fikri doğru adam. 4. Hâfıza kuvveti, hatır: Fikrimde kalmadı. Şimdi fikrime geliyor. Büsbütün fikrimden çıkmıştı. Bunu fikrinizde tutun. 5. Her vakit düşünülen şey-. Onun aklı fikri hep oyunda. 6. Niyet, maksat, tasavvur: Ne fikriniz vardır? Efkârınız nedir? Fikretmek = Akıl etmek, vaktinde düşünmek, gaflet etmemek: Bunu iyi fikrettiniz. Oyle icap ederdi ama fikredemedim. Efkâr (Türkçe’de teklik gibi) = Zihin, akıl: Bu adamda efkâr vardır. 7. Gaile, hüzün, keder, düşünce: Onun bir efkârı vardı. Bir efkâra dalmıştı. Siz bu işi çok efkâr ettiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought. belief. concept. idea. opinion. mind. advice. suggestion. attitude. cogitation. conceit. conception. estimation. hint. impression. inspiration. notion. position. think-so. thinking. verdict. view. voice. sentiments. ideo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. conception. idea. impression. mind. notion. opinion. sentiment. voice. thought. advice. counsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. opinion. thought. animus. concept. conception. construct. counsel. cue. edifice. estimation. image. mind. moneymaker. notion. piece of advice. plan. position. product development cycle. reason. reflection. regard. senses. sentiments. sight. understa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکر] fikir, düşünce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fıkır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıkırdayan, mec. Hoppa insan (bilhassa genç kızlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fıkır fıkır ederek sesle kaynamak: Su fıkırdadı. 2. Süratle ve her taraftan oynamak: Deniz şiddetle fıkırdamaya başladı. Karıncalar her taraftan fıkırdıyor. 3. Göz alacak surette parıldamak: Camekânın renkli camları güneşten fıkırdamaya başladı. 4. Hoppalığı sebebiyle yerinde duramamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüşü olan, lı. Ar. Akil, zekî. Cin fikirli = Pek zeki, uyanık ve kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüşü olmayan, akılsız. Ar. gabî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüş eksikliği, akılsızlık. Ar. gabâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıkırdama sesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکر] düşünce, fikir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. fıkarât). 1. Omurga kemiği. 2. Bir makale ve yazının ayrıca bir bahis teşkil eden, öncesi ve sonrasından ayrılabilen parçası: Yazdığım şeyin bazı fıkralarını tashih ettim. 3. Kanun veya ilim kitaplarında bend, madde: Kanunda buna dair bir fıkra vardır. 4. Küçük hikâye, kıssa: Bir fıkra nakletti. Kendisi pek tuhaf fıkralar bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anecdote. joke. clause. paragraph. funnies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anecdote. article. clause. joke. vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph. vertebra. anecdote. column. short feature. article. chestnut. clause. head. item. subclause. subparagraph. subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقره] fıkra. 2.bölüm. 3.omur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşimek, mayalanmak. Osm. tahammür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fikirle düşünerek, zihninde, zihnen, yalnız düşünmek yoluyla ve söylemeksizin: Herkes fikren bir rakam seçsinl

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکرا] düşünce bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Düşünme, düşünülen şey. Ar. teemmül, tefekkür.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fikir, düşünce. 2.İdrak. 3.Zihin, akıl. 4.Murat, maksat, niyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fikriyye). Fikir ve akla mensup ve müteallik, zihin ve tefekkürle hasıl olan: Asâr-ı fikriyye = Fikrî eserler. İştigal-ı fikrî = Fikrî uğraşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکری] düşünce ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fikri).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکریات] düşünce ile ilgili çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fixe menu

tek liste

Yenilecek yemeklerin ne olduğu önceden belirlenip gelen müşterilere aynı yemeklerin verildiği uygulama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. league table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fictif

itibari

Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frigorifik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L.). Soğutucu: Soğuk meydana getiren veya soğuk muhafaza eden: Frigorifik kamyon.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. graphique

çizge

Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. graph. tableau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. graph. graphic. diagram. graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram. graph. graphic. chart. profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram , graphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafakan» dan if.). Müfredi, dilimizde kullanılmaz. Türkçe: Hafıkan. HSfıkayn = Doğu ve batı c. Havâfık: Cihât-ı erbaa = Dört cihet: Doğu, batı, kuzey, güney; ufuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HEM-FİKR) (i. F. A). Aynı düşüncede, aynı fikirde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimous. of the same opinion. likeminded. like-minded. agreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same opinion. like-minded. like minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemfikr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همفکر] aynı düşüncede, hemfikir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aynı fikri paylaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idée fixe

ruh b. saplantı

Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idée fixe. obsession. insane delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fekk» ten masdar). 1. Ayrılma, koparılıp ayrı düşme: Parmağın elden infikâki. 2. Yerinden ayrılma, işini, yerini terketme: Valinin vilâyet merkezinden infikâki. Bir tacir dükkânından infikâk etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفکاک] ayrılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. isomorphique

kim. eş biçimli

Biçim, yapı bakımından birbirinin benzeri veya aynısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isomorphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualification

niteliklilik

Nitelikli olma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. codification

huk. düzenleme

Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Haritacılıkla, harita ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modification

biy. değişke

Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâfık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nifâk» tan if.) (c. münafıkîn). 1. Nifak çıkaran, ikiyüzlülük eden. 2. Peygamberimizin zamanında Müslüman olmuş gibi görünüp sapıtkanlıkta devam eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. double-dealer. makebate. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münâfıkın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nafaka» dan if.) (mü. münfıka). İnfak eden, nafaka veren, besleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» dan if) (mü. murâfıka). Yoldaşlık ve arkadaşlık eden, bir şeyle birlikte bulunan: Gümüş, toprakta ekseriya kurşunla murâfık bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şefakat» ten İf.) (mü. müşfika). 1. Merhametli, acıyan. 2. Şefkatle seven, şefkatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tender. kind. affectionate. benevolent. charitable. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectionate. compassionate. complaisant. kindly. lenient. soft. tender. tenderhearted. kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tender. kind. compassionate. benign. humane. kindly. merciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Şefkatli, merhametli, acıyan, seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Müşfik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. F.). 1. Merhametle, acıyarak. 2. Sevgi ve şefkatle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «refâkat» ten if.). Refakat eden, arkadaşlık eden, birlikte bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefk» den if.) (mü. mütevfâfıka). 1. Birbirine uygun ve denk olan. 2. (matematik, geometride) Biri diğerinin üstüne konulacak olsa tastamam uyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» den if.) (mü. müttefike). Uyuşmuş, birlik, birleşmiş, biriyle ittifak etmiş, muahede ile bağlı: Aynı fikir ve reyde, uygun, muvafık: Bu hususta ikimiz müttefikiz. Müttefikur-re’y = Bir reyde bulunan. Müttefiku’n-aleyh = Hakkında ittifak olunmuş, birlikte kararlaştırılmış. Mütteflku’l-kavl = Sözleri bir olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. unanimous. ally. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. confederate. ally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. allied. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İttifakla, oy birliğiyle, el birliğiyle, hep beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefk» den if.). Muvaffak eden (Allah’ın sıfatlarındandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vefk» den). Uygun, münasip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congruent. suitable. fit. appropriate. convenient. right. admissible. allowable. adequate. concurrent. welcome. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

K.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منافق] ikiyüzlü, nifak sokucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشفق] şefkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مترافق] refakat eden. 2.karışık, bir arada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفق] birlik olmuş, ittifak yapmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muvafık ve uygun olmayan, uymaz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir mâdeni nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autobiographique

öz yaşam öyküsüne dayalı

Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı esere dayalı olarak yapılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemin tamamında veya ekosistemin belirli kısımlarında besin maddelerinin artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terimdir. Bir ekosistemde besin maddeleri verimini ve fotosentez ürünlerini arttırma hususunda etkili olan tüm süreçlerin toplu ifadesidir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pacification

etkisizleştirme

Etkisizleştirmek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic. x rated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (c. rüfeka). 1. Arkadaş, yoldaş. 2. Ortak, şerik: Refiklerine danışmadan bir şey yapamıyor. 3. Dost, muavin, yardımcı. 4. Koca, zevc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. associate. partner. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيق] arkadaş, yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2.Koca. 3.Ortak. 4.Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi. Kur’an’da geçen bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eş, karı, zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. female partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيقه] eş, zevce, hayat arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Eş, kan, zevce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed idea / opinion. a bee in one's bonnet. fixed idea. fixed opinion. mad point. monomania. set opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. intransigent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şefakat» ten smüş.) (mü. şefîka). Merhamet ve sevgisi olan, şefkatli («müşfik» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفيق] müşfik, şefkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefkatli, acıması olan, esirgeyici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şefik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vesika, belge, tasdikname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. certification

onaylama

Onaylamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimate. on intimate terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek samimî,, teklifsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sinematografla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécifique

özellikli

Bir türün, bir olayın karakteristik yönünü veren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lefk» den). Birleştirme, katma, bir yere götürüp ulaştırma, toplayıp bir erada birleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Arkadaşlık etme, yanına katma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترفيق] ayak uydurma. 2.arkadaş etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayak uydurmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uydurma, uygun düşürme. 2.Başarıya ulaştırma. 3.Allah’ın yardımına kavuşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» ten) (c. tevfîkaat). T. Uydurma, uygun ve mutabık getirme: Kanuna tevfik hareket etmek. 2. Allah tarafından verilen doğru yolu bulma arzusu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tevfik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uydurarak, tatbik ederek: Kanuna tevfikan hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توفيقا]-e göre, uyarak, bakılarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tipografi ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ.). Gidiş-geliş, seyrüsefer: Deniz trafiği, kara trafiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow of traffic. dispatch / handling of traffic. through traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic beacon / light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane. traffic lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uygun, muvafık, arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan. Ahmed Vefik Paşa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» den). Uygun, muvafık, aynı fikirde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vefik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl mânâsı kaburgalı’dir). Hz. Muhammed’in meşhur bir kılıcı ki, vefatından önce Hz. Ali’ye vermiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Peygamberin Hz.Ali’ye hediye ettiği çatal ağızlı kılıç. 2.İki parçalı.

İsimler ve Anlamları by