Fin Hamamı ne demek? | Fin Hamamı anlamı nedir? | Fin Hamamı

Fin Hamamı anlamı nedir?

Fin Hamamı ne demek?

Fin Hamamı anlamı nedir?

Fin Hamamı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fin hamami

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğilim, meyil, eğinim; (kim). çekme; alâka, ilgi, cazibe; dünürlük, hısımlık, nikâhtan hâsıl olan akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Papa fingo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top gallant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Baffin arazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برفين] karlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kardan yapılmış. 2.Tertemiz, kar gibi beyaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. pişirilen bir nevi kırmızı kış elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) hükümet hesabına çalışan araştırmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. briefing

bilgilendirme

Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing. emergency edition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakrakkuşu, zool. Pyrrhula pyrrhula; ing. üzerinden atla geçmeye imkan olmayan çalı çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sakar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarterfinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter final.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispinoz, (zool). Fringille coelebs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sofrada yemeği ısıtmaya veya sıcak tutmaya mahsus alttan ısınan madeni cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tabut; atın toynağı içinde kalan kısım; (f). tabuta koymak. coffin bone atın toynağı içindeki ayak kemiği. coffin nail argo sigara. coffin plate tabut üstüne konulan levha. drive a nail into one's coffin üzüntü veya içki ile öIümünü yaklaştırma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuşatmak; hapsetmek; evde veya yatakta tutmak; sınırlamak, toplamak, hasretmek. confined (s). sınırlanmış; loğusa halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapanış, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınırlar, hudutlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. cdefn» den). Gömülmüş, gömülü, defnolunmuş. Ar. medfûn: Konya’da defın-i hâk-i ıtır-nâk bulunan Hazret-i Mevlânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFN) (i. A.). Toprağın içine sokma, gömme, mezara koyma: Cenaze nereye defnolunacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment. funeral. sepultre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death certificate. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFİNE) (i. A.) (c. defâin). Yere gömülmüş mal ve akça: Define aramak ve bulmak, mec. Pek değerli veya bilgili olup, ancak dıştan gösterişi olmayan, gizli kadir ve değeri olan adam veya mal: O, bir definedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure. treasure trove. trove. hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fix the bounds of; to bring to a termination; to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine or clearly exhibit the boundaries of; to mark the limits of; as, to define the extent of a kingdom or country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine with precision; to mark out with distinctness; to ascertain or exhibit clearly; as, the defining power of an optical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine the precise signification of; to fix the meaning of; to describe accurately; to explain; to expound or interpret; as, to define a word, a phrase, or a scientific term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried treasure. trove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Defining a new macro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Set down the precise meaning of something Be prepared to state the limits of the definition Take note of multiple meanings if they exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State meaning and identify essential qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definitions call for concise, clear, authoritative meanings Details are not required but limitations of the definition should be briefly cited You must keep in mind the class to which a thing belongs and whatever differentiates the particular object from

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definition Group A grouping of term and its definition Allowed within the definition listing within the front matter of the catalog Note that upon output, term and definition normally are laid out in tabular format, possibly separated by an automatically

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Define ) is intended literally Only a formal statement or equivalent paraphrase, such as the defining equation with symbols identified, being required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asks candidates to give a clear and precise account of a given word or term. give a brief and precise meaning of a word or phrase. To give a value to a data object during program execution To declare derived types and procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To describe a thing by its qualities and circumstances To mark out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set bounds to, mark the limits of See below Definitio; Definition. to give the meaning of a word or concept; typically this will involve the identification of a class or genus to which the item belongs and the identification of those characteristics th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفينه] gömü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek, tavsif etmek; sınırlamak, tahdit etmek, tayin etmek, ayırmak, tefrik etmek. definable (s). tarifi mümkün; ayırt edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yere gömülmüş, kıymetli eşya. 2.Kıymet ve değeri olan kimse veya mal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Define arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, belirli, muayyen, kararlaştırılmış, mukarrer; kesin, kati. definite article İngilizcede isimden önce kullanılan ve nitelediği ismi belirleyen kelime, yani the. definitely (z). kesinlikle, tamamen, kati surette. definiteness (i). kesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, izah, tavsif; berraklık, vuzuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, nihai, son, tam ve eksiksiz; tayin eden, sınırlandıran, tahdit eden, mukarrer. definitively (z). kesinlikle; nihai olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Tanınmış bir memeli deniz hayvanı, yunus. 2. (astronomi) Semada bir yıldız topluluğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.). - Yunus balığı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. demi-finale

sp. yarı final

Bir yarışmada çeyrek finale kalan sekiz takımdan dördünün elenmesiyle oluşan grup veya aşama.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Arap astronomları tarafından Delphinus yıldız kümesine verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. peri veya cinlere ait; küçük, yaramaz, ele avuca sığmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. about. around. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. circum -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşılmaz konuşma ve daha çok anlaşılmayan yabancı bir dil hakkında söylenir: Kapıda iki kişi var, fanfin edip duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Finlandiya halkından olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carve or cut up, as a chub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

End; conclusion; object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organ of a fish, consisting of a membrane supported by rays, or little bony or cartilaginous ossicles, and serving to balance and propel it in the water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A membranous, finlike, swimming organ, as in pteropod and heteropod mollusks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A finlike organ or attachment; a part of an object or product which protrudes like a fin The hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A blade of whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mark or ridge left on a casting at the junction of the parts of a mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The thin sheet of metal squeezed out between the collars of the rolls in the process of rolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A feather; a spline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A finlike appendage, as to submarine boats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed stabilizing surface, usually vertical, similar in purpose to a bilge keel on a ship. organ of locomotion and balance in fishes and some other aquatic animals a stabilizer that resembles the fins of a fish show the fins above the water while swimmi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cardinal number that is the sum of four and one. one of a pair of decorations projecting above the rear fenders of an automobile. one of a set of parallel slats in a door or window to admit air and reject rain. a shoe for swimming; the paddle-like fro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

FINish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fleet Identification Number Ford's identification code for North American fleet customers. A straight plate that lies in the water under the boat, which helps maintain balance and directional control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Firearm Identification Number FIP: Firearms Interest Police. n a narrow, long, vertical wall of rock created by expansion of bounding joints by erosional forces. vertical stabilizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sharp protrusion in a roof deck that can damage roof components.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Straight, flat stabilizing structure which extends vertically downward and aids in maintaining a straight course while underway It is fixed near the stern of the shell Also known as the 'skeg'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixed forward portion of the vertical tail surfaces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SWIFT's core store and forward message processing service bearing that name which enables financial institutions to exchange data worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fan-like body part in ray-finned fish It has spines covered with a thin skin The fish uses it to move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A control bit occupying one sequence number, which indicates that the sender will send no more data or control occupying sequence space. the ball-pass frequency on the inner race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

FASTER Identification Number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin projection of metal from the casting, formed as a result of imperfect mold or core joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vertical support made entirely of glass between two abutting glass panes Also sometimes known as a glass mullion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Fin, also known as the 'vertical stabilizer', is the fixed vertical surface at the rear of an aircraft It provides yaw stability for the aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The skeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin projected edge or casting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Florida Inclusion Network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow, linear projection on a formed concrete surface, resulting from mortar flowing into spaces in the formwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finance. a term used to describe a deck surface condition A sharp raised edge capable of damaging a roof membrane or vapor retarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzgeç; yüzgece benzeyen sey; (den). salma omurga; (hav). sabit dikey yüzey. finback (i). bir çesit balina. fin keel (den). kotra omurgası. dorsal fin (zool). sırt yüzgeci. pectoral fin (zool). göğüs yüzgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili hile yaparak elde etmek; aldatmak, kandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir müsabakanın son karşılaşması. 2. (musiki) Bir musiki parçasının son kısmı, bitiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coda. final. finale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to the end or conclusion; last; terminating; ultimate; as, the final day of a school term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conclusive; decisive; as, a final judgment; the battle of Waterloo brought the contest to a final issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Respecting an end or object to be gained; respecting the purpose or ultimate end in view. the final match between the winners of all previous matches in an elimination tournament not to be altered or undone; 'the judge's decision is final'; 'the arbiter w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

final.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the final match between the winners of all previous matches in an elimination tournament. an examination administered at the end of an academic term. occurring at or forming an end or termination; 'his concluding words came as a surprise'; 'the final chap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modifier indicating 1 that the value associated with a name, once assigned, cannot be changed, or 2 that a method cannot be overridden in a subclass, or 3 that a class cannot be extended. the championship final of an event in which the fastest eight swi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Final Approach One of the many words describing the approach segments The part of a landing sequence or aerodrome circuit procedure in which the aircraft has made its final turn and is inbound to the active runway See picture at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The championship final of an event in which the fastest eight swimmers from the morning preliminaries compete Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A JavaTM programming language keyword You define an entity once and cannot change it or derive from it later More specifically: a final class cannot be subclassed, a final method cannot be overridden and a final variable cannot change from its initialized

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cumulative exam on a particular course in one term encompassing all material covered throughout the duration of the course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java reserved word which serves as a modifier for classes , methods, and variables A final class cannot be used to derive a new class A final method cannot be overridden A final variable is a constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The final keyword is a modifier that may be applied to classes, methods, and variables It has a similar, but not identical meaning in each case When final is applied to a class, it means that the class may never be subclassed java lang System is an exampl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Java keyword indicating that a variable, method or class cannot be further defined or overridden or subclassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The championship final of an event in which the fastest eight swimmers from the morning preliminaries compete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The phase of a landing approach where the aircraft is flying toward the approach end of the runway along the extended runway centerline ATC references to 'short final' indicate that the aircraft is within about one mile of touchdown An aircraft crossing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grade assigned at the end of a course to indicate the degree to which a learner has met the learning outcomes of the course. keyword that may be applied to classes, methods, and data which will prevent it from being extended, overriden, or changed, respec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Final is a mantra that is meant to reflect an ultimatum or resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java programming language keyword You define an entity once and cannot change it or derive from it later More specifically: a final class cannot be subclassed, a final method cannot be overridden and a final variable cannot change from its initialized v

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keyword used to define a constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The final keyword is a modifier that may be applied to classes, methods, and variables It has a similar, but not identical, meaning in each case When final is applied to a class, it means that the class may never be subclassed java lang System is an examp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modifier that prevents subclass definition, makes variables constant, and prevents a subclass from overriding a method. noref, nohrehf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Indicates whether the method is final or not. exam that comes at the end of each semester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VARCHAR2 Indicates whether the type is a final type or not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son, nihai; kati, kesin; sonuncu; (i)., (matb). son baskı; (çoğ)., spor kesin sonuç veren oyun, final, bir spor karşılaşmasmın son ve kati denemesi; sömestre sonu imtihanı. finally (z). nihayet, sonunda. final cause nihai maksat, son gaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. final-four

sp. dörtlü final

Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). final, bitiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the players who meet in the final round of a tournament in which the losers in any round do not play again. a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who goes to the finals. finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor finale kalan yarışmacı, finalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet; nihai oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitirmek, son şeklini vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Varılacak en son bir hedefin varlığını kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. finalisme

fel. erekçilik

Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). maliye, mali işler; (çoğ). mali durum; gelir; (f). bir kimsenin veya müessesenin mali işlerini idare etmek; bir işin masraflarını karşılamak; mali teşebbüslere sermaye yatırmak veya temin etmek. financial (s). mali. financial engagements mal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maliyeci, sermayedar; banker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. finance

1. para, mal, 2. mali işler

1. Kazanç. 2. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finance. long-term bonds. leading figures in finance , industry and trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yatırım İçin lâzım olan parayı temin etmek mânâsındaki finanse etmek fiilinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. financé

ekon. akçalanmış

“Akçalanmak” anlamındaki finanse edilmek, “akçalamak” anlamındaki finanse etmek birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Finanse etmek işi yahut bu maksatla temin edilen pare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financing. finance. a financing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financing. finance. floating. funding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Commercial Papers)

İhraçcıların borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı kısa vadeli sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde bazen: filcan). Küçük çanak, kahve, çay fincanı. Büyük veya pek açıkgöz için söylenir: Gözleri fincan gibi, gözlerini fincan gibi açmış. Flncanböre$ = Yuvarlak şekilde yapılan bir çeşit ince börek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. porcelain insulator. coffee cup. tea cup. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. teacup. brim. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fincan ve ona benzer şeyler satan: Fincancılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker/seller of cups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of cups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya şu kadar fincan dolusu veya o kadar içine alan: Bir fincanlık kahve. Dört fincanlık bir cezve. Altı fincanlık tepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fin milletinin konuştuğu dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). ispinoz (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). bulmak, keşfetmek; anlamak, sezmek; tedarik etmek; arayıp bulmak; ulaşmak, erişmek; (i). buluş, bulunmuş şey, bulgu, keşif. find expression ifade edilmek; kendini göstermek. find fault (with) kusur bulmak. find for the plaintive (huk). dav

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). on dokuzuncu yüzyılın sonu; 1880-1910 devrinin özelliklerini arzeden. fin-de-siecle (s). çökmüş, soysuzlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça olup Arapça’da da kullanılır, kelime aslen, Karadeniz’e mensup mânâsıyla Yunanca’dır; çünkü en çok Karadeniz’in güney kıyılarında yetişir). Maruf meyve ki, katı ve sert bir kabuk içinde yuvarlak bir meyvesi vardır. Yabanîsi de olur. Fındık ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki, pek büyük olmaz. Fındık sıçanı = Küçük fare. Fındık kıran = Fındık, ceviz ve badem gibi şeyler kırmağa mahsus demirden kıskaç. Fındık kurdu gibi = Ufak, tefek. Fındık kabuğunu doldurmaz = Pek az miktarda, ehemmiyetsiz. Fındık yuvası = Etli ellerin dış tarafında, parmak dlplerindeki çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filbert. hazelnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(corylus avellana): Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır. Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındıkyağı, böbrek ağrılarını giderir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar, damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler, çok az yemelidirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fındık satan adam. 2. mec. Yalan vaadlerle aldatarak soyan yosma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller/grower of hazelnuts. hussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively and flirtatious woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık kabuğu renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcrackers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık ağacı ormanı, fındık ağaçlarıyla örtülü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fındık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (f). güzel, ince, zarif; (saf, katkısız, katışıksız, halis; hassas, ince ruhlu, duygulu; ala, mükemmel, üstün: berrak, açık; (z)., (k).dili güzel, hoş, iyi; (f). toz haline getirmek; güzelleşmek. fine arts güzel sanatlar. finedraw (f)., (te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). para cezası; (f). para cezasına çarptırmak. finable (s). para ile cezalandırılabilir, para cezası verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی نفس الامر] işin aslında, gerçekte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süs, şıklık; süslü giyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). refinery.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). incelik; kurnazlık, hile, ustalık; (f)., iskambil fines yapmak; ustalıkla durumu idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). parmak; parmak gibi şey; parmak boyu; (A.B.D). alkol ölçüsü; (f). parmakla dokunmak, el sürmek, parmakların arasına alıp oynamak, ellemek; çalmak, aşırmak; (A.B.D)., argo ele vermek; parmaklarla ince iş yapmak; (müz). parmakla çalgı çalmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmakla dokunma, yoklama; (müz). parmakları kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak büyüklüğünde balık yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırılık ifade etmek İçin fingirdemek fiiliyle beraber kullanılır: Kız fingir fingir fingirdiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla oynak kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,). Karşılıklı fingirdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). Gotik binaların tepelerindeki süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, kılı kırk yaran, çok meraklı. finically (z). kılı kırk yararak, titizlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, kılı kırk yaran, çok meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. finish

1. bitme, 2. sp. varış

1. Bitmek işi. 2. Bir yarışın son bulduğu yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son, hitam, nihayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bitirmek, sona erdirmek; tamamlamak, ikmal etmek; terbiye etmek; mahvetmek; telef etmek, yıkmak; (k).dili yok etmek; bitmek, sona ermek, nihayet bulmak; (i). nihayet, son; en mükemmel durum, son iş, cila, rötuş. finish off veya up bitirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitiren veya tamamlayan kimse, ikmal eden kimse; fabrikadan çıkacak mamullerin son işlerini yapan işçi veya makina; nihai darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, sonu olan, biten, fani: ölçülebilir, sayılabilir; (mat). sonlu. finite verb (gram). mastar ve sıfat fiillerin aksine olarak fiilin belirli şahıs ve sayı gösteren şekli. finitely (z). sınırlı olarak. finiteness (i). fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyfince gezip tozmak mânâsındaki «fink atmak» tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone acting as an informer or decoy for the police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone acting as an informer or decoy for the police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo grevi bozan işçi, ihbar eden işçi, muhbir, ele veren işçi, oyun bozan işçi; hoşa gitmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Finlandiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finland. finland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Helsinki.

Nüfus: 5.069.000.

Yüzölçümü: 338.145 km2.

Komşuları: Kuzeyde Norveç, Batıda İsveç, Doğuda Rusya.

Önemli Şehirleri: Helsinki, Espoo, Tampere.

Din: %89 Lutherci.

Dil: Fince, İsveçce (resmi).

Yönetim Biçimi: Anayasal Cumhuriyet.

Tarih: Finliler, büyük olasılıkla Hristiyan çağının başlarında Urallar’dan göç ettiler. 1154’ten Finlandiya’nın Rus İmparatorluğunun özerk bir dükalığı haline geldiği 1809’a dek İsveçli yerleşikler hakimdi. Rusların zorla topladığı vergiler güçlü bir ulusal bilinç yarattı. Finlandiya 6 Aralık 1917’de bağımsızlığını ilan etti ve 1919’da Cumhuriyet oldu. 30 Kasım 1989’da SSCB ülkeye saldırdı ve Finliler topraklarının büyük bölümünü kaybettiler. İkinci Dünya Savaşı sonrası toprak kayıpları arttı. 1948’de Finlandiya SSCB ile Karşılıklı Yardım Andlaşması imzaladı, iki ülke (Finlandiya ve Rusya) Ocak 1992’de imzalanan yeni bir pakt ile bu andlaşmayı iptal etti.

Finli seçmenler 16 Ekim’de Avrupa Birliği’ne (eski adıyla Avrupa Topluluğu) üyelik konusunda bir halk oylamasına katıldılar ve üyelik 1 Ocak 1995’te yürürlüğe girdi.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn. finlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Finlandiyalı, Finli. Finnic (s). Finlandiya'ya veya Fin diline ait. Finnish (s).,(i). Finlandiya'ya mahsus; (i). Fin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit tütsülenmiş mezit balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balık gibi yüzgeçleri olan, yüzgece benzeyen; balıklara ait, balığı çok olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: fino). 1. ince, zarif, SU, seçilmiş, seçkin: Fino bir kumaş. 2. Pek, küçük: Fino köpek = Odalarda gezen ve kucakta taşınan küçük ve zarif köpek cinsi: Bir finosu var, fino köpeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet-dog. lap-dog. pet dog. lap dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of Sherry that is pale in color, light in flavor, and dry Fino is served cold as a refreshing aperitif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high-alcohol wine typical of Andalusia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term found on some Sherry labels to denote the winery's lightest and driest sherries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işaret parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photofinishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saka kuşu, (zool.) Carduelis carduelis; karabaşlı iskete; bunlara benzer birkaç sarı kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hindistan'a yeni gelmiş Avrupalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarısı aslan ve yarısı kartal farzolunan ejderha .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow by blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literally. verbatim. exactly. word for word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) flurcun, (zool.) Cocco thraustes coccothraustes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aykırı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aykırı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilemez; tanımlanamaz, açıklanması olanaksız, anlatılamaz. indefinably z. anlatılamaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli olmayan, belirsiz, sayısız, belgisiz, bellisiz, müddeti olmayan; bot. sayısı belirsiz, sayısı çok olan (ercik); gram. belgisiz (sıfat, fiil). indefinite article belgisiz sıfat: bir (İngilizcede a, an). indefinite pronoun belgisiz zamir. indef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. infinitive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hudutsuz, nihayetsiz, sonsuz; bitmez, tükenmez, sayıya gelmez; pek çok; külli; mutlak; i. sonsuz saha, sonsuzluk. Infinite Being Sonsuz Varlık, Cenabı Hak. infinite pains sonsuz gayret. infinite time ebediyet. infinitely z. son derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bölünemeyecek kadar küçük, parçalara ayrılamayan; i., mat. hududu sıfıra yaklaşan miktar. infinitesimally z. pek az, hemen hiç gibi, son derecede (küçük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. mahdut olmayan; mastara ait; i. mastar. split infinitive: to quickly report cümleciğinde olduğu gibi zarf ile iki kısma ayrılmış mastar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hudutsuzluk, mahdut olmayış, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapı sürmesi veya dayanağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. demitasse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kefen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmak biçiminde yapılan bir çeşit hamur işi; yüksükotu, (bot.) Digitalis purpurea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırsızlığı benimsemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدافن] mezarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) içine gizlice uyuşturucu ilaç katılmış içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyondan elde edilen uyuşturucu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphine. bang. morphine morphia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Morfin müptelâsı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG-VX hassas modu, maksimum 640×480 piksel çözünürlükte MPEG videoları çekmenizi sağlar

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pandispanya tadında ufak yuvarlak ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ufûnet» ten İf.) (mü. müteaffine). Kokmuş, taaffün etmiş, bozulup fena kokan, çürük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعفن] kokuşmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden görülen açık deniz; sahilden ölçülen deniz mesafesi. in the offing yakında, pek uzak olmayan (olay).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Etilen, propilen gibi karbonlu hidrojenlerin umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Olefin is also good at transporting moisture, creating a wicking action End-uses include activewear apparel, rope, indoor-outdoor carpets, lawn furniture, and u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man-made fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Used in products such as furniture covers and draperies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A synthetic fiber used in carpet yarns See also polypropylene, and solution dyed. a chemical family of unsaturated hydrocarbons; also refer to polyolefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Man-made fibers derived from polypropylene or polyethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fiber is also called polypropylene, and is extremely popular in Berbers and level loops Olefin carpets are highly stain, static, mold, and mildew resistant They can be used for indoor or outdoor carpets, including outdoor turf Their resistance to mat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i l. denizcilik). Gemi direğinin üçüncü yelkeni.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mum, parafin; f. parafin tatbik etmek. paraffin i., paraffin oil ing. gazyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Katran, petrol, neft gibi maddelerden çıkarılan karbonlu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraffin. paraffin wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse, kaşif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Atlantik'te bulunan kısa boyunlu ve şişkin gagalı martı, zool. Fratercula arctica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek final.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raffinage

arıtım

Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasfiyehâne, damıtma yeri: Petrol rafinerisi, şeker rafinerisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raffinerie

arıtımevi

Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery. oil refinery arıtımevi. tasfiyehane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü başı perişan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tasfiye etmek, saf hale koymak; inceleştirmek, tasfiye yolu ile izale etmek; safileşmek, tasfiye olunmak, temizlenmek; incelmek, zarifleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ince, kibar, zarif; safi, has; dakik, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saflık, halislik, tasfiye; incelik, kemal, kibarlık; zariflik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rafineri, tasfiyehane, şeker fabrikası; kalhane, kal ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, çok naz eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving aside. apart from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sefâin). 1. Gemi, Fars. Keştî. 2. Çeşitli bahisleri toplayan kitap: Sefînetü’ş-Şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفينه] gemi. 2.şiir mecmuası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Vapur, gemi. 2.Uzayın güney yarımı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. özindükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi isteklerine düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişisel çıkar, hodbinlik, bencillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. finalden önceki yarış; s. finalden önceki. semifinalist i. finalden önceki yanşta oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Fırat civarında Rakka yakınında bir yer olup Hz. Alî ile muâviye arasında geçen savaşla ünlüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adi kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. son derece güzel; pek ince, çok zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalar üzerinde tahta ile kayarak yapılan bir cins su kayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. taraf), (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Ar. kelimedir). Defnetme, gömme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدفين] gömme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gömülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gömmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefen» den), (ölüyü) Kefene sarma, kefenleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفين] kefenleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. berberbalığı, zool. Serranus anthias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kahvaltı, ikindi kahvaltısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mat. sınır üstü (sayı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuşatılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilmemiş; bellisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmemiş, tamamlanmamış; son duruma gelmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ham, tasfiye edilmemis; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .iskele muhafaza memuru rıhtım müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Afrika dokumaakuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by