Firengi Fer’ ne demek? | Firengi Fer’ anlamı nedir? | Firengi Fer’

Firengi Fer’ anlamı nedir?

Firengi Fer’ ne demek?

Firengi Fer’ anlamı nedir?

Firengi Fer’ | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: firengi fer

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aferîden fiilinden imef.). Yaradılmış, mahlûk: Ferd-i Aferîde = Hiç kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریده] yaratık, yaratılmış, mahluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریدگار] yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (asıl «Aferîden» fiilinden emir olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yaradan, hâlık, Tanrı, CihSn-İferîn = Dünyayı yaradan. Aferîn-hSn = Aferin okuyan, takdir eden, öven, beğenen. Aferîn-hân olmak = Takdir etmek, beğenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Beğenme ve takdir için kullanılır: Aferin sana! Aferin himmetine! Bazen de istihza yoluyla tekdir için kullanılır. Aferin almak = Beğenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo. well done. good for you. good mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-done ! bravo ! splendid. bully for you. good on you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرین] bravo, çok yaşa, aferin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرین] yaratan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) «Aferîn» diyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaradan, .hâlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریننده] yaratıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaratma, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرینش] yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affairiste

dalavereci

Çıkarı için hileye başvuran kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (anat). içeri götüren (sinir v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içinde gümüş bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصفر] sarı. 2.soluk benizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Yeryüzünü çepeçevre kuşatan 100 km. kalınlığında, çeşitli gazlardan ( %79 azot, %21 oksijen) meydana gelen gaz tabakası, havaküre. Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir: Merih’in atmosferi olduğu bilinmektedir. 2. Basınç birimi 0°’de 76 sm. yükseklikteki bir civa sütununun 1 sm. karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir. Bu basınç 1,033 kilogramdır. Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır. 3. Bir yerdeki mânevî hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. aura. aureola. aureole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience. atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi, nedeni olduğu ruh hâlini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içinde altın bulunan, altınlı (toprak, maden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gözün ışığı, nuru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2.Şan, haşmet sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çileğe benzer küçük ve etli meyva veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Ağırküre

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barysphère

jeol. ağır küre

Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, fercam = encâm). Encamı kötü, sonu fena.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدفرجام] kötü sonlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for this one time only. just this once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tampon, tampon vazifesi gören herhangi bir şey; cilt yapmada kullanılan bir araç. buffer arm tampon kolu. buffer beam tampon kirişi. buffer letter kaynaştırma harfi buffer state tampon devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı es-Sadık olup 12 imamın 6.’ncısıdır. Muhammed b. el-Bakır’ın yerine imamete geçmiştir. Cafer-i Tayyar: Hz.Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câfer» den). İmâm CAfer-i Sadık bin Zeyn-ül-Abldîn bin Hüseyin bin Ali Ebî TAlib mezhebine intisap davasında bulunanlar, onların mezhebieri: Câferî mezhebi ki, İran’ın resmî mezhebidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). kalsiyumlu, kalsiyum hâsıl eden; kireçli, kireç hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CAN FEZA (i. F.). Can dayanmaz, canın dayanmayacağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Aydın bilgili. 2.Güçlü saygın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان فرسا] ömür törpüsü, yürek tüketen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kömür hâsıl eden, kömürlü, karbonlu; (b.h)., (jeol). karbon devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç çeşit sert kanatlı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pazarlık, çekişme; (f). pazarlık etmek, çekişmek; alışverişte bulunmak, trampa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şev, oluk, kanal, yiv; (f). oluk açmak, pahını almak. chamfer bit havşa.chamfer plane pah rendesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). demiryolu; bir nevi bakara (kumar oyunu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihan = dünya, Aferîden = yaratmak). Alemi yaratan (Tanrı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان آفرین] dünyayı yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayısböceği, (zool). Melolontha vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sandık, kasa, kutu; (gen). (çog). hazine, para; (mim). girintili ve tahta kaplama tavan panosu; (f). sandığa veya kutuya koymak; sandığa veya hazineye yatırmak (para); (mim). kutuya benzer şekillerle süslemek. cofferwork (i)., (mim). sandık şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim)., (den). batardo, koferdam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). midye gibi kabuk hâsıl eden deniz hayvanları; kabuklular. conchiferous (s). kabuklu, kabuk hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) bağışta bulunmak, ihsan etmek, vermek, tevcih etmek, tevdi etmek; danışmak, görüşmek, müzakere etmek. I conferred with him on the matter. Meseleyi onunla görüştüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferansa katılan kimse; şereflendirilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görüş ve fikir teatisi için toplantı, konferans; kongre; müzakere; verme. in conference toplantıda, meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çam, fıstık gibi) kozalaklılar familyasından ağaç kozalaklı ağaç. Coni'ferae (i). kozalaklılar. conif'erous (s). kozalak veren, kozalaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrı cinslerden olan çiçekleri çaprazlama yoluyla dölleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). haç taşıyan; (bot). turpgillere özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Atom.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دادوفریاد] feryat figan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) sonraya bırakmak, ertelemek, tehir etmek, tecil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) to ile kararı başkasına bırakmak, başkasının fikrine uymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). nakleden, taşıyan; (anat). ersuyu (sperma). kanalına ait; (i) yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). riayetkârane, hürmetkar. deferentially (z). hürmetkârca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ertelenmiş; kâr hisseleri ertelenmiş; mecburi askerliği ertelenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerin tekerlekleri arasında bulunan Difransiyel her iki aks ile aynı zamanda çalışırken aksların farklı hızda dönmelerini sağlayarak virajlarda stabilite sağlar. Otomobil virajı alırken, dairesel yol izler ve bir yay çizer. İşte bu yayı çizerken dışta kalan tekerlekler çapı daha geniş bir daire yayı çizeceğinden yani daha fazla mesafe katedeceğinden içtekilerden daha hızlı dönmelidir. Aşağıdaki şekilde de göreceğiniz bu durumu sağlayan diferansiyeldir. Difransiyel her iki tekerleğin arasında yer alır ve yarım bir dişli şaft ile tekerlere bağlanır. Dört tekerlekten çekişli araçlarda ise her çift teker için ayrı ayrı iki tane difransiyelleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential. differential gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., from ile başka olmak, benzememek, farklı olmak; with ile muvafakat etmemek, uygun bulmamak, ayrılmak; kavga etmek, bozuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, fark; ayırıcı özellik; ihtilaf, anlaşmazlık, kavga, dava; (mat). fark, çıkarma sonucunda kalan miktar. It makes a difference. Fark eder. şu veya bu şekilde sonucu etkiler. split the difference kalanı eşit olarak bölmek; anlaşmak, uyuşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). from veya than ile: (ing). from veya to ile farklı, başka, ayrı; muhtelif, çeşitli. differently (z). başka şekilde, başka türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ tiae) (man). ayırt edici vasıf veya herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). farklı özelliği olan, fark gösteren, farklı, farklarla ilgili; farklara dayanan; (i)., (mat)., (mak). diferansiyel; (mak). diferansiyel dişlisi. differential calculus (mat). diferansiyel hesap. differential equation (mat). diferansiyel denkl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, ayırt etmek, tefrik etmek, temyiz etmek; farklılaşmak, farklı olmak. differentia'tion (i). fark, temyiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü ferah, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing.), (k.dili) ahmak ve beceriksiz kimse, sıkıcı ve kararsız ihtiyar adam; seyyar satıcı, hileli kumaş vb satıcısı; (argo) her türlü hile taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde dinî eserlerde kullanılan 21 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). dışarı götüren; dışarı götürülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). köpürmek, kabarmak; coşmak, galeyana gelmek, neşelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabarma, köpürme; coşma, neşelenme. effervescent (s). köpüren; coşkun, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(T. A.). Emir ve ferman, emir sâhibi olan kimsenindir. Eskiden padişah ve sadrâzamlara yazılan mektupların sonunda kullanılan protokol cümlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 9 zamanii bir küçük usul. Aksak usûlünden pek az farkı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («vâfir» den itaf.). Daha veya pek çok ve bol olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel kokulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Parlaklık, ziya, nür, aydınlık: Fer verdi; gözünün feri. 2. Ziynet, süs. 3. Tantana, debdebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri çekilme, kaçma, firar: Kerr ü fer = Harpte yalandan geri çekilip yeniden hücum etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frame Error Rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frame Erasure Rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frame error rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A title of Ogoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fatigue Equivalent Rounds The mechanical fatigue life of a gun barrel or liner expressed as the number of mechanical cycles the gun or liner can withstand before failing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federation of Engine Remanufacturers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فر] parlaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرع] yan. 2.dal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferciyye» den). 1. Kadınların sokakta yaşmakla beraber giydikleri üst giyeceği. Muhtelif biçimlerde olup en meşhur çeşidinin eteklerle bir boyda yakas vardır: Ferace yaşmak giymek (eskiden kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferace giyen, ferace giymiş: Ferâceli yaşmaklı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferace yapmaya mahsus veya elverişli: Feracelik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek tek, teker teker: Ferâde, feride selâm ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firdevs). Firdevsler, cennetler, (bk.) Firdevs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vazgeçme, terk’, çekilip bırakma: İşten, çalışmadan ferağ etmek. 2. Hiçbir işle meşgul olmayıp istirahat etme: Künc-i ferâğ = İstirahat köşesi. 3. Asûdelik, asayiş, rahat, sakinlik: Gönül ferâğı, hatır ferâğı. 4. (mülkî idare) Bir gayri menkulün sahiplik hakkını eski sahibinin yeni sahibine terkle alâkasını kesmesi ve buna dair resmî muamele: Satılan evin, tarlanın ferâğı bugün yapılacaktır; henüz ferâğ muamelesi yapılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abelienate. alienation. cession. conveying. transfer. abalienation. assignation. grant. livery. primary conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراغ] bırakma, terk etme, vazgeçme. 2.boş durma. ferâğ etmek bırakmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Serin rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FERAGAT) (i. A ). 1. Vazgeçme, el çekme, sarf-ı nazar: O işten feragat ettim. 2. (hukuk) Davacının davayı açtıktan sonra davasından vazgeçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnegation. self-denial. renunciation. resignation. surrender. release. waiver. disclaimer. demise. relinquishment. remise. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renunciation. surrender. self-denial. abnegation. self-sacrifice. cession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renounce. waiver. renunciation. abandonment. cession. abdication. abjuration. altruism. demise. denial. departure. relinquishment. remise. remission. sacrifice. self-denial. self-renunciation. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراغت] bırakma, terketme. 2.rahatlık. 3.zenginlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgo. release. relinquish. renounce. surrender. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce. to abandon. to cede. abnegate. disclaim. lay down. relinquish. remise. resign. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül açıklığı, sevinç, neşe, Osm. şadumanlık. Ar. inşirah, mesruriyyet. Ferah bulmak = Sevinmek, açılmak. Ferah vermek = Sevindirmek, açmak (Fars. «ferâh» ile karıştırmamalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bol, geniş, vâsi, ferâh yer. 2. Şen, şâd, sıkıntıda olmayan, neşeli: Kalbini ferâh tutmalısın. 3. Gönlü şenlendiren, iç açıcı. Ar. müferrih: Bu köşk, bu oda pek ferâh; oldukça ferâh bir bahçe. 4. Çok, fazla, ziyade, bol: Ferâh ferâh yetişir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. roomy. wide. open. light-well. capacious. commodious. richness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. roomy. wide. open. light-well. capacious. commodious. richness. relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spacious. comfortable. well lighted and airy. contented. at ease. relieved. commodious. glad. lively. roomy. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرح] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فراخ] geniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Gönül açıklığı. 2.Sevinç, scvinme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisurely. amply. easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A. ferah = sevinç, F. Averden = getirmek). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. bahşîden = bağışlamak). Sevinç, gönül açıklığı veren. Ar. müferrih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferah = sevinç, F. efzâyiden = arttırmak). Sevinç ve gönül açıklığını arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli, Fars. şâd, şâdân. Ar. mesrur, münşerih-ül kalb. 2. Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فرح بخش] ferahlık veren, iç açıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.b.i.) (Kadın İsmi) - Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şan ve şeref.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Şan ve şeref. -Erkek ve kadın adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Ferah artıran. 2.Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. 3.Meşhur bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle askerlerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik. 2. Eskiden inzibat çavuşlarının boyunlarına taktıkları «kanun» kelimesi yazılı küçük plaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. freshen up. freshen. draw a breath. draw breath. cheer. relieve one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unburden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become spacious or airy. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, gönül açılmak: Böyle yerlerde gezmekle İnsan ferahlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sb at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönül rahatlığı, iç huzuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. lift. spaciousness. roominess. contentment. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaciousness. airiness. contentment. happiness. relief. amplitude. lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Bolluk, genişlik. 2. Geniş yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk, genişlik. 2.Geniş y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) - Sevinçli. - Türk müziğinin mürekkeb makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nazlı kız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) 1.Sevinç veren. 2.Ferah saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feride). Tekler, nadirler, (bk.) Feride.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firaun). (bk.) Firavun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فراعنه] firavunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. farîze). Şeriatta, mirastan ve vârislerin her birine düşen hisselerin miktar ve vasıflarından bahseden ilim: İyi ferâiz bilir. Eshab-ül-ferâiz = Mirasa dahil olanlar, verese, (bk.) Farîze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرائض] farzlar. 2.ödevler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vahşi, yabani, ehli olmayan: şiir ölü ile ilgili, öldürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Unutma, nisyan, hatırdan çıkarma: Ferâmûş etmek = Unutmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فراموش] unutma. ferâmuş etmek unutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Unutma, hatırdan çıkma, nisyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feres»den). At yetiştirip terbiye etmek ve ata binmek hüneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Kâbe ve ravza-i mutahhara hademesi ve süpürücüsünün sıfat ve hizmeti. 2. Eskiden yüksek berat ile verilen bir unvan olup, bunu haiz bulunanlar bir vekil tayiniyle her sene mukaddes yerlere birtakım vakıf aidatı takdim ederlerdi: Ferâşet-i şerife beratı; ferâşet çantaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. understanding. acumen. discernment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فراست] sezgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Anlayışlılık, çabuk seziş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Aydınlık, parlak ay, canlılık, süs, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Semiz, şişman, etli, yağlı. Ar. mülahham.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فربه] semiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Semizlik, etlillk, topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadının ve dişi hayvanın cinsiyet organı (Arapça’da erkeğinkine de derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرج] yarık. 2.vajina.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Son, Ar. Akibet, Fars. encâm. Bed-fercâm, nâfercâm = Akibeti iyi olmayan, bedbaht, talihsiz, uğursuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرجام] son, akıbet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yarık, şak. 2. Girecek yer, medhal. 3. Açıklık, ferahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. ferce = girecek yer, Fars. yâften = bulmak). Girecek yer bulan, fırsat bulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fert.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرد] tek. 2.birey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yarın, yarınki gün, erte, ertesi gün: Ferdâya, ferdalara salmak = Yarına bırakmak, geciktirmek. Osm. tehir etmek. Ferday-ı kıyamet = Kıyametin ertesi. Ferdası gUn = Ertesi gün

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فردا] yarın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yarın. 2.Gelecek zaman, ati. 3.Ahiret, öbür dünya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tekli, yalnız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Top, küçük denk: Bir ferde ipek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imp. of Fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan iri ve çok zehirli yılan, (zool). Bothrops atrox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual bireysel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فردی] kişisel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Fertle ilgili olan. Fr. Indivlduel. 2. Tek şey. 3. Birincisi (erkek), İkincisi (kadın) adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality. individualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferdi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Teklik, birlik. Fr. individualite. (bk.) Vahdâniyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فردیت] bireylik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çil ve bıldırcın gibi kuşların pilici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hüzün keder ve üzüntüden sonra gelen sevinç ve iyi hal. Sıkıntı ve şiddet mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرج] rahatlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2.Zaf(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorluktan sonra gelen kolaylık; kederden, darlıktan sonra gelen sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efrâs). At, beygir (barglr). Feres-ül bahr = Su aygırı, hipopotam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرس] at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir azizin ölüsünden veya eşyasından geriye kalan kutsal emanetlerin konduğu sandık, bu emanetlerin saklandığı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hl. coğrafya). Orta Asya’ da Maverâ-ün-nehr’ln güney doğu tarafında bir büyük bölge.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.h.i.) (Erkek İsmi) - Anadolu Anonimi’nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin’in aşıkıdır. - (bkz.Ferhat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan smüş.). Sevinçli, Fars. şâd, şâdân, Ar. mesrur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرحان] sevinçli, neşeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sevinçli, mesut. 2.Şen, memnun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevinç, neşe. (bkz.Ferhad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). ilim, hüner, marifet, malûmat. Herheng-i Şuûrt’ye göre bu söz Arapça «kamus» gibi, lügat kitabı mânâsına da geldiğinden, bazı Farsça lügatler bu adla anılır: Ferheng-i Şuurî, Ferheng-i Cihangiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرهنگ] kültür. 2.sözlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mübarek, uğurlu, mes’ut. Ferhunde-ply = Ayağı uğurlu. Ferhunde-rey = Görüşü, fikri üstün. Ferhunde-tllih, ferhunde-fil = TAlihi yaver, mes’ ut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرخنده] kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Falı uğurlu, kutlu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kutluluk, mübâreklik, uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary. accessory. derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yortu veya tatil günlerine ait; (kil). yortu veya perhiz günü olmayan günlere ait, adi günlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Araba vapuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ferryboat

arabalı vapur

Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. ferry. passage boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. ferryboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. car-ferry. automobile ferry. ferry-boat. ferry craft. ferry steamer. passage boat. seatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ferit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرید] biricik, tek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ferâid). Emsalsiz ve nâdir bulunur inci vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sekizinci gök. 2.Pişdadilerin 6.padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave’nin yardımıyla Dahhak-ı Mari’yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh’tur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferah» tan smüş). Sevinçli, şâd, gönlü açılmış. Ar. münşerlh-ülkalb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferîkayn) (c. F. ferîkan). 1. insan topluluğu, büyük bölük, takım, fırkadan büyük topluluk: Cennetlikten olan ferikten mi yoksa cehennemlik olan ferîkaynden mi (tesniyye sigasiyle) dir? 2. Bir fırkaya kumanda eden üstsubay, tümgeneral. Bahriye feriki = İkinci amiral, vis-amiral ki, eskiden «kapudane bey» denilirdi. Ferik elması = Bir elma çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşte kavrulup yenen yeşil buğday taneleri. 2. Küçük, zayıf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق اول] korgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریق ثانی] tümgeneral.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریقان] tüm veya korgeneraller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferik rütbesi: Falan paşaya feriklik verildi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vahşi, yabani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Frenk, Hintlilerin AvrupaIılara verdikleri isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. feriştegân). 1. Melek, melâike. 2. Pek güzel ve uysal ta biatlı. 3. Masum, günahsız. Ferişte-sıfat = Huy ve tabiatça melek gibi olen kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرشته] melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den smüş.) (mü. feride). Benzersiz, misilsiz, yektâ. (bk.) Ferîd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Avcı kuş. 2.Donmuş, katılaşmış şey.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, yabanilik; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferkadân). Kuzey Kutbuna yakın olan iki parlak yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). (bk.) Ferkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Av köpeklerinin kıpırdamadan durarak avı gözetlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «fermûden» fiilinden imas.). Buyuran, emreden, Amir: HükOmfermâ = Hüküm buyuran, hükmeden, hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Emreden, buyuran. 2.Amir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. Arapça zannederek «ferâmîn» şeklinde cem’ini kullanmak büyük yanlıştır). 1. Buyruk, emir: Buna ne ferman edeceksiniz? 2. Yezılı olarak verilen ve hususi bir şekilde yazılan padişah emri: Yarlığ, berat, buyrultu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edict. firman. decree. imperial order. ordinance. rescript. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. edict. ordinance. writ. firman. imperial edict. decree. command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firman. imperial edict. mandate. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Emir, buyruk. 2.Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. fermân = buyruk, berden = almak) (fermân-berdâr dememeli, zira ya fermân-ber veya fermândâr olup, ikisi beraber olamaz). Verilen emri alıp icra eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emir buyuran, hükmeden, mec. Çok kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. fermân = buyruk, dâden = vermek). Emir veren, Amir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emri yürüyen, hükmü geçen: Falan yerlerde fermân-revâ bulunan zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان ده] komutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرمان فرما] padişah. 2.komutan. 3.buyrukçu, buyruk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Padişahtan ferman almış olan, ferman ile tayin edilen: Fermanlı zabit = (eskiden) Binbaşı ve ondan yukarı olan; fermanlı memur; fermanlı imtiyaz. 2. Dağıtılmaları hakkında ferman verilen: Vaktiyle derebeyleri fermanlı olmuştu. 3. Şiddetli cezaya hak kazanan (cânt).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermentation

kim. mayalanma

Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. zymosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). durak ve uzatma işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buyurma, emretme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمایش] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıtçıt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermé-jup

çıtçıt

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) Şeref ve mevki sâhlbi kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mevki ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işlemeli dar ve yuvarlak yanlı yelek. 2. Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fermene diken terzi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ferment

kim. maya

Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which causes fermentation, as yeast, barm, or fermenting beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intestine motion; heat; tumult; agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentle internal motion of the constituent parts of a fluid; fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause ferment of fermentation in; to set in motion; to excite internal emotion in; to heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To undergo fermentation; to be in motion, or to be excited into sensible internal motion, as the constituent particles of an animal or vegetable fluid; to work; to effervesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be agitated or excited by violent emotions. a substance capable of bringing about fermentation cause to undergo fermentation; 'We ferment the grapes for a very long time to achieve high alcohol content'; 'The vintner worked the wine in big oak vats' wo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enzyme. ferment. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a state of agitation or turbulent change or development; 'the political ferment produced a new leadership'; 'social unrest'. a substance capable of bringing about fermentation. a process in which an agent causes an organic substance to break down into sim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural conversion process performed by yeast cells that turns sugars into alcohol and carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To change the chemical composition of certain foods through the action of microorganisms For example, yeast acts on malt to produce beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). tahammür ettiren şey, maya; tahammür, mayalanma, ekşime; telâş, karışıklık, galeyan, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayalanmak ekşimek, tahammür etmek; mayalandırmak, tahammür ettirmek: coşmak (fikir), heyecanlanmak, telaş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalanma, fermantasyon, tahammür: galeyan, heyecan, fer'mentative (s). mayalanan, mayalayan: mayalanma sonucu hasıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Elbiselerde kullanılan bir çeşit açıp kapama düzeni. Daha çok eteklerin yanlarını, blûzların yakasını kapamakta kullanılır. Fermuar karşılıklı ikî rsıra metal dişlerle bunların üstünde hareket ederek birleşip açılmalarını sağlayan bir kısımdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip fastener. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip. zipper. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emir, ferman, irâde, buyrultu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). eğreltiotu gibi Filicineae sınıfından bitki. brake fern kuzgun otu, (bot). Pteris aquilina. maidenhair fern baldırıkara, (bot). Adiantum capillus Veneris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F ). 1. Gaflet, şaşkınlık. 2. Gafil, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Delil, hüccet, belge.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vahşi, yırtıcı, kudurmuş: (k).dili felâket. ferociously (z). vahşice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, vahşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek içine alan, taşıyan: coniferous (s). kozalaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferş» den imüb.). 1. Yatakları yapan ve kilim, makat vesaireyi döşeyen adam, hizmetçi. 2. Süpürücü, yerleri süpürüp temizlemeye ve koruyup muhafaza etmekle vazifeli adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراش] döşemeci. 2.hizmetkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). demir asidi tuzu, asitferik tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., out ile gizlendiği yerden bulup çıkarmak, kovmak; araştırmak; gelincikle avlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). tavşan veya sıçan tutmak için kullanılan gelinciğe benzer ufak bir hayvan, dağ gelinciği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ensiz şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek, (kim). demirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayık veya sahil gemisine ödenen geçiş ücreti, feribot parası; kayık veya vapurla bir sahilden karşıya geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demire ait, demirli; (kim). içinde yüksek değerde demir iyonu bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). demirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dönme dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). Fe2-O3 ihtiva eden bir karışım; demir ve çelikte bulunan demir filizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Önek demirli. ferrochrome (i). sert çelik imalinde kullanılan bir demir ve krom karışımı. ferroconcrete (i). betonarme. ferrocyanide (i). ferosiyanit asidinin tuzu. fer romagnetic (s). yüksek mıknatıs gücü olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). ince demir levha üzerine çekilen fotoğraf ve bu şekilde fotoğraf çekme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demirli, demirden oluşan; (kim). iki değerli demiri ihtiva eden; (bak). ferric.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demirli; pasa benzer, pas renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Şen, sevinçli, şâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرخ] kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, kutlu. 2.Mübarek. 3.Aydınlık insan. - (bkz.Mübarek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bahtı açık, tâlihl uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kutlu, hayırlı olan. 2. Uğurlu evlât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ferruha ait. 2.Uğurluluk, meymenet. 3.İranlı ünlü şair.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baston ucuna geçirilen demir veya madeni halka, yüksük, başlık; (bak). ferule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). feribot; nehir veya gölde bir iskeleden diğerine geçmek için kullanılan vapur; (f). vapurla karşı yakaya taşımak. ferry service sahil seferi, feribot servisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Döşeme, yayma, serme: Yatak, kilim, seccade, mobilya ferşettller. 2. Toprağı ve umumiyetle basılacak ve gezilecek yeri örtmek üzere bir şeyi döşetme: Kapının önüne mermer, çakıl, malta ferşedeceğim («tefriş» daha çok kullanılır). 3. Yapılan şey, döşeme, kilim, halı, yaygı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرش] döşeme. 2.yaygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «fersûden» fiilinden imas.). Eskiten, bozan, aşındıran, örseleyen, yoran, bitiren: Takat-fersi = Takat bırakmayan. Hıred-fertft = Akıl bırakmayan, hayrette bırakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «ferkseng» ten Arapça’laşmış). Beş bin metrelik mesafe, üç millik mesafe: Günde beş fersah yol alıyor; buradan on fersah uzaktır. Fersah fersah = Bol bol, ziyade, pek çok: Akranından fersah fersah İleridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersah, (bk.) Fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Cansız, donuk bakış, ışık: Fersiz göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lackluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskimiş, yıpranmış, buruşmuş, bozulmuş: Fersûde kıyafetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرسوده] solgun. 2.yıpranmış. 3.eprimiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersûdelik, eskilik, yıpranmışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FERD) (i. A.) (c. efrad). 1. Bir çokluğun her bir teki. Her fert = Herkes. 2. Çift olmayan adet, tek adet. 3. (c.) Adî şahıslar, sıra adamları, avam. Efrad-ı askeriyye = Subay olmayanlar, erler. 4. Eşi olmayan, eşsiz, benzersiz. Osm. bt-nazîr, ferîd : Cenab-ı Hak ferd-ü sameddir. 5. (fizik, kimya). Cüz-I ferd = Atom.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. member. individual birey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. individual person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Al.). Argoda «kaçmak» mânâsında kullanılan «fertiği çekmek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). verimli, mümbit, bereketli; (biyol). üreyebilen; doğurgan. fertil'ity (i). verimlilik, mümbitlik, bereket; üreyebilme; doğurganlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Türkiye ve Irak'ı içine alan hilal şeklindeki bir toprağı kapsayan ve tarım alanı olarak kullanılan verimli bir saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gübrelemek, verimini artırmak, kuvvet ve bereketini çoğaltmak; (bot)., (biyol). döllemek, tohumlamak, aşılamak. fertiliza'tion (i). ilkah; aşılama; verimini artırma, mümbitleştirme, gübreleme. fer'tilizer (i). gübre, kimyevi gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bunak, kocamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرتوت] bunamış ihtiyar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şen, sevinçli, şâd.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, (bot). Ferula; çomak, asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). öğrencinin eline vurmaya mahsus sopa; (f). bu sopayla dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kürk, Fars. pûstîn: Ferve-i beyza = Beyaz kürk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hararet, şiddet ve hiddet, şevk, iştiyak, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şevkli, gayretli, hararetli, sıcak, ateşli. fervently (z). şevkle, hararetle, gayretle. fervor (i). ateşlilik, hararet, şevk, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فروردین] İran takvimine göre baharın ilk ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok şevkli, aşırı gayretli. fervidly (z). şevkle, gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli arzu, iştiyak, şevk, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Feryat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فریاد] bağırma, çığlık. 2.imdat isteme. feryâd etmek bağırmak, çığlık atmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feryat a yardım isteme, hânden = çağırmak). Medet İsteyen, imdat İsteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (feryad = Feryat dâd, resîden = yetişmek). İmdada yetişen, mededci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فریادرس] imdada koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FERYAD) (i. F.). 1. Bağırıp, çağırma. Osm. vâveyla. Figan: Bir kadının feryâd ettiğini işittim; bir feryat koptu. 2. İmdat isteme, sızlanma: Feryadına yetişen olmadı; feryada takati yoktu. 3. Şikâyet, sızlanma: Vapurun yolsuzluğundan yolcular feryat ediyorlar. 4. El-aman, İllallah: Bir yaramaz çocuk ki, elinden feryat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. wail. outcry. scream. bellow. clamor. clamour. howl. jeremiad. lamentation. ululation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. ejaculation. scream. screech. squall. wail. yell. shriek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. cry for help. complaint. clamour. howl. hue. lamentation. scream. screech. shout. shriek. squall. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cry. howl. shriek. squall. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şikâyet eden, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satranç oyununda vezir yerini tutan taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlim ve hikmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bilgin, Alim. Ar. hakim, Fars. dânâ. 2. Emsal ve akranından farklı, seçkin: Edebiyatta ferzânedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزانه] bilge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Alim, bilgin, seçkin. 2.Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3.Hakim, feylesof. 4.Tasavvufta, ncfsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. ilim, irfan. 2. Emsal ve akranına üstün olma, eşsizlik, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı cilâ işlerinde kullanılan marangoz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. ferzendân). 1. Oğul, erkek çocuk. 2. Çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرزند] evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Oğula yakışacak surette; çocukça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şube, kısım. 2. İkinci derecede ehemmiyetli şey. 3. Dal budak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fer’fyye). Asla ait olmayıp fer’e, kısımlara müteallik olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرعی] yan dal, tâli, ikincil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق الفرد] birey üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suların dışarıya akması için gemilerin güvertesinde bordalara açılan delik. 2. Kilidin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçek veren, çiçekli, çok çiçek açan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). delikliler takımından bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güneşin etrafındaki ışıklı kısım, ışık küresi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photosphère

gök b. ışık yuvarı

Güneş›in veya bir yıldızın görülen yüzeyi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firengî Fer’.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, verimli, semereli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gufrân’dan gelir ve yalnız şu Arapça tâbirlerde geçer): Gaferallah lehü = Tanrı ona af ve merhamet etsin! Gaferaliah zunûbihi = Tanrı günahlarını affetsin!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka, asag yaşll adam, ihtiyar, dede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arslan, Ar. esed, Fars. şîr. 2. mec. Kahraman ve cesur adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غضنفر] arslan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İri arslan, şir. 2.Cesur, yürekli, yiğit adam. 3.Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana yakışır surette, cesurca. Fars. şîrâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن فراز] mağrur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kırma yapmak, kırmak, kıvırmak; (i.) kırma demiri veya kalıbı; kırma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tahıl veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) içinde alçı bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tavşan yahnisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düve, doğurmamış genç inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همسفر] yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ot hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - İnci gibi parlak güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan. indifferently z. ilgisizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red,- rinq) anlamak, çıkarmak, istidlal etmek; göstermek, ifade etmek; netice çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. netice çıkarma, mana çıkarma; man. çıkarsama; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuç olarak çıkarılabilir. inferentially z. istidlâl edilerek, dolayıyle anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. aşağı; adi, bayağı; mevki veya rütbede aşağı; ikinci derecede, ehemmiyeti az; astr. güneş ve dünya arasında olan; ufkun altında olan; bot. başka organın altında yetişen, alt; matb. harflerin veya satırların altına dizilen; i. aşağı derecede olan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşağılık, adilik, bayağılık, kıymetçe aşağılık. inferiority complex aşağılık kompleksi. inferiority feeling aşağılık duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cehennemi, şeytani, cehenneme ait; iğrenç, melun. infernal machine suikast bombası. infernally z. şeytancasına; aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehennem; cehennem gibi yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çorak, mahsulsüz, verimsiz; kısır. infertil'ity i. verimsizlik; kısırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmez, katlanılamaz, tahammül olunamaz. insufferably z. tahammül olunamayacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, müdahale etmek; çatışmak, zıddiyet göstermek; dokunmak, zarar vermek; (fiz.) birbiri üzerine tesir etmek; mâni olmak; bazı oyunlarda karşı tarafın yolunu kesmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karışma, dokunma, sataşma; (fiz.) girişim, karışım; radyo parazit .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyle öIçen alet, çatışma öIçeği .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. interféromètre

girişimölçer

Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. interférométrie

fiz. girişim ölçme

İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an antiviral protein produced by cells that have been invaded by a virus; inhibits replication of the virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein produced naturally by the cells of our bodies It increases the resistance of surrounding cells to attacks by viruses One type of interferon, alpha interferon, is effective against certain types of cancer Others may prove effective in treating au

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein that is produced by the body to protect against infection Many different cells including liver cells produce natural interferon Interferon also can be manufactured artificially through biotechnology for the treatment of chronic hepatitis B and C

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein liberated by cells following exposure to viruses and other microorganisms Interferons induce protein synthesis inhibitors that block translation of viral mRNA. a group of proteins released by white blood cells that combat a virus. n Any of a fam

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein produced by the immune system in response to attack by a virus that helps protect other healthy cells from attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A family of small proteins that stimulate viral resistance in cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of a family of glycoproteins that exhibit virus-nonspecific but host-specific antiviral activity by inducing the transcription of cellular genes coding for anti-viral proteins that selectively inhibit the synthesis of viral RNA and proteins The first

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein produced by various cells in the body Large quantities of different interferons may be produced in the laboratory These proteins are used in the treatment of some forms of cancer Interferon is a type of biological response modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given to a group of proteins that the body produces naturally in response to viral infections and other stimuli Interferon increases the activity of natural killer cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term used to describe a family of 20-25 proteins that cause a cell to become resistant to a wide variety of viruses They are produced by cells infected by almost any virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring class of proteins used to simulate the immune system to fight hepatitis and certain forms of cancer When used to fight hepatitis C, individual responses to treatment may be divided into three broad categories: sustained responders wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substances produced by the body mainly to control its reaction to viruses and to act on the immune system There are different sorts of interferons - alpha, beta and gamma Beta-interferon is now being used to reduce the number of relapses in MS. - A class

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cytokine which is produced normally in response to a viral infection Produced by genetic engineering techniques, synthetic interferon is given as treatment for Myeloma It is used primarily as maintenance therapy in the plateau phase to block any re-grow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Protein produced by cells that induces immunity to viral infection Various types of this substance are used in cancer treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A group of immune system proteins, produced and released by cells infected by a virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interferon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) birbiriyle üreyebilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün belirli bir yaşam mekânını ifade eden bir terimdir. Bu mekânda litosfer (taşküre), hidrosfer (suküre), atmosfer (havaküre), ve biyosfere (canlılar dünyası) ait kesitler bulunmaktadır. Sabit bir sınırlama yapılamaz. ( Geosphere )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.r). Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak su, hava, yahut buharı, borularla bir binanın yahut taşıtın içinde dolaştırmak suretiyle ısıtan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. central heating. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. central heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central heating. central heating unit. furnace. central heating system. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnace room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, fermûden = buyurmak). İş buyuran Amir, hâkim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir) («küffâr») gibi. Kâfirler, bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفره] kafirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kellifelli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Karşılık. 2.Mükafat veya mücazat. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. conttrance). 1. Bir mesele hakkında müzakerede bulunan, kararları tebliğ etmek üzere devletlerin murahhaslarından mürekkep meclis: Lahey konferansı, demiryolları konferansı. 2. Bir mevzû üzerinde bir hatibin yaptığı konulma. bk. Kongre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. conference. reading. thinkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. international conference. address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konferans veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Renkküre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chromosphère

gök b. renk yuvarı

Güneş’in ışık yuvarını saran, yaklaşık 10.000 kilometre kalınlığındaki atmosfer katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) süt veren, süt salgılayan, süt taşıyıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yün hası1 eden, yünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo müebbet hapse mahkum kimse; A.B.D., argo hayatı boyunca asker veya subay olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Dünyanın kabuğunu meydana getiren katı maddelerin tamamı, taşküre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithosphère

jeol. taş yuvarı

Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zühre yıldızı, Venüs, sabah yıldızı; Şeytan, İblis; k.h., eski kibrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). Bir cins lezzetli balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay aydınlığı, ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. İng.) Kol yerine omuzdan yarı bele kadar sarkan iki kanadı olan kolsuz bir çeşit palto.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. memeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFERR) (i. A. «firâr» dan im.). Kaçacak yer, kaçamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal hâsıl eden bal taşıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Maşfar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mésosphère

gök b. orta yuvar

Yer hava yuvarında kat yuvarının üzerinde, sıcaklığın azaldığı yaklaşık 60-80 kilometre arasındaki katman.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harp zamanında başa giyilen demir tas, tulga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. tin hat. casque. basinet. face-guard. headpiece. helm. morion. toque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. casque. headpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغفر] tulga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. miğferiyye) (botanik). Tulga şeklinde olan: Miğfer şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜSAFERET) (i. A. «sefer»den masdar). 1. Yolculuk, seyahat. 2. Misafirlik, konukluk: Uç gün misâferette kaldık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Meydanı olan, geniş. 2.Keder gideren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» tan if.) (mü. müferrihe). 1. Ferahlık veren, gönül açan, açık, eğlenceli: Müferrih bir yer, bir bahçe, bir oda. 2. (tıp). Sıkıntıyı defedip ferahlık veren (ilâç), Fr. cordial.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Ferahlık veren, iç açan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fark» tan İf.) (mü. müferrlka). Ayıran, tefrik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar) (c. münâferât). Biribirinden nefret etme, sevişmeme: İki ortak arasında münâferet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den if.) (mü. münferice). Arası açık, geniş, iki yanı biribirinden uzak. Ztviye-i münferice = Doksan dereceden fazla açık köşe, geniş açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den if.) (mü. münferide). 1. Yalnız, tek, tenha, bir yerle bağlantısı olmayan, kendi başına, ayrı: Münferid bir tepe, bir köşk; münferid bir halde yaşıyor. 2. (fizik) Elektriklendirmek üzere bağlantısı kesilmiş, Fr. isol6.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Yalnız, tek ve ayrı olarak, kendi kendine: Bahçıvan, bir kulübeye çekilmiş münferiden yaşıyor. 2. Ayrı ayrı, birer birer, zıddı: müetemian.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severally. individually. personally. in person. separately. apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. discrete. isolated. individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. discrete. individual. isolated. lonely. sporadically. disjunctive. to stand on one's own. several. solitary. ultimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den if.) (mü. müteferria). 1. Dallanan, dal ve budağa ayrılan, bir asıl ve kökten ayrılmış. 2. Bir esastan ayrılmış ve bir maddeye ait olan: Evrâk-ı müteferria.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den lf.). Teferrüc eden, gezinen, gezip eğlenmeye giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den lf.) (mü. müteferride). 1. Kalabalıktan çekilip yalnız başına kalmış. 2. Başkaldıran, tâbiiyetten çıkıp kendi başına idare olunan, Osm. teferrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( i. A. «fark» dan if.). Ayrılmış, dağılmış, perakende, perişan, toplu olmayıp ötede beride bulunan: Müteferrik bölükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundry. miscellaneous. diverse. scattered. dispersed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mebâliğ-i müteferrika veya mesârif-i müteferrika’dan kısaltılmıştır). Cins ve çeşitleri önceden belirtilemeyen, muhtelif mesraflar ve bunlara karşı verilen para, ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâset» ten if.). Anlayan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “zafer”den imef.) (mü. muzaffere). 1. Fetih ve zafere erişmiş, galip: Her muharebede muzaffer oldu. Asâkir-i muzaffere. 2. Muvaffak, başarılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victorious. triumphant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumphant. victorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Zafer, üstünlük kazanmış, üstün. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zafer kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Fetih ve zafere nail olarak, galip ve muvaffak olarak: Uç defa sefer edip her seferinden muzafferen döndü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مظفریت] zafer kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Zafer kazanma hâli, zafer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منفرد] ayrı, tek başına. 2.tektük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفرق] dağınık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asılsız, esassız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نافرجام] sonu iyi olmayan, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Göbek düşüren. 2.Koku saçan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl cem’i olan «enfâr» yerine bizde «neferât» kullanılmıştır). 1. Bir tek adam, kimse, şahıs, ferd: Ahaliden bir nefer geldi. 2. İnsanların sayılmasında kullanılır: Uç nefer işçi. 3. Rütbesiz asker, er. Dümen neferi = mec. Okulda sınıfın en zayıf, başarısız öğrencisi, sınıf sonuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. private soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفر] kişi. 2.asker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir adam, tek kişi. 2.Er, ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş üzümünün bitmesine yakın toplanılan küçük salkımları ki, üçer dörder taneli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NİLÜFER) (i. F.). 1. Beyaz, sarı ve mavi çiçek açan bir çeşit su bitkisi, çadır çiçeği. 2. (hi. coğrafya). Bursa önünden akan bir çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water lily. lotus. victoria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus. water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nymphea. lotus. water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(suzambağı): Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine verilen genel addır. Kullanıldığı yerler:Kalbi kuvvetlendirir. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çiçek adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) demirden başka olan (maden).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işık ve aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hoş kokulu, güzel koku yayan. odoriferously (z.) güzel koku yayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, arzetmek, sunmak; teklif etmek, (fiyat) vermek; göstermek; meydana çıkmak görünmek, gözükmek. offer battle savaş açmak. offer for sale satılığa çıkarmak. offer resistance karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; fiyat teklifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; sunulan şey; kilisede toplanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kilisede para toplanırken orgda çalınan beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Bitkilerde döllenerek yumurtayı meydana getiren dişi unsur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumurtası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün 20-50 kilometre üzerindeki ozon içeren atmosfer katmanı (stratosferin bir bölümü).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonosphère

gök b. ozon yuvarı

Atmosferin 15-40 kilometre arasında bulunan tabakası.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hararetli, ateşli, şevkli, gayretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périphérie

1. kıyı, 2. çevre

1. Kenar. 2. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili baş belası, başkalarına sıkıntı veren; bulaşıcı, hastalık nakleden; ahlâksızlık yayan, toplumu ifsat eden. pestiferously z. ahlaksızlık yayarak; baş belâsı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çalmak, aşırmak, slang yürütmek. pilferage i. çalma; çalınan şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüylü, havlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yer küresinin ateş hâlinde olan çekirdeğine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pyrosphère

jeol. ateş küre

Erimiş hâlde olduğu sanılan yer çekirdeği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurşun hâsıl eden, kurşunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elma veya armut cinsinden meyva veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red,- ring) yeğlemek, tercih etmek; daha çok beğenmek; huk. daha ziyade hak vermek; sunmak, arzetmek, takdim etmek; (eski) terfi ettirmek. prefer charges davacı olmak. preferred stock tic. imtiyazlı hisse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih olunur, daha iyi. preferably z. tercihen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih hakkı olan; tercihli; tercih eden veya edilen. preferential tariff gümrükte rüçhanlı tarife, asgari tarife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terfi, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. arzetmek, teklif etmek, önermek; i. teklif, önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üretken; bot. tomurcuklar verme suretiyle çoğalan. proliferate f. çoğalmak, üremek; bot. tomurcuk vererek çabuk çoğalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. püfleyen şey veya kimse; kirpi balığı, zool. Tetraodontus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok parlak, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) camadancı; çift sıra düğmeli kalın ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, argo esrarlı sigara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) vermek, isnat etmek, hamletmek; göndermek, havale etmek, müracaat etmek; işaret etmek, ima etmek; bakmak, danışmak, sormak. referable (s.) havale edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Mühim meseleler hakkında yurttaşların doğrudan doğruya oy vermeleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référendum

huk. halk oylaması

Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. plebiscite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. ballot vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). 1. Bir kimse hakkında tavsiye mahiyetindeki bilgiler. 2. Bir eserde, bir kaynağa, bir metne bakılması hususundaki işaret, atıf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référence

1. tavsiye mektubu, 2. kaynak, 3. tavsiye

1. Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. 3. Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. reference. letter of recommendation. letter of introduction. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. trade card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Reference Price)

Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen, fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hakem; tartışmalı bir meseleyi hal için kendisine müracaat edilen kimse, bilirkişi, eksper; (f.) hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) referandum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kastedilen nesne veya kavram, bir söz veya sembol ile ima edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring tour. circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağzının etrafındaki hareketli kirpiklerle suyu içeri çeken çok hücreli ve mikroskobik bir su hayvancığı, rotator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hicrt yılın ikinci ayı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Hicri takvimde ikinci ay, sef(Erkek İsmi) 2.Temiz yürekli, dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuz hâsıl eden; tuz ihtiva eden, tuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan nakleden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esfâr). 1, Yolculuk, seyahat. 2. Harbe gitme, muharebeye gidiş. 3. Muharebe, harp, bir devletin diğer bir devletle muharebe ve çatışma hâlinde bulunması: Rusya seferinde. 4. Askerin harbe, muharebeye hazır bulunması, mukabili: hazer. Hazerde ve seferde. 5. (Türkçe) defa, kere, nöbet: Bu sefer affettim. Bir daha yapmıyacaksın. Sefertası = Yolculukta yemek taşımaya yarayan ve tabak yerine kullanılan kaplar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. voyage. expedition. campaign. headway. navigation. ploy. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. navigation. sailing. journey. voyage. campaign. state of war. time. occasion. travel. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. sailing. voyage. journey. campaign. military expedition. war time. occasion. travel. trip. cruise. run. passage. course. navigation. sail. go. round. wartime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفر] yolculuk. 2.savaş. 3.kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2.Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. 3.Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. 4.Istılahta: Şer’i bakımdan üç gün üç gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek için kişinin oturduğu yerden ayrılması. 5.Defa, kere. 6.Arabî ayların ikincisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Seferberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized for war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized. at war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ سفربر] savaşa gönderilmiş. 2.savaşa hazırlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sefer = harb, Fars. bürden = almak). 1. Harbe sevkolunmuş veya olunmak üzere hazırlanmış (asker). 2. Diğer bir devletle muharebe etmekte bulunan veya muharebe etmek üzere hazırlanmış olan (devlet): Filân devlet ordusunu seferber hâline koydu. Seferber bulunan asker, ordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seferber olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization. state of war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) savaşa hazırlanma hali, savaş hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sefâric). Ayva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seferiyye). 1. Yolculukla alâkalı. 2. Seferle alâkalı, sefere ait. 3. Oruç ve namazın hafifletilmesini gerektiren; yolculuk hâliyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفری] yolcu. 2.savaş ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbe gitmek, sefer etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebeye giden, herpte bulunmak üzere yolculuk eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyahate ve yolculuğa mahsus. 2. Harple alâkalı. 3. Defalık: Bu seferlik bu kadar kâfi. 4. Cenk vakti, muharebe hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tohum veya ersuyu hası1 eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert kıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Trafik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic of vehicles. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير و سفر] trafik, gidişgeliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Demiryolu. 2. Demiryolu katarı, tren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getirici, uyutucu; uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses çıkaran, sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getiren, uyutucu. soporiferousness i. uyku getirici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikenli veya diken üreten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. şaşaalı, gösteriş1i, göz kamaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla dolu, yıldızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Atmosferin 30 kilometre kalınlığındaki ikinci kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stratosphére

gök b. kat yuvarı

Yer atmosferinin 10-60 kilometre yükseklikleri arasında kalan katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen bir düşük frekans hoparlörü. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi İçin sol ve sağ kanallardan beslenen düşük frekanslı hoparlördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefîr). Sefirler, elçiler, (bk.) Sefir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ıstırap çekmek; tutulmuş olmak, müptela olmak; cezasını çekmek; idam olunmak; cefa çekmek; (eski) katlanmak, tahammül etmek; müsaade etmek, izin vermek, bırakmak. sufferer i. ıstırap çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilebilir, dayanılabilir, tahammül edilebilir. sufferably z. tahammül edilebilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ıstırap, elem, acı, keder; s. ıstırap çeken; mazlum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalar üzerinde surfing yapan sporcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفرا] elçiler, büyükelçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Dayanılmaz derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تحمل فرسا] dayanılmaz, takat kesici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâk = kemer, zafer). Kazanılan bir zaferin hatırası ve ekseriya galip kumandanın, alayında altından geçmesine mahsus olmak üzere süslü kemer: Paris’te büyük bir tâk-ı zafer vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâkat = güç, Fars. fersûden = eskitmek). Tâkati eskitip çürüten, tâkat götürülemez, dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طاقت فرسا] takat tüketici, dayanılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Tan vaktinin yan aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den) (c. teferruât). 1. Dallanma, dal ve budaklanma, ayrılma. 2. Bir asıldan ayrılan küçük şube ve dallar, ayrıntılar, tafsilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. details. particulars ayrıntılar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendant. appurtenance. details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den). 1. Açılma, ferahlanma: Teferrüc için gezmeye çıkmıştı. 2. Eğlenmek için gezinme, gezme, seyahat: Deniz kıyılarında teferrüc etmekte idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, «ferd» den). Tek-olma, herkesten ayrılıp üstün, ileri olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâğ» dan). 1. Fâriğ olma, bir işi bitirip kurtulma. 2. Satın alınan bir mülkün ferağ muamelesini yaptırma yani eski sahibine ferağ ettirip kendi adına çevirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan) Ferahlanma, içi açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan). Ayrılma, dağılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feraset» ten). Çehreden insanı anlama, zekâ ile anlama, sezme. ,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرج] gezinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تفرجگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفرد] yalnızlık. 2.benzersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرعات] ayrıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir veya birkaç taşıyıcı kablo üzerinde hareket eden bir kabin vasıtasıyle yükseklere eşya ve insan taşıma usûlü ve tesisatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telpher. cable car. cableway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable car. teleferic. telpher. cable-car. cable railway. telpher telfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) kavrayıcı kıl gibi uzuvları olan hayvancıklar sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin 80-400 km yükseklikleri arasındaki katmandır. Bu katmanda sıcaklık tekrar hızla yükselir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermosphère

gök b. ısı yuvarı

Sıcaklığın gittikçe yükseldiği 100-300 kilometre yükseklikler arasındaki hava yuvarı katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir hakkı birinden birine geçirme. 2. Sporcuların bir kulüpten başka bir kulübe geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transfert

1. taşıma, 2. ekon. aktarma, 3. sp. alma

1. Taşımak işi. 2. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş. 3. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To convey from one place or person another; to transport, remove, or cause to pass, to another place or person; as, to transfer the laws of one country to another; to transfer suspicion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make over the possession or control of; to pass; to convey, as a right, from one person to another; to give; as, the title to land is transferred by deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove from one substance or surface to another; as, to transfer drawings or engravings to a lithographic stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of transferring, or the state of being transferred; the removal or conveyance of a thing from one place or person to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The conveyance of right, title, or property, either real or personal, from one person to another, whether by sale, by gift, or otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A picture, or the like, removed from one body or ground to another, as from wood to canvas, or from one piece of canvas to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing or writing printed off from one surface on another, as in ceramics and in many decorative arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soldier removed from one troop, or body of troops, and placed in another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pathological process by virtue of which a unilateral morbid condition on being abolished on one side of the body makes its appearance in the corresponding region upon the other side. the act of transfering something from one form to another; 'the transf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transferal. transferring. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of transporting something from one location to another. someone who transfers or is transferred from one position to another; 'the best student was a transfer from LSU'. the act of transfering something from one form to another; 'the transfer of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This term may refer to two different operations For one, the delivery of a stock certificate from the seller's broker to the buyer's broker and legal change of ownership, normally accomplished within a few days For another, to record the change of ownersh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nomenclature associated with the J-1 exchange visitor program There are procedures for transferring J-1 exchange visitors from the sponsorship of one institution to another Employment-based nonimmigrants such as H-1 and O-1 cannot transfer between institu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite your best efforts, you may find that your chosen school isn't the perfect fit Or, you may start out at community college and decide that it's time to attend a four-year univeristy In either case, you may need to transfer to a different school Tran

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A change of ownership from one person or party to another. On occasion, domains are sold to another organization or sometimes the name of a company might change Most registries require a letter of permission from the old owner to hand over control to the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To switch enrollment from one educational institution to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of copying the media from one source to another For example, transferring your footage from Digital Video to Beta. 1 The change of physical and legal custody of records from the creating administrative unit to the University Archives 2 The cha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transfer involves a change in the point of diversion, rate of use, place of use, or type of use of a water right Oregon law specifies that a water right remains with the land on which it was established, and that the water must be used as specified in t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the London Stock Exchange, the form signed by the seller of a security authorising the company to remove his name from the register, and substitute that of the buyer. means the movement to a different agency of an employee from one position to another

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A change by an employee from one position to another position of the same class or another class having essentially the same maximum salary limit, involving the performance of similar duties and requiring virtually the same basic qualifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A student may change from one collegiate institution to another after having met the requirements for admission to the second institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of moving photo interpreted data from an aerial photo overlay to an ortho image to register and rectify the data This process varies depending on the type of technology used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The written instrument, signed by the 'Transferor' , and delivered to the 'Transferee' , by which one person conveys a property to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The change of an individual, without a break in service of one full workday, from an SES position in one agency to an SES position in another agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) nakletmek, geçirmek; devretmek, başkasına bırakmak; baskı ile kopya etmek; aktarma yapmak. transferable s. nakli mümkün, devredilebilir, havale edilebilir. transference i. nakletme, naklolunma transferor i., huk. devreden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nakil, havale, transfer, geçirme; devir, feragat; naklolunan veya geçirilen şey; çıkartma; telgraf havalesi; aktarma bileti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. hislerin psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferin 11 kilometre kalınlığında olan ilk tabakası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) tek fiyatına satılan iki parça eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Büyük su, ırmak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölge yapan, gölgeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayalandırılmamış, ekşimemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha hızlı veri transferi için yeni USB 2.0 standardını desteklemektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağırmak, çağırmak, nida etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürültülü, bağırma kabilinden, şamatalı. vociferously z. gürültülü bir şekilde. vociferousness i. gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çok ince bisküvit; yufka; kâğıt helvası; üzerinde çok kısımlı elektronik devre bulunan silikon parçası; Katoliklerin Aşai Rabbani ayininde kullandlkları mayasız ince ekmek; eskiden mektupları mühürlemede kullanılan yuvarlak etiket; f. etiket il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses yelpazesinin alt frekanslardaki sesleri oluşturmak için tasarlanmış hoparlör sürücüsü birimi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak titreşimlli ses hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Maksada ulaşma, muvaffakkıyyet. 2. Düşmanı yenme, Ar. galebe, galibiyet, nusret, feth.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumphal. conquest. triumph. victory. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. triumpha name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. success. winning. conquest. palm. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظفر] üstünlük kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) l. Amaca ulaşma, basan. 2.Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Zafer bulan, üstün gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظفریاب] üstünlük kazanan, muzaffer olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cam ve çini işine mavi renk vermek için kullanılan ham kobalt oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Safran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زعفران] safran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by