Fis Fıs ne demek? | Fis Fıs anlamı nedir? | Fis Fıs

Fis Fıs anlamı nedir?

Fis Fıs ne demek?

Fis Fıs anlamı nedir?

Fis Fıs | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fis fis

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli ve yavaş konuşulurken çıkan sesi anlatır: Fıs fıs konuştular. (bk.) Fıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Duvar ilânı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affiche

ası

Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated flight inspection system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Fingerprint I D System. Automated Fingerprint Identification System A system originally developed for use by law enforcement agencies, which compares a single fingerprint with a database of fingerprint images Subsequent developments have seen it

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airborne Flight Info System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated flight information system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Force Intelligence Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. bill. placard. show card. banner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. placard. poster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. placard. posting-bill. advertisement. display poster. marquee. net circulation. notice. pancarte. bill poster. posting bill. signboard. wall advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affiché

ekon. açıklanmış

Açıklama yapılmış olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavimtırak renkte, lüfere benzer eti lezzetli bir balık, zool. Pomatomus saltatrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayın balığı, (zool). Silurus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsadere etmek; haczetmek; istimlâk etmek, kamulaştırmak. confisca'tion (i). müsadere, haciz. confis'catory (s) müsadere ve haciz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istakozdan küçük ve ona benzer tatlı su veya deniz hayvanı, kerevides, karavide, böcek, (zool). Astacus veya Cambarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). crawfish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkepbalığı, (zool). Sepia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç çeşit köpekbalığı, (zool). Mustelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Sciaenidae familyasından davul sesi çıkaran bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodurca, oldukça kısa . dwarf stinger küçük ısırgan otu, (bot.) Urtica urens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. enfes). En nefis olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty words. nonsense. trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Yavaş ve gizli konuşmayı tasvir ve taklit eder: Fıs fıs bir şey konuştular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tasnif işlerinde kullanılan karton yaprak. 2. Elektrik cereyanı almak yahut anten vs. bağlantısını temin etmek için prize sokulacak şekilde yapılmış madenî uçlu parça. 3. Kumarda, kahvehanelerde para yerine kullanılan pul vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. sales slip. voucher. ticket. police record. filing card. counter. chip. check. jetton. outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. counter. receipt. tag. token. plug. counter. chip. ticket. index card. card. form. chit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. jack. plug. check. tag. plug. index card. chip. token. counter. slip (of paper. receipt. marker. slug. form. connection plug. courtesy card. record card. register card. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli ve yavaş konuşulurken çıkan sesi anlatır: Fıs fıs konuştular. (bk.) Fıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürünen bir kumaş ve eski terlik yahut hafif surette akan su sesini taklit ve tasvir ederek ekseriya mükerrer kullanılır: Fış fış, fışır fışır yürümek, sürünmek, akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayırma. 2. Sütten

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devlet veya hükümdar hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mali. fiscal year mali sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی سبيل الله] Tanrı rızası için, Tanrı yolunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fişenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. cracker. girandole. shell. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. cartdridge. rocket. roll. fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. squib. fuse. rocket. missile. garnish. ammunition. shell. scroll. cartridge. skyrocket. any projectile used as a firework. shot shell. shotshell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display hand. fireworker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandoleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tüfek va tabancaya doldurulan barut ve kurşundan ibaret mermi ki, vaktiyle kâğıda sarılırdı, şimdi maden kovana sarılır. 2. Donanmalarda ve şenliklerde atflmak üzere barut ve başka maddelerle yapılan yanıcı, patlayıcı, korku verici maddeler: Arayıcı, kör, havâİ, çadır fişek, çarkı felek fişeği. Fişek atmak, yakmak. 3. Fişek şeklinde istif olmuş ve kâğıda sarılmış para vesaire, (denizcilik) Roket fişeği = Kazaya uğramış gemilerden imdat istemek için atılan fişek. mec. Dellfişek = Savruk ve düşüncesiz adam, kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapılan veya saklanan yer, fişek fabrikası ve mahzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek taşımaya mahsus mahfaza ki, göğsün üzerine aykırı bağlanıp her bir fişek için parmak şeklinde bir yeri vardır, palaska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balık tutmak, balık avlamak, çekip çıkarmak; içinde balık avlamak; tahta veya demir parçası ile takviye etmek, seren berkitmek; for ile aramak, ağız aramak. fish for a compliment kendisine kompliman yapılmasını istemek; up veya out ile arayıp bulm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fish, değişik türler için fishes) balık; balık eti; tahta veya demir takviye parçası, berkitme parçası. fish and chips (ing).balık fileto ve kızarmış patates. fish ball balık köftesi. fishbone (i). balık kılçığı. fishbowl (i). kavanoz biçimind

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık tutan kimse, balıkçı; balık avlayan hayvan veya kuş. fisherman (i). baIıkçı. fishery (i). balıkçılık; balık tarlası, dalyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balıktan ibaret; balık gibi, içinde balık tadı veya kokusu olan; balığı çok; (k).dili şüpheli, inanılmaz. fishy eye donuk göz; şüpheci göz. fishiness (i). balık vasfı olma, içinde balık tadı veya kokusu bulunma; şüphelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses taklidi, (bk.) Fısıl fısıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fısıltılı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlice bir şeyler söylemek, gizliden telkinde bulunmak, çok hafif sesle konuşmak: O adam kulaklarına bir şeyler fısıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ipek kumaşın hışırtısı gibi hışırtı etmek, hışırdamak: Canfes fistanı fışıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. whisper. to whisper. to breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whisper sth to sb. murmur. pig's whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yavaş konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in whispers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş sesle ve çok defa, kötü maksatla konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whisper. breath. mutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the grapevine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütünün yanması gibi bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Fısır fısır tütün içiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şey için için, yavaş yavaş yanarken çıkan fısıltı hâlindeki sesi anlatır: Odunlar ıslakmış, ocak fısır fısır yanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Fışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hareket ederken fışır fışır etmek: Terlikleri fışırdıyordu. Su, çayırın üzerinde fışırdayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi fış fış ve fışır fışır edecek surette oynatmak: Eteklerini fışırdatarak yürüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumaş, terlik ve su gibi bir şeyin hafif surette hareket ederken çıkardığı ses: Suyun, eteklerin fışırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light splashing / rustling sound. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötü huyluluk, fitne, günah işleme, sefâhete dalma: Fısk u fücûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فسق] kötülük, sefihlik. 2.dinsizlik. 3.Tanrı’ya karşı isyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Demirin tırnağını asmak için gemi kenarındaki eğri demirden askı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Orta parmağı baş parmağa sıktıktan sonra şiddetle bırakmakla parmağın tersiyle vurulan darbe. 2. Fiske vurmaktan hasıl olan bere ve şiş. Parmak ve deynek vesaire darbesi olan veya hastalıktan gelen kabarma: Yanağı fiske fiske olmuş, fiske fiske kabarmış. 3. Adı geçen iki parmağın yine o vaziyetiyle ufak taş vesaire atma: Fiske taşı. Fiske dokundurmamak — Toz kondurmamak, müdafaa etmek, sahip çıkmak. Fiskeşamdanı = Küçük el şamdanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flick. flip (with finger. inch (of salt. pimple. blister. fillip. flip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (denizcilik). Kumanda düdüğü, gemici düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze gübre: Bağ kütüklerinin köklerine kasımda fışkı atmak çok iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse dung. manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taze gübrenin atıldığı yer. 2. İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın kökünden çıkan sürgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basınçla suyu atıp fırlatan Alet, fıskiye. Fars. fevvâre, şırınga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush. jet. outburst. spurt. squirt. emanation. eruption. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. jet. spurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirting. effusion. gush. spout. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Su veya diğer bir sıvı), şiddetli bir basınç altında, bulduğu dar bir aralıktan şiddetle sıçramak. Osm. feverân etmek: Bu fıskiyeden su beş metre yukarı kadar fışkırıyor. 2. Tohum büyük bir kuvvet ve şiddetle bitip birdenbire büyümek: Ektiğimiz tohumlar bir güzel fışkırmış ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush out. spurt. burst. belch. blow. ejaculate. erupt. flush. spout. squirt. well. well forth. well out. well up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. gush. spout. spurt. squirt. to gush out. spurt out. squirt forth. to spurt out. to gush. to squirt. to spout. to jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gush out. to spurt out. to squirt forth. to jet. to spring up. emanate. gush. shoot. spew. spout. spurt. squirt. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fışkıran bir şeyin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. spouting. ejaculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ejection. jet. blast. blasting. spraying. flushing. sprouting. atomization. ejaculation. spurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Su veya diğer bir sıvıyı basınç altında dar bir açıklıktan şiddetle sıçratmak. Osm. feverân ettirmek: Fıskiye, bu tulumba, şu şırınga suyu çok yukarı fışkırtıyor. 2. Tohumu birdenbire ve süratle yeşertmek: Bu yağmur ekinleri fışkırtacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. spurt. dash. ejaculate. splutter. spout. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. jet. spout. spurt. squirt. to spout. to spurt. to squirt. to jet. to ejaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth gush or squirt. to stream. to jet. to sprout. to flush. to erupt. to spring. to spurt. to spatter. to scoot. to spout. to gush out. to spring up. to shoot up. to gush. ejaculate. eject. spew. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FISKIYYE) (i. A.). 1. Suyu yukarıya atıp muhtelif şekillerde püskürten havuz musluğu, fışkırık. Fars. fevvâre. 2. Su alıp fışkırtmaya mahsus el Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ejector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. jet. spout. water jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فسقيه] fıskiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçak sesle yapılan gizli konuşma: Yine ne fiskos ediyorsunuz orada?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whispering. gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtive whispering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi bir kimsenin kulağına fısıltı halinde söylemek. 2. Gizlice haber vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlice ve yavaş sesle söyleşmek, kulak kulağa konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card indexing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fıslamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Fişe kaydedip tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare an index card on. to open a file on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entered on an index card. to be indexed on cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşiyip kaynamak, mayalanıp kabarmak. Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Vişne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çatlayıp yarılma kabiliyeti olan. fissility (i). yanıma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortadan ikiye ayrılma; (biyol). ortasından bölünerek üreme; (fiz). uranyum gibi bir elemanın daha basit ve sabit parçalara ayrılıp dağılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). atom çekirdeği parçalanabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). ikiye bölünme suretiyle üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (zool). çok tırnaklı, parmakları birbirinden ayrı olan (hayvan); (i). Fissipedia familyasından bir hayvan (kedi, ayı, vb).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, rahne; yarma; (tıb). fisur, cilt veya mukozanın hafifçe veya yüzeysel olarak çatlaması; (f). yarmak, çatlatmak; ayrılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yumruk, muşta; (h). dili el, el yazısı; (matb). işaret parmağı; (f). yumruklamak; avuçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arnavutça’dan). 1. Arnavutların giydikleri ve belden dize kadar uzanan geniş ve çok kırmalı patiskadan yapılmış beyaz bir giyecek: Arnavut fistanı. 2. Eski zaman modasında kadınların giydikleri çeşitli biçimde kırmalı ve süslü entari: ipek fistan. 3. (denizcilik) Direklerin güverte ıskarçalarını yağmurdan korumak için üzerine kaplanan muşamba. Baca fistanı = Bacaların alt nihayetindeki arbaz kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan giyen: Yunanlıların, efzun denen fistanlı bir sınıf askeri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan yapmaya yarayan, fistana mahsus: Fistanlık kumaş, basma. Bir fistan yapmaya yetecek ölçüde kumaş: Kendisine bu kumaştan bir fistanlık alacağım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boks sporuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumruk yumruğa kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça püste’den Arapça’laştırılmıştır). 1. Gaziantep bölgesinde yetişen bir cins ağaç ve bunun verdiği meyve ki, kolay açılır ince kabuklarının içinde badem cinsinden yeşilimtrak, lezzetli bir meyvesi vardır: Antep fıstığı. 2. Çam çeşitlerinden çok dallı bir ağaç ve bunun verdiği bir meyve ki, bir büyük kozalağın içinde sert kabukla çevrili fındık uzunluğunda lâkin ince bir meyvesi vardır. Fıstık, kuş üzümüyle beraber pilav ve dolma gibi yemeklere konur: Çamfıstığı, fıstık ağacı. Hindfıstiğı — Bahârattan, arakıton da denilen bir madde. Fıstık gibi = Semiz ve eti pek katı, şişman ve sülpük olmayan, balıketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Filân» kelimesine katılarak kullanılan bir halk tâbiri: Falan fıstık, falan fıstık festegiz diyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut. pistachio. crumpet. fluff. bit of fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babe. babunbaby. cracker. pistachio. pistachio nut. peanut. chick. peach. smasher of a girl. baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio nut. beautiful woman. babe. cracker. dolly bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıstık satan veya fıstık yetiştiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller or grower of pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cultivation or selling of pistachios.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i.). Antep fıstığının içi renginde olan, açık yeşil: Fıstıkî kumaş, boya. Fıstıkî makam = 1. Hırıltı. 2. Çok yavaş ve telâşsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep yahut çamfıstığı ağaçlarından ibaret koruluk: Orada bir fıstıklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kumaşın kenarına ilmik ile sarılarak yapılan veya hazır olarak alınıp eklenen dilimli süs işlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festoon. scallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Devamlı olarak işleyen cerahat yolu; akıntılı hastalık; akarca.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fistule

tıp akarca

Sürekli işleyen çıban.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez. Tedavisi için aşağıdaki reçeteler veya ameliyat tavsiye edilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 3 kahve kaşığı adaçayı konur. 10 dakika bekletilip süzülür. Sonra bu suya batırılan bir parça pamukla, fistülün üzerine kompres yapılır. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fistula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fistula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, las, Iae) (tıb). fistül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boru şeklinde; (tıb). fistül gibi, fistüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rengârenk boncuklar veya çakıl, taş, sırça vesair ile donatılmış yüzey ki, Fransızca «mosai’que» (mozayik) denilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zargana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balık koftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) havuz balığı, kırmızı balık, (zool.) Carassius auratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفافيش] yarasalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılanbalığına benzeyen ve başka balıkların vücuduna başını sokarak yaşayan ufak deniz balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamahkâr, cimri, eli sıkı; yumruğu kuvvetli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banger. firework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks. skyrocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş kısmı domuza benzeyen bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesâd» dan masdar). Bozulma, fesada uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» den masdar). Bozulma, hükümsüz kalma, Osm. mefsûh ve münfesih olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Genişleme, bollaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fasl»dan masdar). 1. Ayrılma, yerini terkedip gitme: Onun buradan infisali doğru olmaz. 2. Azledilme, işinden uzaklaşma: Son memuriyetinden infisali hangi sebeple oldu acaba?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفصال] ayrılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respect. self-esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizanası, medüz, su medüzu; k.dili kararsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash voucher. cash slip. sales slip. cashier's receipt. cash record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما فی السابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük uskumru; (A.B.D.), k.dili kodaman, bir mahalle veya partinin kuvvetli adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalıçapkını, iskele kuşu, emircik, zool. Alcedo atthis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («mâ-fih-şey» tâbirinden galat). 1. Yok, yoktur, kalmadı, hakgetire. Fülûs mâfiş — Para yok! 2. İçinde bir şey yokmuş gibi pek hafif bir cins yumurtalı hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maymunbalığı, zool. Squatina vulgaris; kelerbalığı, zool. Squatina squatina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefes» ten if.) (mü. müteneffise). Teneffüs eden, soluk alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nefs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFİS) (i. A. «nefâset» den smüş) (mü. nefîse). Pek makbûl, değerli, güzel: Anadolu’da nefis halılar yapılır. Sanâyî-i nefise = Güzel sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellent. exquisite. fine. marvellous. marvelous. beautiful. delicious. yummy. dainty. ambrosial. awfully nice. beyond praise. delectable. peachy. scrumptious. stunning. delightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. delectable. delicious. dreamy. great. heavenly. lovely. luscious. scrumptious. smashing. tremendous. self. personality. the flesh. the body. the cravings of the flesh. one's own personality. sensuality. excellent. fine. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. essential value. the flesh. the body. one's bodily appetites. the craving of the flesh. of superior quality. choice. detectable. bang-on. dainty. delectable. delicious. elegant. excellent. exquisite. galumptious. luscious. nice. self. splendid. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful defence defense. self defence defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., uzak duran, kimseye yaklaşmak istemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office. department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office. government department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barışseverlik, barışçılık. pacifist i barışçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan iğnesi. zool. Syng nathus ophidion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kayabalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç balığına benzer ve sırtında büyuk kanadı olan balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep fıstığı eskiden yanlış olarak bu adle anılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio. pistachio nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testereballğı, zool. Pristis pectinatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. egoist, bencil. hodbin selfishly z. bencilce egoistçe. selfishness i. egoistlik, bencillik, hodkamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) atbalığı, (zool.) Siluris glanis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabuklu hayvan; kabuklular, (zool.) Mollusca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz mercanbalığı; gümüşbalığı; gümüş renkli birkaç çeşit balık; kitaplara zarar veren küçük ve parlak bir böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophiste

fel. bilgici

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophistiqué "Yapmacık, içten olmayan (tavır, davranış, duygu)." anlamındaki bu söz için yapmacık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophistiqué

1. yapmacık, 2. karmaşık, 3. fel. yanıltıcı, 4. tekno. karmaşık

1. İçten olmayan (tavır, davranış, duygu). 2. Anlaşılması güç olan (durum). 3. Yanıltma özelliği olan. 4. Üstün teknolojisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıçbalığına benzer bir kaç tür balık, zool. Tetrapturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgisiz, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmak, denizyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islâm gizemciliği, tasavvuf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -fish, -fishes) ay balığı, pervanebalığı, zool. Mola mola; güneş balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirpi balığı, zool. Tetraodon spadiceus; balon balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıçbalığı, zool. Xiphias gladius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli sıkı, cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çotira zool. Balistes capriscus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. kuvvetli ve saldırgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, kendi çıkarını düşünmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gölgebalığıgillerden bir çeşit balık, zool. Cynoscion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurt gibi, vahşi, yırtıcı; k.dili aç kurt gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir bitki ve bunun yağı ıkarılan tohumları; Amerikan fıstığı.

Türkçe Sözlük by