Fl Ekran ne demek? | Fl Ekran anlamı nedir? | Fl Ekran

Fl Ekran anlamı nedir?

Fl Ekran ne demek?

Fl Ekran anlamı nedir?

Fl Ekran | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fl ekran

Teknolojik Terim

Yüksek tanımlamalı flüoresan ekran

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, ekranda aydınlatması için yedi renk arasında tercih yapmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilham; vahiy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keder vermek, üzmek, mahzun etmek, müteessir etmek; müptela etmek, belaya düşürmek. affliction (i). dert, keder, elem, belâ afflictive (s). keder veya elem verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, refah, servet; (-e) doğru akış (kan),affluent (s). bol akan; bol, mebzul; zengin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alevler içinde, alevlenmiş, tutuşmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yüzmekte; su dolmuş; su basmış; havada. Rumors are afloat. Ortalıkta şayialar dolaşıyor. The firm is afloat. şirket masrafım çIkarıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). titreme halinde; (z). titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitalize. carry asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şaşırtmak; engel olmak; boşa çıkarmak, aciz bırakmak; beyhude yere mücadele etmek, bocalamak (gemi v.b.) ; (i). su, hava veya ses hareketlerini kontrol eden bir levha; hoparlör ekranı. be baffled şaşırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırtıcı, aldatıcı, durmadan değişen. baffling winds den. kararsız rüzgarlar. bafflingly (z). şaşırtıcı durumda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo) zamanını barda geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı bükülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tırtılları leşte veya canlı hayvanda büyüyen bir kaç sinekten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. zengin maden yatağı; refah ve talih kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürfesi omurgalılara asalak olan birkaç cins sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelebek: kelebek gibi bir yerden bir yere gayesi oimaksızın dolaşan kimse, havai yaradılışlı kimse. butterflyorchid beyaz zeravent. butterfly tableaçılır kapanır kanatlı masa. butterfly valve kelebekli valf. social butterfly eğlence düşkünü kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şatafatlı, gösterişli, tantanalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimcrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. pompous. flowery. garish. grandiloquent. meretricious. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ask). kamuflaj, saklama, gizleme; (f). kamufle etmek, gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). uzatma işareti; (s). uzatma işareti ile ilgili; eğri, çarpık; (f). etrafına dolamak; uzatarak telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirinin etrafında akan; etrafı su ile çevrilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan veya hayvan kafilesi, birbirine bağlanmış esirler kafilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük yangın, yangın felâketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir metinde iki varyantın bir arada bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşmazlık, ihtilâf, fikir ayrılığl; çekişme, çarpışma, zıtlaşma; mücadele, uğraşma. conflict of interests menfaat çatışması. conflict of laws kanunş ihtilaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekişmek, ..,ile ihtilâfa düşmek; mücadele etmek; zıtlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

conflux (i). kavşak, iki akarsuyun birbirlerine karıştıklarl nokta; kalabalık, izdiham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte akarak birleşen; (tıb). bir araya birikip karışmış, sık (çıbanlar); (i). birleşmiş akarsulann her biri. confluent smallpox (tıb). yaraları bitişikmiş gibi kabuk bağlayan çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ateş alıp birden parlamak. deflagra'tion (i). birden ateş alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Paranın piyasada azalmasıyle satın alma gücünün artması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflation

ekon. para kısıtlaması

Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hava veya gazı boşaltmak; gururunu kırmak, informal burnunu sürtmek; fiyatları duşürmek. deflation (i). hava veya gazı boşaltma; fiyatların düşmesi, deflasyon. deflationary (s). fiyatların düşmesine sebep olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflateur

ekon. para kısıtlayıcı

Para kısıtlaması işlemini yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yoldan saptırmak, inhiraf etmek veya ettirmek, çevirmek; dönmek. deflector (i). yana saptıran alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoldan sapma, inhiraf, dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Def etmek (argo).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızlığını bozma, bikrini izale etme; bir şeyin tazeliğini ve taravetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sıvıların boşalması (nezle).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli parçaların, karışık çalma dizisinden çıkartılmasını sağlayan bir CD çalar özelliği.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalın havlı ve kaba bir cins yünlü kumaş; spor veya kamp araç ve gereçleri, spor yapılırken giyilen kıyafet . duffel bag içinde spor malzemesi veya elbisesi taşınan torba .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akma, akıntı, seyelân; bu suretle akan madde. effluent (s)., (i). dışarı akan, cari; (i). dışarı akan madde; gölden ayrılıp akan çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akış, akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. felek). Felekler, (bk.) Felek (eflâkiyân gibi tabirler yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (hi. Valak, Valachie). Romanya’yı meydana getiren asıl ülke ki, merkezi Bükreş’tir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wallachia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افلاک] gökler, felekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semalar, felekler, yükler, küreler, zamanlar. 2.Bahtlar, talihler, kaderl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gökte oturan melek. - Eflaki Şemseddin Ahmet Dede: (1360). Osmanlı sufi ve yazar. Mevlana’ya dair Menakıbü’l-Arifin adlı eserin müellifi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eflâk ülkesi halkından olan, Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FELATUN (hi. A.). Yunan filozoflarından Sokrat’ın talebesi ve Aristo’nun üstadıdır, mec. Hakîm, filozof: Eflâtûn-ı Cihân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lilac-coloured. lilac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lilac-coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) 1.Açık mor. 2.Aristo’nun hocası, Sokrat’ın talebesi, ünlü Yunan filozofu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Eflâtûniyye). Filozof Eflâtun’a ve onun felsefî ekolüne mensup ve ait: Meslek-i Eflâtûnî, efkâr-ı Eflâtûnîye c.: Eflâtûniyyûn: Eflâtûn’un felsefe ekolüne mensûb veya inanmış olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Leylak ileerguvân renkleri arasında açık mora çalan bir renk: Eflâtûnî bir köşk, bir çiçek. i. Bu renk: Eflâtûnîye boyamak. Eflâtûnîyi sevmem (bu ismin menşei karanlıktır. Fakat Eflâtûn’un felsefesi gibi karmakarışık, ilk görüşte isim verilemeyen bir renk benzetmesinden geldiği düşünülebilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. Fr. fizik). Üzerine bir cismin hayalinin aksettirildiği saydam olmayan düz satıh.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écran

sin. ve TV görüntülük

1. Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey. 2. Beyaz perde. 3. Televizyon camı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

video. screen. display. monitor. display unit. display-unit. telescreen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen. display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen. display screen. picture plane. silver screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran kapısı efekti, yansıtılan görüntüde pikselleri ayıran ince çizgilerin görülebilir hale geldiği yerdir. Bu ismi almıştır çünkü bu efekt ince bir delikli elekten bakmaya benzer. Dijital projektörünüzün lensi keskince odaklanmışsa, her bir piksel ekranda kendi küçük siyah kutusu içerisinde görüntülenir. Kutuların çizgileri kontrol elektronik devrelerinin, ışığın panelde parlamasını önlediği yerlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen Saver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekran Üstünde Kontrast, inanılmaz derecede zengin renkler için siyah ve beyaz parlaklık arasındaki farkı vurgular. Bu en karanlık gölge (siyah) ile en parlak gölgenin (beyaz) ölçümüdür. Ne izliyor olursanız olun, kontrast oranı ne kadar yüksek olursa, görüntü kalitesi de o kadar yüksek olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekranda gösterimin büyük karakterleri ve çubuklu grafikleri, TV alıcının tüm önemli çalıştırma durumunu temsil etmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. inflammation

tıp yangı

Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyasaya gereğinden çok kâğıt para çıkartmaktan paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi, para bolluğundan doğan pahalılık hali, para şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. inflation

ekon. para şişkinliği

Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflationary. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. influenza) (tahmine göre Ar. «enf-ül-anz» dan). Nöbetli ve şiddetli nezle suretinde bir salgın hastalık. Osm. nezle-i müstevliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dükkânda veya gündelikle evlerde çalışan veya dükkânda ufak tefek şeyler satan sanatkârların hal, sıfat ve işi: Esnaflık vaktiyle iyi işti, şimdi esnaflığa tenezzül eden yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a tradesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. via) (i). fena koku gibi hafif ve gözle görülmeden ortaya yayılan madde; çürüyen cisimlerden çıkan fena koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkalı, arkası kuvvetli. 2. Tafsilâtlı, geniş: Etraflı malûmat verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. exhaustive. detailed. in depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça tafsilâtlı, geniş bir şekilde. Tafsilâtla, mufassal olaher tarafını inceleyerek: Etraflıca yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully. with all details. at large. in extenso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in detail. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yaygın, uzak yerlere yayılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: flauto’dan). Flüt. Son zamanlara kadar dilimizde kullanılan bu kelime, şimdi yerini Fr. karşılığı olan flüt’e bırakmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı. 2. Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik. 3. İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). florin, flourished, flower, fluid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek tanımlamalı flüoresan ekran

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). fluid ounce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarkık, yumuşak, gevşek; zayıf, iradesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıvamını kaybedip yumuşamış, gevşemiş, gevşek. flaccid'ity (i). gevşeklik, kıvamsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) büyük ve yassı kaldırım taşı; (f). bu taşlarla döşemek. flagstone (i). iri ve yassı kaldırım taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ged, ging) gevşemek; yorulmaya başlamak, kuvveti kesilmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) bayrak, sancak, bandıra, flama; köpek veya geyik kuyruğu; (müz). çengel; (f). bayrak çekmek, bayraklarla donatmak; bayrakla işaret vermek; bir şey sallayarak avını tuzağa düşürmek. flag down a train durması için trene bayrakla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zambak, süsen, saz, (bot). Iris pseudacorus; zambak yaprağı. sweet flag eğir, (bot). Acorus calamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). döven, kırbaçlayan; (i). özellikle kendisini kırbaçlayan veya kırbaçlatmaktan hoşlanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kırbaçlamak, dövmek. flagella'tion (i). kırbaçlama, dövme, dayak atma; dövünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lums, la) (biyol). kamçı şeklinde parça; kamçı, kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). en yüksek sesli flüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).habis, çok çirkin, alçakça; ağır suç kabilinden. flagitiously (z). habis bir şekilde, ağır suç teşkil edecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kapaklı sürahi, büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pek çirkin, rezalet nevinden; göze batan, bariz (kötülük, ahlaksızIık). flagrancy (i). kabahatin aşikarlığı ve büyüklüğü. flagrantly (z). aleni ve çirkin bir şekilde, bile bile, alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). cürmümeşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harman döveni; ortaçağda kullanılan buna benzer silâh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetenek, kabiliyet, Allah vergisi; anlayış, seziş, hissediş; (k).dili gösterişli uslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). uçaksavar ateşi; argo itiraz, karşı çıkma, karsı koyma; şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık kurutmaya mahsus ızgara; (den). gemi tamir edilirken işçilerin üzerinde çalıştıkları asma iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ufak kar tanesi; ince tabaka, ince parça; pul; (f)., away veya off ile tabaka tabaka soymak veya soyulmak; out ile yorgunluktan çöküp kalmak. flaky (s). Iapa lapa; kuşbaşı kar taneleri halinde. flakiness (i). Iapa lapa oluş, ince tabakalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A freak or whim; also, a falsehood; a lie; an illusory pretext; deception; delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deceive with a falsehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili yalan, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: flama). Mızrak ve süngü ucuna takılan, gemi direğine çekilen ince bayrak. Türkçe: alav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant. streamer. signal flag. colours. pennon. alignment picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semaphorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenkli. Holanda ve Belçika’da yaşayan, Flamanca konuşan millet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fleming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To ignite warmed alcoholic beverages, which are then poured over foods just before serving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a brief process performed to burn off the alcohol in a spirit or wine When done properly, the harshness of the raw alcohol disappears in the blue flames, leaving behind an assertive yet smooth flavor Flaming also adds flavor when deglazing a pan aft

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Served with ignited spirits poured over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). meşale, fener; süslü şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk; (mim). alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy (i). aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alev, yalaz, ateş; hiddet, şiddet; aşk, aşk ateşi; (k).dili sevgili. flame-colored (s). ateş rengi. flameproof (s). ateş almaz, yanmaz, ateş geçmez. flame test (kim). alev testi. flame thrower (ask). yanar benzin saçan bir silâh. flametree (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alevlenmek, alev çıkarmak, alev alev yanmak; (mec). alevlenmek, yanmak, tutuşmak; öfkelenmek; parlamak, alev gibi kızarmak. flame up alevlenmek, tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol çingenelerine ait bir dans ve şarkı cinsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamenco. flamingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flamingoes have webbed feet, very long legs, and a beak bent down as if broken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Their color is usually red or pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American flamingo is P. ruber; the European is P. antiquorum. large pink to scarlet web-footed wading bird with down-bent bill; inhabits brackish lakes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large pink to scarlet web-footed wading bird with down-bent bill; inhabits brackish lakes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -gos, goes) (zool). flamingo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanar, yanabilir, kolaylıkla yanar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). börek, tart; sikke yapılması için boş metal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. i. denizcilik). Devlete alt gemilerin grandi direğine çekilen flama. Bu flama, direğin yarısı uzunluğunda olur. Flandra balığı = Vücudü flandra biçiminde pembe renkli bir balık (cepola rubescens).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant. streamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flannel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). tembellik, gevşeklik, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, yaka, kulak, flanş; flanş yapmakta kullanılan döküm aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). böğür; yan taraf; (ask)., (den). cenah, kanat; tabya koltuğu; (f). cenahını muhafaza veya takviye etmek, cenaha hücum etmek, cenahı tehdit etmek, cenahtan geçmek; yan tarafında olmak. flank attack (ask). kanat taarruzu, cenah taarruzu, kuşat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ed, Ied; ing,ling) fanila, pazen; (çoğ). fanila, iç çamaşırı; faniladan yapılmış spor pantolon; (f). fanila giydirmek, fanila ile oğmak. flanneled (s). fanila kaplı. flannelette' (i). hafif fanila, fanilaya benzer pamuklu kumaş, pazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ped, ping) aşağı sarkan kanat veya kapak; (tıb). sarkan et parçası; sarkan bir şeyin çarpması veya çarpma sesi; (k).dili fazla heyecan; heyecan verici durum; (f). sarkan bir şey ile vurmak, kuş kanadı gibi vurmak, çırpmak; birden atmak, çe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçmalık, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1920-1930 senelerinde son moda giyinen kız; çarpan şey; keklik palazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlama, görüntülerde oluşan çeşitli hayalet görüntü, renkli nokta, ışıklı halka, sisli görüntü gibi, çoğunlukla direkt güneş ışığının veya diğer güçlü bir ışığın, resmin kadrajının dışında kalsa da, lensin ön elemanına gelmesi sonucu oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). birden alevlendirmek veya alevlenmek; çan şeklinde yaymak veya yayılmak; meşalelerle işaret vermek; (i). göz kamaştırıcı ışık, işaret fişeği; yayılma veya yayılan şey; gösteriş. flareback (i). topun kuyruk kamasından çıkan alev. flare light

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Müsait olmayan ışıkta fotoğraf çekerken kullanılan şimşek ışıklı lamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash. photo-flash. photoflash. flash gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. flash. flashbulb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash. flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Flaş Beyaz Dengesi, zorlu çekim koşulları altında renk tonlarının korunmasını sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Çok sayıda yansıtan yüzeyin bulunduğu durumlarda fotoğraf makinesi nesnenin etrafındaki tüm ışık kaynaklarını algılayabilir ve renk bozulması meydana gelebilir. Bunu önlemek için flaş kullanıldığında çekimdeki beyaz dengesi otomatik olarak ayarlanarak, renkler doğal halinde kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony dijital fotoğraf makinelerinde çeşitli flaş modları bulunmaktadır: Auto — Düşük aydınlatma koşullarında otomatik olarak devreye girer. Forced Flash — flaş, her zaman etkindir. Anti red-eye reduction — Kişinin irisini küçülterek kırmızı göz efektini en aza indirmek için bir ön flaş titreşimi kullanır. No flash — flaş kullanılmaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parıltı, ani alev, şule; işaret olarak yanıp sönen ışık; an; birden gelen su akıntısı; kaba gösteriş; cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama; bülten. flashback (i). geriye dönme. flashboard (i). suyun yüksekliğini artırmak için barajın üst

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ing). hırsız veya serserilere ait; gösterişli fakat sahte; kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak; birden parlamak; birden akla gelmek; cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek; telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak; (k).dili birdenbire göstermek; yağmurdan koru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Veri saklamak için kullanılan bellek çipi. Flash Bellekli ürünler dolayısıyla küçük ve kompakt olabilir tasarlanabilmektedir. Flash bellek ürünlerinin bir diğer avantajı da sağladığı tutarlılıktır. Hareketli parça bulunmadığı için ani hareket nedeniyle oynatma esnasında asla atlama yapmaz. Bununla birlikte, Flash bellek ürünleri sabit disk ürünlerinden daha küçük saklama kapasitesine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına gereksinim duymadan veri depolayabilen ve silinip tekrar yazılabilen hafıza türüdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına ihtiyaç duymadan bilgi depolayan, silinip tekrar yazılabilen bir hafıza cinsi. Özellikle hafıza kartlarında ve USB flash disklerde kullanılır, fps : Saniye başına çekilen kare sayısı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. flashback

geriye dönüş

Roman, hikâye, sinema vb.nde geçmişteki bir olayı, gösterilen o anda yeniden verme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parıltılı, alevli, gösterişli, frapan, göze çarpan. flashily (z). gösterişli bir şekilde, göze çarpacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içine barut veya yağ konan şişe şeklindeki kap, barutluk; termos; küçük ve yassı şişe, cebe konan içki şisesi, matara: dökümcülükte kullanılan kalıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzun ve yassı sepet; ufak içki şişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. flasheur

dörtlü

Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) yassılamak, düzeltmek; tadını kaçırmak, neşesini bozmak; yassılmak, düşmek; neşesiz olmak; (müz). yarım ton indirmek; belirli perdeden aşagı söylemek veya çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (ter, test) (z). düz, müstevi, yassı: yüzüstü, sırtüstü; yıkık, harap; kati, kesin; mat, donuk, tatsız, yavan; durgun (ticaret); (müz). bemol; (z). açıkça; doğrudan doğruya; tam; (müz). asıl notadan daha aşağı ve yanlış olarak. flat against the wa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz ve basık arazi; sığlık, kumsal; geniş ve düz olan şey, demiryolu arabası; düz sal; kılıcın yassı yüzü; kenarları alçak tepsi; madenin yassı damarı; tiyatro sahne dekoru için kullanılan kumaş gerili çerçeve; (müz). bemol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yassılatmak; yere sermek; neşesini kaçırmak; matlaştırmak, donuklaştırmak; yassılaşmak, dümdüz olmak; tatsızlaşmak, neşesiz olmak. flatten out düzeltmek, açmak; (hav). dalıştan sonra uçağı yerle paralel duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., slang yaltaklanmak, yağ çekmek; dalkavukluk etmek; gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkarmak. flatter oneself sanmak, zannetmek, ümit etmek. flatterer (i). dalkavuk, slang yağcı. flatteringly (z). methederek, göklere çıka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oldukça yassı ve düz; tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). midede gaz hasıl eden, bu gaza ait; yalnız gösterişten ibaret; şiskin. flatulence, cy (i). gazlı veya yelli olma. flatulently (z). gösteriş yaparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -tuses, tus) mide veya karındaki gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düz tabaklar; çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yassılamasına, düz, düzlemesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at solucanı, (zool). Ascaris megalocephala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gösteriş yapmak, kibirlenmek; (i). gösteriş flauntingly (z). gösteriş yaparak, kibirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). flütçü, flavtacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sararmış, sarımtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). hayvan ve bitkilerde bulunan çeşitli sarı boyalardan her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Iezzet, tat, çeşni; tat veren şey; lezzetli şey; koku, rayiha; (f). tat veya lezzet vermek. flavoring (i). tat veren şey. flavorless (s). tatsız, lezzetsiz. flavorsome, flavorful, flavory (s). Iezzetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Flüt. (bk.) Filavta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, çatlaklık, rahne; sakat, kusur, defo; ayıp; (f). çatlatmak, sakatlamak; sakat olmak, defolu olmak; çatlamak. flawless (s). kusursuz. flawy (s). kusurlu. flawlessness (i). kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birdenbire çıkan geçici ruzgâr, bora; rüzgârın yönünün değişmesi. flawy (s). rüzgârlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keten; ketene benzer bir çeşit bitki. flaxseed (i). keten tohumu. flaxen (s). keten, ketenden: sarı, lepiska. flaxy (s). ketene benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). derisini yüzmek, soymak; fena halde azarlamak, haşlamak; zorla veya hile yaparak parasını almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). sivri kilise kulesi; (ask). ok tabya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pire, (zool). Pulex irritans. fleabite (i). pire ısırması, pire yeniği, hafif ağrı. fleabitten (s). pire ısırmış; (k).dili köhne; çok ufak doru veya kula benekli beyaz (at). fleabane, fleawort (i). pire otu, boğa yaprağı, karnı yarık, (bot). Plan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). neşter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Toplardamarlarda iç zar iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nokta, benek, leke; çok ufak parça; (f). lekelemek, beneklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). flexion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). flee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüyleri çıkıncaya kadar beslemek; tüylendirmek; uçmak için tüy çıkarmak, tüylenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüyleri henüz bitmiş yavru kuş; acemi çaylak, bir işe yeni başlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fled, fled, fleeing) kaçmak,firar etmek, slang tüymek; gelip geçmek, güzden kaybolmak; bırakmak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). koyun postu; bir koyunun bütün yapağısı; yün gibi yumuşak örtü; muflon; (f). koyunu kırkmak; (bir kimseyi) soymak, yolmak; yünle kaplamak, yün gibi kaplamak. fleecelined (s). içi muflonlu. fleecy (s). yün veya yapağı gibi (bulut); yünden; yü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). alay etmek, terbiyesizce gülmek, eğlenmek; (i). istihza, eğlenme, alay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donanma, filo. fleet of trucks bir firmanın bütün kamyonları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çevik, çabuk, çabuk geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çabuk geçmek; (den). gitmek, seyretmek, hareket etmek. fleeting (s). çabuk geçen, ömürsüz, fani. fleetingly (z). çabuk geçerek, fani olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Organlar arasındaki veya deri altındaki katılgan dokunun iltihabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Flaman. Flemish (s)., (i). Flamanların oturduğu bölgeye ait; (i). Flaman dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balina derisini yüzmek veya yağını çıkarmak, ayıbalığının derisini yüzmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Buğdaygillerden, bir çeşit çayır bitkisi (pheleum pratense).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). et; kasaplık et; tavuk veya balık eti; beden, cisim, ten, vücut; beşer tabiatı, insaniyet; ten rengi; sişmanlık; nesil, soy, ırk; insan oğlu; canlı yaratıklar; meyvanın etli kısmı. flesh and blood nesil, kan, akraba; beşer tabiatı. flesh color t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). et yedirmek, etle beslemek; kan dökmek; hırsını tahrik etmek; etle kaplamak; eti sıyırmak (deriden). flesh out dolgun olmak; şişmanlatmak; ayrıntılarıyla anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). okun üzerine tüy koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fleurs-de-lis) süsen çiçeği, susam; eski Fransız armasındaki zambak şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fIy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). bazı köpeklerin aşağı sarkan üst dudağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bükmek, eğmek, kasılmak (kas).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bükülebilir, eğrilebilir, esnek; uysal, yumuşak başlı, mülayim; uyabilir, kalıba girer. flexibil'ity (i). eğilme kabiliyeti, esneklik; uysallık. flexibly (z). bükülme suretiyle; uysallıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülme, esneme, çevrilme, eğilme; bükülebilen yer, dirsek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bükülme hareketini yaptıran kas, fleksör kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, eğri büğrü, bükümlü, kıvrımlı. flexuosity (i). eğrilik, kıvrımlılık büküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğrilik, bükülme, dirsek, katlanma; kuş kanadının son mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., argo polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hafif vuruş; fiske; leke, çizgi; (f). hafifçe vurmak, fiske vurmak; atıvermek. flicks (i)., argo sinema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). titrek ve parlak ışık; geçici belirti; (f). çırpınmak; titrek yanmak. flickeringly (z). titreşerek, pırıldayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Amerika'ya mahsus kanatlarının altı sarı renkli bir çeşit ağaçkakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçan şey veya kimse; pilot; (A.B.D). el ilânı; (A.B.D)., (k).dili hem kazancı hem zararı büyük olabilen bir yatırım; uzun atlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uçuş, uçma; seyir, yol alma, hareket; göç, hicret; bir kat merdiven; bir uçuşta katedilen mesafe, menzil; firar, kaçış; birkaç uçaktan ibaret hava filosu: (f). (kuşlar) göç etmek. flight of fancy hayal, hayal kurma. put to flight kaçmak me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ne dediğini bilmez; hafifmeşrep; kararsız, dönek, maymun iştahlı; budala, kaçık. flightily (z). ne dediğini bilmeden, belirli bir fikri olmayarak: kararsızca. flight iness (i). kararsızlık, döneklik: kuş beyinlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (k).dili saçma, boş laf; hile, oyun, dolap; (s). hilekar, dalavereci üç kağıtçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). seyrek dokunmuş ve kolayca yırtılabilen (kumaş), hafif, ince, dayanıksız; inanılması güç: (i). müsvedde kâğıdı. flimsily (z). hafifçe, dayanıksız bir şekilde. flimsiness (i). hafif ve ince oluş, dayanıksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çekinmek kaçınmak; (i). çekinme, kaçınma; bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parça kıymık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (flung) atmak, fırlatmak, savurmak: silkinmek: silkmek; binicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak; yıkmak, düşürmek, devirmek; çifte atmak: atılmak; savurmak (küfür); dalmak, sıçramak. fling away dışarı atmak, dışarı fırlamak. fling of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atma, atış; sıçrayış, fırlayış; hakaret, laf sokuşturma, iğneli söz; hareketli dans; çıIgınlık, eğlence, serbest davranış. have a fling at denemek, yapmaya çalışmak. have one's fling baskıdan kurtulup serbestçe hareket etmek, meydanı boş bulup bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çakmaktaşı; çakmaktaşı gibi sert olan herhangi bir şey. flint and steel çelik çakmak. flint glass billur, kristal. flint heartted (s). merhametsiz, taş yürekli. flintlock (i). çakmaklı tüfek. flint ware hamurunda çakmaktaşı bulunan iyi cins çanak çö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ped, ping) (i)., (s). başparmakla havaya fırlatmak (para atarak oynanan kumarda olduğu gibi); fiske vurmak; darılmak, kırılmak; (i). fiske, hafif vuruş; alkollü bir çeşit içki; (s)., (k).dili arsız, küstah. flipflop (i). bir çeşit takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilir bilmez söz söyleyen, düşüncesizce söylenmiş (söz). flippancy (i). küstahlık. flippantly (z). düşüncesizlikle, küstahca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın yüzmek için kullandığı yassı bacak veya kanadı; palet (yüzme); argo el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). flört etmek, kur yapmak; fırlatmak, hızla hareket ettirmek, iki yana sallamak (yelpaze gibi); fırlamak; (i). flört etmeye alışkın kimse: fırlama atılış, ani hareket. flirta'tion (i). flört etme, kur yapma. flirta'tious (s). işvebaz, flörtçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yapan fabrika tarafından konulan isim). Sinek, sivrisinek gibi böcekleri öldürmekte kullanılan ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move with celerity through the air; to fly away with a rapid motion; to dart along; to fleet; as, a bird flits away; a cloud flits along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To flutter; to rove on the wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pass rapidly, as a light substance, from one place to another; to remove; to migrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove from one place or habitation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be unstable; to be easily or often moved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nimble; quick; swift. [Obs.] See Fleet. a secret move ; 'they did a moonlight flit' a sudden quick movement move along rapidly and lightly; skim or dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray insecticide. spray gun used to spread insecticides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sudden quick movement. a secret move ; 'they did a moonlight flit'. move along rapidly and lightly; skim or dart. A flow control unit - the basic unit of information sent through a message passing system that uses virtual cut-through or wormhole routing

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small unit of information at link layer, of size of one or several words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flit, böcekleri öIdürücü ilâç. flitgun (i). flit makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) (i). oradan oraya dolaşmak, gitmek, kuş gibi gelip geçmek; çırpınmak: (i). çırpınma, kuş gibi geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tuzlanmış domuz döşü; kızartılmaya elverişli balık eti; uzun yekpare kereste parçası, direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çırpınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo eski ve değersiz otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su üstünde yüzen herhangi bir şey; sal; olta mantarı; şamandıra, duba; geçit resminde kullanılan süslü araba; (den). pervane tahtası; mala; dondurmalı gazoz; (çoğ). tiyatro sahnesinin ön kısmındaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak, su yüzünde gitmek; hava akımına kapılarak sürüklenmek; hayal gibi hareket etmek, dolaşmak; yüzdürmek; su basmak; sala yüklemek; (hisse senetlerini ve tahvilleri) satışa arzetmek; yaymak, neşretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzen kimse veya şey; bir işten öbür işe geçen kimse; çeşitli yerlerde kanuna aykırı olarak oy kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzen; bağlı olmayan; gezici, seyyar, sabit olmayan; değişen. floating anchor (bak). sea anchor. floating bridge yüzen köprü dubalı köprü. floating capital (tic). döner sermaye. floating debt gayri muntazam borç. floating derrick (den). gezer maç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi, yünlü, (bot). top top yumuşak tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pamuk gibi top top olmak (bulut); topaklamak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün yumağına benzer ufak topak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi yünlü; pamuğu benzer ufak ufak parçaları olan; top top yünle kaplı. flocculence,-cy (i). yün gibi olma top top olma, topaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sürü; küme: güruh kalabalık, yığın: cemaat, grup, zümre: (f). sürü halini almak, sürü halinde gitmek, toplanmak, üşüşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saç veya yün yumağı şiltelere doldurulan kaba pamuk veya paçavra, kıtık; duvar kağıdına kumaş görünüşü kazandırmakta kullanılan ince ince kesilmiş kumaş veya yün parçaları: (kim)., (çoğ). pamuğa benzer ufak parçalar. flock bed kıtık şilte. flocky

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizde yüzen üstü düz buz kitlesi, buz sahrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ged, ging) dövmek dayak atmak kamçılamak. flogging (i). dayak kötek, kamçı ile dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Gemilerde cıvadranın üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jibsail. flock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça felek’ten, İtalyanca’ya ve İtalyanlar’dan bize geçmiştir). Güvertesiz sandal, gemi sandalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk: (f). üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; (tıb). (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). taş veya tahta döşeme, yer, zemin; dip; kat; yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı; mecliste söz söyleme hakkı; taban ücret, asgari ücret veya fiyat; (f). taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak; (k).dili şaşırtmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo hafifmeşrep kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ped, ping) (i). çırpınmak; çöküvermek, dönüvermek; devrilmek; birden düşürmek; argo uyumak; (k).dili başaramamak: (i). çarpma, çarpma sesi; (k).dili başarısız teşebbüs (eser, icat); başarısızlık; çökme, devrilme; argo uyuyacak yer veya fırsat. flop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Flüor kelimesinin bir söylenişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flohr flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yeast that produces a film on the wine's surface and gives it a distinctive flavor Found in Jerez. m: floor, pavement 725.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer of yeast that helps the formation of aldehydes during the aging of certain wines such as those in Jerez, Moriles, Montilla, Rueda and the region of Jura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir bölgede veya bir ülkede yetişen bitkilerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

bit. b. bitki örtüsü

Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The goddess of flowers and spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The complete system of vegetable species growing without cultivation in a given locality, region, or period; a list or description of, or treatise on, such plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the plant life in a particular region. a living organism lacking the power of locomotion. is the total plant life in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a particular region, geological period, or environment. the plants that live in a particular area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant population of a given area, environment, formation, or time span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plant life of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life or vegetation of a region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for all forms of plant life characteristic of a region, period or special environment Flore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plant life. the plant and/or bacteria species that inhabit a particular environment, e g , intestinal flora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plants of a region. [n] plant life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants of a given region or period of geologic time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire group of plants found in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A list of all plant species that occur in an area. the plants of a particular region or time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the plant life of a given place. the total of all different plants of an area versus vegetation, a total of all plants The limitation of a flora can be geographical or artificial For example, the 'flora of Michigan' should not include a plant found ev

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire plant life of a particular region or geological period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total plant life of an area at a time 'Vegetation' is more limited, usually meaning the large vascular plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitey, flora, bir bölgede yetişen bitkilerin topu; bu bitkiler hakkında yazılmış eser; (tıb). belli bir kısımdaki mikroplar. floral (s). çiçeklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskrimde, düz ve yuvarlak namlulu, ucu düğmeli kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Floransa'ya ait; (i). Floransalı; bir çeşit kabartma çizgili ipek kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescent flüorışıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçeklenme, çiçek açma zamanı; başarı devresi. florescent (s). çiçek açmış, donanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ayçiçeği ve nergis gibi bileşik çiçeklerin ortasındaki ufak çiçekçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Altın para.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçeklerle süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırmızı, yüzüne ateş basmış (yüksek tansiyondan); çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçek veren, çiçekli, çok çiçek açan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hoianda’nın para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avusturya’da para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver coin of Florence, first struck in the twelfth century, and noted for its beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name is given to different coins in different countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The florin of England, first minted in 1849, is worth two shillings, or about 48 cents; the florin of the Netherlands, about 40 cents; of Austria, about 36 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

florin. guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). on dokuzuncu yüzyıla mahsus gümüş. Avusturya parası; iki şilin kıymetinde ingiliz parası; Hollanda'da kullanılan madeni bir para, florin, gilder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçekçi, çiçek yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kadınla erkeğin fazla ileri gitmeyen aşk alâkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirt. date. wooing. flirtation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtation. girlfriend. boyfriend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. flirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt. carry on. dally with. flirt with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluoride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeşilli, sarılı ve güzel sesli bir cins kuş. 2. Bir nevi sarı çiçek. (bk.) Flurya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (I ince okunur). 1. Bükülmemiş ipek. 2. Pokerde aynı rengi taşıyan bir el kâğıt, Türkçe: renk. Floş ruvayal = Pokerde aynı renkte ve kesintisiz sıra ile dizilmiş beş kâğıt ki, en üstün kâğıt sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floss silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bükülmemiş ham ipek, floş; kısa ipek telleri, ipek gibi yumuşak tüyler. floss silk elişlerinde kullanılan floş, ham ibrişim. dental floss diş aralannı temizlemeye yarayan mumlu iplik. flossy (s). tüylü, hafif ve yumuşak; argo şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üzerinde durma; su üstünde yüzen çöp ve enkaz; (den). geminin su üstünde kalan kısmı; yüzme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üstünde durma; (tic). sermaye temini; esham ve tahvilât satma; maden cevheri tozunu belirli bir sıvı içinde yüzdürerek ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flotilla, küçük filo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). gemi enkazı. flotsam and jetsam denizde yüzen veya kıyıya vuran enkaz; ufak tefek şeyler; devamlı bir işi veya evi olmayan kimseler, serseriler, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). öfke veya sabırsızlıkla yerinden fırlayıp yürümek; donuvermek, fırlamak; (i). fırlayış, atılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). farbala, volan; (f). farbala ile süslemek, volan koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, dere pisisi, yan yüzen birkaç çeşit balık. English flounder dere pisisi, (zool). Pleuronectes flesus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çamura veya suya bata çıka yürümek; güçlükler ve yanlışlıklar içinde sürüklenip gitmek, uğraşıp durmak; (i). debelenme, çabalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). un, ince toz; (f). öğütmek, un serpmek, una bulamak. flour beetle un kurdu, un böceği. flour mill un değirmeni. flour moth un güvesi. floury (s). una bulanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek; başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşmek, yıldızı parlamak, gözde olmak; süslü bir dil kullanmak; gösterişli hareketlerde bulunmak; süslemek; tezyin etmek; sallamak, kibir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). açıkça itaat etmemek, karşı koymak, muhalefet etmek; alay etmek, eğlenmek; hakaret etmek; küçümsemek, hor görmek; hürmetsizce davranmak; (i). alay; karşı koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akmak, akıntı gibi gitmek, cereyan etmek, seyelan etmek; dalgalanmak, sallanmak; kabarmak, met halinde olmak; dolmak,dopdolu olmak; bol bol içilmek (şarap); su basmak; akıtmak. flowing (s). akıcı,belagatli. flowing bowl içki, içki kâsesi. flowing s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akış, akıntı, cereyan, seyelân; (fiz). akı; belirli zamanda akan su miktarı; met; akıcılık, düzgün konuşabilme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey; (kim)., (çoğ). buhardan toz haline gelmiş olan madde; (f). çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak; açılıp gelişmek, olgunlaşmak, ke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek açan bitki, belirli zamanlarda çiçek veren bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süslü gösterişli, tumturaklı: çiçeklere ait, çiçekli, çiçeği çok. floweriness (i). gösteriş, tumturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. unsharp. out-of-focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acute febrile highly contagious viral disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili grip, enflüanza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (A.B.D)., (k).dili safsata saçma; züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak; kararsız olmak, tereddüt etmek; (tic). değişmek, tahavvül etmek. fluctua'tion (i). düzensiz değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocak bacası, baca; hava veya gaz borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafif tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balık ağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade düzgünlüğü, fesahat, akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıcı açık, düzgun, fasih, beliğ, pürüzsüz; sürükleyici (ifade, söz, yazı). fluently (z). akıcı olarak, purüzsüzce, kolaylıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hafif tüy kırpıntı; kuştüyü, yumuşak kürk; yüzdeki ince tüyler, ayva tüyü; (k).dili sahnede kötü okunan bir şey; (f). silkinip tüylerini kabartmak; söyleyeceği sözü unutmak veya yanlış okumak. fluffiness (i). tüy gibi yumuşak olma. fluffy (s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet gibi nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). akışan, seyyal: akıcı, sıvı mayi, sulu: (i). sıvı veya gazlı madde. fluid'ity (i). akıcılık, seyyal oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). 29,57 cc: ing 28,41 cc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). talih, rastlantı, tesadüf: (f). şansla isabet etmek; tesadüfen kaybetmek veya kazanmak. fluky (s). tesadüfe dayanan, şansa bağlı; kararsız, dönek, sağı solu belli olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (den). gemi demirinin tırnağı veya ona benzer şey: ok ve mızrak damağı veya dikeni; balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt, şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). değirmen altında bulunan su yolu; (A.B.D). çay veya ırmak akan dar boğaz; (f). böyle bir boğazdan geçirmek, kanal vasıtasıyla ırmak veya gölden su akıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşkeğe veya bulgur pilavına benzer bir yemek; muhallebi gibi bir çeşit meyvalı ve yumurtalı tatlı; tatsız şey, anlamsız kompliman, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (k).dili ağır bir şeyi birden bırakıvermek; çökmek; (i). ağır bir şeyin düşmesinden hâsıl olan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fling.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili başarı kazanamamak, kalmak, slang çakmak; sınavda bırakmak (öğretmen); (i). sınav veya sınıfta kalma. flunk out başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak veya bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalkavuk, slang yağcı; uşak, hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (kimya). Yeşilimtrak sarı renkte, atom ağırlığı 19 olan, F senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bazı cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına arzedilince kendiliklerinden çeşitli renklerde ışıklar saçma niteliği, flüorışı. fluorescent (s). böyle bir niteliğe sahip olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Tabiî kalsiyum flüorürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum flüorürü; (bak). fluorspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı büyük ve gagası kalın, ispinoza benzer bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flurcin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). birden esip kısa süren rüzgâr; hafif sağanak, geçici hafif kar veya yağmur; telaş, heyecan, acele; borsada geçici bir faaliyet; (f). telâşa düşürmek, telâşa vermek, heyecanlanmak; (colloq). iki ayağını bir pabuca sokmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Florya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlanıp uçmak, ürkmüş kuş gibi uçmak: ürkütüp kaçırmak (özellikle av kuşu): (i). birden ürkütüp kaçırılan kuşlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f)., (z). dopdolu, taze: bol, mebzul, bereketli, cebinde çok para taşıyan: bir seviyede, düz: güvertesi baştan kıça kadar düz olan (gemi): (f). düzlemek bir seviyeye getirmek; boşluklarını doldurup düzeltmek (duvar); (z). düz bir şekilde, yüzeyde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ; birden akmak, hücum etmek (kan); kızarmak; heyecanlandırmak: akıtmak, bol su ile temizlemek; kızartmak; (i). kızarma; ısınma, heyecan, galeyan, coşma, taşkınlık; kırmızılık, kızartı; ateş hararet, sıcaklık. Her face was flushed. Yüzü kıpkırmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil floş, poker oyununda aynı renkten olan bir el kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şaşırtmak, telâşa düşürmek şaşırmak, bocalamak,telâşlanmak; (i). heyecan, telâş, şaşkınlık, bocalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batı musikisinde en tanınmış nefesli çalgı. Aslen tahta nefeslilerdendir. Fakat mâdenî flütler de yapılmıştır. Çeşitli büyüklükte olanları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flautist. flutist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fl utist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz). flüt, flavta; (mim). yiv, oluk; (f). flüt çalmak: flüt gibi ses çıkarmak veya şarkı söylemek; (mim). yiv açmak, yivlerle süslemek. fluted column yivli sütun. fluting (i). yivli süs. flutist (i). flütçü, flavtacı. fluty (s). flut sesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Flüt çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlarını çırpmak; titremek, sallanmak; çırpınmak, telâş etmek; titretmek, kımıldatmak; telâşa düşürmek, heyecan vermek; (i). titreme, heyecan, çalkalanma, çırpınma; telâş, asabiyet; (hav). kanat sarsıntısı; (tıb). titreme, kalp ritmi bozukl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nehirlerle ilgili; nehirde hâsıl olan; nehirde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). nehir ve denizin birleşik faaliyeti sonucunda hâsıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). seyelân, akıntı; değişme; (fiz). akı; akış, cereyan; denizin meddi; eritici madde; emaye işinde kullanılan ve kolay eriyen bir çeşit cam; (f). akıtmak, eritmek: (tıb). akıntı vermek. flux density (fiz). elektrikli veya manyetik alanın gücü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıntı, akma, cereyan; (mat). bir miktarın değişme hızı. fluxional (s). akıntıya ait; değişen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçuş; (terz). fermuar veya düğme ile kapatılabilen kısım; beysbol vurulup havaya kaldırılan top; (mak). sürat regülatorü: bayrak veya sancağın ucu: çadırda kapı yerine geçen perde: (çoğ)., tiyatro sahnenin yukarısındaki kısım ve dekor değistirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (flew, flown) uçmak, havadan geçip gitmek: pek çabuk geçmek, pek çabuk gitmek; kaçmak, firar etmek; fırlamak, atılmak: uçakla gitmek: uçurmak; -den kaçmak, -den sakınmak: şahinle avlamak. fly about öteye beriye uçmak; süratle iş görmek. fly apar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek; sinek veya böcek şeklinde olta iğnesi; sinek şeklinde sus. fly blister (tıb). kurutulmuş ispanyol sineginden yapılmış bir çeşit yakı. flypaper (i). sinek kağıdı. fly swatter sineklik, sinek raketi. a fly in the ointment keyfe keder veren ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., argo uyanık, haberdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoppa, bir dalda durmaz, maymun iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek yumurtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinek yumurtası ile dolu; bozuk, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roketin bir gök cisminin yanından geçmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). güvenilmez, aldatıcı; (i). güvenilmez kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinekçil, (zool). Empidonax. redbreasted flycatcher cuce sinekyutan, (zool). Musciapa parva. spotted flycatcher benekli sinekyutan, (zool). Musciapa striata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). flier.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress (mim). duvar dirseği, payanda, istinat kemeri. with flying colors parlak bir başarı ile. Flying Dutchman fırtınalı havalarda Ümit B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitabın baş veya sonunda boş bırakılan yaprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinek tuzağı; sinekkapan (bitki). Venus's flytrap sinekkapan, (bot). Dionaea muscipula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzenteker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf işi ve mesleği (şimdi fotoğrafçılık kelimesi kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

buğday yiyen ufak sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i atsineği, zoo/ Tabanus bovinus; fazla ısrar eden kimse, yapışkan huylu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça terkiplerde gafle şeklinde bulunur). Gafil olma hali, gafillik, habersizlik, dalgınlık, boş bulunma: Gaflet etmek, gaflette bulunmak. Hâb-ı gaflete dalmak = Gaflet uykusuna dalmak. Alel-gafle = Gaflet üzere, kendinde olmayarak, dalgın olduğu halde, habersiz, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. headlessness. heedlessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. heedlessness. negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفلت] habersizlik, dikkatsizlik, dalgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gafletle, dalgınlıkla, kendinde olmayarak, ansızın, habersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفلة] dalgınlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı hâsıl edan sinek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir televizyonu tanımlamak için kullanıldığında, geniş ekran genellikle DVD ve HDTV yayınları izlemek için en uygun oran olan 16:9 en boy oranını ifade eder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. diz çökmek (bilhassa ibadette). genuflec'tion, genuflex'ion i. diz çökme (bilhassa ibadette) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana; bir çeşit parlak koyu kırmızı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black letter type. gothic type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz zayıflığını tedavi etmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Raziyane

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 10 gram raziyene kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alleviation. cooling off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rahatlamak, hafif bir hal almak, ağırlığı azalmak, hızı azalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lighter. to diminish. to subside. to be relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafiflemek. 2. mec. Ağırbaşlılığını kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get light (in weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lighten. to diminish. to abate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extenuating. giving relief. attenuating. deadening. palliative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alleviate. relaxation. lightening. diminishing. relieving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attenuation. mitigation. lightening. weakening. lowering. dimming. checking. deadening. relief. unburdening. ramefaction. relieving. extenuation. palliation. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. lighten. mitigate. moderate. muffle. relax. relieve. temper. to lighten. to lessen. to diminish. to abate. to relieve. to ease. to alleviate. to allay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lighten. to reduce the weight of. to diminish. to abate. to relieve. to weaken. to lower. to unlade. to modify. to dim. to rarefy. to check. to deaden. to unburden. to attemper. assuage. alleviate. attenuate. de escalate. dilute. extenuate. mitigate. m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif olma hali. Sıkıntının azalması, mec. Ağır başlı hareket etmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightness. slightness. slowness. thinness. airiness. frailness. giddiness. looseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightness. relief. flightiness. mildness. slightness. ease of mind. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightness. slightness. mildness. relief. ease of mind. levity. weightlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth improper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yanm boy; vücudun yukan kısmını gösteren resim .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Esef etmek, acinmak, üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lament. to regret. bewail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA LCD TV’lerimizde bulunan mikrotübüler HCFL (Sıcak Katot Floresan Lamba) arka ışık teknolojisi, görüntü kalitesinden ödün vermeden enerji verimliliğini en üst düzeye çıkarır. HCFL arka ışıkları, geleneksel CCFL arka ışık teknolojisine sahip benzer modellere kıyasla, enerji tüketimini %50’ye kadar azaltabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim at. take aim at. aim. have in one's sights. intend. sight. home. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan on. to set one's sights on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy. swindled bankruptcy. fraudulent bankrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at eti; at sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karasinek, zool. Muscadomestica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «felah» tan masdar). Hâlini ıslah edip selâmete çıkma: O adamın iflahı mümkün değildir. Iflâh olmayacak, iflâh bulmayacaktır (Arapça’da mânâsı mesut ve muvaffak olmaktır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betterment. improvement. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. restoration from ill health or misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افلاح] rahata erme, kurtulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ondurmak, dertten kurtarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyileşmek, kurtulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «füls» den masdar). (ticaret) Bir tacir veya bankerin borçlarını ödeyemeyecek hâle gelmesiyle mevcut mallarının satılıp alacaklılarına bölüştürülmesine razı olması, müflis olma, top atma: iflâs, iflâsını ilân etmek, iflâsına karar verilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in carey street. bankruptcy. failure. insolvency. bust. crash. ruin. smash. smash-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. crash. ruin. ruination. smash. insolvency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. insolvency. failure of a project or policy. bust. commercial failure. crash. declaration of insolvency. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افلاس] her şeyini yitirme, bitip tükenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Bankruptcy)

Şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeniyle faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's estate. trustee of the bankrupt's estate. bankruptcy assets. insolvent estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral. two-sided. two-way. mutual. reciprocal. two sided. two way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. cürmü meşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alevlendirmek, tahrik etmek; öfkelendirmek; tıb. iltihaplandırmak; alevlenmek, ateş almak, tutuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ateş alır, tutuşur, parlar; kolay kızdırılır (madde). inflammability i. tutuşabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alevlendirme, tutuşma; tıb. kızarma; tıb. iltihaplanma, iltihap. inflammatory s. tahrik edici, alevlendirici; kızdırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hava ile şişirmek; gururlandırmak; piyasaya çok sayıda kâğıt para çıkarmak. inflatable s. şişirilebilir. inflated s. şişmiş, şişirilmiş; enflasyon haline getirilmiş. inflation i. enflasyon, para şişkinliği; şişkinlik. inflationist i. enflasyon usulü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ses tonunu değiştirmek; eğmek; gram. tasrif etmek, çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. inflexion i. sesin yükselip alçalması; bükülme, eğilme, eğrilik; gram. çekim, büküm; mat. yayın iç bükeylikten dışbükeyliğe veya aksine değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmez, çok sert; inatçı; sebatlı, bir kararda. inflexibil'ity i. eğilmezlik. inflexibly z. eğilmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vermek (ağn, acı, ceza). inflict a punishment on a person birini cezaya çarptırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceza, eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akış. inflow pipe içeri akıtma borusu, verici boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nüfuz, baskı, tesir, etki, hüküm; sözü geçen kimse, tesir eden kimse veya şey; slang piston; f. tesir etmek, sözünü geçirmek; müessir olmak. undue influence huk. gereksiz tesir. under the influence k.dili sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.tesirli; sözü geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. grip hastalığı, salgın nezle, enflüanza; bayt. hayvanlara mahsus bir çeşit enfluanza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akma, akın; nehir ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsafı olan, vicdanlı, merhametli: İnsaflı adam, insaflı davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square. just. fair. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equitable. just. fair. conscientious. fair and square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaflı bir şekilde, biraz vicdanlı ve merhametli: İçlerinde yalnız o insaflıcadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine üflemek; içine üflemek, içine hava vermek. insuffla'tion i. üzerine veya içerisine üfleme veya hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) birbirinin arasına veya içine akan, birbirine karışıp akan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıralamak, dizmek, istif etmek: Odunları istiflediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stow. to hoard. to cuttle. to pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stack neatly. to stow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stacked neatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazan tarafından bir şahıs adına imzalanmış kitap, Fr. d£dicac£.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizlenme, örtme, aldatma gayesiyle yapılan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. camouflage

gizleme

Gizlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. camouflé

gizlenmiş

Saklanmış, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma geçmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to camouflage. mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hazır ayakkabı satmak san’atı ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cheap shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, zevk almak, sevinçli olmak. 2. Hafif surette sarhoş olmak, neş’elenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer up. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cheer up. to buck up. to liven up. to get tipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become merry. to get tipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neş’eli, sevinçli, Ar. münşerih-ül-kalb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasant. delighted. in a good mood. cheerful. cheery. jolly. pleased. up. gay. blissful. bucked. cosy. elevated. jovial. merry. rejoicing. cheerfully. fit as a fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful. merry. in high spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry. in good spirits. cheery. gay. jaunty. joyous. raffish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A, “T.). Elde olanlarla karın doyurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in a case or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıfı olan, mahfazalı: Kılıflı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a case / cover / holster / sheath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçi boş olan şeyin hâli, kovukluk: Bu ceviz kof çıktı. 2. Cahillik, ahmaklık: Bu kadar kofluk olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekfâl). Kilit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قفل] kilit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf bağlamasına yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küf tutmak, küf bağlamak, bozulmak: Bu yemişler, bu çizme küflenmiş. 2. mec. Terkedilip eskimek: Onda küflenmiş altınlar vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to get mouldy. to become fusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to mold. to get moldy. to become frosty. to rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf tutturmak, rutubetli bir yerde bırakıp küf tutmasına sebep olmak: Bu yemişleri, çizmeyi, peyniri küfletmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küf tutmuş, rutubette kalıp bozulmuş: Küflü yemiş, peynir, yemek. 2. mec. Terkedilip eskimiş, çoktan el dokunulmamış: Sende küflü altınlar vardır. 3. Modası geçmiş, köhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldy. mouldy. musty. mildewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. musty. mouldy. moldy. mildewed. old-fashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. moldy. mildewy. musty. fogyish. mouldy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat away. to shoot the breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sayaç, tarih ve saat, pilin şarj durumu gibi bilgileri gösteren bir bilgi paneli.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

LCD (Sıvı Kristal Ekran) ekran, fotoğraflarınızın çerçevesini oluşturmak ve resimleri göstermek için net bir görünüm sağlar. Fotoğraf makinesi işlevleri ve ayarları da LCD ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak risale, dört sayfalık risale; (bot.) bileşik yaprağın bir kısmı; ufakyaprak, yaprakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Kurttırnağı da denilen bir çeşit bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrub oneself / sb with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scrubbed with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scrubbed with a loofah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibrous. fibrious. stringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Pahalıya çıkan, matrafa bağlı olan: Matraflı bir teyahet oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. uneconomic. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kafa Birimleri, bazı araba gösterge panellerinde bulunan mavi aydınlatma ile uyumlu renklerde sağlanabilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tur alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1620 tarihinde ingiltere'den Amerika'ya meşhur bir göçmen kafilesini götüren geminin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayıs sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFLÜC) (i. A. «felç» den imef.) (mü. meflûce). Felce yakalanmış, kendisine nüzul gelmiş, inmeli: Meflûç bir ihtiyar, sol kolu meflûçtur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفلوج] felçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفلوجيت] felçlilik. 2.kıpırdayamama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi akan, bal gibi tatlı. mellifluence i. tatlı dil. mellifluently, fluously z. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موقوف له] vakfeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow +100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow 100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow 200Hz, TV kare hızını dört katına çıkaran dünyanın ilk teknolojisidir ve görüntü netliğini dev bir adım ileri götürmüştür. Her aksiyona bir değil, üç yeni görüntü eklenir ve her yöndeki hareket tahmin edilerek şaşırtıcı 200 kare/saniye hızında görüntülenen güçlü ve keskin görüntüler oluşturulur. Spor görüntülerinde aksiyonun hiçbir ayrıntısını kaçırmayacaksınız. 24 kare/saniye hızında çekilmiş filmler ve çizgi filmler de yedi yeni görüntü eklenerek Motionflow 200Hz ile geliştirilir ve rahatsız edici titreşim ve bulanıklık ortadan kaldırılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow PRO 100Hz, BRAVIA TV’lerde hareketli görüntülerde bulanıklığı azaltıp standart kare hızını iki katına çıkararak bugüne kadarki en net, en kesintisiz ve gerçeğe en yakın yüksek hızlı görüntüler sınar. Saniyedeki kare sayısını akıllı bir şekilde iki katına çıkaran Motionflow Pro 100Hz, arka ışığı yakıp söndürme teknolojisi de kullanır. Motionflow’un yeni bir özelliği olan Arka Işığı Yanıp Sönme teknolojisi performansı daha da artırmaktadır. İlave karelerle ekranda kesintisiz bir aksiyon akışı yaratılmasına ek olarak, Arka Işık Yanıp Sönme hızlı aksiyonları zirveye çıkarır. Resimler daha net, daha keskin ve nerdeyse hiç ‘titreşim’ olmadan görüntülenir. Arka ışığı kapatıp açmak suretiyle çalışır, böylece hızlı spor veya macera sahneleri ekrandan hızla geçerken daha az bulanıklık görürsünüz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muflon, yabani dağ koyunu, zool. Ovis musimon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sarınmak; sesi boğmak; i. sarınacak şey; sesi boğmak için kullanılan örtü veya sargı; bir maddeyi alev ve gazlara temas ettirmemek için kullanılan fırın gözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gevişgetirenlerin ve diğer bazı hayvanların tüysüz üst dudağı ve burnu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. susturucu; boyun atkısı, fular; piyanoda sesi boğmaya mahsus yastık veya keçe parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Cisimlerin doğrudan doğruya aleve değmesini önleyerek ateşin etkisine uğratmasını sağlamakta kullanılan toprak kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «felâh» tan lf.) (mü. müfliha) (c. müflihOn). Felâh ve selâmet bulan, selâmete ;ıkan, iflâh olen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «füls» ten if.). (mü. müflise). 1. Parasız, züğürt: Zavallı pek müflistir. 2. Ticarette veya borsada ziyan edip hesabı kaçırmakla mevcut serveti mahkemece satılarak alacaklılara verilmek üzere bu halde bulunduğunu ilân eden: Müflis bir tâcir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. insolvent. insolvent batkın. iflas etmiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. insolvent. bair man. nonsolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «I ince okunur»), T. Keçi ve koyunla akraba yabanî bir memeli hayvan. 2. Seyahat elbiselerinin, pardesülerin içine geçirilen çok yumuşak, sık dokumalı kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Mouflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool or woollike lining (in garments and footwear. mouflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prodigality. extravagance. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutasarrıfın sıfat ve durumu. 2. Bir mutasarrıfın idaresinde olan vilâyet, il, sancak: Serez, Kudüs, Çankırı, Balıkesir mutasarrıfı. Müstakil mutasarrıflık = İmparatorluk devrinde doğrudan doğruya dâhiliye nezâretine bağlı sancak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفلس] iflas etmiş. 2.sefil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ateş almaz, yanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivism. objectivitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usanma ve şikâyet ifadesi olarak of demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe a sigh. grunt with vexation. to grunt with vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Oflaz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.İyi, güzel, eksiksiz, tam. 2.Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 3.Becerikli. 4.Eflatun rengi. 5.İşe yarar uygun. 6.Cesur kabadayı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oflaz (Erkek İsmi) Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Korkutmak, tehdit etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yandan geçip arkasına varmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taşmak; çok bol olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşma; taşkın şey; çok bol şey; akaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek bol; taşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişirilmiş; fazla büyütülmüş, abartmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yumuşak aba, keçe terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make passive. carry as liability / liabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make passive. carry as liability / liabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgâr çiçeği, bot. Anemone pulsatilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı ve konuşmada lâubalilik önemsemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla ışık veren lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili saçmalamak, boş laf etmek; i. saçma söz, herze .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uçarı, haylaz; günahkâr; edepsiz; i. müsrif kimse, hovarda. profligacy i. ahlâksızlık; günahkârlık; utanmazlık; hovardalık. profligately z. hovardaca, haylazca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bazı ördeklerin ince tüyü ki, şilte ve yastık doldurmakta kullanılır. 2. Bu tüy iie doldurulmuş veya her ne suretle olursa kaba ve yumuşak (yatak vesaire): Pufla yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kof veya yumuşak bir şeyin çıkardığı sesle düşmek veya patlamak. 2. Üzüntü veya hiddetlenmeyi ifade eden ve oflamakla beraber kullanılır: Ne diye oflayıp pufluyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefesle üfleyerek söndürmek veya soğutmak: Mumu, yemeği püflemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kenarını süslemek; i. süslü veya işlemeli kenar. purfling i. süslü kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Bir atom çekirdeğinin elektromanyetik ışınlar yahut zerrecikler yayarak çözülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit eşya piyangosu; f., gen. off ile piyango çekmek; piyangoya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aksetmek, yansımak; ayna gibi hayalini göstermek; netice olarak vermek; düşünmek, tefekkür etmek. reflect on kusurunu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) bir yüzeye çarpan ışıkla yansıyan ışık arasındaki oran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akseden; derin düşünen. reflecting circle (astr.) oktant cinsinden tam daire bir alet. reflecting telescope aynalı teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarpıp geriye veya başka yöne sekme; aksetme, yansıma, refleksiyon; aksettirilen şey, akis; üstüne atma, iftira, ayıplama, kınama; düşünme, tefekkür; fikir, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksettiren, aksedici; aksettirilmiş; düşünceli, mütefekkir; düşünce mahsulü. reflectively (z.) aksederek; derin düşünerek. reflectiveness (i.) derin düşünme; aksetme niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) reflectance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ayna, yansıtaç, reflektör; aynalı teleskop; ses aksettiren cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). Haricî bir tesirle meydana gelen irade dışı sinir faaliyeti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflexe

biy. ve ruh b. tepke

1. biy. Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği. 2. ruh b. Dıştan gelen bir uyarım sonucunda doğan ve hareket, salgı vb. tepkilere yol açan samimiyetsiz sinir etkinliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee jerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. reflex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflex. reflex action. reflex act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işık veya ısıyı yansıtmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflecteur

yansıtıcı

Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. reflector yansıtaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. bull's eye reflector. cat's eye reflector. rear reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan; (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen; (i.) akis, yansımış şekil; (fizyol.) gayri ihtiyari vukua gelen hareket, refleks, tepke, yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket, refleks. reflex center gayri ihtiya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geriye çekmek veya bükmek; yansıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yansıyabilir, aksettirilebilir. reflexibil'ity (i.) yansıma niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (gram.) dönüşlü; dönüşlü fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dönüp geri akan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geriye akış, cezir haline geliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye bükük. retroflex'ion i. geriye dönme veya kıvrılma; anat. rahmin ters dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol., kim. B2 vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (A.B.D.) akıntıya mani olan su altlndaki kumluk veya kaya; engelin etkikisiyle sığlaşan ve karışık durum alan akıntı: (iskambil) kâğıt karıştırma: f., (iskambil) kâğıt karıştırmak, sayfa karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altınla karışık kumu ayıran ızgara .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yivli silâh, namlusu yivli tüfek: çoğ. şişhaneli askerler, tüfekli erler. rifle corps piyade alayı. rifleman i. /şişhane neferi, tüfekli er. rifle pit piyade siperi .rifle range poligon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .top veya tüfek namlusu içine yiv açmak. rifled s. namlusu yivli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .soymak, soyup soğana çevirmek yağma etmek, talan etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruşturmak; kabartmak; karıştırmak; kırma yapmak, büzmek; (tüylerini) kabartmak; rahatını bozmak, rahatsız etmek; i. kırma, fırfır, farbala; zihni karışma; patırtı, gürültü, kargaşa. ruffler i. dikiş makinalarında kırma yapan ek alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devamlı davul sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadedillik, bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. trueness. innocence. ingenuousness. naivety. credulity. chastity. gullibility. naivete. refinement. simple-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. simplicity. gullibility. pureness. innocence. artlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. naiveté. credulity. gullibility. clarity. neatness. cleanness. fineness. netness. chastity. innocence. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün bir gün sakız çiğnemek, kuşkusuz sevimli bir iş değil ama bunun insanı zayıflattığı da bir gerçek. Çünkü çiğneme eylemi, saatte 11 kj.gibi önemli oranda enerji tüketimi oluşturuyor. ABD’de bulunan Mayo Clinic uzmanları, ciklet çiğneme ile ortalama ne kadar kilo verildiğini bile hesaplamışlar. Bir kişi günde 8 saat boyunca ara vermeden şekersiz ciklet çiğnediği takdirde yılda 5 kilo verebiliyor.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarrafın işi ve mesleği. 2. Sarrafiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money- changer's business. money changing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testere sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara kulak asmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itişmek, çekişmek; i. itişme, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefle işlenmiş. Sedefli kalker (jeoloji) = Yumuşakça kavkılarının birbiriyle kaynaşmasından meydana gelen bir mermer çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with mother-of-pearl. nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeffaf olma hâli, saydamlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. clearness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency saydamlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. transparentness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özgecil, özgeci, diğerkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı otomatik (tabanca).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenme; kendi çıkarını düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yarı sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable. glorious. proud. honourable. honorable. esteemed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. good. hono u rable. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D). ayak sürterek yapılan dans; bir çeşit tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir playlist’teki parçalan karışık olarak çalma özelliği.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karıştırmak, değiştirmek; karmakarışık edip ortadan yok etmek; sürümek (ayak); itip ileri atılmak; iskambil kâğıtlarını karıştırmak; sözü değiştirmek; güçlükle ve acemice ilerlemek; ayakları sürüyerek yürümek; i. karıştırma, hile; ayak sürüyer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta diskleri itip belirli bir boşluğa düşürmek suretiyle oynanılan bir çeşit salon veya güverte oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı çokluk olup, teklik gibi de kullanılır «süfle» yanlıştır). Alçak, terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. classification tasnif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. classifying. cross tabulation. rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınıflara, kısımlara ayırmak, tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribute. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classify. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. categorization. cue sheet. grading. labelling. sorting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorize. class. classify. grade. label. sort. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to classify. to sort out. assort. categorize. class. grade. label. place. range. rank. rate. reduce to classes. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cimri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit hafif gem; f. ağzına gem vurmak; İng., (argo) çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burnunu çekmek; i. burun çekme. the sniffles k.dili. hafif nezle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burnunu çekmek; sesli nefes almak; burnu tıkanmış gibi konuşmak; i. burnunu çekme; sesli nefes alma; burnundan konuşma. the snuffles k.dili. nezle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. içi boş, şişirilerek pişirilmiş; i., ahçı. sufle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücudun bazı organlarında aletle işitilen hırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stagflation

ekon. durgun şişkinlik

Ekonomideki durgunluk ve enflasyonun aynı anda yaşanması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak; bastırmak, son dürmek; boğulmak, nefesi tıkanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., stifle joint at veya köpeğin incik kemiği ile but kemiği arasındaki mafsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ev yapımında) tabanın alt ve kaba tahta döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Tortu. 2. (tıp): Büyük aptest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) ( mü. esfel). Esfeller. (bk.) Esfel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soufflé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soufflé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. süfliyye). 1. Aşağıda bulunan, aşağıki, zıddı: ulvî. 2. Alçak, bayağı, kıymetsiz ve itibarsız: Pek süflî bir adamdır. 3. Kıyafeti pek pejmürde ve hâli perişan: Kendisini pek süflî bir halde gördüm; üstü başı pek süflî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. shabby. ragged kılıksız. hırpani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptible. low-down. inferior. wretched. dressed in dirty. shabby clothes. menial. out at elbows. reptile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçak ve aşağılık şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aşağılık, aşağıda bulunan şeyin hal ve yeri. 2. Alçaklık, Adîlik. 3. Pejmürde kıyafet, perişan hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatroda oyunculara rollerindeki sözleri fısıldayıp hatırlatan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayçiçeği, gün çiçeği, günebakan, bot. Helianthus annuus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. mutlak sıfırın bir derece üstündeki sıvı hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla, lüzumsuz, gereksiz. superflu'ity, superfluousness i. fazlalık, aşırı bolluk. superfluously z. çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفلی] aşağı, aşağıda. 2.adi, bayağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Defneye benzer, bahçelerde yetiştirilen bir küçük ağaç ki, çiçekli, çiçeksiz ve ekseriya yeşil yapraklı çeşitleri vardır. Taflan suyu = Bu bitkinin eskiden eczacılıkta kullanılan suyu. Firenk taflanı = Taflanın başka bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkirazı): Gülgiller familyasından; Karadeniz’in doğu kıyılarında da yetişen bir çalı veya 6 metre kadar boy atan, kış aylarında yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Çiçekleri küçük ve beyaz renklidir. Salkım halinde toplanmışlardır. Meyvesi zeytin büyüklüğündedir. Taze yapraklarında şeker, tanen, kalsiyum oksalat ve prülaurasin adlı bir glikozit vardır. Taze yapraklarından taflan suyu hazırlanır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Bronşitte şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Spazm giderir. Aybaşı gecikmelerinde de kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yan ve ciheti olan. İki taraflı = İki tarafı Olan. Üç taraflı = Üç yanı olan, üç tarafa da mensup bulunan. 2. Taraftarları çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided. partial. partisan. tendentious. unfair. colored. coloured. biased. biassed. interested. one-sided. one-way. prejudiced. warped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of or affecting sides. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a material used to coat cooking utensils and in industrial applications where sticking is to be avoided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dupont Company trademark for flourocarbon resins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trade name for a synthetic sometimes used to coat hard bullets to protect the rifling Other synthetics, nylon for instance, have also been used as bullet coatings None of these soft coatings has any effect on lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A DuPont Company trademark for polytetrafluoroethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DuPont Company trademark for fluorocarbon resins. an inert polymer, sometimes used in the manufacture of conveyor belting because of its ability to resist heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dupont Company trade name for fluorocarbon resins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DuPont's trademark for tetrafluorethylene, a tough heat and chemical-resistant thermoplastic used as conductor and jacket insulations for plenum cables Chemical designation is FEP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trade name for a synthetic sometimes used to coat hard bullets to protect the rifling Other synthetics, nylon for. a material used to coat cooking utensils and in industrial applications where sticking is to be avoided. not to be trusted; 'how extraordina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teklif ile yapılan. 2. Resmî muamele edilmesi gereken: Teklifli bir misafir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etfâl). Küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طفل] küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çocukça, çocuğa lâyık şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طفلانه] çocukça, çocuksu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Satırların dönüşümlü olarak birleştirilmiş iki ızgara taramada tarandığı ekran.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nevruz otu, bot. Linaria vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en iyi kalite, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TransFlash miniSD yapısına dayanan yeni nesil cep telefonları için geliştirilmiş hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TransFlash miniSD yapısına dayanan yeni nesil cep telefonları i çin geliştirilmiş ultra küçük s,bir üründür. TransFlash özellikle kişisel bilgilerin TransHcsr. destekli telefonlar arasında transferi için üretilmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. önemsiz şey; az miktar, cüzi şey; ucuz ve adi süs eşyası; pandispanya ve meyvalardan yapılan bir çeşit tatlı; kalay ve kurşun alaşımı; f. oynamak; boşuna harcamak; boş şeyler konuşmak; oyalamak, oyalanmak; şaka yapmak. trifle with önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetsiz, ufak, cüzi, az; sathi; her şeyi ehemmiyetsiz gibi karşılayan; değersiz, işe yaramaz. triflingness i. ehemmiyetsizlik. triflingly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domalan, yermantarı, bot. Tuber; domuz ağırşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çeçe, zool. Glossina mor sitans, Glossina palpalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get odd. to become queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuhaf olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bizarreness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink. peculiarity. strangeness. oddness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiousness. strangeness. oddness. queerness. funniness. ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say or do funny or ridiculous things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı, sızı duyarak «uf» demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir alevi üfleyip bir şey üzerine yöneltmek için kullanılan ince maden boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üflemek işi. (bk.) Üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insufflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızla nefes vermek, üfürmek: Ateşi üflemek. 2. Nefesle söndürmek: Mumu üfle. 3. Nefesle veya hava ile şişirmek: Balonu, tulumu üflemek. 4. Nefesle çalınan bir çalgı çalmak: Düdük, ney üflemek. 5. Nefes etmek, okuyup üfürmek. 6. Zahmetle nefes almak, sesle solumak:’Üfleyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow out. puff. blow. puff out. insufflate. whiffle. whiff. breathe upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. puff. to blow. to puff. to blow upon. to blow out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Ağızla nefes verilmek: Öyle üflenmez. 2. Nefesle söndürülmek. 3. Şişirilmek. 4. Nefesle çalınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyle üflemek, ağızla nefes verdirmek. 2. Nefesle söndürtmek. 3. Şişirmek. 4. Nefesle çaldırtmak. 5. Nefes ettirmek, okutup üfletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üfleme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temkinli; soğukkanlı; şaşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüyleri bitmemiş; gelişmemiş, toy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cismani olmayan, tinsel, ruhani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekinmeyen; boyun eğmez, gözü yılmaz. unflinchingly z. gözü yllmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak; susturucuyu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yansımasız aksetmeyen; derin düşünmeyen. unreflectingly z. derin duşünmeyerek; akset meyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini düşünceye vermeyen; düşünce mahsulu olmayan. unreflectively z. düşunmeden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heyecansız, telaşsız, sakin .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüketicileri USB flash sürücülerinin farklı kullanımları ve sundukları faydalar hakkında eğitmek amacıyla kurulmuş bir gruptur

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be described / characterized / qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (argo) anlamsız konuşmak; kararsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalıpla yapılan bir çeşit gözleme. waffle iron ızgara şeklinde gözleme kalıbı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçe şebboyu, bot. Matthiole; sarı şebboy, bot. Cheiranthus cheiri; k.dili. partide dans edecek kimsesi olmadığı için duvara yakın kalan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş Renk Gamı CCFL (Soğuk Katot Flüoresan Lamba) arka ışığı anlamına gelir. Bu sadece BRAVIA televizyonlarda bulunan benzersiz bir Sony teknolojisidir. WCG-CCFL arka ışığı, geleneksel CCFL arka ışığına kıyasla renk kalitesinde yaklaşık %30 artış sağlar. WCG-CCFL daha derin, daha doğru kırmızılar ve yeşiller üretmek için yeni bir tür ışıklı malzeme kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafif hafif esmek; tereddüt etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak .whippletree .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu seçenek, alacakaranlık fonların önündeki nesnelerin çekilmesi için fotoğraf makinesini düşük enstantane hızında çalıştırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarif olma, incelik, nazikâne muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. elegance. tastefulness. grace. gracefulness. subtle wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing. slimming. attenuation. decay. emaciation. fading. slimming. tabes. wane. weakening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption. weakening. attenuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attenuation. weakening. slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay. decline. fade. loose flesh. grow lean. grow thin. peak. reduce. slim. thin. thin down. thin of. thin out. be on the wane. weaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ail. decline. droop. ebb. fail. reduce. slim. wane. waste. waver. weaken. to become thin. to slim. to weaken. to reduce. to decline. to flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose weight. to get thin. to get scrawny. to slim down. to get weak. (possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attenuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıf hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debilitate. impair. prejudice. sap. waste. weaken. to pull sb down. to prejudice. to weaken. to debilitate. to impair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get thin. to get sb to slim down. to cause sb to lose weight. to weaken. to make unlikely to cause sth to get poor. attenuate. deaden. debilitate. depress. emasculate. enervate. extenuate. impair. lower. macerate. make dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, dermansızlık, mecalszilik. 2. Arıklık, lağarlık, etsizlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi etmek gerekir. Şişmanlamak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, üzüm pekmezi.

Hazırlanışı : Bir su bardağı üzüm pekmezi ile 4 çorba kaşığı kişniş yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caducity. debility. delicacy. diathesis. failing. faintness. feebleness. flabbiness. frailness. frailty. impotence. impotency. lameness. leanness. puniness. slimness. spareness. thinness. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failing. frailty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. decrepitude. feeble mindedness. frailty. inanition. infirmity. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzünün iki tarafında zülüfü olan. Zülüflü baltacı = Eskiden bir sınıf saray hademesi.

Türkçe Sözlük by