Flu ne demek? | Flu anlamı nedir? | Flu

Flu anlamı nedir?

Flu ne demek?

Flu anlamı nedir?

Flu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: flu

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. unsharp. out-of-focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acute febrile highly contagious viral disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili grip, enflüanza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, refah, servet; (-e) doğru akış (kan),affluent (s). bol akan; bol, mebzul; zengin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). titreme halinde; (z). titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirinin etrafında akan; etrafı su ile çevrilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

conflux (i). kavşak, iki akarsuyun birbirlerine karıştıklarl nokta; kalabalık, izdiham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte akarak birleşen; (tıb). bir araya birikip karışmış, sık (çıbanlar); (i). birleşmiş akarsulann her biri. confluent smallpox (tıb). yaraları bitişikmiş gibi kabuk bağlayan çiçek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sıvıların boşalması (nezle).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akma, akıntı, seyelân; bu suretle akan madde. effluent (s)., (i). dışarı akan, cari; (i). dışarı akan madde; gölden ayrılıp akan çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dışarı akış, akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. influenza) (tahmine göre Ar. «enf-ül-anz» dan). Nöbetli ve şiddetli nezle suretinde bir salgın hastalık. Osm. nezle-i müstevliye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. via) (i). fena koku gibi hafif ve gözle görülmeden ortaya yayılan madde; çürüyen cisimlerden çıkan fena koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yaygın, uzak yerlere yayılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı. 2. Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik. 3. İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (A.B.D)., (k).dili safsata saçma; züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak; kararsız olmak, tereddüt etmek; (tic). değişmek, tahavvül etmek. fluctua'tion (i). düzensiz değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocak bacası, baca; hava veya gaz borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafif tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balık ağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade düzgünlüğü, fesahat, akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıcı açık, düzgun, fasih, beliğ, pürüzsüz; sürükleyici (ifade, söz, yazı). fluently (z). akıcı olarak, purüzsüzce, kolaylıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hafif tüy kırpıntı; kuştüyü, yumuşak kürk; yüzdeki ince tüyler, ayva tüyü; (k).dili sahnede kötü okunan bir şey; (f). silkinip tüylerini kabartmak; söyleyeceği sözü unutmak veya yanlış okumak. fluffiness (i). tüy gibi yumuşak olma. fluffy (s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet gibi nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). akışan, seyyal: akıcı, sıvı mayi, sulu: (i). sıvı veya gazlı madde. fluid'ity (i). akıcılık, seyyal oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). 29,57 cc: ing 28,41 cc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). talih, rastlantı, tesadüf: (f). şansla isabet etmek; tesadüfen kaybetmek veya kazanmak. fluky (s). tesadüfe dayanan, şansa bağlı; kararsız, dönek, sağı solu belli olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (den). gemi demirinin tırnağı veya ona benzer şey: ok ve mızrak damağı veya dikeni; balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt, şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). değirmen altında bulunan su yolu; (A.B.D). çay veya ırmak akan dar boğaz; (f). böyle bir boğazdan geçirmek, kanal vasıtasıyla ırmak veya gölden su akıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşkeğe veya bulgur pilavına benzer bir yemek; muhallebi gibi bir çeşit meyvalı ve yumurtalı tatlı; tatsız şey, anlamsız kompliman, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (k).dili ağır bir şeyi birden bırakıvermek; çökmek; (i). ağır bir şeyin düşmesinden hâsıl olan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fling.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili başarı kazanamamak, kalmak, slang çakmak; sınavda bırakmak (öğretmen); (i). sınav veya sınıfta kalma. flunk out başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak veya bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalkavuk, slang yağcı; uşak, hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (kimya). Yeşilimtrak sarı renkte, atom ağırlığı 19 olan, F senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bazı cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına arzedilince kendiliklerinden çeşitli renklerde ışıklar saçma niteliği, flüorışı. fluorescent (s). böyle bir niteliğe sahip olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Tabiî kalsiyum flüorürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum flüorürü; (bak). fluorspar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı büyük ve gagası kalın, ispinoza benzer bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flurcin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). birden esip kısa süren rüzgâr; hafif sağanak, geçici hafif kar veya yağmur; telaş, heyecan, acele; borsada geçici bir faaliyet; (f). telâşa düşürmek, telâşa vermek, heyecanlanmak; (colloq). iki ayağını bir pabuca sokmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Florya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlanıp uçmak, ürkmüş kuş gibi uçmak: ürkütüp kaçırmak (özellikle av kuşu): (i). birden ürkütüp kaçırılan kuşlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f)., (z). dopdolu, taze: bol, mebzul, bereketli, cebinde çok para taşıyan: bir seviyede, düz: güvertesi baştan kıça kadar düz olan (gemi): (f). düzlemek bir seviyeye getirmek; boşluklarını doldurup düzeltmek (duvar); (z). düz bir şekilde, yüzeyde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ; birden akmak, hücum etmek (kan); kızarmak; heyecanlandırmak: akıtmak, bol su ile temizlemek; kızartmak; (i). kızarma; ısınma, heyecan, galeyan, coşma, taşkınlık; kırmızılık, kızartı; ateş hararet, sıcaklık. Her face was flushed. Yüzü kıpkırmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil floş, poker oyununda aynı renkten olan bir el kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şaşırtmak, telâşa düşürmek şaşırmak, bocalamak,telâşlanmak; (i). heyecan, telâş, şaşkınlık, bocalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Batı musikisinde en tanınmış nefesli çalgı. Aslen tahta nefeslilerdendir. Fakat mâdenî flütler de yapılmıştır. Çeşitli büyüklükte olanları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flute player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flautist. flutist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fl utist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz). flüt, flavta; (mim). yiv, oluk; (f). flüt çalmak: flüt gibi ses çıkarmak veya şarkı söylemek; (mim). yiv açmak, yivlerle süslemek. fluted column yivli sütun. fluting (i). yivli süs. flutist (i). flütçü, flavtacı. fluty (s). flut sesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Flüt çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kanatlarını çırpmak; titremek, sallanmak; çırpınmak, telâş etmek; titretmek, kımıldatmak; telâşa düşürmek, heyecan vermek; (i). titreme, heyecan, çalkalanma, çırpınma; telâş, asabiyet; (hav). kanat sarsıntısı; (tıb). titreme, kalp ritmi bozukl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nehirlerle ilgili; nehirde hâsıl olan; nehirde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). nehir ve denizin birleşik faaliyeti sonucunda hâsıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). seyelân, akıntı; değişme; (fiz). akı; akış, cereyan; denizin meddi; eritici madde; emaye işinde kullanılan ve kolay eriyen bir çeşit cam; (f). akıtmak, eritmek: (tıb). akıntı vermek. flux density (fiz). elektrikli veya manyetik alanın gücü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıntı, akma, cereyan; (mat). bir miktarın değişme hızı. fluxional (s). akıntıya ait; değişen, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nüfuz, baskı, tesir, etki, hüküm; sözü geçen kimse, tesir eden kimse veya şey; slang piston; f. tesir etmek, sözünü geçirmek; müessir olmak. undue influence huk. gereksiz tesir. under the influence k.dili sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.tesirli; sözü geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. grip hastalığı, salgın nezle, enflüanza; bayt. hayvanlara mahsus bir çeşit enfluanza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeriye akma, akın; nehir ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) birbirinin arasına veya içine akan, birbirine karışıp akan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçi boş olan şeyin hâli, kovukluk: Bu ceviz kof çıktı. 2. Cahillik, ahmaklık: Bu kadar kofluk olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küf tutmuş, rutubette kalıp bozulmuş: Küflü yemiş, peynir, yemek. 2. mec. Terkedilip eskimiş, çoktan el dokunulmamış: Sende küflü altınlar vardır. 3. Modası geçmiş, köhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldy. mouldy. musty. mildewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. musty. mouldy. moldy. mildewed. old-fashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. moldy. mildewy. musty. fogyish. mouldy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFLÜC) (i. A. «felç» den imef.) (mü. meflûce). Felce yakalanmış, kendisine nüzul gelmiş, inmeli: Meflûç bir ihtiyar, sol kolu meflûçtur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفلوج] felçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفلوجيت] felçlilik. 2.kıpırdayamama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi akan, bal gibi tatlı. mellifluence i. tatlı dil. mellifluently, fluously z. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dönüp geri akan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geriye akış, cezir haline geliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yarı sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. mutlak sıfırın bir derece üstündeki sıvı hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla, lüzumsuz, gereksiz. superflu'ity, superfluousness i. fazlalık, aşırı bolluk. superfluously z. çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzünün iki tarafında zülüfü olan. Zülüflü baltacı = Eskiden bir sınıf saray hademesi.

Türkçe Sözlük by