Fos ne demek? | Fos anlamı nedir? | Fos

Fos anlamı nedir?

Fos ne demek?

Fos anlamı nedir?

Fos | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fos

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Temelsiz, çürük, boş, kof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false. sham. without foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flight Operation Segment, composed of the Flight Operations Control Centre located at ESOC, Darmstadt and the associated command and control stations It provides control of the satellite through all mission phases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faint Object Spectrograph - - First Generation Spectrometer FOS was used to obtain spectra of very faint or far away sources FOS also had a polarimeter for the study of polarised light from these sources.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faint Object Spectrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fosse septique

lağım çukuru

Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

septic tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. kimya). Fosfor asidinin tuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal olarak bulunan fosfor içeren bileşikler. Bitkilerin büyümesi için gerekli maddelerden biri olan fosfatın fazlası, aşırı çevre kirlenmesine yol açabilir. Göl, nehir ve benzeri su kaynaklarında aşırı fosfor birikmesi, bitkilerin sudaki yaşamı kesintiye uğratacak kadar çok büyümesine yol açabilir. Bu sürece de ötrofikasyon denir. Nitrat gibi fosfat da gübrenin temel maddelerinden biridir. Ama çevre kirliliğine yol açan temel fosfat kaynaklarından biri deterjanlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Kemiklerde ve başka maddelerde bulunan yanabilir bir madde ki, kibrit ve benzeri yanıcı maddeler yapmaya yarar.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: P

Atom Numarası:15

Kütle Numarası:30,974

Yoğunluk:1,82 g/cm3

Erime Sıcaklığı:44,2 °C

Kaynama Sıcaklığı:277 °C

Doğada serbest olarak bulunmaz. Fosforik aitler, tarımda gübre olarak yaygın biçimde kullanılır.

Fosfor, canlılarda özellikle sinir ve kemik dokuları açısından önemlidir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphor. phosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphoric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphorous. phosphoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing phosphorus. phosphorous. phosphoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eski jeolojik çağlarda toprağa gömülerek kalmış, bitki, hayvan; bunların parçaları veya izleri. Ar. müstehase, taşıl (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossil. petrifaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossil. fossil taşıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossile. fossil (n , adj. matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo). Fos çıkmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. sae) (i)., (anat). çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hendek, kale hendeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). küçük çukur, gamze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., Avustralya eski maden ocaklarını eşerek maden aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). fosil, taşıl; (k).dili eski kafalı kimse; (s). fosilleşmiş, taşlaşmış; eski kafalı. fossiliferous (s). fosilli. fossilize (f). fosilleşmek, taşlaşmak; fosilleştirmek, taş haline getirmek; köhneleşmek, köhneleştirmek, eskileştirmek. fossiliza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). kazmaya müsait (ayak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beslemek, buyütmek, bakmak; teşvik etmek, gayretlendirmek. foster brother süt kardeş (erkek); küçüklükten beri aynı yerde kardeş gibi büyümüş kimse. foster child evlât gibi büyütülmüş çocuk, evlâtlık; süt evlât. foster father çocuğu kendi evinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlâtlık büyütme; çocuğu kendi evlâdı gibi büyütecek bir ana babaya verme; besleme himaye, teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlatlık, manevi evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi), iyi yanan çubuktan çıkan sesi taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Fosur fosur çubuk içiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fosur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ney sazını üflerken, asıl nağmeye Adetâ eşlik eden ses ki, ne kadar az olursa o kadar makbuldur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium phosphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 7. Elbise vesaire üzerine sıçrayıp konan çamur lekesi: Zifostan üstü başı berbat olmuş. 2. Faydasız, boş, nâfile: O iş zifos çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud splashed upon one as by a passing vehicle. spatter. splash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by