Fra ne demek? | Fra anlamı nedir? | Fra

Fra anlamı nedir?

Fra ne demek?

Fra anlamı nedir?

Fra | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fra

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeş (rahip unvanı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, muaf tutmak. affranchisement (i). azatlık, azat etme, af.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavga, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ayın onüçüncü gecesi. 2.Beyaz toprak. Afra binti Ubeyde: Sahabe hanımlardan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkan, korkmuş. be afraid korkmak. be afraid of (-den) korkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

taze sıva üzerinde yapılan; açık havada; açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Avrupalı tarzında olan. Alafranga giyim, alafranga şarkı gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla franca

Batılıca

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation of European ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğribüğrü, girintili çıkıntılı. anfractuos'ity (i). iğribüğrülük , girintili çıkıntılı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

limonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dolandırmak, aldatmak, hakkını yemek, gadretmek; (slang). üç kâgıda getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ödemek, tediye etmek, vermek, tesviye etmek. defrayment (i). ödeme tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şifreyi çözme. Musikide bir notayı sökerek icrâ etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısımlara ayırmak; (fiz). ışınları saptırmak ve kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). ışınların sapıp kırılması. diffraction grating dağıtma ızgarası. diffraction spectroscope dağıtma tayf ölçücüsü, dağıtma spektroskopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Kırınım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diffraction

fiz. kırınım

Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vatandaşlık haklarından ve özellikle oy verme hakkından mahrum etmek; herhangi bir hak veya menfaatten mahrum etmek. disfranchisement (i). vatandaşlık haklarından mahrum etme, oy verme hakkını elinden alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). disfranchise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (anatomi) Memelilerde karın boşluğu ile göğüs boşluğu arasındaki geniş ve yassı kas. 2. (optik ve fotoğrafçılık) Bir ışık huzmesinin çerçevesini sınırlandırmak maksadıyle saydam olmayan bir levhada meydana getirilen açıklık. 3. Telefonun kulaklık ve mikrofonundaki, gramofonda, iğnenin üstündeki ince levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaphragm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaphragm. midriff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaphragm. mid riff. pessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferd). Ferdler, kişiler, (bk.) Ferd, efrat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراد] fertler, bireyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferh). Piliçler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferah). Sevinçler, sevinmeler, iç açıklıkları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Hz.Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrâhten fiilinden imef.). Yükseltilmiş, yükselmiş, kaldırmış, kaldırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feres). Feresler, atlar. (bk.) feres.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Atlar, beygirler, kısraklar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender’den evvel yaşamıştır. Kaşgar’daki ilk müslüman Türk sülalesi Karahanlıların Afrasiyab neslinden geldiği söylenmektedir. Alper Tonga Hüsrev tarafıandan öldürülmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(EFRAD) (i. A. c.). 1. Fertler. 2. (askerlik). Erler, er rütbesinde olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrâhten fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Yükselten, kaldıran. Osm. ref’eden: Ser-efrâz = Baş yükselten, seçkin, mümtaz (ser-firâz da denilir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kaldıran, yükselten. - Firar. Yükselten, mümtaz, büyük, meşhur, maruf.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakmak. enfranchisement i. vatandaşlık haklarının tanınması; azat etme, özgür kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrarouge

fiz. kızıl ötesi

Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. infrastructure

top. b. altyapı

Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gürültü, velvele, kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parça, kısım; (kim). damıtık madde; (mat). kesir. common fraction adi kesir, bayağı kesir. compound fraction bileşik kesir. decimal fraction ondalık kesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesri; cüzi. fractional currency ufaklık, bozuk para. fractional distillation (kim). uçucu sıvıları tedrici hararetle kısımlara ayırma, fraksiyonlu distilasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısımlara ayırmak (imbikten çekilen sıvılar), damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (mat). kesirlere ayırmak, kesre çevirmek; kısımlara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, huysuz, kavgacı. fractiously (z). ters ters. fractiousness (i). huysuzluk, aksilik, çocuk terbiyesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırma, kırılma; kırık; (tıb). kemik veya kıkırdağın kırılması, kırık; yarık; çekiçle kırılınca madenin meydana çıkan yüzeyi; (f). kırmak çatlatmak, yarmak; kırılmak. compound fracture (tıb). kırılan kemik uçlarının deriyi delerek dışarı çıkm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır, kırılabilir; nazik, narin, ince. fragil'ity (i). kolay kırılma, narinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fragment

sin. tanıtma filmi

Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırılmış parça, kısım; (f). parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısım kısım, parça parça, parça halinde; eksik kalmış, ikmal edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parçalanma. fragmentation bomb (ask). patlayınca şarapnel gibi parçalar saçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güzel koku, rayiha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, mis kokulu. fragrantly (z). güzel kokarak, mis gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır; kolay bozulur; zayıf; zayıf ahlâklı, kolayca günah işleyebilir. frailly (z). kolay kırılabilir şekilde; zayıf ahlâklı olarak. frailty (i). zayıflık, manevi zaaf. human frailty kolayca günah işleyebilme eğilimi, beşer zafiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuru yemiş küfesi; bir küfelik kuru yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa Kraliçe 1. Elizabeth zamanında giyilen kırmalı yakalık; istihkâma konan uçları sivri kazıklar, şarampol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. frac). Arkasında kuyruğu olan bir çeşit smokin, resmî elbise ki, siyah renkte olur. Erkeklere mahsustur. Frak giymek. Resmî balolara frakla gidilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tails. tailcoat. swallow-tail coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal dress suit. frock coat. swallow-tailed coat. dress coat. dress- coat. full dress. dressing suit. frock. penguin suit. tails. tail coat. tailcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frak denilen elbiseyi giyen adam.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fraction

top. b. 1. bölüntü, bölüngü, 2. hizip

1. Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup. 2. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Alman kitaplarında daha çok eskiden kullanılan harf şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şekil vermek, uydurmak; tasarlamak; düzenlemek, tertip etmek, yapmak; çerçevelemek; çatmak, kurmak; argo yalan yere suç yüklemek; ilerlemek; becermek, uydurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çerçeve, bina iskeleti, kafes, çatı; beden, vücut; gergef, tezgâh; hal. frame house ahşap ev. frame of mind düşünüş tarzı; mizaç, hal. frame of reference bir hüküm veya karar vermeden önce bilinmesi gereken şartlar ve değer hükümleri. frameup (i)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (Fransa, Belçika, isviçre) para birimi, frank; eskiden altın sonradan gümüş olarak basılan Fransız parası, frank.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. frangiola’dan). Çeşitli şekillerde ve ekseri küçük yahut uzun ve dar has ekmek: Bira francalası = Kurabiye gibi küçüğü. Ay francalası = Hilâl şeklinde yumuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Francala yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fransa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oy verme hakkı; hükümet tarafından tanınan imtiyaz veya muafiyet, bu imtiyaz veya muafiyetin geçerli olduğu yer, melce; imtiyaz, hak: imalâtçı tarafından bayi veya perakendeciye tanınan mallarını satma yetkisi, acentelik. electoral franchise oy ku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Fransiskan mezhebine veya rahiplerine ait; (i). bu mezhebe mensup rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek Fransız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afrika ve Asya'da bulunan keklik, çil, turaç, (zool). Francolinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Fransız akıncı neferi, çeteci asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Avrupa tarzında: Alafranga yaşamak, giyinmek. Alafranga saat = Zevâlî saat, bugün kullandığımız saat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılabilir. frangibil'ity (i). kırılma özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frangipani (i). bir çeşit yasemin ıtırı; alyasemin kokusu; (ahçı). badem ve krema ile yapılan bir çeşit pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: franc). Fransa, Belçika ve İsviçre’de para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

franc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pigsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shut up in a frank or sty; to pen up; hence, to cram; to fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common heron; so called from its note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unbounded by restrictions, limitations, etc.; free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free in uttering one's real sentiments; not reserved; using no disguise; candid; ingenuous; as, a frank nature, conversation, manner, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liberal; generous; profuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unrestrained; loose; licentious; used in a bad sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send by public conveyance free of expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To extempt from charge for postage, as a letter, package, or packet, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The privilege of sending letters or other mail matter, free of postage, or without charge; also, the sign, mark, or signature denoting that a letter or other mail matter is to free of postage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of one of the German tribes that in the fifth century overran and conquered Gaul, and established the kingdom of France.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of Western Europe; a European; a term used in the Levant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A French coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Franc. a smooth-textured sausage of minced beef or pork usually smoked; often served on a bread roll a member of the ancient Germanic peoples who spread from the Rhine into the Roman Empire in the 4th century exempt by means of an official pass or let

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

franc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of the ancient Germanic peoples who spread from the Rhine into the Roman Empire in the 4th century. a smooth-textured sausage of minced beef or pork usually smoked; often served on a bread roll. stamp with a postmark to indicate date and time of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name given by the Turks, Greeks, and Arabs to any of the inhabitants of the western parts of Europe, as the English, Italians, Germans, Spaniards, French, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indication on a cover that postage is prepaid, partially prepaid or that the letter is to be carried free of postage Franks may be written, hand-stamped, imprinted or affixed Free franking is usually limited to soldiers' mail or selected government cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortaçağda Cermen kavimlerinden birine mensup kimse, Frank; Avrupalı, Frenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). postada ücretsiz gitmesi için mektubun üzerine imza atmak, (mektup, telgraf) parasız göndermek; muaf tutmak, istisna etmek; (i). (mektup) posta ile parasız gönderme hakkı; ücretsiz gitmesi için mektupların üstüne atılan imza; ücretsiz giden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlü, serbest, samimi, içi dışı bir; açık, aşikâr. frankly (z). açıkça, dobra dobra; samimi olarak. frankness (i). açık sözIülük, samimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Frankeştayn; kendi yaptığı bir iş sonucunda mahvolan kimse; yaratıcısının kontrolundan çıkıp mahvına sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, frankfort(er) (i). bir çeşit baharatlı sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günlük, buhur, tütsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ortaçağdaki Frank kavmine ait; (i). bu kavmin dili; Frenkçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar frank kıymetinde olan: Beş franklık bir kitap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski devirlerde ingiltere'de orta halli arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Benjamin Franklin tarafından icat edilen önü kapaklı bir çeşit soba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski (ing). (huk). bir semtte her erkeğin bütün semt halkının davranışlarından mesul olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Batı Avrupa’da bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

france.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

France. franc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Paris.

Nüfus: 57.840.000.

Yüzölçümü: 543.965 km2.

Komşuları: Güneyde İspanya, Doğuda İtalya, İsviçre, Almanya, Kuzeyde Lüksemburg, Belçika.

Önemli Şehirleri: Marseille, Lyon, Toulouse, Strasbourg, Bordeaux.

Din: %90 Katolik.

Dil: Fransızca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Sosyalist Parti, Sol Radikal Hareketi Fransız Komünist Partisi, Ulusal Cephe, Fransa İçin Birlik.

Tarih: M.Ö. 58-51’de J. Coesar tarafındn fethedilen Celtic Gaul, 500 yıl boyunca Romalılar tarafından yönetildi. Şarlman zamanında Fransız hakimiyeti Avrupa’nın büyük bölümüne yayıldı. Onun ölümünden sonra Fransa ardıl krallıklardan biri olarak ortaya çıktı.

Monarşi Fransız İhtilali ile yıkıldı. (1789-93) onu Birinci Cumhuriyet izledi, ardından Napolyon döneminde I. İmparatorluk (1804-15), Krallık (1814-48), İkinci Cumhuriyet (1848-52), İkinci İmparatorluk (1852-70), Üçüncü Cumhuriyet (1871-1946), Dördüncü Cumhuriyet (1946-58) ve Beşinci Cumhuriyet (1958’den bugüne dek) kuruldu.

Fransa, Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914-1918) Almanya tarafından işgal edildiği zaman ciddi oranda insan gücü ve servet kaybı yaşadı. Versailles Andlaşması ile 1871’de Almanya’nın ele geçirdiği Alsace ve Lorane eyaletlerini geri aldı. Almanya Mayıs 1940’ta Fransa’ya yeniden saldırdı ve Vichy hükümeti ile bir andlaşma imzaladı. Fransa Eylül 1944’te Müttefiklerce kurtarıldıktan sonra 1946’ya dek görev yapacak olan Gen.Charles de Gaulle geçici hükümetin başkanı oldu ve yeni bir anayasa için seçmenlerin onayını almayı başardı. Güçlü yönetici Avrupa Ekonomik Topluluğu bağlamında Fransız ekonomik ve teknolojik gelişmelerini ilerletti.

Fransa 1954’te Hindiçini’den, 1956’da Morocco ve Tunus’tan çekildi. 1958-62’de geriye kalan Afrika topraklarının çoğu özgürlüklerine kavuştu. 1966’da Fransa, NATO’nun askeri emri üzerine bütün askerlerini geri çekti, buna karşılık 60.000 askeri Almanya’da kaldı.

Mayıs 1968’de isyancı öğrenciler Paris’te ve diğer merkezlerde ayaklanarak polisle çatışmaya girdiler, onlara ulus çapında grevleri başlatan işçiler de katıldı. Hükümet, 26 Mayıs’ta grevcilere ücret artışı sözü verdi. De Gaulle, anayasal reformlar hakkında ulus çapında bir halk oylamasını kaybetmesi üzerine Nisan 1969’da görevinden istifa etti.

10 Mayıs 1981’de Francois Mitterand adlı sosyalist aday başkan seçildi. Hükümet Eylül’de 5 büyük endüstriyi ve özel bankaların çoğunu millileştirdi. Bununla birlikte 1986’dan 1993’e kadar Fransa’da pek çok devlet şirketinin satışa sunduğu bir özelleştirme programı izlenmeye devam etti. Mitterand 1988’de ikinci kez 7 yıllık bir dönem için seçildi.

1993’te ülkeye girişler için daha sıkı kurallar getirildi ve hükümetin yabancıları ülke dışına çıkarması kolaylaştırıldı. Haziran 1994’te Ruanda’ya sivilleri devam eden katliamdan korumak amacıyla Fransız askerleri gönderildi.

14 Ağustos 1994’te Çakal Carlos adı ile bilinen uluslararası terörist Sudan’da yakalandı (İlich Ramirez Sanchez), Fransa’ya gönderildi ve orada ömür boyu hapse mahkum edildi.

Korsika


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fransa ahalisinden olan, Fransız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Franseviyye). Fransa’ya, Fransızlar’a yahut Fransız diline ait: Lisân-ı Fransevî, Kaamûs-ı Fransevî, kavâid-i Franseviyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Avrupa’nın Fransa denilen ülkesi ahalisinden olan ve Fransızca konuşan kimse. Fransız malı, Fransız dili, Fransız altını. 2. Fransız atlını = Fransa’nın eskiden frank kıymetinde olan altın parası: Bunu bir Fransız’a aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. gallic. french. gaul. frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french. frenchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Frenchman / Frenchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). T. Fransızlar’ın tarz ve usûlünde veya Fransız dilinde olan: Fransızca dil, şarkı, raks. 2. Fransız dilinde veya tarz ve usûlünde: Fransızca söylemek, yazmak, Sşinalık etmek. 3. Fransız dili, Osm. lisân-ı Fransevt: Fransızca, Latin diller indendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly (z). çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ped, ping) (den). sıkı bağlamak. frap a rope halatı sarmak, strangola etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striking. flashy. attractive. eye-catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crowd, a rabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). buzlu, dondurulmuş; (i). meyvalı dondurma, buzlu şerbet frape.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek kardeş, arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski manastır yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kardeşlere ait; kardeş gibi, kardeşçe; kardeşlik cemiyetine ait. fraternally (z). kardeşçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik; kardeşlik cemiyeti; dinsel veya toplumsal gaye ile kurulan birlik; erkek talebe kuruluşu; aynı sınıf veya meslekten olan erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbiriyle kardeş gibi olmak, arkadaşlık etmek; düşmanla kardeş gibi samimi olmak. fraterniza'tion (i). arkadaşlık etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kardeşini öldürme; kendi kardeşlerini öIdüren kimse. fratrici'dal (s). kendi kardeşini öldüren, kardeş katli kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -en) evli veya dul Alman kadını; Bayan (evli), Madam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hile, dolandırıcılık, sahtekarlık; dolandırıcı ve hilekar kimse, sahtekar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hileli, sahte; hilekar, dolandırıcı; hile ile ele geçirilen. fraudulence (i). hilekarlık. fraud ulently (z). hile ile, sahtekarIıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolu, yüklü. fraught with danger çok tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evli olmayan Alman kadını, Bayan (bekar), Matmazel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyikotu, (bot). Dictamnus fraxinella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavga, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (kumaş) yıpratmak; yıpranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Cümle. Musiki cümlesi. Bir musiki eserinde, tam bir mâni teşkil eden pasaj.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yıpranma; (f). yıpratmak; yıpranmak, eskimek. beat to a frazzle, worn to a frazzle bitkin, çok yıpranmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyun kaldıran, başı yukarıda, mec. Kibir ve gurur sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) Allah'ın af, merhamet ve rahmeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفران] bağışlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Günahların affı.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açılma, ayrılma. İfrâc-ül-bâhire = Geminin kıyıdan veya iskeleden açılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den masdar). Tek ve yalnız bırakma, ayırma, (edebiyat) Tek mısrâ yazma, söyleme veya kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferağ» dan masdar). 1. Kalıba dökme, maden vesaireyi eritip kalıba akıtma: Top ifrağı (yanlış ve asılsız olan Isâğa yerine bu kelime doğrudur). 2. Bir şekle koyma: Başka bir surete ifrâğ etmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراغ] dökme, boşaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fart» tan masdar). Pek ileri varma, normal hâli aşma, mübalağa: Perhizde ifrat ediyor. Perhizi ifrata vardırıyor. ifrat derecede güzel, tamahkâr. İfrat derecesinde sevgisi vardır (zıddı: tefrit). İfrat ve tefrit = Bir uçtan bir uca, normalin dışında, iki uyuşmaz hâlin birinden diğerine, (tıp) Yunanca’da «hyper» veya «poly» ile ifade olunan mânâyı tercüme etmek üzere terkiplere girer: Ifrât-ı his = Aşırı duygululuk: Hyperesthesie. İfrât-ı tegaddi = Aşırı beslenme: Polytrophie gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. overdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. overdoing. exaggeration. intemperance. taxing power. rampancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراط] aşırıya kaçma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [افراطکار] aşırıya kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراط پرستی] aşırıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferz» den masdar) (c. ifrâzât). Bütünden bir miktar ayırma, bölme: Hissesini ifrâz ettiler. Ordudan birkaç alay (bir birlik) ifrâz ve sevk etti. (tıp) Vücudun bir yerinden bir delik veya yaradan bir şey akma ve akan şey (cem’i bu mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcelling out. allotment. secretion salgı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allotment. dividing land into lots. secretion. separation. allotting. parcelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افراز] parçalara bölme. 2.parselleme. 3.salgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

salgılanmak, çıkarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrâz). 1. Bütünden parçalar ayırmalar. 2. (tıp) Vücuttan, yara veya delikten kan, cerahat, irin, ter gibi çıkan maddeler, salgılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretions. excreta. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افراضات] salgılar. 2.parsellemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. bir insanın üstüne yakışmayan, yakışıksız, İng, k.dili infra dig.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suç, kurala veya kanuna karşı hareket, kuralları bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılamaz; bozulamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. enfraruj, kızılötesi olan; i. kızılötesi ışınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksi iddia edilemez, inkâr edilemez, itiraz kabul etmez. irrefragably (z.) inkâr edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) fesholunamaz, bozulamaz; kırılmaz (Işın). irrefrangibly (z.) fesholunmaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) istifrâğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusma, Osm. kay, gasyan: İstifrâğ etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استفراغ] kusma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kusmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «firâş = yatak» tan Osmanlılar’ın yaptığı yanlış bir kelime). Odalık olarak bir cariyeyi kullanma: Cariyesini istifrâş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Görülen iyiliği unutma, nankörlük. Küfrân-ı nimet = Velinimete karşı nankörlük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden Akdeniz sahillerinde konuşulan İtalyanca'dan bozma dil; milletlerarası ticari dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferağ» dan im.) (tıp). Dökülecek yer, yol ve mecrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan im.) (c. mefârık). Baş tepesi, saçların iki tarafa bölündüğü yer ki, başın ortasıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NightFraming, karanlıkta fotoğraf çekebilmek için üç işlevi (NightShot, Hologram AF ve Flaş öncesi pozlama kontrol) birlikte kullanır. NightShot ile çerçevenin belirlenmesi: Kızılötesi teknolojisini kullanarak, tamamen karanlıkta bile çekilecek nesneyi görüntüler. Hologram AF ile odaklama: Deklanşöre yarım bastığınızda, fotoğraf makinesi Hologram AF ile çerçevedeki görüntüye odaklanır. Bir lazer, nesnenin kenarlarını algılar ve fotoğraf makinesinin buna düzgün biçimde odaklanabilmesini sağlar. Ön Flaş ile Kayıt: Deklanşör düğmesine tam basıldığında ön flaş yanar. Pozlama belirlenir ve ana flaş yanar; böylece mükemmel biçimde odaklanılmış, çerçeve içine alınmış ve pozlanmış görüntü çekilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık kartalı, zool. Pandion haliaetus; ötleği, kuzu kartalı, zool. Gypaetus barbatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ışınları kırmak. refract (İng.) angle kırılma açısı. refracting telescope mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılan. refractive index kırılma oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, itaatsiz; kolay işlenemez, erimez. refractorily (z.) inatla. refractoriness (i.) inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), from ile kendini zaptedip çekmek, bir şey yapmaktan çekinmek, kendini tutmak, sakınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılabilir. refrangibil'ity, refrangibleness (i.) kırılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı: kötü ve bayağı şeyler, döküntü, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin alt anbarına konulan ağırlık. Doğrusu sabura, (bk.) Sabura. 2. mec. Bir işe yaramayan insan (yarı argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall. ballast. choler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. bile. gall. gall öd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall. ballast (of a ship. ballast. lastage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صفره] öd. 2.sarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra taşı, tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da neden olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir. Ancak, ameliyat gerekmediği hallerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (L. asfar). (bk.) Asfar. Od. Safra bulanmak = Baş dönmek, kusmak istemek. Safrası galip = Ekseriya başı dönen (insan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going in ballast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baharat olarak kullanılan bir bitki. (bk.) Zafran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saffron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saffron. crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zaferan): Süsengiller familyasından; yurdumuzda da yetiştirilen, 10-15 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Etli, yuvarlak, kaidesi yassı, 4 cm kadar çapında, üstü esmer renkli ve zarımsı pullarla kaplı, alt tarafında da kök parçaları bulunan bir soğanı vardır. Yaprakları uzun ve koyu yeşildir. Çiçekleri mor renklidir. Sonbahar mevsiminde yapraklardan önce açar. Meyvesi kapsül şeklindedir ve sonbahar aylarında meydana gelir. İçeriğinde; şekerler, organik asitler, krosin ve uçucu yağ vardır. Tepeciklerinden elde edilen toz; renk, tat ve koku verici olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı gecikmelerinde faydalıdır. Rahim hareketlerini arttırır. İştah açar. Sinir zayıflığını giderir. Öksürük, bronşit ve astımda faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır. Hamilelerin de kesinlikle kullanmaması gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. safrâviyye). Öde ait.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(bois de sassafra): Defnegiller familyasından bir ağaçtır. Biri Amerika’da diğeri de Çin’de olmak üzere iki türü vardır. Köklerinden, lavantacılıkta kullanılan sagrol esansı elde edilir. Kurutularak toz haline getirilen yaprakları baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Sassafrasın kökleri terletici olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da yetişen ufak bir ağaç, bot. Sassafras albidum; bu ağacın kökünden çıkanlıp ilaç yapımında veya yemeklerde kullanılan bir yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşkıran çiçeği, bot. Saxifraga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başını yükselten, başta gelen, Osm. temâyüz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرافراز] başı yüce. 2.başta gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlıca yolculukta kullanılan meşin vesaireden daire şeklinde bir yaygı. Kenarlarında bulunan halka veya deliklere geçirilmiş bir kaytanla dolanılıp yere açılınca üstüne ekmek ve yemek konur: Sofrayı açmak, yaymak. 2. Üzerinde yemek yenen sini veya masa. 3. (mec.) Yemek: O adamın sofrası daima açıktır. 4. Makat, oturak yeri. Sofra takımı = Çatal, kaşık, bıçak, tabak gibi sofraay ve yemek yemeye lâzım olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dinner table. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dining table. meal. table with a meal on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. dinner table. dining / dinner table. mess. dining room table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir konak veya büyük bir dairede ve toplantılarda sofra ve yemek hizmetlerini gören şef garson: Düğün sofracıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sofra hizmetini gören garsonun işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı; oy kullanma; tasvip tasdik onay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kıç küpeştesi, morfidar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yukarıya sıçrama, atlama. 2. Ust perdeden görünme, böbürlenme, kibir. 3. Eskiden ilmî payenin yükseltilmesi: Tafra almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceit. pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomposity. talking big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طفره] atıp tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yukarıya sıçrama, atlama. 2.Yukarıdan atıp tutma, gururlu davranış. 3.İlmiyyede rütbe, derece alma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tafra, Fars. furûhten = satmak). Tafra satan, üst perdeden atıp tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüksekten atan: Tafra satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طفده فروش] atıp tutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tafra satma, üst perdeden atıp tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) atıp tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. aşağıda gösterildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Al.). W senbolüyle gösterilen, ancak 3.000 derecede eriyen, tungten diye de anılan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. tungsten, volfram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. volframit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by