Free-lance ne demek? | Free-lance anlamı nedir? | Free-lance

Free-lance anlamı nedir?

Free-lance ne demek?

Free-lance anlamı nedir?

Free-lance | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: free lance

Yabancı Kelime

İng. free-lance

bağımsız

1. Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. 2. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cankurtaran, ambulans : gezici hastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir sıvının donmasını önleyen alaşım, antifriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balance of trade ticaret dengesi, ithalât ve ihracat arasındaki para kıymeti farkı balance sheet bilanço balance wheel nâzım çark credit balance alacak bakiyesi, matlup bakiyesi debit balance zimmet bakiyesi, borç bakiyesi hang in the balance muallâkta ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tartmak, dengelemek, muvazene sağlamak; eşit olmak, dengeli olmak; tereddüt etmek, dansta aksi istikametlerde hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dengeli, muvazeneli. be well balanced denk gelmek, muvazeneli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). eşit kuvvetle karşı koymak; telâfi etmek; denkleştirmek; (i). karşılık, eş ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dondurulmuş yemekleri muhafaza eden buzdolabı, dipfriz; dondurup saklama ; (f). dondurup saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı “tahtaravalli” modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi «simetrik» olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de «asimetrik» oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hâl «dinamik denge» olarak da nitelendirilebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z).gümrük resminden muaf, gümrüksüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan iri ve çok zehirli yılan, (zool). Bothrops atrox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, çözmek; hapisten kurtarmak, tahliye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z), özgür, hür, azat; serbest, kurtulmuş, baymsız; açık; bedava, parasız; (bot). ayrı; (kim). serbest terkipsiz; eli açık, cömert; teklifsiz, arsız; from ile azade, muaf, beri; of ile ari, kurtulmuş, serbest; (z). bedava, parasız. free alongsid

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. free-lance

bağımsız

1. Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. 2. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. free-shop

gümrüksüz mağaza

Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen malların satışının yapıldığı mağaza.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). teklifsiz, laubali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). fribord.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hür doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -men) azatlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özgürlük, hürriyet, serbestlik, azatllı; ihtiyar, irade; açık sözlülük; laubalilik, aşırı samimiyet; serbest düşünüş; muafiyet; fahri hemşehrilik veya üyelik sıfatı; bir şeyi serbestçe kullanma hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), herkese açık yarış veya karşılaşma; herkesin katıldığı kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(dilb). bağımsız kalabilen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (güz.san). serbest eğrilerle şekillendirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (güz.san). öIçü ve araç kullanmaksızın elle yapılmış (resim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cömert, eli açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi; cömert; serbest, kayıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). mülk; iyelik hakkı, mülkiyet. freeholder (i). mülk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi hesabına çalışmak (yazar, fotoğrafçı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., argo, slang otlamak, otIakçılık etmek. freeloader (i). bedavacı kimse, otlakçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köle olmayan kimse; hür adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). erkek buzağı ile ikiz doğan cinsi yapısı kusurlu dişi buzağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mason.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). frezya, bir tür süsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolay yontulan taş, Malta taşı; yarma şeftali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serbest yüzme stili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (özellikle dinsel konularda) serbest düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İngiltere’deki Freeview sistemi, dijital yerüstü hizmetlere verilen addır. Set üstü cihaz ya da Freeview teknolojili TV seti aracılığıyla bir görüntüleyici seçtiği dijital kanalları ücretsiz alabilir. Daha fazla bilgi için bkz. www.freeview.co.uk

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal kanallara geçiş sağlayan alıcı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekerlekleri serbest dönen; (k). dili fazla serbest davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fels). elindelik, ihtiyar, hür irade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gönüllü, kendiliğinden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (froze, frozen) (i). donmak, buz kesilmek; çok üşümek; buz tutmak; dondurmak, buz haline getirmek, buz bağlamak; fiyatları dondurmak, narh koymak; (ikt). dış üIkelere ait banka mevduatını dondurmak; (i). donma, don. freeze out (A.B.D)., (k).dili i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donduran şey, dondurma makinası; yemekleri dondurarak uzun bir süre muhafaza eden dolap, dondurucu dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmakta; dondurucu, çok soğuk. freezing point donma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz atmak, göz gezdirmek; ima etmek; sıyırıp geçmek; i. bakış, nazar; ima; sıyırıp geçiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. birkaç çeşit parlak ve kükürtlü mineral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gönlü birisine bağlı olmayan, âşık olmayan, kalbi boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dengesizlik, muvazenesizlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mızrak, meraklı süvari alayı neferi. lance snake ok yılanı. lancewood (i.) mızrak sapı yapımında kullanılan dayanıklı bir çeşit ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) neşter ile yarıp açmak, deşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basit bir deniz hayvanı, batrak, (zool.) Branchiostoma amphioxus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.), (zool.) mızrak biçiminde, mızraksı, lanseolat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mızraklı süvari eri; (çoğ.) bir çeşit kadril dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) neşter; (mim.) sivri kavisli dar pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek (tartı): geçmek, daha üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tartıda ağır gelmek; ağır basmak; dengesini bozmak, devirmek; dengesini kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konuşma tarzı; tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. planchette). Ölçme tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveyor's plane table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ücretine tabi olmayan; İng. posta ücreti ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetli soğukta çabuk dondurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağ salim, incinmeden; vergiden muaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suret, şekil; benzerlik, müşabehet; görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nezaret, gözetme, gözaltında tutma; teftiş. under surveillance gözaltında, nezaret altında. surveillant i. nezaretçi; göz hapsinde tutan kimse; nöbetçi öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden muaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dengesini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muvazenesiz, bozuk dengeli, dengesiz; birbirini tutmayan (hesaplar); akli dengesi bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saçak, farbala; sayvan. valanced s. saçaklı, perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyanıklık, uyumayış; tetikte olma, dikkat, ihtiyat. vigilance committee A.B.D. asayişi temin amacıyle kurulan kanundışı örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gerçeğe benzeyiş, görünüşte doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by