Ful ne demek? | Ful anlamı nedir? | Ful

Ful anlamı nedir?

Ful ne demek?

Ful anlamı nedir?

Ful | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ful

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bakla (bizde yalnız Mısır’da yetişen bir cins küçük taneli baklaya denir). Ful-bahar = Yaban asması çeşidinden bir çiçek. Ful-bahrî = Ful çiçeği. Girit fulu = Büyük çiçekli yasemin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabian jasmine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix signifying full of, abounding with; as, boastful, harmful, woeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

is the name for the small-seeded fava bean, the basic culinary bean of Egypt It is the key ingredient in ful medames , a traditional bean stew served for breakfast The beans are slow-cooked until tender, mashed and then mixed with olive oil and seasonings

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very, extremely, completely and utterly 'Those baatezu Hardheads were ful angry when we gave them the laugh!'. a family of languages of the Fulani people of West Africa and used as a lingua franca in the sub-Saharan regions from Senegal to Chad; the best

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) ustalıklı, sanatlı, maharet isteyen; kurnaz artfully (z) maharetle, ustaca artfulness (i) maharet, ustalık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehşet verici; müthiş, berbat, çok kötü; (k).dili heybetli, iri awfully (z)., (k).dili çok; çok fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meşum, ugursuz; sahte; zararlı. balefully (z). sahte ifade ile. balefulness (i). sahte yüz ifadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öldürucü, zehirli; mahvedici, muzır. banefully (z). zehirli bir şekilde. banefulness (i). zehirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). utangaç, sıkılgan, mahcup, çekingen. bashfully (z). utangaçlıkla bashfulness (i). utangaçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel, latif, hoş, zarif. beautifully (z). güzel bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övüngen; palavracı; kendini metheden. boastfully z. övünerek. boastfulness i. övüngenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. comert, eli açık, vermeyi seven; bol, mebzul. bountifully z. bol bol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli; itinalı, tedbirli; ölçülü. carefully (z). dikkatle. carefulness (i). dikkat, dikkatli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değişken, kararsız, dönek, istikrarsız. changefulness (i). değişkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). neşeli, şen, hoş, neşe saçan; (i).,içten gelen. cheerfully (z). neşeyle. cheerfulness (i). neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dopdolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bardak veya bir fincan dolusu miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karabibere benzer, lâkin uzun taneli maruf bahar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehşet veren, uğursuz; hüzünlü, mahzun. direfully (z). hüzünle, uğursuzca, korkunç bir şekilde. direfulness (i). hüzün, uğursuzluk, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatsız, nahoş, sevilmeyen, makbul olmayan. diststefully (z). tatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasvetli, sıkıntılı, kederli, hüzünlü, mahzun. dolefully (z). sıkıntıyla, kasvetle, hüzünle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şüpheli, karanlık, muğlak, belirsiz, müphem; kararsız; sonucu şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehsetli, heybetli; (k.dili). iğrenç, berbat, çok kötü. dread fully (z). çok fena, dehşetle; (k.dili). çok, muthiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). görevini bilen vazifeşinas: itaatkar; hürmetkar, saygılı. dutifully (z). vazifesini bilerek; hürmetkarane. dutifulness vazifeşinaslık; hürmetkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( .A.B.D.), (k.dili) üzerinde çok durulan bir söz; dedikodu havadis; azarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rahat, asude, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlaklık parıltı, ihtişam, şaşaa, nur. effulgent (s). ışık saçan, parlak, şaşaalı. effulgently (z). ışık saçarak, parlak bir şekilde, şaşaalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze batan veya göz dolduran herhangi bir şey; argo güzel kız, slang bir içim su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler, bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully (z). sadakatle, imanla. faithfulness (i).sadakat, iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gerçekten uzak, kaprisli,hayalperest, hayal peşinde koşan. fancifully(z). hayal mahsulü olarak. fancifulness (i). hayale dayanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mukadder olarak; meşum bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korku veren, korkunç; korkak, heybetli; dehşetli; çok fena. fearfully (z). korkarak; korkunç derecede, müthiş bir şekilde. fearfulness (i). korkaklık, ödleklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuvvetli, şiddetli, güçlü; etkili, tesirli. forcefully (z). kuvvetle, şiddetle, zorla. forcefulness (i). kuvvet, şiddet, güç; etkili oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). unutkan, ihmalci; savsak, dikkatsiz. forgetfully (z). unutkanlıkla. forgetfulness (i). unutkanlık, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinirli, huysuz, aksi, ters. fretfully (z). terslenerek, söylenerek. fretful ness (i). huysuzluk, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, müthiş; (k).dili berbat; iğrenç. frightfully (z). korkunç bir şekilde. frightfulness (i). korkunçluk, dehşet, iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, yemişveren, verimli, mahsuldar. fruitfully (z). verimli olarak. fruitfulness (i). verimlilik, bereket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça pûlâd’dan Arapça’laşmış) Çelik (Türkçe’de polat).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فولاد] çelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. ismi anılmak İstenilmeyen veya her kim olursa olsun kasdolunan şahıs ve şey: Filân adam geldi. Filân falân gidecektir diye tasrih etmeli. 2. Vesaire gibi bir mânâ ile de kullanılır: Sandık filân gibi eşyanız var mıydı? Yazı yazacağım filân dedi. Filin fıstık, filân festegiz — Şu bu, böyle böyle, daha neler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince ipekli kumaş, atkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foulard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. foulard. padding machine. padding mangle. impregnating machine. pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. cravat. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -cra) (i)., (mak). dayanak noktası, dayanma noktası, manivela mesnedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing fil (f). nail olmak, yerine getirmek, icra etmek; yapmak; görmek, ifa etmek; bitirmek, itmam etmek, tamamlamak. fulfillment (i). nail olma, ergi; icra, ifa, yapma, tamamlama, yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karabiber denilen Güney Asya ürünlerinden baharat çeşidi. Dâr-ı fülfül = Karabibere benzer bahârattan uzunca bir biber. Fülfül-i şâhî = Yine bahârattan diğer bir biber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ,şiir çok parlak, şaşaalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). elektrik cereyanı ile siğil yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yıldırımın gevşek kuma düştüğü yerde hâsıl olan cam cinsinden eğri boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isli, kurumlu, is gibi siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe gemicilik dilinde: fuluka ve filike). Sandal, kayık, tekne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolu; meşgul; boş olmayan, tutulmuş; tok; tam, tüm; azami derecede; met; dolgun, büyük, şişman, iri; tamam, bütün; dolun (ay); kalın, pes (ses); bol, geniş. full back (i)., futbol bek oyuncu. fullblooded (s). saf kan. fullblown (s). tamamen açmış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (çuhayı) dibek içinde kül ve sabunla dövüp yıkamak, çırpmak; bol bırakarak dikmek veya dikilmek (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin dolusu, bir şeyin olgunluk mertebesi. to the full son haddine kadar, tamamıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). tam, tamamen; fazlasıyle, pek çok; doğru. fullgrown (s). kemale ermiş, tam gelişmiş. full many a flower bir dolu çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Full HD 1080 özelliğine sahip BRAVIA setleri, HD1080 resmini tam olarak aktarıldığı biçimde verir. Bu teknoloji, daha küçük çözünürlüklü TV’lere sığması için dijital olarak küçültülen ölçeklendirilmiş görüntüler oluşturmak yerine kullanılır. Full HD 1080 görüntü çözünürlüğünü dört kata kadar artırarak standart televizyon yayınlarına benzersiz derecede ayrıntı ve netlik kazandırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manyetik yataklar üzerine takılmış tweeter diyaframı ve devre sonrası (downstream) akustik lens içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. full-time

tam gün

Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpıcı; demiri dövüp saç yapmakta kullanılan çekiç. fuller's earth kil, çamaşırcı toprağı. fullery (i). çırpıcı yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çırpıcı dibeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dolgunluk; tokluk; kemal, olgunluk, tam oluş, bütünluk; şişmanlık in the fullness of time vadesi gelince, zamam gelince

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z tamamen, butünüyle; hiç olmazsa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kutuplarda yaşayan martıya benzer bir çeşit deniz kuşu fu I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i gürlemek, top gibi patlamak; ateş puskurtmek; patlatmak; Iânet okumak; i, kim fulminat asidinin tozu inisyal patlayıcı madde fulmina'tion i pat lama; ateş puskürme, gürleme; Iânet okuma ful'minator'y s gürleyen, dehşet saçan; Iânet okuyan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, kim fulminat asidine ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.) (c. fülûs). 1. Bakır para, ufak para. 2. Pul pul düşen kabuk. Füls-i ahmer = Kırmızı akça, bakır akça. mec. En küçük değerde para: Füls-i ahirlere muhtaç = Büsbütün züğürt ve eli boş. Fülüs yok = Eskiden parasızlık için alay yollu kullanılan bir tâbirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s aşm, müfrit, taşkm (iltifat), dalkavukça fulsomely z aşln olarak ful someness i aşırılık, müfrit oluş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Filika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. (m. füls). Fülsler, küçük değerde paralar, en düşük değerde para (para mânâsıyle tekil gibi de kullanılır). (bk.) Füls.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flüt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kırmlzlmsl sam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtalya’nın Pulya eyaletinin Otranto şehrinden, oranın fâtihi Gedik A’nmed Paşa tarafından getirilmiş sarı soğan çiçeği. Fulya balığı = Vatoz çeşidinden bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jonquil. daffodil. lent lily. narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daffodil. jonquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Kadın İsmi) - Nergisgillerden, san renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki, sarı soğançiçcği.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kazançlı, kârlı gainfully z kazançla, kâr ederek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balık koftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şen, neşeli. gleefully z. neşe ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zarif, latif, nazik. gracefully (z.) zarafetle, incelikle. gracefulness (i.) zarafet, incelik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) minnettar, müteşekkir, değerbilir; hoş, güzel, makbul. gratefully (z.) minnetle, şükranla. gratefulness (i.) minnet, şükran borcu; minnettarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şaşırmak sebebiyle, yahut da dikkatsizlik yüzünden bir işte kusur etme; bu sebeplerle ne yapacağını şaşırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avuç dolusu; az miktar; (k.dili) başa çıkılması zor olan kimse veya iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zararlı, fena, ziyan verici. harmfully (z.) zarar verecek şekilde. harm fulness (i.) zararlılık, ziyankarlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nefret edilen, kötü; nefretle dolu, kötü niyetli, hatefully (z.) nefretle. hatefulness (i.) kötü davranış; nefret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıhhat için faydalı, yararlı, sıhhi; sıhhatli, sağlıklı. healthfully (z.) sıhhat verici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli, basiretli, ihtiyatlı. heedfully (z). dikkatle, ihtiyatla. heedfulness (i). dikkat, basiret, ihtiyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).faydalı, yararlı, işe yarar, yardımcı; yardımsever. helpfully (z). faydalı bir şekilde. helpfulness (i). yardım, işe yarama, elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümitli, ümit verici. hope fully z. ümitle, ümit verici bir şekilde; k.dili inşallah. hopefulness i. ümit verici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinçli, sevindirici, neşeli, neşeyle dolu, memnun. joyfully z. neşeyle. joyfulness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Karanfilgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Yaşlı bitki hücrelerinin plazmalarında meydana gelen ve İçi hücre suyu dolu bulunan boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seferden dönme: Kufûl etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) caiz, kanuna uygun, kanuni, meşru. lawfully (z.) kanuna uygun bir şekilde, kanuna göre, kanun gereğince. law fulness (i.) kanuna uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, şehvetli. lustfully z. şehvetli olarak. lustfulness i. şehvet düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın iyi, hoş ve letafet sahibi kıldığı kişi demektir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkekçe, mert, cesur, yiğit. manfully z. erkekçe, yiğitçe. manfulness i. mertlik, yiğitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. amir, buyurucu; hükmeden; üstada yakışır; idare kuvveti olan. masterfully z. amirane. masterfulness i. amirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-anhâ) (hukuk). Kefalet olunan, kefili bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-bihâ). Kefaletle taahhüt olunan (şey veya kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef). (mü. mekfûlün lehâ). Kefalet olunan, kefili bulunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametli, şefkatli; acı çektirmeyen. mercifully z. merhametle; acı çekmeden. mercifulness i. merhametlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünceli, unutmaz, hatırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, yaslı; hazin, acıklı, dokunaklı. mourn fully z. kederle .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızdolusu, ağzın alabildiği miktar, lokma; az miktar; k.dili telaffuzu güç kelime. say a mouthful argo isabetli bir şey söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gerekli, lâzım, elzem, zaruri. needfulness i. gereklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla dikkatli, çok titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıstırap çektiren; zahmetli, güç, meşakkatli; üzücü, kederlendirici. painfully s. ıstırap vererek, meşakkatle. painfulness i. acı, ıstırap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat, asude, sakin; mulâyim, yumuşak başlı, uysal. peacefully z. sükunetle, uysallıkla. peacefulness i. sükunet, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhamet uyandıran, acınacak halde olan; değersiz, aşağılık. pitifully z. merhamet uyandırarak. pitifulness i. acınacak hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynamayı seven; şen, şakacı, latifeci. playfully z. şenlikle; şaka olarak. playfulness i. şen oluş, oyunculuk; şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.çok, bol, mebzul, bereketli, mahsuldar, verimli.plentifully z. bol bol, mebzulen.plentifulness i.bolluk, bereket, verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, kudretli; yetki veya nüfuzu olan; keskin, sert etkili, tesirli; k.dili çok miktarda. powerfully z. kudretle, kuvvetle. powerfulness i. kudretlilik, kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ibadetkar, zahit; dualı. prayerfully z. dua ile. prayerfulness i. ibadetkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatlı; ehemmiyetli; manalı. purposefully z. mahsus, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak, şaşaalı, muhteşem, revnaklı. refulgence, refulgency (i.) parlaklık, revnak, şaşaa. refulgently (z.) parlayarak, ihtişamla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düşünüp hatırlayan, iltifat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeis derecesinde pişman olan. remorsefully z. nedametle, vicdan azabı çekerek. remorsefulness i. nedamet, vicdan azabı halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sitem dolu; azarlama kabilinden. reproachfully z. sitemli olarak. reproachfulness i. sitemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeye kızmış, gücenik. resentfully z. içerleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. becerikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmet gösteren, saygılı, hürmetkâr. respectfulness i. hürmetkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat verici, dinlendirici; rahat, sakin. restfully z. rahat rahat, sükunetle. restfulness i. rahat, sükün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haklı; hak sahibi; dürüst. rightfully z. haklı olarak. rightfulness i. haklı olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pişman; acıklı, esef olunacak. ruefully z. pişmanlıkla. ruefulness i. pişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) merhametli; kederli, üzüntülü; acınacak halde olan. ruthfully z. acınarak, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bal koymakta kullanılan ufak tekne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu, tahkir eden, ağır scornfully z. istihfafla, tepeden bakarak. scornfulness i. küçümseme, istihfaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıraca illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. sıracalı; sıraca illetine ait; kötü ahlâklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kılıcı. - Ali (r.a.)’nin ve Hz.Halid b. Velid’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayıp, utanç verici, çirkin, yüzkarası. shamefully (z.) utanılacak şekilde; çirkince. shamefulness (i.) utandırıcı hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahkâr, günah kabilinden; ahlâk dışı; habis, şerir. sinfully z. günahkarca, günah işleyerek, haince. sinfulness i. günahkarlık, günah, hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünerli, marifetli, becerikli, mahir, usta. skillfully z. maharetle, ustalıkla. skillfulness i. maharet, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tembel. slothfully z' tembelce. slothfulness i. tembellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asceticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, elemli, hazin, keder verici. sorrowfully z. hazin bir şekilde, elemle. sorrowfulness i. hüzün, keder, elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hisli, anlamlı, manalı. soulfully z. duygulu bir şekilde. soulfulness i. duygululuk, hislilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. garezkar kinci, hain, nispet veren. spitefully z. haince. spitefulness i. garezkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşık dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, muvaffakıyetli. successfully z. başarıyla, muvaffakıyetle. successfulness i. başarılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. incelikli, anlayışlı, ince, nazik, zarif. tactfully z. zarifçe. tactfulness i. incelik, zarafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu, zarif. taste fully z. zevkle. tastefulness i. zevk; zevklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tufl» dan masdar). Dalkavukluk etme, davetsiz ziyafete gitme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözyaşı dolu, ağlayan. tear fully z. ağlayarak. tearfulness i. gözyaşı ile dolu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gaflet» ten). Gafil davranma, gaflette olma (sanıldığı gibi «tegafül» ile aynı mânâya gelmez; zira tegafül yalandan gaflet göstermek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «gaflet» ten). Bilmezliğe gelme, kasıtlı olarak, yalandan gaflet gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefalet» ten). Kefalet verme, taahhüt etme: O adamın bu parayı vereceğini ben tekeffül ederim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müteşekkir, minnettar, memnun. thankfully (s.) minnetle, şükranla. thankfulness (i.) minnet, şükran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünceli; dikkatli; başkasını düşünür, saygılı, nazik. thought fully z. düşünceye dalarak; nazikçe, incelikle. thoughtfulness i. düşüncelilik; nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, eski kederli üzüntülü. tristfully z. kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güvenen, itimat kabilinden, çabuk inanılır. trustfully z. güvenle. trustfulness i. güvençlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, doğru, samimi; gerçek. truthfully z. doğru olarak; hakikaten, gerçekten. truthfulness i. doğruluk, gerçeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tıfl). Tıfllar, çocuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Çocukluk, küçüklük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طفوليت] çocukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenkli, hoş sesli, nağmeli. tunefully z. ahenkle. tunefulness i. hoş seslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Batma, gurûb: Güneş ufûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Batma. 2, Ölme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesuliyet hissi olmayan, vazifeşinas olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hadisesiz, olaysız; sessiz. uneventfully z. hadise olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sadakatsiz, hakikatsiz; güvenilmez; yanlış; eski inançsız. unfaithfulness i. sadakatsizlik. unfaithfully z. sadakatsiz bir sekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahsulsüz, verimsiz; dölsüz, kısır.unfruitfully z. iyi netice vermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyacı karşılanmamış; yerine getirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarif olmayan, inceliksiz; kaba, beceriksiz. ungracefully z. zarafet göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nankör,iyilikbilmez; nahoş, tatsız. ungratefully z. nankörce. ungratefulness i. nankörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaramaz, zararlı; sıhhatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, gayri kanuni, kanunsuz. unlawfully z. kanunsuzca. unlawfulness i. kanunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, insaniyetsiz, zalim. unmercifully z. merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz, düşüncesiz. unmindful of düşünmeyerek, göz önüne almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maharetsiz, hünersiz, beceriksiz, ustalıksız, ihtisassız, tecrübesiz, acemi. unskillfully z. hunersizce, beceriksizce, acemice. unskill fulness i. beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .başarısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nankör, şükran bilmeyen; hoş karşlıanmayan, istenmeyen. unthankfully z. nankörce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalan, uydurma; yalancı. untruthfully z. yalanla. untruth fulness i. gerçeksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydalı usefully z. faydalı olarak. usefulness i. fayda, kullanışlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افول] batış. 2.ölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öç alıcı, intikam alıcı, hınçlı, kinci. vengefully z. kinle, hınçla. vengefulness i. kinlilik, hınçlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesli; yüksek sesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanık, tetikte olan; uykusuz. wakefully z. uyanık olarak. wake fulness i. uyanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harap eden; müsrif, savurgan, boş yere ziyan eden. wastefully z. israf ederek. wastefulness i. israf, ziyankarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tetik, uyanık. watchfully z. tetikte, uyanık olarak. watchfulness i. uyanık oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. willfull.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, söz dinlemez, direngen; kasıtlı, bilerek yapılan. will fully z. kasten, mahsus. willfulness i. inatçılık; kasten yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzulu, istekli. wishful thinking hüsnükuruntu. wishfully z. arzuyla, hasretle. wishfulness i. isteklilik; hüsnükuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arzulu, istekli, özlemli; dalgın. wistfully z. arzuyla, istekle. wist fulness i. isteklilik, özlemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keder verici; kederli, hüzünlü; acıklı. woefully z. kederle, hüzünle. woefulness i. hüzün, keder, ıstırap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayret verici, harikulade, fevkalade; şaşılacak, garip; k.dili. şahane. wonderfully z. fevkalade olarak; şaşılacak bir şekilde. wonderfulness i. şaşılacak hal; fevkaladelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huşu uyandıran; İng. saygıdeğer, muhterem. worshipfully z. tapınırcasına. worshipfulness i. hürmet, saygı, ihtiram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öfkeli, hiddetli,gazaba gelmiş, küplere binmiş. wrathfully z. öfkeyle, hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, insafsız. wrongfully z. haksız bir şekilde. wrongfulness i. haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genç; dinç; gençliğe yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by