Fuzuli Işgal | Fuzuli Işgal ne demek? | Fuzuli Işgal anlamı nedir?

Fuzuli işgal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: fuzuli isgal

Türkçe Sözlük

(i. A.) («ebû»dan hafifletilmiş olup bazı künyelerde bulununr). Peder, ata, baba: BU Alî Sİnâ, Ebû Al) bin Sini. Bülaceb = Acayip, garip. Bülheves = Hevese tâbi. BülfuzOl = Fuzulî, boş.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hacim bakımından büyük olanın hali, irilik, ululuk, cesamet: Bu dağın, bu ağacın büyüklüğü. 2. Değer ve itibar fazlalığı, kibir, azamet: Tanrı’nın büyüklüğü. Fuzûlî’nin büyüklüğü. 3. Yaşlılık, olgunluk yaşı, ihtiyarlık: Çocuklar daima büyüklüğü arzu ederler. 4. Genişlik, vüs’at: Bahçenin, denizin, deliğin ‘’büyüklüğü. 5. Çokluk, kesret: Servetin büyüklüğü. 6. Şiddet, kuvvet: Bu acının bjjyüklüğü. 7. Kalabalık, çokluk, debdebe: Bu alayın, bu düğünün büyüklüğü. 8. Kibir, azamet, gurur: Büyüklük satıyor.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek mükemmel ve kusursuz olanın hal ve sıfatı, kusursuzluk, mükemmellik: Fuzulî’nin şiirde ekmeliyyeti kabûl edilmiştir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضول] fazla, çok. 2.gereksiz, fuzuli.

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Haksız ve gayrı meşrû, lüzumsuz tecâvüzkârâne. 2. Vazife dışında ve kendisine ait olmayan işlere karışan. Haksız olarak, tecâvüzkârâne: Fuzûlî hukukuma müdahale ediyor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. unnecessary. superfluous.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فضولی] zevzek, boşboğaz. 2.gereksiz, boşuna, fazladan.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2.Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3.Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan. - Fuzuli Mehmed: XVI. yy. ‘da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında “Leyla ve Mecnun” mesnevisi çok meşhurdur.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gazeller. Gazelliyyât-ı Fuzûlî = Fuzûlî’nin gazelleri.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Göze iyi görünen, şekil ve sureti takdir ve sevgi uyandıran, Ar. cemîl, Fars. hûb, zîbâ: Güzel adam, güze! kız, güzel at, güzel ev. 2. İyi, hoş, Ar. tayyib, mergub, müstahsen: Güzel iş, güzel hava, güzel söz, güzel ses. 3. Ayıpsız, kusursuz, Ar. sâlih: Güzel adam. Sevgili, di. ber: Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var. İyi, Alâ, hoş: Güzel söyledi, güzel işlenmiş, güzel yazar. Cevap mânâsında: Peki, olur: Güzel, güzel ama = Peki ama. Güzelhatun — Bir nevi kan kurutan otu. Saksıgüzeli = Nasırotu. Dünya güzeli = Pek güzel kadın.

Türkçe Sözlük

(İHTİMAL) (i. A. «hami» den masdar) (c. ihtimâlât). 1. Yüklenme, kaldırmaya iktidar, tahammül: Nâ-tüvandır, anda bû teklîfe yokdur ihtimâl (Fuzûlî). 2. Mümkün olma, imkân, akla yakın olma, bir şeyin olabilmesi: Bu işin bugün bitmesi ihtimali zayıftır. Buna ihtimal vermem. Ağleb-i İhtimâle (ve doğrusu) ağleb-i ihtimâlâta göre = Her ihtimale karşı. İhtimâli yoktur = Mümkün değildir. İhtimaldir (ve doğrusu muhtemeldir yahut) ihtimali vardır = Mümkündür. İhtimâl-i baîd = Uzak ihtimal. İhtimâl-i galib = Kuvvetli ihtimal. Olabilir, belki: İhtimal bu akşam gelirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zorla içeri girme, fuzuli işgal; davetsiz olarak sokulma, müsaadesiz şekilde araya girme.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şugl»dan masdar) (c. işgalât). 1. İş verme, işte bulundurma, uğVaştırma, meşgul etme: Bu kitabın yazılması kendisini çok işgal ediyor. 2. İşten alıkoyma, diğer bir şeyle meşgul ederek esil işine mâni olma: Sizin işiniz vardır, işgal etmeyelim. Fransızca occupation militaire tâbirinin Osmanlıca’da işgal-i askerî diye tercümesi Adet olmuş ise de o mânâya gelemiyeceğinden yerine istilâ daha doğrudur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. occupancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupancy. occupation. possession. distraction. obstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. holding by force. distraction. diverting from work. keeping sb busy. occupying. taking up. occupancy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشغال] meşgul etme. 2.ele geçirme.

Türkçe Sözlük

(aslı: İSNAD) (I. A. masdar) (c. isnâdât, esânîd). 1. Bir şeyi bir adama yöneltme, bağlama: Bu beyti Fuzûlî’ye isnâd ediyorlar. 2. İftira, haksız yere yakıştırma: Hakkımda birtakım isnâdâtta bulundu (bu mânâ Arapça’da olmayıp, münasebeti dolayısiyle birincisinden çıkmıştır). 3. Hadîslerin sırasıyla kimlerin rivayeti olduğunu gösterme (yalnız bu mânâ ile cem’i esânîd gelir). 4. Arapça gramerde müsned ile müsnedi ileyh bağlılık ki, dilimizde im, sin, dir, idim, idik vs. yani olmak fiiliyle ifade olunur. Diğer SAmî dillerde bu fiil olmayıp kelimenin bağlantısından anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakım işi; idame, muhafaza; iddia, teyit; himaye; maişet, nafaka, yiyecek; huk. taraflardan birine yardım suretiyle davaya fuzuli müdahale.

Türkçe Sözlük

(i. A. «senân» dan). 1. Her iki mısraı bir kafiyede olan şiir ki, ekseriya uzunca manzume suretinde olur, manzume. 2. Bu şekilde yazılmış manzum roman: Fuzûli’nin Leylâ ve Mecnûn mesnevisi. 3. Mevlânâ Celâleddin RÜmî’nin bu surette yazılmış 6 ciltlik eseri: Mesnevî-i Şerif.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. görevinden fazla iş görmek. supereroga'tion i. vazife dışında iş yapma, fuzulî iş görme. supererogatory s. asıl görevden fazla veya ayrı; lüzumsuz, fuzuli.