Gür ne demek? | Gür anlamı nedir? | Gür

Gür anlamı nedir?

Gür ne demek?

Gür anlamı nedir?

Gür | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gûr

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mezar. 2. Yaban eşeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bol bir şeyin sürat ve bollukla akarak taşmasını veya bir şeyin gürültü ile yıkılıp düşmesini tasvir ve taklit eder: Derenin suyu gür edip ovayı bastı. Gür gür işliyor, duvar gür gür yıkıldı. 2. Gürültü, şamata, kavga: Har gür eksik değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bol, Ar. vâfir, mebzûl, Fars, frâvân: Gür saç, gür su. 2. Açık, yüksek, bol tını veren: Gür ses. 3. Açık, kuvve’li, mutlu: Gür talih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lush. opulent. rank. abundant. dense. thick. luxuriant. rich. stentorian. gushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. dense. thick. rank. gushing. strongly flowing. stentorian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گور] mezar. 2.yaban eşeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب انگور üzüm suyu. 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep’in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eski Roma,da kuşlara bakarak kehanet etmekle görevli bir çeşit falcı; kâhin; (f). kehanet etmek, önceden haber vermek;yormak. augural (s).kahinliğe ait. augury (i). kehanet; fal, alâmet; kehanet ayini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sungur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull fight. bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun yan tarafı. Ar. cenb, Fars. pehlû. Eli böğründe kalmak = Aciz ve mahrum kalmak. Dağın böğrü = Dağın yanı Boşböğür = Geğrek altı, şakle, sakle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. to bellow. to moo. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden dikenli bir çalı çeşidi ve meyvesi. Bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişir (rubus fruticosus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. dewberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. bramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tilkiüzümü): Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Böğürme sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Burgul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled and pounded wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parched crushed wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled and pounded wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

is familiar to many of us through the Middle Eastern dishes tabbouleh and kibbeh Bulgur is wheat that has been steamed whole, dried, then cracked So bulgur is essentially precooked and quick to prepare It comes in three grinds -- fine , medium , and coars

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, neşeli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pancar (yanlış olarak havuca da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ekin içinde biten büyük bir cins diken. 2. Anadolu halk sazlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şekil, suret, görünüş; gruplaşma; (astr). gezegenlerin birbirlerine oranla yerleri, yıldız kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). seklini bozmak, çirkinleştirmek, biçimsizleştirmek. disfigurement (i). çirkinleştirme, çirkinlik, şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok doğuran (dişi): Doğurgan kadın, kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile. procreant. procreative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. prolific. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyaya getirme, tevlîd: O kadının pek kolay bir doğurması vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. labour. childbirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parturition. childbirth. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. generate. have. mother. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a child. to give birth to. to cause to arise. to lead to. bear. beget. breed. bring forth. call forth. cause. engender. generate. litter. motivate. procreate. produce. stick to one's ribs. teem. to bring into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir kadın veya dişinin doğurmasını kolaylaştırmak, doğurmasına yardım etmek, ebelik veya hekimlik etmek Osm. tevlîd ettirmek: Falan kadını kim doğurttu; hangi ebe doğurttu? 2. Gebe bırakıp çocuk yaptırmak: Bir koç, kırk, elli koyunu doğurtabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliver. to deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assist at childbirth. deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viviparous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulgur iriliğinde yağan kar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzüm. Ab-ı engûr = Şarap, Osm. hamr, bâde, mey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگور] üzüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çok gür. 2.Bereketli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözbebeği, (bk.) Hadeka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ankara isminin eski şekli: Engürü armudu = Ankara armudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) Sinema ve tiyatroda hiç konuşmayacak veya pek az konuşacak küçük rollere çıkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. walk-on. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk-on. extra. bit player. figure artist. walking gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eril, figurante dişil (i). figüran; balede figüran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figuration

biçimleme

Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belli bir biçimde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figüratif

betili

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil veya biçim verme, şekle sokma; tasvir, temsil; şekil, şekillerle süsleme; (müz). bir parçayı fazla notalarla süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecazi, remzi, timsali; süslü; tasviri. figuratively (z). mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakam, numara, adet; değer, fiyat; vücut yapısı, endam, boybos; yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş; hal, tavır; şahsiyet, şahıs, resim, suret; (geom). şekil; (edeb). mecaz, istiare; dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesaplamak; tasvir etmek, resmetmek; şekil çizerek göstermek; desenlerle süslemek; hayalen canlandırmak; mecaz yoluyla ifade etmek; (k).dili düşünmek; (müz). süslemek; görünmek. figure on (k).dili güvenmek, hesaba katmak, dayanmak. figure out he

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük heykel, heykelcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). elektrik cereyanı ile siğil yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yıldırımın gevşek kuma düştüğü yerde hâsıl olan cam cinsinden eğri boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. a clap of thunder. roll. thunderblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürül gürül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Karga, kuzgun. Guribülbîn = Alaca karga. mec. Uğursuz adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غراب] karga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kargaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. garîm). 1. Alacaklılar. 2. Hasımlar, rakipler, düşmanlar. 3. Fecrin ilk aydınlığı, 4. Düşürülen ölü çocuk için ödenen diyet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni doğan ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Gariplik, yabancılık. 2. Yabancı yerlere gitme, seyahat, vatanı dışında bulunma: Gurbet etmek; gurbet çekmek. 3. Yabancı yer, vatan harici: Gurbette yaşamak; gurbette gezmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign travel. expatriation. exile. foreign land. abroad. absence from home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign land. place far from one's home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غربت] gariplik. 2.yabancı diyar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (f. c. gurbetzedegân) (A. gurbet, F. zeden = vurmak). Memleketinin dışında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gurbette, yabancı yerlerde gezen, çalışan veya ikamet eden, vatanı dışında yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one living away from home. guest worker. gastarbeiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one living in a foreign land or far from home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غربت زده] gurbet elde yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşından fazla gösterişli, serpilmiş, genç irisi, vücutlu ve zorlu: Gürbüz bir delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonny. stalwart. sturdy. robust. lusty. bouncing. healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robust. sturdy. healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İyi, yetişmiş, sağlam ve kuvvetli. 2.Cesur, kuvvetli. 3.Sağlıklı, sıhhatli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdiness. healthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Ana direğin mavuna kolları üzerine omurgaya aykırı olarak konulan ağaçlar ki, çanaklık bunların üzerine oturur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Güneybatı Kafkasya’da bir ülke ki, Gürcü denilen ve Gürcü dili konuşan bir milletin yurdudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Karadeniz kıyısında, Türkiye ile Rusya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 00 Kuzey enlemi, 43 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: toplam: 69,700 km².

Sınırları: toplam: 1,461 km.

sınır komşuları: Ermenistan 164 km, Azerbaycan 322 km, Rusya 723 km, Türkiye 252 km.

Sahil şeridi: 310 km.

İklimi: Ilıman ve sıcaktır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m; en yüksek noktası: Mt’a Mqinvartsveri (Kazbek dağı) 5,048 m.

Doğal kaynakları: Orman, hidro enerji, manganez, demir, bakır, kömür, petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.51.

daimi ekinler: %3.79.

Diğer: %84.7 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,690 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,661,473 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.34 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.54 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 17.97 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.09 yıl.

Erkeklerde: 72.8 yıl.

Kadınlarda: 79.87 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Gürcü.

Nüfusun etnik dağılımı: Gürcü %70.1, Ermeni %8.1, Rus %6.3, Azeri %5.7, Osetin %3, Abkhaz %1.8, diğer %5.

Din: Gürcistan Ortodoksları %65, Müslümanlar %11, Rus Ortodoksları %10, diğer %14.

Diller: Gürcüce %71 (resmi), Rusça %9, Ermenice %7, Azerice %6, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti.

Yerel adı: Sak’art’velo.

Eski adı: Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Georgia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Tiflis.

İdari bölümler: 53 bölge, 9 şehir ve 2 bağımsız cumhuriyet ; Abashis, Abkhaziai (Sokhumi), Adigenis, Ajaria (Bat’umi), Akhalgoris, Akhalk’alak’is, Akhalts’ikhis, Akhmetis, Ambrolauris, Aspindzis, Baghdat’is, Bolnisis, Borjomis, Chiat’ura, Ch’khorotsqus, Ch’okhatauris, Dedop’listsqaros, Dmanisis, Dushet’is, Gardabanis, Gori, Goris, Gurjaanis, Javis, K’arelis, Kaspis, Kharagaulis, Khashuris, Khobis, Khonis, K’ut’aisi, Lagodekhis, Lanch’khut’is, Lentekhis, Marneulis, Martvilis, Mestiis, Mts’khet’is, Ninotsmindis, Onis, Ozurget’is, P’ot’i, Qazbegis, Qvarlis, Rust’avi, Sach’kheris, Sagarejos, Samtrediis, Senakis, Sighnaghis, T’bilisi, T’elavis, T’erjolis, T’et’ritsqaros, T’ianet’is, Tqibuli, Ts’ageris, Tsalenjikhis, Tsalkis, Tsqaltubo, Vanis, Zestap’onis, Zugdidi, Zugdidis.

Bağımsızlık günü: 9 Nisan 1991 (Sovyetler Birliği).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Mayıs (1918).

Anayasa: 17 Ekim 1995.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karad


Ülke by

Türkçe Sözlük

(GÜRCİ) (hi.). Güney Kafkasya’nın Gürcistan ahalisinden olan ve Gürcü ce konuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Gürcülerin tarz, usûl veya dilinde olan, Ar. ve Fars. Gürcî. Gürcülerin tarz, usûl ve dilinde: Gürcüce söylemek, giyinmek. 2. Gürcü dili: Gürcüce Kafkas dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiğit, kahraman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, gelişmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. garîb). Garipler. Gurebâ Hastahanesi = Eskiden kendilerini baktırmaya parası olmayan fıkaranın bakılıp tedavi olundukları hastahane. Bugün İstanbul’dadır, (bk.) Garip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غربا] garipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guramâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gurre). Gurreler, parlaklıklar, (bk.) Gurre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞ) (i.). Pehlivanların ve bazı hayvanların tutuşmaları, döğüşmeleri, birbirini yenmeye çabalamaları; pehlivanların, koçların güreşi, güreş tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. wrestling. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. wrestling match. fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞÇİ) (i.). Güreş eden, pehlivan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşle uğraşan spor kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş edilmek. Osm. mübâreze ve musâraa olunmak: Burada güreşilmez, bu sıcakta güreşilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreş etme, Ar. musâraa, pehlivan oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş etmek, döğüşmek, birbirini yere vurmaya çalışmak, Osm. musâraa etmek: Pehlivanlar, koçlar, horozlar güreşiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestle. to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞTİRMEK) (f.). Güreş ettirmek, pehlivanları veya koç, horoz gibi hayvanları tutuşturmak, Osm. musâraa ettirmek: Pehlivan, horoz güreştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to match sb with another in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küreyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cumba, balkon, çıkıntılı pencere.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.İran’ın kuzeydoğusunnda bir y(Erkek İsmi) 2.Aksak Timur’un lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert ve dayanıklı ve cilâ almaya elverişli kayın ağacına benzer bir orman ağacı ki, çeşitleri vardır: Ak, ala, kara gürgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hornbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reech. hornbeam. horn beech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hornbeam. horn beach. made of hornbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görgülü, güzel, gösterişli. 2. Doğu Türkleri ve Moğollar’da imparatorluk (hâkanlık) hanedanına dâmâd olan (Timur’un unvanı buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gürgen, meşe, kestane vs. gibi ağaçları içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girdap suyu gibi kaynama; fokurdayarak kaynama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) çağıldamak, çağıldayarak akmak; çağıltı gibi ses çıkarmak; çağıldarcasına söylemek; (i.) çağıltı, çağıltı sesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karın gurlaması, barsakların veya içlerindeki gaz ve sıvının hareketinden hâsıl olan ses.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hanlar hanı. 2.Kara-Hitay prenslerine verilen unvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. gürisne-gân). Aç, fakir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kabristan, mezarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گورستان] mezarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GirîzSn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka olup kabarmış, kızmış tavuk ve hindiye denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bol kan. Genç, taze, gelişmiş, serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گورکن] mezarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) askerlikle meşhur Rajputlann bir kolu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (tavuk ve hindi). Kabarıp kızmak, kudurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (karın). Gur gur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük ses çıkarma, gürültü. Gök gürlemesi = Yıldırım ve şimşek sesi, Ar. raad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud thundering noise. clap. fulmination. growl. peal. roar. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü etmek, şamata etmek: Duvar gürleyip yıkıldı, top gürledi. 2. (gök) Yıldırım çakıp dehşetli ses çıkarmak, Osm. raad olmak: Şiddetli yağmur yağıp gök gürlüyordu. 3. Ölmek, vefat etmek, nalları dikmek: O da gürledi. Top yoluna gürlemek = Boş yere telef olmak, pisi pisine gitmek. Yağmazsan da gürle = Bir şey yapmazsan bile gayret göster.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. thunder. boom. din. growl. grumble. rumble. rumble out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud noise. to thunder. to roar. to roar with anger. to die unexpectedly. boom. fulminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to flow strongly. to become abundant. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gürültü ettirmek, gür diye büyük ses çıkartmak: Yuvarlanan kaya dağları gürletti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gür olma hâli. Son gürlüğü = ihtiyarlıkta kavuşulan mühim bir muvaffakiyet, mes’ut hal: Allah son gürlüğü verdi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gourmet

tatbilir

1. Yiyecek ve içecek konusunda uzmanlık ölçüsünde bilgisi bulunan, tadına bakan ve lezzetini değerlendiren (kimse). 2. Malzemesinden pişiriliş veya yapılış yöntemine kadar özenle hazırlanmış yiyecek veya içecekten anlayan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırlangıçbalığı, (zoot.) Trigla hirundo. armed gurnard dikenli öksüz balığı, (zool.) Peristedion cataphractum. fly ing gurnard uçan kırlangıç, (zool.) Dac tylopterus volitans. gray gurnard benekli kırlangıçbalıgı, (zool.) Trigla milvus. red gur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyü, serpil, geliş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gürleyen, gümürdeyen, hiddet ve şiddetle bağıran: Şİr-i gurrân = Gürleyen arslan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ غران] kükreyen. 2.gürleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gurur). 1. Parlaklık, parlama, parlayan şey. 2. Fecrin ilk ışığı. 3. Yeni başlayan ay, bir günlük hilâl: Gurre-i garrâ. 4. Hicrî ayların birinci günü: Selh mukabili. Gurre-i Muharrem = Muharremin ilk günü. 5. Atın alnındaki beyaz leke, Ar. sabâh-ül-hayr. 6. (fıkıh) Dü şürülen cenine karşılık suçlu için lâzım gelen diyet, mal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غره] arap aylarının ilk günü. 2.akıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gürleyen, hiddet ve şiddetle bağıran. Gurrân gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aç. Gürsine-çeşm = Açgözlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Temiz, pak, hızlı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spiritual teacher, guide, or confessor amoung the Hindoos. a Hindu or Buddhist religious leader and spiritual teacher a recognized leader in some field or of some movement; 'a guru of genomics' each of the first ten leaders of the Sikh religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spiritual teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spiritual teacher. enlightened spiritual teacher. teacher, spiritual teacher, guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spiritual teacher; an expert in any field of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A teacher, par ticularly of the spiritual kind. Spiritual teacher and guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advanced spiritual teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spiritual Teacher or Master who radiates enlightenment. spiritual guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'the dispeller of darkness'; the power that can dispel the darkness of ignorance and reveal the pure light of the Self, which shines in every being A spiritual seeker must listen to the voice of the Guru within, sometimes think of the Guru with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spiritual Master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'from darkness to light' a person who acts as spiritual teacher and role model In the hijra community, one's superior and the person primarily responsible for one's welfare as well. teacher. a Sanskrit and pan-Indian word denoting a spiritual m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Preceptor, Teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Master of Metaphysics who teaches students how to attain their optimal spiritual level. a teacher who has attained mastery in the Supracosmic Sphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Teacher. , gurudev: spiritual preceptor in the Hindu and yogic tradition. a Hindu or Buddhist religious leader and spiritual teacher. each of the first ten leaders of the Sikh religion. a recognized leader in some field or of some movement; 'a guru of gen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (Uzak Doğu'da) mürşit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (bir gök cismi) Batı cihetinde ufkun altına geçip görünmez olma, batma, ufûl: Güneş, Ay, Merih, Süreyyâ gurûb etti. 2. mec. Batma, geçme, alçalma, yok olma, zeval bulma, zail olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غروب] batış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Guruba ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cemaat, takım, bölük, kalabalık: Bir gürûh adamlar geçiyordu. Gürûh gürûh = Bölük bölük, Fars. fevc-Afevc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. band. group. flock. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. band. group. masses. crew. crowd. dirty lot. disorderly mob. heap. herd. horde. pack. rabble. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gurk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavuk gurk olmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü, şamata: Harıl gürül. Bolluk ve şamata ile akan bir şeyi tasvir ve taklit eder: Gürül gürül su akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Bol ve gür akan suyun sesini anlatır. Gür sesle okuma da bu zarfla anlatılır: Sular gürül gürül akıyor. Gürül gürül okuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (karın) Gurultu etmek, barsakların gur gur şeklinde sesi işitilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rumble. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Gürültü etmek, büyük bir ses çıkarmak, patırtı etmek: Tekerlekler kaldırım taşları üzerinde dönerken gürüldüyordu. 2. Gök gürlemesi sesini çıkarmak, gürlemek, havada ve bulutlardaki elektriğin patlamasından büyük ve dehşetli ses çıkmak, Osm. raad vaki olmak: Şiddetle gök gürüldüyordu. 3. Büyük bir gürültü ile düşmek veya yuvarlanmak: Harap duvar gürüldedi. 4. (hayvan) Büyük sesle bağırmak, ulumak, böğürmek: Arslanlar dehşetli bir surette gürüldüyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud gurgling noise. roll. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnın gur gur etmesi, barsakların hareket edip gur gur gibi bir ses çıkarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürüldeyen şeyin sesi, büyük ses: Ormanda vahşî hayvanların gürültüsü işitiliyordu. Arabaların, yıkılan duvarın gürültüsü. 2. Muhtelif ve karışık sesler, patırtı, şamata, velvele: Çocuklar çok gürültü ediyordu; gürültü, patırdı dinleyemem. 3. Gök gürlemesi, Ar raad. 4. Karışıklık, kavga, Ar. nizâ İşçiler arasında bir gürültü olmuş, bir gürültü koptu. Gürültüye gitmek = De; bilinmeyerek ziyan olmak. Gürültüye p. buç bırakmamak = Korkmadan bildiği gibi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. din. sound. uproar. clamor. clamour. ado. bang. charivari. clatter. coil. crash. discord. dustup. fracas. hoi polloi. hubble-bubble. hubbub. hullabaloo. kick-up. loudness. noisiness. pandemonium. peal. pong. pother. racket. rag. razzle-dazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado. affray. babble. clamour. clash. crash. din. fracas. hubbub. hullabaloo. hurly-burly. loudness. noise. peal. racket. riot. roll. row. rumble. sound. tumult. uproar. to-do. noisy quarrel. trouble confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. uproar. noisy quarrel. row. bang. boom. clamour. clangor. clank. clash. clatter. clutter. din. fracas. hubble bubble. hubbub. hullabaloo. moil. pother. rumpus. stir. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gürültü azaltma teknolojisi küçük, dahili mikrofonlar kullanarak dış gürültüyü algılar ve hoparlör sürücülerine buna eşit ancak azaltıcı karşı sinyal gönderir. Bu, 50-1.000Hz aralığındaki sürekli gürültüyü engeller ve klima, otoban ve uçak kabinlerinden gelen gürültüyü azaltmak için özellikle uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gürültü Azaltma özellikli kulaklıklar, aktif gürültü kontrolü aracılığıyla istenmeyen ortam seslerini azaltır. Ortam gürültüsü %99’a kadar azaltılabilir. Kulaklıkları tıkaç olarak da kullanabilir ve nerede olursanız olun, özellikle de seyahat ederken takıp sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gürültü ve şamata yapan, şamatacı, her işi gürültü ile yapan: Pek gürültücü bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. tumultuous. tumultuary. boisterous. blatant. bouncing. obstreperous. rackety. ripsnorter. rough. turbulent. rioter. roisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük sesli, şamatalı: Pek gürültülü bir bağırması vardır. 2. Şamata ve velveleyi gerektiren, şamata ile yapılan: Makine dikişi pek gürültülüdür; gürültülü işten, konuşmadan hoşlanmam. 3. Kalabalıklı, izdihamlı: Hayli gürültülü bir düğün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. loud. tumultuous. tumultuary. clamant. clamorous. clangorous. hilarious. hurly-burly. jazz. knockabout. rackety. rambunctious. riotous. roaring. robustious. rumbustious. thundering. uproarious. vociferous. disorderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. clamorous. loud. noisy. resounding. riotous. rowdy. stormy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamorous. noisy. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gurûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Grup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunset. sundown. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GURÜR) (i. A ). 1. Boş ve beyhude şeye güvenip aldanma, boş şeylere dayanıp kibir satma: Servetiyle gurur getirdi. 2. Kibir, nahvet, beyhude ve boş şeylerle öğünme: Kibir ve gurur insanı dostsuz bırakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pride. vanity. vainness. elation. haughtiness. hauteur. lordliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. kudos. pride. honour. conceit. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceit. pride. vanity. elation. hubris. self-esteem. swollen head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غرور] mağrurluk. 2.aldanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlu görünmek, gururlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel proud. take pride. to flatter oneself. to be/feel proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perk it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gururuna düşkün, mağrur, kibirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proud. vain. conceited. arrogant. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. proud. superior. swollen. conceited. self-imported. vain. haughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vain. conceited. haughty. cock of the walk. important. lofty. pompous. proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağır topuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy squabble. tumultuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ile, rasgele, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Geçimsizlik kavgalarını ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: ÜNGÜR) (i. ses taklidi). Sesle, hıçkıra hıçkıra, hüngür hüngür ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobbingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüngür hüngür ağlamak, sesle bir çeşit asabi halecanla ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sob violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hüngür derken çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. latarna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açlılş töreni ile ilgili; i. başkanın göreve başlarken yaptığı konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. resmen işe başlatmak, (bir kimseyi) törenle bir göreve getirmek; başlamak (işe); açılış töreni yapmak. inaugura'tion i. resmen işe başlama; bir kimsenin göreve başlaması münasebetiyle yapılan tören, açılış toreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oburcasına yutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. bir Avustralya yerli dilinden). Avustralya’da yaşayan, koyundan iri, ot yiyen, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve kuvvetli, başı küçürek bir hayvan. Dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir cebi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kangaroo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kangaroo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Aktif karbon kullanılarak yapılan soğurma veya adsorpsiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gailesini çekmek, bk. Kayırmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. configuration

bl. yapılandırma

Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - San ile siyah karışımı bir renk, koyu kumral, kestane rengi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kongur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Konguralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kubbenin tepesi, en yüksek yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slender long-tailed monkey of Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slender long-tailed monkey of Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.

Şimşek veya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30.000 dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.

Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çakışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.

Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hızı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.

Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsünü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.

İimşek vaya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30 bin dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.

Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çıkışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.

Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hzı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.

Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same age. accustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same age. accustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğur. 2.Samimi, içten dost. 3.Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Samimi, içten yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ata.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kusmak üzere göğüsten bir ses çıkarma. 2. Sığırın böğürmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Göğüsten bir ses çıkaracak surette, kusar gibi olup da yalnız ses çıkararak kusamamak: Gece birinin öğürdüğünü işittim. 2. (sığır) Göğüs(en bağırmak, böğürmek: İnekler öğürüyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retch. to bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a retching noise (before or when vomiting. to low. to bellow. gag. retch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı) Alıştırmak, terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to make retching sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to make retching sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making a retching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making a retching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Serbest, hür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. at liberty. exempt. latitudinarian. unfettered. at large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footloose. free. rakish. liberated serbest. hür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. independent. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. 2.Tutuklu olmayan, hür. Başkasının kölesi olmayan. Bağımsız. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgürlüğüne düşkün kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponte sua.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür davranan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to free. to liberalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Serbestlik, hürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. independence. liberty. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. liberty. latitude hürriyet. serbesti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom. haecceity. liberties. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sakin, soğukkanlı yapısı olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden canlandırmak; önceden düşünüp hayal etmek. prefigura' tion i. önceden canlandırma. prefigurative z. ilerde vaki olacak bir olayı temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kusturmak, geri çıkarttırmak; istifrağ etmek. regurgita'tion (i.) kusturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük Frekanslı gürültüleri azaltır. Rüzgarlı hava koşullarında çekim yaparken etkilidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şangırdama sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saygın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all-in wrestling. catch-as-catch-can wrestling. all in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çok seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorption. absorbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorbing. absorption. suction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to absorb. to soak up. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Şahin. 2.Ağır, hantal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Songur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. idrar zorluğu; bot. fidanı çok sıkı bağlamaktan ileri gelen normal üstü şişkinlik veya hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(gu uzun) (i. A. e.) (m. Sagr). 1. Uçlar, sınırlar. 2. Abbâsî ve Bizans imparatorlukları arasındaki Müslümanlar’a ait Anadolu uç eyâleti. Çukurova vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akdoğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sakin, soğukkanlı (kimse). 2.Akdoğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثغور] sınırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a rude clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kazan gibi bir şey yuvarlanırken çıkan gürültüyü enlatır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, mübarek sabah vakti.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

CNR : Taşıyıcı – Gürültü Oranı (dB). Taşıyıcı – gürültü oranı, alınan taşıyıcı gücünün alınan ses gücüne göre ölçüsüdür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. transfiguration

biçim değişimi

Şekil ve görünüşü değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şeklini değiştirmek; yüceltmek. transfigura'tion i. suret veya şekil değişmesi; b.h. dağda Hazreti İsa'nın suretinin değişmesi, tecelli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyilik, saadet, bereket, hayır. Uğurola, uğurgele = Hayrola, hayırlı olsun. Uğurlar olsun = Selâmetle. 2. Yol: Bu uğurda bunca fedâkârlıklar ettim. Bu yolda, bu uğurda canımı feda ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune. good luck. auspiciousness. mascot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luck. mascot. talisman. good luck. good omen. way. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sake. talisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İyilik, şans, talih, baht. Fırsat, tesadüf. 2.Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. - İslam’da bu tür düşüncelere itibar edilmez. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladybird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luck money. luck penny. pocket piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur - al.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyilikçi ve candan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eli uğurlu olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farewell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyi dileklerle yolcu etmek..

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid farewell. bid smb. godspeed. see off. show out. see. send off. speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see out to see off. to see off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğuru olan, mes’ud, hayırlı, bereketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious. fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutsal kutlu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu -bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu -bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurla ilgili, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir hâdiseyi uğur saymak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğuruyla tanınmış olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur say.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğur sel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu soydan gelen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Uğuru olmayan, bereketsi, hayırsız, Ar. meş’um, menhûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. evil. inauspicious. ominous. sinister. evil omened. ill-omened. ill-fated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baleful. black. ill. ill- fated. inauspicious. ominous. potentous. unlucky. untoward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meymenetsizlik, bereketsizlik, hayırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omen. ill luck. inauspiciousness. bad luck. evil. hoodoo. jinx. hex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jinx. bad luck. curse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hex. ill- omen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur tan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu genç. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Uygur kavminden biri; Uygurca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mağara.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a people who speak Uighur and live in Xinjiang and adjacent areas. the Turkic language spoken by approximately 7,000,000 Uighur people in extreme northwestern China. the script used to write the Uighur language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Orta Asya’da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu. 2.Uygar, medeni. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygar yiğit. Uygur’a mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yuğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticize. impaste. knead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. to knead. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. mold. mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşi bir maya karıştırılarak hususî surette koyulaştırılmış süt: Koyun, inek, manda yoğurdu. Torba yoğurdu = Torbaya konulup süzülmüş olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoghurt yogurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoğurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurt yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla yapılmış, yoğurtla karışık: Yoğurtlu kebap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoğurmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaştırmak, basa basa karıp hamur yapmak: Unu su ile karıştırıp iyice yuğurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sümerlerin dört köşe planlı, dıştan dolaşan bir rampa ile kuşatılmış, katlar hâlinde yükselen tapınaklarına denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zigurat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasız: Züğürt kalmak. Çehre züğürdü = mec. Çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. impecunious. stone-broke. stony-broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penniless. broke. cold in hand. fizzle. impecunious. indigent. without strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parasızlık. Çehre züğürtlüğü = Çirkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by