Ga ne demek? | Ga anlamı nedir? | Ga

Ga anlamı nedir?

Ga ne demek?

Ga anlamı nedir?

Ga | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ga

Türkçe Sözlük

(Kimya). Galyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Suyun biriktiği yer, havuz. 2. (anatomi). Karnın, kaburgalar altındaki kısmı, boş böğür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Güneş yılının onuncu günü. 2. Eski Iran inanışında o gün, yağmur yağarsa erkeklere, yağmazsa kadınlara ait sayılırmış. Abân-gâh kime aitse onlar suya girip yıkanır eğlenirlermiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını affeden Allah’ın kulu. - (bkz.Gaffar). Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Gafur). “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah’ın kulu.- Allah’ın isimlerinden, (bkz.Gani).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) inkâr etmek, reddetmek, feragat etmek abnega'tion (i) inkâr, feragat, mahrumiyete katlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek; kaldırmak, bir tarafa koymak abroga'tion (i). ilga, iptal, yetkisini kullanarak feshetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuvasya ağacı): Sedefotugillerden; 2-3 metre boyunda küçük bir bitkidir. İnce kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Bu ülkelerde acı ağaç kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin kuvvetleneceğine inanılır. Hekimlikte; kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi “Quassine”dir. Çok acıdır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerden küçük bir ağaç. Hekimlikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban turpu denilen b.ir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseradish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acıyıp merhamet etmek. 2. Himaye etmek, sahip çıkmak, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zambakgillerden bir bitki, soğanından ilâç yapılır (Urginea Maritima).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Scille, Scillae bulbus, Sea onion, Urginea maritima): Zambakgillerden bir çesit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etli olan orta kısmı, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler:İdrar söktürür. Kalp hastalarında vücudda biriken suyu boşaltır. Azotemiyi azaltır. Böbrek hastaları kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریدگار] yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.) (Afetzede’ nin çokluğu. Afete, belâya, felâkete uğramışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afganistan, Afgan krallığı; Afganistan milleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghan. afghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya’da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Af-gani: Müslüman alimlerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Afghanistan) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Pakistan’ın kuzey batısında, İran’ın doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 65 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: toplam: 647,500 km²; Kara: 647,500 km²; Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 529 km.

Sınır komşuları: kuzeydoğuda Çin 76 km, batıda İran 936 km, doğu ve güneyde Pakistan 2,430 km, kuzeyde Tacikistan 1,206 km, kuzeyde Türkmenistan 744 km, kuzeyde Özbekistan 137 km

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)

Sahip olduğu denizler: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Sert bir bozkır iklimi hakimdir; kışları soğuk, yazları sıcak geçer.

Arazi yapısı: Kuzeydoğu ve güneyde engebeli dağlık arazilere ve ovalara sahiptir. Kuzey doğusunu Hindu Kuş dağları kaplar. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney bati bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Amu Darya 258 m; en yüksek noktası: Nowshak 7,485 m.

Doğal kaynakları: doğal gaz, petrol, kömür, bakır, krom, kükürt, kurşun, çinko, demir, berilyum, yakut, tuz, kıymetli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.3.

Otlaklar: %46.

Ormanlık arazi: %3.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 27.200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Hindu Kuş dağları bölgesinde depremler; su baskınları; kuraklıklar.

Akarsuları: En önemli akarsuyu Hilmend’dir. Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu mevcuttur.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 31,056,997 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlarda: %44.6 (erkek 7,095,117/kadın 6,763,759).

15-64 yaşlarda: %52.9 (erkek 8,436,716/kadın 8,008,463).

65 yaş ve üzerinde: %2.4 (erkek 366,642/kadın 386,300) (2006 tahmini).

Nüfus artış oranı: %2.67 (2006 tahmini).

Not: Bu oran İran mültecilerini de kapsar.

Mülteci sayısı: 23.06 mülteci/1,000 nüfus (2004 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.95 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 160.23 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.34 yıl.

Erkeklerde: 43.16 yıl.

Kadınlarda: 43.53 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 6.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01(2001 verileri).

Ulus: Afgan.

Nüfusun etnik dağılımı: Pestunlar %42, Tacikler %27, Hazaralar %9, küçük etnik unsurlar (Aymaklar, Türkmenler, Beluciler ve diğerleri) %13, Özbekler %9.

Dinler: Sünni Müslümanlar %80, Şii Müslümanlar %19, diğerleri %1.

Dil: Resmi dil Pestuca ve Tacikçedir. Nüfusun %35 i Pestuca, %50 si Farisice (Dari), %11 i Özbekce ve Türkmence, %4 ü Belucice ve Pasice) ve diğer azınlıkların dillerinde konuşmaktadır.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %36.

Erkeklerin: %51.

Ka


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Afganistan halkından olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (büyümek ve yaşlanmak demek olan «ağmak» tan). 1. Büyük, efendi. 2. Amir, reis, bey: Ulusun ağası. 3. Okuyup yazmak bilmeyenlere efendi yerine şeref Unvanıdır. 4. Uşağın hürmetlicesi, kibar uşağı. Akağa = Zenci olmayan harem ağası, beyaz hadım. Ağabey = Büyük birader. İhtisap ağası = Vaktiyle şehremini, belediye reisi. Içağası = Eski vezirlerin mümtaz uşağı. Bölük ağası = Jandarma yüzbaşısı. Haremağası = Hareme girip, çıkan hadım. Tabur ağası = Jandarma binbaşısı. Tomruk ağası = Vaktiyle hapishane müdürü. Kapu ağası = Sadâret hademesinden beheri. Ağa kapısı = Yeniçeri ağasının dairesi. Kolağası = Yüzbaşı ile binbaşı arasında bir rütbe taşıyan subayı ki sağ ve sol kolağası isimleriyle ikiye bölünmüştü, sonra biri lağvedildi. Dârüssaâdet-iş-şerife ağası, Kızlarağası. Yeniçeri ağası = Yeniçeri ocağının başı. (Ağayân, ağâvât çoklukları galattır, kullanılmamalı. Doğu Türkleri «ağeçe» suretinde müennesini de kullanırlar).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yaşlanma manasına gelen “ağmak”tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2.Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan. 3.Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4.Halkın saygısını kazananlara verilen unvan. 5.Er-kek, eş, koca. 6.Eski büyük konaklarda çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye mensup kadınlar da bu unvanı kullanmışlardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandfather. an oldman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşça büyük olan erkek kardeş. Saygı hitabı olarak kardeş olmayanlar arasında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. a title used when addressing a respected person who is older than the speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Koruyucu bir şekilde davranış: O, bana çok ağabeylik etti. 2. Ağabey olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of being an elder brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ağmak» dan). 1. Büyük, sap ve dalları sert nebat, ağaç, dal: Servi ağacı, çınar ağacı. Meyvaların isimlerine göre anılarak o meyvaları veren ağaçlara delalet eder: Elma, armut, kestane ağacı. 2. Kereste, tahta, odun: Ağaçtan iskemle. 3. Direk, sırık. Karaağaç, kızılağaç, kan ağacı vesaire terkiplerinin ilk sırasına (bk.) Ağaçtan, yani tahta ve odundan yapılmış, Ar. haşebî = Ağaç tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboreal. tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboreal. tree. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree. wood. timber wooden. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treefrog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragacanth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağaç. Bunların dalları taflan gibi dibinden başlayarak çatallanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small tree. shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çileğe ve daha ziyade böğürtlen meyvasına benzer, lâkin ondan büyük, güzel, kokulu bir meyva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarkanatlılardan bir böcek. Kurtçukları daha çok gül fidanlarında yaşar (Hylotoma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları delerek içlerinde yaşayan bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacı çok, ormanımsı yer: Ağaçlık bir mahal. Ağaçları olan küçük yer, küçük koru: Orada bir ağaçlık vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. silvan. thicket. wooded. woody. copse. wood. bosky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood lot. well-wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treeless. without trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاه] haberdar. âgâh etmek haberdar etmek. âgâh olmak haberdar olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim. 2. Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. Agâh). Agâhlar, bilenler, bilgililer, bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). tekrar, yine, bir daha; bundan başka. as much again bir misli daha. now and again ara sıra, zaman zaman, bazen. tirne and again tekrar tekrar, defaatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat karşı, muhalif, aleyhinde, aykırı. He is against reforms. O adam reform düşmanıdır. over against ona karşı, karşılık olarak; karşı karşıya; karşısında, mukabil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). 1. Darıltma, incitme, kışkırtma. 2. Ağıl. 3. Arı kovanı. 4. Çiğnemeden derhal yutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağalık tavrını takınıp büyüklük satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become proud (to play the agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağa unvan ve hal ve sıfatı. 2. Mec. Kerem, fazi, yüksek makam. 3. Kibir, gurur, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality of an agha. being an agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغالش] kışkırtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ödağacı (bot). Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A South American bird , allied to the cranes, and easily domesticated; called also the gold- breasted trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its body is about the size of the pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Akanyıldız, ağma

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saf, temiz, duru insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A.) (m. agniye) Şarkılar, (bk.) Agniye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Laçka veya yısa edilen bir halatı sıkıca tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayretten ağzı açık kalmış, şaşırmış, şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. garrâ) («gurre» den smüş.). 1. Alnında beyaz nişanı olan (At). 2. Beyaz, parlak şanlı ve şerefli (dişisi daha çok kullanılır). Şeriat-igarrâ = islâm dini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı deniz yosunlarından elde edilen jelatinimsi bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Beyaz renkli. 2.Açık tavırlı, samimi. 3.Asil, onurlu, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Malaya dilinden). Deniz yosunlarından elde edilen bir çeşit jelatin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fucus or seaweed much used in the East for soups and jellies; Ceylon moss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gelatinlike substance, or a solution of it, prepared from certain seaweeds containing gelose, and used in the artificial cultivation of bacteria; often called agar, by abbreviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katran köpüğü, (bot) Agaricus campestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleached. turned white or gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şafak, fecir, tan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing gray or white. dawning. daybreak bleaching. blanching. whitening. polishing. cleansing. scouring. bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan). 1. Ak olmak, beyazlanmak. 2. Yıkanıp temizlenmek. 3. Solmak, rengini atmak. 4. Saç ve sakala kır düşmek, ihtiyarlamak. 5. Şafak sökmek, tan atmak, sabah açılmağa başlamak: Ortalık ağardı. 6. Uzaktan belli olmağa başlamak, ufukta akımsı gözüküvermek. 7. Sararmak, beniz atmak. Dudak ağarmak = Hasta ve bitkin olmaktan sararıp solmak. Göz ağarmak = Çok ağlamaktan veya yaşlılıktan gözde fer kalmayıp alîl olmak. Mec. Yüz ağarmak = Bir işin içinden yüzü ak, alnı açık çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. grey. to bleach. to whiten. to grey. to turn white. to dawn. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. dawn. silver. whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. 2. Süt ürünleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing gray. whiteness. curd. milky substances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcuların, kararmış gümüşü ecza ile beyazlatmaları muamelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitening. bleaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan). 1. Beyazlatmak. 2. Temizlemek, tathir ve tasfiye etmek. 3. Soldurmak, rengini attırmak. Saç, sakalı ağartmak = İhtiyarlamak, çok yaşamak. 2. Gaile ve zahmetle ömür geçirmek. Sakalı değirmende ağartmak = Tecrübe ve malûmat edinmeksizin ihtiyarlamak. Yüz ağartmak = Arkadaşların ve herkesin beğeneceği ve hisse alacakları bir yararlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. whiten. decolor. blanch. blench. decolorize. decolour. decolourize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanch. bleach. to bleach. to whiten. to blanch. to grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make gray or white. to bleach. to brighten. to whiten. to polish. to scour. blanch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı; bilye; (matb). 5 1/2 puntoluk harf agateware (i). renkli emay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe «ağa» sözünün Arapça çokluğu. Ağalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). agav, Amerika'da yeti, sen sabır otu, (bot). Agave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [آغایان] ağalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. f.). Başlama, işe koyulma. Agâz etmek = Başlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغاز] başlama. 2.başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(gı ile) (i. F.). Musiki başlangıcı, çalgıcıların ve okuyucuların Ahenk başlangıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak, bir araya getirmek, cem etmek. aggrega'tion (i). toplanma , bir araya gelme; hepsi, bütünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). mecmu, toplam, yekün, küme; kum, çakıl; (s). bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrégat

katışmaç

Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı saraylarında hizmet gören beyaz hadımağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayınağacı çeşidinden kerestelik bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins orman ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maple. maple isfendan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gerfalcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(kayınağacı): Kayıngillerden; nemli topraklarda yetişen bir ağaçtır. Meyveleri küçüktür. Yaprakları ilkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Şişmanlamayı önler. Romatizma ağrılarını dinlendirir. Ayak kokularını keser. Saçları gürleştirir, kepekleri yok eder. Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kalp kifayetsizliğinin sebep olduğu idrar tutukluğunu giderir. Vücutta biriken tuzu atar. Üremi ve albüminde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening journal. evening paper. afternoon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tolga).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Avrupalı tarzında olan. Alafranga giyim, alafranga şarkı gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla franca

Batılıca

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation of European ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek çocuk biçimi kesilmiş kadın saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah ve kül renginde karga. (Arapça: gurâb-ül-bîn).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. alargo) (denizcilik). Açık deniz, engin: Alargaya çekilmek. Alarga etmek: Açığa çekilmek. Açık gel, yaklaşma, uzak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. keep clear. at a distance. offshore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya oraya indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. 2. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, her sözü kendi aleyhine tefsir edip gücenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift to take offence. easily offended. touchy. sensitive. fragile. susceptive. susceptible. sore. pettish. petulant. squeamish. stuffy. edgy. irritable. techy. tender. testy. tetchy. ticklish. tickly. umbrageous. thin skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. irritable. petulant. sensitive. squeamish. touchy. thin-skinned. quick to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iddia, söz; (huk). dava takriri; özür, bahane, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğuştan yiğit olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. Alûde). 1. Bulaşmışlar, bulaşıklar. 2. Suçlular, namussuzlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alüfte’nin cem’i: Namussuz kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişanın konduğu yer, hedef mahalli, nişangâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آماجگاه] nişan alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy of mercury with another metal or metals; as, an amalgam of tin, bismuth, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture or compound of different things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native compound of mercury and silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To amalgamate. a combination or blend of diverse things; 'his theory is an amalgam of earlier ideas' an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages-color, breaks down in mouth releasing mercury and other trace metals Stains

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy or union of mercury with another metal; gold or other metal that has been coated with mercury by adhesion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages- expansion/contraction of metallic substance, color, breaks down in 10-20 y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury, silver and other metals, used to fill teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of different elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture with mercury and silver, gold, copper or another metal, known since classical times A major use is in dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver colored dental filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver coloured filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- colour, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical alloy of mercury with one or more other metals. a mixture of silver and mercury that has been used for fillings since the mid 1800s Expands and contracts over time eventually damaging or fracturing the tooth Definitely not part of 21st century

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of silver, mercury, and other metals that is used to fill cavities in teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of mercury with one or another metals after milling, generally gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-colored filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tooth filling. the most common material used for fillings, also called silver fillings; a mixture of mercury , silver, tin, copper and zinc used for fillings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-mercury alloy used for dental purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury and other minerals, used to fill decayed teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury. an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemists refer to the resulting mercury mixtures as amalgams. a combination or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malgama, cıva ile başka bir madenin karışımı; karışım, mahlut; iki şeyin birbirine karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آموزگار] öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمرزگار] bağışlayıcı, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engage

bağlanmış

Bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. hired. employed. reserved. occupied. tied to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to employ. book. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engagement

bağlantı

Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). harp halinde tarafsız bir ülkenin emlâkını kullanma ve tahrip etme hakkı; (den). (huk). bir geminin müsaderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut ankarya) (i. Y. F.). Ahaliye ücretsiz gördürülen iş, işçi ve hayvan ve araba vesairenin ücretsiz hükümet işine kullanılması (Ar.) suhra, (mec.) Gönülsüz, istemeyerek ve ehemmiyet vermeksizin: Angarya işlemek, dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rum.

yüklenti

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chore. donkeywork. fag. grind. slog. drudgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced labor. forced labour. drudgery. angary right of. forced labo u rer. plodding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arâm-gâh). 1. İstirahat yeri. 2. İkamet olunan yer. Oturulan yer, mesken. Me’vâ, menzil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرامگاه] dinlenme yeri. 2.mezar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. dokumacılıkta). Enine atılan iplik, atkı, arış mukabili, pud. Dağ argacı: Dağın yassı tepesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woof. weft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Argaç atmak, atkılamak. 2. Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Erciyas Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban koyunu, dağ koyunu, vaal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of wild sheep , remarkable for its large horns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It inhabits the mountains of Siberia and central Asia. wild sheep of semidesert regions in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helezon gibi dışarıya kıvrık boynuzları olan bir cins yabani koyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. bestowal. bounty. gratuity. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. present hediye. award. prize ödül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. anniversary volume. box. buying incentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüz(Erkek İsmi) 2.Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3.Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi es(Erkek İsmi) (Köprülü Armağanı). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yulafa benzer bir nebat. Yaban arpası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibir, kendini beğenme , kibirlilik, gurur; küstahlık, haddini bilmezlik. arrogant (s). kibirli, marur, azametli; küstah. arrogantly (z). kibirle; küstahça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).iddia etmek, haksız yere iddia etmek veya benimsemek; bir diğerinin üzerine atmak. arroga'tion (i), haksız iddia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sagîr»den itaf.) (m. sugrâ) (c. asâgîr). Daha veya pek küçük, ekber’in karşılığı. Asgar-ı evlâdı = En küçük çocuğu. Asâgîr ve ekâbîr = Küçükler ve büyükler. (Sıgaar ve kibâr daha çok kullanılır), (bk.) Sugrâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصغر] en küçük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - En küçük, daha küçük. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. En az, en aşağı, en azdan. 2. (matematik) Minimum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. minimal. least.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. least.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum. least. minimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصغری] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum wage. minimum fee. minimum pay. base wage rate. minimum cost. union rate. wage floor. wage minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Asker kampı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Kurtagzı, Tavşandudağı, Anthirinum, Linaire, Muflier): Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Yabancı Kelime

İng. asparagus

uydurma

Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da kullanılan hafif bir mızrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (mim ).dlşbukey pervaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuk kemigi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kafkasya’daki Astrahan şehrinin adından). Anasının karnından doğmadan çıkarılan kuzunun kıvırcık ve parlak postu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrakhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrakhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzay aracmda yön tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AŞUB-GEH (i. F.). Karışıklık yeri, kargaşalık mahalli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگاه] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlük ve tehlikeden yılmayarak kendisini daima ileriye atan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. audacious. bold. brittle. dashing. impetuous. impulsive. reckless. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. audacious. hardy. reckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atılan. 2.Karşı çıkan, çekinmesi olmayan, cüretkar. 3.Hevesli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturesomeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. recklessness. pluckiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. audacity. pluck. hardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (astr). Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). kendi tozu ile tozaklanan. autogamy (i). kendi tozu ile tozaklanma; (biyol). birbirine benzer hücre veya özlerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avant-garde

öncü

Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gebe inek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. Azâde). Kayıtsız, serbest ve hür olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bozuşmak, düşman olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az vermek, esirgemek, dlrîğ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan sonra bacalardan çıkan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buharı, sülfür oksitleri, parçacıklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurbağa ve kaplumbağa çeşidinden hayvanların umumî ismidir: Kaplubağa (kaplumbağa), kurbağa, taşbağa (tosbağa), otlubağa, yeşilbağa vesaire. 2. Kaplumbağa cinsinden bazı deniz hayvanlarının kabuğu ki, sedef gibi, lâkin siyahımsı ve daha yumuşak olur. Bu bağadan yapılan eşya: Bağa taraf, muhafaza vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baksana!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoiseshell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). T. Yolcu eşyası. 2. Yolcu eşyası koymaya yarayan yer, yolcu eşyası vagonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. trunk. well. boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. boot. luggage. trunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. car trunk. boot. baggage steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koltuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بغل] koltuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hadde ermeden düşen yavru, düşük, cenîn, sâkıt. 2. Olü doğan kuzunun derisi. (Bundan nakledilerek F. bağane).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suyu çıkarılmış şeker kamışı (kağıt v.b.imalinde kullanılır); üzüm veya pancar posası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önemsiz şey; bilardoya benzer bir oyun; çoğunlukla piyano için bestelenmiş kısa ve hafif parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küskütotunun bir adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bagaj, yolcu eşyası; ordu ağırlığı; hafifmeşrep kadın; işvebaz kız, canlı genç kadın. baggage master (i). bagaj memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslen İrlanda'nım Balbriggan şehrinde imal edilip çorap ve iç çamaşırları yapımında kullanılan ince pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Baldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski tıpta ahlât-ı erbaanın (4 hılt’ın) biri. (bk.) Hılt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Solunum yollarında tahriş ve iltihap dolayısıyle meydana gelen, çok defa öksürerek çıkarılan sümüklü madde. Balgam çıkarmak. Balgam sökmek. Balgam atmak = Yapılmakta olan bir iş hakkında şüphe uyandıracak şekilde konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir. Aşağıdaki reçeteler balgam söktürücü olarak kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tere tohumu.

Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı tere tohumu, havanda dövülür, az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary. mucus. phlegm. expectoration. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucus. phlegm. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. balgamiye). 1. (tıp) Balgama mensup ve müteallik: Mizâc-ı balgamî. 2. Balgam renginde, kehriba gibi dalgalı taş. Buna Hacıbektaş Can da denir. Vazo, sigara tablası v.s. yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

BAR-GEH (i. F. bâr = Ruhsat, gâh, geh = Yer, mahal). Ruhsatla girilecek mahal, girmek için izin istenilen yer. Osm. Atebe, südde, dergâh. Bârgâh-ı pâdişahî. mec. Bârgâh-ı Kibriya = Tanrı’nın huzuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارگاه] yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pazarlık, anlaşma; muamele; işlem; kelepir; (f). pazarlık etmek, pazarIığa girişmek, uyuşmak; kayıt ve şarta bağlamak, taahhüt etmek. bargain counter tenzilâtlı eşya tezgâhı. bargain day tenzilâtlı satış günü. bargain price ucuz fiyat, tenzilât

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağırlık basmakla muztârip olmak, kâbûsa tutulmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başok).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tugay)-

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازارگاه] pazar yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kapıya çıkma. 2. (tarih) Acemî ocağında ve ocak dışındaki türlü hizmetlere verilmiş olan acemilerin, yeniçeri ocağına kayıt ve kabulleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (e. F.) (F be = bağlama edatı, A. gayet = son). Son derecede, pek ziyade: Begayet zeki bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Papağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Beççe ve beçe’nin çokluğu). Yavrular, çocuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Başlangıcı kötü; kötü bir şekilde başlanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدنگاه] kötü gözlü, kötü bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدسگال] kötü düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. begin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بغایت] çok, son derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dilenci, meteliksiz kimse; saka çapkın kimse; f. dilenciye çevirmek, sefalete düşürmek; eksik bırakmak, kifayetsiz olmak. It beggars description Tarif edilemez Tarifinde kelimeler kifayetsiz kalır. beggardom, beggarhood i. dilencilik, dilenciler sı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Meramın iyi suretle, düzgün ve san’atlı sözlerle ifadesi. Fesâhat dahi belâgatın şartlarından olmakla, her söz fasîh ve belîğ değilse de, her beliğ sözün fasîh olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence. rhetoric. declamation. fluency. oratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاغت] kusursuz söz söyleme

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1926'da kullanılmaya baslanan beş Belçika frangı degerindeki para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. bende). Bendeler (kullar), (bk.) Bende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندگان] kullar. 2.köleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve BENDER-GEH (i.). Ticaret limanı, iskele, (-gâh ve -geh ilâvesi fazladır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندرگاه] rıhtım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe renkli. mec. Gökyüzü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bengal. Bengal light işaret vermede kullanılan mavi maytap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bingazi, Libya,nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته نگار] Türk mûsikîsinde bir makam adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: bâzâr-gân). Tacir, tüccar, alışveriş eden esnaf. Efendi ve ağa yerine Yahudiler için söylenen unvandır. Bezirgin başı — Eskiden konvoy başı, tüccar vekili. Ayak bezirginı = Eşya gezdirip satan, satıcı, bohçası. Korkak bezirgan = Tereddüt içindeki kimse, cesaretsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بازرگان] tüccar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticaret, alış veriş eden esnafın hal ve şanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve BEZM-GEH (i. F.) (bezm = meclis, gâh =: yer). Sohbet ve içki için toplanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزمگاه] eğlence yeri, eğlence meclisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bî-çâre’nin c. bîçâreler, zavallılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, uygunsuz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, uygunsuz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garazsız, halis, tarafsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garazsız, halis, tarafsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Garazsız bir sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Garazsız bir sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Sonsuz, pâyansız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Sonsuz, pâyansız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın ayağında çıkan unulmaz bir çatlak ve yara. 2. Böyle bir yarası olan at. Unulmaz, tehlikeli yara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Demir delikleri cilâ ve perdaht etmeye mahsus demirci Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. bagal). (bk.) Bagal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. bagal). (bk.) Bagal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda iki kişiyle evli olan, bu suçu işlemiş olan; bu suça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle evli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bildik olmıyan, yabancı, yâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bildik olmıyan, yabancı, yâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيگانه] yabancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bilge). Bilge Kağan (683-734). Göktürk hakanı. İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız bozukluğu, edepsizce konusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. aslı Moğolca’dır). Ordunun sağ kolu, meymene (mukabili olan sol kola yani meysereye civangâr derler).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biogaz

gübre gazı

Hayvansal ve bitkisel atıkların oksijensiz ortamda ayrışması sonucu ortaya çıkan gaz karışımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bucurgat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koç ile İkizler burçları arasında yer alan burcun adı. Bk. Zodyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır aygırı, tosunun büyüğü. Geyik, sığır ve bunlara benzer hayvanların aygırlarına da denir. Boğa dağı = Toroslar’da galat olarak (Bulgar dağı) denen dağ. Karaboğa = Manda aygırı. Boğa yaprağı = Karnı yarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taurine. bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull fight. bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bull Market)

Talebin arzdan daha çok olduğu ve borsada fiyatların tırmanışa geçtiği dönemi ifade eder.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Küçük yaşta boğa öldürdüğü için kendisine bu ad verilen, Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins börek, kuru boğaça (halk telâffuzu: Poğça). (bk.) Poğaça

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğaça ile börek pişirip satan adam. (bk.) Poğaçacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boğaç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir sepete yerleştirilen kirli çamaşırların üzerine sıcak kül suyu süzme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğaz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asmak veya suya atmak suretiyle öldüren, (bk.) Boğmak. İtboğan = Acı çiğdem. Kurtboğan = Bir cins nebat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden bir bitki (aconitim). Bu bitkinin her tarafında bilhassa kökünde akonitin adlı çok tehlikeli bir zehir vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Astar. 2. Astarlık bez, ince Amerikan bezi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü Türk beylerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağızın sonundaki dar yer ki yenilen şey yutulurken oradan geçip mideye gider. Gırtlağın yukarısı. 2. Bunun dış tarafı, boynun önü, gerdan; tilki postunun boğazı. 3. Her şeyin dar ve boğuk yeri. Şişenin boğazı. 4. İki dağ arasındaki dar geçit. Fars. derbent, Ar. akabe: Gülek boğazı. 5. İki kara arasındaki dar deniz: İstanbul Boğazı, Cebel-i TArik boğazı. 6. Çay ağzı, ırmağın denize döküldüğü yer. Menderes boğazı. 7. mec. Yiyecek, azık, kuvvet, yem: Atın boğazı, o yalnız boğazını düşünüyor. Boğazını çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak. 8. Boğaz hastalığı, boğazın şişmesi. Ar. hunnak: Boğaz olmak. Boğaz almak = Boğazı yakmak ve incitmek. Boğaziçi = İstanbul Boğazı ve İki sahili. Boşboğaz = Sır saklamaz. Pisboğaz = Obur, Ar. ekûl, yemeğe dayanamayan. Boğaz boğaza gelmek = Kavga edip döğüşmek. Boğazdan geçmemek = Bir sevdiğini düşünerek yalnız yemeğe kıyamamak. Boğazına sarılmak = Üstüne hücum etmek, karşı durmak. Sıkboğaz etmek = Kıstırıp zorlamak. Boğaza durmak = Yutamamak, yaramamak. Boğaz dokuz boğum = Söyliyeceğini düşünmekten kinaye. Boğaz tokluğuna = Yalnız karnını doyurmak için, ücretsiz çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jugular. pharyngal. pharyngeal. throat. neck. fauces. mountain pass. bosphorus. constriction. gorge. gullet. sound. strait. swallow. throttle. whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gorge. gullet. keep. pass. strait. throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullet. strait. throat. esophagus. mountain pass. narrows. feeding. a mouth to feed. appetite. gorge. passage. neck. sound. passway. flue. channel. intake. canyon. ravine. gap. water gap. notch. defile. gate. keep. mouth. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, papatya.

Hazırlanışı : 1 tane elma külde pişirilir. Sonra ikiye bölünür. Üzerine 5 tane papatya çiçeğinin tozu ufalanıp, boğazın iki yanına konulur, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, Adaçayı, Arpa, Havuç suyu

Hazırlanışı : Bir litre saf sirkeye batırılan tülbent, boğaza sarılır. Yatmadan önce de ayak tabanları sirke ile oğulup, kurulanır. Veya Ilık adacayı ile gargara yapılır. Yada aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir.Bir başka tedavi de Arpa çayı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir boğazı savunmak için sahile yapılan hisar. İstanbul Boğazı üzerindeki Rumelihasarı’nın asıl adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini boğazlarcasına kıyasıya dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight violently with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have someone slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok yemek yiyen, sık sık acıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a throat. having a neck. gluttonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big eater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürkten boğaz sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az yemek yiyen, iştahsız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk adlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Buram buram dönerek kar veya yağmurla karışık esen şiddetli rüzgâr, fırtına: Bir borağana tutulduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Halatın kalınlığını ölçmeye mahsus delikli tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her şeyi söyleyen, saklamayan. Geveze, bir şeyler söylemeden duramayan: «Boşboğazı ateşe atmışlar da odun yaş demiş».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicative. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. indiscreet. babbler. blabermouth. to have a long tongue. unbridled tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karpuz biçiminde kap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak memleketlerde yetişen çiçekli bir bitki, bot. Bougainvillea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Doğan kuşunun bir türü. 2. Eski devirlerde kullanılan altı toplu bir gürz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir şahin türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Topu zabtetmek için kuyruğuna takılıp geminin bor dasına bağlanan halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palavra; palavracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i övüngen kimse, yüksekten atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. brick game

tuğla oyunu

Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tugay, liva; ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan; f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek; alayları tugaylara göre tanzim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuğbay, albayla tuğgeneral arasında bir rutbe. brigadier general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkıya, haydut, saki. brigandage i. eşkıyalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. den.gulet (gemi); perkende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., d.y. raylar arasında 15 m'lik veya daha geniş mesafe olan, geniş hat meydana getiren; A.B.D., mec. her şeyi ilginç bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi kalın ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irgatların ağır şeyleri kaldırmak için kullandığı ve manivela vasıtasıyle kaldırılacak şeyin bağlıa olduğu urganı kendi üzerine saran Alet. Gemi bucurgadı = Tayfaların demir aldıkları böyle bir Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetkuşu, zool. Melopsittacus undulatus; kıs. budgie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umacı, öcü, korku yaratan hayali bir kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bâgî). (bk.) BAgî

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. c.) (m. be lîğ). Beliğler, (bk.) Belîğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eskiden Ural dağları civarında oturan Türk kavimlerinden iken sonra Rumeli cihetine gelip Islav’laşmış bir kavim. Bulgarlar, Bulgar kavmi, Bulgar lisanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bulgar dilinde ve on. ların tarz ve usûlünde olan: Bulgarca kitap, e. Bulgar dilinde veya Bulgarlar’a mahsus tarz ve usûlde: Bulgarca söylemek, Bulgarca hora tepmek, i. Bulgarların konuştukları dil: Bulgarca, güney Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgarisch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curadan büyük ve bağlamadan küçük, iki çift telli tambura.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bulgaristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bulgar, Bulgarca; s. Bulgaristan'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow. chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek katlı ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Burgacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirlpool. eddy. maelstrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGAŞIK (i.) Karışık ve dolaşmış şey: Kargacık burgacık yazı = Okunması çok zor elyazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşup kar ma karışık olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski), huk. birkaç çeşit gayri menkul mülk hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 0.0255 metreye eşit bir uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Putçu, put yapan, portreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department store. emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büzürg’ün c bü yükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kimseye yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلغاء] belagat sahipleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزرگان] büyükler. 2.ulular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağ açacak kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağı yakalayan, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çağla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın ve sağlam deve kösteği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayram, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çengi defçiği, bir nevi çalpara.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Körfez, liman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz yengeci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bayram. 2.Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3.Doğan kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Maverâünnehr taraflarında oturan Doğu Türkleri’ ne ve edebî dil olarak kullandıkları Doğu Türkçesi’ne verilen isimdir: Çağatay kavmi. Çağatay lehçesi. Bugünkü Türkistan Türkleri ve lehçeleri için kullanılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yavru at, tay. 2.Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. - Çağatay Han: Cengiz Han’ın 2.oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çağatay kavmine mensup veya lâyık olan: Çağatayca lisan, Adet. Çağatay kavmi tarz ve usûlünde veya dilinde: Çağatayca muamele ediyor, Çağatayca konuşuyorlar. Çağatay lisanı. Doğu Türkçesi: Çağatayca Uygurca’nın devamıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok çağıran, yaygaracı. 2. Çok bağırır saksağan cinsinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan cinsinden bir yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Isıran. 2. Azgın (köpek), çıyan. Çalagan otu = Isırgan otu. 3. Atmaca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pinus): Birçok çeşidi olan bir ağaçtır. Kozalakları ilk yıl kapalıdır. İkinci yıl açılıp, kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu, palamutu, kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Esvab veya çamaşır yeri veya odası, soyunup giyinecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CAN-KAH (1. F.). 1. Can azaltıcı, ruh eksiltici. 2. Can evi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cana doğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İ. Takılmış fazla şey. 2. Ölmüş koyunun diğer koyuna emdirilen yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinin 1 numaralı basit makamı ve bu musiki sisteminin ana dizisi ki, aynı adı taşıyan perdede (do perdesi) kalır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırka, ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگاه] Türk musikîsinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde orta sekizlideki «do» perdesi ki, portenin üçüncü aralığına yazılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paylamak, kakımak, azarlamak; kınamak. castiga'tion (i). paylama, azarlama. castigator (i). paylayıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جایگاه] yer. 2.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çekişme yeri. mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چغاله] çağla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iF. A. cemiyet = toplanma, F. gâh = mekân). Toplanma yeri, toplanılan yer, cemiyet yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yırtıcı hayvan veya kuş pençesi. 2. Çengel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چنگال] pençe. 2.çengel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yengeç. 2. Bakır pasından yapılan yeşil boya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cenk = harp, Averden = getirmek). Cenkçi, cenk etmede mâhir, cenge alışık, asker, savaşçı, muharip, tab’an cesur olan: Türkler cengâver bir kavimdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاور] savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاوری] savaşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp ve darbe alışık ve usta adamın hali: Türkler’in cengâverliği meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezkaç, santrifuj; merkezkaç kuvvetle idare edilen. centrifugal casting savurma döküm. centrifugal filter santrifuj filtre.centrifugal force merkezkaç kuvveti. centrifugally (z). merkezden uzaklaşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب غرب] güneybatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنوب غربی] güneybatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇERAGE (i. F.) Otlak yeri, mer’alık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراگاه] otlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغان] aydınlatma, donatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevelân = dolaşma. F. gâh = yer, mahal). Dolaşılan yer, gidip gelinen mahal: Oraları avcıların cevelângâhıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جولانگاه] gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir atlı spor. (bk.) Cirit. 2. Türk askerî musikisinde bir usul vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چوگان] çevgen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Koz): Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememelk gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Leşle dolu olan yer, mec. Dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sorguç, çelenk, gelin çelengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzerken hışırtı eden bir çeşit ırmak balığı, kara mersin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). puro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Fişek gibi kâğıda sarılmış tütün. Bir ucu yakılarak diğer ucundan çekilip içilir. Frenk sigarası = Kıyılmamış tütün yapraklarının sarılmasıyle vücuda gelmiş büyük sigara. Sigara iskemlesi = Sigara tablasıyle kibrit vesair malzemeye mahsus küçük sehpa. Sigara tablası = Sigaranın külünü dökmeye mahsus küçük tabak. Sigara kutusu veya tabakası = Sigara koymaya mahsus cepte taşınır kutu. (bk.) Sigara, cıgara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara, (bk.) Sigara, çığa ra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara içmeye mehsus ağızlık, (bk.) Sigaralık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sigara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğerin bulunduğu yer. mec. Gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇIĞIRTKAN (i.) Diğer kuşları celbetmek üzere öttürülen avcı kuşu, pırlak, (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya ÇIVGAR (i.). Arabaya yokuşta ilâve olunan öküz çifti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİLVE-GEH (i. F. A. cilve, F. gâh, geh = mahal). Görünüş, tecelli ve zuhûr mahalli: Eltâf-ı sübhlniyyenin cilve-gâhı = Tanrı’nın lûtuflarının göründüğü yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه گاه] görünme yeri. cilvegâh olmak yatak teşkil etmek, yurt olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(platanus): Çınargiller familyasından; 30 metreye kadar boy salan, gövdesi kalın, uzun ömürlü, koyu gövdeli bir ağaçtır. Hekimlikte kozalakları ve yaprakları kullanılır. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Diş ve vücut ağrılarını dindirir. Saç kepeklerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavga, gürültü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. noisy dispute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir cins çöl sıçanı. (A. yerbû). 2. Cılız çocuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçlar bağlayarak kırık bir direği tamir İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıvgar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ziraat çifti, toprağı işlemeye mahsus öküz çifti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). gonca halinde kalan ve bu halde kendi kendine döllenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocuk, yavru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çoğa).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok olma, artma. Ar. tekessür, tezâyüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. buildup. multiplication. propagation. reproduction. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. access. accession. accretion. augmentation. increment. multiplication. proliferation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok olmak, artmak. Osm. tezâyüd ve tekessür etmek: İşlerimiz çoğaldı, insanın evlâdı çoğaldıkça gailesi artar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. multiply. accrue. breed. reproduce. augment. gain. go off. heighten. mount up. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. augment. boom. escalate. grow. increase. multiply. propagate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase. to multiply. to become abundant. accrete. accrue. accumulate. augment. gather. grow. heighten. reproduce. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. multiplication. aggrandizement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok etmek, artırmak. Osm. tesir etmek: Siz kitapları çoğaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. multiply. copy. reproduce. aggrandize. manifold. propagate. scale up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. enhance. increase. multiply. propagate. to increase. to raise. to reproduce. to augment. to propagate. to multiply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue. to increase. to augment. to reproduce. to make copies for distribution. enhance. heighten. multiply. raise. run off copies. strike through. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine bağlamak, bir araya getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). eskiden bir sanığın suçsuzluğunun birkaç tanığın şahadeti ile kabul edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Latin Amerika'dan gelmiş olan Kanga dansı ve bunun müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). toplamak birleştirmek, bir araya getirmek; birleşmek, bir araya gelmek; (s). toplantı ile ilgili, toplanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplama, toplantı; cemaat; (Kat). dinsel örgüt. congregational (s). cemaate ait, idaresi cemaatin elinde olan. congregationalism (i). her cemaati bağımsız sayan kilise idare sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evlilik ile ilgili, karıkocalığa ait. conjugal affection karı koca sevgisi. conjugal rights eşlerin birbirlerine karşı haiz oldukları haklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çift olan, birleşmiş birleşik; (mat)., (biyol). karşılıklı; birbirinin yerine geçebilen; (i). birleşik çiftin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gram). çekmek, tasrif etmek: (biyol). birleşmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). fiil çekimi, tasrif; (biyol). birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). kırıştırmak, buruşturmak; buruşmak; (s). kırıştırılmış. corrugatediron oluklu demir levha. corrugatedpaper oluklu karton .corrug'ation kırışık, buruşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). puma, (zool). Felis concolor; panter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Cryptogamia bölümünden çiçeksiz bitki (eğreltiler, yosunlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâlet yeri, mahkeme divânı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دادگاه] mahkeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hile. 2. Kalp para. 3. Hîleci. 4. Çörçöp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دغل] hile, hilehurda, alavere dalavere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hîleci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دغل باز] hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Deriden torba. Ekseriya çobanlar ve yolcular yiyeceklerini korlar. 2. Miktarı memlekete göre değişen zahire ölçüsü: Bir dağar buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çobanların yiyeceklerini, hokkabazların oyun Aletlerini koydukları deriden küçük torba. 2. Köylü kadınların çocuklarını koyup omuzladıklari meşin torba. Devedağarcığı = Kuduz devenin dili altında sarkan kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. leather bag. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü, patırtı, boş telâş ve ıztırap, baş ağrısı: Hayatın dağdağasını terketti (öldü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دغدغه] telaş, gürültü patırtı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, patırtılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deniz suyunun veya başka suların rüzgârın tesiriyle oynayıp sallanması ve köpürmesi. Ar. mevc. 2. (fizik). Akışların devirli hareketlerinde bir devir içindeki hareket: İstanbul Radyosu orta dalga üzerinden yayın yapar. 3. Gizli iş, dalavere: Bu işte bir dalga var, ama ne olduğunu anlayamadım. 4. Esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin verdiği keyif hali. 5. Dalgınlık. Dalga boyu uzunluğu (fizik) = Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklığın ölçümü: Kırmızı ışığın dalga boyu 0,7 mikrondur. Dalga dalga = Açıklı koyulu: Badana dalga dala olmuş. Dalga geçmek = Ortadaki işle uğraşmayarak aklı başka yerde olmak. Dalga gibi gelmek = Birbiri ardınca, çok çok gelmek. Dalgayı başa almak = Gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2.Denizde hareketli su kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işine ciddiyet ve dikkatle sarılmayan, teobel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss. daydreamer. woolgatherer. shirker. slacker. malingerer. tricky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who does not take his / her work seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir limandaki tekneleri dagalarm tesirinden korumak için denizde yapılan set.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir limanı akıntılardan ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde yada ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. breakwater. wave braker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulation. fluctuation. ripple. roll. ruffle. surge. surging. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. surge. fluctuation. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı. 2. Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu. 3. Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalgası olan. Ar. mütemevvic: Dalgalı deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. not rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuzak kurulan yer. (bk.) DAm-geh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe olup Farsça’ya geçmiştir). 1. Bir cismin üzerine bir nişan ve alâmet basmak üzere kuru, yahut mürekkep ve boya ile ve soğuk, yahut kızgın olarak kullanılan mühür gibi demir yahut pirinç veya tahta vesaireden Alet: Damga vurmak, damga basmak: Hayvana kızgın damga ile numara basmak. 2. Böyle bir Aletle vurulan nişan ve alâmeti: Altın damga, kızıl damga, kabartma damga, kurşun damga: O hayvanın sağrısında bir damga var. Resmî kâğıtların başında damga olur. Altında damgan yok = İçyüzü bilinmeyen. Tepe damgası = Çocuğun başı tepesindeki yumuşak yer, bıngıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. brand. cachet. mark. marker. stigma. imprint. print. earmark. impress. impression. seal. signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cachet. chop. imprint. mark. print. seal. stamp. stigma. brand. official seal. blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. brand. mark. marker. seal. stamper. rubber stamp. signature seal. branding iron. bad name. stigma. punch. ink pad. marking. bit pad. marking bit. hallmark. earmark. stamping. score. datemark. die hammer. sign marker. monogram. label. identifica

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary stamp. finance stamp. inland-revenue stamp. bill stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp duty. stamp tax. revenue stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damga vurmakla görevli şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامگاه] tuzak kurulmuş yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stigmatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Damga vurmak, damga ile işaretlemek: Binek hayvanlarını aldıkları vakit damgalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. mark. stigmatize. print on. seal. print. brand. impress. incuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. imprint. print. seal. stamp. to stamp. to mark. to seal. to print. to brand. to stigmatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to stamp with a stamper. to cancel. to stigmatize. brand. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir vasıta ile damgalı hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stamped. to be stigmatized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Damgalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamped. marked. franked. stigmatized. branded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealed. stamped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damgalanmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstamped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not stamped. uncancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba ve terbiyesiz, iri bedenli ve kaba davranışlı, sade vücut beslemiş akılsız ve terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-headed. half-witted. crass. bonehead. bumpkin. boob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. twat. stupid. birdbrained. blockheaded. dummy. cretin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. fool. idiot. air head. blockhead. crass. fart. fathead. fucker. jay. know nothing. known nothing. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DANİŞGEH) (i. F). Bilgi yeri, mektep; üniversite.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشگاه] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. crisis. hard times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İdam mahkûmlarını asmak için kurulan sehpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gibbet. scaffold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gallows mike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. strait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow pass. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan, dağınık, çok dağılmış: Dardağan sarık. Daha mübalâğa için (darma dağan) denilir. Dardağan darısı = Uğursuzluk için lânetleme niyetiyle saçtıkları darı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başkan, lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Tabulga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan yerde dayanmaya mahsus kısa değnek. Ar. ukkâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayanan, dayanıklı. Ar. mütehammil, Fars. tâb-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabaklık, sepicilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-sed, -sing) zehirli gazlardan arıtmak; (radyo tüplerini) bütün gazlardan arıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şilebin manyetik alanını siper edip manyetik mayınlardan korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elçilik, murahhaslık; murahhaslar heyeti; delegasyon; delegasyona verilen yetki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation. body of delegates. delegacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mission. abordnung. delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (del'ıgeyt) temsilci, murahhas, delege, mümessil, elçi, vekil; (f). delege göndermek; delegeye yetki vermek; havale etmek, emanet etmek. delega'tioni delegasyon, mümessil heyeti; veka1et verme, yetki verme; murahhaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inkâr, yadsıma, tekzip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin bir altsınıfı (Fr. acaliphes).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DERGEH (I. F.) (der = kapı, gâh = yer, makam). 1. Kapı mahalli, eşik, kapı önü, der-bâr. Büyüklerin kapıları: Dergâh-All kepi çuhadarları. 2. Tekye, hânkah: Nakşî dergâhı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درگاه] dergah. 2.saray. 3.tekke. 4.tapı, huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dermânde). Bîçâreler, çaresizler, zavallılar, düşkünler, beceriksizler.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. derogation

huk. ayrıklık

Genel kuraldan ayrılma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., from ile azaltmak, eksiltmek, almak; alçalmak, aykırı bir davranışta bulunmak ; dejenere olmak. derogative (s). aykırı, karşı, zıt, ihlâl eden; küçültücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçültme, azaltma, zillet, zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). küçültücü, aykırı, karşı, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ırk ayrımını kaldırmak. desegrega'tion (i). ırk ayrımının kaldırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tezgâh, dokuma Aleti, atölye. 2. Zenginlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگاه] tezgah. 2.atölye. 3.halı dokuma tezgahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayfâ (ga hecesi uzundur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tabaklamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). erkek ve dişi organların ayrı zamanlarda olgunlaşmaları. dichogamous (s). bu şekilde olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. dîde). Görmüşler. LOtf-dide-gân = Lutuf görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیدگان] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en eski Yunan alfabesinde altıncı ve ibranice'de vav harfinin eşiti olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci defa evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). iki karınlı. digastric muscle (anat). dar bir veterle iki kısma ayrılmış olan adale, iki karınlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük ses seviyelerinde, D/A dönüştürücüde bas ve tiz sesleri güçlendirir; ses kalitesini artırır ve kulaklık çıkışının parazitlerini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = kalb, Agâh = Arif, bilen). Kalbi açık, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

DİL-FİGAR (i. F). Gönlü yaralı olan, Aşık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل افگار] gönlü yaralı, aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل فگار] gönlü yaralı, aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (g kalın okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ga uzun okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ga uzun okunur). Yazık, eyvahlar olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغا] ne yazık ki, vah vah, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fraxinus excelsior): Zeytingillerden sert keresteli bir ağaçtır. Boyu 30 metre kadardır. Yaprakları 9-13 parçalı bir dantela görünümündedir. İlkbahar ve yaz aylarında kabuğu ve yaprakları toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Anne sütünü artırır. Romatizma ve nikris ağrılarını keser. Kabızlığı giderir. (kabuğu ise kabızlık yapar, ishali keser) idrar söktürüp, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Mobilyacılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilgisini kesmek, bağlantısını kesmek, affetmek, salıvermek, serbest bırakmak; (ask). düşman kuvvetlerinden uzaklaşmak. disengaged (s). serbest, boş, tutulmamış. disengagement (i). ilgiyi kesme; salıverme, serbest bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, nizamını bozmak, karmakarışık etmek, altüst etmek, karıştırmak. disorganiza'tion (i). düzensizlik, nizamsızlık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ehemmiyet vermemek, önemsememek, aldırmamak, saymamak, itibar etmemek, ihmal etmek; (i). ihmal, kayıt sızlık, itibar etmeyiş, saymayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başıboş dolaşmak, yoldan ayrılmak, sapmak; konu dışına çıkmak. divaga'tion (i). sapma, ayrılma; konu dışına çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. internal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature. internal. character. complexion. disposition. earth. temperament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tabiat karşılığı olarak kuraldışı uydurulmuş kelime.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural sciences. general science. physical sciences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animism. nature worship. naturism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. ad-lib. jumped-up. improvisation. impromptu. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. improvisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvisation. off-hands. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. inherent. innate. artless. connatural. easy. free. inartificial. inborn. inbred. indigenous. ingenuous. native. spontaneous. unaffected. unschooled. unsophisticated. unstudied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. inherent. innate. artless. connatural. easy. free. inartificial. inborn. inbred. indigenous. ingenuous. native. spontaneous. unaffected. unschooled. unsophisticated. unstudied. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of God. natural disaster. natural disaster. act of god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness tabiilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «doğmak» tan. Soy ve asıl demektir). Kuş vesaire avlamak üzere alıştırılan yırtıcı kuş, çakır. Bozdoğan = Bir çeşit armut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising. orient. nascent. falcon. hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın ilk günleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlı İmparatorluğu zamanında doğanları besleyip idare ve doğanla av işlerine nezaret eden adam; doğancı başı. 2. Yeniçeri ocağında bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabahın ilk ışıklan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Doğanbey).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nurun doğması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insana benzer kuyruksuz maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysical. supernatural. preternatural. superphysical. unearthly. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernatural. unearthly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernatural. preternatural. unearthly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernaturalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın doğması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok doğuran (dişi): Doğurgan kadın, kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile. procreant. procreative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. prolific. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğanın ayağına vurulan toplu köstek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). hayatta olan bir kimsenin eşruhunu taşıdığı tasavvur edilen ve yalnız o kimseye görünen hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. ikiz, çift. 2. İki rekât Salât-ı dü-gâne = İki rekât namaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Eskiden üzerlik, günlük ve ödağacı yakarak cin dâvet eden büyücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baca, duman yeri, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde aynı adı taşıyan perdede duran bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. F.). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin ikinci aralığına yazılan lâ notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'a mahsus bir çeşit kaba pamuklu kumaş; (çoğ.) bu kumaştan yapılmış işçi tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer değiştirmeyen, sabit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inert. constant. stable. immobile. immutable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobile. stable. stationary. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant. fixed. stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) BAkireler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall newspaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). Kelebek gibi bazı hayvanların boynuz durumundaki organları, lâmise.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların ve video görüntülerin i.LINK™ ile bağlanmış DV kaynaklarından okunmasını sağlar. Okunan görüntüler, işlenmek üzere çeşitli biçimlerde kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Figan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hind Avrupa kavimlerinden bir millet ki, Afganistan ve Pakistan’da yaşar ve Afganca konuşur (Arapça c. efâgıne).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افغان] feryat etme, figan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Figan, ağlayıp inleme, feryat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı, sakat, kötürüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Yahu ! Hey mübarek !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exogamie

top. b. dış evlilik

Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breadfruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(artocarpus): Dutgillerden; tropik asya adalarında yetişen ve her mevsimde mahsul veren bir bitkidir. Meyveleri ananasa benzer. İçeriğinde bol miktarda nişasta vardır. Meyve ve yaprakları yenir. Ekmek yapmak için de kullanılır. Kullanıldığı yerler: Besleyicidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the struggle to learn a living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, garaz = maksat). Maksadım şu ki, diyeceğim şu ki, gelelim maksada.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pozitif kutba çekilen; bileşimlerde hidrojenin yerini alabilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarafet, şıklık, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarif, şık; nazik, ince, kibar; mükemmel, üstün. elegantly z. zarafetle, nezaketle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında pozitif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. elem-zede). Elemliler, dertliler, kederliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun okunur) (i. A. c.) (m. lugaz). Lugazlar, bilmeceler, (bk.) Lugaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. uzatmak, sürdürmek; s. uzamış; uzatılmış. elonga'tion i. uzatma, sürdürme; uzama, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, meclis.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endogamie

top. b. iç evlilik

Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız kabile veya zümre içinde evlenme. endogamous s. kabile içinde evlenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işe almak, tutmak, angaje etmek; işgal etmek, yer tutmak; söz almak, vaat ettirmek; dövüşmek, birbirine girmek, çarpışmak; ilgisini çekmek; meşgul etmek; nişanlanmak; vaat etmek, söz vermek, bağlanmak, taahhüt etmek; mak. birbirine geçmek, birbirin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. kendini adamış, ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşgul, tutulmuş; nişanlı; dövüşmekte; birbirine geçmiş. engaged column mim. yarısı duvarda yarısı meydanda olan direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşguliyet; nişanlanma; randevu; rehin; söz; vaat, taahhüt; çarpışma, dövüşme; belirli bir süre için ücretli iş; mülâkat; çoğ. borçlar. engagement ring nişan yüzüğü, alyans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici, cazip, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگار] san.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. (eskrimde) kendini savunmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çelenkle süslemek, çelenk takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) mide hizasındaki karın duvarlarına ait. epigastrium (i.) üstkarın, göbeğin üst kısmındaki karın duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Boğa gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit doğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Üstün, yenen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Org ve orgun eski asırlardaki ilkel şekilleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغنون] org.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergalip).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارمغان] armağan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yiğit hakan. 2.Uygur yazıtlarında geçen Türk adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Esen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. c.) (m. şugl). Şugller, ilâhîler, (bk.) Şugl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) egzogami, dışarıdan evlenme. exogamic, exog'amous (s.) dışarıdan evlenme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sansürden geçirmek(kitap); arıtmak, ıslah etmek, temizlemek. expurga'tion (i). ıslah etme, arıtma, temizleme. ex'purgator (i). ıslah eden veya arıtan kimse. expur'gatory (s). ıslah edici, ıslah kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). israf,aşırılık, ifrat, taşkınlık, delilik, saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tutumsuz, müsrif, aşırı, müfrit, çok pahalı, mübalâğalı, fazla. extravagantly (z). tutumsuzca, aşırı olarak,mubalâğa ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fantezi, zarif ve hayal gücüne dayanan müzik veya piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başıboş dolaşmak; müsrif olmak, haddi aşmak, ileri gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kadınların giydiği çemberli etek veya iç eteği, jüpon, etegi kabartmak için alttan takılan çember.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(özellikle Messina Boğazında görülen) serap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony FD Trinitron® WEGA®, hem yatay, hem dikey düzlemde tamamen düz ekranlı ilk resim tüpüdür. Neredeyse hiç yansımasız, etkileyici düzeyde titreşimsiz görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fânilik yeri, dünyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FERAGAT) (i. A ). 1. Vazgeçme, el çekme, sarf-ı nazar: O işten feragat ettim. 2. (hukuk) Davacının davayı açtıktan sonra davasından vazgeçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnegation. self-denial. renunciation. resignation. surrender. release. waiver. disclaimer. demise. relinquishment. remise. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renunciation. surrender. self-denial. abnegation. self-sacrifice. cession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renounce. waiver. renunciation. abandonment. cession. abdication. abjuration. altruism. demise. denial. departure. relinquishment. remise. remission. sacrifice. self-denial. self-renunciation. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فراغت] bırakma, terketme. 2.rahatlık. 3.zenginlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgo. release. relinquish. renounce. surrender. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce. to abandon. to cede. abnegate. disclaim. lay down. relinquish. remise. resign. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hl. coğrafya). Orta Asya’ da Maverâ-ün-nehr’ln güney doğu tarafında bir büyük bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). İnleme, feryat: Benim figanım ve feryadım komşularımın rahatını kaçırdı. Bülbülün Aşıkane figanı, e. Aman, feryat, eyvâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groan. lament. lamentation. outcry. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فغان] feryat etme, ah çekme. figân eylemek bağırmak, feryat etmek, inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the grapevine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kurdele ve benzerlerinin kelebek biçiminde bağlanmış şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fiyango.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. italyanca: fuoco = ateş). Toplara verilen «ateş» kumandası. Foga etmek = Ateş etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgather.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplanmak, içtima etmek, bir araya gelmek; rastlamak, tesadüfen görmek; ahbap olmak, sohbet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Avrupa tarzında: Alafranga yaşamak, giyinmek. Alafranga saat = Zevâlî saat, bugün kullandığımız saat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). firkateyn, eski tipte bir savaş gemisi; 1400 tonluk modern savaş gemisi. frigate bird çok uzun kanatlı bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idareli, tutumlu; sade. frugal'ity (i). tutumluluk. fru'gally (z). tutumlu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçar, uçucu; çabuk geçen, ömürsüz, süreksiz; (bot). geçici, dayanıksız, çabuk dökülen. fugaciousness, fugac'ity (i). uçuculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). füg türünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fbuharladezenfekteet mek fumiga'tion i buharladezenfekteetme; buhardan geçirme fum'igator i bu şekil de dezenfekte eden kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, saka sopa ile döv mek fustiga'tion i dayak, kötek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. fütâde). Düşmüşler, düşkünler, bîçareler, tutkunlar, Aşıklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i safra, öt; safra kesesi; aclllk; kin; ABD, argo küstahlık, terbiyesizlik ga11 bladder safra kesesi, öt kesesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s bayram; büyük şenlik; gala; s bayrama ait, şenliğe yaraşır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kdili gevezelik, boş laf the gift of gab konuşkanlık, konuşma kabiliyeti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sıkı dokunmuş bir çeşit ince şayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gabardine. gaberdine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gabardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gabardin, gabardin pardüsü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kara nakil vasıtalarına yüklenen yükün yükseklik ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loading gauge. clearance. mold. mould. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Budalalık, akılsızlık, kalın kafalılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غباوت] bönlük, dangalaklık, kalınkafalılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i çok çabuk konuşmak; ge vezelik etmek; anlamse sesler çıkarmak; kaz gibi ses çIkarmak; i gevezelik, boş laf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol gabro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Orman, koru ve bilhassa arslan yatağı olan yer: Usdül-gaabe fi mârifet-is-sahâbe = İbnü’l-Esîr’ in Peygamberimizin sahabesinin biyografilerini anlatan ünlü Arapça eseri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i palto, aba; ortaçagda bilhassa Musevilerin giydiği bir çeşit kaba ve bol cüppe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık gece.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ABD, argo çene çalma zamam, yarenlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çene altı, çifte gerdan, Türkçesi sakak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gabiyye). Kalın kafalı, zekâsı olmayan, budala, ahmak: Gabi bir çocuk: Öğrencinin zekisiyle gabisini bir tutmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غبی] bön, dangalak, kalınkafalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gabn’dan if.) (m. gabine). Alış verişte aldatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent overcharge. fraud. cheating on a sale. catching bargain. gross overcharge. overreaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ask içi toprak dolu tab ya ve metris sepeti; liman inşaatmda kul' lamlan taşla dolu ve suya batmlş kazan 9a bionade' i bu sepetlerle yapllan iş; sepet işinden tabya siperi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gubûr’dan if.) (Arapça’ da) muzârî (geniş zaman) sigası. (bk.) Muzârî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f, mim çatl altmdaki üç kö şeli yan duvar; pencere veya kapl üstundeki sivri tepelik; f sivri tepelik yapmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alış verişte aldatma. Gabn-ı fShiş = Eskiden bir malı, eşyada yüzde beş, hayvanlarda yüzde on, emlâkte yüzde yirmi ve daha fazla alıp aldanma, gabn-ı fâhiş davası etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غبن] kazıklama, alışverişte aldatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the west coast of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gabon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic on the west coast of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Libreville.

Nüfus: 1.390.000.

Yüzölçümü: 267.667 km2.

Komşuları: Kuzeyde Ekvator Ginesi ve Kamerun, Doğuda ve Güneyde Kango.

Önemli Şehirleri: Libreville.

Din: Hıristiyan %96.2, Diğer 3.8.

Dil: Fransızca, Bantu Dialektleri.

Yönetim Biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Tarih: 19.yy.’ın ikinci yarısında Fransa bölgede hakimiyet kurdu. 1960 yılında Gabon bağımsız oldu. 1990 yılında yeni anayasa oluşturuldu. Gabon zengin doğal kaynakları, dış yatırımları ve hükümetin kalkınma programlarını başarıyla uygulaması sayesinde bugün kara Afrikası’nın en müreffeh ülkelerinden biridir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gabonese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı sıfat olup tozlu demek olan «ağber» büyütme isminin müennesidir). Yer, yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yer, yeryüzü, arz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ. jeoloji). Plajiyoklaz ve diyalajın birleşmesiyle meydana gelmiş kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Üç parçadan mürekkep gemi direğinin ikinci, yani ortadaki kısmı, bu kısma ait her bir takım da bu isim verilerek diğerlerinden ayrılır: Gabya sereni, çubuğu, yelkeni vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topsail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Taneli aktif karbon

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gacır gucur, gıcırtı, gıcırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Kulak tırmalayıcı sesi ifade eder: Kuyunun çıkrığı gacır gucur dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yarın, erte.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (ded, ding) başıboş dolaşmak aadabout qadder i kdili avare kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i maden hrmak için kullamlan sivri uçlu demir; üvendire; arazi öIçmeye mahsus cubuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gadavât). Sabahın erken zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gadr’dan imüb) (mü. gaddâre). Gadr ve sitem eden, merhametsiz, cefakâr. -2. Vefasız, emniyeti kötü kullanan, hâin. 3. Pek pahalı satan, soyucu tüccar (Arapça’da bu mânâsı yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. atrocious. pedrifious. brutal. arbitrary. bloody-minded. draconian. draconic. ferocious. grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. inhuman. vicious. tyrannical. pitiless. ruthless. merciless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. bloody. cutthroat. diabolical. ferocious. fiendish. grim. hellkite. truculent. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدار] zalim, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Merhametsizce, zulüm ve sitemle, cefakârâne. 2. Emniyeti kötü kullanarak, hâincesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır ve iki tarafı keskin bir çeşit kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merhametsizlik, zulüm, cefâkârlık. 2. Vefasızlık, emniyeti kötüye kullanma, hainlik. 3. Pek pahalı satanın hali, soyuculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. barbarity. brutality. ferocity. killer instinct. monstrosity. savagery. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cruelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i atsineği, zoo/ Tabanus bovinus; fazla ısrar eden kimse, yapışkan huylu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kdili makina cinsinden herhangi bir alet; ismi unutulmuş şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i cihazlar, aygıtlar, özel likle elektronik cihazlar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s Kelt ile irlanda ve Man Adası dillerine ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Gadreden, hiyanet eden, fenalık eden. (bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. guderâ, gudürân). 1. Selin ortaya çıkardığı birikinti su, göl. durgun su. 2. Küçük ırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göle ait, göl kenarlarında yetişen veya gölde yaşayan: Nebâtât-ı gadtriyye, semek-i gadîri = Göl balığı, göl bitkileri. Fr. lacustre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gadir (yanlış olarak «gadr» yerine kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gadiyyât). Sabahın erken vakti ki, tan atmasıyle güneş doğması arasıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i, zoo/ morina cinsinden balıklara ait; i morina cinsinden herhangi bir balık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fin bilgini Gadolin’in adından) (i. kimya). Atom ağırlığı 157,3 olan ve Gd simgesiyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Emniyeti kötü kullanma, vefasızlık, hâinlik, hiyânet: Bana, emanetime gadretti (asıl Arapça’daki mânâsı budur). 2. Merhametsizlik, merhametsizce davranış, zulüm, sitem, cevr cefâ: Kimseye gadretmemeli. 3. Haksızlık, haksız yere zarara sokma: Bana gadroldu, gündeliği o dereceye indirirsek rençberlere gadrolurdu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدر] haksızlık, zulüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Gadre uğratmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, mim kabartma pervaz üzerine yapılan oyma süs; guz san gümüş kapların kenar kabartma veya aynası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i boz ördek, zool Anas streptera

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s iskoçya Keltlerinin dili; Gal dili; s bu Keltlere veya dillerine ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Beceriksizce ve yersiz söz yahut davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaffe. blunder. slip of the tongue. faux pas. howler. atrocity. bloomer. boner. break. bull. clanger. contretemps. flub. gaff. goof. slip. slip-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloomer. blunder. boob. clanger. faux pas. goof. gaffe. booboo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunder. gaffe. fauxpas. boob. clanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global Assessment of Functioning Scale, DSM IV - The reporting of overall function on Axis V is performed using the Global Assessment of Functioning Scale The GAF scale may be particularly useful in tracking the clinical progress of individuals in global

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

INTE GAF reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gesellschaft Fur Anwendung Von Fernerkundung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gufrân’dan gelir ve yalnız şu Arapça tâbirlerde geçer): Gaferallah lehü = Tanrı ona af ve merhamet etsin! Gaferaliah zunûbihi = Tanrı günahlarını affetsin!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f balıkçı zıpkını; den randa yelke ninin üst sereni, giz; dövüş horozunun ayagma geçirilen madeni mahmuz; argo gürültülü ve sinir bozucu konuşma; f zlpkmla vurup tutmak (ballk) stand the gaff ABD, kdili slkmtlya veya yorgun luğa dayanmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gufrân’dan imüb.) (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biri). Çok af ve merhamet eden, fazlasıyle yari ıgayıcı: Cenâb-ı Hak gaffâr ve rahimdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفار] bağışlayıcı Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2.Çok merhamet eden. Allah’ın isimlerinden. -(bkz.Abdülgaffar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, Fr, kdili gaf yapma, pot klrma, gaf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka, asag yaşll adam, ihtiyar, dede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gaflet’den if.) (mü. gafile). Yapacağını önceden düşünmeyen, başına geleceği önceden düşünmeyip ihmal eden, gaflette bulunan, gafletli, ihtiyatsız, dikkatsiz, habersiz: Gafil bulundum, beni gafil avladı, gafil davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. inattentive. unwary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware (of. remiss. unguarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غافل] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Gafletle olunan, gaflette bulunan adama yakışır surette, dikkatsizlikle, habersizce gafilâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gufran’dan if). Bağışlayıcı, af ve merhamet eden: Cenâb-ı Allah gafir-üz-zunûb’dur = Tanrı, günahları bağışlayıcıdır (gaffâr daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gafr’dan smüş.). Çokyaygın, kaplayan, umumî: Cemm-i gafîr = Büyük topluluk, büyük kalabalık: Bir cemm-i gafîr toplandı, bir cemm-i gafîr ile gitti (yalnız bu tâbirde geçer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça terkiplerde gafle şeklinde bulunur). Gafil olma hali, gafillik, habersizlik, dalgınlık, boş bulunma: Gaflet etmek, gaflette bulunmak. Hâb-ı gaflete dalmak = Gaflet uykusuna dalmak. Alel-gafle = Gaflet üzere, kendinde olmayarak, dalgın olduğu halde, habersiz, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. headlessness. heedlessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. heedlessness. negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفلت] habersizlik, dikkatsizlik, dalgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gafletle, dalgınlıkla, kendinde olmayarak, ansızın, habersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفلة] dalgınlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (gufrân’dan imüb.). Fazla mağfiret, af ve merhamet eden, pek bağışlayıcı: Allah gafur ve rahîmdir (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biridir ve başkası hakkında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفور] bağışlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mağfiret eden, yarlığayan, affeden, bağışlayan, merhamet eden Allah. Allah’ın isimlerinden. - (bkz.Gaffar).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. gag

sin. ve tiy. gülüt

Skeç, revü, eğlence gösterisi vb.ne eklenen beklenmedik gülünç sözler veya durumlar.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f (ged, ging) susturmak için ağlza sokulan tlkaç; t/b ağzı açık tutmak için agıza sokulan alet; f söyletmemek; ağzım tlkamak; (haberin) yayılmasına engel olmak, susturmak; t/b alet ile ağzım açık tutmak; ögürmek gag rule mecliste konuşmay smırlan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, argo şaka, latife; sahnede oyuncu tarafmdan uydurulup ilâve edilen şaka gag man i şaka ve espriler yazan kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların dudak ve diş hizmetini gören organı ki, ağzının ucu olup kemik ve boynuz gibi sert bir maddedir. Yem toplamaya, müdafaa ve kavga etmelerine yarar. Ar. minkar: Kuş gagası, ördek gagası t= Kuşların gagası gibi kemerli, hörgüçlü. Ar. minkarî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rostrate. bill. beak. nib. rostrum. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beak. bill. mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beak. bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally or physically infirm with age; 'his mother was doddering and frail'. marked by foolish or unreasoning fondness; 'she was crazy about him'; 'gaga over the rock group's new album'; 'he was infatuated with her'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, argo budala, deli go gaga over (bir şey için) deli olmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş). Gagasıyle vurmak, kakmak, mec. Horozlar gagalamak = Keyifsiz ve neşesiz olup sersem durmak: Seni horozlar mı gagaladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peck. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuşlar) Gagalarıyle birbirini kakıp kavga etmek veya oynaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak başlı, bir çeşit Karadeniz yelkenlisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Gökoğuzlar. 2.Hristiyanların Ortodoks mezhebine bağlı Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya’da yaşamaktadırlar. Deliorman, Dobruca, Beşerabya ve Ukrayna’da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dobruca, Deliorman ve Besarabya’da yaşayan Hıristiyan Ortodoks bir Türk topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Gagavuzlar’ın konuştuğu Türkçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak gauge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f pey; rehin; düelloya davet anlammdayere ablan eldiven; f bahse giriş mek, bahis tutmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i birkaç çeşit yeşil veya san iri erik, caneriği; bak greengage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i kaz gibi ses çıkarmak; i kaz sürüsü; cenebaz kadınlar grupu,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one of the five watches or periods of the day ; also 'place' or 'area'. And.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گاه] kâh. 2.yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de bazen: kâhî). Bazı defa, bazen, ara sıra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهی] kimi zaman, bazen, arasıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazen, bazı kere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. gaiyye). Maksat ve neticeye ait. Illet-i gaiyye = Bir işin ve teşebbüsün maksat ve neticesi, elde edilmesi için çalışılan istek: Bu hareketin illet-i gaiyyesi nedir?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kim süt şekerinden yapılan bir çeşit şeker

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غائب] bulunmayan, ortada görünmeyen, kayıp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Görmeyerek ve görünmeyerek, gizliden, arkadan, yüze karşı olmayarak, şahsen tanımadığı halde: O adama gaibâne sevgim vardır, sizi gaibâne sevenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gayety i şenlik, neşe; kı yafette zarafet veya sus, gosteriş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gösterişli, heybetli, güzel; cesur, yürekli, kahraman; kibar, nazik; ateşli, 3şık galIantly z nazik bir tavırla; göste rişli surette; kahramanca, yiğitçe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s, f ,slk delikanll; kadın lara karşı daima nezaket gösteren adam; 3sık; s kadınlara karşl nazik; Sapkın; f ka dınlara karşl nezaket göstermek; kadınlararefakat etmek; şık giyinmek; aşkım be I irtmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaIlipot i bir çeşit çam sakızu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.) (c. gavâil). 1. Sıkıntılı iş, baş ağrısı veren meşguliyet, belâ, çözümü zor mesele, uğraştıran iş: Büyük başın gailesi çok olur, gaileden kurtulamıyorum. 2. Harb, muharebe, çatışma: Galle-i zâilede = Geçen seferki muharebede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غائله] uğraşı, telaş, meşakkat. 2.savaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i.). I. Gaile çıkaran, gailesi olan, başa dert olan: Çok gaileli bir hayat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Gaile çıkarmayan. 2. Gailesi olmayan, dertsiz: Gailesiz bir iş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galon, ing 4,55 litre; ABD 3,78 litre gal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gayly bak gay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f oluk, yiv; f oluk açmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f kazanç, kâr; yarar, fayda, men faat; artma, artış; f kazanmak, kâr etmek; varmak, ulaşmak; ileri gitmek (saat); iler lemek gains i kazanç, gelir gain ground ilerlemek gain on one yarışta (önde giden koşucuya) yavas yavaş yaklaşmak, aradaki mesa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kazanan veya ileri giden kimse veya şey; bak full gainer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kazançlı, kârlı gainfully z kazançla, kâr ederek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (said) inkâr etmek, reddetmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak against

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GAİB) (a uzundur) (i. A.) (mü. gaaibe) (gayb, gıyâb’dan if.). 1. Hazır olmayan, kayıp; gözden gizli olan, göz önünde olmayan, hazır mukabili: Bu işe karar verildiği zaman ben gaip idim, gaip olan arkadaşların hakkını yememeli. 2. Nerede olduğu malûm olmayan, bulunamayan, zâyî: Kalemim gaip oldu, çakımı kaybettim.. 3. Gramerde konuşan ve konuşuculardan başka olan şahıs. Şahs-ı sâiis = Üçüncü şahıs: O kelimesi zamîr-i gaibdir. Kendini gaip etmek = Kendinden geçmek, aklı başından gitmek. Gaibde olmak = Nerede olduğu malûm olmamak, meydanda olmamak, (bk.) Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. not to be seen. missing. lost. absentee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. disappearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i yurüyüş, gidiş; at yürüyüşü gaited s belirli bir yürüyuş hızına sahip

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzun) (i. A.) İnsan pisliği: Mevadctı gaita = Gaita maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human excrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غائطه] dışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tozluk, getir gaitered s ge tirli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hdili kız gal hs gallon

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. Germen). 1. Bir merasim vesilesiyle verilen büyük ve debdebeli ziyafet. 2. Hususî bir merasimle başlayan fevkalâde temsil: Filmin galasında bütün artistler vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pahalılık, yüksek fiyat. 2. Kıtlık sebebiyle tahılın pek pahalı olması: Kaht ve galâ vuku buldu. Hindistan’da kaht ve galâ vardı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. gala

ön gösterim

Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gala. gala. premiere. first night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gala. premiére. festivity. state dinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pomp, show, or festivity. a gay festivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gala. festivity. state dinner. premiere. state clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a gay festivity. offering fun and gaiety; 'a gala ball after the inauguration'; 'a festive occasion'; 'gay and exciting night life'; 'a merry evening'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulldress , gala dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, astr gökadaya ait; samanyoluna ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak: lacto meter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Kral Arthur efsanelerin de kusursuz bir sil3hşor; bahadır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. galaxie

gök b. gök ada

Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy. galaxy gökada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galangale bak galingale

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ahçl galantin, ke miksiz haslanmlş dana ve piliç söğüşü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pandomima tarzında bir çeşit gölge oyunu, kukla oyunu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Romanya’nın bu isimle anılan iskelesinden gelen ve Avusturya ormanlarından çıkan kereste kütüğü ki, dört beş santimetre kalınlığında olup her birinden bir kaç tahta çıkar: Uç çırpılı, dört çırpılı galas (kalas).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. galatât). Yanlış, yanılma, Ar. hatâ, sehv: Galat etmek, galat söylemek, yazmak. Galat-ı fâhiş = Pek kaba yanlış. Galat-ı meşhur = Yanlış olduğu halde öylece kullanılması Adet olmuş (kelime veya terkip).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

error. mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غلط] yanlış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hislerin, duyguların insanı yanıltması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dilbilgisi bakımından yanlış olduğu halde, kullanıldığı gibi kabûl edilen ve kullanılmasında mahzur görülmeyen kelime veya terkip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Görme bozukluğu. 2. Göz yanılması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Galatz i Kalas (Ro manya'da bir şehir)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Galatya (Ankara, Yozgat ve S:anklrl havalisinin tarihi ismi)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çeşitli işlerde kullanılan plastik bir madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, astr gökada, Sok büyük yllde kümesi; bh samanyolu; seçkin kim selerin toDlantlsu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ecza şeytantersi, kasnı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalbur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strong current of air; a wind between a stiff breeze and a hurricane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most violent gales are called tempests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moderate current of air; a breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state of excitement, passion, or hilarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sale, or sail fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A song or story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Myrica, growing in wet places, and strongly resembling the bayberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sweet gale is found both in Europe and in America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The payment of a rent or annuity. a strong wind moving 45-90 knots; force 7 to 10 on Beaufort scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a strong wind moving 45-90 knots; force 7 to 10 on Beaufort scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wind speeds from 39 to 54 mph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Beaufort Wind Scale, a wind with speeds from 28 to 55 knots For marine interests, it can be categorized as a moderate gale , a fresh gale , a strong gale , or a whole gale In 1964, the World Meteorological Organization defined the categories as nea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind between a strong breeze and a storm A continuous wind blowing in degrees of moderate, fresh, strong, or whole gale and varying in velocity from 28 to 30 nautical miles per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind between a strong breeze and a storm A continuous wind blowing in degrees of moderate, fresh, strong, or whole gale and varying in velocity from 28 to 30 NAUTICAL MILES per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wind with a speed between 28 and 55 knots ; Beaufort scale numbers 7 through 10.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sustained wind speeds from 34 to 47 knots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A range of winds from 34 to 47 knots ; see also weather definitions. a wind whose 'ten-minute average speed at height 10 equals at least 37 knots. A nautical term defining weather conditions in which wind speed ranges between 34 to 40 knots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strong air current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Genesis of Atlantic Lows experiment See Bane and Lee et al. generic area limitation environment. 1 In general, and in popular use, an unusually strong wind 2 In storm-warning terminology, a wind of 2847 knots In the Beaufort wind scale, a wind

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Genesis of Atlantic Lows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A storm with a wind speed between 34 to 40 knots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i sert rüzgâr, bora, fırtına; ,siir hafif rüzgâr, esinti, meltem; kahkaha tufanı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bataklık yerlerde yetişen guzel kokulu bir bitki bot Myrica gala

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çog ae) biyol bazı çiçek veya böceklerin miğfer şeklindeki klsmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Galip gelme, yenme, üstünlük, galibiyet: Galebe çalmak, galebeye nâil olmak. 2. Daha çok olma, ekseriyet: Bu kumaşta kırmızı renk galebe çalıyor. 3. mec. Zaptolunamıyacak derecede azgınlık: Hırs galebesi, şehvet galebesi. 4. İnsan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sieg. Überlegenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلبه] baskın çıkma, ağır basma. 2.kalabalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). İçinde kurşun sülfürü bulunan maden filizi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i milâttan sonra ikinci yüz yılda yaşamış Yunanlı bir doktor, Kalinos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, min içinde doğal kurşun sülfürü bulunan maden cevheri, kukurt kur şunu, galen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i yalancl kenevir otu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ.). 1. Sanat eserlerinin konduğu, sergilendiği salon: Resim galerisi, heykel galerisi. 2. Maden ocaklarındaki yer altı yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. salon. adit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. art gallery. working drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery. art gallery. balcony. showroom. heading. tunnel. tunneling. flow-line. aqueduct. tribune. drive. subway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. galetta). Peksimet, fırında çok pişirilip kurutulmuş ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard biscuit. cracker. dried bread. rusk. small dry bread. biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread stick. a crisp unsweeetened biscuit. hard- tack. hardtack. pilot biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry bread crumbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kaynama: Su galeyan etti. 2. mec. coşkunluk, coşma: Galeyâna geldi. Nokta-i galeyan = Suyun kaynamaya başladığı ısı derecesi ki, 100 santigrat derecesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferment. fit. agitation. excitement. ebullition. rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excitement. rage. agitation. paroxysm. popular tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غليان] kaynama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Alçak ve altı düz bir nevi gemi ki, vaktiyle Akdeniz’de yelken ve kürekle kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. galiyye) (gılâ’dan if.). Pahalı, ağır kıymetli: Orada yiyecek pek galidir. Gali mallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. galeyan’dan if.). Kaynayan, coşan, coşup taşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غالب] ağır basan. 2.galip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2.Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3.Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 1757-1798 yıllan arasında yaşamıştır. - Türk dil kurallarına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzundur) (i. A.). En kuvvetli ihtimele göre, sandığıma göre: Bugün galiba yağmur yağacaktır. Bu yaz galiba yazlığa gidemeyeceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. presumably. presumedly. likely. methinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daresay. presumably. probably. likely. i think. i daresay. apparently. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most probably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I think so. presumably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبا] sanırım, belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Galip sıfatiyle, üstün gelen adama yakışır sûrette, galebe çalmışcasına: Galibâne bir tarzla, galibâne hareket ediyor, söz söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mora çalan, kırmızı renkte boya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Galib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.). Galiplik, galip gelme, yenme, üstünlük, kazanma, mağlûbiyet mukabili: Galibiyet bizim tarafta kaldı. Biz galibiyete nâil olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. win. triumph yengi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. predominance. triumph. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبيت] zafer, ağır basma, yenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Galile'li; eski devir lerde Musevilerin Hıristiyanlara verdikleri isim the Galilean Hazreti isa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ingiltere'de buyuk kilise lerin antresinde bulunan oda veya avlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karışık ve an lamsız söz, saçma ve boş laf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i havlıcan, kulunç otu, bot Alpinia officinalis; zencefile benzer ko kulu bir kök; kırk boğum, bot Cyperus longus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı, yumru Gallo onek Fransa veya eski Gal'e ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galliot i, den eski bir savaş gemisi, hafif kadırga, çektirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GALİB) (a’lar uzun) (i. A. galebe’den if.) (mü. galibe). 1. Yenen, üstün, galebe çalan: Japonlar, Çinliler’e galip geldiler. Güreşen pehlivanlardan hangisi galip geldi? Oyunda galip geldi. Devlet-i galibe = Galip devlet. 2 Daha kuvvetli, daha ümid edilir: İhtimâl-i galib, zann-ı galib. 3. Harpte galebe çalan taraf: Galip, mağlûba sulh şartlarını teklif etmek hakkını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victorious. victor. winner. triumphant. champion. conquering. prevailing. victor. winner. vanquisher. top dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victor. victorious. winner. overwhelming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winner. triumphant. victorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Misk ve anberden yapılan güzel kokulu siyah bir mâcun ki, saça ve kaşa sürülür (siyah renk dahi kastedilir): Galiye-fâm = Galiye renkli, siyah. Galiye-i misk = Yine o macundan olup, yanlış olarak «kalemis» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gılzet’ten smüş.) (mü. galize). 1. Kaba, çirkin sözler. 2. Edep dışı: Şütûm-ı galize = Kaba küfürler. 3. Sık, yoğun, kalın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غليظ] koyu, yoğun, kaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kls gallon(s)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sürtmekten h3sı1 olan yara; sinirlendirici herhangi bir şey; zayıf nokta, kusur, çürüklük (bilhassa ip); bir arazide çorak olan kısım; f sürterek yara etmek; sinirlendirmek, kızdlrmak, incitmek, üzmek, slkmak; sürtünme ile yara olmak 13all ing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazl, ağaç uru gaIIapple i elma şeklinde mazı ga11 oak mazl meşesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i cesaret, kahramanlık, yiğitlik; kadınlara karşı nezaket; âşıkane soz veya davranış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. gaile). Gaileler, ürünler, (bk.) Gaile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gallât). Tahıl, ürün, gelir, mahsul, varidat: Gaile anbarı. Galle-i vakf = Vakfın mahsul ve faydası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غله] tahıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zahire anbarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galliass i eskiden Ak deniz'de kullanılan büyük kadırga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kalyon, eskiden özel likle ispanyollar tarafından kullanılan yel kenli ve kürekli bir çeşit harp gemisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dehliz, koridor; üstü kapalı balkon; (cami, kilise veya tiyatroda) galeri; tünel; galeride toplanan halk; salon; den eski gemilerin kı,c tarafındaki galeri; mad galeri play to the gallery seyirciler üze rinde parlak bir tesir bırakmaya çalışmak; h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kadırga, çektirme; eski za manlarda kullanılan bir veya daha fazla sıra kürekleri olan harp gemisi; büyük ka yık; gemi mutfağı; matb dizilmiş harfle rin konulduğu tekne, gale gallev proof matb ilk tashih galley slave Kadırgada çallşan kürek mahkum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı hâsıl edan sinek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hareketli bir dans; bu dansın müziği galliass bak galleass

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s Galya ile ilgili; Fransa'ya ait Gallican s Galya veya Fransa'ya ait; Fransız Katolik kilisesine an Gallicism i Fransızcaya mahsus veya Fransızcadan alın mış terim Gallicise f Fransızlaştırmak, Fransızlaşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, çog gen saka bol çorap veya pantolon; getir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karmakarışık şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s tavuk cin sinden gaIliot bak galiot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gelibolu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eczacıların kullandlğı ufak toprak merhem kavanozu; bak galipot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kim galyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ABD argo aptal kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f i dörtnala gitmek, koş mak, segirtmek; dortnala koşturmak (at); i dortnala gidiş; acele gidiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i darağacl; spor barfiks gallows bird asılacak herif, ipten kazıktan kurtulmuş kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i safra taşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çog galluses) ABD, leh pantolon askısı galoot bak galloot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Büyük su vesaire şişesi. 2. 277 pus3 olan sıvı ölçüsü. 3. (denizcilik) Uç veya dört güverteli eski bir çeşit harp gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon. container for gasoline. gas can. tank car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of lively dance, in 2-4 time; also, the music to the dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast 19th-century ballroom dance in 2/4 time, used frequently by the Strauss family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary seems to take credit as the birthplace of the Galop It was an old time dance, often introduced at the Country dances or following a Volte and Contra Danse as a contrast to their slow and somewhat monotonous steps In 2/4 time, it was a springy step

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually done with partner, slide one foot forward bring other foot up in a scissor action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süratli bir dans, galop dansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z bol bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaloş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshoe. rubbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. overshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kaloş, kısa çizme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) Balıkların solunum cihazı, solungaç (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenen, yuvarlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenmiş, yuvar, lanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s galvanik, galvanizme ait; elektrik çarpmasına benzeyen gal vanic battery, galvanic pile galvanik batarya galvanic electricity galvanik elek trik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimyasal kuvvetle husule gelen elektrik, galvanizm; t/b gal vanik elektrik cereyanı ile tedavi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To affect with galvanism; to subject to the action of electrical currents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plate, as with gold, silver, etc., by means of electricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To restore to consciousness by galvanic action ; hence, to stimulate or excite to a factitious animation or activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat, as iron, with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Galvanized iron. stimulate by administering a shock cover with zinc; 'galvanize steel'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coat a metal surface with zinc using various processes. to coat with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat a metal with zinc Galvanization is the process of coating a metal with zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat a metal surface with zinc as a protection against corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To coat with zinc to protect against corrosion Left Lay - Strand - Strand in which the cover wires are laid in a helix having a left-hand pitch - Rope - Rope in which the strands are laid in a helix having a left-hand pitch. to stimulate to action ; ' sta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f harekete getirmek, heyecanlandırmak, tahrik etmek; mad gal vanizlemek, galvanizle kaplamak; galvanik cereyan geçirmek; r,b elektrikle (adale) çalıştırmak galvaniza'tion i galvanik ce reyanı geçirme, galvanize etme galvanized iron çinko, saç, galva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erimiş çinkoya batırılarak kaplanmış (demir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Galvanize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Galvani’nin adından) (i. fizik). Birbiri üzerine tesir eden maddelerin birbirine geçmesi neticesinde elektrik meydana gelmesi hâdisesi. Bu hâdise önce 1789’da Galvani tarafından ölü kurbağaların incelenmesi sırasında tesbit edilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotype. electro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An epoxy coated plaster relief model of a coin created in order to produce master hubs, which in turn produce coin dies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An epoxy coated plaster relief model of a coin, token or medal created by electrodeposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvano metre, elektrik öIçegi galvanometry i elektrik cereyanı öIçme ilmi galvanoplastic s galva noplastik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. galvanometre). Elektrik cereyanının kuvvet ve şiddetini ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. fizik). İçinde erimiş maden bulunan bir sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o sıvıya doldurulan eşyayı maden tabakasıyle kaplama işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galva noplasti, galvanizm ile kaplama usulü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Başı ve kıçı bir ve altı düz eski bir çeşit gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Ses dizisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gumûm). Tasa, kaygı, keder, dert, Ar. gussa, Fars. endûh: Gam çekmek, gam yemek (Farsça «gam horden» fiilinden tercüme) = Kederlenmek. Def-i gam = Kederli gönlü eğlendirme hüzün ve kederi hafifletme. Ne gam, gam değil = Ne çıkar? Zararı yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. woe. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. dumps. gamut. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herd, or school, of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visit between whalers at sea; a holding of social intercourse between those on different vessels at sea, or between persons ashore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To gather in a gam; said of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To engage in a gam, or in social intercourse anywhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have a gam with; to pay a visit to, esp. among whalers at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. anxiety. worry. scale. dolour. gamut. mope. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A TADS data file Typically it will represent an interactive fiction story It is binary but will work on any machine with some flavor of TADS interpreter, and such interpreters are available for several different platforms, usually for free It is currently

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gerakan Aceh Merdeka - Free Aceh Movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heard or school of whales; a social meeting, visit, or the like, as between vessels at sea; [Nautical] to visit or converse with one another for social purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geostationary Airglow Monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غم] keder, üzüntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گام] adım. 2.ayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i balina süruisü; argo bacak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, Abâd = bolluk). Hüzün ve kederi çok, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. Alûden = bulaşmak). Kedere bulaşmış, kederli, keder veren. Fars. hüzn-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. dîden = Görmek). Keder görmüş, bir dert ve kedere uğramış. Ar. mağmûm, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Üzüntüyü arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa evi, yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Kederli, tasalı, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. küsâr = defeden). Gam ve kederi defedip teselli veren. Yâr-ı gam-küsâr = Arkadaş, dost, iyi ve kötü gün dostu: Ne bir yârim, ne bir gam-küsârım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. horden = yemek). Keder eden, üzülen. Ar. mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kederli, üzgün. Ar. mükedder, mahzun, mağmûm: Kendisini pek gam-nâk gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (A. gam = keder, F. zeden == vurmak). Keder ve hüzne kapılmış, Ar. mağmum, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma globulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uçları Yunan alfabesindeki gamma harfi şeklinde kıvrılmış olan (haç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halatın dolaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A viola da gamba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i at slçramasl; at gibi slçrama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Banjul.

Nüfus: 859.000.

Yüzölçümü: 10.689 km2.

Komşuları: 3 Tarafı Senegal ile Çevrili.

Önemli Şehirleri: Banjul.

Din: Müslüman %95.4, Hıristiyan %3.7, Diğer 0.8.

Dil: İngilizce, Mandhka, Wolof.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: Ülke 1588 yılında İngiltere’nin Afrika’daki ilk sömürgesi oldu. 1965 yılında bağımsız oldu. 1970 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde bir Cumhuriyet statüsü kazandı. 1981 yılındaki darbe girişiminin ardından, Senegal ile konfederasyon kurdu. Konfederasyon 1989’a kadar sürdü. 24 yıl süren iktidar sonunda 23 Temmuz 1994 yılında Lieut Yahya Jammeh tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildi. Demokrasiye geçiş sözü vermesine rağmen Jammeh politik faaliyetleri yasakladı, potansiyel muhalifleri tutukladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gambia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Malaya'da bir bitkiden çıkan ve sakız gibi çiğnenen veya boya iş ipek veya altın sırmadan lerinde kullanılan sarımsı renkte pekiştiricimadde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i kumar oynamak; so nucundan emin olunmayan bir teşebbüse gi rişmek; şansa bağlı bir işe girişmek; i, kdili tehlikeli teşebbüs gamble away kumarda kaybetmek gambler i kumarbaz gam bling i kumar oynama gambling den kumarhane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Hint zamkı, katalomba, gomagota; turuncumsu sarı renk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ganbot.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. gun-boat

ask. topçeker

Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyun, eğlence; spor; oyun partisi, parti; plan, tertip; av, şikâr; av eti game bird av kuşu game fish yakala nınca direnen balık game laws av hu kuku game theory (oyun, savaş, tica rette) matematik hesap ile en isabetli hareket tarzını tespit etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gözüpek, yiğit, cesur; av hay vanlarına ait gamely z cesurca game ness i yiğitlik, yüreklilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, k dili topal, sakat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i av ,cantası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dövuiş horoZu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s neşeli, şen; canlı, hareketli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyuncu; kumarbaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Cinsiyet hücresi: Sperma ile yumurtacık birer gamettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol cinsel hücre, gamet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cinsel; ancak ilkah ile mey dana gelebilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gamlı, kederli, üzgün, Ar. mükedder, mağmûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimsesiz ve başıboş dola şan çocuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kumarbazlık, kumar oy nama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. gamire) (gamr’dan if.). Harap, bayındır olmayan, şenliksiz, Amir mukabili: Arâzî-i Amire ve gamire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.) (mü. gamıza) (gumûz’dan if.). Anlaşılmaz, müphem, dolaşık: Gamız tabir, gamız haberler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غامض] çapraşık, güç anlaşılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Dertlenmek, tasalanmak, kaygılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Gamlı, kederli, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. sorrowful. down in the mouth. woeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İbranîce’den). Yunan alfabesinin üçüncü harfi (gamma ışınları).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gamma, Yunan alfabesi nin uçuncü harfi gamma globulin gamma globulin gamma rays gamma ışınları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gamz’den imüb.) (mü. gammâze). 1. Herkesin ayıplarını meydana çıkarmaya çalışan, münafık. 2. Câsus, söz yetiştirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telltale. informer. sneak. proditor. stool pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غماز] ispiyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme). 2. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka ya,slı kadın, kocakarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing, saka büyük şemsiye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su geçirmez, kauçuklu yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). V. Gamsız, üzüntüsüz, kedersiz. 2. Tasasız, aldırışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. carefree. light hearted. harum-scarum. lymphatic. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. light-hearted. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. lighthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir şeyin tamamı, takım, seri; müz gam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s av eti kokusunu andıran (bil hassa ağırlaşmış av eti); cesur, yiğit, gözüpek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gözle işaret, göz kırpma: Bir gamzı dilberâne ile. 2. Gammazlık, münafıklık: Gamz-ı düşman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göz kırpma, gözle işaret. 2. Naz ve şive ile kirpik süzerek bakma: Bir gamze ile baktı. 3. Yanakta, daha çok gülümserken beliren çukurluk, çenedeki çukurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple. coquettish glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1 غمزه yanak çukuru. 2.çene çukuru. 3.süzgün bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Süzgün bakış. 2.Çene veya yanak çukurluğu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski began: bak begin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghana. ghanaian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Accro.

Nüfus: 17.225.000.

Yüzölçümü: 238.533 km2.

Komşuları: Batıda Cote D’Ivoire, Burkina, Faso Kuzeyde, Doğuda ise Togo.

Önemli Şehirleri: Accro.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: MS 400-1240 arası Afrika İmparatorluğu adıyla Nijer ırmağı boyunca adlandırılan Gana, Altın sahilleri adıyla Britanya İmparatorluğu eliyle 113 yıl yönetildi. 1957 yılında bağımsız oldu. 1960 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde Cumhuriyet statüsüne sahip oldu. 964 yılı referandumu ülkede imar faaliyetlerinde bulunan ancak ülkeyi borç batağına sürükleyen, ardından da rüşvet suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Nkrumah 1966 yılında iktidardan indirildi. 1969 yılında seçimler yapıldı, ancak ardından 1972, 198, 1979 ve 1981 yıllarında 4 darbe girişimi ile ülke karşı karşıya kaldı. 1979 ve 1981 yıllarında hava gerginleşti “Jerry Rawlings”in darbeleri anayasayı ortadan kaldırdı ve siyasi partileri yasakladı. Çok partili siyasete olanak tanıyan yeni bir anayasa 1992 yılında kabul edildi.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ganîmet). Ganimetler. (bk.) Ganimet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غنائم] ganimetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Brik usûlünde ve topla silâhlı harp gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Küçük yapıda ve az su çeker, fakat nisbeten ağır toplarla silâhlanmış savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i erkek kaz; ABD argo bakış Take a ganderl argo şuna bakıverl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ganof i, argo hırsız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağnâm). Koyun, (bk.) Ağnâm: Aded-i ağnâm = Koyunların yıllık vergilerinin alınması maksadıyle koyunların sayılması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غنم] koyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Maden cevheri veya değerli taşları kaplayan toprak kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Haydut çetesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To go; to walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A going; a course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number going in company; hence, a company, or a number of persons associated for a particular purpose; a group of laborers under one foreman; a squad; as, a gang of sailors; a chain gang; a gang of thieves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of similar implements arranged so as, by acting together, to save time or labor; a set; as, a gang of saws, or of plows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set; all required for an outfit; as, a new gang of stays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mineral substance which incloses a vein; a matrix; a gangue. tool consisting of a combination of implements arranged to work together an organized group of workmen an association of criminals; 'police tried to break up the gang'; 'a pack of thieves' a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an association of criminals; 'police tried to break up the gang'; 'a pack of thieves'. an informal body of friends; 'he still hangs out with the same crowd'. an organized group of workmen. tool consisting of a combination of implements arranged to work to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Group of frames or impositions in the same forme of different jobs arranged and positioned to be printed together. To halftone or separate more than one image in only one exposure To reproduce two or more different printed products simultaneously on one s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Printing multiple pages or documents on the same sheet to save money and paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A grouping of forms arranged to print together with a single impression Also known as gang printing, gang run, or gang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To combine unrelated jobs on one printing plate in order to save costs and setup charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To halftone or separate more than one image in only one exposure Also to print two or more finished products on the same sheet during one press run. klik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Artworks mounted together so that they can be reproduced/printed together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duct , course , action , corridor , errand , gait , gangway , gear , hallway , operation , passage , passageway , running , speed , tread , vein , visit , walk , walkway , way , working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f çete; takım, ekip; guruh, suru; avene; yardakçılar; işçi takımı; mak alet takımı; f takım olmak, işbirliği yapmak; kdili çete halinde saldırmak; iskorj gitmek, yurumek gang plow çok bıçaklı pulluk gang up on ABD, argo saldırmak, karşı gelmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zilsiz arab defi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Ganj nehri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s fazla uzun boylu, colloq Ieylek gibi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, t/b ganglion, sinir düğümü, lenfa bezi; ufak ur ganglion'ic s gangliona ait, ganglionlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iskele tahtası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gangrene). Çürüyüp hayatsız ve ölü haline geçen ve kesilip ayıklanmadığı takdirde hastalığı gittikçe genişleyen organ veya et: Ayağı gangren oldu. (bk.) Kangren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f, tlb kangren; f kan gren etmek veya olmak gangrenous s kangren olmuş, kangrenli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Bir çeteye mensup olan haydut, gangster.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a criminal who is a member of gang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangster. mobsman. plug ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a criminal who is a member of gang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit , gunman , mobsman , mobster , racketeer , thug , gangsters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gangster

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol gang

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ünlem yol, geçit, pasaj; den ambarda eşya arasındaki geçit; guvertede bir kısımdan ötekine geçilen iskele; iskele tahtası; ünlem Yol ver I Yağlı boya I Destur I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ganiyye) (c. ağniyâ). 1. Sahip olduğu şeyle yetinip fazla, istemeyen: İnsanın gönlü ganî olmalı. 2. muhtaç olmayan, Ar. müstağnî: Tanrı yardım edilmekten ganîdir. 3. Zengin, servet sahibi: Ganî ve fakir, ağniyâdan bir zat, ağniyâya mahsus pahalı şeyler. 4. Bol, fazla, Ar. vâfir: Bu aşçıda yemek pek ganîdir, Cenâb-ı Hak ganî ganî rahmet eyleyel

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غنی] zengin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zengin varlıklı, bol doygun. 2.Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah’ın isimlerinden. - (bkz.Abdülgani).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ganimet alan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ganim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ganâim). 1. Harpde düşmandan alınan mal: O muharebede gazilerin ellerine geçen ganîmet malı hesapsız idi. Hums-ı ganâim = Ganimetlerin beşte biri ki, eskiden padişah hissesi idi. 2. mec. Tesadüfen ele geçip bir daha elde edilmesi umulmayan nimet veya fırsat: Sizi görmeyi ganîmet sayarım, bu mevsimde bu güzel havaları ganimet bilka: Garb ocakları = Vaktiyle Osmanlı devletinin Cezâir, Tunus ve Trablusgarb (Libya) eyaletleri. Trablusgarb = Libya’da Trablus şehri ve vilâyeti ki, Osmanlı devletinde bir vilâyet ve onun merkezi idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. plunder. spoil. godsend. capture. loot. pillage. prize. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. capture. haul. loot. plunder. spoil. swag. trophy. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booty. loot. spoils. capture. captured property. pillage. prize. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غنيمت] savaşta düşmandan alınan her türlü eşya. 2.bedelsiz kazanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kafirlerle yapılan savaş sonucu ele geçirilen mal, para, silah gibi metalar. İslami usullere göre tasnif edilip, beytülmale, fakirlere, yoksullara ve mücahidlere dağıtılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ocakların iç tarafına doşenen çakmaktaşı ve balçıktan ibaret bir cins tuğla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Zengin kadın. Zengin kız. 2.Çok hoş. 3.Şarkıcı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i sumsuk kuşu, zool Morus bassanus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i parlak, cilâlı gibi (balık pulu); i, zool parlak pullu bir balık

İngilizce - Türkçe Sözlük by