Gam ne demek? | Gam anlamı nedir? | Gam

Gam anlamı nedir?

Gam ne demek?

Gam anlamı nedir?

Gam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gam

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Ses dizisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gumûm). Tasa, kaygı, keder, dert, Ar. gussa, Fars. endûh: Gam çekmek, gam yemek (Farsça «gam horden» fiilinden tercüme) = Kederlenmek. Def-i gam = Kederli gönlü eğlendirme hüzün ve kederi hafifletme. Ne gam, gam değil = Ne çıkar? Zararı yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. woe. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. dumps. gamut. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herd, or school, of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visit between whalers at sea; a holding of social intercourse between those on different vessels at sea, or between persons ashore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To gather in a gam; said of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To engage in a gam, or in social intercourse anywhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have a gam with; to pay a visit to, esp. among whalers at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. anxiety. worry. scale. dolour. gamut. mope. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A TADS data file Typically it will represent an interactive fiction story It is binary but will work on any machine with some flavor of TADS interpreter, and such interpreters are available for several different platforms, usually for free It is currently

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gerakan Aceh Merdeka - Free Aceh Movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heard or school of whales; a social meeting, visit, or the like, as between vessels at sea; [Nautical] to visit or converse with one another for social purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geostationary Airglow Monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غم] keder, üzüntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گام] adım. 2.ayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i balina süruisü; argo bacak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A South American bird , allied to the cranes, and easily domesticated; called also the gold- breasted trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its body is about the size of the pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy of mercury with another metal or metals; as, an amalgam of tin, bismuth, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture or compound of different things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native compound of mercury and silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To amalgamate. a combination or blend of diverse things; 'his theory is an amalgam of earlier ideas' an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages-color, breaks down in mouth releasing mercury and other trace metals Stains

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy or union of mercury with another metal; gold or other metal that has been coated with mercury by adhesion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages- expansion/contraction of metallic substance, color, breaks down in 10-20 y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury, silver and other metals, used to fill teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of different elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture with mercury and silver, gold, copper or another metal, known since classical times A major use is in dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver colored dental filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver coloured filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- colour, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical alloy of mercury with one or more other metals. a mixture of silver and mercury that has been used for fillings since the mid 1800s Expands and contracts over time eventually damaging or fracturing the tooth Definitely not part of 21st century

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of silver, mercury, and other metals that is used to fill cavities in teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of mercury with one or another metals after milling, generally gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-colored filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tooth filling. the most common material used for fillings, also called silver fillings; a mixture of mercury , silver, tin, copper and zinc used for fillings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-mercury alloy used for dental purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury and other minerals, used to fill decayed teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury. an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemists refer to the resulting mercury mixtures as amalgams. a combination or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malgama, cıva ile başka bir madenin karışımı; karışım, mahlut; iki şeyin birbirine karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). kendi tozu ile tozaklanan. autogamy (i). kendi tozu ile tozaklanma; (biyol). birbirine benzer hücre veya özlerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski tıpta ahlât-ı erbaanın (4 hılt’ın) biri. (bk.) Hılt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Solunum yollarında tahriş ve iltihap dolayısıyle meydana gelen, çok defa öksürerek çıkarılan sümüklü madde. Balgam çıkarmak. Balgam sökmek. Balgam atmak = Yapılmakta olan bir iş hakkında şüphe uyandıracak şekilde konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir. Aşağıdaki reçeteler balgam söktürücü olarak kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tere tohumu.

Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı tere tohumu, havanda dövülür, az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary. mucus. phlegm. expectoration. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucus. phlegm. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. balgamiye). 1. (tıp) Balgama mensup ve müteallik: Mizâc-ı balgamî. 2. Balgam renginde, kehriba gibi dalgalı taş. Buna Hacıbektaş Can da denir. Vazo, sigara tablası v.s. yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda iki kişiyle evli olan, bu suçu işlemiş olan; bu suça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle evli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. brick game

tuğla oyunu

Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). gonca halinde kalan ve bu halde kendi kendine döllenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Cryptogamia bölümünden çiçeksiz bitki (eğreltiler, yosunlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). erkek ve dişi organların ayrı zamanlarda olgunlaşmaları. dichogamous (s). bu şekilde olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en eski Yunan alfabesinde altıncı ve ibranice'de vav harfinin eşiti olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci defa evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (g kalın okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ga uzun okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exogamie

top. b. dış evlilik

Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. endogamie

top. b. iç evlilik

Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız kabile veya zümre içinde evlenme. endogamous s. kabile içinde evlenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) egzogami, dışarıdan evlenme. exogamic, exog'amous (s.) dışarıdan evlenme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, Abâd = bolluk). Hüzün ve kederi çok, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. Alûden = bulaşmak). Kedere bulaşmış, kederli, keder veren. Fars. hüzn-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. dîden = Görmek). Keder görmüş, bir dert ve kedere uğramış. Ar. mağmûm, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Üzüntüyü arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa evi, yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Kederli, tasalı, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. küsâr = defeden). Gam ve kederi defedip teselli veren. Yâr-ı gam-küsâr = Arkadaş, dost, iyi ve kötü gün dostu: Ne bir yârim, ne bir gam-küsârım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. horden = yemek). Keder eden, üzülen. Ar. mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kederli, üzgün. Ar. mükedder, mahzun, mağmûm: Kendisini pek gam-nâk gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (A. gam = keder, F. zeden == vurmak). Keder ve hüzne kapılmış, Ar. mağmum, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma globulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uçları Yunan alfabesindeki gamma harfi şeklinde kıvrılmış olan (haç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halatın dolaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A viola da gamba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i at slçramasl; at gibi slçrama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Banjul.

Nüfus: 859.000.

Yüzölçümü: 10.689 km2.

Komşuları: 3 Tarafı Senegal ile Çevrili.

Önemli Şehirleri: Banjul.

Din: Müslüman %95.4, Hıristiyan %3.7, Diğer 0.8.

Dil: İngilizce, Mandhka, Wolof.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: Ülke 1588 yılında İngiltere’nin Afrika’daki ilk sömürgesi oldu. 1965 yılında bağımsız oldu. 1970 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde bir Cumhuriyet statüsü kazandı. 1981 yılındaki darbe girişiminin ardından, Senegal ile konfederasyon kurdu. Konfederasyon 1989’a kadar sürdü. 24 yıl süren iktidar sonunda 23 Temmuz 1994 yılında Lieut Yahya Jammeh tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildi. Demokrasiye geçiş sözü vermesine rağmen Jammeh politik faaliyetleri yasakladı, potansiyel muhalifleri tutukladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gambia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Malaya'da bir bitkiden çıkan ve sakız gibi çiğnenen veya boya iş ipek veya altın sırmadan lerinde kullanılan sarımsı renkte pekiştiricimadde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i kumar oynamak; so nucundan emin olunmayan bir teşebbüse gi rişmek; şansa bağlı bir işe girişmek; i, kdili tehlikeli teşebbüs gamble away kumarda kaybetmek gambler i kumarbaz gam bling i kumar oynama gambling den kumarhane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Hint zamkı, katalomba, gomagota; turuncumsu sarı renk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ganbot.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. gun-boat

ask. topçeker

Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyun, eğlence; spor; oyun partisi, parti; plan, tertip; av, şikâr; av eti game bird av kuşu game fish yakala nınca direnen balık game laws av hu kuku game theory (oyun, savaş, tica rette) matematik hesap ile en isabetli hareket tarzını tespit etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gözüpek, yiğit, cesur; av hay vanlarına ait gamely z cesurca game ness i yiğitlik, yüreklilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, k dili topal, sakat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i av ,cantası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dövuiş horoZu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s neşeli, şen; canlı, hareketli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyuncu; kumarbaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Cinsiyet hücresi: Sperma ile yumurtacık birer gamettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol cinsel hücre, gamet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cinsel; ancak ilkah ile mey dana gelebilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gamlı, kederli, üzgün, Ar. mükedder, mağmûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimsesiz ve başıboş dola şan çocuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kumarbazlık, kumar oy nama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. gamire) (gamr’dan if.). Harap, bayındır olmayan, şenliksiz, Amir mukabili: Arâzî-i Amire ve gamire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.) (mü. gamıza) (gumûz’dan if.). Anlaşılmaz, müphem, dolaşık: Gamız tabir, gamız haberler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غامض] çapraşık, güç anlaşılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Dertlenmek, tasalanmak, kaygılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Gamlı, kederli, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. sorrowful. down in the mouth. woeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İbranîce’den). Yunan alfabesinin üçüncü harfi (gamma ışınları).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gamma, Yunan alfabesi nin uçuncü harfi gamma globulin gamma globulin gamma rays gamma ışınları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gamz’den imüb.) (mü. gammâze). 1. Herkesin ayıplarını meydana çıkarmaya çalışan, münafık. 2. Câsus, söz yetiştirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telltale. informer. sneak. proditor. stool pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غماز] ispiyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme). 2. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka ya,slı kadın, kocakarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing, saka büyük şemsiye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su geçirmez, kauçuklu yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). V. Gamsız, üzüntüsüz, kedersiz. 2. Tasasız, aldırışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. carefree. light hearted. harum-scarum. lymphatic. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. light-hearted. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. lighthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir şeyin tamamı, takım, seri; müz gam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s av eti kokusunu andıran (bil hassa ağırlaşmış av eti); cesur, yiğit, gözüpek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gözle işaret, göz kırpma: Bir gamzı dilberâne ile. 2. Gammazlık, münafıklık: Gamz-ı düşman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göz kırpma, gözle işaret. 2. Naz ve şive ile kirpik süzerek bakma: Bir gamze ile baktı. 3. Yanakta, daha çok gülümserken beliren çukurluk, çenedeki çukurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple. coquettish glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1 غمزه yanak çukuru. 2.çene çukuru. 3.süzgün bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Süzgün bakış. 2.Çene veya yanak çukurluğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hengâme. HENGAME (i. F.). 1. Zaman, vakit, esnâ, sıra: Hengâm-ı şebâb = Gençlik zamanı. Hengâm-ı bahâr = Bahar zamanı Cemiyet, topluluk: Zevk ve eğlence topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنگام] vakit, zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kavga. 2. Şamata, gürültü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنگامه] kargaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Meddâh, oyuncu, hokkabaz. 2. Kavgacı, gürültücü. Ufak tefek şeyler satan çığırtkanlar. HENİ (i. A. «hanâ»dan smüş.) (m. heniyye). Sıhhata yarar, hazmı kolay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). heterogam, hem erkek hem dişi çiçek veren; iki ayrı cinsin birleşmesiyle hâsll olan. heterogamy (i). heterogamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bencil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. erkek ve dişi organlan aynı zamanda olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. erkek ve dişi organların aynı zamanda olgunlaşması; biyol. benzerlerin çiftleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Başıboş olarak dörtnala gider gibi koşmak. 2. (atlar) Koşup her tarafa yayılmak. 3. Çapul için atla hücum etmek, at koşturarak her tarafa vurup geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânetlemek, lânet ve nefret okumak, beddua etmek (terk edilmiş).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لگام] gem. 2.dizgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemikleri ve başka organlan birbirine rapteden bağ; bağ, rabıta. ligamen'tal, ligamen'tous s., anat. bağ kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Civanın başka bir madenle karıştırılmasından meydana gelen madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Denizlerde, bulunulan yerin boylamını anlamaya yarayan Alet. 2. Bin kilometrelik ölçü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.evlilikten nefret. misogamist i.evlilikten nefret eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogame

tek eşli

Eşi bir tek olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Monogamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. sosyoloji). Erkek veya kadının tek eşle evlenmesi prensibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogamie

top. b. tek eşlilik

Kadının veya erkeğin karşı cinsten yalnız bir kişiyle evlenebilmesini onaylayan, birden çok kadınla veya erkekle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teke!lilik, monogami; zool. tek eş ile çiftleşme. monogamist i. tekevli kimse. monogamous s. tekevli, monogam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dagm» dan İmef.) (mü. müdgama) (Arapça gramerde). Idgam olunmuş, bir cinsten olan iki harften diğerine çevrilen biri: «meded» den «med» olmak gibi. Diğerine müdgım-ı fîh denir. Müdgam harfe karşılık müdgam-ı fîhe bir şedde verilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taneleri üstünde bulunan yani harmanda döğülmemiş arpa sapları: Hayvana mülâgama yedirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

el çabukluğu ile para zarfını sahte şeylerle dolu zarfla değiştirme hilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, zamansız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (nağme’ nin c.). Nağmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Nağme söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nağme’nin cem’ü’lcem’I). Nağmeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نغمات] nağmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nagam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nagamât.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makas veya zamk kullanmaksızın kâğıt bükerek Japon usulü hayvan şekilleri yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bergama'nın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). (bk.) Peyâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيغام] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peygamberin). Allah’ın verdiği emir ve haberleri getirip insanlara tebliğ eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. prophet yalvaç. elçi. resul. nebi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيغمبر] peygamber. 2.haberci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. - Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lignum vitae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelors button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Peygamberle alâkalı, peygambere mensup. 2. Peygamberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophethood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçekli bitkilerden her biri, fanerogam. phanerog'amous s. fanerogama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topu yukarı kaldırmaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polygame

top. b. çok eşli

Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. polygamie

top. b. çok eşlilik

Karı veya kocadan herhangi birinin birden çok sayıda olmasının toplumsal olarak onaylandığı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy. polygamy çokeşlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy. plural marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poligami, aynı zamanda birden fazla karısı olma sistemi veya geleneği, çok karılılık, polygamist i. birden fazla karısı olan adam. polygamous s. bir den fazla karısı olan; zool. birden fazla eşi olan; bot. aynı bitkide erdişi çiçeklerin dışında hem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü başı perişan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Turpgillerden kökü sebze olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. cole-seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede. turnip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. rape. colza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica napus): Turpgiller familyasından; toprak altında şişkin bir yumru yapan, topaç biçiminde etli ve tatlı yumrumsu, iki yıllık bir bitkidir. Yaprakları parçalı ve tüylü, çiçekleri sarıdır. Yurdumuzda kökü basık ve yuvarlak olanlar makbüldür. İçeriğinde B vitamini ve madeni maddeler vardır. İdrar söktürür. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Mafsal şişliklerini indirir, şikayetleri giderir. Böbrek kumu ve taşının düşürülmesine yardımcı olur. Kullanıldığı yerler: Apse, dolama, kan çıbanı ve donmalarda kullanılır. Ergenlik sivilcesi ve egzama gibi cilt hastalıklarında faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Akciğerleri ve bronşları temizler, vücuda rahatlık verir. Boğaz iltihaplarını giderir. Nekahat devresini kısaltır. Kabızlığı giderir. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلغم] şalgam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sıvamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. grup evliliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. erkek ve dişi hücrelerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ordusunda en küçük rütbeli amiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiral. commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiralship. commodorship. rear admiralship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ayrı cinslerden olan organizmaları çiftleştirme. xenogamous s. ayrı cinslerden olan organizmaların çiftleştirilmesinden meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yabancı gözüyle bakmak, yabancı saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Affetmek, bağışlamak, Osm. rahm, rahmet etmek.

Türkçe Sözlük by