Gam-gin ne demek? | Gam-gin anlamı nedir? | Gam-gin

Gam-gin anlamı nedir?

Gam-gin ne demek?

Gam-gin anlamı nedir?

Gam-gin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gam gin

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Kederli, tasalı, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şişe, sürahi, kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگينه] kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A South American bird , allied to the cranes, and easily domesticated; called also the gold- breasted trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its body is about the size of the pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). eşeysiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگين] dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaşlanma hali veya belirtileri; yıllanma, eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll in the dust or grass. to be exhausted. to fall down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akerman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvasını develer yer ve kabuğu ‘dericilikte kullanılır bir ağaç ki, ekseriya kumluk yerlerde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2.Sevdalı, aşık, vurgun. 3.Hızlı akan su. 4.Renksiz, cılız, zayıf.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy of mercury with another metal or metals; as, an amalgam of tin, bismuth, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture or compound of different things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native compound of mercury and silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To amalgamate. a combination or blend of diverse things; 'his theory is an amalgam of earlier ideas' an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages-color, breaks down in mouth releasing mercury and other trace metals Stains

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy or union of mercury with another metal; gold or other metal that has been coated with mercury by adhesion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages- expansion/contraction of metallic substance, color, breaks down in 10-20 y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury, silver and other metals, used to fill teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of different elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture with mercury and silver, gold, copper or another metal, known since classical times A major use is in dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver colored dental filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver coloured filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- colour, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical alloy of mercury with one or more other metals. a mixture of silver and mercury that has been used for fillings since the mid 1800s Expands and contracts over time eventually damaging or fracturing the tooth Definitely not part of 21st century

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of silver, mercury, and other metals that is used to fill cavities in teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of mercury with one or another metals after milling, generally gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-colored filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tooth filling. the most common material used for fillings, also called silver fillings; a mixture of mercury , silver, tin, copper and zinc used for fillings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-mercury alloy used for dental purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury and other minerals, used to fill decayed teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury. an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemists refer to the resulting mercury mixtures as amalgams. a combination or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malgama, cıva ile başka bir madenin karışımı; karışım, mahlut; iki şeyin birbirine karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tanınmış, ünlü, namlı. 2.Bayındır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anjin, boğaz iltihabı , boğak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «argımak» tan) (eski imlâsı: Argun). Zayıf, zebun, düşkün, dermansız: Argın mıdır, dargın mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). patlıcan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). kendi tozu ile tozaklanan. autogamy (i). kendi tozu ile tozaklanma; (biyol). birbirine benzer hücre veya özlerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar dibinde su geçmesine mahsus delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Bitkin» yahut «Aşık, hayran» anlamındaki «aygın baygın» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «azmak» tan). Azmış, mütehevvir, haşarı: Azgın at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furious. excessive. mad. desperate. randy. fierce. goatish. rampageous. rampant. skittish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirious. disorderly. effusive. frenetic. furious. horny. hot. lecher. lecherous. licentious. lustful. lusty. rabid. randy. raunchy. unruly. mad. wild. naughty. oversexed. wild. strong. very rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. mad. ferocious. tender. sensitive. easily inflamed. naughty. oversexed. in heat. in rut. rabid. rogue. turbulent. unbridled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wild. to be inflamed. to become oversexed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azmış adamın hâli, haşarılık, tehevvür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierceness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. rampage. wildness. fierceness. unruliness. naughtiness. raunchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildness. fierceness. ulceration. naughtiness. being oversexed. depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tavla oyunu; (f). tavla oyununda yenmek, özellikle mars etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir veya jütten dokunmuş olan çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. relationship. correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski tıpta ahlât-ı erbaanın (4 hılt’ın) biri. (bk.) Hılt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Solunum yollarında tahriş ve iltihap dolayısıyle meydana gelen, çok defa öksürerek çıkarılan sümüklü madde. Balgam çıkarmak. Balgam sökmek. Balgam atmak = Yapılmakta olan bir iş hakkında şüphe uyandıracak şekilde konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir. Aşağıdaki reçeteler balgam söktürücü olarak kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tere tohumu.

Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı tere tohumu, havanda dövülür, az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary. mucus. phlegm. expectoration. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucus. phlegm. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. balgamiye). 1. (tıp) Balgama mensup ve müteallik: Mizâc-ı balgamî. 2. Balgam renginde, kehriba gibi dalgalı taş. Buna Hacıbektaş Can da denir. Vazo, sigara tablası v.s. yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bal’a doymuş. 2.Çok tatlı, bal gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış, kendinden geçmiş. 2. Gevşek, mecalsiz, cansız. 3. Soluk, fersiz. 4. Mahmur, mestâne (göz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. senseless. unconscious. languorous. faint. languid. amorous. fond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. unconscious. languid. in love with. cold. gone. insensible. languishing. low. plummy. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cast amorous glances. to become listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2. Gevşeklik, mecalsizlik. 3. Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4. Susuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipek böceklerinin çalıya çıkamayıp koza yapamamaları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir işe yeni başlayan kimse, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; menşe; baş, esas, mebde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. precise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

klar. deutlich. offen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Alamet, nişan, mar(Kadın İsmi) 2.Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. manifest. distinctive. blazing. upfront. clear-cut. distinct. evident. explicit. marked. positive. prominent. pronounced. salient. sharp-cut. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. distinct. explicit. prominent. salient. evident. marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. marked. pronounced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to become clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear / evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. emphasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «bezmek» den). Bezmiş, bıkmış, usanmış, bezginlik getirmiş, meyus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusted. lackadaisical. haggard. weary of life. tired of life. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary. depressed. disgusted. discouraged. down- and-out. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bezgin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. disgust. weariness. lethargy. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, nâbehengâm, münasebetsiz vakitte.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda iki kişiyle evli olan, bu suçu işlemiş olan; bu suça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle evli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtisas derecesinde bilgi sahibi olan kimse, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learned. erudite. scholar. bookman. learned man. scientist. pundit. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pundit. savant. scholar. scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholar. scientist. pundit. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler. 2. Denizin sahile attığı kum, taş vesaire. 3. Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. brick game

tuğla oyunu

Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yıldırım, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yaralanarak kaçan av hayvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz. (bk.) Çekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Deli, delice hareketler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. mad. insane. lunatic. raving. wild. berserk. bonkers. crackpot. crazed. delirious. demented. demon. demoniac. distracted. foolhardy. frenetic. frenzied. kooky. maniacal. phrenetic. possessed. rip-roaring. ripsnorter. scatty. moonstruck. lunati. amo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. raving. frenzied. crazy. up the creek. delirious. demented. distraught. frantic. frenetic. loony. maniac. moon struck. raffish. stark raving mad. up the pole. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like mad. wild. frantic. far-out. frenetic. frenzied. tearing. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. frenzied. madly. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic. madly. manic. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delice hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. escapade. frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. madness. distraction. escapade. fling. folly. fury. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kar ve rüzgârla karışık yağan yağmur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). gonca halinde kalan ve bu halde kendi kendine döllenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Cryptogamia bölümünden çiçeksiz bitki (eğreltiler, yosunlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada olmayan, perişan dağınık asker. 2. İntizamsız: Zihnim, beynim pek dağınıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. out of trim. messy. diffuse. straggly. disorganized. bedraggled. ragged. scruffy. sick. straggling. unkempt. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. desultory. diffuse. disconnected. disorderly. haphazard. loose. messy. scrubby. scruffy. slipshod. sloppy. slovenly. sporadic. tatty. untidy. windswept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. sporadically. desultory. loose. messy. rambling. sparse. straggly. thin on the ground. vagrant. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur. 2. İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Perakende olmak, bir arada bulunmamak. 2. Ufanmak, dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dalmış, kendinden geçmiş adamın hâli. Osm. bîhûşluk, medhûşluk, istiğrak: Sıtmadan sonra bir dalgınlık geldi. 2. Alıklık, unutkanlık: Küçükken zeki idi, sonra kendisine bir dalgınlık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. plunged in thought. absent. vacant. lost. far-off. dreamy. woolgathering. abstracted. deep. distrait. engrossed. faraway. glassy. meditative. moony. pensive. preoccupied. reflective. ruminant. ruminative. self-absorbed. thoughtful. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. abstracted. contemplative. dreamy. faraway. pensive. vacant. woolgathering. absent-minded. preoccupied. distracted. lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. lost in thought. abstracted. contemplative. forgetful. glassy. lost. moony. pensive. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lost in thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «dar» dan). 1. Darılmış, gücenmiş. Ar. münfail: Bana dargın mısınız? 2. Hiddetli, Fars. gazabnâk, Ar. hadîd, mütehevvir: Dargın gördüğüm için bir şey söylemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry with. cross. stuffy. offended. huffy. resentful. huffish. injured. vexed. wroth. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. indignant. offended. cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. unfriendly. angry. black. out of sorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gücenme, infial, hatır kalma: Bana dargınlığının sebebini anlayamadım, yine bir dargınlık çıkaracak. 2. Hiddet, gazab, kızgınlık: Şimdi dargınlığı üstündedir, bir şey söylenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfriendliness. huff. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Son çekim edatı olup «dek» den daha kuvvetlidir. Kadar, ili, hattâ, tâ: Sabaha değin göz kapayamadım. Siz gelinceye değin ben bekleyeceğim. İstanbul’dan Edirne’ye değin hep düz yerlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until. till. up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Temas etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on. touch upon. refer. speak to. advert. deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention. brush. deal with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). erkek ve dişi organların ayrı zamanlarda olgunlaşmaları. dichogamous (s). bu şekilde olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en eski Yunan alfabesinde altıncı ve ibranice'de vav harfinin eşiti olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci defa evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazı yapılan yer; bu kazıdan çıkarılan şey; (ing)., (k).dili pansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serene. inert. motionless. static. stationary. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. inactive. placid. serebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (g kalın okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ga uzun okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın ağzına geçirilen geme bağlı kayış. Binici bununla hayvanı idare eder: Dizginini çekmek, koyuvermek. Tek dizgin = Ağzı bozuk (at). Doludizgin = Hayvanı alabildiğine koşturmak. Dizginini çekmek = Pek ileriye gidenlere mâni olmak: Dizginini çektiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkrein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter. rein. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bridled / curbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine aşırı giden, sınır tanımayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfettered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, kenar için kullanılan şerit, dantel, sutaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka kemiğinin eğilir yeri: Birinin eğinine binmek (Avrupa dillerinde yine bu mânâda kullanılan Fransızca: lehine, İngilizce: chine, İtalyanca: sehiena kelimeleriyle benzerliği gariptir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - sırt, ar(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ur, tümsek, et beni, siğil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exogamie

top. b. dış evlilik

Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, yurdundan ayrılmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kenarı veya tepesi çentikli, dişli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endogamie

top. b. iç evlilik

Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız kabile veya zümre içinde evlenme. endogamous s. kabile içinde evlenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En olgun, çok olgun.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici, cazip, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Enli, vâsi, geniş. Açık deniz, denizin sahilden uzak geniş yeri: Engine açılmak. 2. Alçak, yüksek olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boundless. immense. wide. exalted. extensive. offing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. cosmic. vast. wide. the open sea. the high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. wide. open. boundless. open sea. depth. expansive. high seas. profound. thundering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2.Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3.Değer ve fiyatı düşük olan. 4.Yüksekte olmayan, alçak y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. aslı kenger). Meşhur sebze, A. arz-ı şük (Fransızlar’ın artichaut’ su «arz-ı şük» dan galat olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke. globe artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artichoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cynara): Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli toprakalarda yetişir. Çok iyi bir besindir. İçeriğinde “cynarine” vardır. Kullanıldığı yerler: Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Sarılıkta faydalıdır. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makina, cihaz, lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi; lokomotif deposu. engine room makina dairesi, makina odası . fire engine itfaiye arabası, yangın tulumbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhendis; makinist; den. çarkçı; f. mühendis sıfatıyla inşa etmek; idare etmek, yönetmek. chief engineer baş muhendis; den. çarkçı başı. civil engineer insaat mühendisi. electrical engineer elektrik mühendisi. mechanical engineer makina mühendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, güzel, değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalar; savaş araçları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İz bırakacak kadar değerli insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıklık, genişlik, Osm. vüs’at: Denizin enginliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük deniz, okyanus.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık yürekli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş, yetişmiş, olgunluğa ermiş: Ergin yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripe. adult. major reşit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. ripe. legally of age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2.Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pubescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ergin hâle gelmek, tekemmül etmek. Osm. Reşid olmak, gelişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüşd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kişilerin soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (sosyol.) egzogami, dışarıdan evlenme. exogamic, exog'amous (s.) dışarıdan evlenme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezilmiş, ezik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açlık duygusunu andıracak şekilde rahatsızlık veren bir hal: İçimde bir ezginlik var.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). demirli; pasa benzer, pas renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isli, kurumlu, is gibi siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Ses dizisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gumûm). Tasa, kaygı, keder, dert, Ar. gussa, Fars. endûh: Gam çekmek, gam yemek (Farsça «gam horden» fiilinden tercüme) = Kederlenmek. Def-i gam = Kederli gönlü eğlendirme hüzün ve kederi hafifletme. Ne gam, gam değil = Ne çıkar? Zararı yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. woe. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. dumps. gamut. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herd, or school, of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visit between whalers at sea; a holding of social intercourse between those on different vessels at sea, or between persons ashore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To gather in a gam; said of whales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To engage in a gam, or in social intercourse anywhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have a gam with; to pay a visit to, esp. among whalers at sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. anxiety. worry. scale. dolour. gamut. mope. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A TADS data file Typically it will represent an interactive fiction story It is binary but will work on any machine with some flavor of TADS interpreter, and such interpreters are available for several different platforms, usually for free It is currently

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gerakan Aceh Merdeka - Free Aceh Movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heard or school of whales; a social meeting, visit, or the like, as between vessels at sea; [Nautical] to visit or converse with one another for social purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geostationary Airglow Monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غم] keder, üzüntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گام] adım. 2.ayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i balina süruisü; argo bacak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, Abâd = bolluk). Hüzün ve kederi çok, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. Alûden = bulaşmak). Kedere bulaşmış, kederli, keder veren. Fars. hüzn-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. dîden = Görmek). Keder görmüş, bir dert ve kedere uğramış. Ar. mağmûm, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Üzüntüyü arttıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa evi, yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Kederli, tasalı, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. küsâr = defeden). Gam ve kederi defedip teselli veren. Yâr-ı gam-küsâr = Arkadaş, dost, iyi ve kötü gün dostu: Ne bir yârim, ne bir gam-küsârım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. horden = yemek). Keder eden, üzülen. Ar. mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kederli, üzgün. Ar. mükedder, mahzun, mağmûm: Kendisini pek gam-nâk gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (A. gam = keder, F. zeden == vurmak). Keder ve hüzne kapılmış, Ar. mağmum, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma globulin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uçları Yunan alfabesindeki gamma harfi şeklinde kıvrılmış olan (haç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halatın dolaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A viola da gamba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i at slçramasl; at gibi slçrama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Banjul.

Nüfus: 859.000.

Yüzölçümü: 10.689 km2.

Komşuları: 3 Tarafı Senegal ile Çevrili.

Önemli Şehirleri: Banjul.

Din: Müslüman %95.4, Hıristiyan %3.7, Diğer 0.8.

Dil: İngilizce, Mandhka, Wolof.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: Ülke 1588 yılında İngiltere’nin Afrika’daki ilk sömürgesi oldu. 1965 yılında bağımsız oldu. 1970 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde bir Cumhuriyet statüsü kazandı. 1981 yılındaki darbe girişiminin ardından, Senegal ile konfederasyon kurdu. Konfederasyon 1989’a kadar sürdü. 24 yıl süren iktidar sonunda 23 Temmuz 1994 yılında Lieut Yahya Jammeh tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildi. Demokrasiye geçiş sözü vermesine rağmen Jammeh politik faaliyetleri yasakladı, potansiyel muhalifleri tutukladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gambia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Malaya'da bir bitkiden çıkan ve sakız gibi çiğnenen veya boya iş ipek veya altın sırmadan lerinde kullanılan sarımsı renkte pekiştiricimadde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i kumar oynamak; so nucundan emin olunmayan bir teşebbüse gi rişmek; şansa bağlı bir işe girişmek; i, kdili tehlikeli teşebbüs gamble away kumarda kaybetmek gambler i kumarbaz gam bling i kumar oynama gambling den kumarhane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Hint zamkı, katalomba, gomagota; turuncumsu sarı renk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ganbot.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. gun-boat

ask. topçeker

Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyun, eğlence; spor; oyun partisi, parti; plan, tertip; av, şikâr; av eti game bird av kuşu game fish yakala nınca direnen balık game laws av hu kuku game theory (oyun, savaş, tica rette) matematik hesap ile en isabetli hareket tarzını tespit etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gözüpek, yiğit, cesur; av hay vanlarına ait gamely z cesurca game ness i yiğitlik, yüreklilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, k dili topal, sakat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i av ,cantası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dövuiş horoZu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s neşeli, şen; canlı, hareketli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i oyuncu; kumarbaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Cinsiyet hücresi: Sperma ile yumurtacık birer gamettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol cinsel hücre, gamet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s cinsel; ancak ilkah ile mey dana gelebilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gamlı, kederli, üzgün, Ar. mükedder, mağmûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimsesiz ve başıboş dola şan çocuk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kumarbazlık, kumar oy nama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. gamire) (gamr’dan if.). Harap, bayındır olmayan, şenliksiz, Amir mukabili: Arâzî-i Amire ve gamire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.) (mü. gamıza) (gumûz’dan if.). Anlaşılmaz, müphem, dolaşık: Gamız tabir, gamız haberler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غامض] çapraşık, güç anlaşılır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Dertlenmek, tasalanmak, kaygılanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Gamlı, kederli, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. sorrowful. down in the mouth. woeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İbranîce’den). Yunan alfabesinin üçüncü harfi (gamma ışınları).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gamma, Yunan alfabesi nin uçuncü harfi gamma globulin gamma globulin gamma rays gamma ışınları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gamz’den imüb.) (mü. gammâze). 1. Herkesin ayıplarını meydana çıkarmaya çalışan, münafık. 2. Câsus, söz yetiştirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telltale. informer. sneak. proditor. stool pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غماز] ispiyoncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkasından konuşmak (birinin ayıplarını, ona zarar verecek ve ahlâksızca bir şekilde başkasına söyleme). 2. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tittle tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informing on sb. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, saka ya,slı kadın, kocakarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f domuz etinin tuzlan mış ve tutsulenmiş but tarafı; f domuz etini tütsulemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f tavla; tavlada mars; f mars etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ünlem ing, k dili saçmalık, boş laf, aldatma; f boş laf etmek, hile yapmak; aldatmak; ünlem Saçmalık I Boş lafl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, den cıvadrayı baş bo doslamasına tiringa halatı ile bağlamak gam moning i cıvadra tiringası gamo onek cinsiyetle ilgili; bileşik gamous sonek evlilikle ilgili, ureme ile ilgili: monogamous s tek eşli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing, saka büyük şemsiye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su geçirmez, kauçuklu yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). V. Gamsız, üzüntüsüz, kedersiz. 2. Tasasız, aldırışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. carefree. light hearted. harum-scarum. lymphatic. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. light-hearted. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy-go-lucky. lighthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir şeyin tamamı, takım, seri; müz gam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s av eti kokusunu andıran (bil hassa ağırlaşmış av eti); cesur, yiğit, gözüpek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gözle işaret, göz kırpma: Bir gamzı dilberâne ile. 2. Gammazlık, münafıklık: Gamz-ı düşman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göz kırpma, gözle işaret. 2. Naz ve şive ile kirpik süzerek bakma: Bir gamze ile baktı. 3. Yanakta, daha çok gülümserken beliren çukurluk, çenedeki çukurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple. coquettish glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1 غمزه yanak çukuru. 2.çene çukuru. 3.süzgün bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Süzgün bakış. 2.Çene veya yanak çukurluğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as needed/required. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kurulmuş, çekilmiş gerilmiş: Gergin ip, gergin bez. 2. mec. Ko pacak dereceye gelmiş: Araları, aralarındaki münasebet pek gergin. Gergin durmak = İnatçılık etmek, nobranlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretched. taut. strained. jumpy. tense. nervous. nervy. stressfull. tight. uptight. on edge. highly strung. skittish. drawn. high-strung. jittery. spread. stiff. on a knife-edge. on pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretched. taut. strained. jumpy. tense. nervous. nervy. stressfull. tight. uptight. on edge. highly strung. skittish. drawn. high-strung. jittery. spread. stiff. on a knife-edge. on pins and needles. fraught. overwork. timorous. tremulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taut. tense. stretched. tight. strained. fraught. intense. keyed up. stiff. uncool. uneasy. uptight. wrought up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tautly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gergin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tense. to become taut. become tense. to get stretched. to get tensed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stretched. to become tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tighten. to strain. to make tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). t. Kurulup çekilmiş şeyin hali: İpin, bezin gerginliği. 2. mec. Kopmak derecesine gelmiş olan münasebetlerin hâli, bozukluk: Aralarının gerginliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tautness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strain. stress. stretch. tension. tightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. tightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiddetle basmak: Horoz tavuğa gerginmek. 2. Sıkı sıkı sarılmak: Kertenkele ağaca gerginmek. 3. Ağır balta ile vurup kökünden kesmek (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gezginci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voyager. wanderer. widely traveled. traveller. traveler. passenger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itinerant. peripatetic. planetary. rover. widely traveled. wandering. tourist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourist. traveler. foot passenger. transient. sightseer. roving. wandering. moving. mobile. drifting. traveling. excursionist. itinerant. vacationer vacationist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gezmiş, çok yer görmüş. Fars. cihân-dîde, Ar. seyyah, Fr. turist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peripatetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itinerant. roving. peridatetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cin (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (ned,ning) çiğidi pamuktan ayıran makina, çırçır; mak. makara; maçuna; tuzak; f. pamuk çekirdeklerini çıkarmak; tuzağa düşürmek. gin block mak. vinç tornosu. gin rummy bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yeterlilik, yeter olma, lüzumu kadarına sahip olup fazlasını istememe. Ar. iktifa, kifayet: Tamahkâr adam gınâ bilmez. Kanaat sahibi gınâ getirince daha fazlasını istemez. 2. Zenginlik, servet: Erbâb-ı gınâdan. 3. mec. (Türkçe): Usanç, bıkma: Artık bu yemekten gınâ. Bu adam durmadan kendinden bahseder, artık söylediği sözler gınâ verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarkı söyleme, hânendelik, Fr. chant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. weariness. boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wealth. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غنا] zenginlik. 2.bıkkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Lirik. Fr. Iyrique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gnays.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. once again. still. nevertheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guinea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Konakri.

Nüfus: 6.392.000.

Yüzölçümü: 245.857 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gine-Bissau ve Senegal, Kuzeydoğuda Mali, Doğuda Fildişi Kıyısı, Güneyde Liberya ve Sierra Leone, Batıda Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Labe, Kankah, Kindla.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan %8.

Dil: Fransızca, Mandinka ve Ful dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: XVIII.yy. da bölgenin kuzey bölümü Gana imparatorluğunun bir parçasıydı. 1891’de Fransız sömürgesi oldu. 1958’de halkın bağımsızlık oylamasına evet demesiyle Fransızlar çekildi. Fransızların çekilmesinin ardından başkan Toure yüzünü Komünist ülkelere çevirdi. Başarısız bir Portekiz işgal girişiminin ardından binlerce muhalif 1970’lerde hapse atıldı. 1984 yılında Touren’in ölümünden sonra kanlı bir darbeyle askerler iktidarı ele geçirdi. 1991 yılında yeni bir anayasa kabul edildi, ancak demokrasi çabaları çok yetersizdi. 1993 yılındaki başkanlık seçimlerini Lansana Conte kazandı.

Glorioso Adaları.

Konum: Güney Afrika, Hint Okyanusunda adalar grubu, Madagaskar’ın kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 11 30 Güney enlemi, 47 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Alçak ve düz.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 12 m.

Doğal kaynakları: guano, hindistancevizi.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (sadece küçük bir Fransız askeri birliği yer almaktadır.) (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Glorioso Adaları.

yerel adı: Iles Glorieuses.

Bağımsızlık durumu: Fransa’nın müstemlekesidir.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

İletişim Bilgileri.

İletişim notu: 1 meteoroloji istasyonu.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Yok, sadece kıyıdan uzakta demir atılabilir.

Hava alanları: 1 (2006 verileri).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zencefil, zencefil kökü; argo canlılık; f. zencefil katmak; canlandırmak. ginger ale zencefilli gazoz. gingerbread i. zencefilli çorek; gösterişli süs. gingerbread tree dum ağacı, bot. Hyphaene thebaica gingersnap i. zencefilli çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. yavaşça, ihtiyatla; s. yavaş, ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca dokuma, çizgili pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diş etlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den Amerika'ya getirilen ve meyva da veren bir süs ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginseng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of the genus Aralia, the root of which is highly valued as a medicine among the Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese plant has become so rare that the American has largely taken its place, and its root is now an article of export from America to China.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The root, when dry, is of a yellowish white color, with a sweetness in the taste somewhat resembling that of licorice, combined with a slight aromatic bitterness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extract of ginseng root Demulcent, anti-irritant, soothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Chinese name for this sweet licorice-flavored root means 'human-shaped root ' Often used in teas, ginseng has been credited over the centuries for being everything from a restorative to an aphrodisiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herb , The most costly root, ginseng is a low-growing, shade-loving perennial herb of the Araliaceae family It is cultivated in China, Japan, Korea and Russia and can be taken in capsule form or as a tea The United States can also cultivate this root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A herb taken to boost energy. aromatic root of ginseng plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinseng; Çin'de ilâç yapımında çok kullanılan bir çeşit kök. gipsy bak. gypsy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Her yere sokulan, herkesle görüşen, sokulgan: Pek girgin adamdır. 2. Mensup, alâkalı, çatkın, içil dışlı: Kendisi oraya girgindir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her yere sokulup herkesle görüşen adamın hail, sokulganlık: Girginlik iyi ise de arsızlık derecesine varmamak 2. Birine bağlı olma, çatkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s.) asma; ipe çekerek idam; (çoğ.) oda duvarlarına asılan kumaş; (s.) asılı, sarkan; askıda kalmış, bir sonuca varılmamış; idama layık; idam cezası vermeye meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشمگين] öfkeli, hışımlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Hedging)

Nakit piyasada bulunulan bir pozisyondan oluşan risklerden diğer piyasalarda (futures, options vs.) pozisyon alarak korunmadır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همگنان] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hengâme. HENGAME (i. F.). 1. Zaman, vakit, esnâ, sıra: Hengâm-ı şebâb = Gençlik zamanı. Hengâm-ı bahâr = Bahar zamanı Cemiyet, topluluk: Zevk ve eğlence topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنگام] vakit, zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kavga. 2. Şamata, gürültü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هنگامه] kargaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Meddâh, oyuncu, hokkabaz. 2. Kavgacı, gürültücü. Ufak tefek şeyler satan çığırtkanlar. HENİ (i. A. «hanâ»dan smüş.) (m. heniyye). Sıhhata yarar, hazmı kolay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). heterogam, hem erkek hem dişi çiçek veren; iki ayrı cinsin birleşmesiyle hâsll olan. heterogamy (i). heterogamlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشمگين] öfkeli, hışımlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bencil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. erkek ve dişi organlan aynı zamanda olgunlaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. erkek ve dişi organların aynı zamanda olgunlaşması; biyol. benzerlerin çiftleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Başıboş olarak dörtnala gider gibi koşmak. 2. (atlar) Koşup her tarafa yayılmak. 3. Çapul için atla hücum etmek, at koşturarak her tarafa vurup geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitleri olan bir nevi orman ağacı: Akılgın = Başlıca sulak yerlerde hasıl olan ve açık penbe çiçek açan çeşit ki, kudret helvasının iyisi bunun yaprağında hasıl olur. Acı ılgın = Acı günlük denilen zamkı veren cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kumlu topraklarda yetişen ve çit bitkisi olarak kullanılan ağaççık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. exciting. engrossing. picturesque. absorbing. gripping. curious. quirky. taking. amazing. crackpot. fastmoving. juicy. kooky. quaint. far out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. exciting. engrossing. picturesque. absorbing. gripping. curious. quirky. taking. amazing. crackpot. fastmoving. juicy. kooky. quaint. far out. attractive. chamber. entertaining. exotic. piquant. refreshing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. challenging. piquant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı kiraz, yabanî kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılgın ormanı koruluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvur edilebilir, göz önüne getirilebilir. imaginably z. tasavvur edilebilir surette, göz önüne getirilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal mahsulu, hayali. imaginary number sanal sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal gucu; muhayyile, imgelem; hayal; tasavvur; kuruntu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal gücu kuvvetli, yaratıcı; iyi planlanmış. imaginatively z. hayal gücüne dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayal etmek, tasavvur ve tahayyül etmek, tasarımlamak; zannetmek, farz ve tahmin etmek; kavramak, anlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içine koymak, üzerine kılıf geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içine koyma, üzerine kılıf geçirme; (tıb.) bir kısım bağırsağın başka bir kısmın içine girmesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş, kemal bulmuş, olmuş: irgin yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İsilik, hararet kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eruca cappadocica Reut. (Cruciferae) 10-50 cm yükseklikte rozet yapraklı, sarımsı renkli çiçekli, bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Tohumlarından yağ çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jogging

sp. doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of giving a jog or jogs; traveling at a jog. running at a jog trot as a form of cardiopulmonary exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another term for inching, which is the movement of a crane hook, bridge or trolley when they are moved in short, jerky increments, such as stop and start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manual movement, either by hand or power operated, of the mechanical positioning components of machine tools to assist in set-up. rapid application of full power to a motor to move it or its load into position desired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowdrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amuderya’yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânetlemek, lânet ve nefret okumak, beddua etmek (terk edilmiş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük rende.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşkın su. 2.Bol, çok. 3.Doymuş, tok. 4.Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. 5.Çağlayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Elden kayan: Kaygın balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğrilmek, eğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılmış, aşağılamış, tenezzül etmiş, şiddeti geçmiş. Kırgın su = Pek sıcak değil, ılık. 2. Hatırı kırılmış, Fars. hâtır-mânde, hâtır-şikeste = Dargın. Ahmed bana kırgındır. 3. Hayvanlara düşen salgın hastalık: Balık kırgını «kırcın» gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt. disappointed. chagrined. disgruntled. injured. sore. vexed. wroth. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen. disillusioned. resentful. sore. hurt. offended. disappointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Dargınlık, hatır kalma: Bu kırgınlığın sebebi nedir? 2. Kırıklık, vücudda hissedilen gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. chagrin. gall. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offense. hurt. ache. soreness. fatigue. pique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok ısıtılmış, pek sıcak: Kızgın demir; kızgın su. 2. Dargın, gücenmiş, hiddete gelmiş: Şimdi pek kızgındır, söz söylenmez. 3. Şiddetlenmiş, alevlenmiş, aşırı olmuş: Kızgın kavga; kızgın münakaşa. 4. Azmış, azgın: Kızgın boğa, azgın kısrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. flaming. angry. pissed off. mad. red-hot. angry with. annoyed. ardent. baking. black. boiling. cross. dyspeptic. fervent. fierce. fiery. frowning. furious. glowing. hot-blooded. huffy. incensed. indignant. inflamed. irate. ireful. red. snappish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. belligerent. burning. fierce. fiery. furious. heated. indignant. irate. mad. ratty. surly. wild. hot. red-hot. cross. black. in heat. in rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red-hot. red or glowing with heat. angry. in heat. in rut. cross. hot and bothered. hot under the collar. huffish. irate. pissed off. sore. torrid. up- light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok ısınmış şeyin hâli, fazla sıcaklık: Demirin kızgınlığı. 2. Dargınlık, gücenme, hiddet, gazap: Şimdi kızgınlığı vardır. 3. Alevlenme, çok şiddetlenme: Kavganın, münakaşanın kızgınlığı. 4. Azgınlık, küsünme: Boğanın, İneğin, aygırın kızgınlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. furore. fury. indignation. temper. rut. heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. heat. rut. being red-hot. blinking / adj , adv /. displeasure. exasperation. flipping. indignation. ire. irritation. must. wrath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme; kemer kalıbı döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. tozluk, getr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لگام] gem. 2.dizgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemikleri ve başka organlan birbirine rapteden bağ; bağ, rabıta. ligamen'tal, ligamen'tous s., anat. bağ kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici olarak oturulan mesken; çoğ. pansiyon; kiralık oda. lodging house kiralık odaları olan ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Civanın başka bir madenle karıştırılmasından meydana gelen madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kenar, hudut; son hadde yakın hal; ihtiyaçtan fazla para ile yer veya zaman; tic. maliyet fiyat ile satış fiyatı arasındaki fark;sayfa kenarı; tic. ihtiyat akçesi; f. kenarına yazmak; kenar yapmak. margin of safety emniyet payı. buy on margin ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kenarda olan, kenarda yazılı; verimi veya değeri kullanılışını lüzumsuz kılacak kadar düşük; son hadde yakın olan; psik. şuur dışında kalan, belirsiz şekilde hissolunan. marginally z. değeri az olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. derkenarlar, çıkmalar, haşiyeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yazı sayfasında kenar bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Denizlerde, bulunulan yerin boylamını anlamaya yarayan Alet. 2. Bin kilometrelik ölçü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.evlilikten nefret. misogamist i.evlilikten nefret eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. monogame

tek eşli

Eşi bir tek olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Monogamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. sosyoloji). Erkek veya kadının tek eşle evlenmesi prensibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monogamie

top. b. tek eşlilik

Kadının veya erkeğin karşı cinsten yalnız bir kişiyle evlenebilmesini onaylayan, birden çok kadınla veya erkekle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teke!lilik, monogami; zool. tek eş ile çiftleşme. monogamist i. tekevli kimse. monogamous s. tekevli, monogam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dagm» dan İmef.) (mü. müdgama) (Arapça gramerde). Idgam olunmuş, bir cinsten olan iki harften diğerine çevrilen biri: «meded» den «med» olmak gibi. Diğerine müdgım-ı fîh denir. Müdgam harfe karşılık müdgam-ı fîhe bir şedde verilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuklara mahsus bir iskambil oyunu; iki ucun toplamı beş veya on olunca puan kazanılan domino oyunu; İng., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taneleri üstünde bulunan yani harmanda döğülmemiş arpa sapları: Hayvana mülâgama yedirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

el çabukluğu ile para zarfını sahte şeylerle dolu zarfla değiştirme hilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskli, misk gibi kokan; misk renginde: Zülf-i müşkîn.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, zamansız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (nağme’ nin c.). Nağmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Nağme söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nağme’nin cem’ü’lcem’I). Nağmeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نغمات] nağmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nagam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nagamât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yüzük (taşı). 2. Mühür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نگين] yüzük. 2.yüzük kaşı. 3.mühür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) kafa; ufak bardak; ufak bir içki öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazik, hoş davranan, yardım etmeye hazır. obligingly (z.) nazik bir şekilde. obligingness (i.) nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Bilim

Olay Ufku

Genel görelilikte olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgeyi sınırlayan kuşağa denir. Olay ufku, herhangi bir fiziksel incelemede bulunamadığımız bir uzay parçasıdır. Ne olay ufkundan ötesini bilinen yasalarla açıklama olanağı vardır, ne de orada ne olup bittiğini bilmenin bir yolu vardır.

Kara deliğin olay ufku

Bir yıldızın olay ufku, yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle orantılıdır. Örneğin kütlesi 10 Güneş kütlesi olan bir yıldız içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur. Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır. Kimi kara deliklerde iki olay ufku vardır. Kimileri "olay ufku" terimi yerine kara deliğe pek uygun olmamakla birlikte “kara deliğin yüzeyi” terimini kullanırlar. (Terimin uygun olmamasının nedeni, bir gezegen veya yıldızdaki gibi katı ve gazlardan oluşan bir yüzeyinin olmamasıdır.) Fakat burada birtakım özel nitelikler gösteren bir bölge söz konusu değildir; bir gözlemci kara deliğe ufku aşacak kadar yaklaşmış olabilseydi, kendisine yüzey izlenimi sağlayacak hiçbir özellik veya değişim hissedemeyecekti. Buna karşılık geri dönme girişlerinde bulunduğunda, artık bu bölgeden kaçamayacağının farkına varmış bulunacaktı. Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır. Bu durum, akıntısı güçlü bir denizde akıntıdan habersiz bir yüzücünün durumuna benzetilebilir. Öte yandan olay ufkunun sınırına yaklaşmış bir gözlemci, kara delikten yeterince uzaktaki bir gözlemciye kıyasla, zamanın farklı bir şekilde aktığının farkına varacaktır. Kara delikten uzakta olan gözlemcinin diğerine düzenli aralıklarla (örneğin birer saniye arayla) ışık işaretleri yolladığını varsayalım: Kara deliğe yakın gözlemci bu işaretleri hem daha enerjetik (ışığın kara deliğe düşmek üzere yaklaştıkça maviye kayma sonucuyla bu ışık işaretlerinin frekansı daha yüksek olacaktır) hem de ardışık işaretlerin aralarındaki zaman aralığı daha kısalmış (birer saniyeden daha az) olarak alacaktır. Yakın gözlemci, uzaktakine oranla zamanın daha hızlı aktığı izleminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci de aksine, diğerinde meydana gelen şeylerin gitgide daha yavaş seyrettiğini görecek, zamanın daha yavaş aktığı izleniminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci kara deliğe bir nesnenin düştüğünü görmesi halinde, ona nazaran "çekimsel kızıla kayma" ve "zamanın genleşmesi" fenomenleri birleşmiş durumda olacaktır: Nesneden çıkan işaretler gitgide kızıl, gitgide parlak (uzak gözlemciye varmadan önce gitgide artan enerji kaybıyla çıkarılan ışık) ve gitgide aralıklı olacaktır. Yani pratikte, gözlemciye varan ışık fotonlarının sayısı, gitgide hızla azalacaktır ve nesnenin kara deliğe gömülüp görünmez olmasının ardından tükenecektir. Nesnenin henüz olay ufku sınırında hareketsiz durduğunu gören uzaktaki gözlemcinin onun düşmesini engellemek üzere olay ufkuna yaklaşması boşuna olacaktır. Kara deliğin "tekilliği"ne yaklaşan bir gözlemciyi etkilemeye başlayan etkilere “gelgit etkileri” denir. Bu etkiler kütleçekim alanının homojen olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle nesnenin biçimsizleşmesine (doğal biçimini kaybetmesine) yol açarlar. Bu “gelgit etkileri bölgesi” dev kara deliklerde tümüyle olay ufkunda yer alır; fakat özellikle "yıldızsal kara delik"lerde olay ufkunun sınırını da aşarak etkide bulunur. Dolayısıyla yıldızsal kara deliğe yaklaşan bir astronot daha olay ufkuna geçmeden parçalanacakken, dev kara deliğe yaklaşan bir astronot, daha sonra “gelgit etkileri” ile yok edilecek olmakla birlikte, olay ufkuna bir güçlükle karşılaşmadan giriş yapacaktır.

Kaynak: Wikipedia

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağlı, yağ veren; sahte tatlı dilli, yağcı, piyazcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makas veya zamk kullanmaksızın kâğıt bükerek Japon usulü hayvan şekilleri yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asıl, köken, kaynak, başlangıç; nesil, doğuş, soy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asli, esasa ait, ilk; özgün, yeni, yeni icat olunmuş, orijinal; yaratıcı (zeka); i. aslı, kaynak, menşe; asıl nüsha, müsvedde; acayip kimse. original mind yaratıcı zeka. original sin ilah. kalı- tımla geçen veya doğuştan olan günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icat etmek, meydana getirmek, çıkarmak, yaratmak, gelmek, olmak. origina'tion i. icat etme veya olma; meydana gelme; yaratılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. e.g. for example. such as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for example. for instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz bilgin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü engin, geniş ve derin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kitap sayfalarını numaralamak. pagina'tion i. kitap sayfalarını numaralama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bergama'nın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). (bk.) Peyâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيغام] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peygamberin). Allah’ın verdiği emir ve haberleri getirip insanlara tebliğ eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. prophet yalvaç. elçi. resul. nebi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيغمبر] peygamber. 2.haberci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. - Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lignum vitae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelors button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Peygamberle alâkalı, peygambere mensup. 2. Peygamberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophethood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçekli bitkilerden her biri, fanerogam. phanerog'amous s. fanerogama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milletlerarası yardımcı dili olarak kullanılan karışık dil. Pidgin English Uzak Doğu'da kullanılan ingilizceden bozma karışık dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamçak, tahta maşrapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topu yukarı kaldırmaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polygame

top. b. çok eşli

Aynı zamanda birçok kadınla evli olan (erkek) veya birçok erkekle evli olan (kadın).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. polygamie

top. b. çok eşlilik

Karı veya kocadan herhangi birinin birden çok sayıda olmasının toplumsal olarak onaylandığı evlilik biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy. polygamy çokeşlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy. plural marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poligami, aynı zamanda birden fazla karısı olma sistemi veya geleneği, çok karılılık, polygamist i. birden fazla karısı olan adam. polygamous s. bir den fazla karısı olan; zool. birden fazla eşi olan; bot. aynı bitkide erdişi çiçeklerin dışında hem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü başı perişan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dinamik tazyikli jet motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F-). 1. Rengi olan, parlak renkli. 2. mec. Güzel, süslü. 3. Süslü (şiir, söz): Bir mısra-ı rengîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنگين] renkli. 2.hoş, havalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Renkli, parlak renkli. 2.Güzel, hoş. Süslü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nar renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin arması, donanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pas renkli, kahverengimsi kırmızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emel, istek, amaç, düşünce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Turpgillerden kökü sebze olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. cole-seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede. turnip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. rape. colza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica napus): Turpgiller familyasından; toprak altında şişkin bir yumru yapan, topaç biçiminde etli ve tatlı yumrumsu, iki yıllık bir bitkidir. Yaprakları parçalı ve tüylü, çiçekleri sarıdır. Yurdumuzda kökü basık ve yuvarlak olanlar makbüldür. İçeriğinde B vitamini ve madeni maddeler vardır. İdrar söktürür. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Mafsal şişliklerini indirir, şikayetleri giderir. Böbrek kumu ve taşının düşürülmesine yardımcı olur. Kullanıldığı yerler: Apse, dolama, kan çıbanı ve donmalarda kullanılır. Ergenlik sivilcesi ve egzama gibi cilt hastalıklarında faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Akciğerleri ve bronşları temizler, vücuda rahatlık verir. Boğaz iltihaplarını giderir. Nekahat devresini kısaltır. Kabızlığı giderir. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Salar, hücum eder: Salgın köpek. 2. Herkese kolaylıkla geçen, salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. epidemic. rife. epidemic. epidemical. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outbreak. contagious. epidemic. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Doğru yoldan sapmış, yolunu şaşırmış kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Candan, içten, yürekten. 2.Çekici cazibeli. 3.Kapalı, puslu hava. 4.İstekli, hevesli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sargın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. esteemed. respectable. prestigious. valued. notable. commanding. decent. important. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. eminent. honourable. reputable. respectable. honorable. respected. esteemed itibarlı. muteber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gören, sayılan, hatırlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prestige. esteem. honor. honour. credit. notability. repute. reputability. respectability. cachet. grace. importance. note. odor. odour. standing. venerability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. dignity. distinction. eminence. face. prestige. repute. standing. esteem. respect. eminence itibar. prestij.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectability. esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمگين] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلغم] şalgam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Semizlikten ağırlaşıp uyuklayan tenbel; tenbellikten semirip şişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taştan. Dil-1 sengin = Taştan yürek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سنگين] ağır. 2.taştan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eski Ahit kitabının MÖ 270'de başlanılan Yunanca tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F ). Gübre. Serglnotu = Bir çeşit sarmaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمگين] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sezgin). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sıvamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geyiğin iri bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moose. elk. fallow deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1.”Sığınılacak yer. Ar. melce. 2. Harpte bomba ve zehirli gaz tesirinden korunmak İçin, yer altında, zemin katlarda yapılan barınak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. refuge. bunker. air-raid shelter. asylum. burrow. cove. cover. covering. covert. cranny. creep. den. fastness. harbor. harbour. haven. lair. repair. sanctuary. stronghold. tabernacle. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. cover. harbour. haven. refuge. retreat. sanctuary. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbour. harborage. hole. sconce. hostel. resort. lee. emergency. air-raid shelter. asylum. burrow. cover. den. harbo u rage. haven. home. house of refuge. let- out. place of refuge. last resort. retreat. sanctuary. shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. taking sheltir. taking refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter in to take refuge behind sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of asylum. right of asylum / sanctuary. right of sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee. exile. asylum seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, ilticâ etmek: Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığını■ıml

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall back upon a thing. take refuge in. take shelter in. refuge. harbor. harbour. nestle. defect. take sanctuary. take to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. to take shelter in. to take refuge. to crouch down. to take refuge. to crouch down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shelter / refuge. to take cover. to take refuge. to take shelter. to cry on one's shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapılandığı yerde varlığı gereksiz görülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kırık dökük, perişan, dağınık. Sıngın adalar = Dağınık adalar. 2. Mağlûp.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kırık, dökük. 2.Dağınık. 3.Sıkıntılı, kederli. 4.Çekingen, gözü korkmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaçların büyük sürgünü. 2. Bir çeşit çam ağacı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üşütmekten meydana gelen keyisizliği gidermek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Toz şeker, karabiber, su.

Hazırlanışı : Bir tatlı kaşığı toz şeker ile 1 tatlı kaşığı toz karabiber karıştırılır. 1 bardak suda eritildikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catarrh. chill. cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. common cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina iskelesi; menzil arabasıyla yolculuk: sahneye koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. grup evliliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. erkek ve dişi hücrelerin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahatsız, huzursuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. perturbed. irritated. agitated. doubtful. bothersome. obsessed. solicitous. in a lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. uneasy. upset. disquieted. troubled. grumbling. restless. discontented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill at ease. uneasy. uncomfortable. apprehensive. worried. anxious. edgy. tense. nervous. on the jump. jumpy. on a knife edge. scared. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diquiet. to make sb feel ill at ease. to disturb. besiege. derange sb. discontent. molest. perturb. put out. ruffle. tease. unsettle. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasiness. perturbation. doubtfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomposure. restlessness. discontent. perturbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasiness. disquiet. apprehension. worry. anxiety. edginess. tenseness. nervousness. distrubance. disturbance. uncomfortable feeling. uneasy feeling. flap. unease. unrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ordusunda en küçük rütbeli amiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiral. commodore. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiralship. commodorship. rear admiralship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteyerek yapan; istekli; seve seve yapan. ungrudgingly z. seve seve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratma kabiliyeti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararsız, faydasız; aldırışsız ilgisiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terbiye, yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -nae) anat., zool. dölyolu, vajina, mehbil, hazne; bot. kılıf. vaginal s. dölyoluna ait; kılıfa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. döl yolunun çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dölyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, isteğine kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Verici, özverili kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baş dönmesi olan; sersemletici, baş döndürücü; terelelli. vertiginously z. baş döndürücü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kız, bakire; b.h. Hazreti Meryem; b.h., astr. Sünbüle burcu; s. baki reye yakışır, kız gibi, afif; kullanılmamış, dokunulmamış, temiz; tabii; el değmemiş, bakir. virgin forest bakir orman. Virgin Queen ingiltere kraliçesi 1. Elizabeth. virgin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. virginal, on altıncı ve on yedinci yuzyıllara ait ve çembaloya benzer ayaksız çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakireye yakışır, kıza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerindeki eyaletlerden biri. Virginia creeper frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia. Virginia reel bir Amerikan halk dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, bakirelik, iffetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. girdap gibi dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni bir çeşit ufak ve hafif iç yakımlı makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırılsıklam, çok yaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ayrı cinslerden olan organizmaları çiftleştirme. xenogamous s. ayrı cinslerden olan organizmaların çiftleştirilmesinden meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kengel): Bileşikgiller familyasından; 2 metre kadar boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yapraklarının ucu sivri diken şeklindedir. Ev ilaçlarında; kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Sinirleri güçlendirir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Diş ağrılarını giderir. Dişeti iltihaplarını giderir. Hazımsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Yabancı gözüyle bakmak, yabancı saymak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yağmur. 2.Düşman yağı. 3.Yiğit. 4.Arka, sırt.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yağın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Serap, ılgın. 2.Alev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(t). 1. Yanmış, yanık. 2. Fazla zarar görmüş. 3. Bina, orman vesairenin yanması: Bu gece filan yerde yangın vardı. Yangın kulesi = Yangını görüp haber vermek üzere işaret çekmeye mahsus yüksek kule. Yangın topu = Vaktiyle yangını haber vermek için atılan top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. madly in love. fever. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. conflagration. blanket insurance. calamity. casus major. fire insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Affetmek, bağışlamak, Osm. rahm, rahmet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. catholic. common. diffuse. diffusive. endemic. epidemic. expansive. extensive. familiar. far-flung. general. pandemic. pervasive. prevailing. prevalent. regnant. rife. wide. widespread. epidemical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. common. current. frequent. general. popular. prevalent. universal. widespread. pervasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widespread , prevalent in general use. common. expansive. frequent. pervasive. prevalent. rife. widespread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penetration. beign widespread. prevalence. catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zorlu, katı, şiddetli. 2.Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. 3.Bereketli, bol. 4.İyiliği seven. 5.Yakışıklı, güzel, ince. 6.Uygun yerinde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeğin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hüzünlü, tasalı, kaygılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Top, küme, birikmiş şeylerin teşkil ettiği bütün: Bir yığın kitap, eşya henüz yerleşmeyip yığın yığın duruyordu. 2. Kalabalık, izdiham, toplanmış, birikmiş halk: Bir yığın adam, yığınla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. congeries. agglomerate. tons. agglomeration. aggregation. bank. batch. budget. bulk. bundle. cartload. chunk. clamp. clump. collection. conglomerate. conglomeration. crowd. drove. flock. force. heap. hill. huddle. lump. mass. mound. pac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. clump. collection. conglomerate. conglomeration. crop. crowd. heap. huddle. lump. mass. mint. mound. parcel. pile. pot. stack. ton. volume. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. mass. stack. agglomeration. aggregation. batch. bed. bundle. chunk. clutter. collection. crowd. flock. heap. hill. lump. mountain. multitude. peck. pile. rabble. swarm. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi. 2. Asker yığma, Ar. tahaşşud.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalabalık, izdiham: Bir yığınlık gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplanmak, birikmek, top ve küme olmak: Eşya yığınıp kaldı. 2. Bayılıp düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yığın olan, yığılmış şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılmış, gözü korkmuş, ürkmüş: Yılgın askerle savaşmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen. terrified. daunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crestfallen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılgın olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parası, malı ve işe yarayan şeyleri çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. bonanza. in the chips. well-endowed. fertile. generous. in the money. moneyed. opulent. propertied. prosperous. rich. wealthy. well-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluent. gracious. loaded. opulent. prosperous. rich. wealthy. well-off. well-to-do. well-heeled. productive. fertile. showy. rich person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulent. rich. wealthy. affluent. productive. fertile. rich in. abounding in. in the chips. going strong. landed. lush. ample means. made of money. moneyed. heavy purse. ritzy. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zengin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrichment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make one's pile. to make a packet. prosper. to grow rich. rise. thrive. be well in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothe. enrich. prosper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. to enrich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrich. secundation. to make wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin olma hâli, servet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. circumstance. fortune. opulence. prosperity. riches. richness. substance. wealth. circumstances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affluence. opulence. resource. riches. richness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opulence. riches. richness. wealthiness. affluence. wealthy. productiveness. fertility. abundance. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by