Gayr-i Mahdûd ne demek? | Gayr-i Mahdûd anlamı nedir? | Gayr-i Mahdûd

Gayr-i Mahdûd anlamı nedir?

Gayr-i Mahdûd ne demek?

Gayr-i Mahdûd anlamı nedir?

Gayr-i Mahdûd | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gayr mahdûd

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağyar). 1. Başka, özge, diğer, Ar. Ahar, mâada: Gördüğümüzün gayrı bir adam. Onun gayrı. Beni gayra muhtaç bırakmayın. Ağyâra iltifat ediyor. (Benzerleri gibi bu da dilimizde ekseriya yanlış olarak bir «ı» ile kullanılır): Bu gayrı iştir. Gayrisini aramayın. Aramızda ayrı gayrı yoktur. 2. e. Arapça sıfatların başına girip menfi mânâsıyle mürekkep sıfatlar teşkil eder. Farsça’daki nâedatının karşılığıdır: Gayr-ı câiz = Caiz olmayan, Fars. nâ-revâ. Gayr-ı tabîİ = Tabiî olmayan. Gayr-ı mahdûd = Sınırsız, hadsiz. Gayr-ı muktedir = iktidarsız, Fars. nâ-tüvân. Gayr-ı müslim = Müslüman olmayan, islâm’ın gayrı bir dinde bulunan. Bigayr, min gayr = Menfi mânâ ifade eder: —siz, bilâ—: Bigayr-ı hak = Haksız yere. Min gayrı haddin = Haddim olmayarak. Gayr ez = den mâdâ, haricinde. Gayr-ez-güzeşte = Faizden başka, faizi hesab edilmediği halde. Ve gayrı hi ve gayrı zâlike = Vesairleri, ve başkaları. İlâ gayr-ün-nihâye = Sonu gelmemek üzere, böylece devam etmek, c. Rakipler, düşmanlar: Ağyâre vefâ bize cefâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غير] başka. 2.yabancı. 2.olmayan, değil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mümkün olmayan, imkânsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل] mümkün olmayan, imkansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل فهم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل ازاله] yok edilemez, giderilemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مرئی] görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مشروع] yasal olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير معين] belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محتمل] ihtimal verilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير منتظم] düzgün olmayan, düzenli olmayan, düzensiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İslâm dininden olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مسلم] müslüman olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غير اندیش] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kıskanma, kıskançlık: Korkarım gayret beni öldürür. 2. Sevgili ve kutsal bir şeye yabancıların tecavüz ve taarruzunu görmekten hasıl olan tahammülsüzlük duygusu. Ar. hamiyyet: Kendisinde vatan gayreti, din gayreti vardır. Aile hakkında gayretini herkes bilir. 3. Fevkalâde çalışma, himmet; rehavet mukabili: Bu işi bugün bitirmeye gayret etmeli. Bu iş sizin gayretinizle olacaktır. 4. Sabır, tahammül, bir belâ olunca erkekçe davranma: Böyle bir halde siz gayret etmelisiniz ki, sizin gayretiniz diğerlerine de teselli versin. Gayreti elden bırakmamalı. Gayret vermek = Cesaret vermek teselli etmek. Gayreti kesilmek = Cesaretini kaybetmek. Birinin gayretini gütmek = Ona taraftarlık etmek: Daima hemşehrilerinin gayretini güder. 5. e. Gayreti... = Davran, himmet et, çalışmaya devam eti

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. go. zeal. ardor. ardour. endeavor. endeavour. energy. assiduity. conation. enthusiasm. exertion. fervency. fervor. fervour. hastiness. industry. intentness. keenness. nerve. pep. push. sedulity. slog. snap. spurt. strenuousness. struggle. stu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. diligence. effort. exertion. glow. pains. push. snap. snatch. spurt. struggle. zeal. endeavour. toil. labour. enthusiasm. energy. endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. zeal. energy. perseverance. solicitude. ardour. assiduity. endeavour. exertion. fervour. go. industry. pull. verve. vigour. vim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غيرت] çaba. 2.kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Çalışma, çabalama. 2.Kıskanma, çekememe. 3.Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Din uğruna çalışma, gayret etme, didinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkekçesine çalışma, gayret etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gayretli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ غيرتکش] gayretli. 2.kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeal. partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelmek, himmet etmek. 2. Kıskanmak. 3. Hamiyet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışan ve himmet eden, yorulmaz, bıkmaz, çalışkan. 2. Kıskanç. 3. Hamiyetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. hardworking. zealous. persevering. arduous. assiduous. diligent. fervent. industrious. full of pep. sedulous. strenuous. studious. vigorous. full of vim. as keen as mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. avid. diligent. eager. fervent. strenuous. zealous. sedulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. persevering. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غيرتمند] gayretli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret ve hamiyeti, çalışkanlık ve himmeti olmayan, hamiyetsiz ve gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet, “çalışmama ve himmet eksikliği, hamiyetsizlik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça gayr’dan galat). 1. Başka, diğer, ötekiâ O gayrı iştir. 2. Ayrılık, fark: Aramızda ayrı gayrı yoktur, aile arasında ayrı gayriyi sevmem. 3. e. Artık, hele: Gayrı bende de takat kalmadı, (bk.) Gayri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any more. no more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other than. besides. apart from. im-. in-. un-. non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non. im. in. dis. un. now. well then. other / adj , adv ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılık, gayrılık, başkalık. Fr. altirit4.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غيریت] gayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahdut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محدود] sınırlı, kasıtlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Had ve sınırı olmayan, sınırsız. 2. Pek geniş, sonsuz, pâyansız, sınırsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامحدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيره] ondan başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيرهم] ondan başkaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by