Gayr-i Mer’i ne demek? | Gayr-i Mer’i anlamı nedir? | Gayr-i Mer’i

Gayr-i Mer’i anlamı nedir?

Gayr-i Mer’i ne demek?

Gayr-i Mer’i anlamı nedir?

Gayr-i Mer’i | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gayr meri

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مرئی] görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika; Güney ve Kuzey Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Amerikalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

america.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

states. america. the states.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yankee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be americanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen, menşei orası olan kaba bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar where drinks are served.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbleached and coarse calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. américanisme

Amerikancılık

Amerikancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Atom ağırlığı 241 olan ve sunî olarak elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Amerikalı Kızılderili veya Eskimo'larla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i).ecdadı ingiliz ve kendisi Amerikalı olan; (i). Anglo-Amerikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayali, gerçek olmayan. chimerically (z). hayali olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Homer'in destanlarında adı geçen ve karanlıkta yaşadıkları söylenen bir batılı ırk ile ilgili; kasvetli, iç kapayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtar, tembih (okullarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesor).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt. seat belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. senenin her gününde güneş ve birkaç yıldızın mevkiini tayin eden astronomik takvim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esmere çalan, buğday rengine bakan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) mitolojinin kişilerin ilahlaştırılmasından doğduğunu kabul eden kuram; mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri suren teori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağyar). 1. Başka, özge, diğer, Ar. Ahar, mâada: Gördüğümüzün gayrı bir adam. Onun gayrı. Beni gayra muhtaç bırakmayın. Ağyâra iltifat ediyor. (Benzerleri gibi bu da dilimizde ekseriya yanlış olarak bir «ı» ile kullanılır): Bu gayrı iştir. Gayrisini aramayın. Aramızda ayrı gayrı yoktur. 2. e. Arapça sıfatların başına girip menfi mânâsıyle mürekkep sıfatlar teşkil eder. Farsça’daki nâedatının karşılığıdır: Gayr-ı câiz = Caiz olmayan, Fars. nâ-revâ. Gayr-ı tabîİ = Tabiî olmayan. Gayr-ı mahdûd = Sınırsız, hadsiz. Gayr-ı muktedir = iktidarsız, Fars. nâ-tüvân. Gayr-ı müslim = Müslüman olmayan, islâm’ın gayrı bir dinde bulunan. Bigayr, min gayr = Menfi mânâ ifade eder: —siz, bilâ—: Bigayr-ı hak = Haksız yere. Min gayrı haddin = Haddim olmayarak. Gayr ez = den mâdâ, haricinde. Gayr-ez-güzeşte = Faizden başka, faizi hesab edilmediği halde. Ve gayrı hi ve gayrı zâlike = Vesairleri, ve başkaları. İlâ gayr-ün-nihâye = Sonu gelmemek üzere, böylece devam etmek, c. Rakipler, düşmanlar: Ağyâre vefâ bize cefâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غير] başka. 2.yabancı. 2.olmayan, değil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير ادراکی] idrak dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير اختياری] elinde olmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mümkün olmayan, imkânsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل] mümkün olmayan, imkansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل فهم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل ازاله] yok edilemez, giderilemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مرئی] görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مشروع] yasal olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير معين] belirsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محتمل] ihtimal verilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير منتظم] düzgün olmayan, düzenli olmayan, düzensiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İslâm dininden olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير مسلم] müslüman olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غير اندیش] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kıskanma, kıskançlık: Korkarım gayret beni öldürür. 2. Sevgili ve kutsal bir şeye yabancıların tecavüz ve taarruzunu görmekten hasıl olan tahammülsüzlük duygusu. Ar. hamiyyet: Kendisinde vatan gayreti, din gayreti vardır. Aile hakkında gayretini herkes bilir. 3. Fevkalâde çalışma, himmet; rehavet mukabili: Bu işi bugün bitirmeye gayret etmeli. Bu iş sizin gayretinizle olacaktır. 4. Sabır, tahammül, bir belâ olunca erkekçe davranma: Böyle bir halde siz gayret etmelisiniz ki, sizin gayretiniz diğerlerine de teselli versin. Gayreti elden bırakmamalı. Gayret vermek = Cesaret vermek teselli etmek. Gayreti kesilmek = Cesaretini kaybetmek. Birinin gayretini gütmek = Ona taraftarlık etmek: Daima hemşehrilerinin gayretini güder. 5. e. Gayreti... = Davran, himmet et, çalışmaya devam eti

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. go. zeal. ardor. ardour. endeavor. endeavour. energy. assiduity. conation. enthusiasm. exertion. fervency. fervor. fervour. hastiness. industry. intentness. keenness. nerve. pep. push. sedulity. slog. snap. spurt. strenuousness. struggle. stu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. diligence. effort. exertion. glow. pains. push. snap. snatch. spurt. struggle. zeal. endeavour. toil. labour. enthusiasm. energy. endeavor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. zeal. energy. perseverance. solicitude. ardour. assiduity. endeavour. exertion. fervour. go. industry. pull. verve. vigour. vim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غيرت] çaba. 2.kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Çalışma, çabalama. 2.Kıskanma, çekememe. 3.Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Din uğruna çalışma, gayret etme, didinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkekçesine çalışma, gayret etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gayretli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ غيرتکش] gayretli. 2.kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zeal. partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelmek, himmet etmek. 2. Kıskanmak. 3. Hamiyet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışan ve himmet eden, yorulmaz, bıkmaz, çalışkan. 2. Kıskanç. 3. Hamiyetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. hardworking. zealous. persevering. arduous. assiduous. diligent. fervent. industrious. full of pep. sedulous. strenuous. studious. vigorous. full of vim. as keen as mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. avid. diligent. eager. fervent. strenuous. zealous. sedulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. persevering. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غيرتمند] gayretli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gayret ve hamiyeti, çalışkanlık ve himmeti olmayan, hamiyetsiz ve gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet, “çalışmama ve himmet eksikliği, hamiyetsizlik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça gayr’dan galat). 1. Başka, diğer, ötekiâ O gayrı iştir. 2. Ayrılık, fark: Aramızda ayrı gayrı yoktur, aile arasında ayrı gayriyi sevmem. 3. e. Artık, hele: Gayrı bende de takat kalmadı, (bk.) Gayri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any more. no more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other than. besides. apart from. im-. in-. un-. non-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non. im. in. dis. un. now. well then. other / adj , adv ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılık, gayrılık, başkalık. Fr. altirit4.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غيریت] gayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jandarma gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Homer ve şiirlerine ait. Homeric laughter kah kaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HOŞMERYEM) (i.). Tuzsuz taze peynirle yapılan bir çeşit yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze peynir ve unla yapılan bir çeşit tatlı. (bk.) Höşmerim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (kim.) izomerili. isom'erism (i.) izomeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. i sos: eşit, meros: kısım) (kimya). Birbiriyle izomerili olan cisimlere «aralarında izomeri var» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isomerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Kendilerini meydana getiren maddeler aynı olduğu halde moleküllerinin yapısı yüzünden ayrı hususiyetler taşıyan cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kameriyye). Ay’a ait: Devr-i kameri = Ayin dönmesi. Sene-i kameriyye = Ay ile hesaplanan sene. ŞuhOr-i kameriyye = Ayin birer devrinden ibaret olan aylar. e. Hurûf-ı kameriyye = Arapça’da kelimenin beşında harf-i târlfle beraber oldukları vakit harf-i tarifin lâmı okunan harfler ki elif, be, cim, ha, hı, ayn, gayn, fe, kaf, kef, mim, vâv, he, ye harfleridir: El-bâb, el-ayn gibi. Diğerlerine hurûf-ı şemslyye denir. Bu iki isim «el-kamer ve’ş-şems» kelimelerinden çıkmıştır. Hangi harflerin hurûf-ı kameriyye’den, hangilerinin hurûf-ı şemsiyye’den olduğunu bilmek, eski harfleri doğru okumak için mutlak bir zarurettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summerhouse. arbour. bower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bower. arbor. alcove. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Mehtapta oturulmak üzere üstü örtülü ve etrafı açık çardak veya küçük köşk: Bahçenin bir tarafında güzel bir kameriye yaptırmış; bizi kameriyede kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمریه] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İrlanda'da bir şehrin ismi; bir, iki ve beşinci mısralan bir kafiyede ve üç ile dördüncü mısraları başka bir kafi- yede olan nükteli bir şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Balkan yarımadasının güneydoğu kesiminden geçen akarsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merâdet» ten smüş). isyan ve serkeşlikte inat ve ısrar eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., boylam dairesi, meridyen daire; doruk, zirve; s. meridyen; dorukta olan; öğle vaktine ait. meridian circle meridyen daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ekvatora dik olarak geçtiği farzedilen dairelerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méridien

gök b. boylam

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional. meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERİH) (i. A.). Güneşten uzaklık bakımından gezegenlerin dördüncüsü, dış gezegenlerin ilkidir, Fars. behrâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریخ] Mars.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dünya’dan sonra güneşe en yakın olan gezegen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasta üzerine konan bir çeşit krema; beze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. merinos koyununa veya yününe ait; i. merinos koyunu; merinos yününden yapılan kumaş; merinos yünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méristème

bit. b. sürgen doku

Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yararlık, değer; hüner, marifet; hak; mukâfat; fazilet; f. hak etmek, değer kazanmak, lâyık olmak. merit system A.B.D. devlet memurluğunda başarıya göre atama ve terfi sistemi. on his merits değerine göre. Order of Merit ingiliz kral veya krali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete layık, değerli, methedilmeye değer. meritoriously z. övülecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ondokuzuncu yüzyılda manyetizma ile hastaların tedavi edilebileceklerini ileri süren bir teori; ipnoz. mesmerize f. ipnotizma ile uyutmak; bütün dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sayıya ait, sayı ifade eden. numerical adjective sayı sıfatı. numerically (z.) sayıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nemérique

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Birçok molekülün tek molekül hâlinde birleşmesiyle meydana gelen izomeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğleden sonraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء قمریه] kamerî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqueduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alabaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alabaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sumer; Sümerce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .delice cesaret, aşırı cüret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerdeçal, bot. Curcuma longa. turmeric paper kim. zerdeçal kâğıdı, alkalik maddeleri muayene etmeye mahsus kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu meriç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., aşağ. Amerikanvari olmayan; Amerikan ideal ve prensiplerine uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيره] ondan başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وغيرهم] ondan başkaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by