Gaz ne demek? | Gaz anlamı nedir? | Gaz

Gaz anlamı nedir?

Gaz ne demek?

Gaz anlamı nedir?

Gaz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gaz

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: gase). 1. Katı ve sıvı olmayıp, hava gibi hafif ve uçucu cisim. Osm. cism-i tayyâr. Bir sıvıyı çok ısıtarak gaz haline koymak. Ar. sanılıp gazât suretinde cem’i de kullanılmıştır. 2. Maden kömürünü yakarak elde edilen ve borularla şehrin her tarafına iletilen; yakılınca eskiden sokak ve evleri aydınlatan ağır kokulu bir uçucu cisim: Gazla sokakları aydınlatmak. Aşağıdaki mânâdan ayırmak için havagazı dahi denir. Havagazı ile işleyen birçok makine icat olunmuştur. 3. (yanlış) Yerden çıkan nefte benzer madenî bir sıvı ki, tasfiyeden sonra zeytinyağı yerine lambada yanarak aydınlatmaya yarar, petrol: Gaz yakmak, gaz lambası, gaz tenekesi, sandığı. 4. Petrol yakan lâmba, ışık, çerâğ: Şu gazı yakına getirin, bana gösterin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous. gas. oil. fuel gas. exhalation. aero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. kerosene. gas. oil. flatulence. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas. kerosene. illuminating oil. vapor. vapour. fume. gaseous. aeriform. gauze. public-utility company. exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. f.). Başlama, işe koyulma. Agâz etmek = Başlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغاز] başlama. 2.başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(gı ile) (i. F.). Musiki başlangıcı, çalgıcıların ve okuyucuların Ahenk başlangıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening journal. evening paper. afternoon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Kurtagzı, Tavşandudağı, Anthirinum, Linaire, Muflier): Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Yanmadan sonra bacalardan çıkan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buharı, sülfür oksitleri, parçacıklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Başlangıcı kötü; kötü bir şekilde başlanmış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biogaz

gübre gazı

Hayvansal ve bitkisel atıkların oksijensiz ortamda ayrışması sonucu ortaya çıkan gaz karışımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağızın sonundaki dar yer ki yenilen şey yutulurken oradan geçip mideye gider. Gırtlağın yukarısı. 2. Bunun dış tarafı, boynun önü, gerdan; tilki postunun boğazı. 3. Her şeyin dar ve boğuk yeri. Şişenin boğazı. 4. İki dağ arasındaki dar geçit. Fars. derbent, Ar. akabe: Gülek boğazı. 5. İki kara arasındaki dar deniz: İstanbul Boğazı, Cebel-i TArik boğazı. 6. Çay ağzı, ırmağın denize döküldüğü yer. Menderes boğazı. 7. mec. Yiyecek, azık, kuvvet, yem: Atın boğazı, o yalnız boğazını düşünüyor. Boğazını çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak. 8. Boğaz hastalığı, boğazın şişmesi. Ar. hunnak: Boğaz olmak. Boğaz almak = Boğazı yakmak ve incitmek. Boğaziçi = İstanbul Boğazı ve İki sahili. Boşboğaz = Sır saklamaz. Pisboğaz = Obur, Ar. ekûl, yemeğe dayanamayan. Boğaz boğaza gelmek = Kavga edip döğüşmek. Boğazdan geçmemek = Bir sevdiğini düşünerek yalnız yemeğe kıyamamak. Boğazına sarılmak = Üstüne hücum etmek, karşı durmak. Sıkboğaz etmek = Kıstırıp zorlamak. Boğaza durmak = Yutamamak, yaramamak. Boğaz dokuz boğum = Söyliyeceğini düşünmekten kinaye. Boğaz tokluğuna = Yalnız karnını doyurmak için, ücretsiz çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jugular. pharyngal. pharyngeal. throat. neck. fauces. mountain pass. bosphorus. constriction. gorge. gullet. sound. strait. swallow. throttle. whistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gorge. gullet. keep. pass. strait. throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullet. strait. throat. esophagus. mountain pass. narrows. feeding. a mouth to feed. appetite. gorge. passage. neck. sound. passway. flue. channel. intake. canyon. ravine. gap. water gap. notch. defile. gate. keep. mouth. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, papatya.

Hazırlanışı : 1 tane elma külde pişirilir. Sonra ikiye bölünür. Üzerine 5 tane papatya çiçeğinin tozu ufalanıp, boğazın iki yanına konulur, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, Adaçayı, Arpa, Havuç suyu

Hazırlanışı : Bir litre saf sirkeye batırılan tülbent, boğaza sarılır. Yatmadan önce de ayak tabanları sirke ile oğulup, kurulanır. Veya Ilık adacayı ile gargara yapılır. Yada aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir.Bir başka tedavi de Arpa çayı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the bosphorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir boğazı savunmak için sahile yapılan hisar. İstanbul Boğazı üzerindeki Rumelihasarı’nın asıl adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini boğazlarcasına kıyasıya dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight violently with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have someone slaughtered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok yemek yiyen, sık sık acıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a throat. having a neck. gluttonous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big eater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürkten boğaz sargısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az yemek yiyen, iştahsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her şeyi söyleyen, saklamayan. Geveze, bir şeyler söylemeden duramayan: «Boşboğazı ateşe atmışlar da odun yaş demiş».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicative. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. indiscreet. babbler. blabermouth. to have a long tongue. unbridled tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boşboğaz olma hali, her şeyi söyleme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle talk. garrulity. indiscretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk indiscreetly. babble. chatter. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department store. emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. crisis. hard times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. strait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow pass. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall newspaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun okunur) (i. A. c.) (m. lugaz). Lugazlar, bilmeceler, (bk.) Lugaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergalip).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the grapevine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerosene lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil lamp. kerosene lamp. gas-lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas mask. gaz mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas burner / fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerator pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas pedal. accelerator pad / pedal. foot accelerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas burner / heater. kerosene / oil stove. gas heater. oilstove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraffin oil. gasoil. kerosine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Din uğruna yapılan savaş ve kazanılan galibiyet, din düşmanlarına galip gelme. Ar. gazve, cihâd: Gazâ etmek, gazâya gitmek: Gazi-yı ekber = En büyük gazâ ki, tasavvufta insanın kendi nefsine karşı yaptığı savaştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a coastal region at the southeastern corner of the Mediterranean bordering Israel and Egypt; 'he is a Palestinian from Gaza'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزا] savaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din uğruna savaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gazap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غضب] hiddet, kızgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gazaplı, öfkeli, kızgın. Ar. hadîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hırsla, gazapla, öfke ile.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo adam, delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geyik yavrusu, genç Ahû. mec. Güzel, sevgili, ürkek genç kız. Çeşm-i gazâl = Ceylan gözü, şiirde sevgilinin gözleri için kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزال] ceylan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ceylan. 2.Geyik, âhû. 3.Geyik yavrusu. 4.Güzel göz, irigöz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geyik yavrsunun dişisi; dişi, genç Ahû.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dişi geyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arslan, Ar. esed, Fars. şîr. 2. mec. Kahraman ve cesur adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غضنفر] arslan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İri arslan, şir. 2.Cesur, yürekli, yiğit adam. 3.Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arslana yakışır surette, cesurca. Fars. şîrâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GAZAB) (i. A.). Öfke, hiddet, kızma, kızgınlık: Gazap etmek: Gazaba gelmek. Gazaba uğramak = Büyük bir adamın hiddetine duçar olmak. Allah’ın gazabı = Afet, felâket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. wrath. curse. heat. indignation. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, kızmak, gazaba gelmek, hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, kızgın, Ar. gazûb, Fars. gazab-nâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazruf). Gazruflar, kıkırdaklar, (bk.) Gazruf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gazve). Gazveler, kutsat savaşlar, (bk.) Gazve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزوات] savaşlar, harpler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazab’dan smüş.). Öfkeli, kızgın, hiddetli, Ar. hadîd, Fars. gazab-nâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Kadınların kullandığı allık ve ruj.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gözünü dikip bakmak; i. dik bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görüş sahası geniş olan balkon veya taraça, manzaralı ev; A.B.D., argo adam, delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burnundan ziyade gözü ile av kollayan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Klasik Arap FarsTürk şiirinin en ünlü formu. 5-15 beyitli her türlü konudan, fakat ekseriya aşktan bahseden lirik şiir. 2. Bu şiirin Türk musikisinde taksim edildiği yeni usuldür. Fakat makamla okunduğu zaman dindışı bir musiki formu olarak aldığı ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazelle. ode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The black currant; also, the wild plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Gazelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyric poem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزل] lirik şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Latif. 2.Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3.Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) Gazel okuyan hatip ve ekseriya müzisyen. Türk musikisinde bir şiiri irticâlî olarak taksim eden yani usulsüz, fakat makamla okuyan hânende. (bk.) Gazel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gazel söyleyen yani yazan şair. «Gazel okuyan» mânâsındaki gazel-hân ile karıştırmamalıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غزل خوان] gazel okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gazeller. Gazelliyyât-ı Fuzûlî = Fuzûlî’nin gazelleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزليات] gazeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ceylan, ahu, gazal, zool. Antilope dorcas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ağacın yaprakları) Kuruyup düşmek, sararıp dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غزل سرا] gazel şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: gazette). Ekseriya gündelik ve in folio (büyük boyda) çıkan, haber veren yayın organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazette. journal. news medium. newspaper. paper. sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. journal. newspaper. paper. sheet. daily paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Gazeteler

Günün manşetlerini, öne çıkan haberlerini burdan takip edebilirsiniz.

Gazeteler by

Türkçe Sözlük

(i.). Gazete idarehane ve matbaası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir gazetede yazı işleri kısmında çalışan basın mensubu, yazar, muhabir, foto muhabiri, musahhih, ressam vs.: O, eski bir gazetecidir. 2. Gazete gezdirip satan, Ar. müvezzî: Bir gazeteci geçerse gazete alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazetteer. journalist. legman. news agent. news-dealer. newsman. newspaperman. pressman. publicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalist. newsagent. pressman. seller of newspaper. newsdealer. bookstall. newsagent's. newsstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalist. newsman. newspaper seller / reporter. owner of a newspaper. newspaperman. news dealer / room / vendor / stand. gazette writer. knight of the pen. news agent. news boy. news man. newsy. publicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gazete yayınlamak veya yazmak mesleği: Öteden beri gazetecilik ediyor. Gazetecilikle geçiniyor. 2. Gazete satanın işi, Osm. müvezzîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet street. journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalism. fourth estate. newsprinting. profession of journalism. publicism. science of journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the papers. printed word media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gazete, ingiltere'de resmi gazete; f. resmi gazetede ilân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlas, atlastaki bilgi, coğrafya isimleri indeksi..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gazeviyye). Gazâya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havagazı fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasworks. gas board. gas house. gas plant. gas works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gazâ’dan if.). 1. Gazâ eden, düşmana karşı harbetmeye giden, bir memleketi fetheden veya zafer kazanan asker, kumandan ve hükümdar. Ar. mücahid, fâtih: Osman Gazi, Orhan Gazi, Gazi Osman Paşa. Ya gazi, ya şehid. 2. Türkçe: Gerdana asmaya mahsus yazılı altın. Gaziler helvası = Bir çeşit un helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war veteran. wounded veteran. ghazi. ataturk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veteran. warrior for the faith or islam. ghazi. war veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who fights on behalf of Islam. war veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atatürk. old campaigner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غازی] savaşmış, gaza yapmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah yolunda savaşan kişi. 2.Gaza sırasında yaralanan kimse. 3.Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4.2.Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Gazi sıfat ve unvanı: Gaziliği falan muharebede kazanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: kazino). Müşterilerine yemek ve temsil veren yahut kumar oynatan müessese (kelime Türkçe’de büyükçe kahvehane ve birahaneler için de kullanılmaktadır), (bk.) Kazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. cafe. large coffee house. refreshment bar. night-club. club. officers' mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor café. a big night club. casino. gambling resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazâret’ten smüş.) (mü. gazîre). Bol, kesretli, ziyade, fazla. Ar. vâfir (en fazla su, süt vesaire hakkında kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gazir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Yanma hadisesi olmadan meydana gelen ışık, Ar. lem’a (Fr. luminescense).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı anber çiçeği ağacı, mimoza çeşitlerinden bir küçük ağaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotfoot. travel. to smear with kerosene. to accelerate. to smear with paraffin. to step on the gas. to travel. to run away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear or sprinkle with kerosene. to accelerate an automobile. gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır. Aşağıdaki reçeteler, gazı boşaltmak için kullanılır. Çocuklara uygulanmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Fındık.

Hazırlanışı : Kabukları temizlenmiş bir avuç fındık havanda iyice dövülür. Yemeklerden yarım saat sonra bir çorba kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaseous. gassy. gas-filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing gas. containing kerosene. gaseous. gassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.) (Fransızca gaze’ den.O da vaktiyle bu dokumanın imal edildiği Güney Filistin’in Gazze şehrinin adından). Pek ince tül, tülbent, bürümcük: Gaz ile sarmışlar. Yüzünü gaz ile örtmüş. Gaz bezi veya gazlı bez = Yaraları sarmakta kullanılan tül, bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze dressing. surgical gauze. aceptic gauze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Gazları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Havagazının, depo edildiği silindir şeklindeki büyük depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large gas storage tank. gasholder. gasometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: limonade gazeuse’de). Limon tuzu ile şeker ve bazı asitlerden yapılan köpürücü şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop. soda. sweetened carbonated water. fizzy lemonade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda pop. soft drink. soda water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gazârîf). Kıkırdak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gazrûfiyye) (anatomi). Kıkırdak çeşidinden olan: Mevâdd-ı gazrûfiyye = Kıkırdağa ait maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gazab›dan imüb.). Öfkeli, kızgın, hiddetli, şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gazavât) (bazı Arap kabilelerinin bilhassa câhiliye devrindeki savaşlarına da gazve denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غزوه] savaş, din savaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Petrol, (bk.) Gaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İplikçi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden. - Babası “Gazzal-iplikçi” sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isı veya ışık temin etmek maksadıyle yakılarak kullanılan bir gaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Atın dört nalla koşması. 2.Hücum, akın. 3.Çankırı ilinin ilçe merkezi. 4.Batı Karadeniz bölgesinin en yüksek dağ kitlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ilgar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâğıt. bk. Kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made shop. ready made shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (y. k.). Birçeneklilerden, çeşitli tatlı su ve deniz bitkilerini toplayan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek zayıf ve kuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elgaaz). Anlaşılması ve halli müşkül olacak surette uydurulmuş söz, bilmece; edebî bilgilerdendir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لغز] bilmece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. mahzen’den alınmış olan Fr. magasin). 1. Büyük dükkân: Bir mağaza açtı. 2. Ticarî eşya koymaya mahsus mahzen: Tuz mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. shop. emporium. shebang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shop. stand. store. large store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse. large store. storeroom. stores. magazine. stand. stock room. depot. warehouse room. multiple store. emporium. establishment. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مغازی] savaşlar, gazalar. 2.savaş öyküleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. A.) Geniş kitleleri ilgilendirecek çeşitli konulardan söz eden resimli mecmua.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mag. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrated magazine. mag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine , stack-room , stacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dergi, mecmua; depo; cephane deposu; silahta fişek hazinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.). Gazâlar, gazveler. Ebu’l-feth ve’l-megaazî = Fetih ve gazâları çok olan büyük kumandan veya hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan if.) (mü. mugazziyye) (mugaddi galat-ı meşhurdur). Besleyen, besleyici: Buğday, pirinçten daha mugazzîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climax. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climax. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgasm. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who greedily devours absolutely anything that is edible. glutton. gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeniden başlama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرآغاز] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıldızlara bakmak, yıldızları tetkik etmek; hayallere dalmak. star gazer i. yıldızlara bakan kimse; dalgın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepegöz, kurbağa (balık), zool. Uranoscopus scaber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغذی] beslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full lick. full throttle. gas full. throttle full open. perfect gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ»dan) (tegaddî galattır). Beslenme: Çocuk en ziyade annesinin sütüyle tegazzî eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazab»dan). Gazaba gelme, öfkelenme, hiddetlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazel» den), t. Gazel söyleme. 2. Güzelliğini şiir veya nesirle belirterek bir kadını övme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغزل] gazel söyleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottled gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by