Gen ne demek? | Gen anlamı nedir? | Gen

Gen anlamı nedir?

Gen ne demek?

Gen anlamı nedir?

Gen | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gen

Türkçe Sözlük

(i.). Geni;, (bk.) Geniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gene. gon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix used in scientific words in the sense of producing, generating: as, amphigen, amidogen, halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix meaning produced, generated; as, exogen. informal term for information; 'give me the gen on your new line of computers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal term for information; 'give me the gen on your new line of computers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generator. general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General terms, which may apply to various areas of energy, particularly renewable energy technologies. generator. genitive case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

X An expert system expert-system developed by General Electric. adv: yet, now, still, again; further, besides, moreover 734.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to , toward , towards , gene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıta, fail; iş, faaliyet; acentalık, vekâlet; acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gündem, görülecek işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fail, amil; etkili olan kimse veya şey; acente, temsilci; vekil. free agent başkalarına karşı hesap vermek mecburiyetinde olmayan kimse, kendi kendine karar verebilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka arkaya ve kapalı olarak uç uca eklenmiş altı kenardan ibaret türlü şekillerin umumî adı, müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon. hexagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). antijen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., hane. gümüş (s). gümüş renginde, parlak, beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arjantin. Argentine (s)., (i). Arjantinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Balık pullarından elde edilen ve sahte inci yapımında kullanılan gümüşümsü bir madde; (s). gümüş gibi, gümüşle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yükselen, yukarı dogru kıvrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Attorney General.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). toplama işleminde birinci rakam, ekleme ile büyüyen miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kendiliğinden vücut bulma, kendi kendine peyda olma. autogenet'ic (s). kendi kendine peyda olan; jeol suyun tesiri ile peyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendi kendine hâsıl olan. autogenous welding kendiliginden ve ek maden kullanmadan kaynama (maden parçaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Dost, arkadaş. 2.Sevgili, yar. 3.Temiz yaratılıştı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beğenme. Hünkâr beğendi: 1. Bir nevi sarı çiçek ki, mavisine bey beğendi denir. 2. Kızartma veya tencere kebabı ile yapılır bir nevi patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beğendirmek, birine beğeneceği bir şeyi göstermek veya birçok şeylerin içinden birini seçtirmekO adama elbise beğendirmek ne kadar zor. Sürünün içinde koyun beğendirmek. 2. Kabûl ve takdir ettirmek, makbûle geçecek bir iş yapmak: Yazımı beğendiremedim. Hizmetçi, efendisine işini beğendirmeye ça lışmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb to like sth. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Beğenilmek, kabûl olunmak, makbule geçmek: Yazısı beğenildi. Sesi beğenildi. 2. Seçilmek, intihap olunmak, tercih edilmek: Bir sürünün içinde ancak üç dört koyun beğenildi. İkisinden hangisi beğenildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be approved of. get across. go down. win recognition. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be liked. to be admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appreciated. to win approval. to acquire vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beğeniş, takdir, kabûl, Ar. istihsân, Fars. pesend. 2. Seçme, intihap, ihtiyar, tercih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beğenme, (bk.) Beğeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapprove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liking. admiration. appreciation. approval. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beğenmek, iyi bulmak, kabûl ve takdir etmek, Osm. pesend eylemek: Bu çiçeğin kokusunu beğenmedim. Yazısını çok beğendiler. 2. Seçmek, intihap etmek, hoşa gideni ayırıp almak: Sürüye girin de istediğiniz kadar koyun beğenin. Bir mağazada çorap beğeniyordu. 3. Tenezzül etmek, saymak: Adam beğenmiyor, kimseyi beğenmez. Kendini beğenmiş: Fars. Hod-pesend, Ar. mağrur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. approve. appreciate. enjoy. applaud. care. decide on. decide up. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applaud. dig. enjoy. like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to like. to admire. to approve of. to choose. to prefer. care for. enjoy. fancy. get a kick out of. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ve galatı: beğenmemezlik). 1. Beğenmemezlik, takdir etmeme, hoşlanmama: Ben, yemek hakkında beğenmezlik etmem. 2. Tenezzül, sayma-’ ma, kimseyi beğenmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Birbiri ardından gelen ve kapalı olarak uç uca eklenmiş beş kenarın meydana getirebileceği çeşitli şekillerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilge).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible. pliable. supple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kansere sebep olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekinme huyu olan, ürkek. Ar. muhteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. shy. timid. uncommunicative. unsociable. unsocial. reserved. retiring. bashful. coy. demure. diffident. distrustful of oneself. eunuch. faint. fainthearted. farouche. mousy. shrinking. standoffish. timorous. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. bashful. coy. diffident. inhibited. reserved. retiring. sheepish. shy. timid. hesitant. mousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. hesitant. ashamed. bashful. coy. diffident. faint hearted. gutless. inhibited. offish. reserved. retiring. shamefaced. shy. strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli madde öncüsü, kromojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebe ve menşeleri ihtilâftı, esmer renkte bir kavim. Kıbtî. Elek ve kalbur yapmakla, ayı ve maymun oynatmakla, demircilik ve çalgıcılıkla meşhurdurlar. mec. 1. Arsız, hayâsız. 2. Pek hasis, alçak. Çingene borcu = Bakkala, kasaba ve bu gibi esnafa olan ufak tefek borçlar. Çingene palamudu = Palamut batığının Adi ve ufak bir cinsi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gypsy. gipsy. romany. zingaro. didicoi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. mean. stingy cimrigypsy. gypsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. tzigane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingeneler’e yakışır surette. 2. Pek arsızca, hayâsızlıkla. 3. Pek fazla hasislikle, vakar ve haysiyet gözetmeksizin. 4. (hi.). Çingene dilinde: Çingenece söylemek. Çingeneler’in konuştukları dil: Çingenece, Arî dillerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingene cinsiyeti: Onun çingeneliği yüzünden bellidir. 2. mec. Arsızlık, hayasızlık. 3. Pek fazla hasislik: Ne çingene adaml

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çoğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇOĞUNDUR (i.). Pancar, yer kökü, sehven havuç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inandırıcı, ikna edici, kuvvetli. cogency (i). ikna kuvveti, inandırıcılık. cogently (z). ikna ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Kenarları her taraftan doğru çizgilerle çevrilmiş satıh parçası. Ar. mudallâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon. number polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun; cana yakın, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan olan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişme, temas, değme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtimal; beklenmedik olay. contingency fund bir bütçede beklenmedik ihtiyaçlara karşı ayrılan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtimal; olay, rastlantı; grup, asker grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). henüz belli olmayan sebeplere dayanan, şarta bağlı. contingent on dayanarak, bağlı; (huk). vuku bulup bulmayacagı şüpheli olan vakaya tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). tümey teğet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cirit oyununda topu tutmaya mahsus ucu eğri değnek. Çevgân, savlecan (F. «çevgân» ın bundan olması muhtemeldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çözgün.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). soğukla ve özellikle son derece soğukla ilgili ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kiyanus; siyanür iyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değnek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deterjan, temizleyici madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. movable hareketli. müteharrik. dynamic dinamik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. active. moving. in motion. mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectangle. oblong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblong. rectangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectangular. rectangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Birbiriyle yahut kesim noktasındaki teğetleriyle dik açı yapacak tarzda kesişen, kaim: Dikgen doğrular. Dikgen eğriler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthogonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkat, ihtimam, sebatlı çalışma, gayret, çalışkanlık; on sekizinci asırda Avrupa'da kullanılan atlı posta arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gayretli, dikkatli, çalışkan. diligently (z). gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diren, ot vs. toplamaya ve harman savurmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi olmayan, kurnaz, iki yüzlü, gizli maksadı olan. disingenuously (z). samimiyetsizlikle, iki yüzlülükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harmanda ekini döğdükleri dibi çakmak taşlı Alet, döven. (bk.) Düven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i matematik) Dört kenardan meydana gelen geometrik şekil. Dikdörtgen = Açıları dik olan paralelkenar. Eşkenar dörtgen = Dört kenarı birbirine eşit olan dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrilateral. quadrangle. square. quad. tetragon. quadrilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangle. quadrilateral. tetragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrilateral. quandrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer y. k.). Meçhul ve pasif fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlaklık parıltı, ihtişam, şaşaa, nur. effulgent (s). ışık saçan, parlak, şaşaalı. effulgently (z). ışık saçarak, parlak bir şekilde, şaşaalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Düşüren, yıkan, yere atan. 2.Alıcı, yakıcı, düşürücü. - (bkz.Figen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ege).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek, (Alm). kendi: eigenvalue bir denklemin şartlarından birinin müsait olabilen değerlerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ani olarak ortaya çıkan güç durum, âcil ihtiyaç veya vaka; icap. emergency door, emergency exit tehlike zamanında kullanılan çıkış kapısı. emergency ration olağanüstü zamanlara mahsus yemek paketi. in case of emergency icabında, âcil bir durumda. s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hâsıl etmek, vucuda getirmek, meydana çıkarmak; doğurmak, tevlit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Jeoloji). Üçüncü zamanın kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épigénèse

biy. sıralı oluş

Birbirini takip etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: irmek’ten, irgen). Bü!Üğ yaşına erip de henüz evlenmemiş. Ar. azeb, Fars. bekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden yeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergenç).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büluğ çağı. 2. Bü luğ çağında yüzde çıkan sivilceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. puberty. acne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelorhood. the acne common in adolescence. zit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. puberty. teens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. erimek’den). Ağızda erir gibi lezzetli ve hoş (meyve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nephew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korunmak, saklanmak. 2. Kıyılmamak: Esirgenecek şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be protected from. to be withheld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) estrojen, memelilerde dişilik hormonları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Müteaddî, faktitif, (bk.) Faktitif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) insan ırkının soyaçekim yoluyla zihnen ve bedenen geliştirilmesine dair; gelecek nesillerin ıslahına ait; kalıtımla geçen iyi haslatlara sahip. eugenics (i.) insan ırkının soyaçekim yoluyla ıslahına çalışan bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İşini bilen, tedbirli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ettiren; icbar edici, zorlayıcı, çok acele, acil; buhranlı; çok şey isteyen, fazla kuvvet ve enerji sarf ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bot.) dıştan büyüyen bitki; sapı her sene dış halkalarla büyüyen bitki. exo'genous (s.), (biyol.) dıştan doğan, dış etkilere bağlı olarak büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep basil. basil reyhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(reyhanotu): Ballıbabagillerden; yaprakları güzel kokan bir çeşit süs bitkisidir. Akfesleğen, hindfesleğeni, yabanifesleğen, yerfesleğeni gibi çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Hazımsızlığı giderir. Baş dönmesini durdurur. Zafiyeti giderir. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu; sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratı kaçırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. y. A.). Reyhan da denilen güzel kokulu bitki. Saksılarda yetiştirilir. Ak fesleğen, Hind fesleğeni, yabanî fesleğen, yer fesleğeni = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyokim). kan pıhtısını meydana getiren madde, fibrinojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atıcı, yıkıcı (efgen de denir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Atıcı, yıkıcı, düşürücü.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. phylogenèse

biy. soy oluş

Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atıcı, yıkıcı, düşürücü. Efgen ile aynıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ,şiir çok parlak, şaşaalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeable. pervious. conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous. permeable. conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeable. conductive. pervious. porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bazı cisimlerin, içlerinden başka şeyleri geçirme hususiyeti, nüfuziyet: Kumlu toprakların geçirgenliği fazladır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazine, define.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Taze, yaşlı olmayan. Ar. şâb, Fars. civân: Genç adam, genç at, gençlerin Adetidir. 2. Taze, yeni, körpe: Genç ağaç. Genç irisi = İri yapılı delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young. youthful. juvenile. adolescent. junior. green. teen. youngish. youth. young man. juvenile. adolescent. junior. teen. teenager. teeny. sapling. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh. junior. juvenile. kid. lad. little. tender. young. youth. youthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young. in the prime of youth. adolescent. maiden soil. rent boy. wet behind the ears. youngster. youthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گنج] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hazine define. 2.(a.) Naz, eda, cilve.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç kal. -(bkz.Genç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli, hilal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kuzey Azerbaycan’ın Baku’dan sonra en büyük şehri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek genç, körpe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gençleşmek, gençlik tazeliğini almak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni taze, körpe kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığan, Osm. istiâb edilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazine, define.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گنجينه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç olmak, gençlik kuvvet ve tazeliği kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become youthful. to be rejuvenated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rejuvenate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tazelik, Osm. civanlık, şebâb: Dünyada gençlik gibi nimet yoktur. Gençlik kuvveti. 2. Gençlik zamanı, Osm. ahd-i şebâb: Gençliğim hatırıma geldi. Gençlik bir daha gelmez. Allah gençliğini bağışlasın. Gençliğe doymak — Gençlik, zamanını hoş geçirmek. Gençliğine doymadı = Genç iken öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youthful. youth. youthfulness. juvenility. adolescence. juvenescence. puppyhood. prime. the young. young generation. bloom. dew. green. may.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young. youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. youthfulness. the young. the younger generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazinedar, hazîne bekçisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - İlkbahar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jandarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jandarma gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ismin cinsi, cinsiyet. common gender her iki cins için ortak olan kelime. feminine gender dişil, müennes. masculine gender eril, müzekker. neuter gender camit, cansız, nötr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندیده] kokuşmuş, kötü kokmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buğday.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندمگون] buğday rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندم] buğday.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yine. (bk.) Yine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns between the exons; it is considered a unit of heredity; 'genes were formerly called factors'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. still. nevertheless. even so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the unit of heredity A gene contains hereditary information encoded in the form of DNA and is located at a specific position on a chromosome in a cell's nucleus Genes determine many aspects of anatomy and physiology by controlling the production of protei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See also: gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity A gene is a sequence of nucleotide bases located in a particular position on a particular chromosome that encodes for a specific RNA molecule or protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The segment of DNA on a chromosome that contains the information necessary to make a protein A gene is the unit of biological inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity passed from parent to offspring Genes are pieces of DNA, and most genes contain the information for making a specific protein 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of hereditary information A gene is a section of a DNA molecule that specifies the production of a particular protein More on genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The gene is the functional unit of heredity which occupies a specific place on a chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two different subtleties to the definitions, depending on whether you are refering to prokaryotic or eukaryotic genes! In both cases it is a unit of heredity, however in eukaryotes this unit may include both the protein coding region, and RNA coding regio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of genetic material ; a segment of DNA that contains the information for a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of heredity Each gene sits on a chromosome within the cell nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Segment of DNA specifying a unit of genetic information; an ordered sequence of nucleotide base pairs that produce a certain product that has a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organized sequence of molecules that 'spells out' the information necessary to construct a specific messenger called 'messenger RNA' which, in turn, makes a specific protein Every cell requires a host of genes that act as blueprints to produce highly s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic unit of hereditary information A gene consists of a DNA segment, which includes information for the synthesis of RNA In some cases this RNA itself is the final product However, it is mostly used for the transport of genetic information to the riboso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DNA segment which, due to its individual composition of pairs of bases, is responsible for the production of specific proteins Genes are the basic units of heredity The order in which the 4 bases of DNA are linked in a gene is called the sequence of a gen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made-up of DNA and contained in every cell, they are sets of instructions that control biological development and function You inherit genes as distinct units from your parents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product. a unit of inheritance; a working subunit of DNA E

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of heredity that occupies a particular position on the DNA molecule in a chromosome; a segment of DNA containing all of the information necessary to make proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural unit of the hereditary material, which is the physical basis for the transmission of the characteristics of living organisms from one generation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of of DNA Genes are segments of chromosomes found in the nucleus of cells This hereditary information usually directs the formation of a protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity, responsible for specific traits such as eye color A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific sequence of DNA that encodes for a specific trait, characteristic, or protein in an organism. a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, şecere, silsile, soy; nesep tetkiki. genealogist i. nesep mütehassısı, şecereci. genealogize f. nesep tetkiki ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. public. broad. common. collective. across-the-board. blanket. catholic. exoteric. generic. grand. liberal. overhead. plenary. prevailing. prevalent. running. sweeping. widespread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. broad. common. current. general. generic. grand. popular. prevalent. public. rife. running. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. global. public. broad / adj ,. catholic. common. overall. pandemic. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty. general pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government budget. master budget. general budget. overall budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general overhead. overhead cost. overhead s rate. total outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general outlook. overall picture / survey / view. overall picture. panorama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general shareholders'assembly. general meeting. plenary meeting. General Assembly. General Meeting. plenary committee. house floor. full assembly. plenary assembly. plenary session. full session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager. general director / manager. chief executive. chief general manager. director general. head manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head office. chief management. general management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary general. general secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel. bordello. bordel. bagnio. bawdyhouse. call house. disorderly house. house of ill fame. house of ill repute. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. bawdy house. bordello. disorderly house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. whorehouse. bawdy house. case house. house of ill fame. massage parlour. parlo u r house. sporting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i) (uyd. k.). Tamim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Tamim etme, umumîleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to generalize. to make general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalize. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth general. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumiyet, umumî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. genus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Albaydan sonra başlayan ve mareşalliğe kadar çıkan yüksek rütbeli subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Comprehending many species or individuals; not special or particular; including all particulars; as, a general inference or conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not restrained or limited to a precise import; not specific; vague; indefinite; lax in signification; as, a loose and general expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common to many, or the greatest number; widely spread; prevalent; extensive, though not universal; as, a general opinion; a general custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a relation to all; common to the whole; as, Adam, our general sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a whole; in gross; for the most part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usual; common, on most occasions; as, his general habit or method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the total; that which comprehends or relates to all, or the chief part; opposed to particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief military officers of a government or country; the commander of an army, of a body of men not less than a brigade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In European armies, the highest military rank next below field marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The roll of the drum which calls the troops together; as, to beat the general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief of an order of monks, or of all the houses or congregations under the same rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public; the people; the vulgar. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular' a general officer of the highest rank the head of a religious order or congregation command as a general; 'We are generaled by an incompet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. pasha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general officer of the highest rank. the head of a religious order or congregation. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular'. command as a general; 'We are generaled by an incompetent!'. applying to all or most me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The export of this software is governed by US Department of commerce under the export administration regulations and by Canadian export regulations By downloading or using a Rupp software product you are certifying that you are not a national of Cuba, Ira

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite their impressive size, eland are excellent jumpers and clear 2m with apparent ease They are timid animals and become nervous with the slightest disturbance They are extremely docile and attempts have been made to domesticate the eland both for mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin The airport at which a passenger or cargo shipment or flight begins its journey Destination The airport at which a passenger or cargo shipment or flight ends its journey Scheduled Airline An air carrier which operates over certificated routes, base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This area has a single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General information about the search engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choosing a Host Hosting Terminology Protection of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errors that can't be classified in any other way are considered general errors To fix the problem, read the details of the error and act accordingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction Purpose Whats Gnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-Farm Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search index used by Item Lookup; the General index seems to contain all fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Main Page About Inspiritive People Company Policies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting that aligns numbers on the right side of a cell, aligns text on the left side, indicates negative numbers with a minus sign on the left side of a number, and displays as many digits in a number as a cell's width allows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chapter : annual meeting of the heads of all abbeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Sitemap Glossary Recent News Related Links Contact Info. /Allgemeines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heritage Dictionary Cambridge Dictionaries Online Dictionary com. number of terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. umumi, genel, külli; umuma ait, şümullü; içinde her şey bulunan; kesin olmayan, takribi; i. umum, avam, halk; ask. general. general average den. büyük avarya. general cargo den. karışık yük. general delivery postrestant, postanede sahibine te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, âli cenaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, alicenap, eli açık; asil; mebzul, bol, bereketli; verimli, mümbit; sert, çarpan (içki). generously z. cömertçe. generousness i. cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hilkat, yaratılış, meydana gelme; başlangıç, mebde, menşe; b.h. Tekvin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sansara benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage biyol., psik. kalıtım. genetically z. jenetik bakımından, jenetik yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jenetik, soyaçekim olaylarını inceleyen biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlılardaki veraset hadiselerini inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Genetik

kalıtım bilimi

Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cenevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Cengiz Han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güler yüzlü, şen, hoş; müsait; hayat verici. genially z. güler yüzlü olarak, hoşa giden bir davranışla. genial'ity, gen'ialness i. sempatik oluş, sevimlilik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diz gibi mafsalları olan; diz gibi bükülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cin, peri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı gen). 1. Bol, Ar. vâsi: Geniş yol, geniş meydan. Geniş boru, delik. 2. Enli, Ar. arîz: Geniş kumaş. 3. mec. Laubâll, kayıtsız: Onun mezhebi geniş. 4. Ferah, kolay, sühûletli: Onun hali geniştir. Geniş gönüllü; kayıtsız, gamsız. 5. Demirci Aletlerinden bir çeşit rende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse / wide angle. obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş açılı objektif sayesinde, fotoğrafını çekeceğiniz kişiden veya alandan uzaklaşmanıza gerek kalmadan her fotoğrafa çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz. Bu özellik manzara ve parti çekimlerinde ve kareye daha fazlasını sığdırmak istediğiniz tüm durumlarda en büyük yardımcınız olacak.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her zaman açık ve ultra hızlı olan Geniş bant, size saniye 24 MB veya üstü hızlarda yüksek hızlı karşıda ve karşıdan yükleme sunan sürekli bir Internet bağlantısıdır. Telefon hattınızla bir arada çalıştığından, her iki dünyanın en iyisine sahip olabilirsiniz: sabit kablolu hattan konuşurken aynı anda Internet’i kullanma. Internet’te müzik, e-kitap, video akışı ararken veya yalnızca gezinirken içeriğe daha hızlı ve daha az gecikmeli (tabi gecikme olursa) olarak erişirsiniz. Geniş bandın şimdi dünyanın her tarafından kullanılmasının nedeni budur: dizüstü bilgisayarlardan ve PC’lerden cep telefonlarına, BRAVIA HDTV’lere ve PlayStation® oyun konsollarına… yapmak istediğiniz ne olursa olsun World Wide Web’e hızlı ve kolay bir şekilde bağlanma.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir televizyonu tanımlamak için kullanıldığında, geniş ekran genellikle DVD ve HDTV yayınları izlemek için en uygun oran olan 16:9 en boy oranını ifade eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların 16:9 kayıtları (özel donanımlı video kameralar tarafından çekilmiş) tam formatta, bozulma olmadan izlemesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple present tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. extension. broadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. broading. spreading. enlargement. evolution. widening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bollanmak, enli olmak, Osm. tevessü eylemek, kesb-i vüs’ at etmek: Bu elbise eskidikçe genişledi. Yollar genişledi. 2. Geçinmesi kolaylaşmak: Hâli vakti genişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. extend. expand. dilate. enlarge. spread out. broaden. splay. sprawl. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broaden. dilate. enlarge. expand. widen. to broaden out. to widen. to broaden. to enlarge. to dilate. to expand. to extend. to ease up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to widen. to broaden. to expand. to ease up. to expend. branch out. bulk. eke out. enlarge. evolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bollanmak, tevessü etmek, enli olmak: Bu bahçe epey genişlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wider or broader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement. extension. broadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widening. broadening. amplification. extension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geniş etmek, bollatmak, tevsi etmek, açmak: Yolu, bahçeyi, kapıyı genişletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. broaden. enlarge. expand. amplify. dilate. extend. let out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplify. broaden. canalize. dilate. enlarge. expand. extend. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. expand. extend. to widen. to broaden. amplify. develop. dilate. enlarge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bolluk, vüs’at: Yolun, meydanın genişliği. 2. En, arz: Kumaşın genişliği. 3. Kolaylık, geçim ferahlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wideness. width. breadth. amplitude. spaciousness. roominess. largeness. openness. ampleness. expanse. expansion. extent. spread. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplitude. breadth. extent. width. wideness. ease. extensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

width. wideness. comfort. wealth. amplitude. breadth. immensity. latitude. profundity. range. scope. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katırtırnagı, bot. Genista scoparia, Genista luncea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tenasül uzuvlarına ait; i., çoğ. tenasül uzuvları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tenasül organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). ismin bir hali, ismin başka isme bağlı olduğunu gösterir. Eksiz veya ekli olabilir. Genitif ekleri ın, in, nın, nin vs. dir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génitif

db. tamlayan durumu

Ad görevindeki sözün taşıdığı kavramı başka bir kavrama -ın / -in / -un / -ün, -nın / -nin / -nun / -nün ekiyle bağlayan durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram isim ve zamirlerin -in hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek. tenasül organlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. tenasül ve idrar yollarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. geniuses) deha, üstün kabiliyet, istidat, yetenek, özel vasıf, ozellik, hususiyet; dahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(coğ. genii) i. cin, peri, insan kaderine hükmeden kimse; biri iyi ve diğeri kötü iki periden biri; eski Roma mitolojisinde bir kimseyi veya yeri himaye eden cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burun deliğinin boğazla birleştiği yer. Genizden söylemek = Hım hım etmek. Ger.ze kaçmak = (yiyip içilen şey) Boğazdan burun deliğine gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasal passage. nasal passages. nasal fossae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasal passages / fosse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatation. dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. dilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilation. expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expand. to dilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilate. to be dilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Genişlik, dirlik, ferahlık. 2. (fizik) itreşimli bir noktanın titreşim merkezine olan en büyük uzaklığının iki katı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplitude. spaciousness. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cenova şehri. Genoese s., i. Cenovalı, Cenevizli(ler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırım, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üreme hücrelerindeki kromozomların hepsine verilen isim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génotype

soy yapısı

Bir canlının genlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarz, tür, nevi; güz. san. günlük hayatı tasvir eden tarz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da eskiden toplanan emekli devlet adamları heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. gentes) antro. erkeklerden hesaplanan soy silsilesi; eski Roma tarihinde kabile, geniş soy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir mesele hakkında milletvekilleri tarafından başbakana veya bakanlardan birine açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenilen sual, Osm. istîzâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general questioning in parliament. interpellation istizah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquiry. censure motion. interpellation. general questioning in parliament of a minister of members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion to censure. non-confidence motion. no-confidence motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo erkek, adam. gent. kıs. gentleman, gentlemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soylu, kibar. (Bu kelime simdi küçültücü bir anlamda kullanılabilir) genteelly z. kibarca, zarif bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan otu, bot. Gentiana lutea; ecza. bu bitkinin kökünden yapılan bir kuvvet ilâcı. red gentian kızıl kantaron, bot. Gentiana purpurea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dinsel edebiyatta Musevi olmayan kimse; s. Musevi olmayan; putperest; Romalılarda bir kabile veya millete ait; herhangi bir ırka veya memlekete verilen isme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., baz. asağ. asalet; asalete has vasıflar, kibarlık; çoğ. sahte kibarIık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nazik, yumuşak huylu, kibar; tatlı; ıIımlı, mutedil; soylu, asil; hafif, latif. gently z. yavaşça, tatlılıkla, şefkatle, nezaketle. gentleness i. tatlılık, nezaket, şefkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. soylu kişiler, yüksek tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi bir aileden gelen kadın, hanımefendi, kibar kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. İngiltere'de orta sınıf; aydın tabaka, belirli bir sınıfa küçültücü nitelikte verilen isim: the lightfingered gentry yankesici takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. diz çökmek (bilhassa ibadette). genuflec'tion, genuflex'ion i. diz çökme (bilhassa ibadette) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakiki, gerçek, mevsuk, taklit veya sahte olmayan; asli; içten gelen, samimi. genuinely z. gerçekten, hakikaten. genuineness i. içtenlik, samimiyet, gerçek oluş, hakikilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. genera) i., biyol. birkaç türden meydana gelen cins; nevi, kısım, takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Bir elips çizerek güneşin etrafında dolanan gök cisimlerinden her biri: Güneşe yakınlık sırasıyle başlıca gezegenler şunlardır: Utarit (Merkür), Zühre (Venüs), Arz (Yer), Merih (Mars), Müşteri (Jüpiter), Zuhal (Satürn), Uranüs, Neptün, Plüton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planetary. planet. globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planet. planet seyyare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş etrafında dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interplanetary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavşan yavrusu. 2. Benekli tavşan. 3. Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslü ve iyi giyinmiş, çengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. erki Türkçe). 1. Görekli, güzel, gösterişli. 2. Damat. Moğolca’da bu mânâya geldiği için Timur’un unvanıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert ve dayanıklı ve cilâ almaya elverişli kayın ağacına benzer bir orman ağacı ki, çeşitleri vardır: Ak, ala, kara gürgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hornbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reech. hornbeam. horn beech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hornbeam. horn beach. made of hornbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görgülü, güzel, gösterişli. 2. Doğu Türkleri ve Moğollar’da imparatorluk (hâkanlık) hanedanına dâmâd olan (Timur’un unvanı buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gürgen, meşe, kestane vs. gibi ağaçları içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrıya kapılmaya sebep olan ilaç. hallucinogen'ic (s.), (i.) sanrıya kapılmaya sebep olan (esrar) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. accomodating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Ayrı cinsten.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısımları veya içindeki fertler birbirinden farklı, hep aynı cins olmayan (grup, toplum); ayrı cinsten, heterogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı. cinsten olan, cinsteş, mütecanis, tek türlü, türdeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mütecanis hale getirmek; homojenize etmek; dövüp kıvamına getirmek. homogeniza'tion i. mütecanis hale getirme. homogenizer i. mütecanis hale getiren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soydan gelme sonucunda görülen yapı benzerliği. homogenous s. yapı itibarıyle bir birine benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen. hydrogen bomb hidrojen bombası. hydrogen peroxide oksijenli su. hydrogen sulphide kim. hidrojen sülfidi. hydrog'enate f. hidrojenle birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. yeraltında oluşan (kaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; doğuştan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fakir, züğürt, yoksul. indigence i. fakirlik, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil down to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iptila, düşkünlük; müsamaha, hoşgörü, göz yumma; Kat. pişmanlık hâsıl olunca kilise tarafından günah cezasından bir kısmının affolunması; tic., huk. borç vadesinin uzatılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsamahakâr, hoş görülü. indulgently z. müsamaha ile, göz yumarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünerli, marifetli; zeki, usta; usta işi, maharetle yapılmış. ingeniously z. maharetle, ustallkla. ingeniousness i. maharet, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. saf kız; sahnede saf kız rolü yapan kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; maharet, hüner, marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli, samimi, candan; masum, saf. ingenuously z. açlk yüreklilikle. ingenuousness i. açlk yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asi, baş kaldıran, kafa tutan; i. ihtilalci, asi. insurgence, insurgency i. ayaklanma, isyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akıl, zekâ, anlayış; istidat; zekâ sahibi; malumat, haber; bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıllı, zeki, anlayışlı; kabiliyetli; maharetli, usta. intelligently (z.) akıllıca, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzlaşmaz, uzlasması imkansız; (i.), (pol.) uzlaşmayan kimse, ihtilafçı. intransigence (i.) uyuşmazlık, ihtilafta inat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşan, acele eden. Ar. acûl, Fars. şitâbân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşma, acele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabı çıkarılan papuçluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent. rodent. gnawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyice gelişmiş bulunan, memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. boastful. cocksure. cocky. conceited. haughty. immodest. pompous. pretentious. prig. proud. smug. supercilious. superior. swollen. upstage. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big head. bumptious. cocky. conceited. haughty. high. hoity toity. immodest. jumped up. orotund. overweening. self- complacent. smug. sniffy. stuck- up. uppish. vain. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nedenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimoza çeşitlerinden bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir çokgende yon yana olmayan veya bir çokyüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asteroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çabuk küsen. 2. Kin tutan. 3. Alıngan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). İçinde veya üstünde el yıkanan ve bazı sıvıların dökülmesinde ve başka böyle işlerde kullanılan maden veya çiniden çeşitli şekillerde kap: El leğeni, çamaşır leğeni, zerzevat leğeni, bulaşık leğeni. Leğen ibrik = El ve yüz yıkama takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelvic. basin. bowl. washbasin. washbowl. dolly tub. washtub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. pelvis. tub. bowl. pelvis havsala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washtub. large pan pelvis. basin. pan. washbowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelvis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masal, hikaye, menkıbe; azizlerin hayatına dair hikaye; sikke veya harita ve resim üzerindeki yazı. legendary s. masal türünden, rivayet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyatta masal türü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. galibarda, morumsu kırmızı boya veya renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Sıkıştıracak veya basacak Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. vice. vise. mangle. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. press. vise. screw vice. chuck. holdfast. bench clamp. calender. extractor. brake. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkların ve bilhassa beyazlarla siyahların melezleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. efsane yaratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihmal, gaflet; ihmalkarlık, kayıtsızlık, dikkatsizlik. gross negligence büyük gaflet. negligent s. ihmalci, savsak kayıtsız. negligently z. dikkatsizlikle, baştan savma olarak; lâubalice, saygısızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaba bir çeşit dikiş. 2. Silindir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azot, nitrojen. nitrog' enous (s.) nitrojene ait, azotlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) seksen yaşında, seksenlik (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapan sürerken öküzleri dürtmek için kullanılan uzun ve ucu iğneli deynek (küçüğüne «tbizlengeç» ve daha uzununa «masastıra» ve «arda» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğendire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Basan, zaf(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ontogénèse

biy. birey oluş

Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Organ. 2.İnce halat, urgan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). En yüksek rütbeli general ki, görevi ordu komutanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. dağlann oluşumu, dağoluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. düz oluş, ortogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık çeşidinden çok öten bir cins siyah küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş Ekran TV’yi, 4:3 ya da letterbox yayınlarda otomatik olarak gerekli zoom moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastful. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksijen. oxygenate, oxygenize f. oksijen ile karıştırmak, içine oksijen katmak. oxygena'tion i. oksijenlesme, oksitlenme, oksitlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oksijen ile hidrojen karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü geniş, rahat, sakin kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sakin, ağırbaşlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özgenay). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Döllenmemiş yumurtalarla üreme. Bazı böceklerde görülür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parthénogenése

biy. döllenmesiz üreme

Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kendiliğinden. üreme, cinsi munasebet olmadan vaki olan doğum, partenogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığa sebebiyet veren mikrop veya virüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ışık husule getiren veya saçan; fotojenik, fotoğrafta güzel çıkan. photogenically z. fotojenik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bitki veya hayvan tipinin gelişim tarihi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin başlangıç ve gelişimi ile uğraşan ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalga gibi çarpan veya döven, yankılanan; gurultulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk cet, ata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk evlât olma; huk. büyük evlât hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cet, ata, dede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soy, nesil, torunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikojenez, akıl gelişimi, zihni gelişim. psychogenet'ic s. psikojenezle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ruhtan çıkan; ruhi etkilerle meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kokusu sert, tadı acı, keskin kokulu; acıtan, batan; bot. sivri; sert, haşin, tesirli, acı. pungency i. acılık, keskinlik (koku veya tat). pungently z. acı acı, keskin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. cerahat hasıl eden; cerahat teşekkülüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, pyrogenous s. ateşten oluşan; tıb. ateş husule ge- tiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pislikten veya çürümüş şeylerden meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. kırk yaşında (kimse), kırk ile elli yaşları ara- sında (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elli yaşında, elli yaşlarında olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) miyar, belirteç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak, şaşaalı, muhteşem, revnaklı. refulgence, refulgency (i.) parlaklık, revnak, şaşaa. refulgently (z.) parlayarak, ihtişamla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarlık, krallık, saltanat; vekillik, kral naipliği; vekiller heyeti; vekillik müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) vekillik eden; (i.) saltanat vekili; kral naibi; bazı üniversitelerde idare heyeti üyesi. regentship (i.) vekillik sıfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık; bot. iç yaprakları ayrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

röntgen ışınları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Röntgen adından). 1. Röntgen adlı bilgin tarafından bulunan ışınlar, X ışınları. 2. X ışınlarının ışınım birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

x-ray. radiological. rontgen. x-ray. radiography. roentgen. roentgenogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

X-ray. voyeurism. x ray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roentgen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Röntgen ışınlarıyla tedavi mütehassısı. 2. (argo) Kadınları gizlice gözetleyen cinsî sapık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeper. peeping tom. voyeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeping tom. x-ray specialist. peeper. voyeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voyeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

X-ray specialist. peeping Tom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voyeurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiography. peeping. voyeurism. peep. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an X-ray specialist. voyeurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peek. peep. to peep. to peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüten; çürümüş maddede yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) Sekiz kenarlı çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagonal. octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi isteklerine düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetmişle yetmiş dokuz yaşları arasında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Başını eğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelf. shopwindow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Laf. 2.Vitrin. 3.Tepelerdeki düzlük y(Erkek İsmi) 4.Yorgun, perişan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevmiş, seven.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmışa ait; (i.) altmış ile yetmiş yaşları arasındaki kimse, altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) altmış, altmışar; altmış yaşındaki; (i.) altmışlık kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sezen, hisseden, duyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. bir parça, bir nebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan gözünü yormadan titreşimli görsel görünümler sağlamak için ince ayarlanmış resimler elde etmeyi sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sporla üreme; spor husule gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sporla üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorlu, yeğin; zor şartlarda engellenmiş; sıkı, dar; paraselik çeken; ikna edici kandırıcı. stringency i. sıkılık; para darlığı. stringently z. para darlığıyla; sıkıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acente yardımcısı; ikinci mümessil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. genera) biyol. altcins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. teğet altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. emsalsiz, eşsiz, yegâne, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı boya ve boya astarı gibi kullanılan zirkonyum madeni: Sülüğen sürmek, sülüğenle boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. continued. lasting. chronic müzmin. kronik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yüksek bitkilerde çok yüzlü ve kolay üreyen hücreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sürüngenlerden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reptile. reptilian. reptile. creeper. reptilian. reptant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reptile. reptilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reptile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zool.). Yılan, kertenkele, kaplumbağa gibi yerde sürünerek yürüyen hayvanlar sınıfı, Ar. zevâhif

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içinde süt gibi beyaz bir sıvı olan bitkiler: Ağaç sütleğeni, balık sütleğeni, sarı sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(euphorbia): Sütleğengiller familyasından; süt gibi beyaz ve zehirli bir özsuyu taşıyan, bir veya çok yıllık, otsu veya odunsu bir bitkidir. Yurdumuzda 60 kadar çeşidi vardır. Önerilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kabızlığı giderir. Sıtma ve sarılıkta da kulanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, sütleğen kınaotu, gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanjant.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dokunan; geom. teğet kabilinden; i., geom. teğet; tanjant. go off at a tangent birden konu değiştirmek. tangency i. teğet geçme; konuya bağlı kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teğet halindeki; yüzeysel. tangentially z. yüzeysel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F„ Ar. tarh = düzen, Fars. efgenden = atmak), (bk.) Tarhendâz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yerde doğmuş, topraktan çıkmış veya meydana gelmiş; (jeol.) karadan gelen toprak ile denizin dibinde oluşan veya buna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., trudgen stroke kulaçlama yüzüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduda en küçük rütbeli general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general. brigadier. air commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) şişkin. turges'cence , -cy i. şiş, şişlik; abartma. turges'cent s. şişecek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uç uca konulmuş üç doğru parçasından yapılmış kapalı şekil ki, uçlu noktalarına tepe, doğru parçalarına kenar denir. Dik üçgen = Kenarlarından ikisi bir birine dikey olan üçgen. Eşkenar üçgen = Uç kenarı da birbirine eşit olan üçgen, Ar. müselles.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle. trigon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle. triangular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yüce, yüksek, ulu. 2.İyilik tanrısına verilen ad. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yüce, ulu, yiğit. 2.Ülgen - alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yüce, ulu kimse. - Ülgen - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük oğlu varis olarak kabul eden sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert olmayan, cimri; sert; âlicenap olmayan. ungenerously z. cömertlik göstermeyerek, cimrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele; ısrar; sıkıştırma, zorunluluk kaçınılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acil acele olan; zorunlu, kaçınılmaz; ısrar eden; çok sıkıştıran. urgently z. önemle; acele ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., zool. idrar yolları veya tenasül uzuvlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. urinogenital.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek. 2.Gelişmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. cansızdan doğma; neslinden tamamen farklı olduğu düşünülen üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Yedi köşeli çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heptagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heptagon. heptagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kardeş çocuğu: O adam filânın yeğenidir. O kız benim yeğenimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustura.

Türkçe Sözlük by