Gene ne demek? | Gene anlamı nedir? | Gene

Gene anlamı nedir?

Gene ne demek?

Gene anlamı nedir?

Gene | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gene

Türkçe Sözlük

(i.). Yine. (bk.) Yine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns between the exons; it is considered a unit of heredity; 'genes were formerly called factors'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. still. nevertheless. even so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the unit of heredity A gene contains hereditary information encoded in the form of DNA and is located at a specific position on a chromosome in a cell's nucleus Genes determine many aspects of anatomy and physiology by controlling the production of protei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See also: gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity A gene is a sequence of nucleotide bases located in a particular position on a particular chromosome that encodes for a specific RNA molecule or protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The segment of DNA on a chromosome that contains the information necessary to make a protein A gene is the unit of biological inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional and physical unit of heredity passed from parent to offspring Genes are pieces of DNA, and most genes contain the information for making a specific protein 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of hereditary information A gene is a section of a DNA molecule that specifies the production of a particular protein More on genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The gene is the functional unit of heredity which occupies a specific place on a chromosome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two different subtleties to the definitions, depending on whether you are refering to prokaryotic or eukaryotic genes! In both cases it is a unit of heredity, however in eukaryotes this unit may include both the protein coding region, and RNA coding regio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of genetic material ; a segment of DNA that contains the information for a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of heredity Each gene sits on a chromosome within the cell nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Segment of DNA specifying a unit of genetic information; an ordered sequence of nucleotide base pairs that produce a certain product that has a specific function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organized sequence of molecules that 'spells out' the information necessary to construct a specific messenger called 'messenger RNA' which, in turn, makes a specific protein Every cell requires a host of genes that act as blueprints to produce highly s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic unit of hereditary information A gene consists of a DNA segment, which includes information for the synthesis of RNA In some cases this RNA itself is the final product However, it is mostly used for the transport of genetic information to the riboso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DNA segment which, due to its individual composition of pairs of bases, is responsible for the production of specific proteins Genes are the basic units of heredity The order in which the 4 bases of DNA are linked in a gene is called the sequence of a gen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made-up of DNA and contained in every cell, they are sets of instructions that control biological development and function You inherit genes as distinct units from your parents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product. a unit of inheritance; a working subunit of DNA E

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product See gene expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of heredity that occupies a particular position on the DNA molecule in a chromosome; a segment of DNA containing all of the information necessary to make proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural unit of the hereditary material, which is the physical basis for the transmission of the characteristics of living organisms from one generation to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The functional unit of of DNA Genes are segments of chromosomes found in the nucleus of cells This hereditary information usually directs the formation of a protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fundamental physical and functional unit of heredity, responsible for specific traits such as eye color A gene is an ordered sequence of nucleotides located in a particular position on a particular chromosome that encodes a specific functional product

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific sequence of DNA that encodes for a specific trait, characteristic, or protein in an organism. a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain; it can include regions preceding and following the coding DNA as well as introns b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kendiliğinden vücut bulma, kendi kendine peyda olma. autogenet'ic (s). kendi kendine peyda olan; jeol suyun tesiri ile peyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebe ve menşeleri ihtilâftı, esmer renkte bir kavim. Kıbtî. Elek ve kalbur yapmakla, ayı ve maymun oynatmakla, demircilik ve çalgıcılıkla meşhurdurlar. mec. 1. Arsız, hayâsız. 2. Pek hasis, alçak. Çingene borcu = Bakkala, kasaba ve bu gibi esnafa olan ufak tefek borçlar. Çingene palamudu = Palamut batığının Adi ve ufak bir cinsi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gypsy. gipsy. romany. zingaro. didicoi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. mean. stingy cimrigypsy. gypsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. tzigane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingeneler’e yakışır surette. 2. Pek arsızca, hayâsızlıkla. 3. Pek fazla hasislikle, vakar ve haysiyet gözetmeksizin. 4. (hi.). Çingene dilinde: Çingenece söylemek. Çingeneler’in konuştukları dil: Çingenece, Arî dillerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingene cinsiyeti: Onun çingeneliği yüzünden bellidir. 2. mec. Arsızlık, hayasızlık. 3. Pek fazla hasislik: Ne çingene adaml

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değnek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yozlaşmış, soysuzlaşmış,alçalmış, dejenere. degenerately (z). (z). yozlaşarak, soysuzlaşarak. degenerateness (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozulmak, yozlaşmak, soysuzlaşmak, dejenere olmak; düşmek sukut etmek; (biyol). cinsi bozulmak, daha alçak bir duruma düşmek . degenera'tion (i). yozlaşma, soysuzlaşma, bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épigénèse

biy. sıralı oluş

Birbirini takip etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden yeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergenç).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. phylogenèse

biy. soy oluş

Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, şecere, silsile, soy; nesep tetkiki. genealogist i. nesep mütehassısı, şecereci. genealogize f. nesep tetkiki ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. public. broad. common. collective. across-the-board. blanket. catholic. exoteric. generic. grand. liberal. overhead. plenary. prevailing. prevalent. running. sweeping. widespread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. broad. common. current. general. generic. grand. popular. prevalent. public. rife. running. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. global. public. broad / adj ,. catholic. common. overall. pandemic. sweeping. universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesty. general pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government budget. master budget. general budget. overall budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general overhead. overhead cost. overhead s rate. total outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general outlook. overall picture / survey / view. overall picture. panorama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general shareholders'assembly. general meeting. plenary meeting. General Assembly. General Meeting. plenary committee. house floor. full assembly. plenary assembly. plenary session. full session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general manager. general director / manager. chief executive. chief general manager. director general. head manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head office. chief management. general management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretary general. general secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel. bordello. bordel. bagnio. bawdyhouse. call house. disorderly house. house of ill fame. house of ill repute. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. bawdy house. bordello. disorderly house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel. whorehouse. bawdy house. case house. house of ill fame. massage parlour. parlo u r house. sporting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i) (uyd. k.). Tamim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Tamim etme, umumîleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to generalize. to make general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generalize. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth general. to generalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumiyet, umumî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. genus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Albaydan sonra başlayan ve mareşalliğe kadar çıkan yüksek rütbeli subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a genus or kind; pertaining to a whole class or order; as, a general law of animal or vegetable economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Comprehending many species or individuals; not special or particular; including all particulars; as, a general inference or conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not restrained or limited to a precise import; not specific; vague; indefinite; lax in signification; as, a loose and general expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common to many, or the greatest number; widely spread; prevalent; extensive, though not universal; as, a general opinion; a general custom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a relation to all; common to the whole; as, Adam, our general sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a whole; in gross; for the most part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usual; common, on most occasions; as, his general habit or method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the total; that which comprehends or relates to all, or the chief part; opposed to particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the chief military officers of a government or country; the commander of an army, of a body of men not less than a brigade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In European armies, the highest military rank next below field marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The roll of the drum which calls the troops together; as, to beat the general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief of an order of monks, or of all the houses or congregations under the same rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public; the people; the vulgar. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular' a general officer of the highest rank the head of a religious order or congregation command as a general; 'We are generaled by an incompet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. pasha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general officer of the highest rank. the head of a religious order or congregation. a fact about the whole ; 'he discussed the general but neglected the particular'. command as a general; 'We are generaled by an incompetent!'. applying to all or most me

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The export of this software is governed by US Department of commerce under the export administration regulations and by Canadian export regulations By downloading or using a Rupp software product you are certifying that you are not a national of Cuba, Ira

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Despite their impressive size, eland are excellent jumpers and clear 2m with apparent ease They are timid animals and become nervous with the slightest disturbance They are extremely docile and attempts have been made to domesticate the eland both for mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin The airport at which a passenger or cargo shipment or flight begins its journey Destination The airport at which a passenger or cargo shipment or flight ends its journey Scheduled Airline An air carrier which operates over certificated routes, base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This area has a single subcommittee that calls itself None and deals mostly with the policies and etiquette of the IETF in its conduct of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General information about the search engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choosing a Host Hosting Terminology Protection of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Errors that can't be classified in any other way are considered general errors To fix the problem, read the details of the error and act accordingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction Purpose Whats Gnu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-Farm Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Search index used by Item Lookup; the General index seems to contain all fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Main Page About Inspiritive People Company Policies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formatting that aligns numbers on the right side of a cell, aligns text on the left side, indicates negative numbers with a minus sign on the left side of a number, and displays as many digits in a number as a cell's width allows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chapter : annual meeting of the heads of all abbeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Sitemap Glossary Recent News Related Links Contact Info. /Allgemeines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heritage Dictionary Cambridge Dictionaries Online Dictionary com. number of terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General - 3 Star , Gen. , General , air chief marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. umumi, genel, külli; umuma ait, şümullü; içinde her şey bulunan; kesin olmayan, takribi; i. umum, avam, halk; ask. general. general average den. büyük avarya. general cargo den. karışık yük. general delivery postrestant, postanede sahibine te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. generallik; bir generalin askeri bilgi ve yönetme yeteneği; önderlik, baskanlık, liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek; çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak; geom. çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül; nesil, soy, zürriyet, batın; vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl. generation gap aile ile çocuk arasındaki görüş farkından doğan anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tenasül kabiliyeti olan; doğuş ve doğuruşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cinse ait, fasileye ait; genel, umumi; şümullü, geniş kapsamı olan. generically z. kendi cinsine ait özellikleri taşıyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cömertlik, âli cenaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, alicenap, eli açık; asil; mebzul, bol, bereketli; verimli, mümbit; sert, çarpan (içki). generously z. cömertçe. generousness i. cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hilkat, yaratılış, meydana gelme; başlangıç, mebde, menşe; b.h. Tekvin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sansara benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage biyol., psik. kalıtım. genetically z. jenetik bakımından, jenetik yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jenetik, soyaçekim olaylarını inceleyen biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlılardaki veraset hadiselerini inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Genetik

kalıtım bilimi

Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cenevre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). farklı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısımları veya içindeki fertler birbirinden farklı, hep aynı cins olmayan (grup, toplum); ayrı cinsten, heterogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı. cinsten olan, cinsteş, mütecanis, tek türlü, türdeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. yeraltında oluşan (kaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Sıkıştıracak veya basacak Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. vice. vise. mangle. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. cramp. press. vise. screw vice. chuck. holdfast. bench clamp. calender. extractor. brake. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bütün canlı organizmalann tek bir hücreden oluştuğu kuramı; biyol. metamorfoz olmadan büyüme; bütün insan ırklannln ayn soydan geldiği öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ontogénèse

biy. birey oluş

Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). En yüksek rütbeli general ki, görevi ordu komutanlığıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full general. army commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. düz oluş, ortogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Özgenalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Döllenmemiş yumurtalarla üreme. Bazı böceklerde görülür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parthénogenése

biy. döllenmesiz üreme

Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. kendiliğinden. üreme, cinsi munasebet olmadan vaki olan doğum, partenogenez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin başlangıç ve gelişimi ile uğraşan ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psikojenez, akıl gelişimi, zihni gelişim. psychogenet'ic s. psikojenezle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. ortasından bölünme suretiyle üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. spermatozoon teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sporla üreme; spor husule gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. emsalsiz, eşsiz, yegâne, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduda en küçük rütbeli general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier general. brigadier. air commodore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yüce, ulu kimse. - Ülgen - (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert olmayan, cimri; sert; âlicenap olmayan. ungenerously z. cömertlik göstermeyerek, cimrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. cansızdan doğma; neslinden tamamen farklı olduğu düşünülen üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by