Get ne demek? | Get anlamı nedir? | Get

Get anlamı nedir?

Get ne demek?

Get anlamı nedir?

Get | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: get

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (got, got, A.B.D gotten, getting) almak, ele geçirmek elde etmek, tedarik etmek; yakalamak; götürmek; hazırlamak; yaptırmak; sebep olmak; (netice olarak) bulmak; ögrenmek; (hastalığa) tutulmak, olmak; bağlantı kurmak; (trene) yetişmek; gebe bırak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru, hayvan yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bütün bütün, tamamen. in the altogether (k).dili çıplak, anadan dogma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. babasl olmak, vücuda getirmek; sebep olmak, tevlit etmek. begetter i. vücuda getiren kimse, baba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bütçe, stok; f. bütçe yapmak, bütçenin ayrıntılarıyla ilgilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kaba Hint keçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saklatmak, korutmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tefsir ilmi. exegetical (s.) yorumlama ile ilgili, tefsire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (çoğ). huzursuzluk, rahatsızlık, sinirlilik: yerinde duramayan kimse; (f). rahat oturamamak, yerinde duramamak, durmadan kımıldanmak veya kımıldatmak. fidgety (s). rahat durmayan, kıpır kıpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (got, gotten, getting) unutmak, hatırından çıkarmak, hatırlayamamak; ihmal etmek. forget oneself diğerkâmlık etmek, kendini düşünmemek; kendini unutmak, kendinden geçmek; düşünceye dalmak. forget about a thing bir şeyi büsbütün unutmak. forgettabl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). unutkan, ihmalci; savsak, dikkatsiz. forgetfully (z). unutkanlıkla. forgetfulness (i). unutkanlık, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unutmabeni, (bot). Myosotis palustris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kdili makina cinsinden herhangi bir alet; ismi unutulmuş şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i cihazlar, aygıtlar, özel likle elektronik cihazlar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bayt. inek memesinin iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jorjet, ince ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçıp kurtulma, paçayı kurtarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yield. earnings yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Return Indices)

Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra şirketlerin ödedikleri kar paylarını da dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Getirilmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Getirme işine konu olma, Osm. celb ve ihzâr olunmak, sevk ve İsâl edilmek: Hint’ten kumaşlar getirilebilir. Şehre üç saatlik yerden su getirildi. Suçlu mahkemeye getirildi. 2. Söylenmek, adı edilmek: Daha aydınlanmamız için bu mevzuda örnek getirilmek icap eder. 3. Konulmak, Osm. vaz’ olunmak: Fiile getirilmek = İş haline konmak, icra olunmak. Yola getirilmek = Nizamına, usulüne konmak. 4. Peyda ve hasıl edilmek: Merak getirilmek. Bir yere getirilmek: Cem’olunmak, toplanmak. Hatıra, zihne, akla getirilmek = Hatırlamak, düşünülmek, Osm. tahattur edilmek. Dile getirilmek = Hakkında dedikodu çıkarılma, Osm. teşhir ve terzil olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Getirmek işi. (bk.) Getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı geidirmek). 1. Gelmesini sağlamak, uzak yerden yakına sevk ve nakletmek. Osm. celb ve ihzar, sevk ve İsâl eylemek: Yemeği getirin. Çeşmeden su, çarşıdan kumaş getirdiler. Avrupa’dan hayli hediyeler getirmiş. 2. Beyan etmek, nakletmek, zikretmek: Her kaideye bir misal getirmek: Her sözde bir hadîs-i şerif getirir. İddiasını isbat etmek için Mevlânâ’nın bir beytini, filânın bir sözünü getirdi. 3. Koymak, vaz’etmek; sokmak: Yoluna getirmek, fiile, kuvveden fiile getirmek, meydana, vücuda getirmek. 4. Uydurmak, tatbik etmek: Kumaşı dalı dalına getirmek, yazıyı satırı satırına getirmek: Terzi şu paltonun yakasını iyi getirmemiş. 5. Kalbetmek, çevirmek, döndürmek: Kuraklık, ekinleri bu hale getirdi. Araplar vaktiyle bütün Kuzey Afrika ve Doğu ahalisini İslâm’a getirmişlerdir. 6. icab etmek, meydana gelmesine sebep olmak, ortaya çıkarmak, vermek: Bu rüzgâr kar getirir. Bu hava sıtma getirir. Ham meyve hastalık getirir. Bu ilâç bana bir sersemlik getirdi. 7. Hâsıl ve peydâ etmek, uğramak, dûçâr olmak: Pişmanlık, merak, sevda getirmek. İmana getirmek -İnandırmak. mec. Yoluna koymak, ıslah etmek. Bir yere getirmek: Toplamak, cem’etmek, biriktirmek. İki ucunu bir yere getirmek = idare etmek, gelirini giderine dengeli hâle getirebilmek. Hak getire = Allah vere, yok. Hatıra, zihne, akla getirmek = Hatırlamak, düşünmek. Dört ayağını bir yere getirmek = Var kuvvetini vermek, elden geleni uzak etmemek. Dünyaya getirmek = Doğurmak. Dile getirmek = Teşhir etmek, aleyhinde söz söylenmesine sebebiyet vermek. Sonunu getirememek = Nihayette başarısız olmak, varını kaybetmek. Geri getirmek = İade etmek. Geviş getirmek = (geviş getiren hayvanlar) Yediklerini tekrar ağza getirip çiğnemek. Yerine getirmek = İcra, ifâ etmek, yapmak: O, vaidlerini yerine getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirilmek, getirttirilmek: Fabrikadan komisyoncu vasıtasiyle örnekler getirilebilir. Oradan fidan getirtilemezse de tohum getirtilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirmek: Komisyoncuya fabrikadan örnekler getirttim. Hariçten fidan getirtip dikmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

import. send. to send for. to order. to cause to be brought. to import from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send for. to order. to import from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghetto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghetto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbise takımı; yapılış, tertip; öncecilik, getupandgo i. oncecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) becerikli kimse, açıkgöz kimse, her istediğini elde edebilen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz zırhı; zırhlı yakalık; adi yakalık, kadın yakası; gerdanlık; (zool.) bazen kuş boğazında bulunan ayırt edici renkli benek; (tıb.) taş çıkarmaya mahsus cerrah aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sorguya çekmek; sual sormak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s. cüce, çok ufak yapılı kimse; s. mini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (altın) külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Beğenilen, aranılan, övülen, iyi güzel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sıvamak, sıva ile süslemek; i. alçıtaşı; sıva, baca sıvası; sıva süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yara tiftiği veya sargısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beraber çalışan; işbirliği yapan, birbirine kuvvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hedef; nişangâh; tenkide hedef olan kimse; demiryolu makası üzerinde hattın açık veya kapalı olduğunu gösteren işaret; yuvarlak kalkan. on target hedefe yöneltilmiş. target date hedef edinilen tarih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Yalnız bir noktada değmek şartıyla bir eğrinin yanından geçen doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangential. tangent. tangent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

Allahuekber demek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. beraber, birlikte, hep bir yerde, bir arada; aralıksız, fasılasız; s., A.B.D., (argo) sakin, kendine hâkim, kendine güvenen get. it all together (argo) sakinleşmek; olumlu davranışı olmak, kendine güvenmek. together with ile beraber. togethernes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. unutulmaz. unforgettably z unutulmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sebze, zerzevat, göveri, yeşillik; bitki, nebat; s. bitkilere ait bitkilerden alınmıs; bitkisel; sönük. vegetable black boya olarak kullanılan bitkisel yağ isi. vegetable butter margarin, bitkisel yağ. vegetable dye bitkisel boya. vegetable gar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bitkisel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. etyemez kimse, otobur; s. etyemez; yalnız sebzeden ibaret. vegetarianism i. etyemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bitki gibi büyümek; bitki gibi yaşamak, kuru ve anlamsız hayat yaşamak; tıb. fazla büyümek, bitmek (ur). vegetative s. bitki gibi biten; bitkisel; bitek; bitkinin üremeyle ilgisi olmayan kısımlarına ait; bitki gibi yaşayan; fizyol. otonom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki gibi büyüme; bitkiler; h.b. ur, tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düğme, açılır menü vs… gibi pencere bileşenlerine verilen isim.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. fulfilment. implementation. observance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummation. execution. exercise. fulfilment. implementation. implementing. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. fill. fulfil. implement. keep. meet. perform. redeem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. fulfil. fulfill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by