Gevher-nişin ne demek? | Gevher-nişin anlamı nedir? | Gevher-nişin

Gevher-nişin anlamı nedir?

Gevher-nişin ne demek?

Gevher-nişin anlamı nedir?

Gevher-nişin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gevher nisin

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, gevher = asıl, maya). Aslı, esası ve mayası kötü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Elmas, cevher, mücevher. 2. Bir şeyin aslı ve mayası, cevher. Gevher-riz = Cevahir akıtan, dağıtan, mec. Güzel söz söyleyen. Gevher-nltâr = Cevahir serpen, mec. Fevkalâde söz veya şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گوهر] elmas. 2.mücevher. 3.öz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Değerli taş. 2.Elmas. 3.Bir şeyin aslı, esası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) -Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad’. Baysungur’un annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher yağdıran. mec. Güzel konuşan, yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevâhirci, kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevâhir serpen. 2. Fevkalâde söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevher seçici, saçan. 2. Çok güzel söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher döken, çok güzel konuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mücevherden anlayan, cevahirci, kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Altınla işlenmiş kadın baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوهری] mücevherci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevherli. 2. Mücevher gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savmaa = ibâdet yeri, Fars. nişesten = oturmak). Savmaada oturan, münzevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. taht, nişesten = oturmak). Tahtta oturan hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İnzivâda oturan, münzevî.

Türkçe Sözlük by