Gıb ne demek? | Gıb anlamı nedir? | Gıb

Gıb anlamı nedir?

Gıb ne demek?

Gıb anlamı nedir?

Gıb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gib

Türkçe Sözlük

(GIBB) (e. A.). 1. —dan sonra, Ar. bâ’de, ledi: Gıbb-ıl-muvâcehe; bâ’de-l muvâcehe ve ledi’l-muvâcehe ile aynı mânâdadır. 2. Bir şeyin gün aşırı olması, iki günde bir gelme, (tıp) Hummâ-i gıb = Gün aşırı tutan sıtma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. çivi, pin, saplama; erkek kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motherly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likewise. similarly. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigid. icy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigid. glacial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoggish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious. hoggish. piggish. porcine. porky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilmeye lâyık, uygun, münasip, muvafık, elverişli; evlilik için uygun. eligibil'ity i. seçilme niteliği, uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılabilir. frangibil'ity (i). kırılma özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gün aşırı, iki günde bir. 2. Aralıkla, ara sıra: Gıbben ziyaret etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çok çabuk ve anlaşılmaz şekilde konuşmak: i. bu şekilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çabuk ve anlaşılmaz söz, karışık söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. darağacı; mak. maçuna kolu; f. darağacına asmak: teşhir etmek, rezil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan ve Malezya' ya mahsus kuyruksuz ve uzun kollu şebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gibbose s. dışbükey; kambur. gibbosity, gib'bousness i. dışbükey oluş. gibbously z. dışbükey olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. alay etmek, eğlenmek; slang dalga geçmek; i. alay, istihza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Benzetme ve örnek edatıdır: Kar gibi beyaz, buz gibi soğuk, taş gibi katı, gereği gibi, adam gibi. Bu mânâ ile isimlerin yalın ve zamirlerin ekli hallerine de katılır: Adam gibi, at gibi, benim gibi, bizim gibi, senin gibi, sizin gibi, onun gibi. Müstesna olarak 2. Şahıs çokluğunda yalın hâlinde kullanılır: Onlar gibi, bunlar gibi. Diğer zamirlerde yalın halleriyle kullanılması az olur ve bu takdirde müphem bir mânâyı işaret.eder: Ben gibi bir sadık dost, sen gibi bir zeki adam, o gibi işler: O misillü, o takım. 3. Zamanca fazla yakınlık gösterir: Geldiği gibi = Geldiği anda, gelir gelmez. Gördüğüm gibi = Gördüğüm anda görür görmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. like. as. kind of. something like. fashion. like. such as. as. like. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. so as. like. such. as. such as. as if. as though. kind of. about. around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. almost. as. such as. parkinson's law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güya, onun gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tavuk pişmeden evvel çıkarılan yenebilir kısımları (yürek, ciğer, katı ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cebelitarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başkasının iyi hâlini arzu etme, imrenme: Sizin bu hâlinize, gıbta ediyorum (gıbte’nın hasetten farkı vardır: Hasetçi, başkasındaki nimet ve iyi hâlin ortadan kalkmasını; gıbta eden ise onun ortadan kalkmasını istemeksizin, yalnız kendisinde dahi olmasını arzu eder. Hased, yasak ve kötü, gıbta ise câizdir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غبطه] imrenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. gıpta = imrenme, Fars. Averden = getirmek). İmrendiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. gıbta = imrenme, Fars. efzâyîden = arttırmak). İmrendiren, imrenme duygusu veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. gıbta = imrenme, Fars. keşiden = çekmek). İmrenen, gıbta çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, okunması mümkün olmayan. illegibil'ity i okunmazlık. illeg'ibly z. okunmaz bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse); i. ıslah olmaz kimse. incorrigibly z. yola getirilmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katılma hakkı olmayan; herhangi bir makam için yeterli nitelikleri olmayan. ineligibility i. katılma hakkı olmayış; yeterli nitelikleri olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılamaz; bozulamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fiziksel varlığı olmayan, el ile tutulamaz, dokunulamaz; kavranamaz, kafaya giremez; i. fiziksel varlığı olmayan şey; tic. manevi değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silken. silky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) fesholunamaz, bozulamaz; kırılmaz (Işın). irrefrangibly (z.) fesholunmaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunur, açık, sökülür, okunaklı. legibil'ity, leg'ibleness i. okunaklılık, açıklık. legibly z. okunaklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmal edilir, önemsemeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rağbet» ten if.) (mü. râgıbe). Rağbet gösteren, istekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arzulu, isteyen, rağbet eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A.) (c. regâib). 1. Rağbet ve arzu olunacak şey. 2. Büyük ve pek makbûl hediye. Leyle-i Regaib = (bk.) Regaib.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rağıb).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılabilir. refrangibil'ity, refrangibleness (i.) kırılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burma biçimi verilerek yapılan bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spongy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulur, tutulur; anlaşılır, akla yakın, kavranabilir; gerçek; maddi; duyulur, hissedilir. tangible assets maddi kıymetler. tangiblos i. mal, mülk, servet. tangibil'ity, tangibleness i. tutulabilme. tangibly z. gerçek olarak; dokunulur halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «rağbet» ten). Rağbet verme, arzu ettirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترغيب] rağbet ettirme, istek uyandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rağbet ettirmek, istek uyandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Afrika’nın doğu sahilinde bir ada.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. zencefilgillrden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by