Gıcı ne demek? | Gıcı anlamı nedir? | Gıcı

Gıcı anlamı nedir?

Gıcı ne demek?

Gıcı anlamı nedir?

Gıcı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gici

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). 1. Bir faraziye halinde ileri sürülen ve yanlışlığı ustalıkla gizlenip doğru olduğu kabul ettirilmek istenen delil, safsata, sofizm. 2. Bu mahiyetteki delillere dayanan hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalgı çalan, bir saz çalmayı sanat edinen adam, sâzende, mutrıb. Çalgıcı otu = Turpgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir saz çalan adamın sanatı, sâzendelik, mutrıblık: Çalgıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pazarlarda sergi açan gezici esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compositor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compositor. typesetter. type setter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mantarları öIdüren ilaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif gıcıklanma, kaşınmakla beraber az yanma: Boğazımda bir gici, gicik vardır (şimdi yerini tamamen «gıcık» kelimesine bırakmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk musikisinde bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snappish. stinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy. bitchy. bugger. creep. killjoy. sod. tickling sensation in the throat. tickle. nerd. disagreeable person. crabby. bloody-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickling sensation in the throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşınmakla beraber yanma hissi: Boğazımda bir gıcık vardır. Gıcığı yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to cough. tickle. titilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a tickling sensation. to tickle. to want to cough. to be suspicious of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gıcıklamak, kaşınmakla beraber yanmak. 2. Dişlerini gıcırdatarak çıkışmak, tehevvür etmek, hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak, birinin üstüne yürümek istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gicişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya kadınların ağızda çiğnedikleri sakıza elastikiyet vermek için kullanılan lâstik gibi bir madde ki, dişbudak ağacının meyvesinden çıkar. Gıcırı bükme = Alelacele bir lakırdı uydurup söyleyiverme: Gıcırı bükme bir lâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulak tırmalayıcı ses: Merdivenler gıcır gıcır ötüyordu. 2. Tertemiz, yeni ve hiç kullanılmamış: Evin döşemesi gıcır gıcırdı. Gıcır gıcır çarşaflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very clean. brand new. spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerin birbirine sıkı sıkı sürülmesi gibi sert ve keskin bir sesi taklit ve tasvir eder: Dişlerini gıcır gıcır gıcırdatıyordu. Yeni potinleri gıcır gıcır ediyordu. Tahtalar gıcır gıcır ötüyordu. Gıcır gıcır giyinmek = Yeni kundura ve elbise giymek: Gıcır gıcır giyinmiş gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. grate. rasp. squeak. to creak. to squeak. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to creak. to squeak. to crunch. to chatter. to jar. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grind (one's teeth. to make sth creak. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. scrape. screech. squeak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. squeak. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaky. squeaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette gıcıklanmak. Yanmakla birlikte hafif kaşınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz bağı yapan kimse, büyücü, sihirbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözbağıcı işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantıkçı, mantıkla uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarını kasten öIdüren kimse, hükümdar katili veya katli. regici'dal (s.) hükümdar katli nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has set up a display of things to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Sezgiyi üstün tutan felsefe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coroner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dâvâya bakan kimse, hâkim.

Türkçe Sözlük by