Gış ne demek? | Gış anlamı nedir? | Gış

Gış anlamı nedir?

Gış ne demek?

Gış anlamı nedir?

Gış | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gis

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldatma, hile, hud’a, hilekârlık: O adamın yüreğinde gıll-u gış yoktur (ekseriya bu şekilde gıl ile beraber kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bulaşmış: Agişte-i hûn ve hâk = Kana ve toprağa bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغشته] bulaşmış, bulanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağışlanan şey veya bağışlamak işi, teberru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. gift. endowment. benefaction. bestowal. bounty. contribution. donative. grant. largess. largesse. offer. offering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefaction. boon. bounty. donation. grant. largesse. offering. charity. largess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. grant. gift. charitable bequest. charitable contribution. charitable gift. endowment. gratuity. offering. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bağışlanan şey, ihsan. 2.Sıçrayış, atlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Muaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exempt. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. pardon. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. donation. granting. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı. 2. Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım. 3. Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı. 4. (Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donate. give away. give to charity. pardon. forgive. excuse. have mercy. save. absolve. bestow. dispense. endow. grant. hand out. hand over. instate. kick in. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestow. condone. excuse. forgive. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forgive. to pardon. to donate. to make gift. to spare. absolve. contribute. dispense. excuse. give away. grant. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon. donation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pardoned. to be donated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bahşiş ve hediye verdirmek. 2. Affettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bağışlayan, ihsan ve nimetler veren. 2. Affeden, mağfiret sahibi, gafûr, rahîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. magnanimous. merciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağışlamak fiili, bahşiş, nimet verme, ihsan. 2. Af, safh, mağfiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bahçelik ve bağlık yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Bengi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Efsanelere göre, içene ebedî hayat veren su, ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilginer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji bilgini, biyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler. 2. İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collection tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tabir) Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkasya’nın kuzeydoğusunda bir ülke ki eskiden Albanya denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dagestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DALIŞ) (i.). Suyun altından yüzme, dalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp duty. stamp tax. revenue stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value judgment. value judgment judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir şeyi verip yerine diğer bir şey alma. Ar. tebdil, tahvîl. 2. Bir malın diğer bir mal ile değiştirilmesi, mübadele, trampa: Değiş tokuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erratic. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. varying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değişen, Osm. tebeddül ve tagayyür eden: Değişici renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişmiş, Osm. tebeddül etmiş, Ar. mütegayyir. 2. Mübadele edilmiş, değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. way-out. diversified. alternative. several. varied. variegated. variant. calico. quirky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. atypical. different. diverse. quaint. refreshing. unlike. variant. varied. various. new. unusual. original.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varied. various. changed. different. modified. amended. variant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür. 2. Mübadele, trampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalaşan, tebeddül ve tegayyür eden, sabit olmayan: Çabuk değişir bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. changeful. unstable. unsteady. uncertain. choppy. inconstant. inconsistent. mobile. capricious. erratic. fickle. fitful. flexile. fluid. incalculable. inequable. labile. mercurial. mutable. protean. shifting. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. flighty. floating. inconsistent. moody. uneven. variable. varied. volatile. wanton. wayward. changeable. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. floating. kaleidoscope. mobile. uncertain. unsteady. variant. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişme, başka hale gelme. Ar. tebdil, tegayyür: Havanın değişmesi. 2. Çamaşır tebdil etme, temiz çamaşır giyme: Çamaşır yıkanacağından bugün değişmeniz gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. alteration. changing. chopping. interchange. shift. switch. transmutation. turn. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. conversion. mutation. shift. variation. exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. shift. variance. exchange. modulating. modulation. altering. barter. conversation. changeover. swap. transformation. transmutation. transition. revolution. preference. increment. metamorphosis. fluctuation. distortion. commutation. chopping. varia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Değişme işi, değişmek, başka hale gelmek. Osm. tebeddül etmek: Bu atın eğeri değişmiş. 2. Başkalaşmak, başka türlü olmak, tegayyür etmek: İspirtoya su katınca rengi değişir. Bu adamın tabiatı büsbütün değişti. Hava değişiyor. 3. Çamaşır değiştirmek, temiz çamaşır giymek: Siz değiştiniz mi? Değiştirmek: Tebdil veya mübadele etmek: Bu atı ne değişirim, ne satarım. Bunu dünyada bir şeyle değişmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. convert. amend. modify. alter. mutate. turn to. shift. alternate. chop about. chop round. shade. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. convert. evolve. mutate. shift. trade. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. to change. to alter. to become different. to be replaced by another. to be changed. to exchange sth for sth else. to change one's clothes. to trade sth for sth else. fluctuate. turn into. metamorphose. shift. vary. veer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir parçanın usul geçkili olması: Değişmeli şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. decided. declared. equable. firm. fixed. flat. immovable. immutable. inexorable. inflexible. intransigent. invariable. rigid. set. settled. stable. steady. strict. sworn. unchangeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. immutable. invariable. unchangeable. stable. equable. hard core. immovable. incommutable. irrevocable. permanent. steadfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alterative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be changed. to be exchanged. to be converted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide portenin başında yazılan diyez ve bemoller: Değiştirme işaretleri yahut portenin donanımına aykırı olarak nota içinde diyez, bemol veya bekar kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing. exchange. replacement. alteration. conversion. shift. switch. interchange. commutation. disguise. leavening. modification. re-formation. recast. reformation. trans-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. change. conversion. exchange. modification. shift. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. shift. switching. change. distortion. conversion. shifting. alternation. change-over. modulation. variation. permutation. replacement. modification. inversion. substitution. denaturalization. transformation. change over. changing. commutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi verip yerine diğer bir şeyi almak, değiştirmek: Atları, arabayı değiştirdim. 2. Bir şeyi bırakıp yenisini kullanmak, yeniletmek: Odanın bütün mobilyasını değiştireceğim. Bugün çamaşır değiştirmeli. 3. Başkalatmak, Osm. tagyîr etmek: Tabiatını büsbütün değiştirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. exchange. convert. alter. vary. shift. switch. swop. swap. replace. alternate. commute. disguise. diversify. doctor. falsify. garble. interchange. intersperse. juggle with. metamorphose. modify. recast. switch to. transmute. unmake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. cast. change. convert. distort. doctor. falsify. modify. qualify. shift. swap. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. modify. substitute. to change. to exchange sth for sth else. to modify. to amend. to alter. to shift. to convert. to replace. to vary. to substitute for. to alternate. to denaturize. to turn. to transform. to distort. to variate. to modulat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değişmek işini yaptırmak: Onlara yerlerini değiştirttim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth changed or exchanged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çok kalabalık, izdiham. 2. Bir zerdali çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dilin ses, şekil, menşe, mânâ ve cümle yapısını inceleyen ilim, gramer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar. grammar gramer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefcase computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laptop computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köpek gibi; ters, aksi, huysuz; (A.B.D.)., k.dili gösterişli, fiyakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beğenmeyen, eleştiren, tenkit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property tax. real estate. estate duty. property levy / tax. real-estate levy / tax. tax on house / build-up property. house / property tax. landed property tax. property tax. house duty. house tax. property levy. real estate levy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (man.) astasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Frenkler’in memleketi, Frenkler’le meskûn yer, Avrupa: Frengistan’a seyahat etti. Bu mânâda eskiden Fransa için kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax. tax on revenue / income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غل و غش] kin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Örtü zar, zarf. 2. (anatomi) Bazı uzuvları çeviren veya örten ince zar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غشا] örtü. 2.perde. 3.zar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Örtü, perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gışâiyye). Zar çeşidinden olan: Mâdde-i gışâiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatro, sinema, tren istasyonu, vapur iskelesi, banka ve mağazalarda bilet veya paranın alınıp verildiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier's desk. ticket window. booking office. box office. ticket office. cash-desk. pay-desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier's desk. ticket window. box office. bank counter. pay desk. booking-office. booth. collection window. paying office. paybox. tollbooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo ismi veya görevi tam olarak belli olmayan araç, cihaz; kumarda üstünlük sağlayan veya uğur getiren herhangi bir şey veya yol, uğur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غش] hile, kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz, meselenin esası, hulâsa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun saç, zülüf, kâkül, saç örgüsü, perçem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسو] saç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saç bağı, saç örgüsü. 2. Altından yapılmış kadın tarağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saçlı. Necm-i gisûdar = Kuyruklu yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسوبند] saç bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iskoç koyun veya dana ciğer ve yüreği ile yapılan soğanlı yahni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cadı gibi, acuze gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halka ait türkü, masal, fıkra, atalar sözü, bilmece, tekerleme, efsane gibi değerleri inceleyen bilgi kolu, folklor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which. which. whichever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which. which one. which.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which one. which of them. which.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). domuz gibi; açgözlü, arsız. hoggishly (z). arsızca. hoggishness (i). arsızlık, açgözlülük; pis oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâkasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterested. irrelevant. apathetic. apathetical. indifferent. standoffish. unconcerned. uninterested. unconnected. unrelated. aloof. careless. complacent. impertinent. incurious. insensible. insouciant. listless. lukewarm. nonchalant. oblivious. ph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. aloof. apathetic. bloodless. careless. clinical. disinterested. distant. indifferent. irrelevant. lax. lukewarm. nonchalant. unconcerned. casual. unconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. irrelevant. absent. careless. casual / adj ,. detached. disinterested. floating. inapplicable. incurious. insensible. key cold. lackadaisical. lukeworm. oblivious. standoffish. unconcerned. uninterested. unobliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Aldırmazlık, alâkasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. indifference. disinterestedness. unconcernedness. unconcern. backwater. coolness. insouciance. listlessness. neglect. phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. disregard. indifference. lethargy. irrelevance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. lack of interest. irrelevance. apathy. disinterest. incuriosity. insouciance. oblivion. reserve. standoff. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküslerdir ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946’da, Amerikalı J. Presper Erchert ve John W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yıkılan bir şeyin çıkardığı acı ses. 2. Çeşitli demir silâhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kığıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânet, lânetleme, Fars. nefrîn, bedduâ, eski Türkçe ilinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kargamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanrı’nın ve insanların nefretine uğramış, Ar. mel’Ün, laîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value added tax. value added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. careless. light hearted. unconcerned. jaunty. buoyant. freewheeling. insouciant. light-hearted. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blithe. buoyant. carefree. jaunty. lax. unconcerned. happy-go-lucky. light-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. listless. untroubled. blithe. easy. easy in one's mind. happy- go-lucky fashion. incurious. indifferent. laid back. lax. lymphatic. secure. supine. thoughtless. unclouded. unruffled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygısız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light heartedness. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpekli şeylerin hareket ve sürtünmesinden çıkan hışırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)1. İpekli şeyler hışhış etmek. 2. Silâhlar birbirine dokunarak şakırtı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipekli şeylerin hareket ve temasıyle kendilerine mahsus bir ses çıkarmaları, hışhış. 2. Silâhların birbirine dokunmasıyla çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kanun yapmak, kanun hükmüne koymak; bir kanunu meclise tasdik ettirerek çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun yapma, yasama; yasa, kanunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanun koyan, yasamalı. legislative immunity milletvekilliği dokunulmazlığı. legislative power yasama gücü, yasama erki. legislatively z. kanun vasıtası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun yapan kimse; millet meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlan koyan millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunşinas, hukukşinas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayinler kitabına bağlı kimse; ayinler kitabını tertip eden veya bu ilmi bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. orduları yığma ve hareket ettirme ile besleme sanatı, lojistik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakime ait, hakimane, amirane; tumturaklı; salâhiyetli maggisterially z. hâkimane surette. magisterialness i. amirane tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakimlik; hakimler; bir hâkimin nüfuz bölgesi veya vazifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczanelerde hazır bulunmayıp reçeteye göre yapılan (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetin baş makamlarını işgal eden yetkili sivil memurlardan biri; sulh hakimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «gıyâs» dan if.) (mü. müstagîse). Istigase eden, yardım isteyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni anlam veya kelimeler bulan veya kullanan kimse; (özellikle tanrıbilimde) yeni bir öğretiyi benimseyen kimse. neolog'ic(al) s. yeni kelimeler veya ilkeler kullanmaya ait. neol'ogism neol'ogy i. yeni kelime, yeni uydurulmuş deyim; yeni kelimeler bu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sarı çiçekli, yeşil göbekli, bir cins güzel çiçek. 2. mec. Sevgilinin gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daffodil. narcissus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(narcissu): Nergisgiller familyasından; soğanı zehirli bir bitkidir. Baharda çiçekleri ilk açan bitkilerdendir. Çiçeği, çıplak bir sapın ucunda biraz eğik durur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kusturucu olarak kullanılır. Sarada da faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nergisgillerden çiçekleri ayrı veya bir köksap üzerinde şemsiye vaziyetinde bulunan ve beyaz san nevilesi de olan bir süs çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi nergistir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Orkestrasyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. osteolojist, iskelet ve kemiklerin yapısıyle uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantığa aykırı düşünüş, yanlış ifade olunan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simyacıların yanma olayının esası olarak kabul ettikleri uçucu madde. phlogistic s. bu madde ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuz gibi; obur; pis; bencil. piggishly z. domuzcasına, domuz gibi. piggishness i. domuz gibi oluş; domuzluk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenmişlik, ukalâlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aynı pozlama seviyesinde farklı enstantane ve diyafram açıklığı değerleri kullanmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaydetmek, deftere geçirmek, tescil etmek; göstermek (hareket derecesi); basılmış sayfaları veya renkleri birbirine uydurmak; taahhütlü olarak göndermek; kaydolunmak, ismini sicile geçirmek; birbirine uygun gelmek; (k.dili) tesir etmek, sezilmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) defter, kütük, resmi kayıtlar defteri; sicil; kayıt, sicile geçirme; sesin veya çalgının yükseldiği derece; (müz.) kalın ve ince olmak üzere ses perdelerinden biri; odayı ısıtma veya soğutmada kullanılan alet, regülator; kaydeden alet. register of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaydedilmiş, kayıtlı, müseccel. registered letter taahhütlü mektup. registered nurse ABD kayıtlı hemşire. registered tonnage ton olarak bir geminin yük veya yolcu taşıma istiabı, safi tonaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (üniversitede) kayıt memuru, sicil memuru, sicil kâtibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil; defterhane, sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüler, yakında bulunan başka uyumlu fotoğraf makinelerine kablosuz olarak gönderilebilir. Kablosuz ağlar üzerinden görüntü aktarımı için DLNA standardını kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. disrespectful. unmannerly. rude. insolent. brash. discourteous. disregardful. flip. flippant. hoggish. impertinent. impious. impudent. irreverent. stroppy. undutiful. ungalant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. brash. cavalier. disrespectful. flippant. impertinent. impudent. insolent. low. offhand. saucy. brusque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectfully. inconsiderately. profanely. rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saygı yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. inconsiderateness. defiance. discourtesy. flippancy. impertinence. impiety. impudence. indignity. insolence. irreverence. liberty. sauciness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. contempt. discourtesy. disdain. disrespect. impudence. sauce. slight. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. disrespectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show disrespect to. to be disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax whose amount depended on the number of animals one owned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dilbilgisinin kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekimini inceleyen kısmı, morfoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taşlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dildeki seslerle değişikliklerini ve bu değişikliklerin tarihini inceleyen dilbilgisi bölümü, Fr. Phonitlque.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkılarak zorla dar bir yere girmek: Bu kadar adam o arabaya nasıl sığışır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze themselves into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkarak aldırmak, sokuşturmak: Bu kadar eşyayı bu sandığa nasıl sığıştıracaksınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır, bati; ağır yürür veya hareket eder; tembel tabiatlı; hareketsiz. sluggishly z. ağır ağır. sluggishness i. ağırlık; tembellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyolog, toplumbilimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damga veya mühürler bilgisi sphygmo önek, tıb nabız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasım, kıyas. syllogis'tic(al) s. tasımsal, kıyasla ilgili. syllogis'tically z. tasım yoluyla, kıyasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tıb.) iki ilâcın birlikte daha kuvvetle tesir etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birlikte çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untaxed. tax-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax-free. non-taxable. nondutiable. tax-exempt. deductible. tax-deductible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaka kabilinden, şakacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir mayıstan önceki gece (Alman folklorunda büyücü karılarının toplandıkları gece).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yağmur veya kar yağması. 2. Yağan yağmurun (belirli bir zaman içindeki) miktarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. fall. falling. rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağışı çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Molozların zamanla çimentolaşması ile meydana gelen kütle, konglomerat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere gelip toplanmak, birikip kalmak.

Türkçe Sözlük by