Git ne demek? | Git anlamı nedir? | Git

Git anlamı nedir?

Git ne demek?

Git anlamı nedir?

Git | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: git

Türkçe Sözlük

(e.), (aslı gitmek fiilinin emir sîgasıdır). Git git, git gide = Zaman aşımıyle, gittikçe: Bu çocuk git git terbiyesiz oluyor. Git gide terbiyesizliği artıyor. Gel zaman git zaman = Derken, bir zaman sonra...

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir ölünün arkasından onun iyi hallerini ve ölümünden duyulan acıları ifade etmek üzere ya2ilan şiir” veya yazı, mersiye. 2. Ağlama, nevha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegy. lament. threnody. requiem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirge. elegiac. elegy. lamentation. threnody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü için ağıt söyleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) propaganda ve kışkırtma bürosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)’. Kazdan büyücek, tuğla renginde bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut angıdî). (i.). Angıt kuşu ve tuğla renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ beli, geçit, boğaz. (Argıdal ve argadal kelimeleri de bu mânâda kullanılabilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kk yd. k.). (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparatus. device. instrument. utensil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİT (i.). 1. Kabuklu çekirdek, pamuk vesaire tohumu. 2. Yüzdekil çil lekesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçan, perakende ve perişan eden. 2. Tevzi ve taksim eden, müvezzi. 3. Püskürtüp defeden. 4. Müsrif, israf eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersive. distributor. distributer. deliveryman. peddler. pedlar. runner. spreader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. spreader. postman. letter carrier. catalyst. divider. dissolving. diffuser. decomposer. mailman. deliveryman. analyzer. catalyzer. catalytic. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın. 2. Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı. 3. Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing. distributive. dividing. distribution. handling. circulation. deploy. dispensation. dispersal. dispersion. division. repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. distribution. issue. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. distribution. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. deliveryman. roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. disbandment. dispensation. dispersal. dissipation. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçmak, ayırmak ve perişan etmek: Bu kâğıtları odanın içinde kim dağıttı? 2. Tevzi ve taksim etmek, bölüştürmek, ayrı ayrı vermek: Aşure dağıtıyorlar, gazeteleri müvezziler dağıtır. 3. Öteye beriye püskürtüp defetmek: Rüzgâr bulutlan dağıttı: Ağız dağıtmak = Terbiyesizcesine fena sözler söylemek: Ağzını pek dağıtıyor. Ağzını, burnunu dağıtmak = Pek fena döğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deal. deal out. distribute. hand out. deliver. dispense. dissolve. decompose. crack up. scatter. disband. disperse. diffuse. bestrew. demount. deploy. disject. disjoint. dismantle. dispel. disrupt. dissipate. divert. dot. drown. fling off. issue. lit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutter. deal. deliver. diffuse. disarrange. disband. disintegrate. dispel. dispense. disperse. disrupt. dissipate. dissolve. distract. distribute. issue. litter. scatter. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak; parmak genişliği (20 milimetre); sıfırdan dokuza kadar tam sayıların her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. educative. instructional. instructive. pragmatic. pragmatical. didactic. educator. trainer. handler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educational. instructive. trainer. tutor. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Talim ve terbiye, maarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructional. education. training. instruction. schooling. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. education. schooling. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeci, maarifçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. trainer. educationalist. educationist. academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educator. educationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationalist. educator. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Terbiye etmek, talim ve terbiyeye tabi tutmak, yetiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. discipline. drill. educate. groom. school. season. train. to educate. to train. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to educate. to train. to instruct. discipline. edify. process in. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mürebbî, köy eğitmeni: Eskiden köyde öğretmenlik yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. educationalist. educationist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationist. instructor. educator. village teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutorial. educator. instructor. training instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik) (uyd. k.). Ergimesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).habis, çok çirkin, alçakça; ağır suç kabilinden. flagitiously (z). habis bir şekilde, ağır suç teşkil edecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kaçak, kaçkın, firari; tutulmaz, alıkonulmaz; derbeder; solan (renk); geçici, muvakkat; (i). kaçak, firari; mülteci; muhacir; serseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,) (y. k.). Med ve cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tides. flux and reflux. ebb and flow. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tide. the tides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tide. useless coming and going. ebb and flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağtiye.). Örtü, örte:ek şey, perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Telli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GİT GİT GIDAK) (i.) ses taklidi). Tavuğun yumurtladıktan son•a çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe, zaman geçtikçe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more. ever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as time goes on. increasingly. gradually. more and more. by degrees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيتی] dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. go. passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascent. gravitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. going. attendance. drive. egress. farewell. go. repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakından uzağa geçmek, varmak, göç etmek: Eve gittim, çarşıya gitti, gurbete gidecektir. 2. Bir yerden ayrılıp uzaklaşmak, hareket, Osm. azîmet, rihlet etmek: Kendisi buradan gitti. Gelen misafirler daha gitmediler. 3. Kaçmak, bırakıp ayrılmak: Aşçısı gitmiş. 4. Yok olmak, Osm. gaib ve nâ-bedîd olmak: O kadar servet nereye gitti? Oranın bir zamanki güzelliği gitti. 5. Sarfolunmak, tüketilmek: Bu ziyafete çok para gitti. Bu binaya birkaç bin lira gider. 6. Geçmek, savuşmak, Osm. def ve zail olmak. Bütün kış benden sızılar gitmez. 7. Sonra ermek, müntehi olmak; varmak: Bu çay, bu yol nereye gider? 8. Yürümek: O, pek çabuk gider. Geçmek, bitmek: O zamanlar gitti. Çoğu gitti, azı kaldı. 10. Ayakyoluna taşınmak, Osm. def’-i tabiî etmek, ishali olmak: Bu gece beş on defa gitmiş. 11. Götürülmek, sevkolunmak: Cenazesi gidiyordu. Yarın çeyiz gidecektir. Araya, aralığa gitmek = Telef olmak. Ere gitmek = Kocaya varmak, evlenmek. Eğri gitmek = Şaşmak. Elden gitmek = Ölmek. İç gitmek = Ishâle uğramak. İçeri gitmek = zarar etmek. İleri gitmek = İlerlemek, ileri geçmek, Osm. takaddüm ve terakki etmek. İlerisine gitmek = Tecavüz eylemek, çok olmak. Batasıya gitmek — Çıkmayacak bir yol tutmak, batakçılık etmek. Ters gitmek = İyi gitmemek, talihi müsait olmamak. Can gelip gitmek = AyıIıp bayılmak. Hasır altına gitmek = Bakılmamak, minder altı olmak. Hoşa gitmek = Haz olunmak, sevilmek. Renk gitmek = Solmak. Sokağa gitmek = Dışarı çıkmak. Suyunca gitmek = İyi geçinmek, Osm. mümâşât etmek. Suyun akıntısına gitmek = Uymak, muvafakat etmek. Tat gitmek = Tatsızlanmak. Bok yoluna gitmek = Boşuna telef olmak, heder olmak. Doğru gitmek = İyi harekette bulunmak. Akıl gitmek = Hatırlamak. Akıl baştan gitmek — Çok şaşmak ve telâşlanmak, şaşakalmak. Geri gitmek = 1. Avdet etmek, geri dönmek. 2. Gerilemek, Osm. tedenni etmek. Gelip gitmek = Tereddüt etmek. Yanlış gitmek = Yolu şaşırmak. Yayan gitmek = Yayan yürümek. Yol gitmek = Yol yürümek. Yola gitmek = Seyahat etmek. Git git, git gide = (bk.) Git.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. take one's way. go away. depart. head for. betake oneself to. bugger off. give. go together. head. hop it. hop off. repair. resort. steer for. step. strike out. take to. wend one's way. work in with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. blend. depart. flit. go. gravitate. move. nose. pop. retire. retreat. ride. sail. sneak. steam. travel. trot. to go. to leave. to depart. to make a move. to leave for. to attend. to get on with sth. to go off. to move off. to travel. to make. to g

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go. to lead. to last. to be enough for. to leave. to go away. to travel. to disappear. to have recourse to. betake. buzz. depart. drive off. to do a fade. flock. gang. get. get off. go about. hit the road. to take one's hooks. make. make tracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. eski zamanlarda kullanılan bir çeşit gitar; bak. cithara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitgide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasingly. steadily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girdap suyu gibi kaynama; fokurdayarak kaynama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

boşa gitmek, yazık olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-service training. on-the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, evlilik dışında doğan; kanuna aykrı; makul olmayan, saçma. illegitimacy i. piçlik, gayri meşru olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oburcasına yutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on- the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça’dan). 1. Yazı yazmak, kitap basmak ve bir şey sarmak gibi işlerde kullanılan pamuk, ağaç vesaireden yapılan yaprak: Yazı, resim kâğıdı. 2. Mektup, nâme, tahrirat, varaka: Kâğıt yazmak; filândan bir kâğıt aldım; kendisinden kâğıt geldi. 3. Oyun ve kumar oynamaya mahsus mâruf kâğıtlar: Oyun kâğıdı, iskambil: Kâğıt oynamak. Sigara kâğıdı = Sigara sarmaya mahsus pek İncesi. Ebrûlu kâğıt = Eskiden ekseriya kitap kaplarının içlerine konan birkaç renkli kâğıt. Elek kâğıdı = Eskiden bordroların basılı olduğu kalın ve iyi kâğıt. Posta kâğıdı = İnce yazı kâğıdı. Bakkal kâğıdı = Bakkalların öte beri sardıkları kaba kâğıt. Tekâlı (tek aharlı), çiftâlı (çifte aharlı) kâğıt = Vaktiyle sülüs yazanların üzerine karalama yazıp bozdukları renkli parlak kâğıt. Tükürük kâğıdı = İnce sigara kâğıdı. Saman kâğıdı = Resme mahsus ince şeffaf kâğıt. Duvar kâğıdı = Duvarlara kaplanan desenli kâğıt. Kâğıt üzre koymak veya geçirmek = Yazmak, kaleme almak. Kâğıt üzerinde kalmak = Sözde kalmak, yerine getirilmemek. Banka kâğıdı = Poliçe veya banknot. Kâğıthelvası = KAğıt gibi ince ve yassı bir çeşit tatlı hamur ki çocuklar için sokaklarda satırlar. Helvacı kâğıdı = Ehemmiyetsiz ve lüzumsuz evrak. Kâğıt kavafı = Herkesin işlerine ait evrakını yürütmeyi üzerine alan adam. Tuvalet kâğıdı = Aptesanelerde kullanılan ince kâğıt. Kâğıt mendil, peçete = Mendil, peçete yerine kullanılan özel kâğıt. bk. Kâğaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kleopatra, Konfüçyüs, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin’de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya’ya 751, Bağdat’a ise 793 yılında ulaşan Ts’ai Lun’un kağıt yapma metodu, Avrupa’ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa’da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya’da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi’ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts’ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts’ai Lun demezsiniz. Ama O’dur. Ts’ai Lun günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin’de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş parçalarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı.

Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. İaşırtıcıdır ki, Orta Asya’ya 751, Bağdat’a ise 793 yılında ulaşan Ts’ai Lun’un kağıt yapma metodu, Avrupa’da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya’da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanı bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene - Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi’ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından ilan edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin adı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıayn kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kâğıt satan, kâğıt tâciri: Kâğıtçı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kâğıtçı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kâğıt fabrikası. 2. (hi.). İstanbul civarında vaktiyle böyle bir fabrikanın bulunduğu yerdeki mesire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El altında durması gereken kâğıtları koymaya yarayan bir çeşit kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçratmak, fırlatmak, şahlatmak: Seğirtip atını kalkıtan şehsüvar. Çobankalkıtan = Bir bitki, Fr. tribulus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation. co-education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) gırtlak iltihabı, larenjit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak; nesebini tasdik etmek, tasdik etmek. legitima'tion i. meşru kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni; meşru olarak doğmuş; mantıki, düşünceye uygun, elverişli. legitimate child meşru çocuk. legitimate stage oyuncuların ve seyircilerin bir arada bulundukları canlı tiyatro. legitimacy, legitimateness i. kanuna

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuni yetkiyi onaylayan kimse; özellikle Fransa'da Bourbon krallığı taraftarı; İspanya,da Don Carlos partisi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boylam; astr. tul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. beyinzarı iltihabı, menenjit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mezit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. farenjit, gırtlak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz, el çabukluğu ile hüner gösteren kimse. prestidigita'tion i. hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uygun düşmek: İşi rastgldiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kusturmak, geri çıkarttırmak; istifrağ etmek. regurgita'tion (i.) kusturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Silah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oka benzer, ok şeklinde, oka ait; anat. sagital, oksal, sehmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Nişancı takımyıldızı; Yay burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. ok başı seklinde, temren biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk borusu veya dolyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiration system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical education / training. technical instruction / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education. basic study / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman (kuş gibi) uçar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üç iskambil kâğıdı ile kumar oynayarak saf insanları kandıran dolandırıcı. 2. mec. Hilekâr, düzenbâz, yalancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. crafty. devious. dodgy. fiddler. foxy. knave. rogue. rook. shady. shark. sharper. slick. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Temyiz mahkemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yetişmiş genj, delikanlı, tam ve hakkıyla erkek, mert. 2. Yürekli, kahraman, cesur, bahadır, Fars. dilîr, dilâver: Çok yiğit adamdır. Babayiğit = Cesur ve gösterişli genç. Yiğitbaşı = Eskiden esnaf loncalarında icra memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. bulldog. courageous. dare devil. doughty. gallant. game. manful. manly. plucky. red-blooded. redoubtable. spartan. spunky. stout. stouthearted. valiant. valorous. daredevil. hero. spartan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. chivalrous. courageous. gallant. manly. stout. stouthearted. undaunted. valiant. young man. fine manly youngster. hero. plucky. manly youngster. brave man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. doughty. fireeater. hero. stalwart. swashbuckler. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, yürekli, kahraman, alp 2.Delikanlı, genç, erkek. 3.Gözüpek, düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmayan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, korkusuz, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic. swashbucling. valiantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yiğit-can).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur hakan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, cesur soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yiğit etmek, cesaretlendirmek, Osm. teşci etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yiğit olmak, cesaretlenmek, cürete gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, kahramanlık. Ar. şecâat, besâlet, Osm. dilâverlik: Yiğitlik harp meydanında anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrepidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. chivalry. daring. gallantry. mettle. pluck. courage. heroism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness. bravery. courage. exploit. fortitude. gallantry. grit. heroism. manhood. sands. spine. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go by foot. to ride shank's mare. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkutma, azarlama, Ar. tahvîf, tehdîd. Zılgıt vermek = Tehdit etmek, ağır azarlamak.

Türkçe Sözlük by