Giv, Gev ne demek? | Giv, Gev anlamı nedir? | Giv, Gev

Giv, Gev anlamı nedir?

Giv, Gev ne demek?

Giv, Gev anlamı nedir?

Giv, Gev | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: giv gev

Türkçe Sözlük

(i.). Gevmek, geviş. (bk.) Gev vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, gevher = asıl, maya). Aslı, esası ve mayası kötü.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوان] erguvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to evade. to mince words. mince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (gave, given) affetmek, bağışlamak. forgivable (s). affedilebilir. forgiveness (i). af, bağışlama, bağışlanma, mağfiret. forgiving (s). affeden, merhametli. forgivingly (z). affederek, merhametle. forgivingness (i). affetme hasleti, bağışlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva ile beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. gev). Kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kahramanlar, yiğitl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Geveşt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Dişsiz kimseler) Çene kemikleriyle çiğnemek. 2. mec. Maksadı açıkça anlatmayıp boş lâflar karıştırmak. Evelemek gevelemek — Gevelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumble. hum and haw. stutter. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew slowly and ineffectively. to hem and haw over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden, dikenli bir çalı (astragalus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ağzı gevşek, çok ve münasebeti! münasebetsiz söyleyen, sır saklamaz, boşboğaz: Geveze çocuk. Geveze kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkative. chatty. chattering. babbler. indiscreet. gabby. garrulous. gossipy. gushing. gushy. loquacious. mouthy. rattle-pated. talky. voluble. chatterer. babbler. windbag. blab. gabbler. gasbag. prater. prattler. rattlebrain. windjammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatterbox. chatty. communicative. garrulous. loquacious. talkative. voluble. chatterer. babbler. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatterbox. indiscreet. talkative. chattering. incessant talker. babbler. chatty. garrulous. gas bag. gassy. loudmouth. magpie. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve münasebetli münasebetsiz söyleme, ağız gevşekliği, boşboğazlık: Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitchat. chattering. babbling. gossip. indiscretion. jaw. talkativeness. windiness. cackle. chinwag. clack. comment. gab. gabble. garrulity. jive. loquaciousness. loquacity. mouthiness. prate. prattle. rattle. talky-talk. tattle. volubility. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatter. gab. gossip. chattering. babbling. chingwag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. chat. clack. froth. gab. gabble. garrulity. gossip. idle talk. milk water. natter. prate. prattle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blab. chat. chatter. clack. clatter. gabble over. jaw. natter. prate. prattle. tattle. yak. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tomuzlan, yer eşeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Elmas, cevher, mücevher. 2. Bir şeyin aslı ve mayası, cevher. Gevher-riz = Cevahir akıtan, dağıtan, mec. Güzel söz söyleyen. Gevher-nltâr = Cevahir serpen, mec. Fevkalâde söz veya şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گوهر] elmas. 2.mücevher. 3.öz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Değerli taş. 2.Elmas. 3.Bir şeyin aslı, esası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) -Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad’. Baysungur’un annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher yağdıran. mec. Güzel konuşan, yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevâhirci, kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevâhir serpen. 2. Fevkalâde söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevher seçici, saçan. 2. Çok güzel söz ve şiir söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevher döken, çok güzel konuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mücevherden anlayan, cevahirci, kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Altınla işlenmiş kadın baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوهری] mücevherci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cevherli. 2. Mücevher gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geviş getiren memeli hayvanların, yedikleri şeyi tekrar ağıza getirip yeniden çiğnemeleri: Deve de, inek ve koyun gibi geviş getirir. 2. mec. ihtiyarların çenesinin gayr-ı ihtiyârî titremesi. Ağız gevişi = mec. Her zaman söylenen söz, Ar. vird-i zeban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chewing the cud. rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuru olup, kırılınca veya ısırılınca kıtır kıtır eden, çabuk kırılan; ezilmeyip ve uzamayıp kırılan: Gevrek çörek, simit. Gevrek et. 2. Gevrek şeylerin kırılması sesine benzer bir ses çıkaran: Gevrek bir gülüşü var. Bu suretle kırılarak veya böyle bir ses çıkararak: Kuzu gevrek gevrek yaprak yiyordu. Gevrek gevrek gülüyor. 3. Kıtır kıtır yenen kuru simit veya çörek, galeta, peksimet: Çay ile bir iki gevrek yedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crispy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle. crisp. crispy. crusty. tender. crackly. biscuit. cracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle. crisp. rusk. crackly. hardtack. unmalleable. friable. cake. cracker. toast. metal. cold short. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevrek yani kuru çörek veya peksimet yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavrulup kıtır olmak, gevrek olmak, çok kurumak: Bu ekmek gevremiş. 2. Ayazda üşümek: Dışarıda gevredik. 3. Ateşte veya güneşte yanmak. 4. Gevreyekalmak = Ölmek, telef olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok beklemek, bekleye bekleye sabrı tükenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazla kurutmak, gevrek ve kıtır kıtır etmek: Ekmeği, çamaşırı rüzgârda, güneşte, ateşin karşısında gevretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gergin olmayan, koyuverilmiş: Gevşek halat, gevşek dizgin, gevşek yay, gevşek mandal. 2. Pek ve sert olmayan, yumuşaK, sülpük: Gevşek et, gevşek kumaş. 3. Kuvveti, dayanıklılığı, sebat ve gayreti olmayan, rehavetli, gayretsiz: Gevşek adam, gevşek at. Ağzı gevşek = Boşboğaz, geveze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. slack. lax. limp. flabby. slouchy. slouching. airy. crank. drooping. flaccid. flagging. floppy. halfhearted. laidback. listless. non-rigid. nonrigid. supine. unstuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranky. flabby. flaccid. free. limp. loose. remiss. slack. yielding. lax. baggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lax. loose. soft. slack. light. idle. labile. incompact. incohesive. passive. incoherent. spongy. easy going. floppy. languid. limp. tender. torpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscreet. unable to keep secrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır. Aşağıdaki reçeteler de penisi sertleştirmek amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, tuzsuz içyağı.

Hazırlanışı : 4 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı eritilmiş tuzsuz içyağı katılıp, yoğrulur. Akşamları, bir parça alınıp penise sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gergin olmayan şeyin hâli, Osm. rehavet, süstlük: ipin, yayın, mandalın gevşekliği. 2. Sıkı veya pek sert olmayan şeyin hâli, yumuşaklık, sülpüklük: Etlerin, kumaşın gevşekliği. 3. Kuvvetsizlik, dayanıksızlık, gayretsizlik: O adamın gevşekliği. Ağız gevşekliği: Boşboğazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. relaxation. looseness. slackness. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looseness. slackness. indolence. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği giderilmek, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. irhâ olunmak: Dizgin, yay gevşeldi. 2. Sıkılık ve pekliği azalmak: Kuşak, et gevşeldi. Kilidin yayı gevşeldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği gidermek, koyuvermek, salıvermek, gevşek etmek. Osm. irhâ eylemek: Dizgini, bağı, yayı gevşeltmek. 2. Sıklığını, pekliğini azaltmak: Kemeri gevşeltmek. 3. Devamlılığını bozmak; gevşeme vermek: İşi gevşeltti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevşemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loosening. slackening. relaxation. let-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackening. relaxation. detente. easing. relax. softening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği bozulmak, koyuverilmek, salıverilmek. Osm. kesb-i rehavet etmek: Bu ip gevşedi, yay gevşemiş. 2. Sıklık ve pekliğini kaybetmek, yumuşamak: Etleri pek gevşedi. 3. Kuvvetten düşmek, zayıflamak: Bu at çok gevşedi. 4. Gayret, çalışkanlık ve harareti kaybedip yılgınlık getirmek: O adam, o iş pek gevşedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. cool down. get loose. loosen. soften. ease off. slacken. let go. fade. flag. languish. let up. let upon. go limp. come loose. work loose. slack. slack off. unbend. unbrace oneself. come unstuck. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. languish. loosen. relax. relent. soften. unwind. to come loose. to loosen. to relax. to slacken. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get loose. slack. to become lax. to relax. to become calm. to slacken. to yield. to unbend. to become easier. flag. languish. loosen. loosen up. open. soften. start. unwind. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği azaltılmak: Dizgin, ip gevşetilmek. 2. Şiddet ve azmin kaybedilmesi: İş gevşetildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be loosened. to be made loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gevşek yapmak, gergin bir şeyi gevşek haline koymak, salıvermek. Osm. irhâ, istirhâ etmek: Atın dizginini, kolanın bağını, kuşağını gevşetmek. 2. Şiddet, çalışkanlık ve hararetini azaltmak: işi gevşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slacken. loosen. relax. enervate. ease. let go. limber up. loosen up. release. slack. slack off. slack up. start. unbend. unbrace. unfasten. ungird. unloose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. ease. free. loosen. relax. soften. unloose. unloosen. to loosen. to slacken. to relax. to ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to slacken. to relax. to release. to relief. to heave down. to unbind. to unbend. open. soften. start. unloosen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوز] ceviz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diş etlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevmek, geviş. (bk.) Gev vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (gave, given) vermek, hediye etmek, hibe etmek; devretmek; tayin etmek; baskı altında eğilmek veya çökmek; bel vermek; çekilmek; açılmak, nazır olmak, bakmak; erimek, erimeye yüz tutmak. give a good account of oneself iyi davranmak. give a command

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerilme hassası, elastikiyet. give -and-take i. elbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili istemeyerek ağzından laf kaçırma, ifşa, açığa vurma; hediye dağıtımı; dama gibi bir oyunda oyuncunun taş veya el kaybetmesini hedef tutan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. verilmiş, hediye edilmiş; müptelâ, düşkün; belirli, muayyen, imza ve tarihi atılmış (vesika); i. ilk bilgi, veri. given name küçük isim, birinci isim. gizmo bak. gismo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanun yapan kimse, kanun yapıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlandıran, hayat veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür uzunluğu, uzun ömürlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen.,çoğ. şüphe, kuşku, kuruntu; korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. sivri tepeli kemer; bu kemerin kenarları; grafikte bir eğri çeşidi; bu eğriye benzeyen mermi ucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaçamaklı söz söylemek; din veya parti değiştirmek. tergiversa'tion (i.) değişkenlik, döneklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teşekkür, minnet; şükran duası, şükür; alenen Allaha şükretme; (bh) Amerika'da şükran günü, hindi bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by