Gol ne demek? | Gol anlamı nedir? | Gol

Gol anlamı nedir?

Gol ne demek?

Gol anlamı nedir?

Gol | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gol

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Futbol ve hendbolde topun kaleye sokulmasıyle kazanılan sayı: Gol atmak, gol yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük durgun su, Ar. buheyre. Van gölü. Işkodra gölü. mec. Suyu çok yer, su basan yer: Yağmurdan ortalık göl olmuş, göl kesildi. Acı göl = Suyu tuzlu göl. Gölayağı = Göl suyunun fazlasını denize veya bir ırmağa akıtan çay. Gölotu = Sarı nilüfer. Gölbaşı = Göl suyunun menbaı, pınarı. Gölkestanesi = Suda yetişen ve meyvesi kestane gibi yenen bir çeşit bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government Office for London.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government On-Line is a federal government project aimed at building electronic services around its customers, or citizens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government On-line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gold. goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacustrine. lake. mere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacustrine. lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lake. inland-waterway bill of lading. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angola. angolan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric made from the wool of the Angora goat. a republic in southwestern Africa on the Atlantic Ocean; achieved independence from Portugal in 1975 and was the scene of civil war until 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in southwestern Africa on the Atlantic Ocean; achieved independence from Portugal in 1975 and was the scene of civil war until 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Güneyde Atlas Okyanusu ile, Namibya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Güney enlemi, 18 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 1,246,700 km².

Kara: 1,246,700 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 5,198 km.

Sınır komşuları: Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,511 km, Kongo Cumhuriyeti 201 km, Namibya 1,376 km, Zambiya 1,110 km.

Sahil şeridi: 1,600 km.

İklimi: Güney ve Luanda sahil şeridi boyunca kuru bir iklim hakimdir; kuzeyde Mayıs - Ekim ayları arasında serin ve kuru, Kasım - Nisan ayları arasında sıcak ve yağmurlu bir mevsim sürmektedir.

Arazi yapısı: Kıyıdan başlayan dar ovalar iç kısımlara gidildikçe yerlerini geniş yaylalara bırakmaktadırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Morro de Moco 2,620 m.

Doğal kaynakları: petrol, elmas, demir yatakları, fosfat, bakır, altın, boksit, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %43.

Diğer: %32 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Şiddetli yağışlar periyodik su baskınlarına neden olmaktadır.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 12,127,071 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %43.7 (erkek 2,678,185; kadın 2,625,933).

15-64 yaş: %53.5 (erkek 3,291,954; kadın 3,195,688).

65 yaş ve üzeri: %2.8 (erkek 148,944; kadın 186,367) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.45 (2006 verileri).

Mülteci sayısı: 3.55 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.03 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.8 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.02 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 185.36 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 38.62 yıl.

Erkeklerde: 37.47 yıl.

Kadınlarda: 39.83 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.35 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Angolalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Ovimbundular %37, Kimbundular %25, Bakongolar %13, Melezler (Avrupalılar ve Afrika yerlilerinin karışımı) %2, Avrupalılar %1, diğer %22.

Din: Yerel inançlar %47, Roma Katolikleri %38, Protestanlar %15 (1998 verileri).

Dil: Portekizce (resmi), Bantuca ve diğer Afrika dilleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfus: %66.8.

erkekler: %82.1.

kadınlar: %53.8 (2001 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Angola Cumhuriyeti.

kısa şekli : Angola.

Yerel tam adı: Republica de Angola.

yerel kısa şekli: Angola.

Eski adı: Angola Halk Cumhuriyeti.

Yönetim Biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Luanda.

İdari bölümler: 18 il; Bengo, Benguela, Bie, Cabinda, Cuando Cubango, Cuanza Norte, Cuanza Sul, Cunene, Huambo, Huila, Luanda, Lunda Norte, Lunda Sul, Malanje, Moksico, Namibe, Uige, Zaire.

Bağımsızlık: 11 Kasım 1975.

Milli bayram: Kurtuluş günü, 11 Kasım (1975).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jigolo, tokmakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer. goal-scorer. kicker. executioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) altın; altın para; servet, zenginlik; altın rengi, sarı renk; yaldız, dore; (s.) altından yapılmış. gold amalgam civalı altın. gold basis altın esası; piyasanın altın fiyatlarına göre ayarlanışı. gold beater varakçı. gold beetle altın gibi par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Afrika'da Altın Kıyısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altın, altından yapılmış; altın renginde; çok kıymetli, fevkalade; gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- sanelerinde geçen, insanların barış ve mutluluk içinde yaşadıkları eski bir devir; altın (çağ.) golden eagle kaya kartalı; altın kartal. gold

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Compositae familyasmdan uzun saplı bir sarı çiçek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saka kuşu, (zool.) Carduelis carduelis; karabaşlı iskete; bunlara benzer birkaç sarı kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) havuz balığı, kırmızı balık, (zool.) Carassius auratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı bukleli saçları olan kimse; düğünçiceği, (bot.) Ranunculus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuyumcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölün dalgalanması, Ar. telâtüm, temevvüc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Hafif armalı bir çeşit gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genellikle gölden küçük ve havuzdan büyük, doğal ya da yapay olarak yapılmış su oluşumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pond. puddle. pool. slough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pool. puddle. small lake. pond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small lake. pond. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Ufak bir top ve özel sopalarla kırlarda oynanan bir oyun. Golf pantolon = Paçaları dizin altından büzgülü geniş pantolon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game played with a small ball and a bat or club crooked at the lower end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He who drives the ball into each of a series of small holes in the ground and brings it into the last hole with the fewest strokes is the winner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play at golf. a game played on a large open course with 9 or 18 holes; the object is use as few strokes as possible in playing all the holes play golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global Oscillations at Low Frequencies Helioseismology instrument aboard SOHO which analyzes the vibrational modes of the Sun more!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fee helps to supplement the revenue and aid in the expense of maintaining the LSU Golf Course For this fee, each full-time student receives a discounted green fee. n golf. a game played on a large open course with 9 or 18 holes; the object is use as

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf , golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) golf oyunu; (f.) golf oynamak. golf club golf değneği; golf kulübü. golfer (i.) golf oyuncusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Atlas Okyanusunda, Meksika körfezinden başlayıp Norveç kıyılarını yalayarak Avrupa Rusyası’nın kuzey kıyılarına kadar gelen ılık bir deniz akıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir cismin ışığa engel olmasıyle karanlıkta bıraktığı yer ki, o cismin şekil ve suretini gösterir. Ar. zil, Fars. sâye: Ağaç, ev, adam gölgesi. 2. Resimde gölgeyi tasvir eden açık siyah boya: Çinliler’in resimleri gölgesizdir. 3. Sahip olma, koruma: Onun gölgesi altındadır. Gölge etmek, vermek = Işığın gelmesine engel olmak. Gölgesinden korkmak = Pek korkak olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. silhoutte. cloud. dark. simulacrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud. shade. shadow. silhouette. umbra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. shading. ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölgede yetişen veya gölgeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge düşürmek. 2. mec. Bir şeyin değerini azaltacak harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshadow. shade. shadow. to put in the shade. to overshadow. to shade in. to leave in the shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put in the shade to cast a shadow. to overshadow. to shade in. cloud. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge etmek, gölge altında bulundurmak: Şu fidelerl gölgelendirmeli. O ağaç bizi ne güzel gölgelendiriyordu. 2. Resim veya yazıya gölge makamında leke yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. to shade. to give shade. shadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge altına girmek, gölgesinde oturmak: Bir çınarın altında gölgelendik. 2. (resim ve yazı) Gölge makamında leke peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gölgesi olan: Gölgeli bahçe, geniş gölgeli ağaç. 2. Gölge mahiyetinde lekeleri olan (resim, yazı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusky. shadowy. shady. shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaded drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölge altında bulunan serin yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbour. brim. canopy. shady spot. arbor. bower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shady spot. arbor. awning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Golgota, Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği yer; (k.h.) cefa çekilen yer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ortaçağda Avrupa'da oradan oraya gezerek Latin yergi şiir veya şarkıarı yazıp söyleyen öğrenciler,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hazreti Davud' un öIdürdüğü dev gibi adam, Calut .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (sular) Birikip göl olmak: Ovanın ortasında sular göllenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (k.dili) Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) galosh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) 10100, onun yüzüncü kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) (10 1o) 100.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijenle karıştığı zaman kendiliğinden ateş alan roket yakıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanları tanımlar. Resimden önce ağaç baskıda uygulanan ışık- gölge karşıtlığı, figüre heykelsi bir görünüm kazandırır. Resim alanında önce Leonardo da Vinci` nin yapıtlarında uygulanmakla birlikte, Barok Dönemde yaygınlık kazanır ve Romantik Dönemde de yoğun duygusal etki yaratmak amacıyla kullanılır. Işığın verdiği imkânlar çerçevesinde sınırlanan kontur çizgisinin eriyip arka fondaki gölgeli kısma geçmesi ışık- gölge kullanımına dayalı kompozisyonların tipik özelliğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Yaşlı ve paralı kadınların tuttukları genç Işık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo. lounge lizard. poodle father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crater lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tıbbın boğaz ve boğaz hastalıkları bölümü, larengoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife çiçeği, bot.Tagetes erecta. bur marigold su keneviri, bot. Bidens tripartita. corn marigold altıncık, bot. Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkler’in yakın akrabası sayılan bir Kuzeydoğu Asya kavmi ki, Moğolca konuşur: Moğollar’ın Adetleri; Moğol dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolian. mogul. mongol. mogul. mongol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongol. mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). t. Moğol kavmine ait yahut Moğol dilinde olan: Moğolca söz, yaşayış, yazı. 2. (hi.) Moğol dilinde veya Moğollar’ın tarz ve usûlüne göre: Moğolca söylemek, yazmak, yaşamak. Moğol dili = Moğollar’ın konuştuğu dil ki, TÜrân dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolian. the Mogolian language. in Mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Moğollar’ın oturduğu ülke ki, bugünkü Moğolistan devleti dışında kuzeyde Rusya’ya ait Buryatlstan ve güneyde Çin’e ait İç Moğolistan’dan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolia. mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Asya’da, Çin ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 1.565 milyon km².

Sınırları: toplam: 8,161.9 km.

sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Çöl, kıtasal.

Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m.

en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m.

Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %81.

Ormanlık arazi: %11.4.

Diğer: %1.9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,654,999 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl.

Erkeklerde: 62.14 yıl.

Kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Moğol.

Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998).

Din: Tibet Budist Lamaizm’i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998).

Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %97.5 (2000).

Yönetimi

Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan.

yerel adı: Mongol Uls.

Eski adı: Dış Moğolistan.

Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti.

Başkent: Ulan Batur.

İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhan**** Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhan**** Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs.

Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921).

Anayasa: 12 Şubat 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fo


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Moğol; s. Moğol ırkına ait Mongo'lia i. Moğolistan. Mongo'lian s., i. Moğol ırkına veya diline ait; i. Moğol; Moğol dili, Moğolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb geniş ve yassı kafalı, gözleri aşağıya doğru ve geri zeklı olarak doğan çocuğun anormal durumu, Mongolizm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i.,antro. Moğol Irkma mensup (kimse); Mongolizm hastalığına uğramış (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Asya ve Afrika'ya mahsus karınca yiyen sırtı pullu bir cins memeli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. pergola

gölgelik

Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit., an arbor or bower; An arbor or trellis treated architecturally, as with stone columns or similar massive structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A passageway covered by a trellis on which climbing plants are grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A structure with climbing plants along the walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A covered walkway in a garden formed from two rows of upright pillars supporting horizontal beams perimeter - The edge of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arbor with an open roof of rafters supported by posts or columns ;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wooden structures make popular garden features, often they are used to create a shady retreat from the sun We have used the term pergola on the form as it is the most common request we get In fact this could relate to one of the following: A pergola An ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pergola, üstü gül veya sarmaşık ile kaplı kameriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nem getiren ve yağış bırakan rüzgârların geldiği yönün aksi tarafında olduğu için az yağış alan veya hiç yağış almayan, siperde kalmış dağ yamaçları, Karadeniz Dağlarının güney, Torosların kuzey yamaçları yağmur gölgesinde kalan yamaçlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ışık kaynağı önündeki saydam olmayan cismin, arkasındaki bir yere düşen gölgesinin çevresinde görülen ve asıl gölgeden zayıf olan gölge.

Türkçe Sözlük by