Gon ne demek? | Gon anlamı nedir? | Gon

Gon anlamı nedir?

Gon ne demek?

Gon anlamı nedir?

Gon | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gon

Türkçe Sözlük

(i.). Tabaklanmış deri, her çeşit meşin, sahtiyan vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanned hide. cowhide. leather. hide. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münakaşa yoluyla istediğini elde etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). can çekişmek; fazlasıyla eziyet ve ıstırap çekmek; bütün gücüyle mücadele etmek; ıstırap vermek, işkence etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). can çekişme: şiddetli Istırap; şiddetli heyecan; sert mücadele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin; zıddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagoniste

düşman

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who contends with another, especially in combat; an adversary; an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A muscle which acts in opposition to another; as a flexor, which bends a part, is the antagonist of an extensor, which extends it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medicine which opposes the action of another medicine or of a poison when absorbed into the blood or tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antagonistic; opposing; counteracting; as, antagonist schools of philosophy. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who offers opposition. a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug or a compound that opposes the physiological effects of another At the receptor level, it is a chemical entity that opposes the receptor- associated responses normally induced by another bioactive agent [IUPAC Medicinal Chemistry] Compare agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agent or substance that counteracts the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muscle that counteracts the agonist, lengthening when the agonist muscle contracts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that binds to a receptor and blocks it, producing no response, and preventing agonists from binding, or attaching, to the receptor Antagonists include caffeine and naloxone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug that prevents or reverses the action of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another; in pharmaceutical terms, a drug that binds to a receptor without eliciting a biological response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character whose actions work in direct opposition to the protagonist Examples:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound or drug which blocks or inhibits the effects of a neurotransmitter on receptor activation in the post-synaptic cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Opponent of the protagonist in a drama. a neutral term for a character who opposes the leading male or female character See hero/heroine and protagonist Close Window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that makes it more difficult for a post-synaptic cell to be influenced by neurotransmitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that prevents the activation of a receptor See Agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One agent that opposes or fights the action of another For example, insulin lowers the level of glucose in the blood, whereas glucagon raises it; therefore, insulin and glucagon are antagonists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Biological agent that reduces the number or disease-producing activities of a pathogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The major character in opposition to the hero or protagonist of a narrative or drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something opposing or resisting the action of another One of two muscles which pull in nearly opposite directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasım, karşı çIkan, muhalif kimse. antagonis'tic (s). muhasım, zıt, muhalif. antagonis'tically (z). muhalefet ederek, karşı çIkarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıtlık yaratmak, aleyhine çevirmek, husumeti tahrik etmek, kışkırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagonisme

düşmanlık

Düşmanca duygu veya davranış.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. antagonisme

tezat

Karşıtlık, karşıt olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Billûrlaşmış bir çeşit kalsiyum karbonat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). A senbolü ile gösterilen renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz. Havada % 1 oranında bulunur.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ar

Atom Numarası:18

Kütle Numarası: 39,848

Yoğunluk: 1,784 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -189,3 °C

Kaynama Sıcaklığı:-185,8 °C

Renksize ve kokusuz bir gazdır. Atmosferdeki oranı yaklaşık % 1’dir.

Bir soygaz olduğu için öteki elementlerle bileşik oluşturmaz.

Bu özelliğinden dolayı elektrik ampullerinde kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance regarded as an element, contained in the atmosphere and remarkable for its chemical inertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colorless, odorless gas occurring in the air , in volcanic gases, etc.; so named on account of its inertness by Rayleigh and Ramsay, who prepared and examined it in 1894-95.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Symbol, A; at. wt., 39.9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a characteristic spectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

No compounds of it are known, but there is physical evidence that its molecule is monatomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colorless, odorless inert gas sometimes used in the spaces between the panes in energy efficient windows This gas is used because it will transfer less heat than air Therefore, it provides additional protection against conduction and convection of heat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colorless, odorless, non-toxic gas used to fill the airspace between panes of Insulating Glass The addition of argon greatly increases the thermal performance of a window by minimizing heat transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argon is a natural element that comes in a gaseous form It will not react with other elements so it makes a good air-replacement insulator for use in experiments Small amounts of argon exist in the Earth's atmosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inert gas typically used in deposition systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inert, nontoxic gas used in insulating windows to reduce heat transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colorless, odorless element Uses include shield in arc welding, furnace brazing, electric and specialized light bulbs and for use in geiger-counting tubes, and lasers Hazard: May cause dizziness and drowsiness and rapid suffocation In liquid form, is ex

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gas and air constituent used to fill insulating units to increase thermal performance in windows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inert gas that makes up less than one percent of air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inert gas used in incandescent and fluorescent lamps Inincandescent lamps it helps to retard evaporation of tungsten filament. a dense gas generally used to insulate drysuit diving Not for breathing purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gas which, when mixed with mercury, is used in fluorescent lamps and neon tubes In neon tubes, the combination of gases creates a blue color In a neon tube by itself, argon is a pale lavender. an inert gas that makes up less than one percent of air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (kim). argon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Argonot, Altın Pösteki''yi elde etmek için Argo gemisinde Yason'un idaresi altında seyahat eden kahramanlardan biri; (k.h.) sedefli deniz helezonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Salyangoz kabuğuna benzeyen kabuğu olan, ahtapota benzer, kafadanbacaklı bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir geçit töreninde bandoyu taşıyan araba; A.B.D., (k.dili). gözde olan taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem). (eski). Defol! Yıkıl karşımdan !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. begonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Etli ve güzel renkli yaprakları olan bir süs bitkisi, begonia. Begonya, begonyagillerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İ ktçenekl ilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi begonyadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). geçmiş; geçmişte olmuş;modası geçmiş; (i). geçmiş olan şey. Let bygones be bygones. Geçmişi unutalım. Olan oldu. Geçmişe mazi derler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmogoni, evrenin yaradılışı teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on köşeli şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). on köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köşegen, diyagonal. diagonally (z). diyagonal olarak. diagonally opposite karşılıklı iki köşede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). İki ünlünün b “rc içinde birleşmesi. (i. F.). Çömlek, toprak tencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca dragon). Bir sınıf süvari askeri: Dragon alayı. mec. Parasız, (bk.) Dragon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diagonale

mat. köşegen

Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki açılı şekil,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (A.B.D.)., k.dili Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir sınıf süvari askeri: Dragon alayı. 2. mec. Parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabulous animal, generally represented as a monstrous winged serpent or lizard, with a crested head and enormous claws, and regarded as very powerful and ferocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fierce, violent person, esp. a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A constellation of the northern hemisphere figured as a dragon; Draco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A luminous exhalation from marshy grounds, seeming to move through the air as a winged serpent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short musket hooked to a swivel attached to a soldier's belt; so called from a representation of a dragon's head at the muzzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small arboreal lizard of the genus Draco, of several species, found in the East Indies and Southern Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Five or six of the hind ribs, on each side, are prolonged and covered with weblike skin, forming a sort of wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

These prolongations aid them in making long leaps from tree to tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also flying lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of carrier pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabulous winged creature, sometimes borne as a charge in a coat of arms. any of several small tropical Asian lizards capable of gliding by spreading winglike membranes on each side of the body a creature of Teutonic mythology; usually represented as bre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a creature of Teutonic mythology; usually represented as breathing fire and having a reptilian body and sometimes wings. a fiercely vigilant and unpleasant woman. a faint constellation twisting around the north celestial pole and lying between Ursa Major

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any non-humanoid, sentient reptilian species Dragons vary widely in size, shape, and culture Some dragons have wings, horns, and complex magical structures Most dragons have scales, claws, and an ancient heritage. ancient creatures of strength, wisdom and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Dragon was created when working on an interpretation of the Story of St George He is an intellectual and a humanist He only wants to eat Cleodalinda because that is what dragons do When confronted by St George he tries to rationalize with him and conv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A huge, winged lizard capable of exhaling a stream of fire Only a few dozen of these ancient creatures exist, but they have long life spans and are very difficult to kill. a fictional, lizard-like, fire breathing creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eagle Elk Tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Civilized race inhabiting the island southeast of the Minor Continent Dragons all use specific elemental magic. a small aimal with wings and four legs, compare with birds only two legs. old SCA euphemism for a car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dragon is of ancient date and played a prominent part in early romance, though little used in English heraldry He is usually depicted with four legs and wings, a long barbed tail, usually knotted, and a body protected by scales When the dragon is draw

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ejderha, ateş saçan kanatlı bir sürüngen şeklinde tanımlanan efsanevi bir hayvan; eski yılan; çok hiddetli kimse (bilhassa kadın). dragonfly (i)., (zool). Odonata familyasından ince ve uzun kanatlı bir cins böcek, yusufçuk.dragon's bloo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony dijital ses kayıt cihazlarında dahili olarak bulunan Dragon Voice Recognition yazılımı, PC’nizle senkronize edildiğinde kayıtlı bilgileri otomatik olarak yazıya dökebilmenizi sağlar. MP3 formatında kayıt yapan taşınabilir dijital kayıt cihazlarımızı tamamen destekleme özelliğiyle, kaydedilen dosyaları indirerek veya e-postayla göndererek tamamını yazmanıza gerek kalmadan kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kızıl deniz ve Hint Okyanusu sularında yaşayan ve bitkiyle beslenen bir çeşit memeli hayvan, dugung ,dugon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ergonomie

iş bilimi

İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics. human engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ergonomics. ergonomy. human engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ergonomique

1. kullanışlı, 2. elverişli

1. Rahatça kullanılabilen. 2. İşe yarayan.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gönül eri, iyi insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kapaklı sürahi, büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mühimmat veya eşya vagonu, furgon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yolcu katarlarına bağlanan eşya vagonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luggage van. freight car. baggage wagon / car. delivery van / truck. lorry. wagon. box freight. open wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yumurtalık veya erbezi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın suyu kuruyan gölcük, küçük göl, durgun su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe halk dilinde: konca. Asıl Farsça’da: gonçe). Açılmamış gül veya diğer bir çiçek tomurcuğu: Elinde bir gonca, bir gül goncası, karanfil goncası vardı (yalnız gonca denildiği zaman gülünkü anlaşılır). Şiirde sevgilinin ağzına benzetilir. Gonca gül = Gülün bir çeşidi ki, açılmayıp top durur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. rosebud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه] açmamış tomurcuk, gonca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Henüz açılmamış gül, tomurcuk. 2.Sevgilinin ağzı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. gonca, dehân = ağız). Ağzı gonca gibi küçük ve güzel olan: Gonca-dehân bir dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gonca ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gonca, leb = dudak). Dudağı goncaya benzeyen: Bir dllber-i gonca-leb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gonca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه] gonca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه دهان] küçük ağızlı, gonca ağızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derici, saraç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucuna bir şey takılan uzun sopa, sırık: Mızrak, bayrak, sancak gönderi. Mavnacı gönderi = Mavnayı yürütmek için kıyıya veya suyun dibine dayadıkları sırık. 2. Çift sürerken öküzleri dürttükleri, ucu iğneli, uzun sopa, üvendire. 3. (denizcilik) Gemide sancak çekmek için kıç tarafa dikilmiş direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. flagstick. flagstaff. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. flagstick. flagstaff. shaft. mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag-staff. flag staff. flagstaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. despatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yol lanmak, Osm. irsâl olunmak: Bu mal, dış ülkelere gönderilecektir. Bu kitap bana ahbabın biri tarafından gönderildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sent to. to be dispatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göndermek işi ve tarzı: Gece vakti haber göndermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmitting. sending. forwarding. consignment. conveyance. reference. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismissal. dispatch. transmission. transportation. sending. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. dispatching. expedition. forwarding. reference. sending. shipping. transmittal. shipment. traffic. conveying. mailing. transmitting. consignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ası I Türkçe’de geri dönmek ve eğrilmek demek olan gönmek fiilinin müteaddtsidir). Yollamak, salmak, Osm. irsâl, isbâl, ba’s etmek: Babama bir mektup, bir hediye gönderdim. Oğullarını okula gönderiyor. Haber, selâm göndermek; ileri göndermek: Sürmek, öne geçirmek. İçeri göndermek = Sokmak, ithal etmek. Geri göndermek = Red ve iade etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off. discharge. dismiss. emit. flash. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. to send. to dispatch. to send away. to see off. to deliver. to delegate. to transmit. to expedite. to refer. to consign. to send in. to forward. despatch. relegate. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yollatmak, İrsâl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Venedik’te kullanılan, tek kürekle yürütülen, iki başı yukarıya kıvrık kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondol; Kuzey Amerika'ya mahsus dibi düz bir mavna; yolcular için balona takılan vagon; (d.y.) üstü açık yük vagonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondolcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) go; (s.) ayrılmış; kaybolmuş; yok olmuş, mahvolmuş; öImüş; geçmiş; sevdalanmış, aşık olmuş. far gone çok ilerlemiş, ileri safhada; öIümün eşiğinde, bir ayağı çukurda . a gone feeling bitkinlik, baygınlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. welfare. wellbeing. prosperity refah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Refah hali, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring prosperity to. to make happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baygınlık, bitkinlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) kurtulması imkânsız olan kimse veya şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatay bir direkten aşağıya doğru asılan bir çeşit bayrak. gon falonier' (i.) bu bayrağı taşıyan adam; orta çağda İtalya'da yüksek bir rütbe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malayca’dan). Tokmakla vurulunca çınlayıcı ve uzun bir ses veren, tepsi biçiminde madenî Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gong, tokmakla vurulunca ses çıkaran yassı bir madeni alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) açıları öIçmeye mahsus alet; mimar gönyesi, goniometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to his heart's content. after one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the way one's heart desires.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propitiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) belsoğukluğu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNÜ) (I.). Kıskanma, hased, gıpta, kıskançlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın duygu merkezi, yüreğin mânevi varlığı, kalb, Fars. dil. Ar. fuâd: Gönlüm istiyor, gönlüme tesir etti, gönül ihtiyarlamaz. 2. mec. Duygu, his, tesir: O adamda gönül yoktur. 3. Muhabbet, şefkat, sevgi: Gönül vermek, bağlamak. 4. Aşk, alâka, ibtilâ: Gönül çekiyor, gönül belâsı. 5. İstek, arzu, heves, meyil, hâhiş: Okumaya gönlü yoktur. O kitapta gönlüm kaldı. Gönül ile, gönülsüz işliyor. 6. Rıza, muvafakat: Bir türlü gönlü olamadı. Ben, onun gönlünü ederim. 7. Cesaret, cüret, şecaat (bu mânâ ile yürek daha çok kullanılır). 8. Kibir, gurur, Ar. taazzum, tekebbür: O adamda hiç gönül yoktur. Pek gönülsüzdür. 9. Ahlak, yaradılış, sîret, tabiat, duygu: Gönlü güzel adam. Onun gönlü kimsede yoktur. 10. Hatır: Gönlünü almak, yapmak, gönül kırmak. 11. Mide: Gönlüm bulanıyor. O yemeği gönlüm almadı. Gönül açılmak = Ferahlamak, neşelenmek. Gönül açıklığı = Ferahlık, neş’e. Gönül almak = Hatır yapmak, memnun etmek, sevindirmek. Gönül eğlencesi = Gönlü dinlendiren şey, Fars. dil-Arâm, dil-firîb. Gönlü olmak = Razı olmak, rıza vermek, muvafakat etmek. Gönlünü etmek = Kandırmak, Osm. ırzâ etmek. İki gönül bir olmak = Sevişmek, Osm. muâşaka etmek. Gönül bulandırmak = Yürek bulandırmak, mide kabartmak. mec. Şüpheyi davet etmek. Gönül bulanmak = Yürek bulanmak, mide bozulmak, kusacak hâle gelmek, mec. Şüphelenmek’. Gönül bolluğu = Kanaat, göz tokluğu. Can ve gönülden = Samimiyetle, arzu ile. Hatır, gönül = İltimas, birini memnun etmek için adalet ve hakkaniyetten ayrılma. Gönlü hoş olmak — Memnun ve hoşnut olmak. Gönül hoşluğu = Memnuniyet, hoşnutluk. Gönülden = Kalben, arzu ile, isteyerek. Gönülden kopmak = (bir sadaka veya iane için) Kendiliğinden verilmek: Herkes gönlünden ne koparsa verir. Gönül darlığı = Hüzün, keder, ıztırap. Gönül kalmak = Kırılmak, hatır kalmak, Osm. münfail ve münkesir olmak. Gönlü kara = Kötülük isteyen, kötü niyetli, yüreği fena. Gönül kırmak = Hatır bozmak, üzmek, kelbini kırmak. Gönlünce = Arzusunca, İstediği gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart. soul. feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast. heart. soul. feelings. mind. inclination. desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mind. inclination. desire. willingness. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2.İstek, arzu, heves, niyet. 3.Duygu, his, aşk. 4.Kibir, gurur. 5.Tabiat, huy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ties of love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreak. wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı duyguları taşıyanların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendi istek ve arzusıyle bir iş gören, mecburî olmayan. 2. Kur’a efradından olmadığı veya kur’ası çıkmadığı halde kendi arzusıyle asker yazılan: Gönüllü asker: Gönüllüler çok gayret ettiler, gönüllülerin talimine memur olmuştu. 3. Kibirli, kasıntılı: Kız gönüllüdür, onu kocalığa kabûl etmez. Alçak gönüllü = Kibirsiz, mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willing. voluntary. ready. volunteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared. ready. voluntary. volunteer. willing. lover. of one's own accord. voluntarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volunteer. willing. ready. unsalaried clerk. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirsiz, mütevazı. 2. İstemeyerek, arzusuz. Gönülsüz çalışıyor. Gönülsüz okunan dersten hiçbir istifade olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudging. indisposed. loath. reluctant. humble. modest. unwilling. disinclined. half-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. disinclined. loath. reluctant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Yunanca’da mânâsı: açı). Köşe ölçüsü, köşelerin dik olup olmadığını anlamaya ve düzeltip doğrultmaya mahsus demir veya tahtadan mühendis veya duvarcı ve dülger vesaire Aleti: Gönye tutmak; gönyesine getirmek. Şu köşe gönyesinde midir? Şakullü gönye = Topografya İleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setsquare. square. t-square. rule. miter. miter joint. mitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square. try square. set square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set-square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) kendisine her bakanın taş kesildiği farzolunan yılan saş1ı üç kadından biri, Gorgon; (k.h.) çirkin ve korkunç kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İtalya'ya mahsus bir çeşit peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Gül goncası, henüz açılmamış gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Açılmamış gül.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل غنجه] gül goncası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). on bir köşeli şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yedigen, yedi kenarlı çokgen. heptag'onal (s). yedi açısı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). altıgen, altı kenar ve açılı şekil. hexag'onal (s). altıgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (geom.) eşköşe, eşit açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jargon

argo

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Confused, unintelligible language; gibberish; hence, an artificial idiom or dialect; cant language; slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter jargon; to emit confused or unintelligible sounds; to talk unintelligibly, or in a harsh and noisy manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of zircon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler's french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a characteristic language of a particular group ; 'they don't speak our lingo'. a colorless variety of zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language that is used or understood only by a select group of people Jargon may refer to terminology used in a certain profession, such as computer jargon, or it may refer to any nonsensical language that is not understood by most people Literary examples

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The informal or technical language used by members of the same profession or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File [Buy the Book].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language, especially vocabulary of a particular trade, profession or group Jargon is distinct from terminology in that it tends to be colourful, colloquial and visual Its meaning is often confined to an occupational context and even to a locality Ofte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sometimes incomprehensible language used to talk about specialized topics If you need help with computer jargon, check out Jargon, by Robin Williams, a lighthearted and detailed trip through this industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The special technical language of a profession or a group In academic terms, it refers to the specialist language of various disciplines It should be used with restraint and discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New words are used in oral speech long before they are acceptable in formal written language When writing, generally avoid using trendy phrases 'dysfunctional situation'), slang , jargon , and new or recently coined words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File. language known only to members of a specific group, company or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language professionals use that no one can ever understand. is the technical or specialist words used by a particular group of people and difficult for others to understand Back to Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any specialized language of a group that is used to improve the efficiency of communication among members of the group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technical language of a special field Learning linguistic terms has been important to our course Groups use specialized lexicon to communicate more directly or accurately, express group solidarity, and maintain status or oppositional identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical language evolved by specialists so that they can communicate more accurately and efficiently about their interests or concerns. technical terminology of a special activity or group Also, selection of obscure and often pretentious language, indic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like all other specialised subjects, the Internet has its own jargon; a somewhat cryptic language describing technical details Some jargon is explained in this glossary. language used by a particular group, often not understood by the general population:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specialized vocabulary of those in the same work or profession; redundant or wordy writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Words and phrases only you and a small circle of friends know Used for flashing around to show who is in and who is out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specialized language used by job holders or members of particular occupations or organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon , slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anlaşılmaz dil veya söz; belirli bir grubun kullandığı dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (min.) zirkonyum taşının renksiz veya sarı bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sunda adalarında yaşayan ve üç metre boyundaki dünyanın en iri kertenkelesi, (zool.) Varanus komodensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Gök cisimlerinin teşekkülünü tek tek veya bütün olarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmogonie

fel. evren doğumu

Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden taş veya ok atan bir mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) dokuz açılı ve dokuz yanlı çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekiz köşe ve kenarlı şey veya şekil, sekizgen; sekiz taraflı yapı veya yer. octagonal (s.) sekiz kenarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., geom. dikgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). İlkel bitkilerde dişi cinsiyet hücresi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kastamonu yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mükemmel olduğu kabul edilen örnek, numune; matb. yirmi puntoluk harf, irice bir çeşit harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardunya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski ingilterede) hükümdar veya başbuğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. beşgen, beş köşeli şekil. the Pentagon A.B.D. Milli Savunma Bakanlığı binası; A.B.D.'nin askeri liderliği. pentagonal s. beş köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atış yeri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. polygone

1. atış yeri, 2. mat. çokgen

1. Ateşli silahlarla atış alıştırmaları yapılan yer. 2. Açı oluşturacak biçimde dörtten çok kenardan oluşan kapalı şekil.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon. range. artillery range. rifle range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon. gunnery range. artillery range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. dörtten fazla açısı olan düz şekil, poligon, çokgen; top ve tüfek atış tecrübesi yapılan meydan, atış yeri, poligon; çok köşeli cisim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok köşeli, çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban değneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir piyes veya hikâyede baş rolü oynayan kimse; kahraman; önayak olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saygon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aslanağzı, bot. Antirrhinum lesser. snapdragon danaburnu, bot. Antirrhinum orontium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to banish. to exile. relegate. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarhun, bot. Artemisia dracunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) dörtgen, dörtkenar. tetragonal (s.) dört açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilahların soylarını yazan kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zodyak'ın dörtte biri; üç köşeli bir çeşit çenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. geometri). Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu ki, İslâm bilginlerince bulunmuştur, Osm. ilm-i müsellesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Trigonometriyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trigonometri. trigonomet'ric(al) s. trigonometriye ait. trigonomet'rically z. trigonometrik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. on bir açılı ve on bir kenarlı şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng ). Demiryolu (tren) arabası: Yirmi vagondan ibaret bir katar, yataklı vagon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car. carriage. railway car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. railway car. car. coach. passenger car. truck. wagon. wag g on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafe / dining car. restaurant car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). Dekovillerde kullanılan küçük vagon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip truck. tip wagon. car (used on a narrow-gauge railroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. waggon i. dört tekerlekli yük arabası; dört tekerlekli açık oyuncak araba; k.dili. tevkif edilenleri taşımaya mahsus polis arabası; tekerlekli servis masası; İng. yük vagonu, katar; (argo) zırhlı savaş gemisi. on the wagon k.dili. içkiyi bırakmı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vagonli, yataklı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir araba dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnanimous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by