Gonca-leb ne demek? | Gonca-leb anlamı nedir? | Gonca-leb

Gonca-leb anlamı nedir?

Gonca-leb ne demek?

Gonca-leb anlamı nedir?

Gonca-leb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gonca leb

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gonca, leb = dudak). Dudağı goncaya benzeyen: Bir dllber-i gonca-leb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («galib» den itaf.). 1. En kuvvetli, en üstün: Agleb-i ihtimale göre. 2. En çok, ekser: Agleb şiirleri gazelleridir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.)[اغلب احتمال] çoğunlukla, genellikle, sık sık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلب احتمال] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gövdesi tüylü birkaç çeşit iri arı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da ‘kanguru’ cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınma düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürelerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerang İngilizce’de “boomerang” lan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da “kanguru” cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında “bilmiyorum” demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmyan benzerlerinin Abojinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarında itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarıı öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şekllinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere parelel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır. Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). meşhur bir dava; meşhur olan ihtilâf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلب] sığır tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Selebes adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çeleb» den). 1. Efendi, ağa, bey, mevlâ. 2. Okuma bilen, efendi. 3. Osmanlılar’ın ilk devresinde şehzâdelere verilen unvan. 4. Konya’da Mevlânâ’nın torunlarından olan Mevlevi tarlkatinln başına 1925’e kadar verilen unvan: Çelebi efendi. Terbiyeli ve nazik: Çelebi adamdır, (bk.) Çalap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. educated person. courteous. well-mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(s.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, nazik ve kibar. 2.Şehir terbiyesi almış okuryazar kimse. 3.Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi. - Mevlevi tarikatının başı bu adla anılırdı. Mevlana veya Hacı Bektaş soyundan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Efendilik. 2. Terbiye, naziklik, zarafet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). törene katılan kimse; ayini idare eden papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutlamak, tesit etmek; ilân etmek; ayin yapmak, törenler tertip etmek; bayram yapmak celebra'tion (i). kutlama celebrator (i). kutlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meşhur, şöhretli, ünlü; hakkında çok yayın yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşhur bir kimse;şöhret,ün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dulavratotu; kazık otu; pıtrak, (bot). Xanthium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Saç döken hastalığı, saçkıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable. improvable. qualifiable. rectifiable. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ayaklanmada veya kötü bir işte önayak olan kimse. Fars. sergerde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringleader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingpin. protagonist. ringleader. vanguard. chief. gang-leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringleader. chief of a bandit gang. protagonist. riot leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flebit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Toplardamarlarda iç zar iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Galip gelme, yenme, üstünlük, galibiyet: Galebe çalmak, galebeye nâil olmak. 2. Daha çok olma, ekseriyet: Bu kumaşta kırmızı renk galebe çalıyor. 3. mec. Zaptolunamıyacak derecede azgınlık: Hırs galebesi, şehvet galebesi. 4. İnsan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sieg. Überlegenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلبه] baskın çıkma, ağır basma. 2.kalabalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., şiir yer, toprak; İng. vakıf arazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe halk dilinde: konca. Asıl Farsça’da: gonçe). Açılmamış gül veya diğer bir çiçek tomurcuğu: Elinde bir gonca, bir gül goncası, karanfil goncası vardı (yalnız gonca denildiği zaman gülünkü anlaşılır). Şiirde sevgilinin ağzına benzetilir. Gonca gül = Gülün bir çeşidi ki, açılmayıp top durur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. rosebud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه] açmamış tomurcuk, gonca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Henüz açılmamış gül, tomurcuk. 2.Sevgilinin ağzı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. gonca, dehân = ağız). Ağzı gonca gibi küçük ve güzel olan: Gonca-dehân bir dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gonca ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gonca, leb = dudak). Dudağı goncaya benzeyen: Bir dllber-i gonca-leb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishable. perceptible. visible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible. noticeable. plan to view. viewable. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Gül goncası, henüz açılmamış gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Açılmamış gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağılmış süt. 2. Süt sağma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Halebli, haleb şehri halkından olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bisiklette) gidon; ABD, (k.dili) palabıyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çöpleme, (bot). Helleborus. black hellebore kara çöpleme, karacaot, (bot). Helleborus niger. white hellebore akçöpleme, (bot). Veratrum album. helleborin (i). çöplemeden elde edilen zehirli bir madde. helleborism (i)., (tıb). bu maddeyi ilaç olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. fraud. swindler. cardsharp. cardsharper. deceitful. tricky. wily hileci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence man. faker. falsificator. sharper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيله باز] hilekâr, düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nargile; karışıklık, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini ve çay yemişine benzer Amerika'da yetişen bir cins ufak ve siyah meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalça kemiği; aşık kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bumblebee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dudağı kurumuş, susamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinkable. potable. smokable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinkable. fit to drink. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الی الابد] sonsuza dek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâL’A-BEND) (i. F., Ar. kal’a, Fars. benden = bağlamak). Bir kaleye hapsedilmiş mahkûm, (bk.) Kal’abend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalebent olma cezası. bk. Kalebent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yazın bahçelerde ve çayırlarda uçuşan dört kanatlı, kanatları rengârenk toz gibi ince pullarla süslü böcek. Kelebek gibi = Pek güzel giyinmiş küçük kız. 2. Koyunların ciğerine Arız olan hastalık ki, kelebek şeklinde parçalar hâsıl eder: Koyunlar kelebek olmuş; o sürüye kelebek düştü. 3. Bazı Aletlerde bulunan bir çeşit mandal. Kelebekotu = Dağ yoncası. Kelebeksarmaşığı = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. moth. butterfly nut. wing nut. butterfly valve. damper in a flue. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2.Narin, ince kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelebek denilen ciğer hastalığına uğramış (koyun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Dudak, Ar. şefe. Gonca-leb = Gonca dudaklı. Şeker-leb = Tatlı dudaklı. 2. Sahil, kıyı, kenar. Leb-i deryâ = Deniz kenarı. Lebâleb, leb-rîz = Ağız ağıza dolu. Leb-ber-leb = Dudak dudağa, öpüşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لب] dudak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dudağı açık. mec. Konuşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لب دریا] sahil, deniz kenarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Akıl sahibi olma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Akıllılık, zeyreklik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dudak dudağa, ağız ağıza, dolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لبالب] ağzına kadar dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lübnan Cumhuriyeti; Lübnan dağları. Lebanese i., s. Lübnanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). Efendim, buyurun, ne emriniz var? emrinizi bekliyorum (cevap ve soru için kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtiyan şeridinden örme sade at başlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Süt. 2. Ekşi süt, yoğurt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لبن] süt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lebeniyye). Süte ait veya süt çeşidinden olan. (anatomi) Ev’iyye-i lebeniyye = Süt damarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lübb» den smüş.) (mü. lebîbe). Akıllı, zeki, akıl ve zekâ sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıllı, zeki, fatin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lebib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A botanik). Fasîle-i leblâbiyye = Sarmaşık çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A botanik). Sarmaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlencelik olarak yenilen kavrulmuş nohut. Leb demeden leblebiyi anlamak = Daha söze başlar başlamaz ne denmek istenildiğini anlayıvermek. Sakızleblebisi = Beyaz leblebi. Leblebi unu = Leblebinin öğütülmüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted chickpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted chickpeas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted chickpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted chickpeas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Leblebi kavuran ve gezdirip satan adam, leblebici dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Giyme. 2. İki şeyi birbirinden farkedememe (iltibâs daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahlep, bot. Prunus mahaleb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Süt ve pirinç unu ile yapılan pelte kıvamında bir tatlı. Mahallebi çocuğu = Nazlı büyütülmüş. Su mahallebisi = SUtsüz yapılan ve pekmezle yenilen mahallebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mahallebi yapıp satan kimse. 2. Nazlı büyütülmüş, çıtkırıldım kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., k.dili az kültürlü, sıradan zevkleri olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mihlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. «galebe» den). Birbirine galebe çalmaya, galip gelmeye çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahallebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custard. pudding. milk pudding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mollycoddle. namby pamby. softy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairy bar. dairy lunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKAABELE-Bİ’LMISL) (i. A.). Fena bir harekete, aynı şiddette bir başka hareketle cevap verme, misilleme («mukabele-i bi’l-misl» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten imef.) (mü. mülebbese). 1. Giyilmiş. 2. İltibastı, farksız, karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Talep edilen şeyler, İstekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالبات] istekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. mütâlebât). Hakkını isteme, dâvâ, iddia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطالبه] istek. 2.isteme, talep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek, talep etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan if.) (mü. mütelebbise). Giyinmiş («lâbis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متلبس] giyinmiş, kuşanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. filebit, flebit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damardan kan alma. phlebotomist i. kan alma mutehassısı. phlebotomize f. kan almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. eski Roma'da avamdan biri, plep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. askeri akademide birinci sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, bayağı, avama ait; pleplere ait; i. aşağı tabakadan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plebisit, bir mesele hakkında bütün halkın oy kullanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir mesele üzerinde yurttaşların evet veya hayır şeklinde oylarını alma işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da avam tabakası; avam, halk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baklagillerden kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki, (bot.) Crotalaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtı çukur olan herhangi bir şey; sırtında semere benzer çizgileri olan kuş veya kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurç, heybe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SAleb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثعلب] sâlep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SA’LEB) (I. A.) (c. saâllb). Tilki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثعلب] tilki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince tahta parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. su mancanası; (argo) şayia, söylenti, dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; leb = dudak). Dudağı şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکرلب] tatlı dudaklı. 2.şirin sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سله باف] sepetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta diskleri itip belirli bir boşluğa düşürmek suretiyle oynanılan bir çeşit salon veya güverte oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek sıra düğmeli (ceket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyis yamağı, ahırda hizmet eden uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki Sony STAMINA NiMH (Nikel Metal Hidrit) şarj edilebilir pil birlikte verilmiştir: olağanüstü pil ömrü sunar. Dünyanın her yerinde kullanılabilecek voltaj uyumluluğuna sahip Sony pil şarj cihazı da sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikenli balık, zool. Gasterostus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şakın budala, şaşkaloz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. isteme, dileme, arama: Hakkını taleb ediyor. 2. Arzu, meyil, rağbet: Allah’ın rızasını taleb ediyorum. Arz ve taleb = (ticaret) Ticarî piyasada bir mala karşı gösterilen istek ve aranan malın piyasaya sürülmesi, Fr. offre et demande.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلب] isteme. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taleb eden, dileyen, arayan; isteyen, arzu eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلبدار] alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâlib). Öğrenciler (teklik mânâsıyle de kullanılır), (bk.) TAlib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student. pupil öğrenci. pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلبه] öğrenci. 2.istekliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ طلبکار] istekli. 2.alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable to treatment. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan). Giyinme: Yeni elbise telebbüs etmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلبس] giyinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki tuş takımına sahip bir kızılötesi uzaktan kumanda. 1. Yüz, yalnızca günlük kullanım için ana düğmelere sahiptir; 2. Yüz ise TV’nin, video kaydedicinin ya da Lazer Disk oynatıcının tam kontrolü için gerekli tüm işlevlere sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Başka üreticilerinkiler de dahil olmak üzere video kaydediciler, Lazer Disk oynatıcılar ve ses cihazlarının temel çalıştırma işlevlerini öğrenme ve kullanma kapasitesine sahip bellekli kızılötesi uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ağaç çileği, bot. Rubus odoratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bokböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., turtle deck balık sırtı güverte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو الابصار] görüş sahipleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensable. renounceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvertesi balina sırtı biçimindeki vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran sandalı, filika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balina çubuğu, korseye konulan balina, balık dişi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay üzümü, bot. Vaccinium myrtillus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by