Göt ne demek? | Göt anlamı nedir? | Göt

Göt anlamı nedir?

Göt ne demek?

Göt anlamı nedir?

Göt | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: got

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dip, alt: Götü kırmızı mum. Tencere götü. 2. Geri, Ar. mak’ad, dübür. 3. mec. Halk dilinde: Cesaret, cür’ et. Götü var ise, durur. Akgöt = Bir cins ördek ve bir cins kırlangıç. Tavukgötü = İçi su dolu bir çeşit kabarcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. arse. fanny. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. arse. fanny. pluck. butt. guts. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. bottom. buttocks. anus. courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) get; sahip olma: He has got a fine library Güzel bir kütüphanesi var . mecburiyet belirtme: I've got to go. Gitmem lâzım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). argo, herhangi bir zümrenin kullandığı özel dil, özellikle külhanbeyleri veya hırsızlar arasında parola olarak kullanılan dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. beget.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutaassıp kimse, bağnaz kimse; dar görüşlü kimse. bigoted s. mutaassıp, bağnaz. bigotedly z. bağnazca bigotry i. bağnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bogota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çok bahsetme, egotizm, kendini beğenmişlik, övünme; hodbinlik, bencillik. egotist (i). kendinden çok bahseden övüngen kimse; bencil kimse. egotistical (s). kendini beğenen; bencil. egotistically (z). kendini överek; bencillikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égotisme

fel. benlikçilik

Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) çavdar mahmuzu; (ecza.) ilâç yapımında kullanılan hastalıklı çavdar tanesi. ergotism (i.), (tıb.) mahmuzlu çavdar ekmeği yeme sonucunda meydana gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) bilhassa Fransa'da yenilen salyangoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Batı musikisinde tahtadan, nefesli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bassoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bundle of sticks, twigs, or small branches of trees, used for fuel, for raising batteries, filling ditches, or other purposes in fortification; a fascine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bundle of pieces of wrought iron to be worked over into bars or other shapes by rolling or hammering at a welding heat; a pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bassoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Fagotto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person hired to take the place of another at the muster of a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old shriveled woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a fagot of; to bind together in a fagot or bundle; also, to collect promiscuously. a bundle of sticks and branches bound together offensive terms for an openly homosexual man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offensive terms for an openly homosexual man. a bundle of sticks and branches bound together. ornament or join by faggot stitch; 'He fagotted the blouse for his wife'. fasten together rods of iron in order to heat or weld them. bind or tie up in or as if

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ince odun demeti; işlenmek için bağlanmış demir çubuk demeti; (f). böyle demet yapmak, böyle demet bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş üzerindeki ajurlu nakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Golgota, Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği yer; (k.h.) cefa çekilen yer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Got, Got kavminden biri; kaba adam, barbar kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Got'lara ait, Gotik; kaba, vahşi; Gotik yazıya ait; (i.) Got dili, Gotça; (mim.) Gotik tarzı; (matb.) Gotik yazı. Gothicism (i.) Gotik mimarisi; kabalık, barbarlık. Gothicize (f.) Gotik tarza uydurmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Gothlar’a ait. Gotik harfler = İlk basın denemelerinde kullanılmış olan köşeli harfler. Gotik sanat = Temel özelliği sivrilik olan ve XII. asırdan sonra Avrupa’da gelişen sanat ve mimarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic. face. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gothic period , Gothic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black letter type. gothic type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer ve palanın arkasına kaplanan meşin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) get. ill-gotten gains haram para, hak edilmemiş kazanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkaya doğru, gerisin geri, büyük bozgun ile (ekseriya arka arkaya kullanılır): Götün götün döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Götün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Götürmek işi. (bk.) Götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-out. carrying. carriage. traction. conveyance. conduct. dispatch. haul. elimination. cancel. removal. shift. transportation. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Götürmek, yakından uzağa sevk ve nakletmek, getirmek mukabili: İzin verdiğimiz uşak, eşyasını alıp götürdü. On defa eşyasını getirip götürdü. 2. Koparıp almak, Osm. ref ve İzale etmek: Gülle bir kolunu götürdü. Atını su götürdü. 3. Kaldırmak, tahammül etmek, kabil ve mütehammil olmak: Bu pirinç çok su götürür. Sert adamdır, lakırdı götürmez. 4. Almak, taşıyabilmek: Bu kap iki okka götüremez. Su götürmek = Tevile müsait olmak. Başka türlü ifadeye müsait olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. carry. take away. carry away. lead. guide. bear. bear away. conduce. get. lead on. put across. remove. take off. usher. whip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. deliver. drive. ferry. get. lead. sail. take. transport. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take (away. to carry (off. to convey. to accompany. to remove. to destroy. to cause the death of. to stand for. to bear. to put up with. to lead to a result. to take off to jail. to take with. to lead. to guide. to shift. to conduct. to eliminate. to w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Götürmek işini yaptırmak: Şu eşyayı yerine götürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur. 2. Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez. 3. Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) boğaz yarma ameliyatı; gırtlağa nefes deliği açma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. işaret olarak kullanılan desen, harf veya kelime; alameti farika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürfe, kurt, kurtçuk, sinek kurdu, peynir kurdu; eski delice arzu, merak, sevda. woodboring maggot ağaç kurdu. maggoty s. kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. piç, veledi zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşma ümidiyle tartışılabilir; tertip edilir, akdolunabilir; ciro edilebilir, devredilebilir (çek, bono). negotiabil'ity i. tertip veya akdolunma imkanı; satılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlaşmayı müzakere etmek; tertip etmek, akdetmek; ciro etmek (çek, bono); üstesinden gelmek, başarmak, (engelleri) aşabilmek. negotiator i. delege; arabulucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müzakere, görüşme; tic. ciro edip satma; bir meseleyi tedbirle halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asla unutulmayacak, unutulmaz, her zaman anılmaya layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşinci yüzyılda Roma imparatorluğunu istilâ eden Doğu Gotlanndan biri, Ostrogot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gırtlağı yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Arkası yırtmaçlı, uzun etekli, çift sıra düğmeli resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frockcoat. frock. prince albert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) redingot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. musluk; fıçı tapası; tahta musluk tıkacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. incontestable. indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siğil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. unutulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kazanılmamış, ele geçirilmerniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vizigot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). iki gametin birleşmesiyle meydana gelen hücre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. zigot, 2 gametin birleşmesiyle meydana gelen hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by