Göze Ait ne demek? | Göze Ait anlamı nedir? | Göze Ait

Göze Ait anlamı nedir?

Göze Ait ne demek?

Göze Ait anlamı nedir?

Göze Ait | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: goze ait

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü.: Aide.) («avdet» den if.). 1. Dönen, rücû ve avdet eden. müz. 2. Taallûk eden, münasebet ve taallûku olan, râci, dair: bu vazife bana ait değildir; bunun iyiliği ve kötülüğü kendisine aittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belonging to. concerning. relating to. relative to. appurtenant. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. relating to. regarding. belonging to. pertaining to. property of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An islet, or little isle, in a river or lake; an eyot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. belonging. regarding. relating to. pertaining to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agency for Instructional Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape. advanced intelligent tape; a helical scan technology developed by Sony for tape backup/archive of networks and servers, specifically addressing midrange to high-end backup requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aeromedical Isolation Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Information Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alliance Internationale de Tourisme. algorithm integration team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agreement on Internal Trade, signed by the federal and provincial governments Text is at http://strategis ic gc ca/SSG/il00021e html.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The AIT front card provides an ATM trunk interface for the IPX The AIT operates in conjunction with a backcard, AIT-T3 or AIT-E3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian Institute of Technology, Thailand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airside Integration Testing. Developed by Sony, using helical scan technology and 8mm tape AIT tape drives use Advanced Metal Evaporated tape formulation AIT drives and media achieve a native capacity of 25GB Unique MIC technology gives fast data access f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape, this a Sony magnetic tape using the 8mm cassette standard, these cassettes can hold up to 100GB. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrines. tenets. religious precepts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). usta, mahir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr).sütlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek, gözlemek, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). olta veya kapan için yem; aldatma, cezbetme; mola, konak; (f). oltaya veya kapana yem koymak; olta veya tuzak yemi ile cezbetmek; üzerine köpek saldırtmak (hayvan) ; eziyet etmek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). E’lendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaların köpeklerle dövüştürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak, zelil adam; (s). bayağı, aşağılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inanç, itikat, iman; güven, itimat,emniyet, tevekkül; din; sadakat, vefa. faith cure itikatla şifa bulma. faith healer itikatla hastalığı iyi ettiğini iddia eden kimse. faith in God Tanrıya inanış, Allaha iman. bad faith kötü niyet, bozuk niyet, hıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler, bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully (z). sadakatle, imanla. faithfulness (i).sadakat, iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadakatsiz, hain, güvenilmez; inanmayan; imansız, dinsiz, kâfir; kararsız. faithlessly (z). sadakatsiz bir şekilde,imansız bir şekilde. faithlessness (i). güvensizlik; imansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i yurüyüş, gidiş; at yürüyüşü gaited s belirli bir yürüyuş hızına sahip

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzun) (i. A.) İnsan pisliği: Mevadctı gaita = Gaita maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human excrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غائطه] dışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tozluk, getir gaitered s ge tirli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyes to eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hücre. 2. Su kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. cell hücre. spring. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden bir kat ipekle örtülmüş, iki kat. Gözeme nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Örgü örer gibi bir tarzda dikmek. 2. Nakışı ipekle örtmek, iki kat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saklanılmak, korunmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyanet olunmak: Koyunlar gözetilmezse kurt yer. Bakılmak, nezaret ve idare olunmak: Bu işler gözetilmek ister. 3. Beslenmek, Osm. iâşe ve infak olunmak: Kadın, çocuklarıyla beraber kocasınca gözetilir. 4. Beklenmek, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmek 5. Tutulmak, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmeli. 5. Tutulmak, Osm. riâyet olunmak, mer’İ bulunmak: Eski Adetler gözetilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be guarded. to be respected. to be observed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. watching. peeping. spying on. surveillance. observation. look-out. lookout. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. spy. lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözetlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spied on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb spy on another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözetmek işi. (bk.) Gözetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custodial care. observation. surveillance. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korumak, Osm. hıfz, muhafaza, siyanet etmek: Bu çoban koyunları iy’ gözetmiyor. 2. Bakmak, nezaret, idare etmek: Bu işleri kim gözetiyor? Beslemek, bakmak, geçindirmek: Herkes ailesini gözetmeye mecburdur. 4. Beklemek, Osm. intizâr, terakkub, tarassut etmek: Fırsat gözetiyor. 5. Tutmak, riayet etmek, saklamak, geçerli bulundurmak: Macarlar bazı eski Adetlerini gözetiyorlar. 6. Dikkat etmek, dikkatle bakmak: Başını gözet, çocuğu gözet. e. Gözet = Sakın, iyi bak, dikkat!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protect. oversee. study. supervise. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. guard. to consider. observe. to take care. to mind. to guard. to protect. to regard. to pay regard. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. to take care of. to guard. to protect. to consider. to respect. to observe. to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor mubassır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical advisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Korutmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyânet ettirmek: Ormanları çok gözettirmek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz çukuru; gözlerin içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hîtân). Duvar, cidar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Haiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş garson .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zehirli bir Asya yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuveyt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) papazdan başka bütün halk; meslekten olmayanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAİD) (i. A. «suOd» dan if.) (mü. müs8ide). 1. Yardım eden, yardımda bulunan. 2. Müsaade eden. Nâ-müsâid, gayrı müsâid = Bir iş! müşkül hâle koyan, zorlaştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. permitting. favorable. opportune. propitious. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. convenient. favourable. available uygun. elverişli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. favorable. favo u rable. friendly. genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTAİDD) (i. A. «uddet» ten if.) (mü. müstaidde). 1. Bir şeye hazırlanmış gibi kabiliyeti olan, istidat sahibi. 2. Terbiye almaya istidat ve kabiliyeti olan, zeki, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediaeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Market Surveillance)

Borsa’da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesi.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örgü; kıvrım, pli, kırma; f. örmek; kıvrım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; kelimelerle çizilen portre. portrait gallery resim sergisi. portrait painter portre ressamı. portrait bust, portrait statue portre heykel. pen portrait yazı ile yapılan tasvir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portreci, portre ressamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ispatsız olarak komünistlikle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرائط] koşullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. sel; şiddetli sağanak; denizde görülen su hortumu. spate of words ansızın içini dökme, konuşarak boşanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dar yer, geçit, boğaz; s., (eski) dar. straits i., (çoğ.) boğaz; zor durum. the Straits İstanbul ve Çanakkale Boğazları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daraltmak; sıkıntıya düşürmek. in straitened circumstances çok muhtaç vaziyette, büyük darlık içinde, fakir. strait jacket deli gömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlak ve davranış konusunda tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususiyet, özellik; nad. dokunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hain kimse, vatan haini. traitress. i hain kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haince, hıyanet kabilinden traitorously z. hainlikle. traitorousness. i hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sadakatsiz, hakikatsiz; güvenilmez; yanlış; eski inançsız. unfaithfulness i. sadakatsizlik. unfaithfully z. sadakatsiz bir sekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beklemek; hazır olmak; bekletilmek, durmak; k.dili. ertelemek, bekletmek. wait for beklemek. wait on hizmetçilik yapmak, servis yapmak; ziyaretine gitmek; bağlı olmak; leh. beklemek. wait on one hand and foot birinin etrafmda dört dönmek. wait at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekleme, bekleme süresi; gecikme; ara; pusu; İng. Noel'de sokaklarda çalıp söyleyen müzisyen grubu üyesi. lie in wait pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çengelli dikenleri olan herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garson; bekleyen kimse; tepsi. waitress i. kadın garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ringa familyasından bir çeşit balık yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada veya hayalde görülünce sahibinin ölümüne işaret ettiği farz edilen hayalet, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus. unnecessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by