Gözü Tok ne demek? | Gözü Tok anlamı nedir? | Gözü Tok

Gözü Tok anlamı nedir?

Gözü Tok ne demek?

Gözü Tok anlamı nedir?

Gözü Tok | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gozu tok

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Toksinleri zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aristokratlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy soyluerki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, delâlet etmek, işaret etmek, (bir şeyin)alâmeti olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gözü, gönlü tok yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Herhangi bir metnin fotoğrafla çıkarılmış kopyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photocopie

tıpkıçekim

1. Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi. 2. Bu yöntemle elde edilen kopya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox. photostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. blueprint apparatus. photostatic copy. photocpy. photographic copy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to be seen. to show oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir kır bitkisi (soseli).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tokalaşma aslında çağlar öncesi bir adet. Çok eski çağlarda, tüm erkekler bir silah taşıyor ve çoğunluğu da bu silahı sağ eli ile kullanıyordu.

Bir erkek diğerine dost olduğunu, elinde silah bulunmadığını göstermek için, boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesine mani olmak için, birbirlerinden emin olana kadar, birlikte ellerini hafifçe sıkarak duruyorlardı.

Tokalaşırken elleri sallama alışkanlığı, elleri daha iyi kavrayarak, rakibin giysisinin içinden aniden bir silah çıkarmasını önlemek için başlamış olabilir. Ancak sonraları dostluğun bir ifadesi oldu.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arnica sığırgözü. mastıçiçeği. arnika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dağkestanesi): Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Ortoza verilen başka bir ad. (bk.) Ortoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng.. Keltçe). Şehirler arasında işleyen otobüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Laboratuvar işlerinde ve cerrahîde kullanılan her türlü Aletleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocontrôle

ruh b. öz denetim

Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mutlakıyyet, hükümdar otoritesinin hiçbir şekilde tahdit edilmemiş olması hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İktidarı mutlak olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocritique

öz eleştiri

Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. autochtone

yerli

Bir yerin ilk sakini olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aktinit grubundan radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). iktidarın zenginlerin elinde toplandığı hükümet şekli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ploutocratie

top. b. varsıl erki

Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı. 2. Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. gentleman's agreement. ceremony. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slapping and cuffing each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

İng. stock

1. yığılım, 2. ekon. ve tic. yığımlık

1. Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü. 2. Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock. stock. reserve. holding. store. inventory. budget. garner. hoard. stock-in-trade. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fund. stock. store. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventory. stock. goods on hand. budget. fund. stocked goods. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockist. hoarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockpiler (of sth scarce. dealer in leftover or salvaged goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockpiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ateşi karıştırmak, ateşe kömür atmak. stoker i. ateşçi; ateşe kömür atan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külhan ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stocking. inventory building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoard. to hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stockpile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «doymak» tan doyuk). 1. İştihası kalmamış, lüzumu kadar yiyip içerek karnı doymuş, aç mukabili: Tokum, karnım toktur. 2. Dolgun, sık, kalın: Tok kumaş. Tokgözlü = Kanaatkâr, haris ve tamahkâr olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. satiated. satiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. deep. satiated. filled. deep. closely woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. thick and closely woven. rotund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tutturmaya yarayan sağlam bağ. 2. Avuç gibi toplu yer, dere içi (Tokat gibi). 3. Kemer, kayış vesaire bağlamaya mahsus dilli ve başlı büyük kopça: Kemer tokası, kolan tokası. Kılıç kayışı tokası. 4. (denizcilik) Kavuşturma. Toka etmek = Kavuşturup bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. tocca). İçki içerken kadehleri tokuşturma. Saç tokası = Sert ve bacakları yapışık firkete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. clip. clasp. fastener. hairgrip. grip. handshake. bobby-pin. fibula. hasp. ouch. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. clasp. clip. fastener. hairclip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. shaking hands. clasp. fastener. fastening. fibula. handshake. put it right there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tokmak: Çamaşır tokacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokaçla dövmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erişkin, olgun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgunlaşmış, erginleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handshake. shake-hands. clasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handshake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handshake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El sıkışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake hands. to shake hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Doymuş aç olmayan kimse. 2.Kalın ve gür sese sahip. 3.Kibirli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El içi. 2. El içiyle vurulan sille. 3. El içi gibi açık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slap. slap in the face. box. smack. wiper. wipe. buffet. clout. cuff. lick. sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. cuff. hit. slap. smack. sock. blow. buffet. clout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. slap. buffet. clap. clout. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokat atmak, tokat vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick out of. slap. smack. box. cuff. sock. swindle. swipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffet. slap. smack. to slap. to smack. to cuff. to buffet. to swindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slap. to cuff. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca, dolgunca: Tokça kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gönlü tok olan. -

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Sağlam demir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) nefes, (slang) fırt (sigara, haşiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. belirti, nişan, işaret; hatıra, yadigâr, andaç; hususiyet, özellik; jeton; f. göstermek, işaret etmek; sembolü olmak. token money itibari para, para yerine geçen sikke veya kâgıt. by the same token aynı sebeple. in token of belirtisi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tökezlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engele çarpıp düşecek gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose one's footing. miss one's footing. stagger. stumble. snag. blunder. halt. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. miss one's footing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aç gözlü olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not covetous. not greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerdanında küpe gibi sarkan taneleri bulunan (kuzu veya keçi). 2. Bir yaşına girmiş koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tok olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. satiety. glut. repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toughness. being full. being deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. being satisfied (with food and drink. ful l ness. glut. satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Vuruşlu sazları çalmaya yarayan sopa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaçtan, vurmaya mahsus, kalın başlı ve saplı Alet, pek kalın tahta çekiç: Tokmakla vurmak, ezmek. 2. Kapı kanadına asılı, onu çekmeye ve kapıyı çalmaya yarar demir halka, yahut çekiç gibi şey: Kapı tokmağı. 3. Çamaşırı suyun içinde dövüp temizlemeye mahsus önü kalın ve yassı odun, tokaç: Çamaşır tokmağı, çırpıcı tokmağı. 4. Dibek içinde vurup ezmeye mahsus kalın deste. Tokmak gibi = mec. Etli canlı, kuvvetli çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallet. beetle. mall. stick. knob. gavel. hammer. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. knob. mall. mallet. ram. rammer. beetle. knocker. beetle. door knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beetle. hammer. handle. knob. stamper. mallet. maul. gavel. knocker. wooden pastle. clapper. battering ram. pommel. rammer. pestle. pounder. swing stock. sledge. sledge hammer. striker. mall. beetling machine. beetle head. bat. batting hammer. chum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayabalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Jigolo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert ve kerem sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikropların saldığı zehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yerleşik yaşayan han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir yere yerleşmiş, oturmuş (kimse). Dinmiş, sakinleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok timur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok tuğ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk erkek adlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokurcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Tokurtu çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Suyun içinden çıkan havanın meydana getirdiği ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değiş sözüyle beraber kullanılır. Değiş tokuş = Değiştirme, trampa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Savaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Savaşçı lider, hakan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokuşturmak, sık olup birbirine dokunmak, vuruşmak, çarpışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokundurmak, vuruşturmak, çarpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to collide with together to clink (glasses when toasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sık ve kalınca tok kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dokuz. 2.Kalın ve sık dokunmuş kumaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dokuz (Erkek İsmi) Dayanışmacı, tutkun yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Dokuz tuğ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok yay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tokio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thong. flip flop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Japan; the economic and cultural center of Japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tokyo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Japan; the economic and cultural center of Japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tokyo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok yüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove compartment. glove compartment / box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by