Gres Pompası ne demek? | Gres Pompası anlamı nedir? | Gres Pompası

Gres Pompası anlamı nedir?

Gres Pompası ne demek?

Gres Pompası anlamı nedir?

Gres Pompası | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gres pompasi

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). saldırmak; kavga çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecavüz, hücum, saldırı; saldırganlık. nonaggression (i). saldırmazlık , ademi tecavüz aggressive (s). saldırgan, mütecaviz aggressor (i) mütecaviz , saldırgan kimse veya memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agresif

saldırgan

Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel pump. gas pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kongre, toplantı; meclis; (b.h). özellikle ABD'de Millet Meclisi. congres'sional (s). ABD Millet Meclisine ait. congressman (i). ABD Millet Meclisi üyesi, özellikle Temsilciler Meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışına çıkmak, konudan ayrılmak. digression (i). konu dışı söz, arasöz. digressive (s). konu dışı, mevzu harici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, egression (i). dışarı çıkma, gitme, gidiş; çıkış kapısı; çıkış müsaadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease. fat. lubricant. lubricating stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease. hard oil. consistence oil. cup grease. lubricating grease. fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease. hard oil. consistence oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (zool.) yürümeye elverişli (ayaklar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. girme, girme yetkisi; girilecek yer; astr. güneş tutulduğu zaman ayın arz gölgesi içine girmesi, bir gezegenin arz ve güneş arasından geçerken güneş dairesinde ilk görünüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giriş, giriş hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gars» dan im.). Fidan bahçesi, fidanlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) siyahlaşma, kararma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu Sony tarafından sağlanan benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilerlemek, ileri gitmek, gelişmek; devam etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilerleme, ileri gidiş, yükselme, gelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri gidiş, devam; mat. dizi. arithmetical progression aritmetik dizi. geometrical progression geometrik dizi. progressional s. ilerlemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. terakki eden, ileri giden, ilerleyen; ilerlemekte olan; tedrici; terakkiye müsait; ilerici; genişleyen, yavaş yavaş artan; i. siyasette terakki taraftarı, erkinci. progressively z. ilerledikçe, devamlı olarak. progressiveness i. ilericilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geri dönme, geri çekilme, ricat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geri çekilmek, ricat etmek. regression (i.) ricat, geri çekilme. regressive (s.) geriye doğru, gerileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerilemek, geriye gitmek; bozulmak, yozlaşmak. retrogres'sion i. geri gitme, gerileme; bozulma, yozlaşma. retrogres'sive s. gerileyici; yozlaşan. retrogressively z. geri giderek, gerileyerek; bozularak, yozlaşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişi kaplan; zalim kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, ihlal etmek, çiğnemek, aksine hareket etmek; kanuna itaatsizlik etmek; günah işlemek; hududunu aşmak, haddi aşmak. transgressor i. günahkar kimse, tecavüz eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecavüz, haddi aşma; ihla1; günah, suç. trans gressional s. günah ve hata kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by