"><script>alert(/xss/)</script> | "><script>alert(/xss/)</script> ne demek? | "><script>alert(/xss/)</script> anlamı nedir?

"><script>alert(/xss/)</script> | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gt ltscript gtalert xss lt script gt

Türkçe - İngilizce Sözlük

A choreographic form in which the A part represents a phrase of specified length and the B part a different phrase of specified length The two A and B phrases are made to complement and enhance each other, but may deal with either two parts of the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extension of the AB choreographic structure: after the B phrase, the piece returns to an altered version of the A phrase, which can be manipulated by changing the tempo, rhythm, length, or dynamics of the movement, or by fragmenting, repeating, or chan

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Symbol for a dichromatic absorbance It is equal to the absorbance at the secondary wavelength subtracted from the absorbance at the primary wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük

musculous. muscled. strong. having muscular strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental. reason. intelligence. wit. brain. mind. head. wisdom. bean. advice. comprehension. memory. chump. consciousness. gray matter. grey matter. headpiece. intellect. loaf. nous. prudence. psyche. sapience. strength of mind. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ANSI-labeled tape without user-label processing. axial length ATR against-the-rule astigmatism. abbr Access Line.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown color of glass that absorbs nearly all radiation with wavelengths shorter than 450mm Amber glass offers excellent protection from ultraviolet radiation This is critical for products such as beer and certain drugs.

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muscle that counteracts the agonist, lengthening when the agonist muscle contracts.

Türkçe Sözlük

(e.), a ile başlayan bazı sıfatlara girip mübalağa beyan eder: Apaçık: Pek ve büsbütün açık. Apansız: Asla hatırda yokken, bağteten. Apaşikâr, apak «up» ve «ip» suretlerinde kullanılanın aynıdır: (Upuzun, ipince gibi)

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional theater company in Washington D C.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) arnika, dağtütünü, öküzotu, (bot). Arnica montana; bu bitkiden elde edilen ilaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

All-purpose word for the smell of a wine, which may vary in type and in strength Aroma is used in the general sense and is usually positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number set by the American Standards Assoc , which is placed on film stock to allow calculation of the length and 'F' number of an exposure Reference, 'F' numbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number set by the American Standards Assoc , which is placed on film stock to allow calculation of the length and 'F' number of an exposure Reference, 'F' numbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. diffusive. circumstantial. particular. diffuse. elaborate. exhaustive. lengthy. minute.

Türkçe Sözlük

(A.). Ansızın, birdenbire, beklenmediği halde: Bağteten zuhur ediverdi: Birden görünüverdi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring. springtime. springtide. may. flower. youth. spice.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya Kuzey Pasifik Okyanusunda mercanada.

Coğrafi konumu: 0 13 Kuzey enlemi 176 28 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 129 km².

Kara: 129 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 4.8 km.

İklimi: Az yağışlı sabit rüzgarlı yakıcı güneşli ekvatoral iklim hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 8 m - isimsiz bölge.

Doğal kaynakları: Guano karada ve suda vahşi doğa.

Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %0.

Sürekli ekinler: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100.

Sulanan arazi: 0 km² (2005).

Doğal afetler: Mercanadayı çevreleyen kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Baker adası ıssızdır. 1942 yılında II Dünya savaşında adaya yapılan hava saldırıları sırasında buradaki tüm siviller adayı terk ettiler. Su anda ada sadece avlanma amaçlı kullanılmaktadır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Baker Adası.

ingilizce: Baker Island.

Bağımsızlık durumu: ABD’ye bağlıdır; Washington tarafından yönetilir.

Hukuk sistemi: ABD hukuku uygulanmaktadır.

Bayrak: ABD bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

Ulaşım ve Taşımacılık

Deniz yolları: yok.

Limanları: yok; sadece denizin ortasında demir atma imkanı var.

Hava alanları: 1665 metrelik alanda II Dünya savaşı sonrası terkedilmiş bir uçak pisti var üzeri tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır ve şu anda kullanılmamaktadır. (2006 verileri).

Ulaşım notu: Batı yakasında bir gündüz feneri bulunmaktadır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wooden or rattan stick or cane of varying lengths used in the Filipino martial arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük

the strength of one's fists.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digit, the smallest unit of information in a computer, represented as a 0 or 1 One character is typically seven or eight bits in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A valuable variety of large, domestic fowl, peculiar in having the comb divided lengthwise into three parts, and the legs well feathered.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Washington'da ABD Kongresinin toplandığı bina; Roma'daki Jüpiter mabedi; (kh). eyalet meclisi binası.

Türkçe - İngilizce Sözlük

freckle. speckle. hazel-grouse dağtavuğu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Convective INhibition A measure of the amount of energy needed in order to initiate convection Values of CIN typically reflect the strength of the cap They are obtained on a sounding by computing the area enclosed between the environmental temperature pro

Türkçe - İngilizce Sözlük

Convective INhibition A measure of the amount of energy needed in order to initiate convection Values of CIN typically reflect the strength of the cap They are obtained on a sounding by computing the area enclosed between the environmental temperature pro

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be solved. to be unfastened. to thaw. to lose its strength. to become routed. to liquefy. to disintegrate. to break-down. to loosen. to disengage. to dissociate. to disassociate. to decompose. to unbend. to yield. to flux. to ravel. to melt.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Common Underlying Proficiency theory of language interdependence asserts that a person who has high language proficency in one language will learn a second language better and faster because many of the basic concepts can be used to strengthen both la

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the abbreviation for duplex annealing Duplex annealing is a processing procedure where a second heat treatment is added to improve ductility and toughness at the cost of slightly lower strength properties.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device the splits and boosts the strength of incoming audio, video or computer graphics signals so that they can be sent cleanly to multiple destinations.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shut up; to stop up; to close; to restrain. female parent of an animal especially domestic livestock a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea obstruct with, or as if with, a dam; 'dam the gorges of the Yangtse River'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea. a metric unit of length equal to ten meters. female parent of an animal especially domestic livestock. obstruct with, or as if with, a dam; 'dam the gorges of the Yangtse River'. A

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. remedy. strength. power. energy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. energy. remedy. cure. medicine. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure in a single line, as length, breadth, height, thickness, or circumference; extension; measurement; us.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure in a single line, as length, breadth, height, thickness, or circumference; extension; measurement; us.

Türkçe - İngilizce Sözlük

vigor. strength. robustness. starch. vigour. zap.

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. capacitance. drag. reluctance. strength.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpekdişi; (mim). yaprak şeklinde bir çeşit süs. dogtooth violet zambakgillerden Alp lalesi, (bot). Erythronium denscanis.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any non-humanoid, sentient reptilian species Dragons vary widely in size, shape, and culture Some dragons have wings, horns, and complex magical structures Most dragons have scales, claws, and an ancient heritage. ancient creatures of strength, wisdom and

Türkçe - İngilizce Sözlük

Color pattern found frequently among mustangs, usually marked by dorsal stripe, black points, and sometimes zebra stripes on lower legs Basic colors vary from Buckskin ; Grulla ; to red. demand repeatedly, as in: The collection agency went to great length

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİ (I.). 1. Kekre, acımtrak: Eğti yemiş. 2. Ekşi yüzlü, haşin: Eğti adam. 3. Ters, acı: Eğti söz (eski kelime).

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİLİK (i.). 1. Kekrelik, acımtrak lezzet. 2. Ekşi yüzlülük. Osm. huşûnet. 3. Sertlik, terslik, acılık (eski kelime).

Türkçe - İngilizce Sözlük

mit gewalt auferlegt.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix signifying to make, to cause, used to form verbs from nouns and adjectives; as in strengthen, quicken, frighten.

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. efficiency. forcefulness. operation. strength. trenchancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which produces effects analogous to those of a fan, as in exciting a flame, etc.; that which inflames, heightens, or strengthens; as, it served as a fan to the flame of his passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of confederation; a friend of the Constitution of the United States at its formation and adoption; a member of the political party which favored the administration of president Washington. an advocate of federalism a member of a former politic

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sinew; strength; toughness; as, a man of real fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük

General term for a filamentary material The single unit of substance that is broken into parts fit to form threads to be woven; a filament Any material whose length is at least 100 times its diameter, typically 0 10 to 0 13 mm.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Elongated and thickened cell found in xylem tissue It strengthens and supports the surrounding cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of matter characterised by having a length at least 100 times its diameter or width The fundamental component used in making textile yarns and fabrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tough, sticky protein threads that form during coagulation to bind and strengthen the platelet plug. a substance in the blood that combines with blood cells and platelets to form a chemically stable clot at the site of bleeding.

Yabancı Kelime

Fr. formation

1. biçimlenme, 2. eğt. yetişim

1. İmlenmek işi. 2. Öğretmen olabilmek için alınan mesleki eğitim derslerinin bütünü.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very loud; with the utmost strength or loudness. chiefly a direction or description in music a direction in music; to be played very loudly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of magnetic field strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of measure for magnetic flux density. scientific unit of magnetic field strength.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağtiye.). Örtü, örte:ek şey, perde.

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirting. a shirt-length of material.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An energetic or tenacious grasp; a holding fast; strength in grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gross Revenue Insurance Plan GTA Grain Transportation Agency. crew member responsible for rigging and operating equipment such as tripods, dollys and cranes which stabilise the camera or enable its movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. st

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. buttress. refreshing. strengthening. making more powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement. strengthening. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. forge. to get strong. to gain strength. to strengthen. to consolidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. condition. state of affairs. circumstances. attitude. the present time. strength. energy. case. covered wholesale food market. affair. aspect. bearing. circumstance. demeanour. fettle. frame. juncture. market hall. covered market. mode. occa.

Türkçe - İngilizce Sözlük

plank. stretcher. horizontal beam embedded in a stone wall to strengthen it. deal. table. grider. flitch. rail. linte. bearing bar. binder. bole. timber. hacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen a wall with horizontal timber-ties.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge or border of a garment or cloth, doubled over and sewed, to strengthen it and prevent raveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The edge created by folding metal back on itself Metal is hemmed for safety and strength reasons.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk: dişi kuş; argo karı. hen har rier delice doğan, mavi doğan, (zool). Circus cyaneus. hen party argo kadınlar toplantısı. hazel hen dağtavuğu, (zool). Tetrastes bonasia.

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hayali, gözün ağtabaksının gerisine düştüğü için iyi göremeyen göz veya kimse.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highly Oriented Polyolefine A proprietary Sony speaker cone material which combines high strength, low weight, and low resonance resulting in improved transient response, higher power handling, and flatter frequency response 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual with Disabilities Education Act. - A private key encryption-decryption algorithm that uses a key that is twice the length of a DES key.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Developed in Switzerland and licensed for non-commercial use in PGP IDEA uses a 128 bit user supplied key to perform a series of nonlinear mathematical transformations on a 64 bit data block Compare the length of this key with the 56 bits in DES or the 80

Türkçe Sözlük

(i. A. «gurbet» ten masdar). Gurbete gitme. Ihtiyâr-ı gurbet = Geçinmek için iğtirâb etti.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gurûr» dan masdar). 1. Aldanma, mağrur olma, güvenilmeyecek şeye güvenme: Kendisiyle olan eski dostluğa iğtirâren. 2. Gafil bulunma, gaflet halinde olma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gasb» dan masdar) (c. iğtisâbât). Zorla elinden alma.

Türkçe Sözlük

(i, A.) (c. iğtişâşât). Kargaşalık mânâsiyle çok kullanılmışsa da Arapça’da böyle bir mânâsı olmayıp, asıl mânâsı, bir hilekârın hileli ve aldatma maksadına dayanan öğütüne kapılmadır. Zaten gış kelimesi bir şeye hile karıştırılması, halis ve sâfî olmayış mânâsındadır ve eskiden bazı sikkelere «mağşûş» denilmesi ve «gıll-u-gış» tâbiri de bu mânâyı kuvvetlendirir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan masdar). Beslenme, gıdalanma (tegaddî daha çok kullanılır; d ile iğtidâ yanlıştır).

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. vernal. spring. springtime. springtide.

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. springtime. spring time.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a unit of length equal to one twelfth of a foot. a rare soft silvery metallic element; occurs in small quantities in sphalerite. a state in midwestern United States. to or toward the inside of; 'come in'; 'smash in the door'. inside an enclosed space. hol

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 Of or pertaining to an integer. an upcoming multiwavelength mission from the European Space Agency; scheduled for launch in 2002, it will carry coaligned gamma-ray, X-ray and optical telescopes. -the sum over all parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük

It depends for its efficiency largely upon the principle of making use of an opponent's strength and weight to disable or injure him, and by applying pressure so that his opposing movement will throw him out of balance, dislocate or break a joint, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

It opposes knowledge and skill to brute strength, and demands an extensive practical knowledge of human anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gentle way ' A Japanese art of self-defense and a sport with Olympic recognition Judo is a method of turning an opponent's strength and overcoming by skill rather than sheer strength. 'Gentle way' A Japanese art of self-defense and a sport with Olympic r

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. framework. staff. payroll. personnel. cadre. stable. strength.

Türkçe Sözlük

(i. A. “gırbal”dan). Tahıl vesaireyi içinden geçirip, toz, toprak ve saman vesaireyi ayırarak temizlemek ve tasfiye etmek üzere tahtadan bir daireye geçirilmiş delikli deriden veya çeşitli derecelerde sık tel kafesten ibaret Alet ki, eleğin kabası sayılabilir. Kalburüstü olmak = Seçilmiş ve seçkin olmak. Kalburüstüne gelenler = İleri gelenler. Kalburkemıği = Burunda bir kemik, Osm. azm-i gtrbâlî.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to make sth strong.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interrupt. truncate. cut off. cut. to cut. to cut in two. to cut off. to cut down. to cut up. to slice. to wound by cutting. to slaugther. to interrupt. to stop. to turn off. to stop the flow of. to coin. to issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Korean word for the strength and energy of life and the spirit of man, which can be harnessed by those with sufficient will, training, and purpose, to acheive results which would not be possible otherwise. the circulating life energy that in Chinese p

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence. priority. length of service.

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence because of length of service. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The undergarment worn beneath robes. the full-length, robe-like, traditional Japanese garment, worn mostly by women in the Meiji era.

Türkçe - İngilizce Sözlük

might. power. strength. capacity. ability. the omnipotence. force. hand. oomph. rat race. rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. force. strength. energy. vigor. vigour. potency. might. beef. command. dint. lustiness. main. pith. punch. robustness. sinew. stamina. vinegar. vis. zing. thews.

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. force. might. muscle. pep. power. steam. strength. vigour. might güç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

force. power. strength. vigor. power. action. command. drive. emphasis. energy. fibre. function. go. heart. imperium. iron. might. nerve. pep. potency. punch. snap. stamina. steam. substance. vigour. vim. virtue. zap.

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop up. strengthen. fortify. stiffen. build up. support. beef up. brace up. confirm. intensify. recruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. to strengthen. to fortify. to brace güçlendirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gain in strength. to become powerful or strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. infirm. insubstantial. languishing. poor. powerless. washy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white starch made from the roots of a prolifically growing, vining plant native to Asia It is used as a thickening agent for sauces, glazes and puddings, or in medicinal teas and soups It is said to have powerful medicinal qualities, among them, strengt

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) latitude, law, league, left, length, line, lira, lire, liter, (b.h.) Latin, book, Romen rakamlarında 50.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state or condition of being in part extended over or by the side of something else; or the extent of the overlapping; as, the second boat got a lap of half its length on the leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük

It flows out in streams sometimes miles in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

It flows out in streams sometimes miles in length.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzunluk, boy; müddet, mesafe, süre; gram. bir sesli harfin uzatılması veya uzunluğu. length of days uzun ömür. at great length tafsilâtıyle, ayrıntılarıyle. at length uzun uzadıya; en nihayet. at full length tafsilatıyle; boylu boyunca. cable's le

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun, fazlasıyle uzun. lengthily z. uzun uzadıya. lengthiness fazla uzunluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To try to raise something; to exert the strength for raising or bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To try to raise something; to exert the strength for raising or bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance characterizing wood cells and differing from cellulose in its conduct with certain chemical reagents. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper is believed to contribute to chemical degradation To a large extent, Ligni

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation It can be, to

Türkçe - İngilizce Sözlük

Phenolic compounds impregnating and strengthening cell walls Xylem cells and fibers are typically lignified but other cells in the stele or cortex can also be lignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material is cellulose plant cell walls used for support in terrestrial plants. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance characterizing wood cells and differing from cellulose in its conduct with certain chemical reagents. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper is believed to contribute to chemical degradation To a large extent, Ligni

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation It can be, to

Türkçe - İngilizce Sözlük

Phenolic compounds impregnating and strengthening cell walls Xylem cells and fibers are typically lignified but other cells in the stele or cortex can also be lignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material is cellulose plant cell walls used for support in terrestrial plants. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength; force; might; violent effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength; force; might; violent effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. interval. pitch. space. range. way. travel. march. journey. mileage. lag. intercept. cast. extent. fetch. flight. ground. length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

the south of France used of women's clothing having a hemline at mid-calf; 'midiskirts'; 'wore her dresses midi length'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale of a map. proportion. unit for measuring length. criterion. gage. gauge. measure of value. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an angular unit used in artillery; equal to 1/6400 of a complete revolution a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of length equal to one thousandth of an inch.

Türkçe - İngilizce Sözlük

One-thousandth of an inch Equal to 25 4 microns. a unit of length equal to one thousandth of an inch; used to specify thickness. a Cypriot monetary unit equal to one thousandth of a pound. a metric unit of volume equal to one thousandth of a liter. an ang

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mental Illness Needs Index. of lesser strength; weaker than the usual kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The effect of the distribution of the mass of an object on its resistance to change in motion A moment is calculated by multiplying the magnitude of a force by the length of its lever arm, the perpendicular distance between the line of action of the force

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essential element, or constituent element. the product of a body's mass and its velocity; 'the momentum of the particles was deduced from meteoritic velocities' an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In technical analysis, the relative change in price over a specific time interval Often equated with speed or velocity and considered in terms of relative strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flow of activities and the pace of teaching and learning maintained in a classroom. 'the effect of an impelling force, suddenly and momentarily communicated'. an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'. the product of

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. spell. term. period of time. space of time. duration. interval. length. season. space. streak. time span. while.

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğtinâm edilmiş, yayınlanmış.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ganimet» den if.) (mü. muğtenime). Iğtinam eden, bir şeye ganimet gibi bakıp ondan faydalanan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand. resistance. endurance. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being two inches and a quarter, or the sixteenth of a yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spike, as a cannon. a thin pointed piece of metal that is hammered into materials as a fastener horny plate covering and protecting part of the dorsal surface of the digits a former unit of length for cloth equal to 1/16 of a yard attach something some

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny plate covering and protecting part of the dorsal surface of the digits. a thin pointed piece of metal that is hammered into materials as a fastener. a former unit of length for cloth equal to 1/16 of a yard. attach something somewhere by means of na

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name, as the Speaker does by way of reprimand. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law' a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same thing'. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law'. a person's reputation; 'he wanted to protect his good na

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Archives and Records Administration The U S National Archives, located in Washington DC, is charged with storing historical documents of the United States Military records over 70 years old , ship's passenger lists, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Atlantic Treaty Organisation; comes into operation in April 1949. an organization formed in Washington, D C , comprising the 12 nations of the Atlantic Pact together with Greece, Turkey, and the Federal Republic of Germany, for the purpose of collec

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. finally. end son. at last. at long last. in the end. in the long run. at length sonunda. after all / at last.

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion. end. finish. termination. outcome. result. at last. in the end. expiration. finally. lastly. at length. limit. in the long run. terminus. upshot. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting a solution of such strength that every cubic centimeter contains the same number of milligrams of the element in question as the number of its molecular weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük

S. system of electro-magnetic units, and is represented by the resistance offered to an unvarying electric current by a column of mercury at the temperature of melting ice 14.4521 grams in mass, of a constant cross-sectional area, and of the length of 106

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Olefin is also good at transporting moisture, creating a wicking action End-uses include activewear apparel, rope, indoor-outdoor carpets, lawn furniture, and u

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man-made fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Used in products such as furniture covers and draperies.

Türkçe - İngilizce Sözlük

importance. consideration. value. weight. significance. accent. account. amount. consequence. emphasis. gravity. import. interest. magnitude. matter. moment. prominence. regard. significancy. stature. strength. stress. substantiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pearl necklace that is 28-32 inches in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of a plant with a particular structure and function. 1 A keyboard instrument with both manual and pedal keyboards that produces sound by sending air through pipes of various lengths 2 An electronic instrument that creates the sounds made by a pipe or

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffeted about. to be knocked about. to be handled roughly. to be drained of strength. crumple. ruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain strip or band, as of velvet or plush, placed at intervals lengthwise on the skirt of a dress, for ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plain strip or band, as of velvet or plush, placed at intervals lengthwise on the skirt of a dress, for ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. bar. bit. cut. extract. fragment. grain. iota. item. jot. length. lump. morsel. ounce. part. particle. passage. piece. portion. quotation. section. segment. shred. snatch. text. track. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta çivi; askı, kanca; mec. sebep, vesile, bahane; ing. sodalı viski veya konyak; derece, mertebe; müz. yaylı çalgılarda akort anahtarı. peg leg k.dili tahta bacak; tahta bacaklı adam. pegtop s. paçası dar olan. peg top topaç. clothespeg i., ing

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stiffen. to harden. to strengthen. to reinforce. to intensify. to ram. to pack. to compact. to stabilize. to consolidate. to toughen. to tramp. assure sb's position. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to buttress. to reinforce.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benekli, alaca. Pied Piper Fareli Köyün Kavalcısı. pied wagtail ak kuyruksallayan, zool. Motacilla alba.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finely ground insoluble particles dispersed in coatings to influence properties such as color, corrosion resistance, mechanical strength, hardness, durability, etc Particles may be natural or synthetic and also inorganic or organic. dry coloring matter. a

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classic briar pipe shape, it is medium length, with a straight-sided bowl set at a right angle to the shank and the stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber introduced in the early 1950s, and is second only to cotton in worldwide use Polyester has high strength , excellent resiliency, and high abrasion resistance Low absorbency allows the fiber to dry quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the plastic polyethylene terephthalate Its characteristics include transparency, lack of colour, high tensile strength, and chemical stability Used in sheet or film form to make folders, encapsulations, and book jackets Trade names inc

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the plastic polyethylene terephthalate Its characteristics include transparency, lack of colour, high tensile strength, and chemical stability Used in sheet or film form to make folders, encapsulations, and book jackets Trade names inc

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber It is second only to cotton in worldwide use Polyester has high strength, excellent resiliency, and high abrasion resistance Low absorbency allows the fiber to dry quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber which has high strength, excellent resiliency, and high abrasion resistance Low absorbency allows the fiber to dry quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A synthetic fiber used for it's strength and resistance to ultraviolet deterioration It does not have the stretch and elasticity of nylon and, as a result, will often last longer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Man-made fiber in which the forming substance is any synthetic polymer Polyester fibers are high strength and are resistant to shrinking and stretching Very wrinkle resistant Learn more about synthetic/man-made fibers Example in our line - On Line, Web Si

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polyethylene terephthalate, which is used extensively in the production of a high-strength moisture-resistant film used as a cable core wrap.

Yabancı Kelime

Fr. programme

1. izlence, 2. eğt. yetişek

1. Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü. 2. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A polymer of amino acids linked via peptide bonds and which may be composed of two or more chains The uniqueness of individual proteins depends on the length and order of amino acids within the proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument used to detect precipitation by measuring the strength of the electromagnetic signal reflected back.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for radio range and detecting A radio detection device that uses pulses of microwave-length energy to provide range, azimuth, and/or elevation data of objects. a system using beamed and reflected radio-frequency radiation, usually microwave, to

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı. ragtag and bobtail ayaktakımı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually smaller diameter pipelines in continuous lengths prepared onshore and laid from a large reel onboard ship Max lay rate app 1 mile / hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The timed unit of silence The five most common rests values are whole rests, half rests, quarter rests, eighth rests, and sixteenth rests The length of rests is based upon ratios Whole rests last twice as long as half rests, which last twice as long as qu

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ağtabaka, retina. detached retina kopuk ağtabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, normal-weight typeface, whether serif or sans-serif, oldstyle or modern. the opposite of italic; also used as opposite of boldface, but not at GTS.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short-lived political club established in 1659 by J.Harrington to inculcate the democratic doctrine of election of the principal officers of the state by ballot, and the annual retirement of a portion of Parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a series of observations of attributes the occurrence of an uninterrupted series of the same attribute is called a run A run can be a length of 1. a segment of the channel with depths and velocities intermediate between the rough, shallow water of riff

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın başının kılları, baş tüyleri, Fars. gtsû, Ar. şa’r. Kara (siyah) saç, ak (beyaz) saç, kumrel, sarı saç. Sırmasaç = Pek güzel sarı veya açık kumral saç. Saçlı sakallı = mec. Yaşlı başli, olgun yaşta. Arap saçı = Pek kıvırcık saç ve mec. Karma karışık ve içinden çıkılması müşkül İş. Saçkıran = Kılları düşüren bir hastalık. İğreti saç = «Peruka» denilen takma saç.

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. soundness. strength. fastness. maintainability. staying power. stability. substance. validity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shriffrin's theory of memory, which holds that memories are retrieved as a function of their strengths of association to cues.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unstitched length of fabric up to 9 yds in length and 18 to 60 in width with a decorated end panel draped in a wide variety of styles.

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Gözde, ağtabakanın en hassas noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (coğ. -mata) tıb. kör nokta, ağtabakada hiç bir şey görmeyen nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el yazısı; matb. el yazısı gibi basma harf; konuşmacının elindeki notlar; huk. senet, hüccet; alfabe, yazı düzeni.

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony. asperity. austerity. rigour. strength. turbulence. vehemence. hardness. toughness. sharpness. pungency. potency. severity. rigor. violence.

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardness. harshness. roughness. strength. toughness. potency. sharpness. pungency. asperity. austerity. rigidity. rigour. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a complete metric system of units of measurement for scientists; fundamental quantities are length and mass and time and electric current and temperature and amount of matter and luminous intensity ; 'Today the United States is the only country in the wor

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for silicon Generally used in detectors Good for short wavelengths only.

Türkçe - İngilizce Sözlük

force. fury. impetus. rigour. strength. vehemence. violence. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. severity. violence. vehemence. harshness. stringency. rigorousness. emphasis. force. heaviness. impetus. physical violence. rigour. steam. strength. stress. stronghand.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Sağlık bilgisine çok ehemmiyet veren doktorlar sınıfı, Fr. higtenistes.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of a perpendicular drawn from one extremity of an arc of a circle to the diameter drawn through the other extremity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemicals added to paper and board during manufacture to make it less absorbent, so that inks will not bleed, and the image will have better definition Sizing can also be used to strengthen weak papers Rosins, gelatin, starches and synthetic resins are us

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength of Function.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength ofFunction.

Yabancı Kelime

Fr. semestre

eğt. yarıyıl

Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

eventually. finally. through. at last. in the end. at long last. at length. in the long run.

Yabancı Kelime

Fr. socialisation

eğt. ve ruh b. toplumsallaştırma

Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, güç, takat; sertlik, keskinlik; mukavemet gücü, dayanıklılık; şiddet; tesir derecesi; askeri kuvvet; kuvvet kaynağı; metanet, manevi güç. on the strength of -e güvenerek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. extension. linear expansion. elongation. lengthening. creep. creeping. elesticity. yield. strain. stretching. stretch. traction.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expand. to extend. to elongate. to lengthen. to creep. to yield. to strain. to stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Southern Universities Research Association, based in Washington DC.

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Weather exposure surface of a shingle between the cutouts French Tabbing Method of applying high strength adhesives to shingles for wind resistance French Trimmers A beam that receives the end of a header French Truss A combination of members such as beam

Türkçe Sözlük

(i. A. «fadl» dan masdar). Birini diğerlerinden üstün tutma, tercih. Ism-İ tafdîl = Mukayese ve tercih gösteren sıfat ki, dilimizde «daha» ve «en», eski Türkçe’de «rek» ve «rak», Farsça’da ise «ter», «terîn» edatlarıyla ifade olunur: Ar. ekber, Türkçe daha büyük, en büyük, eski Türkçe büyükrek, Fars. büzürgter, büzürgterîn gibi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. strengthening.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration. commercial arbitration. strengthing. fortifying. fortification. appointment of sb as an arbitrator. resolution of a dispute by arbitration. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement. support. backing. strengthening. consolidation. fortification. fortifier. recruitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement. strengthening. ramification. stiffening. fortification. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a handset is powered on, and is engaged in a voice or data call Talk time is the approximate length of time that a fully charged battery will last while on a continuous call, under ideal conditions, before needing to be recharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük

At length A pun applied to two horses driven one before the other This Latin is of a similar character to plenum sed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of time until a loan is due For example, a loan is taken out with a two year tenor After one year passes, the tenor of the loan is one year. 'Holder ' 1 A high male voice between alto and baritone In early polyphonic music, it sang the cantus f

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerilir, gerilebilir; gerilmeye ait. tensile strength gerilme direnci. tensile stress gerilme zoru. tensile test germe deneyi. tensil'ity (i.) gerginlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. testification. strengthening. corroboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthening. affirmation. acknowledgement. seconding. affirmance. re affirmation -. assertion. confession. confirmation. corroboration. protestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemical symbol Sn Soft, silvery-white metal with high malleability and ductility, but little tensile strength One of the earliest metals known; because of its hardening effects on copper, used to make bronze for fabrication of construction and hunting to

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hoop or band, as of metal, on the circumference of the wheel of a vehicle, to impart strength and receive the wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To become weary; to be fatigued; to have the strength fail; to have the patience exhausted; as, a feeble person soon tires.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To exhaust the strength of, as by toil or labor; to exhaust the patience of; to wear out ; to weary; to fatigue; to jade. hoop that covers a wheel; 'automobile tires are usually made of rubber and filled with compressed air' exhaust or tire through overus

Türkçe - İngilizce Sözlük

It serves to spead the topmast rigging, thus strengheningthe mast, and also furnishes a convenient standing place for the men aloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük

top. teetotum. whipping top. humming-top. peg-top. pegtop. spinner. whirligig.

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull oneself together. collect oneself. pick oneself up. gather strength. gather. rally. tidy oneself up. tidy up. pack. pack up. pick up. pick up one's strenght.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kule, burç: kale, hisar; f. başkalarından yüksek olmak; dikine havalanmak (kuş). tower over bir diğerinden daha yüksek olmak. a tower of strength insana manevi kuvvet veren kimse. the Tower Londra'nın eski kalesi. water tower yüksek su deposu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemical symbol W Gray metal with high tensile strength; ductile and malleable, immune to atmospheric influences and all acids but strong alkalis Extremely pliable; can be drawn into filament for incandescent bulbs, rolled into thin sheet for radio tubes;

Türkçe - İngilizce Sözlük

When used as an alloying element it increases the strength of steel at normal and elevated temperatures Its 'red hardness' value makes it suitable for cutting tools as it enables the tool edge to be maintained at high temperatures In conjunction with othe

Türkçe - İngilizce Sözlük

United Nations This entity is gaining popularity and strength at an alarming rate It comprises about 186 nations of the world right now and would seem to be the center for a World Government.

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. grow longer. lengthen. extend. hold over. augment. continue. draw out. elongate. linger. pull out. scat.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. lengthen. overrun. stretch. to get longer. to lengthen. to get taller. to extend. to stretch. to drag on. to be prolonged. to draw out. to grow longer. langthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthening. extension. elongation. stretch. extending. prolongation. renewal. continuation. continuance. extratime. protraction. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension. lengthening. protraction. prolongation. extra time. seine net.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. prolong. lengthen. stretch out. protract. renew. augment. belabor. belabour. continue. drag out. draw out. elongate. enlarge. grow. hand. hold out. hold over. outstretch. pad out. pass. pull out. rack. reach. repose on. sidestep. span. spin o.

Türkçe - İngilizce Sözlük

drape. extend. hand. lengthen. pad. pass. prolong. reach. stretch. to elongate. to extend. to lengthen. to prolong. to protract. to hand. to pass. to reach. to grow. to drag sth out. to draw sth out. to enlarge on sth. to stick sth out. stretch out. to ha

Türkçe - İngilizce Sözlük

extend. augment. continue. draw. lengthen. produce. prolong. protract. reach. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük

baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a dressing down. to talk at length in a certain way.

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Al.). W senbolüyle gösterilen, ancak 3.000 derecede eriyen, tungten diye de anılan bir eleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cater to popular taste to make popular and present to the general public; bring into general or common use; 'They popularized coffee in Washington State'; 'Relativity Theory was vulgarized by these authors'. debase and make vulgar; 'The Press has vulgariz

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Washington (eyaleti).

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda adalar, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 41 00 Güney enlemi, 174 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 268,680 km².

Antipodes Adalarını, Auckland Adalarını, Bounty Adalarını, Campbell Adalarını, Chatham Adalarını ve Kermadec Adalarını içine alır.

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 15,134 km.

İklimi: Keskin bölgesel çelişkilerle birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dağlar ve geniş kıyı ovaları ağır basmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cook Dağı 3,764 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, demir, kum, kömür, kereste, hidro enerji, altın, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %9.

daimi ekinler: %5.

Otlaklar: %50.

Ormanlık arazi: %28.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 2,850 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler ülke genelinde ortaya çıkmalarına rağmen şiddetli değiller, volkanik etkinlik fazladır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,864,129 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.36 (erkek 442,738; kadın 421,462).

15-64 yaş: %66.11 (erkek 1,281,781; kadın 1,272,674).

65 yaş ve üzeri: %11.53 (erkek 193,895; kadın 251,579) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.04 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.77 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.28 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.99 yıl.

Erkeklerde: 75.01 yıl.

Kadınlarda: 81.1 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.8 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Yeni Zelandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Yeni Zelanda Avrupalıları %74.5, Maori %9.7, diğer Avrupalılar %4.6, Pasifik Adalılar %3.8, Asyalılar ve diğerleri %7.4.

Din: Anglikan %24, Presbyterian %18, Roma Katolikleri %15, Methodist %5, Baptist %2, diğer Protestanlar %3, belirlenemeyen veya dini inancı olmayan %33 (1986).

Diller: İngilizce (resmi), Maori.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Yeni Zelanda.

kısaltma: NZ.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Wellington.

İdari bölümler: 93 yöre, 9 bölge, and 3 şehir bölgesi; Akaroa, Amuri, Ashburton, Bay of Islands, Bruce, Buller, Chatham Adaları, Cheviot, Clifton, Clutha, Cook, Dannevirke, Egmont, Eketahuna, Ellesmere, Eltham, Eyre, Featherston, Franklin, Golden Bay, Great Barrier Adası, Grey, Hauraki Ovaları, Hawera, Hawke’s Bölümü, Heathcote, Hikurangi, Hobson, Hokianga, Horowhenua, H

Türkçe - İngilizce Sözlük

send up. advance. boost. bump up. drive up. elevate. enhance. ennoble. escalate. exalt. get up. heighten. hike up. increase. jack. jack up. lift. lift up. louden. mark up. promote. raise. rear. rise. run up. scale up. set up. step up. strengthen. swe.