Gü Yahut Güy ne demek? | Gü Yahut Güy anlamı nedir? | Gü Yahut Güy

Gü Yahut Güy anlamı nedir?

Gü Yahut Güy ne demek?

Gü Yahut Güy anlamı nedir?

Gü Yahut Güy | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gu yahut guy

Türkçe Sözlük

(i. F. güften fiilinden imas. olup sıfat terkipleri teşkiline girer). Diyen, söyleyen: Rlst-gO = Doğru söyleyen. GOft ü gû = Dedikodu, Ar. kıyl ü kaal.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su renginde, gök, mavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب انگور üzüm suyu. 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگون] su rengi. 2.mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - 1.Mavi renk. Gök. 2.Parlak. 3.Nişasta.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). geminin kıçında hizmet eden tayfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül, ak gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zehir, sem. Agu ağacı = Zakkum ağacı ki iki nevi olup birine ak ve diğerine karaağu denir. Ağu otu = Baldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ufak çocukları oyalarr.jğa mahsus bir hitap olup, ağucuk dahi denir (bugün «agu», «agguu» söyleyişi yerleşmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıtma, malarya; sıtma nöbeti . aguish (s). sıtmalı, sıtma getiren, nöbetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Kucak: Bir ananın agûs-ı şefkati. Derâgûş etmek — Kucaklamak. Hemâgûş = Kucak kucağa sarılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آغوش] kucak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Roma’nın birinci imparatorunun isminden gelir: Augustus). Kullandığımız takvimin sekizinci ayıdır. Asya’da Süryânîce’den alarak (Ab) derler. Ağustosböceği = Yazın çok öten çırlak böceği, (mec.) Çok söyleyen geveze adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aug. august.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the month of August.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنگ گذار] uyumlu, ahenkli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu, sevinçli gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceivable. palatable. reasonable. sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söğüt ağacının bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep’in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Altın geyik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganistan’a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz’in yasalarını şiddetle uyguladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Aklı alınmış. 2.Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.Tümsek, tepe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Serap. 2.Allık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek, F. güher = cevher, tıynet). Karakteri, cevheri yüksek, karakter sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2.Eski Türklerde bir rütbe adı. 3.Eski Türklerde bir kurt adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Körlük, görmezlik, (Fars. nâbinâİ): Gözlerine amâ târi oldu.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belirsizlik, muğlâklık , müphemiyet, şüpheli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirsiz, müphem , iki anlamlı, muğlak. ambiguously (z). muğlak olarak. ambiguousness (i). muğlâklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt kuşu renginde.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayip Denizinde ada, Porto Riko’nun doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 63 10 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 102 km².

Kara: 102 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 61 km.

İklimi: Tropikal iklim.

Arazi yapısı: Zemininde kireç taşı bulunan yassı bir mercan adası.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Crocus Tepesi 65 m.

Doğal kaynakları: tuz, balık, ıstakoz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100 (genellikle kayalıklardan oluşur) (2005).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar yaygındır. (Temmuz - Ekim).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,477 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.8 (erkek 1,557; kadın 1,510).

15-64 yaş: %70.4 (erkek 4,878; kadın 4,608).

65 yaş ve üzeri: %6.9 (erkek 412; kadın 512) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.57 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 6.9 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.03 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.06 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.81 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.03 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 20.32 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 verileri).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.28 yıl.

Erkeklerde: 74.35 yıl.

Kadın: 80.3 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Anguilla.

Dinler: Anglikan %29.

Dil: İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 12 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.

erkekler: %95.

kadınlar:: %95 (1984 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Anguilla.

Başkenti: Pago Pago.

Milli bayram: Anguilla Günü, 30 Mayıs.

Anayasa: 1 Nisan 1982; 1990’da değiştirilmiştir.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Anguilla kısıtlı miktarda doğal kaynaklara sahiptir, ekonomisi konfor turizmi, ıstakoz ürünleri, mültecilerden gelen para havaleleri sayesinde gelişme göstermiştir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi: - 108.9 milyon $ (2004 verileri).

GSYİH (Reel Büyüme): %10.2 (2004 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3.

İş gücü: 6,049 (2001).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: ticaret %36, hizmet %29, inşaat %18, taşımacılık %10, imalat %3, tarım/balıkçılık/ormancılık/madencilik %4.

İşsizlik oranı: %8 (2002 verileri).

Bütçe: gelirler: 22.8 milyon $; Giderler: 22.5 milyon $.

Endüstri: Turizm, tekne yapımı, denizaşırı finansal hizmetler.

Endüstrinin büyüme oranı: %3.1 (1997 verileri).

Tarım: Az miktarda tütün, sebzeler; büyük baş hayvanlar.

İhracat tutarı: 14.56 mily


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şiddetli ıstırap, acı, keder, elem yeis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köşeli, zaviyeli, açısal; zaviye ile ölçülen; sivri; bir deri bir kemik (insan) ; davranışları rahat olmayan zarafetten yoksun. angular measure açı ölçüsü angular motion deveran dönme. angular velocity (dönüş sırasında) açısal sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılı veya köşeli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruddy sheldrake. fool. bumpkin. clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâki hikâye, içinden kıssadan hisse çıkarılan hikâye; alegori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina-da Akropol'ün yanında bulunan bir tepe; o tepede toplanan yüksek hukuk meclisi. Areopagite (i). Aeropagus meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İki dağ arası, uçurum. 2.Orta Asya’da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu Türkleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tartışmak, münakaşa etmek; ispat etmek, delil göstermek; out of ile caydırmak; for ile delil göstererek lehte söz söylemek; savunmak, müdafaa etmek; against ile itiraz etmek, karşı gelmek.argue one into going bir kimseyi gitmeye razı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. argument

kanıt

Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa; karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar; bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal (s). münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion (i). tartışma, münakaşa; yargılama, muhakeme. argumen'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2.Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, aydınlık gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Er - (bkz.Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Zeus'un yüz gözlü oğlu; uyanık adam, açıkgöz kimse. Arguseyed (s). uyanık, tetikte olan, açıkgöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki, yer prasası da denir (Leonurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift shaft. elevator shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşkonmaz, (bot). Asparagus officinalis. asparagus fern perçemli kuşkonmaz. wild asparagus dişi kuşkonmaz, (bot). Asparagus acutifolius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zemberekotu): Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گون] ateş rengi, kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nemli yerlerde çok yetişen ve ilâç olarak kullanılan bir bitki. Atkuyruğugillerdendir (Hippuris vulgaris). 2. Genç kızların, saçlarını başlarının arkasına toplayıp soktukları at kuyruğuna benzer biçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare's-tail. ponytail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eski Roma,da kuşlara bakarak kehanet etmekle görevli bir çeşit falcı; kâhin; (f). kehanet etmek, önceden haber vermek;yormak. augural (s).kahinliğe ait. augury (i). kehanet; fal, alâmet; kehanet ayini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ağustos ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhterem, aziz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) Roma imparatoru Ogüst'e veya onun devrine ait; Roma imparatorluğunun veya herhangi bir memleketin edebiyatının altın çağına ait; üstün zevke sahip, klasik nitelikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azamet, ululuk, yücelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça «ayıb», Farsça güften = söylemek). Herkesin ayıp ve eksikliklerini söyleyen, Ar. fassâl.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın gülü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan. Osman Gazi’nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sungur).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.F). 1. Ateş renginde, kırmızı, al. 2. Ayçiçeği, şakayıka benziyen, ortası siyah, kenarları çok kırmızı bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferdeki azotun bitkiler tarafından özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bileşenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hava tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vergi, haraç veren, 2. Geçiş parasına tâbi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değeri ölçülemeyen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt gibi kanatlan kırmızı bir cins kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Rabt ve kayd ve bend olunmuş. Bağlı, merbut, düğümlü: Kazığa bağlı at. 2. Sed ve bend olunmuş, kapatılmış: Bağlı kapı, geçit. 3. Dayalı, alâkalı, mütevakkıf: Bunun anlaşılması kelimelerinin bilinmesine bağlıdır. 4. Cinsî iktidarı olmayan, cinsî iktidarını kaybeden. Eli, ayağı bağlı = İstediğini yapamayan. Başıbağlı = Nişanlı, nikâhlı. Basireti bağlı = Gafil. Dili bağlı = Dilsiz, ebkem. Gözü bağlı = Ummî, habersiz, gafil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Haykırış, bağırış. 2.Gökgürültüsü, yankı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Banu).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı’da açan yetişen gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin ve güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAZ-GUNE bk VAj-gûn, vâjgûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, güften = söylemek). Herkes hakkında kötü söz söyleyen, dedikoducu, müzevir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, güman = zan). 1. Fenalık düşünen, herkesin fenalığında bulunan, bed-hâh. 2. Her işde bir fenalık gören, vesveseli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدگو] dedikoducu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدگهر] kalbi bozuk, mayası bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını çelmek, ayartmak, aldatmak; cezbetmek, saptırmak; hoşça vakit geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bolero ritminde Güney Amerika dansı; bununla ilgili modern dans; bu dansların müziği

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. 12. yüzyllda Hollanda,da kurulan layik hemşirelik teşkilâtı üyesi; bugün Katolik kilisesine bağlı ve kendini dine vakfetmiş kadınlar teşkilâtı üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da Müslüman kadm lider; soylu Müslüman kadını, begüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak verilirdi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. begin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Gonore denilen bir çeşit zührevi hastalıktır. Cinsi münasebetle bulaşır. İdrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlıdır. Bu cerehat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir. Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatlı akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su

Hazırlanışı : Yarım tencere suya, 1 demet maydanoz konur. Kaynatılır. Buğusunun üzerine oturulur. Aynı işleme iyileşinceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muhasara etmek, kuşatmak, etrafını çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üreme organlarının bulaşıcı bir hastalığı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedi, sonu olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teninde ve bilhassa yüzünde tabiî bir küçük lekesi olan, Fars. hâl-dâr. 2. Lekeli (üzüm vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kulağın aşağı sarkan yumuşak kısmı ki, küpe asılan yerdir. Kulak tozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Belgizar). Yadigâr olmak üzere verilen hediye: Bu kutu falanın bana bergüzârıdır. Bu da benden size bergüzâr olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hediye, hatıra, andaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, irâdesine sahip.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, beğenilmiş makbul.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برگذار] hatıra, hediye, yadigâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition. nutrition disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü: Bir beygirgücü 0,736 kilovata eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanesi ve taze iken kabuğu dahi yenen nohuda benzer maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بذله گو] şakacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bigoudi

sarmaç

Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hair ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curler. hair curler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گمان] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گناه] günahsız. 2.suçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçen sene, bir sene evvel: Bıldır bu kadar sıcak olmadı; bıldır gitti idim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the strength of one's fists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malûmat, vukuf, ilim, mârifet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilgin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science fiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ana dilinin yanı sıra ikinci bir dili de aynı şekilde konuşabilen, iki dilli; i. iki dili aynı derecede konuşabilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) hiçbir, herhangi bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir tane, tek gül. Kıymetli gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güllerin bitmesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. alçak kimse; s. alçak, edepsiz, rezil; f. küfretmek, sövüp saymak blackguardism i. alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dökmekten suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor ile yeşil arasında ve madenî bir parlaklıkta olan renk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bodyguard

koruma

Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull fight. bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana pek fazla sıkıntı veren. Boğulacak hale getiren: Boğucu bir hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. close. heavy. muggy. suffocating. stifling. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffocating. stifling. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısılmış, boğuk ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. croaky. flat. guttural. husky. raucous. thick. tubby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dull. hoarse. husky. raucous. stentorian. deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. raucous. muffled. deep. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxia. asphyxiation. strangulation. suffocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boğazı tıkanmakla nefes alamamak: Kuşpalazından boğuldu. 2. Suda ölmek: Denize düşüp boğuldu. 3. mec. Zor nefes almak, nefes almada zorluk çekmek: Bu dar odada boğulacağız. 4. Çok sıkılmak, iç sıkılmak: Bu yerde insan yalnızlıktan boğulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. be drowned. get drowned. smother. stifle. suffocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxiate. choke. smother. stifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown. to be drowned. to be flooded. to be stifled. to be flooded with. to feed the fishes. stifle. strangle. suffocate. swim in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğulmuş yer, boğulmuş kısım. Sazın boğumları. (Anatomi) Lenf damarları veya sinirlerin yumak gibi olan kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. articulation. joint. knuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. internode. ganglion. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide güfteli eserlerde heceleri belirtip süsleyerek icrâ tarzı. Ar. tekeccî, Fr. articulation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğulma, Ihtinak. 2. Sıkılma, ıstırap. 3. Oyalayıp atlatma: Boğuntuya getirmek = Gürültüye getirmek, atlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun yan tarafı. Ar. cenb, Fars. pehlû. Eli böğründe kalmak = Aciz ve mahrum kalmak. Dağın böğrü = Dağın yanı Boşböğür = Geğrek altı, şakle, sakle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. to bellow. to moo. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden dikenli bir çalı çeşidi ve meyvesi. Bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişir (rubus fruticosus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. dewberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. bramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tilkiüzümü): Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Böğürme sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D. sahte, düzme, yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. fight. dogfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinin boğazına sarılarak hayvanlar gibi güreşmek ve oynaşmak. 2. Çekişmek, münakaşada bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour. struggle. wrestle. to quarrel. to fight. to struggle. to tussle. to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at each other's throat. buffet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozulmuş, perişân, harap. 2. Mağlûp, dağılmış: Bozgun asker. 3. Bozulma, perişanlık, haraplık. 4. Mağlûbiyet, inhizam. Bozgun vermek = Sınmak, mağlûp ve perişan olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rout. debacle. defeat. discomfiture. beating. cropper. fiasco. stampede. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. rout. stampede. unrest. disorder. checkmate hezimet. routed. defeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. rout. debacle. discomfiture. fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. defeatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. copperhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Mağlûbiyet, çözülme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi erkek ayakkabısı; bir çeşit kaba ve sağlam ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingilizce'de irlanda aksanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hıyarcıklı veba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynayan sudan ve ısınıp kuruyan ıslak şeylerden kalkan sulu hava, buhar. Buğuya oturmak = Buhar hamamı kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensation. mist. steam. vapour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloom. steam. fog. condensation. fume. damp. cloud. reek. mist. vapour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamed. poached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steaming. stewing sth in a covered pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buğuya tutmak, buğudan geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buharlanmak, buğulu hale gelmek, üzerinde buğu peyda olmak: Dışarıdaki sıcaklık birden düşünce otomobilin camları buğulandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mist over. to mist up. to fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mist over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. fogged. steamed up. covered with condensation. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fogged. steamed up. covered with condensation. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçinde bulunduğumuz gün. 2. İçinde bulunduğumuz zaman. Bugün bana ise yarın da sana = Bugün birinin başına gelen kötü halin daha sonra başkasına da gelebileceğini hatırlatır. Bugün, yarın = Yakında, nerde ise. Bugünden tezi yok = Hemen şimdi. Bugüne bugün = Unutma ki, şunu iyi bil ki, mânâsında kullanılır ve kendisinden sonra gelen hüküm üzerine dikkati çekmeye yarar: Bugüne bugün ayda binlerce lira kazanıyor. Bugünkü günde = içinde bulunduğu muz zamanda, şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. today. this day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. present day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today's. of today. current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. in these days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulunan şey, tesbit edilen şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symptom. evidence. finding. discovery. find. indication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

find. finding. symptom. discovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. invention. diagnosis. find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Burgul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled and pounded wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parched crushed wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled and pounded wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

is familiar to many of us through the Middle Eastern dishes tabbouleh and kibbeh Bulgur is wheat that has been steamed whole, dried, then cracked So bulgur is essentially precooked and quick to prepare It comes in three grinds -- fine , medium , and coars

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönerek tahta vesaire delmeye mahsus Alet. Büyüğüne ve iğreti bir sapla döndürülenine matkap derler. 2. Tıpa vesaire çıkarmaya mahsus, yine döndürülerek kullanılan Alet. Vida burgusu: Vida çevirecek Alet ki, ucu yassıca bir demir kalemden ibarettir, tornavida.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew. wimble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimlet. screw. corkscrew. drill. auger. twist drill. rotary drill. wimble. screw auger. helix. artesian borer. bore. bit. tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı bulgur). Kaynatılıp kurutulduktan sonra kırdırılıp pirinç yerine pilav pişirmeye yarayan buğday: Burgul pilavı, (bk.) Bulgur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'da bir eyaletin ismi, Burgonya; burada yapılan şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buzağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbisede süs için veya bi çim ve dikiş icabı büzülen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruffle. smocking. pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smocking. shir. gather. shirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, 2.Bey. 3.İleri gelen, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can eritici, can yakan, acıma uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ,Cin'de eskiden mahkumların boyunlarına geçirilen bir çeşit boyunduruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gül gibi canlı. 2.Güzel, temiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğduğu gün çok sevinilen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, neşeli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان گداز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگوشه] dört köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalog yapmak, kataloğunu hazırlamak; bir kitap hakkında bibliyografik veya teknik bilgi vermek; kitabı tanltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalog, alfabe sırasına göre yapılmış eşya listesi. cataloger, catalogist (i). katalog şeklinde düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş, bağırsaktan yapılan çalgı teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaysılardan bir çeşit ot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh eriten.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şezlong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). check.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -gi). eski Yunan korolarının şefi; herhangi bir festivalin idarecisi.choragic (s). koro şefiyle ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın omuzlarının arası. (bk.) Cidav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer köşesi, evlât; sevgili. Türkçe: Ciğerimin köşesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرگوشه] ciğerköşe, evlat. 2.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونه] nasıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونگی] nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünyayı aşan, fetheden fâtih, cihangir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cihan).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگشا] dünyayı feth eden, fatih hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tam manasıyla tatmin olamayan kadının cinsel ilişkiye gereği gibi cevap vermemesine; tıp dilinde firijidite denir. Nedeni daha çok ruhsaldır. Aşağıdaki reçeteleri kullanmakta fayda vardır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya, 1 kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp, süzülür. Ilık ılık içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cizye = vergi, F. güzâşten = eda etmek). Vergi veren, haraca bağlı, tâbî, bir Müslüman devletinde cizye vergisi veren Hıristiyan tab’a.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pıhtılaştırmak; pıhtılaşmak .coag'ulant (s). pıhtılaştıran. coagula-tion (i). pıhtılaşma. coag'ulator (i) pıhtılaştıran madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -1a) pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(meyhaneciotu): Lohusagillerden, nemli yerlerde yetişen, uzun ve yeşil yapraklı bir bitkidir. Sapları sivri, kısa ve parlaktır. Çiçekleri de çana benzer. Hekimlikte kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Loğusaotu familyasından bir bitki, meyhaneci otu (asarum europaeum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. most. mostly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most. most of. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mostly. often. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k). Cem’ ve çokluk karşılığı olarak uydurulmuş kelime. İsmin çoğulu: Çocuk, çocuklar gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural. plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çok defa, ekseriya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pancar (yanlış olarak havuca da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ekin içinde biten büyük bir cins diken. 2. Anadolu halk sazlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çarşaflık çözmeli pamuk bezi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meslektaş, mesai arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing)., (leh). gizlice konuşmak, entrika hazırlamak; (i). gizli konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şekil, suret, görünüş; gruplaşma; (astr). gezegenlerin birbirlerine oranla yerleri, yıldız kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı soydan, aynı kandan, akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kan akrabalığı,aynı soydan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemhudutluk; yekpare bir saha veya kütle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, hemhudut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çözme pamuktan çarşaflık bez, bir çeşit çarşaflık dokuma. 2. Dokumada boyuna gelen tel, iplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmeye, erimeye başlamış, yumuşak (kar). Çubuk

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak bataklık, çamurlu küçük göl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akar su, nehir, dere, çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bir çeşit süsleme olan hâlkârîde görülen gül motifinin bir nev’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâd = adalet, küsterden = döşetmek). Adil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâleti yayıcılık, adâletlilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski, (foto). gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Demkoruğugillerden, bir bitki (sedum). Buna kayakoruğu da denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugillerden ılık iklimlerde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri kırmızıdır. Yaprakları etli ve çiçeklerin dibindedir. Haziran - Ağustos ayları içinde toplanır. Çoğu zaman taze halde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini giderir. Nasırları söker.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkl;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). On Emir, Evamir-i Aşere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söyleyen, açılmış ağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dem = nefes, güzârîden = geçirmek). Vakit geçiren, yaşayan, vakit öldüren: Ney çalarak dem-güzâr oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit geçirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demagog, halk avcısı. demagogic (s). demagojiye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). dang, şiddetli mafsal ve adale ağrıları veren bulaşıcı bir humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. jeoloji). Lüle taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü, bir çeşit: Ne denli? Ne türlü? Nasıl? 2. Bir miktar ve derecede olan: Ne denli = Ne miktarda, ne derecede, ne kadar? 3. itinalı, dikkatli, mûtenâ. Sayılır, itibarlı, mûteber (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (der = zarf edatı, Ağûş = kucak — masdar mânâsıyle kullanılır). Kucaklama, sarma. Der-SğOş etmek = Kucaklamak, sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarraf.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). mecburi, toplumun öngördüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El açan, avuç açan, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı, imdâda yetişen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül demeti, destesi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyalog; karşılıklı konuşma ve tartışma; diyalog tarzında edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka türlü, değişik, Osm. tarz-ı Aharda, Ar. mütegayyir: Hâlim diğer-gûn oldu = Hâlim değişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دگرگون] başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, güdâhten = eritmek). Yüreği eriten, yüreğin dayanamayacağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Gönül açan, iç açan, kalbe ferahlık veren. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü ölmüş, yüreği ölü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل گداز] gönül eriten, yürek törpüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلگشا] iç açıcı, ferahlık verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu denize dökmek, denize dökülmek (nehir), akıtmak. disemboguement (i). nehrin denize dökülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). seklini bozmak, çirkinleştirmek, biçimsizleştirmek. disfigurement (i). çirkinleştirme, çirkinlik, şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gizlenmek, kılığını değiştirmek, tebdili kıyafet etmek, gizlemek, saklamak. thinly disguised sözde gizli, yarı kapalı. disguisedly (z). gizlenmiş olarak, tebdili kıyafet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahte kıyafet, tebdili kıyafet, sahtelik gizlenme, maskelenme. in disguise gizli, kılığını değiştirmiş, tebdili kıyafet etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nefret, istikrah, iğrenme, tiksinme; bezginlik, bıkkınlık; (f). iğrendirmek, nefret ettirmek, tiksindirmek; bezdirmek bıktırmak; kusturmak. be disgusted with çok kızmak, bıkmak, nefret etmek. disgustedly (z). iğrenerek, tiksinerek. disgusti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sivrilmiş, üstün, mükemmel, zarif, kibar, nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, ayırmak, tefrik etmek; anlamak, idrak etmek; sivrilmek, temayüz etmek; değer kazandırmak. distinguishable (s). görülebilir, fark edilebilir. distinguishably (z). farkedilecek surette. distinguished (s). üstün, mükemmel, kibar, sivri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabahın ilk ışıklan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğuş yeri, şark. Ar. Matlâ, maşrık, şark: Gün doğusu (ve galatı: gündoğrusu) = Doğu, şark veya güney doğu rüzgârı ve ciheti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dibekte döğülmüş pirinç (döğülmemişine çeltik denir. Pirinç ise Farsça’dır), (bk.) Düyü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

east. eastern. oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

east. the eastern provinces of Turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern. the East. the Orient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Doğma bölgesi. 2.Güneşin doğduğu yön, şark.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eastern bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DÖĞÖÇ (i.). Soğuk su ile ve sabunsuz yıkanan çamaşırı dövdükleri tokmak, çamaşır tokacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.. Doğuhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülmek işi. (bk.) Döğülmek, dövülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dövülmek, vurulmak. Osm. darbolunmak: O kadar küçük çocuk dövülür mü? 2. Havanda veya diğer bir Aletle kırılmak, ezilmek: Bu havanda keten tohumu, ötekinde ise şeker dövülür. 3. Topa veya kurşuna tutulmak: Bu kale denizden dövülemez, karadan dövülebilir. (bk.) Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner. oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğmak işi: Doğum kolay oldu. 2. Bir kimsenin doğduğu yıl: Ahmet kaç doğumlu? Doğumevi = Yalnız doğum yapacak hamile kadınların yattığı hastane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal. nursing. obstetric. puerperal. birth. delivery. accouchement. childbearing. nativity. parturition. termination of pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. childbirth. delivery. labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. delivery. parturition. year of birth. confinement. births marriages and deaths. child birth. childbirth. match and dispatch hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of birth. birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur. Doğumu kolaylaştırma ve sancıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Sancılar başlayınca bir çorba kaşığı tatlı bademyağı içilir. Ayrıca karın ve tenasül organının çevresi bademyağı ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. travail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital. maternity ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in (such and such a year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok doğuran (dişi): Doğurgan kadın, kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile. procreant. procreative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. prolific. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyaya getirme, tevlîd: O kadının pek kolay bir doğurması vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. labour. childbirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parturition. childbirth. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. generate. have. mother. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a child. to give birth to. to cause to arise. to lead to. bear. beget. breed. bring forth. call forth. cause. engender. generate. litter. motivate. procreate. produce. stick to one's ribs. teem. to bring into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir kadın veya dişinin doğurmasını kolaylaştırmak, doğurmasına yardım etmek, ebelik veya hekimlik etmek Osm. tevlîd ettirmek: Falan kadını kim doğurttu; hangi ebe doğurttu? 2. Gebe bırakıp çocuk yaptırmak: Bir koç, kırk, elli koyunu doğurtabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliver. to deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assist at childbirth. deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viviparous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğuş tarzı, doğum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğma, Ar. tevellüd, velâdet. 2. Meydana çıkma, doğma. Osm. tulü: Doğuştan kör = Anadan doğma kör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dövme, Ar. darb. 2. Dövüşme, Ar. mudârebe. 3. Vurup ezme. sahk. 4. Topa tutma. (bk.) Dövüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal. birth. genesis. nativity. origin. rising. nascency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. rise. generation. genesis. origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy, cins, Ar. necîb, necâbetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribiriyle kavga veya güreş etmek. Osm. mudârebe etmek: Koçlar, horozlar dövüşüyor, (bk.) Dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. congenital. trueborn. inborn. inbred. native. natural. congenitally. naturally. inherently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born. inborn. native. natural. innate. congenital. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. from birth. congenital. born. inborn. natural born. naturally. trueborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kavga veya güreş ettirmek: Koç, horoz döğüştürmek. (bk.) Dövüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Doldurma işi. 2. Bir şeyin içine doldurulan madde. 3. Diş dolgusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wadding. filling. stuffing. inlay. plug. stopping. core. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement. filling. backfill. filler. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffing. act of filling. fill. material used for filling. filling. charge. charging. back fillet. back fill. batch. core. liner. slug. pane. packing. pack. stuff. cushion. inlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş, içi dolu. Ar mâl, meşhûn, mâl-A-mâl. Fars. pür: Dolgun havuz. 2. Kabarık, şişkin: Dolgun minder. 3. Çok yemekten şişmiş: Dolgun mide. 4. Tam, çokça, değerlice: Dolgun fiyat. 5. Hiddet, kin ve öfkeyi içine biriktirip saklamış. Ar. mubattın: Dolgun adam. 6. Son dereceye gelen: Dolgun yürek = Hüzün ve kederin son derecesine gelen yürek: Dolgun göz = Göz yaşı dökmek için küçük bir sebep arayan mahzun göz. Etine dolgun = Tıknaz, orta şişmanlıkta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. well-rounded. chubby. plump. goodly. buxom. succulent. lined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buxom. fat. rich. sonorous. filled. stuffed. full. plump. high. satisfactory. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. stuffed. plump. high. charged. loaded. heavy. saturated. replete. wad. solid. liberal. packed. chubby. fat. good. meaty. pregnant. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high salary. fat salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ. 2. Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak. 3. Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Makinelerin içinde kazana su vermek ve sintine suyunu atmak için kullanılan tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle kısırdöngü. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. circle. circular reasoning. rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İyice doymuş olan, Ar. meşbû, müstağni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. duâ F. güften = söylemek). Duâcı, duâ eden, eskiden vakıftan bağlanmış maaş karşılığında duâ etmekle vazifeli fakir adam: Duâ-gûyân vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دعاگو] duacı, dua eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanım, k’adın (eski tâbir olup sonradan başlıca Ermeni kadınlarına ve bunların yaşlılarına denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak taneli bir çeşit bulgur, pirinç, (bk.) Düyü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düyülmek işi. (bk.) Dü ğülmek, düğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağlanmak, düğmelenmek, akdolunmak (terkedilmiştir), (bk.) Düğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «düğmek» ten), iki ip vesairenin birlikte bağlanmasından hasıl olan bağ. Ar. ukde: Düğüm yapmak, düğüm çözmek. (denizcilik) Paraketenin sicimi üzerinde mesafeyi gösteren bölümler. Kördüğüm = Çözülmesi zor bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal. knot. tangle. tie. nodule. gradient. loop. node. nodosity. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tangle. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. knot. tie. difficult problem. simple knot. thumb knot. kink. joint. tangle. knurl. slub. nodule. nodus. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tied with a knot. to get tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğümü olan, düğümle bağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted. tied in knots. nodular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tüğ). Bir adamın evlendiği veya bir çocuğun doğduğu veya sünnet olduğu gün yapılan şenlik. Osm. velîme, sûr, cem’iyyet: Filânın düğününde, düğün yapmak. Sünnet düğünü = Osm. Hıtân cem’iyyeti. mec. Düğün evi = Gürültülü ve kalabalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponsal. nuptials. wedding. bridal. nuptial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding. nuptials. wedding feast. marriage ceremony. nuptial. bridal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding feast. wedding reception. circumcision feast. big time. wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttercup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(girit lalesi): Düğünçiçeğigillerden; 30-60 cm. boyunda, uzun ömürlü bir bitkidir. Kökleri ipliksidir. Nisan - Haziran aylarında çiçek açar. Zehirlidir. Yaprakları çok küçüktür ve üç parçalıdır. Hekimlikte nadiren kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinin şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bütün, tam. 2. Kuvvetli, tüvânâ, dinç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kişi ile oynanan piyes; diyalog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage. interruption. breakdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duran, kımıldanmayan. Osm. gayri müteharrik, sâkin. Fars. râkid: Durgun su, durgun hava. 2. Çevik olmayan, batî, gevşek, ağır: Pek durgun adamdır. 3. Yorulup bıkmış, usanmış, fütur getirmiş, yorgun. 4. Ruhsuz, hareketsiz: Alış veriş pek durgundur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. quiet. flat. still. untroubled. unruffled. static. airless. bovine. depressed. ditch-water. ditchwater. halcyon. inactive. languid. lifeless. placid. quiescent. serene. settled. slack. sleepy. stagnant. standing. stock-still. tranquil. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placid. quiet. sedate. serene. stagnant. standing. still. tranquil. windless. calm. flat. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. quiet. unruffled. subdued. withdrawn. stagnant. inert. level. inactive. streamless. silent. dead. dead-calm. motionless. slack. stockstill. static. smooth. uneventful. slow. stationary. placid. quiescent. serebe. torpid. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketsizlik, Ar. sükûn, rükûdet: Havanın durgunluğu. 2. Gevşeklik, sâkinlik, ağırlık: O durgunlukla hizmet göremez. 3. Bıkıntı, usanç, yorgunluk: Bir durgunluğu var. 4. Ruhsuzluk, hareketsizlik: Ticaretin durgunluğu. 5. Hayret, şaşakalma. Ar. veleh: İnsana durgunluk gelir: Gök cisimlerinin azamet ve hareket düzenleri akıllara durgunluk getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. calmness. stagnation. stagnancy. stillness. inactivity. backwater. calm. deadlock. deadness. inaction. inanimation. inertness. languor. placidity. serenity. slack. slackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. slump. calmness. heaviness. dullness. stagnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnation. calmness. dullness. mental dullness. rest. fatigue. standstill. static condition. stillness. tie-up. inertia. inertion. inaction. quiet. statical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Temiz, saf gül.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelinin veya yeni doğmuş çocuğun başına takılıp yüzünü örten tülden süslü örtü. Gelin, çocuk duvağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «duymak» tan). 1. işitme, duyma. Ar. istimâ: Duygusu gevşek. 2. işitmekle elde edilen bilgi. Ar. mesmûAt, Fars. Agâhî: Duygusu çok. 3. His, duyular vasıtasıyle haber alma ve duyma: Bu adamda duygu yoktur. Duygusu çok adam (güzel ve temiz Türkçe bir kelime olduğu halde, çok defa bunun yerine «his» Arapça kelimesi geçmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling. emotion. feel. sense. sensation. chord. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotion. communion. feel. feeling. sensation. sense. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling. sensation. sentiment. impression. emotion. chord. feel. sense. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.His. 2.Duyulan, işitilen, hissedilen şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkası için duygudaşlığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkalarının duygularına, sevinç ve acılarına katılma isteği veya hali. Ar. tecâzüb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Hislenme, duygulu hale gelme, mütehassis olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hislenmek, iyi duygular edinmek, içlenmek, mütehassis olmak: Çocuğun o hali beni pek duygulandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be moved. to be affected. to be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affected. to be moved. to be touched. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hassas, hissi fazla, duyar, teessürlü. 2. Malumatlı, haberdar, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. emotive. sentimental. soulful. sentient. emotional. feeling. susceptible. thin-skinned. passibile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentient. sentimental. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. sensitive. sentient. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duygulu olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensual. emotional. sentimental. affective. romantic. emotive. feeling. sensational. sensuous. soulful. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensual. emotional. sentimental. affective. romantic. emotive. feeling. sensational. sensuous. soulful. susceptible. susceptive. platonic. sensory. tenderhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentimental. romantic. corny. fey. mushy. saccharine. sensational. sensitive. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. sensibility. romanticism. emotionality. sensuousness. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensibility. sensuality. sentimentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentimentality. being emotional. psychographics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissiz, duymaz, hissetmez, hiçbir şey kalbine tesir etmez. Katı yürekli. Osm. teessürsüz. 2. Anlayışsız, malûmatsız, habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. apathetic. apathetical. coldhearted. hard-hearted. senseless. unfeeling. unemotional. numb. bloodless. blunt. callous. cold. devoid of feelings. dull. frigid. impassible. insensate. marble. matter-of-fact. obtuse. phlegmatic. phlegmatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. asleep. callous. crass. deadpan. insensitive. stolid. unfeeling. unmoved. impassive. hardhearted. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfeeling. hardhearted. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. Ar. müstevî: Düzgün yol, düzgün tahta. 2. Yoluna konmuş. Osm. müretteb, muntazam: Düzgün iş, düzgün bahçe. 3. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz ve kırmızı boya: Düzgün sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. clear-cut. shapely. in good trim. straight. formal. fluent. regular. dandy. ordered. shipshape. slick. square. trim. unruffled. right. dandyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. dress. even. level. presentable. proper. regular. shapely. shipshape. smooth. steady. true. orderly. clean-cut. correct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. neat. orderly. well proportioned. level. well-arranged. correct. regular. flat. plain. glossy. fresh paint. cosmetic. wash. ceruse. even. uniform. plane. uniformly. facial preparation. formal. sleek. straight. laminar. right. taut. clear-cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2.Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3.İyi düzen verilmiş. 4.İntizamlı, nizamlı. 5.Yolunda, rayında. 6.Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınların sürdükleri boyaları yapan ve satan adam. 2. Geline düzgün süren kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ak ve kızıl sürmüş, yüzünü boyamış: Düzgünlü bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulgur iriliğinde yağan kar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ebem gümeci). Çiçeği ve kökü tıpta kullanılan ve yaprığı sebze gibi yenilen meşhur bitki, pinpirik. Ar. habbâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hubbaz): Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakalrı da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprkalrı sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ece).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma şeklinde pastoral şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eda).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Edgü).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Edgü).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imas., sıfat terkîbi teşkiline girer). Düşüren, yere atan, yığan, salan: Şİrefken = Arslanı yere atmaya muktedir. Sâye-efken = Gölge salan. Fars. sâye-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. feşânden fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Serpen, saçan, dağıtan, silken: Zer-efşân = Altın serpen. Dâmen-efşân = Etek silken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Her ne kadar... Olsa da... vâkıa... ise de: Eğerçi öyle ise de... Gerçi öyledir ama... Bazan bunu eki, kim» bağlama harfi takip eder: Gerçi kim şiir değildir ol kelâm — Nazm-ı şâirde ne mümkin ol nizâm. Şiirde sonra gelmesi de câizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden bir nevi teğelti, eğer altı örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Davetsiz ziyafete giden, dalkavuk (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legerdemain. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda âdetleri kolaylaştıran ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt tarafı. Çeneyi örten kısmı. Ene kemiği = Us t çene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yanağın alt yanı, çeneyi örten yer. Enek ağacı = Zaptolunmaz hayvanların orasına kıstırdıkları yavaşa. Sapan eneği = Sapan ağacına geçirilen ufkî ağaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbel, ağır, miskin, Aciz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içinde kaybolmak; yutmak, girdap içine çekip yutmak. engulfment i. bu suretle yutma veya yutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üzüm. Ab-ı engûr = Şarap, Osm. hamr, bâde, mey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگور] üzüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çok gür. 2.Bereketli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözbebeği, (bk.) Hadeka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ankara isminin eski şekli: Engürü armudu = Ankara armudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüzük, yüzük halkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parmak, Ar. ısbâ. Engüşt-ber-dehân = (hayretten) Parmağını ısırmış. Engüşt-nümâ = Parmakla gösterilir, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگبن] bal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگشت] parmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگشتر] yüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگشت نما] parmakla gösterilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kanla kaplamak veya lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda TV programını görebilmemizi sağlayan uyg.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sonsöz, hatime, son; nutkun son kısmı; tiyatro oyun sonuna ilâveedilen kısa söylev veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eş köşeli, eşit açılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eren). - Eren ve gül isimlerinden birleşik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek gücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yiğitlik eden erkek. 2.Sevk ve idare kabiliyeti olan, lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergüden).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Nadide gül, tek gül. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güleryüzlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amacına, isteğine kavuşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. Ergun Celaleddin Çelebi: Türk sufı. Mevlananın soyundandır. Kütahya mevlevi hanesine de şeyhlik yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yumuşak uysal kimse. 2.Sulu kar, sulu saf kar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergün).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak huylu, uysal erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel bir kızıl rengi olan çiçek ki, Arapça’da bundan alınarak ercuvan denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judas tree. redbud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوان] erguvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kırmızımtrak bir çiçek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erguvan çiçeği renginde, güzel ve parlak kızıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارغوانی] erguvan rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güvenen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güven duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olağanüstü görülmemiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yemek borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güzel kız.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sikke veya madalyanın arka yüzünün alt tarafındaki yazı yeri veya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azlık, kıtlık, yoksunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek; (huk). feshetmek. extinguisher (i). yangın söndürme aleti, mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Makam, hava. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yorgunluk, bitkinlik; zahmet, meşakkat, ağır iş; (mak). eskime, dayanıklığı kaybetme; (ask). kışla hizmeti; (çoğ)., (ask). kışla hizmeti sırasında askerlerin giydiği kalın ve dayanıklı elbise; (f). yormak, yorgunluk vermek; (mak). dayanıklığını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek; kil, toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) Sinema ve tiyatroda hiç konuşmayacak veya pek az konuşacak küçük rollere çıkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. walk-on. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk-on. extra. bit player. figure artist. walking gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eril, figurante dişil (i). figüran; balede figüran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figuration

biçimleme

Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belli bir biçimde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figüratif

betili

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil veya biçim verme, şekle sokma; tasvir, temsil; şekil, şekillerle süsleme; (müz). bir parçayı fazla notalarla süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecazi, remzi, timsali; süslü; tasviri. figuratively (z). mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakam, numara, adet; değer, fiyat; vücut yapısı, endam, boybos; yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş; hal, tavır; şahsiyet, şahıs, resim, suret; (geom). şekil; (edeb). mecaz, istiare; dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesaplamak; tasvir etmek, resmetmek; şekil çizerek göstermek; desenlerle süslemek; hayalen canlandırmak; mecaz yoluyla ifade etmek; (k).dili düşünmek; (müz). süslemek; görünmek. figure on (k).dili güvenmek, hesaba katmak, dayanmak. figure out he

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük heykel, heykelcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise, diş vesaire temizlemeye, boya vesaire sürmeye mahsus kıldan veya sama. ve hasır gibi şeylerin tellerinden yapılmış Alet: Elbise, saç fırçası, diş, fırçası, boyacı, badanacı fırçası, ressam fırçası, zamk fırçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve fasılasız dönüp dolaşmayı tasvir ve taklit eder: Fırıl fırıl dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). füg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). elektrik cereyanı ile siğil yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yıldırımın gevşek kuma düştüğü yerde hâsıl olan cam cinsinden eğri boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, bot mantar veya man tar türünden bitki; trb yara etrafında veya deri üzerinde peyda olan mantar veya sün gere benzer /sıs/; birdenbire büyuyen şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürûhten yahut efrûhten fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Parlatan, aydınlatan, tenvir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. fütâde-gân, üftâde-gân). Düşmüş, düşkün, mübtelâ. mec. Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Kulak tırmalayıcı sesi ifade eder: Kuyunun çıkrığı gacır gucur dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. gam = keder, F. küsâr = defeden). Gam ve kederi defedip teselli veren. Yâr-ı gam-küsâr = Arkadaş, dost, iyi ve kötü gün dostu: Ne bir yârim, ne bir gam-küsârım vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, jeol gang

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski model mitralyöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : Bir kilogram havuç önce soğuk su ile yıkanır. Sonra 3 eşit parçaya bölünür. Sabah, öğle, akşam birer parça yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Böcek vesaire sokması, geveleme (aslı geğeleme) Geğeç arı = Zehirli bir cins arı. Geğeçotu = Bir cins bitki. Geğeçkuşu = Atmacanın bir cinsi, seksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. cursory. haphazard. hit-or-miss. casual. desultory. excursive. go-as-you-please. helter-skelter. hit-and-miss. indiscriminate. promiscuous. scratch. scratchy. by chance. at random. at haphazard. haphazard. hit or miss. by fits and starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haphazard. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندمگون] buğday rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشت و گزار] dolaşma, gezinti, gezip tozma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşınmakla beraber yanma hissi: Boğazımda bir gıcık vardır. Gıcığı yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerin birbirine sıkı sıkı sürülmesi gibi sert ve keskin bir sesi taklit ve tasvir eder: Dişlerini gıcır gıcır gıcırdatıyordu. Yeni potinleri gıcır gıcır ediyordu. Tahtalar gıcır gıcır ötüyordu. Gıcır gıcır giyinmek = Yeni kundura ve elbise giymek: Gıcır gıcır giyinmiş gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağlara mahsus bir çeşit ufak keman; eski bir ingiliz dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Konakri.

Nüfus: 6.392.000.

Yüzölçümü: 245.857 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gine-Bissau ve Senegal, Kuzeydoğuda Mali, Doğuda Fildişi Kıyısı, Güneyde Liberya ve Sierra Leone, Batıda Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Labe, Kankah, Kindla.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan %8.

Dil: Fransızca, Mandinka ve Ful dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: XVIII.yy. da bölgenin kuzey bölümü Gana imparatorluğunun bir parçasıydı. 1891’de Fransız sömürgesi oldu. 1958’de halkın bağımsızlık oylamasına evet demesiyle Fransızlar çekildi. Fransızların çekilmesinin ardından başkan Toure yüzünü Komünist ülkelere çevirdi. Başarısız bir Portekiz işgal girişiminin ardından binlerce muhalif 1970’lerde hapse atıldı. 1984 yılında Touren’in ölümünden sonra kanlı bir darbeyle askerler iktidarı ele geçirdi. 1991 yılında yeni bir anayasa kabul edildi, ancak demokrasi çabaları çok yetersizdi. 1993 yılındaki başkanlık seçimlerini Lansana Conte kazandı.

Glorioso Adaları.

Konum: Güney Afrika, Hint Okyanusunda adalar grubu, Madagaskar’ın kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 11 30 Güney enlemi, 47 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Alçak ve düz.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 12 m.

Doğal kaynakları: guano, hindistancevizi.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (sadece küçük bir Fransız askeri birliği yer almaktadır.) (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Glorioso Adaları.

yerel adı: Iles Glorieuses.

Bağımsızlık durumu: Fransa’nın müstemlekesidir.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

İletişim Bilgileri.

İletişim notu: 1 meteoroloji istasyonu.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Yok, sadece kıyıdan uzakta demir atılabilir.

Hava alanları: 1 (2006 verileri).


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. girân-gûşen). Kulağı ağır işiten, sağır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گره گشا] düğüm çözen. 2.sorunları halleden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavşan yavrusu. 2. Benekli tavşan. 3. Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslü ve iyi giyinmiş, çengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavice, mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kökin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın, önden, gerdanla bel arasındaki kısmı, sine, Ar. sadr. Geniş, dar göğüs. Göğsüm ağrıyor. Göğüse nişan takmak. 2. Atın vesair hayvanların gerdanıyla ön ayaklarının yukarısı arasındaki ön kısımları: Atın göğsü geniş olmalı. 3. Geminin önü, cephesi. Göğüs göğüse vurmak = Red ve defetmek, karşılamak, mukabele etmek. Göğüs tahtası = Göğsün yukarısı, Ar. re’s-üs-sadr. Göğüs çukuru = Göğsün mideye yakın olan çukur yeri. Tavuk göğsü = Tavuğun göğüs etiyle yapılan bir çeşit muhallebi. Göğüs illeti = Göğüs hastalıklarının beheri. Ar. sell-ir-rie, zîk-ı nefes vesaire. Kumrugöğsü = Bir renk adı. Göğüs geçirmek = İç çekmek. Göğüs germek = 1. Güvenmek, dayanmak: Düşmana karşı göğüs gerdim. Bu işe göğüs gerdi. 2. Oğünmek, iftihar etmek: Göğsümü gere gere söylerim. Göğüs göğüse = Yakından, karşı karşıya, yüz yüze, Fars. rû-be-rû: O kalabalıkta kendisiyle göğüs göğüse geldik. İki taraf askeri göğüs göğüse geldiler: Göğüs göğüse harb ettiler. Göğüs vermek = Mukavemet etmek, dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectoral. mammillary. breast. booby. bosom. chest. bust. thorax. mammo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. breast. chest. thorax. boob meme. brisket. forward part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest. bosom. forward part. breast. heart. thorax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at close quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribcage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Göğsü dayamak, göğsü siper ederek karşılamak. 2. Red ve defetmek, karşılıkta bulunmak, mukabele eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to stand to. to resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to push with the breast. to block sb. to interpose oneself. to resist. to intercept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğsü geniş: Göğüslü adam, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden, talimde göğsü korumaya mahsus meşinden pusat. 2. Küçük çocukların, üstlerini kirletmemek için, boyunlarına asılıp göğüslerini örten bezden kısa önlük. Göğüslük takmak, pike göğüslük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. breastplate. dickey. plastorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. a clap of thunder. roll. thunderblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i-). Tecrübe, deneme. Görgüsü çok = Tecrübesi çok, gün görmüş, iş yapmış, tecrübe kazanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good manners. cultivation. breeding. etiquette. convenances. grace. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manners. experience. good manners. etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. witnessing. good manners. etiquette. form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. 2.Deneme, tecrübe. 3.Görmüş olma durumu, görgü şahidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules of good forms. rules of etiquette. canons of conduct. code of conduct. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness. eye-witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübeli, İş görmüş, iş bilir. Ar. mücerreb, Fars. kâr-Azmûde, kâr-Azmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. experienced. of good manners. polite. mannerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. polite. well-mannered. well- mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübesiz, alışmamış, acemi, toy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarous. graceless. ignorant. provincial. uncouth. inexperienced. without manners. impolite. ill-mannered. ill-bred. unmannerly. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. ill-mannered. rude. inexperienced. brutish. ill- behaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

déjà vu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. güften fiilinden imas. olup sıfat terkipleri teşkiline girer). Diyen, söyleyen: Rlst-gO = Doğru söyleyen. GOft ü gû = Dedikodu, Ar. kıyl ü kaal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tropikal Amerika'da yetişen ve yılan sokmasına karşı kullanılan bir ot; zeravent, (bot.) Aristolochia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Kuzey Pasifik Okyanusunda ada.

Coğrafi konumu: 13 28 Kuzey enlemi, 144 47 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 541.3 km².

Kara komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 125.5 km.

İklim: Tropikal deniz; hava genellikle sıcak ve nemlidir, kuzeydoğu rüzgarlarının etkisi ile değişmektedir. Ocak - Haziran arası kuru mevsim, Haziran - Aralık ayları arasında yağışlı sezon yaşanır.

Arazi yapısı: Volkanik özellikli, mercan resifleri ile çevrilidir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lamlam Dağı 406 m.

Doğal kaynakları: Balık, turizm.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.64.

daimi ekinler: %18.18.

Diğer: %78.18 (2005 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 171,019 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.43 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.81 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.58 yıl.

Erkeklerde: 75.52 yıl.

Kadınlarda: 81.83 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.58 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guamlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Chamorro %37.1, Filipinli %26.3, diğer Pasifik adalı %11.3, beyaz ırk %6.9, Çinli, Japon, Kore ve diğer %6.3, diğer etnik gruplar %2.3, diğer %9.8 (2000).

Din: Roma Katolikleri %85, diğer %15 (1999 verileri).

Diller: İngilizce, Chamorro, Japonca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (1990 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guam Bölgesi.

kısa şekli : Guam.

Başkent: Hagatna (Agana).

İdari bölümler: yok (ABD’ye bağlıdır).

Bağımsızlık günü: yok (ABD’ye bağlıdır).

Milli bayram: Keşif Günü, Mart ayının birinci Pazartesi (1521).

Anayasa: 1 Ağustos 1950.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 2.5 milyar $ (2005 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.5 (2005 verileri).

İş gücü: 62,050 (2002 verileri).

Sektörel işgücü dağılımı: tarım: %26.

Endüstri: %10.

Hizmet: %64 (2004 verileri).

İşsizlik oranı: %11.4 (2002 verileri).

Endüstri: ABD askeriye, turizm, yapı malzemeleri, beton ürünleri, matbaa, gıda ürünleri, tekstil.

Elektrik üretimi: 1.764 milyar kWh (2004).

Elektrik tüketimi: 1.641 milyar kWh (2004).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2004).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2004).

Tarım ürünleri: Meyve, hindistancevizi, sebze, yumurta, domuz, kümes hayvanları, büyükbaş hayvan.

İhracat: 45 milyon $ (2004).

İhracat ürünleri: Petrol ürünleri, yapı malzemeleri, balık, yiyecek ve içecek ürünleri.

İhracat ortakları: Japonya %67.2, Singapur %11.6, Birleşik Krallık %4.8 (2005).

İthalat: 701 milyon $ (2004 verileri).

İthalat ürünleri: Petrol ve petrol ürünle


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika'ya mahsus deve cinsinden ve lamadan iri bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (Peru’da konuşulan bir Kızılderili dilinden). Kuş pisliklerinin bazı yerlerde uzun zamandan beri birikip yığılmasından meydana gelen ve gübre olarak kullanılan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance found in great abundance on some coasts or islands frequented by sea fowls, and composed chiefly of their excrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is rich in phosphates and ammonia, and is used as a powerful fertilizer. the excrement of sea birds; used as fertilizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manure, i e , excretions, of bats and birds Can be purchased after being dried and composted. the droppings of birds or bats In some places, like penguin colonies, huge deposits of guano build up over many years People sometimes harvest this guano to use

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manure of birds and bats that is used for fertilizer purposes. is the Peruvian word huano , and consists of the droppings of sea-fowls. the rich manure of bat dung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dried excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hojas secas o pencas de las palmas. the excrement of sea birds; used as fertilizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) guano .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the language spoken by the Guarani people of Paraguay and Bolivia a member of the South American people living in Paraguay and Bolivia the basic unit of money in Paraguay; equal to 100 centimos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kefil; kefalet, teminat; garanti; (f.) garanti etmek, kefil olmak; başkasının sorumluluğunu üzerine almak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefil, garanti eden kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) garanti, kefalet; (f.) garanti etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. guard

sp. oyun kurucu

Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu, eksen oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) korumak, muhafaza etmek, himaye etmek; gözaltına almak, nezaret altında bulundurmak; nöbet tutmak, bekle mek; dikkat etmek, uyanık bulunmak. guard against önceden tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhafız, nöbetçi; muhafız alayı; muhafaza, himaye, koruma, müdafaa; nöbetçilik, muhafızlık; kendini korumak için alınan pozisyon; trende memur; herhangi bir şeyi muhafaza eden alet. advance guard ileri karakol. mount guard nöbet tutmak. off guard

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uyanık, tetikte; korunan, muhafazalı; ihtiyatlı, tedbirli. guardedly (z.) ihtiyatla. guardedness (i.) tedbirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) askeri karakol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koruyucu, muhafız, gardiyan; vasi, veli. guardian angel koruyucu melek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vasilik, muhafızlık, velilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bekçi odası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Amerika, Karayip Denizi’nin kıyısında, Honduras ve Belize arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, El Salvador ve Meksika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 15 30 Kuzey enlemi, 90 15 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 108,890 km².

Sınırları: toplam: 1,687 km.

sınır komşuları: Belize 266 km, El Salvador 203 km, Honduras 256 km, Meksika 962 km.

Sahil şeridi: 400 km.

İklimi: tropikal; mevsimler alçak bölgelerde sıcak ve nemli, yüksek arazilerde serin yaşanır.

Arazi yapısı: Arazi çoğunlukla dar kıyı ovaları olan dağlık bölgelerden ve engebeli kireçtaşı platolarından oluşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Tajumulco yanardağı 4,211 m.

Doğal kaynakları: petrol, nikel, seyrek ağaçlar, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %13.22.

daimi ekinler: %5.6.

Diğer: %81.18 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,300 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlarda sayısız yanardağlar, arada sırada ser depremler ortaya çıkmaktadır. Karayip sahilleri kasırga ve tropikal fırtınalara meyillidirler.

Coğrafi Not: Batı kıyısında hiçbir doğal korunak yoktur.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 12,293,545 (temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.27 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -1.94 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: Toplam nüfus: 69.38 yıl.

Erkeklerde: 67.65 yıl.

Kadınlarda: 71.18 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.82 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 78,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 5,800 (2003 verileri).

Ulus: Guatemalalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Melezler, yaklaşık %55, Amerika yerlileri, yaklaşık %43, beyazlar ve diğer %2.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, yerel Maya inançları.

Diller: İspanyolca %60, Amerika dilleri %40 (Quiche, Cakchiquel, Kekchi, Mam, Garifuna ve Xinca’yı da içine alan 20 den fazla Kızılderili dili).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %70.6.

erkekler: %78.

kadınlar: %63.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guatemala Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guatemala.

Yerel tam adı: Republica de Guatemala.

yerel kısa şekli: Guatemala.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Guatemala.

İdari bölümler: 22 bölge; Alta Verapaz, Baja Verapaz, Chimaltenango, Chiquimula, El Progreso, Escuintla, Guatemala, Huehuetenango, Izabal, Jalapa, Jutiapa, Peten, Quetzaltenango, Quiche, Retalhuleu, Sacatepequez, San Marcos, Santa Rosa, Solola, Suchitepequez, Totonicapan, Zacapa.

Bağımsızlık günü: 15 Eylül 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Eylül (1821).

Anayasa: 31 Mayıs 1985.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BCIE, CACM (Orta Amerika Ortak Pazar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guatemala .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Boğazda şişkinlik yapan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır.

- Basit Guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.

- Yumrulu Guatr : Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe dalı kabuğu.

Hazırlanışı : 1 avuç meşe dalı kabuğu toz haline gelinceye kadar dövülür. Bu tozla guatırın üzeri ovulur. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goiter. goitre. struma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goiter. goitre. goiter guşa. cedre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika'nın sıcak taraflarında yetişen guava ağacı; bu ağacın armut şeklinde yenebilen meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toz, ince toprak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غبار] toz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça gubâr = toz, Farsça Alûden = bulaşmak). Toza bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غبار آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Gubar ile ilgili, toza benzer, tozdan. 2. Eski yazımızda bir yazı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz, kaba. (bk.) Kubat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) valiye ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski fışkı, araziye atılan hayvan tersi: Bu toprak gübre ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manure. dung. droppings. fertilizer. dressing. plant-food. cowpat. muck. ordure. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. muck. dung. droppings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizer. manure. dung. droppings. compost. dressing. muck. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilizing. fertilization. manuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre atmak, gübre ile beslemek: Tarlayı gübrelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to manure. to fertilize. fertilize the soil. muck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gübre ile beslenmek, gübre verilmek: Şu bahçe, bu sene gübrelenmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübresi olan, gübre atılmış: Gübreli toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gübre saklanan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dunghill. dung hole. midden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvet, tâkat, kudret, Osm. tâb, tüvân, Ar. iktidar: Gücüm yetmiyor; gücü yettiği kadar. 2. Zor, cebir, şiddet, Ar. unf, kahır. 3. Zahmet, zorluk, müşkülât: Güçle yapabildi. 4. Elem, keder, ıztırap, dargınlık, infial: Gücüme gitti: Adamın gücüne gider (bu mânâ ile ekseriya böyle «gitmek» fiili ile kullanılır). 5. İş, fiil, meşguliyet, gaile: İş güç yok; onun işi gücü budur (bu mânâ ile ekseriya aynı mânâdaki «iş» kelimesiyle beraber kullanılır). 6. Zor, zahmetli, müşkül, sarp, çetin, Ar. saab, müteassir: Güç iş; güç ders; söyleme si de güç, yapması da güç. Güç etmek = Var kuvvetini sarfetmek. Güç hal ile, güç belâ = Çok zahmetle, pek zor. Güce sarmak = Zor ve müşkül olmak. Gücüne koşmak = Zorlaştırmak, müşkülât çıkarmak. Gücünü yenmek = Nefsini yenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. st

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power supply. source of power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Güçlükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynatılmamış bulgur, döğülmüş buğday: Güce tarhanası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptionable. invidious. vexatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darıltmak, gü. cenmesine, darılmasına sebep olmak, hatır kırmak: Kendisini gücendirdiniz; kimseyi gücendirmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread on smb.'s corns. offend. displease. give offence. give offense. affront. badger. chafe. disoblige. gall. huff. miff. pique. give umbrage. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend. to hurt. affront. displease. embitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenmiş, dargın. Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Dargınlık, Ar. infiâl, iğbirâr: Bir güceniklik çıkmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dargınlık ve kırgınlık meydana gelmek: Hiç sebepsiz gücenilir mi? Ufak çocuğa gücenilmek olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Darılma, dargınlık, Osm. infial, iğbirar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being offended. displeasure. resentment. tiff. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya kendisinden umulmayan şeyi yapması üzerine ona karşı kırgınlık duymak: Yazısı tenkid edildiği için gücendi. Toplantıya çağrılmazsa bize gücenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resent. to be offended. to be angry with. to resent. to take offence/amiss/umbrage. to be/feel offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be offended / hurt by. huff. resent. take exception to. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo çamur; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜÇ İLE) (i.). Zahmetle, zor, dardarına, daradar, ancak: Güçle vapura yetiştik; güçle idare olunuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kargabüken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. buttress. refreshing. strengthening. making more powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement. strengthening. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zor hale koymak, zorlaştırmak: Tertipsizlik kolay işi de güçlendirir. 2. Kuvvet vermek: Gittikçe güçleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güçleşmek, zorlaşmak, zor ve müşkül olmak: İş güçlendi. 2. Kuvvet kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow stronger. become strong. stiffen. wax strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. forge. to get strong. to gain strength. to strengthen. to consolidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get strong. grow stronger. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli olmak, güce sarmak: Bu ders gittikçe güçleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli etmek, zorluk çıkarmak: İşi kolaylaştıracağına güçleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicate. to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir dizide durak’ tan sonraki en mühim perde. Fr. dominante.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu, Osm. kavi, tüvânâ: Güçlü, kuvvetli bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. vir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gücü olan kuvvetli zorlu. 2.Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zorluk, zahmet, müşkül olma: Onun güçlüğü yoktur. 2. Sıkıntı, yokluk, fakirlik: Güçlük çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. arduousness. hardship. hassle. adversity. complexity. complicacy. hurdle. oppression. rub. stumbling block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. austerity. difficulty. drawback. hardship. hassle. job. pitfall. rigour. rub. suffering. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardly. ill. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi güç görerek yapmak istememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsiz, zayıf, gevşek, dermansız. 2. İşsiz ve aylak. İşsiz, güçsüz duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karakış, erbain (eski kelime). 2. Bez tarağı arkasında ağız açan iplikten tarak: Gücü deyneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearness. leaf. reed. weaving reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consuming power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsiz, zayıf, gevşek. Gücük ay — Şubat ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erimiş, Ar. müzâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (güdâhten’den imas. olup, sıfat terkiplerinde bulunur). 1. Eriten, Osm. izâbe eden. 2. Yakan, Fars. sûzân: Dil-güdâz = Yürek yakan. 3. Bırakmayan, imha eden: Tâkat-güdâz — Takat bırakmayan, takat getirilemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yanma, Fars. sûziş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yanma, yakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (c. guded). Boyun ve kasık gibi yerlerde bulunan ve Arapça «bayz»dan galat olarak «bez» dediğimiz yumru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غده] bez, salgı bezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gudde). Guddeler. (bk.) Gudde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدد] salgı bezleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çocuk, küçük, güdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÖDEN) (i.). Kalın barsağın bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geyik derisinden meşin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois (leather. buckskin. chamois. wash leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) yem için kullanılan ufak tatlı su balığı; eski çabuk aldanan kimse; (mak.) mil, mihver, pin; menteşe kovanı; çengel, kanca; dümen dişi iğneciği .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k ). Gütme. İçgüdü = Sevk-i tabiî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulse. incentive. inducement. motivation. motive. spur. drive. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. conscious drive. impetus. motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (i.). Yüzüne bakılmayacak kadar çirkin, sevimsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very ugly. hideous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hideously ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanları yöneten sürücü. 2. Sürüyü sevkeden, çoban, Ar. râİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski Türkçe: GÖDE, Fars. GûDEK) (i.). Kuyruksuz, tüysüz, küçük, eksik, sakat: Güdük horoz. Güdük kalmak = Neticesiz kalmak, boy atamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be herded. to be intended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gütme işi, sevk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sevkedilebilen, güdülebilen: Güdümlü balon. 2. Belli bir hedefe göre yürütülen: Güdümlü ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed. governed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gudveler. (bk.) Gudve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sabah, fecr İle güneşin doğması arasındaki zaman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kartopu çiçeği, (bot.) Viburnum opulus Chinese guelder rose ortanca, (bor.) Hydrangea hortensia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski bir Alman hanedanına mensup bir kimse; ortaçağda İtalya'da Mukaddes Roma İmparatorluğu aleyhtarı ve Papaya taraftar milli istiklal partisi azası, Gelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), şiir mukâfat; bahşiş; (f.) mükâfat vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, İngiliz kanalında adalar, Fransa’nın kuzeybatında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 49 28 Kuzey enlemi, 2 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 78 km².

Kara sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 50 km.

İklimi: Ilımandır. Kışları yumuşak, yazları serindir. Senenin yarısı hava bulutludur.

Arazi yapısı: Güneybatıda genellikle alçak tepeler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Sark 114 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 65,409 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.82 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.65 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.42 yıl.

Erkeklerde: 77.41 yıl.

Kadınlarda: 83.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guernseyli.

Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz ve Norman - Fransız kökenliler.

Din: Anglikan, Roma Katolikleri, Presbiteryan, Baptist, Methodist.

Diller: İngilizce, Fransızca, Norman - Fransız lehçeleri.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guernsey Bölgesi.

kısa şekli : Guernsey.

Bağımsızlık durumu: İngiliz Krallığına bağlıdır.

Başkent: Saint Peter Port.

Bağımsızlık günü: yok (İngiltere’ye bağlıdır).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 9 Mayıs (1945).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: yok.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Finansal hizmetler - bankacılık, fon yönetimi, sigortacılık vb. Kanal Adaları ekonomik gelirinin yaklaşık %55’ni oluşturur.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 2.742 milyar $ (2005 verileri).

GSYİH - reel büyüme: %3 (2005 verileri).

GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %3.

Endüstri: %10.

Hizmet: %87 (2001).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2006 verileri).

İş gücü: 31,470 (Mart 2006).

İşsizlik oranı: %0.9 (2006 verileri).

Endüstri: Turizm, bankacılık.

Tarım ürünleri: Domates, sera çiçekleri, tatlı biber, patlıcan, meyveler, büyükbaş hayvanlar.

İthalat ürünleri: Domates, çiçek ve yeşil bitkiler, tatlı biber, patlıcan, diğer sebzeler.

İhracat ortakları: İngiltere.

İthalat ürünleri: Kömür, benzin, petrol, makine ve parçalar.

İthalat ortakları: İngiltere.

Para birimi: İngiliz Poundu (GBP); Guernsey pound.

Para birimi kodu: GBP.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 55,100 (2004).

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 1, kısa dalga 0 (1998).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997).

Internet kısaltması:.gg.

Internet kullanıcıları: 36,000 (2005).

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 0 km.

Su yolları: yok.

Limanları: Saint Peter Port, Saint Sampson.

Hava alanları: 2 (2006 verileri).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Anglo Norman adalarından biri; bu adada yetiştirilen ve bol süt veren bir çeşit inek; (k.h.) örme kalın yün yelek veya ceket ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) çeteci, gerillacı; (s.) gerilla örgütü ile ilgili. guerilla warfare çete harbi, gerilla savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tahmin etmek; keşfetmek, zannetmek, farzetmek; (i.) tahmin, zan, keşfetme. I guess so. Galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) misafir, konuk, davetli; otel veya pansiyon müşterisi; (biyol.) asalak bitki veya hayvan. guest night davet gecesi, bir kulüp veya programa misafirlerin kabul edildiği gece. guest room misafir yatak odası. guest rope (den.) tonoz halatı, vardaka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo laf, boş söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kaba gülüş, kahkaha; (f.) kahkaha ile gülmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) Allah'ın af, merhamet ve rahmeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غفران] bağışlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Günahların affı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da dedi ve söyledi demektir). Söz, lâkırdı: Güft 0 gO = Dedikodu. Ar. Kıyl ü kaal; güft ü »enîd = Duyulan şeyler, Ar. mesmûAt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söz, lâkırdı. Güft»ra gelmek = Söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Söz, kelam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Söylenmiş. 2. Musikiye tatbik olunan bir şarkı, tiyatro oyunu vesairenin nazmı, musikisi dışında kalan sözleri, şiir kısmı, beste mukabili: Filân operanın güftesi Victor Hugo’nun, bestesi ise Verdi’nindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyrics. text for music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lyrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Söyleniş, söylenmiş. 2.Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şaşırmak sebebiyle, yahut da dikkatsizlik yüzünden bir işte kusur etme; bu sebeplerle ne yapacağını şaşırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوگرد] kükürt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, bahçelere süs için dikilen bir bitki çeşidi (Fr. lychnide).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayıs ayında bu sesi defalarca tekrar ederek öten, güvercin büyüklüğünde ve tekir renginde güzel bir kuş. Guguklu saat = Tahtadan böyle bir kuşu olup çaldıkça öten saat, kuşlu saat. Alay ve nisbet vermek İçin «sana guguk» şeklinde de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo. cucko.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guguk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert bir ufak ağa;. 2. Bu ağacın verdiği, eriğe benzer mavi meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde bazen: güm). 1. Su taşımaya ve ateşte su ısıtmeya mahsus bakırdan, büyük ve kulplu ağzı dar kap: Bir güğüm su; mutfağın güğümlerini doldurmak. 2. O şekil ve biçimde küçüğü, bakırdan güğüm şeklinde ibrik: Kahve güğümü; sahlepçi güğümü; asma güğüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜHEN) (i. F.). 1. Eski, Ar. kadîm, atîk. 2. Eskimiş, kullanılmış, köhne. 3. Yaşlı, Ar. müsîn. Gühen-sil = Yaşlı, geçkin, ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gevher, cevher.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gevher, cevher, (bkz.Gevher). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. güher = elmes, bârîden = yağdırmak). Cevâhir yağdıran, pek faydalı, mec. Çok güzel şiir ve söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevâhir saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cevher satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Elmas parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cevahir saçan, serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cevher döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Barut yapmaya yarayan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltpeter. potassium nitrate. nitre. niter. saltpetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cevher parçası.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

(Grafik Kullanıcı Arayüzü). GUI, kullanıcının fotoğraf makinesi/video kamerasıyla etkileşim kurduğu pencere, simge ve menü öğelerinin görüntüsüdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

OSD’ye benzer. Ev sineması kurulumunuza yapılacak herhangi bir ayarlama, TV / Projektöre bağlı olarak gerçekleştirilebilir. OSD’den farkı, kullanıcı kılavuzunun tamamen açıklamalı olup başlangıç seviyesinde olanlar için bile mükemmel ev sineması ve ince ayar sağlamasıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika'da Guyana bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol gösterme, delâlet, rehberlik; işaret; idare; kılavuz; A.B.D. eğitim sırasında çocuğa ve ailesine öğüt verme ve yol gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) yol göstermek; kılavuzluk etmek, delâlet etmek; idare etmek; işaret etmek; yetiştirmek; (i.) rehber, kılavuz, yol gösteren kimse; yönetmelik, talimatname; (mak.) yatak, kızak, ray; sevk kanalı, oluk; (gayd.) guided missile (ask.) güdüm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, rehber kitabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı; standart tespit eden kural veya prensip, tüzük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol işareti, yol gösteren direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabur sancağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) esnaf birliği, lonca; hayır kurumu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gulden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) esnaf birliği merkez binası; (b.h.) Londra belediye dairesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aldatıcılık, kurnazlık aldatma eğilimi. guileful (s.) hileci, hain. guilefully (z.) hile ile. guilefulness (i.) hilecilik. guileless (s.) saf, riyasız, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzey denizlerine mahsus karabatağa benzer bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girift nakış, meneviş; (mim.) sarılı veya bükülü iki üç telden ibaret pervaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) giyotin; kağıt bıçağı; (tıb.) bademcik makası; (ing.) (pol.) muzakere tahdidi; (f.) giyotin ile idam etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) suç, mücrimlik; cürüm mesuliyeti; günahkârlık; günahkârlık duygusu. guilt by association bir kimsenin meşru hareketlerini veya tanıdıklarını şüpheli sayarak gizli suçları olduğunu tahmin etme. guiltless (s.), not guilty masum, suçsuz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) suçlu, kabahatli, mücrim, günahkâr. verdict of guilty jürinin verdiği mahkumiyet kararı. guiltily (z.) suçlu olarak, günahkârlıkla. guiltiness (i.) suçluluk, günahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jilenin altına giyilen kısa bulüz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (b.h.) Gine; İngilizlerin yirmi bir şilin kıymetindeki eski altın parası; yirmi bir şilin; Afrika tavuğu, beç tavuğu. Guinea corn bir çeşit darı. guinea fowl, guinea hen Afrika tavuğu, beç tavuğu. Guinea pepper bir çeşit kırmızı acı biber. guine

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ingiliz kralı Arthur'un sadakatsız karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dış görünüş; gösteriş; hileli görünüş, aldatıcı görunüş; kisve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.). gitar. guitarist (i.) gitarcı, gitarist, gitar çalan kimse. guitarfish (i.) vatoz gibi bir balık, (zool.) Rhinobatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kurbağa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غوک] kurbağa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tenhalarda ve karanlıkta, korkudan insanın gözü önünde beliriyor gibi görünen korkutucu hayal; Gulyabani.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağlâl). Boyun zinciri, halkası, lâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose. rosaceous. rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گول] gulyabani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rosa): Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğidir. Bir çok çeşidi vardır. Bunlar; kokusu, rengi, şekli, iriliği ve ufaklığı bakımından birbirinden ayrılır. En çok görülen çeşitleri; sarı gül, van gülü, yediveren gülü, Yabani gül ve Şam gülüdür. Pembe gülün taze çiçeklerinden gülsuyu ve gül esansı elde edilir. İçeriğinde geraniol, rodinol, eugenol, citronel ve feniletilalkol vardır. Hekimlikte çiçeklerinin renkli yaprakları kullanılır. Bunlar, gonca halindeyken toplanıp, sıcak bir yerde kurutulur ve ışık almayan kutularda saklanır. Kullanıldığı yerler: Antiseptik olarak kullanılır. İshali keser. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Göz kanlanmaları ve göz nezlelerinde faydalıdır. Ayrıca krem ve parfümeri sanayiinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Çiçek. 2.Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3.Tasavvufta Allah’ın birliğinin remzi. 4.Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül, Gülay, vb).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.F.).Meşhur çiçek ki, küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhur ve şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok çeşidi vardır: Al, penbe, sarı katmerli gül, gül-l zîbâ. Gül-l sad-berk = Yabanî gül. Hokka (veya okka) gülü = Tatlısı yapılan cinsi. Gül ağacı = Bu çiçeği veren küçük ağaç. Gül bayramı = MÜsevîler’in bir bayramı, (pantekot). Gülbeşeker = Bir çeşit gül reçeli.Gülhatem (hatmi) = Alaca renkli ağaç hatmisi. Gülsuyu = Gülden çıkarılan güzel kokulu su, Fars.gülâb, (Ar.)mâ-ülverd. Gülyağı = Gülden çıkarılan kokulu yağ (sıfat terkiplerine de girer). Gül-ruh = Gül yanaklı. Gül-ro = Gül yüzlü. Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsinden güzel kokulu bitki türlerine verilen ad. Anavatanı Anadolu, İran ve Çin›dir ama başka yerlerde de yetişir. Çok güzel ve kıymetlidir. Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi odaları, balkon ve terasları süsler. Kesme çiçekçilikte çok talep edilen bir çiçektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attar of roses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gül, Ab = su). Gülsuyu, gülden çıkarılan kokulu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül bedenli, gül vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). GUI yaprağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülden yatak, mec. Sevgilinin yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül öpüşlü, öpmesi gülün teması hissini veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gülcük, küçük gül, çiçekcik. 2. Fildişi oyma ve kakmalarda bir göbek etrafına dizilmiş stilize gül motifi. Fr. rosace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül çehreli, güzel ve taze yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül toplayan, gül devşiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül mahfazası, çiçeklik, vazo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Gül demeti. 2. mec. Şiir ve biografl mecmuası: Güldeste-i şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül boylu, gül endamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal ile yapılan gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, fâm = renk). Gül renginde olan. Penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, feşânden = saçmak). Gül saçan, etrafa gül dağıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağaçlarıyle süslü mesire yeri: Gül-geşt-i musallâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kırda gül veyâ çiçek seyri için yapılan gezinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Gül goncası, henüz açılmamış gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, penbe: Yanakları gül-gûn olmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül renkli. 2. Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Güzel kokululuk. mec. Hoş ve güzel sözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül fidanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yüzü gülle örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F ). Gül içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, güzel penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül saçan, gül serpen. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül yüzlü, güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül dalı. 2. Meşhur masaldaki Varaka›nın sevgilisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F gül, A. izâr = yanak). Gül yanaklı, güzel çehreli (gül-i zâr = ağlayan gül şeklinde yazmamalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gülsuyu şişesi ki, ağzı dar olup sallamakla gülsuyu serpilir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars..) (Erkek İsmi) - Gülsuyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nefes kesen güzellikle. - Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. gılmân). Oğlan, erkek çocuk, köle, bende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلام] köle. 2.genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Oğlan, uşak. 2.İran ve Hindistan’da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır. - Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Osmanlı devrinde vergilerden alınan şahst hisse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boğaza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goulash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. gaalî). Pek ileriye varan coşkun takımı. Bilhassa bir mezhepte çok muhafazakâr ve mutaassıp zümreler için kullanılmıştır; Gullt-ı Şia = Şt? mezhebine mensup aşırılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غلات] dinde aşırıya kaçanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Bahar gülü. 2.Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.’nin hanımı. Bayezid II ve Gevher Sultan’ın annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(son g incedir) (I. F ). 1. Bir topluluk tarafından bir ağızdan ve makamla yapılan dua, Osm. sürûd, Ahenk veya tekbîr ve tahlil: Bektaşî, Mevlevi, Yeniçeri gülbangi. 2. Vaktiyle mektebe yeni başlayan çocuğun evinin kapısı önünde mektep çocuklarının ettikleri dua.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm, Babur Şah’ın kızı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül kökü, gül biten y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül serpen, gül serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağacı,

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülcük, küçük gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD küçük ve derin dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Cihana, aleme bedel gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül devşiren.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

( Fars.) (Kadın İsmi) - Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden. florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Suriname; equal to 100 cents. formerly the basic unit of money in the Netherlands; equal to 100 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hollanda para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology seçki. antoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güldemeti, çiçek destesi. - Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Gülmesine sebep olmak, gülmeye mecbur etmek, işitenin veya görenin gülmesine yol açacak bir söz söylemek veya bir iş yapmak: Akşam bizi çok güldürdü. Kendine güldürmek = Kendini maskara etmek: Kendine Alemi güldürüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour. to cause to laugh. amuse. to make laugh. to amuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor. humour. comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. humour. comedy komedi. comic. humorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. funny. comedian. laughable. risible. screaming. waggish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

au revoir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry. smiling. cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmeye sebep olacak şey, Osm. şâyân-ı hande, tuhaf, garip: Size gülecek bir şey söyleyeyim; gülecek bir haldir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Devamlı gülen, ayyüzlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Gülenay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülücü, gülen, ferahlık verici. Ar. mesrûr, Fars. handân, şâdân, açık. Yüze güler = Manzarası zevk veren, iç açıcı: Yüze güler bir renk, bir kumaş. Yüzü güler, güler yüzlü = Somurtkan olmayan, Fars. küşâde-rO, Ar. beşûş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülen, sevinçli, handan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a smiling face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hane.) armalarda kırmızı renk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güreş, güreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İki direkli ve yan yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) körfez; uçurum; (f.) yutmak. Gulf Stream Gulf Stream akıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül renkli. 2.Gül gibi kızıl olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. anatomi). Sünnet derisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi gül olan bu familyaya çilek, armut, elma, badem, şeftali ve benzerleri de girer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Açılmamış gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gulgule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gürültü, çığırtı, her ağızdan ses çıkmakla hâsıl olan karmakarışık gürültü: Bir gulgule koptu. 2. Ağzı dar bir kaptan bir sıvı dökülürken çıkan ses: Sürahinin gulgulesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غلغله] kaynaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül renkli, gül renginde, pembe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gül evi, ateşhane.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.İyi huylu, nazik hanım. 2.Gül yüzlü hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). E begümecigi İlerden, yaprakları geniş, yuvarlak bir süs bitkisi (althaea rosea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollyhock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(althaea rosa): Ebegümecigillerden; yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan bir süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarını tedavi eder. Bağırsak iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Mutlu, huzurlu bir hayat. 2.Gül gibi güzel hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renkli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(GÜLSİTAN) (i F.). Gül ülkesi, güllük, gül bahçesi, gül ağaçları çok bahçe. Sadî’nin ünlü eserinin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül bahçesi, güllük. 2.Azerbaycan’da Karabağ bölgesinde bir mevki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yanaklı. 2.Al yanaklı. 3.Türk musikisinde mürekkep bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güle benzeyen kız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski aldatmak, dolandırmak; (i.) ahmak ve kolay aldanır kimse, saf kimse; hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) martı. blackheaded gull, laugh ing gull kara baş martı, (zool.) Larus atri cilla. herring gull büyük martı, (zool.) Larus argentatus Iittle gull cüce martı, (zool.) Larus minutus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küllâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker şerbeti, kaymak ve bademle (yahut ceviz, fındık ve şamfıstığı ile) pişirilmek üzere nişastadan pek ince ve daire şeklinde yufka ki, demetle satılır ve bunun tatlısı: Bir demet güllâç; kaymaklı, bademli güllâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice wafers stuffed with nuts. cooked in milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top mermisi ki, vaktiyle demirden, taştan yuvarlak ve şimdi çelikten silindir biçiminde ve ucu sivri olur: Gülle atmak, gülle yağdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannonball. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shell. a cannon ball. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gülle atma sporu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot putter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot-putter. shot putter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz, gırtlak; gırtlağa benzer su geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay aldanır, ahmak, saf. gullibil'ity (i.) kolay aldanma, ahmaklık, saflık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül ile süslü: Güllü, çiçekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gülü olan. 2.Gül desenli (kumaş). - Daha çok örfte kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül yeri, gül ağaçları ile dolu yer, gülzâr, gülistan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sel ve yağmur suyu ile açılmış dere; (f.) aşınma ile çukur açmak veya açılmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmek işi, Ar. dıhk, Fars. hande: Onun bir tuhaf gülmesi vardır; sizin gülmenizden işkillendim Gülme almak = Gülmek his ve arzusuna mukavemet edememek, gülmeyi tutamamak: Beni bir gülme aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risible. laughing. laughter. laugh. mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. laughing. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humorous story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnsana mahsus olan bir duygu ile «kahkah» diyerek veya sessiz ve ekseriya ağzı açarak ve dişleri göstererek duygusunu açığa vurmak, Ar. dıhk, Osm. hande etmek: Bunu işitince, görünce güldü; bu adam daima güler. 2. Sevinmek, eğlenmek, cünbüş etmek: Ahbapça gülüp oynadık; güldük, eğlendik. 3. Alay etmek, biriyle eğlenmek, birini maskaraya almak, Osm. istihza etmek: Bu sözü her yerde söyleme sana gülerler; hâline Alem güler; herkes güler, o sâhi zanneder 4. Memnun olmak, sevinmek, teselli bulmak: O biçare yetimler de gülsün. Bir göz gülmek = Kederle karışık gülmek. Bıyık altından gülmek, sakala gülmek = Pek belli etmeyerek gizlice gülmek ki, bazen alay ve bazen tasdik makamında olur. Kıskıs gülmek = Gülmeyi zaptedemeyip istemeyerek kesik bir suretle gülmek. Kahkaha ile gülmek = Yüksek sesle kahkah diye gülmek. Gevrek gevrek gülmek = LAtif ve açık sesle gülmek. Yüzü gülmek = Memnun ve sevinçli olmak, refaha kavuşmak: Bu yağmurdan çiftçilerin yüzü güldü. Yüze gülmek = istediğini elde etmek için dostluk göstererek dalkavukluk etmek: Ben, onun yüzüne güler bu işi yaptırırım; yine bir işi olmalı... yüzüme gülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laugh at. smile. smile on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. jeer. ridicule. scoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh (at. laugh. ridicule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvete fevkalâde düşkün olma, Osm. fert-ı şehvet, şehvet fazlalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmeyen, Ar. abûs: Abûs-ül-vech — Yüzü gülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nar çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Hisar, kule.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nar çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yüzlü kadın. 2.Gül gibi, nazlı narin. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül fidanı. 2.Gül ağacı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güliçen. 2.Gülle özdeşleşmiş, gül gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tutuvermek; boğazında düğümlenmek (hıçkırık); (i.) yutma, yudum. gulp down yutuvermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel gül, dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül saçan, gül serpen. 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül yanaklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güllerin şahı. 2.Varaka’nın sevgilisi, masal kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül bahçesi, güllük, gülzâr. Gülşen-serây = Gül bahçesi içinde köşk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülbahçesi, gülistan, gülizar,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i F.). Gül bahçesini süsleyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül dağıtan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül renkli su, taze su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kızlarından birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeni açmış gül, gonca.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül tenli, gül vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hindinin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. amusing. comic. humorous. laughable. ridiculous. burlesque. camp. derisive. derisory. droll. fantastic. fantastical. foolish. grotesque. jesting. ludicrous. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. comic. comical. derisive. droll. funny. hilarious. humorous. laughable. ludicrous. priceless. rich. ridiculous. risible. silly. waggish. amusing. foolish. beggarly. very little.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughable. ridiculous. funny. absurd. arty crafty. burlesque. comic. comical. farcical. humo u rous. ludicrous. preposterous. risible. screaming. silly. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laughter. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. cackle. laugh. laughter. manner of laughing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. smile. laugh. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Üşüşme, ayaklanma, taşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Masallarda geçen korkunç hayalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghoul. goblin. ogre. ogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogey. ghoul. goblin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülbahçesi, gül tarlası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming~) zamk sürmek; zamklamak; zamk akıtmak; yapışmak. gum up pislikle dolup çalışmaz hale gelmek veya getirmek; argo işi bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) (çog.) dişeti. gumboil (i.) diş eti iltihabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zamk; sakız; sakız agacı; çiklet; lastik. gum arabic akasya sakızı, arap zamkı. gum juniper ardıç sakızı. gum mastic sakız, mastika. gum plant sütleğen, (bot.) Euphorbia resinifera. gum resin zamk ve reçineden meydana gelen bir karışım. gum tho

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bamya; bamya çorbası; yumuşak ve yapışkan toprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sakız gibi, sakızlı, yumuşak ve yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) cesaret, girişkenlik, beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liable to pay customs duty. dutiable. tariff bound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. duty. tariff. customs house. clear in. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs union. tariff union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. customs station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gümrük memuru, müdürü: Gümrükçülerin kendilerine mahsus kıyefetleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. revenue officer. landwaiter. gauger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. customs agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer / agent. coastal waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir malın gümrükçe muamelesini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear sth at the customhouse. effect customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleared through customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutiable. duty-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject to customs duties. with customs duties paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Iastik çizme; lastik ayakkabı; argo hafiye; (f.), argo hafiyelik etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sığırların boyunları altından geçip boyunduruklarına sokulmuş olan yarım halka şeklinde eğik ağaç. 2. Boncuk ve çıngırak tasması. Hayvanın boynundaki, tasma gibi halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2. Bostan korkuluğu, höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. gam). Gamlar, kederler, (bk.) Gam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غموم] gamlar, kederler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümürdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yaban soğanı, yabânî soğan. 2. Sünbül-i Hindi (Hind sünbülü) soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömmek’ten). 1. Değerli beyaz maden ki, altından sonra gelir. Ev eşyası, kadın süsleri vesaire imâline ve para basmaya yarar. Gümüş, 10.5 yoğunluğunda Ag senbolü ile gösterilen bir elemandır. Ar. fıdda, Fars. stm: Külçe gümüş, işlenmiş gümüş. 2. Gümüşten çatal, bıçak, kaşık: Gümüşleri kaldırdınız mı? Eskiden kalma çok değerli gümüşleri vardır. 3. Gümüşten yapılmış, Fars. simin: Gümüş şamdan. Gümüş kaşık çatal takımı. 2. Gümüş gibi beyaz; gümüş gerdan, gümüş kol. Gümüş balığı = Atrina, çamuka. Gümüş servi — Ayın suya aksetmesiyle hasıl olan beyaz yol. Gümüş suyu = Berrak su. Gümüş göz = Para göz, paradan başka gözüne bir şey girmeyen. Gümüş yaldız = Gümüşten yapılmış beyaz yaldız.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ag

Atom Numarası:47

Kütle Numarası: 107,87

Yoğunluk:10,5 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 961,78 °C

Kaynama Sıcaklığı: 2162 °C

Saf gümüş, ısı ve elektrik iletimi en yüksek olan metaldir.

Genellikle çeşitli süs eşyaları, ve mücevher yapımında kullanılır.

En önemli kullanım alanlarından biri, fotoğrafçılıktır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. argent. luna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. made of silver. metallic currency. nonmonetary investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver plated. silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silversmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüşle kaplamak veya yaldızlamak veyahut süslemek: Şamdanları, kaşıkları, çekmeceyi, sigaralığı gümüşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to silver-plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüş sürdürmek, gümüşle kaplatmak, yaldızlatmak veya donatmak: Kaşıkları, bastonu, sigaralığı gümüşletme!!.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth silver-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümüşü olan. gümüşle süslü: Gümüşlü çekmece, sigaralık, baston.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). 1. Renk, Ar. levn: Gül-gûn = Gül renginde. 2. Türlü, çeşit, nevi: Diğer-gûn = 1. Başka türlü, değişmiş, mütegayyir. 2. Bozuk, perişan: Hâlim diğergûn oldu. Gûnâ-gûn = 1. Çeşit çeşit, cins cins 2. Renk renk, alaca: GÜnâgûn kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneş, Ar. şems, Fars. Aftâb, mihr: Gün doğdu, gün battı. Gün gibi aşikâr = Apaçık. 2. Işık, nûr. Gün görmez = Işık almaz, karanlık. Ar. muzlim. Günbatısı = 1. Batı tarafı, Ar. mağrib. 2. Kuzeybatı rüzgârı, batı. Günbalığı = Değirmi ve eti lezzetli bir cins balık. Gün dönmek = Güneş, ekvatoru geçmek veya seretân ve cedi medarlarına gidip geri dönmek: Martın dokuzunda gün döner. Gün dönümü = Gece ve gündüz uzunluklarının aynı olduğu günler. Gün tutulmak = Güneş tutulmak, küsûf olmak. Gündoğusu veya doğuşu

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arzın kendi mihveri üzerinde bir kere dönmesinden ibaret yirmi dört saatlik zaman. Ar. yevm, Fars. rûz: Ay otuz gündür, on gün geçti, beş gün evvel. 2. Yirmi dört saatlik günün aydınlık olan kısmı ki, ortalama on iki saat olup yazın uzar ve kışın kısalır, gündüz, gece mukabili, Ar. nehâr, Fars. rûz (bu mânâ ile bizce kullanılmaz olmuştur). 3. Zaman, çağ, devir, Fars. hengâm: Sultan Mahmud Han gününde, filân valinin gününde o vilâyette asayiş yerinde idi. 4. Hoş geçirilen zaman, ikbal, saadet, rahat: Zavallı, gün görmedi, gün görmüş, gün geçirmiş adam. 5. Hususî gün, resmî gün, yortu: Yarın İngiltere Kraliçesi’nln günü imiş, dün MÜsevîler’in günü idi. 6. Vakit, zamen: Bir gür zengin de olur, onun da günü var, gün oluı ki, çok kazanır. 7. Hel, iyi gün, kötü gün Günaşırı = Her iki günde bir, bir gül olup bir gün olmamak üzere: Günaşırı gc liyor, günaşırı ders okuyor. Ertesi gün = Bir gün sonra. Evvelki gün = Dünden e’ velki gün. İki gün evvel. İki günde bir = Günaşırı. Bir gün, günün birinde = B vakit, bir zaman: Bir gün gelecek ki, b gün olur ki. Bugün = Bulunduğumuz gü Ar. elyevm. Büngünkü günde = Bu zama da, zamanımızda, bulunduğumuz zamane Öbür gün = Yarından sonraki gün. I gün sonra = Yarın değil öbür gün. Günl den bir gün = Günün birinde. Bir gün vel = Mümkün olduğu kadar çabuk. Gi den güne = Gittikçe (günbegün demer II). Günü gününe = Aynı gün, arada ( geçirmeksizin. İşi günü gününde görmek Ertesi güne bırakmaksızın, Ar. bilâ-te’ Geçen gün = Birkaç gün evvel. Bugün de = Bu birkaç gün zarfında. Gün bu = Tam fırsat vaktidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. sun. sunlight. sunshine. daytime. today. present. time. age. period. good times. date. at-home day. a lady's at-home day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ned, ning) top, tüfek; tabanca, revolver; kurşun ve gülle atan her çeşit silâh; selamlamada top atışı; (f.) tüfekle avlamak, tüfekle ateş etmek; ABD, (argo.) gazlamak. gun barrel tüfek namlusu. gun carriage top kundağı ve arabası. gun dog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solstice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. day light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Türlü, çeşit, nevi: Bir gûnâ. Bir güne = Bir türlü, bir veçhile (ve menfi cümle) hiçbir suretle. Bu gûnâ, güne = Bu türlü, böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alaca, türlü türlü, renk renk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوناگون] rengarenk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNAh) (i. F.). Öbür dünyada cezalandırılmayı icab ettiren i;, suç. Ar. ism, cürm: Günah etmek, günah işlemek, Allah günahlarımızı affetsin! Hayvanlara eziyet etmek günahtır. Günahı boynuma = Günahı varsa bana ait olsun. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Birini haksız itham etmek veya hakkında kötü düşünmek: Günahıma girme. Bi-günâh = Günahsız, günahı olmayan, kabahatsiz, mâsum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sin. fault. evil. wrongdoing. iniquity. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. isn't it a pity. crime. error. hamartia. iniquity. transgression. trespass. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkâr şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Günah işleyen, kabahatli. Ar. Asim. 2. Kötü yolda bulunan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sinner. wrongdoer. culpable. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Günah ve kabahat işleyen adamın hâli. 2. Fuhş, fahişelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günah, cürüm ve kabahati olmayan, Fars. bî-günâh. Ar. mâsûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. sinless. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün olup ertesi gün olmayarak ve böylece sürüp giderek, iki günde bir: Gün aşırı gezmeye çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on alternate days. every other d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gündüz, gün aydınlığında ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batı. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from day to day. day by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yerin güneşe en yakın bulunduğu nokta .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gambot .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cilve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığma, sığışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şemsiye.

Türkçe Sözlük by