Gül-püş ne demek? | Gül-püş anlamı nedir? | Gül-püş

Gül-püş anlamı nedir?

Gül-püş ne demek?

Gül-püş anlamı nedir?

Gül-püş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gul pus

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça abâ, Farsça pûşiden = Giymek). Aba giyen, abadan hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عباپوش] abalı. 2.derviş. 3.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Gül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül, ak gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köşeli, zaviyeli, açısal; zaviye ile ölçülen; sivri; bir deri bir kemik (insan) ; davranışları rahat olmayan zarafetten yoksun. angular measure açı ölçüsü angular motion deveran dönme. angular velocity (dönüş sırasında) açısal sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılı veya köşeli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın gülü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değeri ölçülemeyen gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Banu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı’da açan yetişen gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir tane, tek gül. Kıymetli gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güllerin bitmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxia. asphyxiation. strangulation. suffocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boğazı tıkanmakla nefes alamamak: Kuşpalazından boğuldu. 2. Suda ölmek: Denize düşüp boğuldu. 3. mec. Zor nefes almak, nefes almada zorluk çekmek: Bu dar odada boğulacağız. 4. Çok sıkılmak, iç sıkılmak: Bu yerde insan yalnızlıktan boğulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. be drowned. get drowned. smother. stifle. suffocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxiate. choke. smother. stifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown. to be drowned. to be flooded. to be stifled. to be flooded with. to feed the fishes. stifle. strangle. suffocate. swim in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamed. poached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steaming. stewing sth in a covered pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buğuya tutmak, buğudan geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buharlanmak, buğulu hale gelmek, üzerinde buğu peyda olmak: Dışarıdaki sıcaklık birden düşünce otomobilin camları buğulandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mist over. to mist up. to fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mist over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. fogged. steamed up. covered with condensation. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fogged. steamed up. covered with condensation. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı bulgur). Kaynatılıp kurutulduktan sonra kırdırılıp pirinç yerine pilav pişirmeye yarayan buğday: Burgul pilavı, (bk.) Bulgur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). üniversite veya okul arazi ve avlusu; (f). okulda kalma cezası vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gül gibi canlı. 2.Güzel, temiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). el bileği, el bileğini meydana getiren kemikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh giyen, zırhlı (asker).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cevşen = zırh, pûşîden = giymek). Zırh giyen, zırhlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cihan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pıhtılaştırmak; pıhtılaşmak .coag'ulant (s). pıhtılaştıran. coagula-tion (i). pıhtılaşma. coag'ulator (i) pıhtılaştıran madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -1a) pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k). Cem’ ve çokluk karşılığı olarak uydurulmuş kelime. İsmin çoğulu: Çocuk, çocuklar gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural. plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). külliyat, mecmua; (anat). esas; ana para, sermaye. corpusdelicti esas ve cismani delil (bir cinayet vukuunda) ceset. corpus juris kanun külliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak bataklık, çamurlu küçük göl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bir çeşit süsleme olan hâlkârîde görülen gül motifinin bir nev’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. dalk = eski ve yamalı hırka, pûşîden = giymek). Eski ve yamalı hırka giyen derviş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül demeti, destesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülmek işi. (bk.) Döğülmek, dövülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dövülmek, vurulmak. Osm. darbolunmak: O kadar küçük çocuk dövülür mü? 2. Havanda veya diğer bir Aletle kırılmak, ezilmek: Bu havanda keten tohumu, ötekinde ise şeker dövülür. 3. Topa veya kurşuna tutulmak: Bu kale denizden dövülemez, karadan dövülebilir. (bk.) Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner. oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düyülmek işi. (bk.) Dü ğülmek, düğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağlanmak, düğmelenmek, akdolunmak (terkedilmiştir), (bk.) Düğmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Temiz, saf gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Hislenme, duygulu hale gelme, mütehassis olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hislenmek, iyi duygular edinmek, içlenmek, mütehassis olmak: Çocuğun o hali beni pek duygulandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be moved. to be affected. to be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affected. to be moved. to be touched. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hassas, hissi fazla, duyar, teessürlü. 2. Malumatlı, haberdar, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. emotive. sentimental. soulful. sentient. emotional. feeling. susceptible. thin-skinned. passibile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentient. sentimental. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. sensitive. sentient. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duygulu olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ece).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbel, ağır, miskin, Aciz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içinde kaybolmak; yutmak, girdap içine çekip yutmak. engulfment i. bu suretle yutma veya yutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. eosen tabakasında fosil halinde bulunan bir çeşit küçük ilkel at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eş köşeli, eşit açılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eren). - Eren ve gül isimlerinden birleşik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Nadide gül, tek gül. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güleryüzlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Canlı, dipdiri, renkleriyle yeni açan güzel gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old and battered. ragged. shabby. tattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güzel kız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İyi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek; kil, toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübeli, İş görmüş, iş bilir. Ar. mücerreb, Fars. kâr-Azmûde, kâr-Azmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. experienced. of good manners. polite. mannerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. polite. well-mannered. well- mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yunusbalığına benzer memeli bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tenhalarda ve karanlıkta, korkudan insanın gözü önünde beliriyor gibi görünen korkutucu hayal; Gulyabani.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ağlâl). Boyun zinciri, halkası, lâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose. rosaceous. rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [گول] gulyabani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rosa): Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğidir. Bir çok çeşidi vardır. Bunlar; kokusu, rengi, şekli, iriliği ve ufaklığı bakımından birbirinden ayrılır. En çok görülen çeşitleri; sarı gül, van gülü, yediveren gülü, Yabani gül ve Şam gülüdür. Pembe gülün taze çiçeklerinden gülsuyu ve gül esansı elde edilir. İçeriğinde geraniol, rodinol, eugenol, citronel ve feniletilalkol vardır. Hekimlikte çiçeklerinin renkli yaprakları kullanılır. Bunlar, gonca halindeyken toplanıp, sıcak bir yerde kurutulur ve ışık almayan kutularda saklanır. Kullanıldığı yerler: Antiseptik olarak kullanılır. İshali keser. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Göz kanlanmaları ve göz nezlelerinde faydalıdır. Ayrıca krem ve parfümeri sanayiinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Çiçek. 2.Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3.Tasavvufta Allah’ın birliğinin remzi. 4.Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül, Gülay, vb).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.F.).Meşhur çiçek ki, küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhur ve şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok çeşidi vardır: Al, penbe, sarı katmerli gül, gül-l zîbâ. Gül-l sad-berk = Yabanî gül. Hokka (veya okka) gülü = Tatlısı yapılan cinsi. Gül ağacı = Bu çiçeği veren küçük ağaç. Gül bayramı = MÜsevîler’in bir bayramı, (pantekot). Gülbeşeker = Bir çeşit gül reçeli.Gülhatem (hatmi) = Alaca renkli ağaç hatmisi. Gülsuyu = Gülden çıkarılan güzel kokulu su, Fars.gülâb, (Ar.)mâ-ülverd. Gülyağı = Gülden çıkarılan kokulu yağ (sıfat terkiplerine de girer). Gül-ruh = Gül yanaklı. Gül-ro = Gül yüzlü. Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsinden güzel kokulu bitki türlerine verilen ad. Anavatanı Anadolu, İran ve Çin›dir ama başka yerlerde de yetişir. Çok güzel ve kıymetlidir. Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi odaları, balkon ve terasları süsler. Kesme çiçekçilikte çok talep edilen bir çiçektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attar of roses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gül, Ab = su). Gülsuyu, gülden çıkarılan kokulu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül bedenli, gül vücutlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). GUI yaprağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülden yatak, mec. Sevgilinin yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül serpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül öpüşlü, öpmesi gülün teması hissini veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gülcük, küçük gül, çiçekcik. 2. Fildişi oyma ve kakmalarda bir göbek etrafına dizilmiş stilize gül motifi. Fr. rosace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül çehreli, güzel ve taze yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül toplayan, gül devşiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül mahfazası, çiçeklik, vazo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Gül demeti. 2. mec. Şiir ve biografl mecmuası: Güldeste-i şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül boylu, gül endamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal ile yapılan gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, fâm = renk). Gül renginde olan. Penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, feşânden = saçmak). Gül saçan, etrafa gül dağıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağaçlarıyle süslü mesire yeri: Gül-geşt-i musallâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kırda gül veyâ çiçek seyri için yapılan gezinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Gül goncası, henüz açılmamış gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, penbe: Yanakları gül-gûn olmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül renkli. 2. Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Güzel kokululuk. mec. Hoş ve güzel sözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül fidanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yüzü gülle örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F ). Gül içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül örtülü, penbe yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, güzel penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül saçan, gül serpen. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül yüzlü, güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül dalı. 2. Meşhur masaldaki Varaka›nın sevgilisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F gül, A. izâr = yanak). Gül yanaklı, güzel çehreli (gül-i zâr = ağlayan gül şeklinde yazmamalı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gülsuyu şişesi ki, ağzı dar olup sallamakla gülsuyu serpilir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars..) (Erkek İsmi) - Gülsuyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nefes kesen güzellikle. - Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. gılmân). Oğlan, erkek çocuk, köle, bende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلام] köle. 2.genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Oğlan, uşak. 2.İran ve Hindistan’da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır. - Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Osmanlı devrinde vergilerden alınan şahst hisse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boğaza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goulash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. gaalî). Pek ileriye varan coşkun takımı. Bilhassa bir mezhepte çok muhafazakâr ve mutaassıp zümreler için kullanılmıştır; Gullt-ı Şia = Şt? mezhebine mensup aşırılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غلات] dinde aşırıya kaçanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Bahar gülü. 2.Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.’nin hanımı. Bayezid II ve Gevher Sultan’ın annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(son g incedir) (I. F ). 1. Bir topluluk tarafından bir ağızdan ve makamla yapılan dua, Osm. sürûd, Ahenk veya tekbîr ve tahlil: Bektaşî, Mevlevi, Yeniçeri gülbangi. 2. Vaktiyle mektebe yeni başlayan çocuğun evinin kapısı önünde mektep çocuklarının ettikleri dua.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm, Babur Şah’ın kızı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Beyaz gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül kökü, gül biten y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül serpen, gül serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağacı,

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülcük, küçük gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD küçük ve derin dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Cihana, aleme bedel gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül devşiren.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

( Fars.) (Kadın İsmi) - Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden. florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Suriname; equal to 100 cents. formerly the basic unit of money in the Netherlands; equal to 100 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hollanda para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology seçki. antoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güldemeti, çiçek destesi. - Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Gülmesine sebep olmak, gülmeye mecbur etmek, işitenin veya görenin gülmesine yol açacak bir söz söylemek veya bir iş yapmak: Akşam bizi çok güldürdü. Kendine güldürmek = Kendini maskara etmek: Kendine Alemi güldürüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour. to cause to laugh. amuse. to make laugh. to amuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor. humour. comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. humour. comedy komedi. comic. humorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. funny. comedian. laughable. risible. screaming. waggish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

au revoir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry. smiling. cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmeye sebep olacak şey, Osm. şâyân-ı hande, tuhaf, garip: Size gülecek bir şey söyleyeyim; gülecek bir haldir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Devamlı gülen, ayyüzlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Gülenay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülücü, gülen, ferahlık verici. Ar. mesrûr, Fars. handân, şâdân, açık. Yüze güler = Manzarası zevk veren, iç açıcı: Yüze güler bir renk, bir kumaş. Yüzü güler, güler yüzlü = Somurtkan olmayan, Fars. küşâde-rO, Ar. beşûş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülen, sevinçli, handan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a smiling face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hane.) armalarda kırmızı renk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güreş, güreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İki direkli ve yan yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) körfez; uçurum; (f.) yutmak. Gulf Stream Gulf Stream akıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül renkli. 2.Gül gibi kızıl olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. anatomi). Sünnet derisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi gül olan bu familyaya çilek, armut, elma, badem, şeftali ve benzerleri de girer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Açılmamış gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gulgule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gürültü, çığırtı, her ağızdan ses çıkmakla hâsıl olan karmakarışık gürültü: Bir gulgule koptu. 2. Ağzı dar bir kaptan bir sıvı dökülürken çıkan ses: Sürahinin gulgulesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غلغله] kaynaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül renkli, gül renginde, pembe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gül evi, ateşhane.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.İyi huylu, nazik hanım. 2.Gül yüzlü hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). E begümecigi İlerden, yaprakları geniş, yuvarlak bir süs bitkisi (althaea rosea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollyhock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(althaea rosa): Ebegümecigillerden; yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan bir süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarını tedavi eder. Bağırsak iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Mutlu, huzurlu bir hayat. 2.Gül gibi güzel hayat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renkli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(GÜLSİTAN) (i F.). Gül ülkesi, güllük, gül bahçesi, gül ağaçları çok bahçe. Sadî’nin ünlü eserinin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül bahçesi, güllük. 2.Azerbaycan’da Karabağ bölgesinde bir mevki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yanaklı. 2.Al yanaklı. 3.Türk musikisinde mürekkep bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güle benzeyen kız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski aldatmak, dolandırmak; (i.) ahmak ve kolay aldanır kimse, saf kimse; hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) martı. blackheaded gull, laugh ing gull kara baş martı, (zool.) Larus atri cilla. herring gull büyük martı, (zool.) Larus argentatus Iittle gull cüce martı, (zool.) Larus minutus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küllâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker şerbeti, kaymak ve bademle (yahut ceviz, fındık ve şamfıstığı ile) pişirilmek üzere nişastadan pek ince ve daire şeklinde yufka ki, demetle satılır ve bunun tatlısı: Bir demet güllâç; kaymaklı, bademli güllâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice wafers stuffed with nuts. cooked in milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top mermisi ki, vaktiyle demirden, taştan yuvarlak ve şimdi çelikten silindir biçiminde ve ucu sivri olur: Gülle atmak, gülle yağdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannonball. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shell. a cannon ball. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gülle atma sporu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot putter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot-putter. shot putter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz, gırtlak; gırtlağa benzer su geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay aldanır, ahmak, saf. gullibil'ity (i.) kolay aldanma, ahmaklık, saflık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül ile süslü: Güllü, çiçekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gülü olan. 2.Gül desenli (kumaş). - Daha çok örfte kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül yeri, gül ağaçları ile dolu yer, gülzâr, gülistan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sel ve yağmur suyu ile açılmış dere; (f.) aşınma ile çukur açmak veya açılmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmek işi, Ar. dıhk, Fars. hande: Onun bir tuhaf gülmesi vardır; sizin gülmenizden işkillendim Gülme almak = Gülmek his ve arzusuna mukavemet edememek, gülmeyi tutamamak: Beni bir gülme aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risible. laughing. laughter. laugh. mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. laughing. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humorous story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnsana mahsus olan bir duygu ile «kahkah» diyerek veya sessiz ve ekseriya ağzı açarak ve dişleri göstererek duygusunu açığa vurmak, Ar. dıhk, Osm. hande etmek: Bunu işitince, görünce güldü; bu adam daima güler. 2. Sevinmek, eğlenmek, cünbüş etmek: Ahbapça gülüp oynadık; güldük, eğlendik. 3. Alay etmek, biriyle eğlenmek, birini maskaraya almak, Osm. istihza etmek: Bu sözü her yerde söyleme sana gülerler; hâline Alem güler; herkes güler, o sâhi zanneder 4. Memnun olmak, sevinmek, teselli bulmak: O biçare yetimler de gülsün. Bir göz gülmek = Kederle karışık gülmek. Bıyık altından gülmek, sakala gülmek = Pek belli etmeyerek gizlice gülmek ki, bazen alay ve bazen tasdik makamında olur. Kıskıs gülmek = Gülmeyi zaptedemeyip istemeyerek kesik bir suretle gülmek. Kahkaha ile gülmek = Yüksek sesle kahkah diye gülmek. Gevrek gevrek gülmek = LAtif ve açık sesle gülmek. Yüzü gülmek = Memnun ve sevinçli olmak, refaha kavuşmak: Bu yağmurdan çiftçilerin yüzü güldü. Yüze gülmek = istediğini elde etmek için dostluk göstererek dalkavukluk etmek: Ben, onun yüzüne güler bu işi yaptırırım; yine bir işi olmalı... yüzüme gülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laugh at. smile. smile on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. jeer. ridicule. scoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh (at. laugh. ridicule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvete fevkalâde düşkün olma, Osm. fert-ı şehvet, şehvet fazlalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmeyen, Ar. abûs: Abûs-ül-vech — Yüzü gülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Nar çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Hisar, kule.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nar çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yüzlü kadın. 2.Gül gibi, nazlı narin. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül fidanı. 2.Gül ağacı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güliçen. 2.Gülle özdeşleşmiş, gül gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tutuvermek; boğazında düğümlenmek (hıçkırık); (i.) yutma, yudum. gulp down yutuvermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel gül, dışı sarı içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül saçan, gül serpen. 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül yanaklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güllerin şahı. 2.Varaka’nın sevgilisi, masal kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül bahçesi, güllük, gülzâr. Gülşen-serây = Gül bahçesi içinde köşk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülbahçesi, gülistan, gülizar,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i F.). Gül bahçesini süsleyen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül dağıtan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül renkli su, taze su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kızlarından birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeni açmış gül, gonca.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül tenli, gül vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hindinin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. amusing. comic. humorous. laughable. ridiculous. burlesque. camp. derisive. derisory. droll. fantastic. fantastical. foolish. grotesque. jesting. ludicrous. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. comic. comical. derisive. droll. funny. hilarious. humorous. laughable. ludicrous. priceless. rich. ridiculous. risible. silly. waggish. amusing. foolish. beggarly. very little.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughable. ridiculous. funny. absurd. arty crafty. burlesque. comic. comical. farcical. humo u rous. ludicrous. preposterous. risible. screaming. silly. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laughter. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. cackle. laugh. laughter. manner of laughing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. smile. laugh. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Üşüşme, ayaklanma, taşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Masallarda geçen korkunç hayalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghoul. goblin. ogre. ogress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogey. ghoul. goblin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülbahçesi, gül tarlası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) ihzar emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülün açması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «eşek sırtı» demek olan «harpeş» ten). Balık sırtı şeklinde çatı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خارپشت] kirpi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Değerli, eşsiz gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hatâ = yanlış ve kabahat, Fars. pOşîden = örtmek). Yanlışı ve kabahatleri örten, görmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاپوش] hataları örten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gül gibi güzel kadın. 2.Neşeli ol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yedi açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altı açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zİrgüle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça hırka, Fars. pûşîden = giymek). Hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ خرقه پوش] hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi özgür güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gülün güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ülkenin gülü. 2.Çok güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. engulf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) düzensiz, kuralsız, nizamsız, intizamsız; usule aykırı, yolsuz, usulsüz; çarpık, düz olmayan; başıbozuk (asker); (gram.) kural dışı; (bot.) simetrik olmayan, bakışımsız (çiçek, bitki); (i.), (ask.) başıbozuk kimse, çeteci. irregular'ity (i.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.İzgü).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده پوش] yamalı hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. boyna ait; boyun toplardamarıyle ilgili; biyol. balıklarda boyun yüzgeçleriyle ilgili; i. korunmasız taraf. jugular vein şahdamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok şiddetli tedavi uygulayarak gelişmesini durdurmak (hastalık), önüne geçmek, önlemek. jugula'tion i., tıb. gelişmesini durdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. campus

yerleşke

Bir üniversitenin genellikle kent dışında derslik, öğrenci yurdu gibi her türlü yapı ve etkinlik alanlarıyla toplu bir biçimde bulunduğu yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

campus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etli lahana yemeği (asıl Türkçe’de lahana demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capuchon

başlık

Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapuska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun ki, birkaç günlük kuzularından alınan kürkü pek beğenilir. bk. Karakul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzüntülü, endişeli, mahzun. 2. Hüzün ve elem veren, Fars. hüzn-engîz, Ar. fâcî, müellim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefene sarılmış, kefenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başlık ve bilhassa başın tepesini örten ve başa yapışan yuvarlak ve hafif takke.. Eskiden kavuğun altına giyilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. chuckle. titter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass , body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (çengel demek olan «küllâb»dan imen.). Tımarhanede delileri zapt ve idare eden hademe. Halk dilinde: Deli güllâbicisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ligula i., bot. dilcik, ligula çimen yaprağı dibindeki zarfın tepesini meydana getiren çıkıntı; bileşik çiçeğin dil şeklinde olan çiçekçiği. ligulate s. dil şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deri veremi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahbus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prisoner. imprisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahbushâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «şugl» den imef.) (mü. meşgule). 1. Bir işle uğraşan, işte bulunan, iş görmekte olan: Siz geldiğiniz zaman ben meşguldüm, kendisini yazı yazmakla meşgul buldum. 2. Dalgın, derin bir düşünceye dalmış: Sizi pek meşgul görüyorum,, zihnim meşguldü, söylediğini anlayamadım. Meşgul etmek = Sözle zihnini işgal edip iş görmesine engel olmak: Bir sözüm var, amma korkarım ki, sizi meşgul ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. engaged. occupied. full. up and doing. concerned. engrossed. intent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. engaged. pushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. busy busy. which is occupied or in use. full. occupied. tied up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distract. occupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distract. to busy. to occupy. employ. engage. preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. busy. to care for. mind. tie up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça’ ya benzeterek yaptıkları bir kelimedir). Meşgul olma, işte bulunma, iştigal: Meşguliyetim çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. work. busyness. pursuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation. preoccupation. activity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. occupation. activity. concern. being busy. employment. industry. job. preoccupation. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشغوليت] iş güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. el tarağı metacarpal s. el tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn tassel. corn silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Moğol; k.h. nüfuzlu kimse; yük lokomotifi; s. Moğol the Great Mogul tar. Timur hanedanından Hindistan imparatoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mürekkep püskürtmeli, bir görüntü yaratmak için küçük bir diyafram açıklığından mürekkep damlalarının optik bir diskte belirtilen bir konuma doğrudan püskürtüldüğü, etkisiz bir nokta grafikli baskı teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ateş renginde, kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمدپوش] derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Neşe).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni açılmış gül.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Böyle de soru mu olur, tabii ki fıkralara, komik laflara ve olaylara gülüyoruz diyebilirsiniz. Ama araştırmalar olayın bu kadar basit olmadığını gösteriyor. Tabii sizler de haklı olabilirsiniz. Gülmek araştırmacılar tarafından yıllarca araştırıldığı kadar karmaşık olmayıp, ilkel atalarımızdan kalan, çevremize uyum ve sosyal hayatı paylaşmakla ilgili bir davranış biçimi de olabilir.

Bebekler doğar doğmaz içgüdüsel olarak ağlarlar ama ancak dört hafta sonra gülümsemeye başlarlar. Anne ve babanın bundan mutluluk duyduğunu hissettikçe bebeklerin gülmeleri fazlalaşır. Gülmek bir çeşit dışa vurum gibidir. Gülerken kalp atışı hızlanır, derin nefes alınır, beyin tarafından ‘endorfın’ denilen kimyasallar salgılanır. Endorfin ise vücudumuzda gerginliği, ağrıyı azaltır.

Gülmek de üzüntü veya öfke gibi bir boşalma yoludur, ancak bunun niçin böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. Şüphesiz hepimiz güldükten sonra kendimizi daha iyi hissediyoruz. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin yitirildiği noktaya kadar azaldığından, sandalyeden düşebiliyoruz veya birçok olayda kendimizi tutamıyoruz.

Gülmek sosyal ilişkilerde mutluluğu paylaşmak gibi görülebilir ama her zaman mutluluk ifadesi değildir. Hepimiz patronumuzun yaptığı bir şakaya (pek komik olmasa bile) gülme eğilimindeyizdir. Yani güç, karşısında daima tebessüm eden yüzler görür.

Çok yüksek sesle gülmek, gelebilecek tehlikelere karşı sinirsel bir reaksiyon da olabilir. İki insan arasındaki bir mücadelede, bir oyunda güçlü olan zayıfı ezerken de gülebilir. Yani gülmek, gücün ve saldırganlığın bir göstergesi de olabilir. Gülerken insanın yüz ifadesinden mutlu olduğunu herkes anlar ama o yüz ifadesi ile arkasında yatan duygular arasındaki ilişkiyi psikologlar bile hala tam olarak izah edemiyorlar.

Hala bir müsabakayı kazanıp mutluluktan gülmesi gerekenlerin niçin gözyaşları içinde ağladıklarının, ağlaması gereken bir yerde bir insanın yine gözyaşları içinde kahkahalarla niçin güldüğünün sebebi anlaşılmış değildir. Ancak bu arada kahkaha ile gülmekle, gülümsemeyi ayırt etmek gerekir. Gülümsemek kesinlikle insanın, karşısındaki için iyi şeyler hissetmese bile kendisi için bir mutluluk ifadesidir.

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar 50’li yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde 6 dakikaya düşmüş bulunmaktadır. Yetişkinlerin günde ortalama 60, çocukların ise 500 kez güldüğü ve bir gülüşün ortalama 6 saniye sürdüğü araştırmacılar tarafından saptanmıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Böyle de soru mu olur, tabii ki fıkralara, komik laflara ve olaylara gülüyoruz diyebilirsiniz. Ama araştırmalar olayın bu kadar basit olmadığını gösteriyor. Tabii sizler de haklı olabilirsiniz. Gülmek araştırmacılar tarafından yıllarca araştırıldığı kadar karmaşık olmayıp, ilkel atalarımızdan kalan, çevremize uyum ve sosyal hayatı paylaşmakla ilgili bir davranış biçimi de olabilir.

Bebekler doğar doğmaz içgüdüsel olarak ağlarlar ama ancak dört hafta sonra gülmeye başlarlar. Anne ve babanın bundan mutluluk duyduğunu hissettikçe bebeklerin gülmeleri fazlalaşır. Gülmek bir çeşit dışa vurum gibidir. Gülerken kalp atışı hızlanır, derin nefes alınır, beyin tarafından “endorfin” denilen kimyasallar salgılanır. Endorfin ise vücudumuzda gerginliği, ağrıyı azaltır.

Gülmek de üzüntü veya öfke gibi bir boşalma yoludur, ancak bunun niçin böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. İüphesiz hepimiz güldükten sonra kendimizi daha iyi hissediyoruz. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin yitirildiği noktaya kadar azaldığından, sandalyeden düşebiliyoruz veya bir çok olayda kendimizi tutamıyoruz.

Gülmek sosyal ilişkilerde mutluluğu paylaşmak gibi görülebilir ama her zaman mutluluk ifadesi değildir. Hepimiz patronumuzun yaptığı bir şakaya (pek komik olmasa bile) gülme eğilimindeyizdir. Yani güç, karşısında daima tebessüm eden yüzler görür.

Çok yüksek sesle gülmek, gelebilecek tehlikelere karşı sinirsel bir reaksiyon da olabilir. İki insan arasındaki bir mücadelede, bir oyunda güçlü olan zayıfı ezerken de gülebilir. Yani gülmek, gücün ve saldırganlığın bir göstergesi de olabilir. Gülerken insanın yüz ifadesinden mutlu olduğunu herkes anlar ama o yüz ifadesi ile arkasında yatan duygular arasındaki ilişkiyi psikologlar bile hala tam olarak izah edemiyorlar.

Hala bir müsabakayı kazanıp mutluluktan gülmesi gerekenlerin niçin gözyaşları içinde ağladıklarının, ağlaması gereken bir yerde bir insanın yine gözyaşları içinde kahkahalarla niçin güldüğünün sebebi anlaşılmış değildir. Anacak bu arada kahkaha ile gülmekle, gülümsemeyi ayırt etmek gerekir. Gülümsemek kesinlikle insanın, karşısındaki için iyi şeyler hissetmese bile kendisi için bir mutluluk ifadesidir.

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar 50’li yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde 6 dakikaya düşmüş bulunmaktadır. Yetişkinlerin günde ortalama 60, çocukların ise 500 kez güldüğü ve bir gülüşün 6 saniye sürdüğü araştırmacılar tarafından saptanmıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülün en parlak olanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahtapot, (zool.) Octopus; yaygın ve yıkıcı örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oedipus. Oedipus complex Ödip kompleksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek evlât: O, benim oğlumdur, ben, filânın oğluyum. Oğularısı = Yeni yetişen arı. Oğulotu = Badrenc denilen bitki. Oğuldan oğula = Babadan oğula. Oğul oğlu — Erkek torun. Oğul edinmek = Evlâtlığa kabûl etmek. Oğulbalı = Taze arının yaptığı beyaz bal. Ahret oğlu = Evlâtlığa kabûl edilmiş adam, oğulluk. Er oğlu er = Mert adam. Uvey oğul = Karı kocadan yalnız birinin diğer bir evlilikten doğan oğlu. Eloğlu = Halk, yabancı. Kahpe oğlu = Çok nankör, alçak. Kuloğlu = Asker evlâdı, ocak-zâde (Osmanlı devrinde Cezâyir, Tunus ve Libya’da Türk baba, Arap anadan doğmuş, Türkçe konuşan ikinci derecede bir askerî sınıftı). Köpekoğlu = Hilekâr adam (halk dilinde: köpoğlu). Hinoğlu = Pek kurnaz ve hilekâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

son. junior. boy. descendant. cadet. cion. swarm. swarm of bees. a cluster of bees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy. son. swarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. scion. son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oğul kelimesinin küçültme şekli. 2. (zooloji). Döllenmiş yumurtacığın gelişmesinin ilk safhası. 3. (botanik) Bitki tohumlarının en önemli kısmı ki, tohum çimlendiği zaman, bununla yeni bir bitki gelişmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embryo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dölyatağı, yumurtalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oğul sıfat, hak ve vazifesi, evlâtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlâtlığa kabûl olunmuş: Kendi evlâdı olmayıp bir oğulluğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Oculmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Olimpos dağı; cennet; gök.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Direnen, inatçı kimse. 2.Ön ayak olan, teşvik eden. 3.Kılavuz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Lat.). Eser. Musikide bir bestekârın eserlerinin sırasını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öpme işi, öpme, buse: Güvercinler tatlı tatlı öpüşüyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A work; specif. , a musical composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a musical work that has been created; 'the composition is written in four movements'. 'Work' With a number, used to show the order in which the works by a given composer were written or published Opus numbers are most often used for composers who catalogu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin for 'work,' these numbers list, in date order, when a work was composed or published. , Op: 'Work' With a number, used to show the order in which the works by a given composer were written or published Opus numbers are most often used for composers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System proposed by CISL in 1986 to follow on after Multics Eventually canceled by Bull Officially known as NOS/VS3 or HVS release 3 This group was managed by Michael Tague. 'work ' An opus number indicates the chronological order in which a piece was comp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HP/Linux Cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lat Work; labor; the product of work or labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caementicium - concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open Architecture Purse System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operations Pipeline Unified System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Organization of Persistent Upwelling Structures, a program taking place in 1983 that studied the inner part of a filament near Point Conception, California See Atkinson et al.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This represents a single-composer publication, not necessarily the chronological order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A work, composition; commonly used to denote the number of a published work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opuses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. opera) eser; kitap; müzik parçası, opus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ve önemsiz eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kissing one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kissing one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Birbirini öpmek, bûse verip almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öpüşmeye yani birbirini öpmeye zorlamak veya izin vermek. 2. Barıştırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban gülü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ateş gibi kırmızı renkte gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgü yapmak, örmek: Saçları örgülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaited. braided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. woven. braided. reticular. corded. webbed. meshed. tissued. quilled. plaited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaited. braided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. woven. braided. reticular. corded. webbed. meshed. tissued. quilled. plaited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür,) (Kadın İsmi) - Özen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Çeşide, türe ait. Özgül ağırlık = Bir cismin bir santimetre küp biçimindeki parçasının ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Özü gül gibi olan. 2.Özellikle bir türe ait olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güler yüzlü, içten gülen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gülüm.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz oğul.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pabuç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. palpi) zool. dokunaç. palpiform s. dokunaç gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. palp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. komposit familyası bitkilerinin kaliksinde meydana gelen şemsiye biçimindeki kıllı uzuv, papus. pappose s. papuslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاپوش] pabuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Pembe gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Köşe, tekye, yer, kenar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrim teorisinde insanla maymun arasında olduğu farzolunan insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya mahsus bir hayvan, ornitorenk, zool. Ornithorhyn chus anatinus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -pi) bak. polyp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Havada, yere dokunacak surette alçaktan peydâ olan duman, sisin hafifi: Havada pus var. 2. Meyvelerin üzerinde meydana gelen hafif beyazlık. 3. Ağaçların kütük ve dallarında meydana gelen yosun ve kabuk. 4. Yaprakların üzerine konan örümcek ağı, kurt ve böcek yuvası. 5. Memenin emziği üzerinde hâsıl olan kabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Giyen, giyinmiş, örtünmüş. Hırka-pûş = Hırka giyen. 2. Giyilen, Ar. melbûs. Ser-püş = Başa giyilen şey. Pâ-pûş (pabuç) = Ayağa giyilen şey. 3. Örten, saklayan. Ayb-pOş = Ayıb örten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. inch. mist. slight fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The yellowish white opaque creamy matter produced by the process of suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It consists of innumerable white nucleated cells floating in a clear liquid. a fluid product of inflammation the tenth month of the Hindu calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. inch. mist. drizzle. vapor. vapour cloud. damp. water smoke. fume. dampness. smog. aerosol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white, yellow-green, or beige creamy fluid that is formed by decomposing tissue, white blood cells, and tissue fluids. blood, serum, damaged tissue, white blood cells and bacteria found at places of infection or injury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acute inflammatory exudate composed of dead and dying neutrophils and necrotic surrounding tissue; a foul-smelling, milky yellow fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of dead bacteria, white blood cells and other body secretions created by the body to rid itself of infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pale yellow or green fluid found where there is an infection. liquid material containing broken-down leukocytes and cells, usually resulting from inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Packet Utilisation Standard utilisation standard. the tenth month of the Hindu calendar. a fluid product of inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پوش] giyen, örten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cerahat, irin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çölde uzaktan su gibi görünen duman, serap, ılgım salgım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Puslu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâhlar, zırh ve silâh gibi harp Aletleri. 2. At takımı. 3. Alet ve edevat takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tool. equipment araç. weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortaoyununda şakşak ve tahta kılıç gibi Aletle maskaralık eden soytarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırh giymiş, zırhlı, cebeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpüş, bûse. (bk.) BÜse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜselik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oğul, erkek evlât.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Oğul, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby carriage. pushchair. stroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroller. pushchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itmek, dürtmek; sürmek, sevketmek, yürütmek; sıkıştırmak, tazyik etmek; saldırmak, üzerine hücum etmek, arkasını bırakmamak; tos vurmak, boynuz ile vurmak; k.dili kanunsuz yoldan uyuşturucu madde satmak. push about öteye beriye kakmak; kakışmak. p

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itiş, kakış, dürtüş, sürme; hücum; baş sıkılması, ihtiyaç, sıkıntı; basacak yer, düğme; argo ahbaplar takımı, kumpanya. push button elektrik düğmesi. pusher i. iten kimse veya şey; enerjik kimse; uyuşturucu madde satan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bölme içinde tamamlayıcı hoparlör sürücüleri kullanılarak, daha iyi bas tepkisi sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir topu iterek oynanan bir oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el ile itilerek sürülen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iten; enerjik, girişken; küstah, sataşkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo kolay aldanır kimse, yemlik; kolay iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raptiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzükoyun yatarak vücudu esnetme hareketi, şınav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Örtü, perde: Kâbe-i Şerîfe’nin pûşîdesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پوشيده] örtülü. 2.gizli. 3.kapalı. 4.örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, tabansız, yüreksiz, çekingen.pusillani- mously z. korkakça. pusillanimity, pusil- lanimousness i. korkaklık, alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜsîş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâyı kuvvetlendirmek için «eski» sıfatıyla beraber kullanılır. Eski püskü = Eski, yırtık eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İplik, İpek yahut sırma ve telden yukarısı top ve aşağısı dağınık askı. Püsküllü belâ = Büyük çapraşık dert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. tuft. fringe. coma. beard. thrum. tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. beard. bobble. feather. tag. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasseled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasselled. tufted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a peck of trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Suyun damlaları . gibi dağınık: Püskürme ben; püskürme dallı kumaş. 2. Bol yığılmış, kırmalı ve düşük. Püskürme şalvar = Kırmalı paçaları ayağın üzerine düşen. 3. Havada patlayıp dağılan: Püskürme fişek. 4. Püskürülen şey, patlayıp yayılma: Yanardağ püskürmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eruption. spraying sth from one's mouth. eruption. blowing. splatter. pulverizing. sprinkling. ejection. effusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızla üfliyerek bir şeyin üzerine su yağdırmak: Su püskürmek. 2. Şiddetle havaya sıçratıp dağıtmak: Vezüv dağı küller, ateşler püskürüyordu. 3. Zorla geri atılma: Düşman püskürdü. 4. Su püfler gibi şiddetle gülmek. 5. (çay) Fışkırmak, köpürmek. Ateş püskürmek = mec. Çok kızgın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray sth from one's mouth. to spew out. to erupt. jet. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray. atomizer. aerosol. spray can. spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repulse. spraying. injection. repelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spraying. dusting. sprewing out injection. blowing. blasting. sprinkling. atomization. repulsion. belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulverization. spray. spray on. spout. atomize. vaporize. belch. repulse. repel. beat off. dash. pulverize. squirt. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. spray. to spray. to belch. to repulse. to repel. to fight sb/sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray. to spray. to dust. to spew out. to spume forth lava. to repulse. to drive back an attacker. to blow. to blast. to inject. to sprinkle. to atomize. to jet. to repel. to spatter. sparge. fence out. fight off. rush. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yanardağın ağzından çıkan çeşitli maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava. aerosol. spray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repelling. repellent. atomizer. spreader. sprinkler. sprayer. spray. injector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprayed. to be dusted. to be driven back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yanardağın püskürdüğü madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazy. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazy. misty. foggy. cloudy. nebulous. nebulose. nebular. nubilous. dreamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çökmek, sinmek. 2. Pus çökmek, ortalığı hafif sis kaplamak. 3. Pusuya yatmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kedi; çocuk veya genç kadın (sevgi belirtisi). puss moth Avrupa'ya mahsus iri bir pervane. a sly puss kurnaz kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo yüz, surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cerahat dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kaba ferç; kaba cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kedi. pussy willow ipek gibi püskülleri olan bir söğüt ağacı, bot. Salix discolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kedi gibi sessizce yürümek; kendi fikrini belirtmemek; i. fikrini belirtmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cinsî sapık erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arka, sırt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrelly. scoundrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. cunt. catamite. fairy. queen. son of a bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive male homosexual. queer. fag. son of a bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fickleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., tıb. sivilceler hâsıl etmek, kabarcık haline girmek; s. sivilce dolu. pustulant i. sivilceler hâsıl eden bir ilaç. pustular s. sivilcelerle dolu, sivilce kabilinden. pustula'tion i. sivilce hâsıl etme, sivilcelenme; sivilce, kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivilce, kabarcık, püstül; bot. kabartı, sivilceye benzer benek. pustulous s. sivilcelerle dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pusula.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmana ansızın vurmak üzere saklanılıp beklenilen gizli yer, Fars. kemin, kemîngâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambush. ambuscade. wait. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambush. ambuscade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambush. place where one lies in ambush. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle askerlerin giydikleri hafif sarık. (bk.) Poşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kullanılan şekli: pusla, i. bussola). Dünyanın kutuplarındaki mıknatıslık sebebiyle daima kuzeye doğru dönen bir ibre vasıtasiyle yön tayinine yarayan Alet. Pusulayı şaşırmak = mec. Ne yapacağını bilememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hatırda kalması veya birine hatırlatılmak istenen bir şey yazılmış küçük kâğıt, küçük tezkere. 2. Bir hesap ve alış veriş hülâsası yazılı kâğıt: Pusulasını gönderin, parasını vereyim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. bussola

yön belirteci

Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. chit. note. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. compass. reminder. slip. note. slip of paper. compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. line. slip. tag. note. memorandum. bill. nillet. leaflet. letter. account. billet. debenture. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Pisliğe delâlet eden kelimelerle beraber kullanılır: B.. püsür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaw. defect. mistake. pain in the neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) muntazam, nizamlı; kurallı, usule uygun, kaideye muvafık; (mat.) kenar ve açıları birbirine eşit; (bot.) muntazam; (ask.) nizami (asker); (i.) Katolik manastır sistemine mensup rahip, Katolik papazı; nizami asker; ABD siyasi partiye sadık o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) intizama koymak, düzenlemek, usulüne uydurmak. regulariza'tion (i.) tanzim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulation

1. ayarlama, 2. düzenleme

Düzene koyma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nizama sokmak, tanzim etmek,düzenlemek, yoluna koymak, uydurmak; ayar etmek. regula'tion (i.) nizam, tanzim, düzen; kanun, talimat, astüzük; (çoğ.) tüzük, yönetmelik. regulative (s.) tanzim edici. regulator (i.) düzenleyici şey veya kimse; saat r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzen veren tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulateur

1. fiz. düzenleyici, 2. ayarlayıcı

1. fiz. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç. 2. Ayar veya düzen veren şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor düzenleyici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor. controller. control gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Arslankalbi yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. reguli) yan tasfiye edilmiş maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül gibi güzel, gül biçiminde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel, temiz, latif kimse, gül ruhlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili gürültü, şamata; kavga, çekişme. rumpus room evde oyun salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind rose. compass rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül dalı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Egin korfezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Saygın). 2.Nadir, eşsiz gül, sayılı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seçilmiş gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sen gülsün, gül gibi güzelsin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Gülün en güzel hali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Serendil). - Baş gül. Güllerin birincisi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرپوش] başlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli gül, sevgiyi hatırlatan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şeyda).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız, tek, ayrı, münferit; eşsiz, müstesna; gram. tekil, müfret; bambaşka, görülmemiş, tuhaf, garip; i., gram. tekil kelime; tek şey .singularity i. tuhaflık, garabet; özellik, hususiyet, dikkati çeken şey. singularly z. müstesna olarak, fe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özelliğini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. siyeh = kara, pûşîden = giymek). Karalar giyinmiş, mateme girmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) çok sulu türlü; İng., (argo) tatsız içecek; hademe; balık artığı; mad. savak yatağındaki kırmızımsı ve çamurlu çökelti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sonbahar’ın sonlan, kış başlangıcında uçan gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition. interrogation. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogation. cross-examination. to grilling. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-question. question. interrogate. examine. query. give a grilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogate. to interrogate. to question. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to grill. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be interrogated. to be grilled. to be cross-examined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) mızmız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak; tıb. düğümlemek (bağırsak), sıkıştırmak (damar). strangulated hernia boğulmuş fıtık. strangula'tion i. boğma, boğulma; düğümlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شغول] uğraşılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sünaü ile vurmak, süngü kullanarak hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bayonet. to stab. thrust through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bayoneted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Kapının arkasına) Sürgü sürmek, Sürgü ile sağlam kapamak: Kapıyı sürgülediniz mi? 2. (tarlaya) Sürgü denilen silindiri sürmek: Tarlayı sürgülemek lâzım. 3. (Şoseyi veya çimento ve saireyi) Silindir ile bastırıp düzeltmek: Şoseyi, taraçayı sürgülemek. 4. (sıvayı) Büyük mala ile düzeltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt (a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bolted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolted. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolted. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazzed up. ornate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susup sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: TâHTABOŞ) (i.) (Fars. tahte = tahta, pûşîden = örtmek). Dam üzerinde döşemeli yer ki, başlıca çamaşır sermeye mahsustur: Çamaşırı tahtapûşta kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahtapûş

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Biricik gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni açan gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuğla gibi, tuğlaya ait; tuğla biçiminde düzenlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül ailesi içinde benzeri olmayan güzellikte. Yalnız gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman (kuş gibi) uçar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ufak fes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir işle yakından meşgul olma, pek derinine varma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توغل] sürekli uğraşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tolga

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli, üçgen şeklindeki. triangularity i. üçlülük. triangularly z. üç köşeli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. üçgenlerle bölünmüş; üçgen; f. üçgen yapmak; üçgenlere bölmek; nirengi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nirengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban yoncası, tirfil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yaban yoncası. 2.Üç gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Gürültülü ve karışık kalın bir ses işitmek, böyle bir sesle gürültü etmek: Kulağım uğulduyor; kulağımda bir şeyler uğulduyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sing. to hum. to buzz. to howl. to howl. to boom. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamour. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağa gelen gürültülü ve boğuk ses: Kulağımdan bir uğultu eksik olmuyor; arıların uğultusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babble. chorus. hum. buzz. murmur. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burr. murmur. sough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ungulae) tırnak, toynak, pençe; geom. kesik koni veya silindir; toynakları olan memeli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toynak veya tlrnağa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. inek veya at gibi toynaklı; i. toynaklılar familyaslndan bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sarmaşık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practice. exercise. application. implementation. technics. technic. execution. administration. effect. enforcement. praxis. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. execution. implementation. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliance. consolidation policy. demonstration. enforcement. execution. exercise. implementation. implementing. practice. praxis. reduction to practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Tatbik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. put into practice. carry out. practise. exercise. apply. fulfil. fulfill. administer. complete. deploy. dispense. enforce. exert. impart. implement. realize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. enforce. execute. exercise. practise. realize. to apply. to carry out. to put into practice. to enforce. to execute. to realize. to practise. to practice. to implement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hands on. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicability. enforceability. practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma. virgule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma. point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. eğri çizgi ( / ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give point to. lay stress on. lay stress upon. accent. accentuate. emphasize. keynote. lay stress. play to. stress. underline. underscore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent. accentuate. emphasize. stress. underline. to emphasize. to stress. to highlight. to accent. to accentuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight. emphasize. to lay stress on. to emphasize. to stress. to accent. to accentuate. highlight. keynote. lay stress / weight on. make much of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stressed. accented. emphatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kır gülü. Bozkır çiçeği. 2.Kuşburnu.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(köpekgülü): Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın açan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ülkene gül. İlken için yararlı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگوله] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altın gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle’li sûznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zırh, pürden = giymek). Zırh giyen, zırhla kendini muhafaza eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زره پوش] zırhlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by