Güm-şüde ne demek? | Güm-şüde anlamı nedir? | Güm-şüde

Güm-şüde anlamı nedir?

Güm-şüde ne demek?

Güm-şüde anlamı nedir?

Güm-şüde | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gum sude

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. argument

kanıt

Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa; karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar; bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal (s). münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion (i). tartışma, münakaşa; yargılama, muhakeme. argumen'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «asuden» fiilinden imef.). Rahatlamış müsterih. Asûde-hâtır = Hatırı, gönlü rahat. Asûde-dil = Gönlü rahat. AsOde-nişîn = Rahat oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسوده] rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2.Sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, başı dinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâli rahat olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, istirahat, Asfyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسودگی] huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, güman = zan). 1. Fenalık düşünen, herkesin fenalığında bulunan, bed-hâh. 2. Her işde bir fenalık gören, vesveseli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da Müslüman kadm lider; soylu Müslüman kadını, begüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak verilirdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğulmuş yer, boğulmuş kısım. Sazın boğumları. (Anatomi) Lenf damarları veya sinirlerin yumak gibi olan kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. articulation. joint. knuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. internode. ganglion. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide güfteli eserlerde heceleri belirtip süsleyerek icrâ tarzı. Ar. tekeccî, Fr. articulation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, huzurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü gitmiş, Aşık, vurgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğmak işi: Doğum kolay oldu. 2. Bir kimsenin doğduğu yıl: Ahmet kaç doğumlu? Doğumevi = Yalnız doğum yapacak hamile kadınların yattığı hastane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal. nursing. obstetric. puerperal. birth. delivery. accouchement. childbearing. nativity. parturition. termination of pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. childbirth. delivery. labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. delivery. parturition. year of birth. confinement. births marriages and deaths. child birth. childbirth. match and dispatch hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of birth. birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur. Doğumu kolaylaştırma ve sancıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Sancılar başlayınca bir çorba kaşığı tatlı bademyağı içilir. Ayrıca karın ve tenasül organının çevresi bademyağı ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. travail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital. maternity ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in (such and such a year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «düğmek» ten), iki ip vesairenin birlikte bağlanmasından hasıl olan bağ. Ar. ukde: Düğüm yapmak, düğüm çözmek. (denizcilik) Paraketenin sicimi üzerinde mesafeyi gösteren bölümler. Kördüğüm = Çözülmesi zor bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal. knot. tangle. tie. nodule. gradient. loop. node. nodosity. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tangle. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. knot. tie. difficult problem. simple knot. thumb knot. kink. joint. tangle. knurl. slub. nodule. nodus. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tied with a knot. to get tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğümü olan, düğümle bağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted. tied in knots. nodular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ebem gümeci). Çiçeği ve kökü tıpta kullanılan ve yaprığı sebze gibi yenilen meşhur bitki, pinpirik. Ar. habbâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hubbaz): Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakalrı da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprkalrı sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amacına, isteğine kavuşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskimiş, yıpranmış, buruşmuş, bozulmuş: Fersûde kıyafetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرسوده] solgun. 2.yıpranmış. 3.eprimiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersûdelik, eskilik, yıpranmışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavice, mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert bir ufak ağa;. 2. Bu ağacın verdiği, eriğe benzer mavi meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde bazen: güm). 1. Su taşımaya ve ateşte su ısıtmeya mahsus bakırdan, büyük ve kulplu ağzı dar kap: Bir güğüm su; mutfağın güğümlerini doldurmak. 2. O şekil ve biçimde küçüğü, bakırdan güğüm şeklinde ibrik: Kahve güğümü; sahlepçi güğümü; asma güğüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming~) zamk sürmek; zamklamak; zamk akıtmak; yapışmak. gum up pislikle dolup çalışmaz hale gelmek veya getirmek; argo işi bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) (çog.) dişeti. gumboil (i.) diş eti iltihabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zamk; sakız; sakız agacı; çiklet; lastik. gum arabic akasya sakızı, arap zamkı. gum juniper ardıç sakızı. gum mastic sakız, mastika. gum plant sütleğen, (bot.) Euphorbia resinifera. gum resin zamk ve reçineden meydana gelen bir karışım. gum tho

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bamya; bamya çorbası; yumuşak ve yapışkan toprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sakız gibi, sakızlı, yumuşak ve yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) cesaret, girişkenlik, beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liable to pay customs duty. dutiable. tariff bound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. duty. tariff. customs house. clear in. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs union. tariff union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. customs station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gümrük memuru, müdürü: Gümrükçülerin kendilerine mahsus kıyefetleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. revenue officer. landwaiter. gauger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. customs agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer / agent. coastal waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir malın gümrükçe muamelesini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear sth at the customhouse. effect customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleared through customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutiable. duty-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject to customs duties. with customs duties paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Iastik çizme; lastik ayakkabı; argo hafiye; (f.), argo hafiyelik etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sığırların boyunları altından geçip boyunduruklarına sokulmuş olan yarım halka şeklinde eğik ağaç. 2. Boncuk ve çıngırak tasması. Hayvanın boynundaki, tasma gibi halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2. Bostan korkuluğu, höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. gam). Gamlar, kederler, (bk.) Gam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غموم] gamlar, kederler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümürdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yaban soğanı, yabânî soğan. 2. Sünbül-i Hindi (Hind sünbülü) soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömmek’ten). 1. Değerli beyaz maden ki, altından sonra gelir. Ev eşyası, kadın süsleri vesaire imâline ve para basmaya yarar. Gümüş, 10.5 yoğunluğunda Ag senbolü ile gösterilen bir elemandır. Ar. fıdda, Fars. stm: Külçe gümüş, işlenmiş gümüş. 2. Gümüşten çatal, bıçak, kaşık: Gümüşleri kaldırdınız mı? Eskiden kalma çok değerli gümüşleri vardır. 3. Gümüşten yapılmış, Fars. simin: Gümüş şamdan. Gümüş kaşık çatal takımı. 2. Gümüş gibi beyaz; gümüş gerdan, gümüş kol. Gümüş balığı = Atrina, çamuka. Gümüş servi — Ayın suya aksetmesiyle hasıl olan beyaz yol. Gümüş suyu = Berrak su. Gümüş göz = Para göz, paradan başka gözüne bir şey girmeyen. Gümüş yaldız = Gümüşten yapılmış beyaz yaldız.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ag

Atom Numarası:47

Kütle Numarası: 107,87

Yoğunluk:10,5 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 961,78 °C

Kaynama Sıcaklığı: 2162 °C

Saf gümüş, ısı ve elektrik iletimi en yüksek olan metaldir.

Genellikle çeşitli süs eşyaları, ve mücevher yapımında kullanılır.

En önemli kullanım alanlarından biri, fotoğrafçılıktır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. argent. luna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. made of silver. metallic currency. nonmonetary investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver plated. silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silversmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüşle kaplamak veya yaldızlamak veyahut süslemek: Şamdanları, kaşıkları, çekmeceyi, sigaralığı gümüşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to silver-plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüş sürdürmek, gümüşle kaplatmak, yaldızlatmak veya donatmak: Kaşıkları, bastonu, sigaralığı gümüşletme!!.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth silver-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümüşü olan. gümüşle süslü: Gümüşlü çekmece, sigaralık, baston.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri, zar, kabuk, gömlek. integumen'tary s. deri veya kabuktan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı tropikal ağaçlardan çıkan, ilâç ve tabaklıkta kullanılan, kurutulmuş, kırmızı, sıkıştırıcı usare veya zamk; bu zamkı veren ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that can't be untied. gordian knot. deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that refuses to come undone. very complicated situation. gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küşâd ve küşâde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklagiller familyasından bitkinin tanesi veya tohumu, baklagiller familyasından bitki; baklanın dış kabuğu veya zarfı ile içinde bulunan tohum; baklamsı meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baklagiller familyasına ait; baklagillerden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksud).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebsut).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mesud).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(karagümrük dememeli) kaldırıldı (eskiden bazı devletlerin çeşitli eyaletleri arasında da gümrük alınabilirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienation. cooling. chilling. alienation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Soğuk olmak, sıcaklığını kaybetmek: Yemek soğudu; havalar soğudu. 2. mec. Ara açılmak, sevgiye halel gelmek: Onunla aramız soğudu. 3. Uzun müddet bırakmakla unutmak, gönülden çıkarmak, artık arzu ve meyletmemek: Çocuklar dersten soğudular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool down. become cold. become estranged. grow away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. cool. to become cold. to get cold. to cool. to chill. to take a dislike to. to be alienated from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cold. to cool. to lose one's love, desire or enthusiasm for. to cease to care for. chill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sürmüş, sürülmüş: Ruh-sûde: Yüzünü sürmüş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru, hakiki dostlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Musevilerin kullandığı Arami diline tercüme olunan Tevrat kısımlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zar, deri, kabuk. tegumen'tal s. zar kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) eklembacaklıların sırt veya arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. şey, zımbırtı, zırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sızmak, ter gibi deriden sızmak. transudation i. sema, sızıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 333 yılında Anadolu’nun içlerine girerek Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaşır. Kendisine kentin ilk kurucusu Gordios’un arabası gösterilir. Arabanın boyunduruğu, ucu görülmeyen bir düğümle arabanın okuna bağlanmıştır. İnanışa göre bu düğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır. Büyük İskender düğümü kılıcıyla keser. Bugün bu terim, çözümü çok zor olan olaylar için kullanılıyor.

Genel Bilgi by