Gün Ve Ay Isimleri Nereden Geliyor? ne demek? | Gün Ve Ay Isimleri Nereden Geliyor? anlamı nedir? | Gün Ve Ay Isimleri Nereden Geliyor?

Gün Ve Ay Isimleri Nereden Geliyor? anlamı nedir?

Gün Ve Ay isimleri Nereden Geliyor? ne demek?

Gün Ve Ay isimleri Nereden Geliyor? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gun ay isimlerireden geliyor

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su renginde, gök, mavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ab-ı hayat v.s. (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah’ın kulu. -(bkz.el-Hay). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگون] su rengi. 2.mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - 1.Mavi renk. Gök. 2.Parlak. 3.Nişasta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (1711-1781).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acâip»). 1. Alışılanlara aykırı, garip, yadırganan: Acayip kılık. 2. Acayip hava. 3. Ünlem olarak hayret gösterir: Demek öyle ha? Acayip!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. weird. odd. unusual. curious. out-of-the-way. bizarre. queer. antic. kinky. freak. screwball. comical. crotchety. droll. exotic. fanciful. fantastic. fantastical. flaky. freakish. grotesque. incongruous. kooky. novel. outlandish. peculiar. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awfully. bizarre. bloody. cranky. curious. droll. extraordinary. fantastic. freak. freakish. funky. funny. futuristic. grotesque. kinky. nifty. odd. offbeat. outlandish. peculiar. queer. singular. specimen. strange. uncanny. uncommon. weird. astonishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative. revealing. expository. elucidatory. illuminating. illuminative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. expository. explicative. elucidative. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın dolunay halinde olmaya başlaması

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki. Yaprakları çay gibi haşlanılarak içilir. Yurdumuzda çok yetişir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvia officinalis): Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir vazife veya işe seçilmek üzere kendisini ileri süren, yahut başkaları tarafından ileri sürülen kimse: Milletvekili adayı. 2. Belirli bir iş için yetiştirilen kimse: Avukat adayı. Namzet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant. cadet. candidate. aspirant. contestant. entrant. nominee. postulant. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant. candidate. nominee. applicant namzet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidate. nominee. suitor. solicitor. aspirant. postulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomination. candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy. candidateship. candidature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم رعایت] uymama..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavga, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [آغایان] ağalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping. whining. weeper. mourner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima ağlar gibi duran ve halinden şikâyetçi olan. Ağlamış (Adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlamak işi, tarzı ve sureti: Bir ağlayış ağladı ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping / crying. whining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kimyon konur. Ilındıktan sonra içilir. Günde, iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akergin)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu, sevinçli gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceivable. palatable. reasonable. sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tay. Türkler’de çok kullanılan bir isimdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Derisinde benekler olan tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cemaat, güruh, kalabalık, fevç, topluluk. 2. Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler: Bir alay cahil, bir alay hırdavat. 3. Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi: Bayram alayı, sürre alayı. Askerlik. 3-4 tabur piyade veya 5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet: Piyade, Nizamiye, Redif, Süvari alayı. Alay İmamı = Osmanlı devrinde bir alay askere imamlık vazifesini yapan sarıklı subay. Alav Emini: Osmanlı devrinde bir alay askerin hesap işlerine bakan subay ki, binbaşıdan alt derecededir. Alay Beyi = Vaktiyle bir vilâyet sipahisinin başı, daha sonra jandarma alayının kumandanı. Alay KAtibi: Bir alay askerin yazı işlerini ifa eden subay. Miralay = Bir alay askerin kumandanı (Albay), kaymakamın üstü ve mîrlivânın astı idi ve bey unvanını taşırdı. Alay alay = Güruh güruh, yığın yığın. Alay Esvabı = Üniforma, resmî elbise. Alay etmek = Eğlenmek, istihza etmek, maytaba almak. Alay Sancağı = Her alaya verilen sancak. Alay Topu = Resmî günlerde ve teşrifat için atılan top. Alay kurmak = Vehimle uğraşmak. Alay geçmek = Birinin sözünü dinler gibi olup da başka şeyi düşünmekle meşgul olmak. Alay malay = Hep birden, takımı ile, pa.las pandıras. (Alay-ı vâlâ, Alây-ı mezkûr gibi Farsça terkipler, galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regimental. regiment. procession. parade. cortege. troops in line. teasing. mockery. ridicule. fun. mock. irony. banter. derision. fleet. gibe. jape. jeer. jest. jibe. leg-pull. persiflage. quiz. rub. scoff. sneer. taunt. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derision. gibe. mockery. regiment. ridicule. sarcasm. sneer. taunt. troop. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in large crowds. in troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeer. mock. rag. rally. sneer. taunt. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make fun of. deride. to hold in derision. gibe. guy. jest. josh. kid. rib. ridicule. roast. scoff. sport. taunt. twit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir çeşit fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herkesle eğlenmeyi seven, müstehzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mocker. mocking. derisive. barbed. cynical. facetious. ironic. ironical. mordacious. shavian. snappish. sneering. wry. scoffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cynic. derisive. ironic. quizzical. tease. teaser. disdainful. derisory. scornful. contemptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisive. mocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Bulaşıklık, bulaşma. 2. Boş süs ve debdebe: Dünyanın alâyişine aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلایش] bulaşma. 2.gösteriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Debdebeli, tantanalı, alayla icra olunan. 2. Gizlice eğlenceli, istihzalı: Amma da alaylı yazmış. (Askerlik). Osmanlı devrinde mektepten çıkma? yıp alaydan, yani neferlikten yetişmiş subay. Mektepli karşılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironic. sarcastic. sardonic. scornful. disdainful. derisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisory. ironic. legionary. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarbay ile tuğgeneral arasındaki askerî rütbede olan üssubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rank of colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatan, yalancı, (bk.) Aldatıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الکفایه] yeterince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Aklı alınmış. 2.Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.Tümsek, tepe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Serap. 2.Allık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yatıştırmak, teskin etmek, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık bölge. 2.Altay dağlan bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay’ın san renkli hali

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daima, her zaman, her vakit; her defa, muntazam; evvelden beri, mütemadiyen, boyuna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir devletin şeklini, yasama, yürütme ve yargılama kudretlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, temel kanun, teşkilât-ı esasîye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. organic law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitution. constitutional charter. fundamental law. ground law. constitutional law. organic law. paramount law. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutionalist. constitutional expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ana vatan, ilk yurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Yahut onculayın. Aslı: Ancalayın). Öylece, o suretle, o mertebede, o kadar. (Uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «buncalayın» a karşılıktır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fehim, idrâk, akıl erdirme: Benim anlayışıma göre. 2. Zekâvet, kavrayış: Bu adamın kavrayışı yoktur

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. intelligence. sensibility. comprehension. mentality. apprehension. cognizance. discernment. horizon. percipience. sagacity. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. conception. grasp. insight. reach. sense. understanding. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. comprehension. intelligence. sympathy. acumen. apprehension. concept. conception. discernment. insight. judicial conception. penetration. perception. reason. turn of mind. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferâsetli, zeki, fatîn, her şeye akıl erdirir, serî-ül-intikal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. considerate. wise. quick-eyed. comprehensive. discerning. gentle. heartthrob. indulgent. receptive. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. discerning. perspicacious. quick. sensible. understanding. intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. understanding. apt. judicious. levelheaded. penetrant. penetrating. perceptive. percipient. perspicacious. quick. sagacious. shrewd. tactful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. sympathy. judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf olan veya hiç olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. inconsiderate. undiscerning. unsympathetic. blind. blunt. dim. purblind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. dozy. insensitive. intolerant. inconsiderate. lacking in understanding. obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. lacking in understanding. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayış zayıflığı veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebetude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. incomprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). zaten, her halükârda, hangi şartlar altında olursa olsun; ne ise; dikkatsizce, dalgacı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Denize düşen şeyleri arayıp çıkarmakla meşgul adam. 2. Gümrükte yolcuların eşyasını muayeneye memur adam. Bir şeyi arar gibi dönüp dolaşan. Arayıcı fişek: Bu suretle dolaşan donanma fişeği. Arayıcı kevkeb: Osmanlıca’da «şehâb-ı sâkıb» denilen yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs inspector searching. hunter. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süs, ziynet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرایش] süs. 2.süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer altı yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir mahzen veya bodrumun girişi; geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2.Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, aydınlık gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Er - (bkz.Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saf, sıra, tertip, tanzim, düzen, nizam; ordu; debdebe, tantana; muhteşem kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dizmek, saf çekmek, tertip etmek, düzenlemek, tanzim etmek; giydirip kuşatmak, donatmak. arrayal (i). dizme, tertip etme; giydirip kuşatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptuous. derogatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derogatory. injurious. pejorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aşî). Akşamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Asûden» fiilinden imas.). 1. Rahat, huzur. 2. Umumî emniyet, umumî sulh ve refah, huzur. Hıfz-ı Asâyiş = Asayişi korumak. Asâyiş-pervar = Emniyet ve sulha hizmet eden. Asâyişperverâne = Emniyet, asayiş ve huzura hizmet edecek surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order. public security. order. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. peace. public order. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law and order. public peace. public order. public security. tranquillity. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسایش] huzur. 2.güvenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asâyiş ariyan, rahatını ve huzûrunu isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aşkın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایان] tanıdıklar, dostlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشنایی] dostluk. 2.bilme, haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahlil; tecrübe, deneme; tartma, ayarlama; ayar için alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denemek, tecrübe etmek, yoklamak ; tahlil etmek, ayar etmek; değer biçmek , kıymet takdir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Çavuş, üstçavuş ve başçavuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). yolundan çıkmış, yanlış yol tutmuş, sapıtmış, sapmış,go ü astray kötü yola sapmak; yanlış yere gitmek. Iead astray ayartmak azdırmak,.baştan çıkartmak ;kötü yola sevketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petty officer. sergeant. junior officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-commissioned officer (NCO. noncommissioned officer. petty officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hırçın tay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilinen, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atiye), (bk.) Atiye-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطایا] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گون] ateş rengi, kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ünlü, namlı, şöhretli. 2.Atilla’dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mir’At.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlama, (bk.) atlamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uzağa, uzakta; bir yana; -den, -dan be away bulunmamak, başka yere gitmişolmak. becarriedaway sürüklenrnek; kapılmak. carry away alıp götürmek, sürüklemek . come away bırakıp gelmek. cut away kesmek, kesip atmak. do away with yok etmek, öl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Defol ! Haydi !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dünyanın peyki. Ar. kamer, Fars. mâh. Dünyanın ellide biri büyüklüğündeki ay, bize güneşten aldığı ışıkla ve hep aynı yanı ile görünür. Bunun sebebi, dünyanın etrafındaki dönüşü ile kendi ekseni etrafındaki dönüşü süresinin aynı olmasıdır. Fakat ay dünya ile beraber güneşin çevresinde de dolandığından kavuşum yani güneş, yer ve ayın bir daha eski duruma geçmeleri 29 gün, 12 saat, 44 dakika ve 3 saniyede olur. 2. Ayın dünyanın etrafında bir devir yapmasıyle ölçülen zaman. Bir yılın on ikide biri. Şehr, mâh: Ramazan ayı, nisan ayı. 3. Ay ve daha çok hilâl resim ve şekli: Ay-yıldız, mec. Pek güzel ve parlak şahıs veya çehre. Ay ağılı = Bazan ayın etrafında görünen nur dairesi. Ar. hâle. Ay aydınlığı, ay ışığı = Ayın verdiği ışık. Fars. mehtap. Ayın on dördü = Dolunay. Ar. bedir. Aybaşı: 1. Her ayın birinci günü. 2. Kadınların Adet görmesi. Ar. hayz. Ay balta = Teber-i zeyn, bir balta çeşidi. Ay parçası = Pek güzel şahıs. Aytimur = Doğramacı keseri. Ayçiçeği = Güneşe doğru dönen büyük ve uzun saplı çiçek, abd-üş-şems. (Gün çiçeği dahi denilir). Aydede = Ufak çocukların aya verdikleri isim. Aydedeye misafir olmak = Açıkta yatmak. Ay doğdu = Yeni ay, hilâl. Aya doğ, ya doğayım demek = Pek güzel ve parlak olmak. Uçaylar = Mübarek sayılan recep ve şaban ile ramazan. Dolunay = Guruba yakın ay, hilâl, (istihkâm) Ay tabya = Hilâl Şeklinde tabya. Aybalığı = Vücudu, büyük bir balığın kesik başına benzeyen daire biçiminde bir balık (Orthagoriscus mola). Ay karanlığı = Bulutların arkasından ayın yaydığı hafif aydınlık. Ay tutulması = Dünyanın güneşle ay arasına girerek ay ışığına engel olması, dolayısıyle kısa bir süre ayın görünmemesi. Ay yıldız = Türk bayrağındaki hilâl ve beş ışınlı yıldızdan ibaret sembol. Ayda yılda bir = Pek seyrek olarak. Ayı gördüm, yıldıza itibarım yok = Bir şeyin iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanları benimsemediğinizi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Ansızın hissolunan hayret ve telâşa delâlet eder: Ay! Şurada biri var. Ay! Siz gelmiyor musunuz? Ay! Ay ne diyor? 2. Keder ve teessüfe ve bilhassa bir ağrı duyulduğuna delâlet eder: Ay! Parmağım. Mükerrer dahi kullanılır: Ay! Ay! (Bu surette alay yerine geçer). 3. «A» yerine ünlem şeklinde de kullanılır: Ay oğul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Ansızın hissolunan hayret ve telâşa delâlet eder: Ay! Şurada biri var. Ay! Siz gelmiyor musunuz? Ay! Ay ne diyor? 2. Keder ve teessüfe ve bilhassa bir eğri duyulduğuna delâlet eder: Ay! Parmağım. Mükerrer dahi kullanılır: Ay! Ay! (Bu surette alay yerine geçer). 3. «A» yerine ünlem şeklinde de kullanılır: Ay oğul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luna. month. moon. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ah! alas! Same as Aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yes; yea; a word expressing assent, or an affirmative answer to a question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is much used in viva voce voting in legislative bodies, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Always; ever; continually; for an indefinite time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

month. moon. oh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Royal vizier to Tutankhamen, Ay persuaded the boy king to banish the name and religion of the heretical Akhenaten, who preceded King Tut , and to restore the traditional gods of Egypt to prominence Ay succeeded Tutankhamen as pharaoh, who some Egyptologis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yılın on iki bölümünden biri. 2.Dört hafta, 29-30, 31 günden oluşan zaman dilimi. 3.Kutsal kitapta adı geçen kent. Kudüs’ün kuzeyi. 4.Dünyanın uydusu. Ay: Mısır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutank Hamon’un danışmanı oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı (İ.Ö. 1320).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).evet, muhakkak, hay, hay.Aye aye, Sir! Baş üstüne efendim ! (gemicinin cevabı); Tamam anlaşıldı!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse of the moon. lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent and star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).,şiir hep, daima. for aye ilelebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul oyu, olumlu oy, evet: olumlu oy veren seçmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmaklar dahil olmaksızın el ve ayağın içi, düz yeri. El ayası = Osm. kef. Ayak ayası = Taban. Kediayası, köpekayası — Bitki cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırma ve sual ile beraber istek ve ümide delâlet eder. Acaba: Ayâ, sen bunu öğrenebilecek misin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmaklar dahil olmaksızın el ve ayağın içi, düz yeri. El ayası = Osm. kef. Ayak ayası = Taban. Kediayası, köpekayası = Bitki cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırma ve sual ile beraber istek ve ümide delâlet eder. Acaba: Ayâ, sen bunu öğrenebilecek misin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm. palm of the hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Verse of the Qur'an; also, a sign in the natural world or in prophetic history by which humanity is alerted to the truths of Allah. a six legged 'horse'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آیا] acaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Muhammed Tapar’ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar’ı Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları istila etmek isteyen Harizm Şahlan uzun süre engelledi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «ayak» tan). Ayaklı kadeh, piyale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «ayak» tan). Ayaklı kadeh, piyale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yerli hizmetçi veya dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa). 1. İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır. 2. Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı. 3. Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı. 4. Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven. 5. Çay ağzı, mansab. 6. Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır. 7. Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam. 8. On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem. 9. At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltan: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak = 1. Bir memlekete girmek Ar. Kudüm. 2. İsrar ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı — Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = İsrar etmek. Baştan ayağa ı= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencere altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek =fc Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Dsmuzayağı fc Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan, sonuna sesli harf gelirse «k» «ğ» olur: Ayağa). 1. İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan uzuv, Fars. pây: insanın iki, atın dört ayağı vardır. 2. Bazı ev eşyasının vesairenin ayağa benzer kısımları ki, onların üzerinde dururlar: iskemle, masa ayağı. 3. Ayakta duran bazı şeylerin yere dokunan kısmı, ayağı, kaideleri: Sütun, duvar, ayağı. 4. Ayak basacak yer, basamak, kademe: Merdiven ayağı, kırk ayak merdiven. 5. Çay ağzı, mansab. 6. Bir gölden ayrılıp fazla sularını denize götüren nehir: Drin ırmağı, Ohri gölünün ayağıdır. 7. Adım, kadem: Ben buradan ayak atmam. 8. On iki parmaktan, yani yarım arşından ibaret mesafe ölçüsü, kadem. 9. At yürüyüşünün çeşidi. Ayak altı = Ar. me’mer, yol üstünde. Ayak üstü = Ayakta, Ar. kaaimen. Ayak oltası: = Vaktiyle düşmanın ayaklarına batıp yürümesine mani olmak üzere, yolun üzerine bırakılan demir dikenler. Ayak basmak = 1. Bir memlekete girmek Ar. Kudüm. 2. Israr ve inat etmek. Ayak bağı = Engel mâni. Ayak teri = Doktor ücreti (eski terim). Ayakta = Oturmaksızın. Ayak divanı = Yeniçeri subaylarının yeniçerilere verdikleri tenbih: Osmanlılarda padişahın halktan biriyle müzakere etmesi. Ayak sürümek = Yavaştan almak. Ayak takımı = Aşağı tabaka. Ayak dolaşmak = Yürürken ayaklar birbirine dolanmak, sarhoş gibi yürümek. Ayakkabı = Ayağa giyilecek şey, pabuç, kundura, çarık, potin, terlik vesaire. Ayak makinesi = Ayakla çevrilir dikiş ve saire makinesi. Ayakyolu = Abdesthane. Ayağa dolaşmak = Aranmaksızın bulunmak, tesadüf edilmek. Ayağa kapanmak = Çok yalvarmak, af istemek. Art ayak = Dört ayaklı hayvanlarda gerideki ayaklar. On ayak = Dört ayaklı hayvanatlarda el makamında olan ileriki ayaklar. On ayak olmak = Bir işte teşvikçi olup diğerlerini de kandırarak işin gerçekleşmesine çalışmak. Ayak diremek = Israr etmek. Baştan ayağa f= Tepeden tırnağa, Fars. ser-Apâ. Horozayağı = Tıpa çıkaracak burgu. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak öylece yürüme. Sacayağı = Saç ve tencerS altına konmaya mahsus demirden, üç ayaklı mutfak Aleti. Ayak haffâfı = Çok gezip dolaşan, gezginci. Söz ayağa düşmek = Her kafadan bir ses çıkmak. Sağ (sağlam) ayakkabı değil = Güvenilemiyecek adam, itimada şayan olmayan. Domuzayağı ±= Tüfekten üstüpü çıkarmaya mahsus ince burgu. Kırkayak = Böceklerden, ayağı çok, maruf bir cins, Fars. hezâr-pâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayak ağrıları; çoğunlukla yorgunluk, bağ yerlerinin burkulması, fazla kilo almak veya bazı hastalıklardan kaynaklanabilir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan ağrılarda yapılacak masaj ve dinlenme çok faydalı olur.

Ağrıyan yerler iyice ovulur. Ayak ikinci parmağının üçüncü parmakla birleştiği noktanın iyice ovulması da çok faydalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impediment. hindrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrive at. to enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ayak derisindeki ter bezleri ve kıl keselerinin mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Çıban yerinde, ilk önce sert ve kırmızı bir kabartı belirir. Ağrı vardır. Sonra iltihaplanır. Çıbanı sıkmamak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekikyağı, ayva

Hazırlanışı : Çıbanın üzeri, kekikyağı ile yağlanır. Sonra, orta büyüklükte bir ayva ortasından kesilerek üzerine konur. Sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. footprint. footstep. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot mark. foot print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ayakların normalden fazla terlemesi genellikle ter bezlerinin aşırı derecede çalışmasından kaynaklanır. Diğer taraftan, kalın çorap giymek, ateşli bir hastalık veya normal vücut sıcaklığının düşmesi de ayak terlemesine neden olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : Büyükçe bir tencereye su doldurulur. Üzerine bir avuç adaçayı ilave edilip kaynatılır. Ilıdıktan sonra bu su ile ayak banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant who runs errands. delivery boy. footboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear. pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footwear. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. shoe-seller. shoe-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. shoerepairer's shop. shoe repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. uprising. breach of the peace. commotion. insurgence. insurgency. insurrection. mutiny. putsch. revolt. riot. rising. upheaval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurrection. mutiny. rebellion. revolt. riot. rising. uprising. rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. revolt. civil commotion. emeute. insurgence. insurrection. mutiny. riot. ruction. stampede. upheaval. uprise. uprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot. to rebel. to revolt. to start walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise in rebellion. to rise in revolt. to break out in revolt. to rebel. to revolt. to get on one's feet. to begin to walk. bear arms against. to rise in insurrection. mutiny. riot. run riot. squeal. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footed. walking. footed. podous. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking. footed. legged. movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foot or leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloii). Ayakları olmayan kurbağagiller takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. up. afoot. afoot. on one's legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. on foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eş, zevce.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belli, açık. Ayan beyan: Besbelli, apaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ayn = göz. (bk.) Ayn) (O mânâ ile uyûn cem’i daha çok kullanılmıştır). 1. Bir memleketin ileri gelenleri, eşrâf, mûteberân: Ayân-ı memleket. 2. Senatör, Ayân meclisi üyesi: Ayândan filan zat (Bu da Azâ kelimesi gibi hem cem, hem müfred gibi kullanılır). Hey’et-i Ayân, meclis-i Ayin = Senato. 3. (Müfret gibi). Vaktiyle kaymakamlık vazifesini ifa eden idare memuru: Görice Ayânı. Falan yere Ayân tâyin olundu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيان] açık, belli, aşikâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Saygı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gözün ışığı, nuru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ayan: Açık, belirli. Ayan’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Altın ve gümüşten yapılmış şeylerin saflık ve halisliği derecesi: Bu saatin, kordonunun ayarı nedir? On sekiz ayarında altındır. Kem-aytr = Saflık ve halislik derecesi eksik ve aşağı. Tam -iil-ayâr = Halislik derecesi tam ve eksiksiz. 2. Madenî paraların tam vezninde olması: Bu liranın ayarına bakmalı, ayarı tam mıdır? Tam-ül-aylr = Tam ayarlı, nâkıs-ül-ayâr = Eksik ayarlı. 3. Saatin doğru gitmesi: Bu saatin ayarı doğru mudur? Birkaç günden beri ayar etmedim. Saati ayar etmek = Doğruluğu malûm diğer bir saate yahut güneşin batışına vesaireye bakarak saati düzeltmek, ayarına getirmek. 4. Ölçü ve terazinin tam ve doğru olması: Esnaf, terazilerinin ayarlarına bakıyorlar. 5. Bir hayvanın nallarını deneyip lüzumunda sağlamlaştırma: Bu hayvanı nalbanda götürüp ayar ettirmeli. 4. mec. Derece, mertebe: Bu ayarda adam. Ayarını bulmak = İstenen dereceye gelmek. Sâhib-i ayâr = Eskiden mâdenî paraların ayarını yoklamakla görevli darphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setting. tune. standard. adjustment for accuracy. adjustment. setup. fineness. carats. quality character. gauging. calibration. control. focusing. assay. proof. standard of finess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيار] ayar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden terazileri ve sair ölçü Aletlerini teftişle görevli belediye memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. calibration. tuning. tune-up. setting-up. fitting. standardization. arrangement. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation. adjustment. gauging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ölçünün Aletlerini tam doğru ölçmelerini sağlayacak şekilde düzeltmek. 2. Makinelerin doğru çalışmasını sağlayacak şekilde yapılan düzeltme fiili: Rot ayarı, fren ayarı. 3. İşleri birbiriyle çatışmayacak şekilde düzenlemek. Fiyat ayarlamak = Eşyanın fiyatları arasında orantı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collimate. assay. adjust. regulate. calibrate. tone. trim. standardize. arrange. budget. draw up. fix up. gear. justify. lay on. measure. proportion. reset. scale. set. square. syntonize. time. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. arrange. contrive. coordinate. key. modulate. regulate. wangle. to adjust. to tune. to regulate. to fix. to set. to fix sb up. to supply. to get. to lay sth on. to chat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. calibrate. to regulate. to fix. to set. to adjust. to assay. to test. to gauge. to arrange. to put in order. calculate. condition. correct. focus. key. scale. secure. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjusted. tuned. regulated. adjustable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulated. tested and correct. of standard fineness. in focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoldan şaşmak, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not regulated. out of adjustment. below standard. immoderate in one's behaviour. out of focus. tuneless. unballasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment. intemperateness. disproportion. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debaucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. corrupting. perverting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. enticing. corrupting. perverting. seducer. abusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kandırılıp, yerinden çıkarılarak diğer bir işe veya başkasının hizmetine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tempted / seduced / enticed / perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abduct. enticement. enticing away. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Amele ve hizmetçi ve saireyi) kandırıp yerinden ayırarak kendi iş ve hizmetine almak. 2. Kandırıp baştan çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. debauch. entice. lure. pervert. seduce. tempt. to seduce. to tempt. to entice. to pervert. to allure. to lure. to debauch. to lead astray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. to lead astray. to pervert. to entice sb to change employer. beguile. corrupt. debauch. deprave. entice. inveigle. lead sb astray. lure. suborn. tempt. unbend the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Dolunay, mehtap. 2.İskenderun Körfczi’nin batı kıyısında Ceyhan nehrinin ağzının vücuda getirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş koyunun kuzeydoğu kenarında, Adana ilinin Yumurtalık ilçesinin idare merkezidir. Ayaş Paşa: Osmanlı sadrazamlarından birinin adı.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ayet) Ayetler, (bk.) Ayet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آیات] ayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «ay» dan). Kışın açık havalı ve ekseriya mehtaplı gecelerde hüküm süren kuru soğuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosty. frost. black frost. jack frost. dry cold. blackfrost. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frost. nip. dry cold. frosty. crisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cold. frostiness. cold air. frost. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gece ayazında üşümek, gevremek. 2. Ayazda beklemek. 3. Üşümek, soğuk almak. 4. Boş yere beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gece ayazından müteessir olup soğuk almak, ayaz işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gecenin ayazına bırakıp üşütmek, ayazda bekletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Rumca mübarek nazariyle bakılıp ziyaret edilen çeşme veya pınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy spring of orthodox greeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيب] ayıp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça «ayıp», Farsça «cüsten» = aramak). Herkesin ayıbını arayan, noksanını ve lekesini meydana çıkarmak isteyen, Ar. zemmâm, zemmedici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça «ayıb», Farsça güften = söylemek). Herkesin ayıp ve eksikliklerini söyleyen, Ar. fassâl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gösterişli, heybetli, görkemli. 2.Korku veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menstrual. menstruous. first days of a month. menstruation. period. flow. menses. the curse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti’nin kurucusu. İslam’ın Ortaasya’da yayılmasında büyük başarılar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin’le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ünlü komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Put, sanem. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay benizli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay meyvası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam ay, sağlam kişilik. 2.Şimşek, ay’ın şimşek gibi parlaklığı. 3.Yaprak, ay yaprağı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Büyük ay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ayben).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent. new moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel, ışıklı, parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ayın yeni doğduğu günlerdeki şekli, yeni ay, hilal. 2.Cami kubbelerine ve minare külahlarına konulan hilal şeklindeki süs. 3.Ay kadar güzel, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi parlak güzel ve sevimli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zor, güç ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çok iri, sarı renkli çiçeği olan, tohumundan yağ çıkarılan ve Türkiye’de yetiştirilen bir bitki (Helianthus annuus). Çiçekleri daima güneşe doğru döndüğü için günebakan da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower günebakan. gündöndü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Cihanı aydınlatan ışık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Işık saçan, sürekli parlaklık veren ay. 2.Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’a dahil olan. Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

month by month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın ışığı, aydan yayılan ışık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güney Arabistan’ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (1722-1778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul’a ziyaretler yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. -Ay’a ait arzu, istek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde bir müddet Yürük Aksak usûlü için kullanılmış terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ay» Ar. kamer, «tün» gece). 1. Aylı (gece), Ar. mukammer. 2. Aydınlık, Osm. Rûşen, zıyâ-dâr, münevver. 3. Açık, aşikâr, açıkça görünen. 4. Mübarek, mesut. Gözünüz aydın = Bir sevdiğine veya arzusuna nail olana söylenen tebrik tabiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightened. cultured. literate. educated. intellectual. lettered. well-read. well informed. informed. read. intellectual. literate. luminary. egghead. long-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egghead. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. well-lighted. clear. lucid. enlightened person. educated. enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Aylı gece, mukmin. 2.Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevv(Erkek İsmi) 3.Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4.Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5.Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevv(Erkek İsmi) Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan’ndan ünlü bir komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, aydın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aydınlık olmak, aydınlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Bir sathın karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile nisbetli olarak aydınlık görünmesi. Bir şeyin iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanları benimsemediğinizi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightenment. illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. dawn. light. lighten. to lighten. to become luminous. to brighten up. to become clear. to be enlightened. to be filled in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become luminous. to become clear. to become informed. brighten. come into focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the intelligentsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrative. informative. illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. enlightenment. clarification. edification. elucidation. irradiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarification. illumination. stage lighting. clearing. enlightenment. lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yeri ışıklı hale getirmek. 2. Bir meseleyi anlaşılmasını kolaylaştıracak şekilde izah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let daylight into smth. illuminate. light up. brighten. set light to. lighten. dissolve. clear. clear up. solve. charge. civilize. clue. elicit. elucidate. enlighten. enucleate. flash. flash on. illume. illumine. irradiate. light. post. rake up. shi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. elucidate. enlighten. illuminate. irradiate. lighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illumine. to illuminate. to clarify. to enlighten. brighten. bring round light. clue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ay ışığı, mehtap, ay aydınlığı. 2. Işıklı ışık. 3. Işıklı yer. 4. Dam bacası, çatıdaki pencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sunny. luminous. sunlit. light-well. clear. high-speed. brightly. illumination. light. daylight. skylight. enlightenment. radiance. air-shaft. airway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. irradiation. light. luminous. sunlit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. light. daylight. clarity. light shaft. opening for light. luminous. bright. luminousness. brilliant. illumined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belli bir alandan geçen ya da verilen ışık miktarını açıklar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi’nin oğlu veya torunu (1302).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay, mehtap.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yalnız Madagaskar'da buluhan kedi büyüklüğunde sincaba benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Ameden) fiilinden if.). Gelici, gelen. Hoş iyende = Külfetsiz, gelişi güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ayât). 1. Alâmet, nişan, eser. 2. Kur’an-ı Kerîm’de beher sûrenin mürekkep bulunduğu cümlelerin beheri: Ayet-i Kerîme, Ayât-ı Kur’anîye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. verse of the Koran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse of the Koran. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آیت] ayet. 2.işaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın ayetleri. 2.Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah’ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirl(Erkek İsmi) 3.Mucizeler, hikmetl(Erkek İsmi) 4.İz, nişan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2.Şan, haşmet sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Dost, arkadaş. 2.Sevgili, yar. 3.Temiz yaratılıştı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). «Bitkin» yahut «Aşık, hayran» anlamındaki «aygın baygın» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmemiş damızlık at, mec. Azgın adam. Denlzaygırı = Başı ata benzer bir deniz hayvanı ki karaya da çıkar. Su aygırı = Afrika’nın büyük nehirlerinde bulunur büyük bir hayvan. Cimû»-ı bahrî = Deniz mandası, hipopotam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud horse. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aygırın hal ve sıfatı ve vazifesi: Bu at aygırlık edemez, mec. Azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kk yd. k.). (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparatus. device. instrument. utensil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın gülü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan. Osman Gazi’nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı’na göre, Oğuz’un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz’un ışıktan doğan karısından olan 3 oğlundan biri. Ayhan’ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4’ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maruf vahşî hayvan, Osm. düb, hares. Boz, kara ve ak cinsleri vardır. Ayıbalığı = Bir cins deniz hayvanı (fr. phoque). Ayı pençesi = Keff-üddüb, şûket-ül-yehûd. Ayıkulağı = Şakayık bitkisinin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorish. bear. boor. bruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. boor. brute. churl. jerk. lout. oaf. slob. yahoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bear Market)

Gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatların düşeceği beklentisinin hakim olduğu piyasalardır. Bu piyasalarda kişiler ellerindeki hisse senetlerini gelecekte daha düşük fiyattan satın alabilecekleri düşüncesi ile satarlar.


Finansal Terim by

Şifalı Bitki

(İt üzümü): Fundagillerden; küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri olan, tüylü bir bitkidir. 1-3 metre yüksekliğindedir. Her mevsimde yaprakları vardır. Makilerde bulunur. Dalları kırmızımtırak kahverengidir. Yaprakları şimşir yapraklarına benzer. İçinde Hydrochinone vardır. Sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Çiçekleri pembe salkımlar halindedir. Ev ilaçlarında yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kuvvet verir. İshali keser. İdrar yollarını temizler. İdrar söktürür. Ateşi düşürür. İdrar yollarındaki taşların düşmesine yardım eder. Prostat büyümesinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayı oynatmayı iş edinen kimse. 2. Sert, kaba ve hoyrat insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli etoburların ayıları içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «aymak» tan). Kendine gelmiş, sarhoşluktan veya bayılmaktan kurtulmuş, aklı başında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober. wide-awake. consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorting sth out. cleaning. picking. shelling. debugging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorting. picking out shelling. comb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayıklatmak, ayıklanmak, ayırtlamak, ayırtlatmak ve ayırtlanmak’tan galat. (bk.) Ayırtlamak vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. pick. comb out. weed out. clean out. grub up. pick over. sort. sort out. weed up. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. pick. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clean. to pick. to sort. to shell. comb out. expurgate. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Biyoloji). Yaşayan varlıklarda çevrenin şartlarına en iyi uyan türlerin veya fertlerin yaşamakta devam etmesi, uyamayanların yok olması. Osm. ıstıfâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sorted out. to be cleaned. to be shelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be picked over and cleaned. to be shelled. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluktan veya bayılmaktan kurtulmuş adamın hâli, aklı başında olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobriety. clear-headedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk çocuklara takılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dolaşıp yerine gelmek, tam bir devir icra etmek. 2. Bayılmadan ve sarhoşluktan kurtulmak, kendine gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to recover. to come to. to come round kendine gelmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to come to oneself (after fainting or anesthesia. come round. come to. come to oneself. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Bayılmış veya sarhoş adamı) kendine getirmek, ifâkat buldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ayn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Adet, kanun, usul: Ayîn-i kudemâ üzere = Eskilerin Adetince. 2. Bir mezhebin töreni, ibâdet: Ayîn-i Mecüsî üzere, icrâ-yı Ayîn ederken. Şehrâyîn = Şenlik, donanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk Musikisi’nde tarîkatlere mahsus bir dinî tasavvuf! şekil. En tanınmışı Mevlevi Ayîni’dir ki, Ayîn-i Şerif de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. rite. service. ceremonial. litany. observance. ordinance. ritual. sacrament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liturgy. service. rite. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the 16th letter of the Hebrew alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious musical service. ceremony. celebration. office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ayin is the 16th letter of the Hebrew alphabet. nothingness; in addition, the first emanation of the Sefirtot, Keter, is sometimes described as ayin. 16th letter of the Hebrew alef-beit. the 16th letter of the Hebrew alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آیين] tören. 2.ayin. 3.din.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mevlevî Ayînleri’nde hânendelik yapan okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mevlevî Ayîni’ne verilen ad. (bk.) Ayîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayna, gözgü, Ar. mir’ at. Ayîne-i İskender = İskender’in güya onunla dünyayı seyrettiği söylenen harikulâde bir ayna. İskender’in yanında bulunan bir atlas veya haritadan galat olabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آینه] ayna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayna mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eskiden bir büyük adamın giyinirken aynasını tutmakla vazifeli hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آیين خوان] ayin okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uyûb). Ar, şîn, utanacak şey: Ayıptır, bunu ayıp sayarlar. 2. Utanmayı mucib hal, kusur, noksan, Ar. nakîsa. Bu malın hiç bir ayıbı yoktur. Adamın ayıbını yüzüne vurmak. Utandırıcı, açıksaçık: Ayıp iş, ayıp söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameful. disgraceful. unmannerly. indecorous. inglorious. nasty. opprobrious. reproachful. shame. disgrace. failing. attaint. blot. blotch. brand. contempt. dishonor. dishonour. indecorum. odium. reproach. slur. spot. obscenities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameworthy. discreditable. ignoble. infamous. regrettable. rude. shame. shameful. sinful. smirch. spot. stigma. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. shame. shameful. disgrace. disgraceful. defect. blot. contempt. crime. imperfection. infamous. inglorious. odium. reproach. scandal. smirch. taint. that's not quite the ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave shamefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be equally to blame. condemnation. reflection. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adamın hal ve hareketini ayıp saymak. Tâyib etmek: Vakarını muhafaza etmeyen adamı ayıplarlar. Sizin öyle Adi eğlence yerlerine gitmenizi çok ayıpladıdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. reproach. reprove. blame. chide. condemn. dispraise. fault. reflect on. reflect upon. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemn. reproach. to blame. to reproach. to criticize. to condemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blame. to vilify. to criticize. condemn. hold sth against sb. lash. reproach. sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kınanmak, ayıp sayılmak: insan kendi ailesi için çalışmasından dolayı hiç bir vakit ayıplanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eksiksiz, lekesiz, ayıplanacak hiç bir hâli olmayan: Dünyada ayıpsız kimse yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free from defects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Miyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reagent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testing reagent. touchstone. criterion. standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diacritic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. selective. dispersive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diacritical. distinctive. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinctive. disjunctive. diacritic. discriminating. selector. sorter. separator. sizer. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dispersive. separative. distinctive. discriminating. separator. sorter. grader. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separator. distinctive. discriminating. analyzer. sorter. selector. catcher. trap. disconnector. screener. insulating. decoherer. parer. grader. divider. insulator. shed. knockoff. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discriminating. separation. discord. strife. sorting. assorting. analysis. division. dividing. selection. grading. resolution. limitation. rating. decoupling. dissociation. isolation. appropriation. insulation. lenghtening. removal. splitting. cracking. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. assignment. demarcation. detachment. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. separating. separation. assortment. choice. detachment. disassociation. discrimination. disjunction. dissociation. distinction. earmarking. isolation. segregation. selection. setting apart. sorting. sorting out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)’. 1. Ayırmak, tefrik etmek. 2. Bölmek, taksim etmek: İkiye ayırdı. 3. Seçerek ayırmak: iyi adamları ayırmalı. 4. Seçmek, intihab etmek: İçlerinden bir iki tane ayıralım. 5. Yarmak, bölmek, ortasından parçalamak: Kalası dörde ayırdı. 6. Boşatmak: Onu kocasından ayırdılar. 7. Çekmek, almak: Derisinden ayırdılar. Göz ayırmamak = Çok dikkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırıp dağıtmak, akıtıp dağıtmak, perişan etmek: Ey Hudâ, sen doğru yoldan ayırmagıl( Eski Türkçe)-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. set apart. keep apart. assort. divorce. isolate. sort. split. sever. abstract. allocate. allot. allow. appropriate. book. choose. classify. comb. comb out. contradistinguish. cut off. cut out. demarcate. detach. devote. disband. discard. di.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. allocate. allow. appropriate. assign. detach. differentiate. disconnect. disengage. dissociate. distinguish. divide. divorce. except. grade. insulate. isolate. part. rend. reserve. save. segregate. separate. sever. spare. split. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. allocate. detache. reserve. separate. to set apart. to part. to separate. to sever from. to pitch. to choose. to select. to distinguish from. to discriminate between. to divide. to divide sth into so many parts. to save. to reserve for. to book. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayırma, ayırma kabiliyeti, Ar. tefrik, temyiz. Ayırdetmek: Tefrik ve temyiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernment. distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. distinguish. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distinguish. to discriminate from. differentiate. discern. discriminate. know. signalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklamak). 1. Tefrik ve temyiz etmek, ayırmak. 2. Bir şeyin iyi kısmını seçmek, intihap etmek, seçkinini ayırmak. Pirinci taşından ayırtlamak: Pek karışık ve müşkül bir işin içinden çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklanmak). T. Tefrik ve temyiz olunmak, ayrılmak. 2. Seçiilip intihap olunmak, seçkin kısmı alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: ayıklatmak). Tefrik Ve temyiz ve intihap ettirmek, seçtirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. book. bespeak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserve. to reserve. to book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reserve for oneself. to have sth set apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eyitmek, söylemek, demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fundagillerden, küçük taneler halinde yemiş veren tüylü bir bitki. (Uva ursî).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Söyleyen, konuşan. 2.Akıl veren. 3.Ozan, şair.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, asil, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sık koruluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1. Zıt, ters; alışılagelen ve doğru olarak bilinen şekle uygun olmayan: Aykırı bir fikir. 2. Uygun olmayan: Adetlere aykırı bir davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crosswise. transverse. anomalous. antithetic. antithetical. contradictious. contradictory. heterodox. impolitic. incongruous. inconsistent. repugnant. thwart. gainst. crosswise. crossways. athwart. counter. anti-. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. against. contrary to. crosswise. transverse. across. incongruous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. contrary to / against. inviolation of. diverging. divergent. transverse. crosswise. sidelong. abnormal. thwart. adverse. eccentric. contradictory. derogative. derogatory. inconsistent. traverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak aykırı hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. disagreement. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. difference. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, uğurlu ay. 2.Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halo. aureola. corona. ring. aureole. gloriole. glory. nimbus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halo ağıl. hale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corona. halo. nimbus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’ın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen halka, ayla. Beyaz ışık. (bkz.Hale).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), işte olmayan, boş gezen

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drifter. hobo. idle. loafer. vagabond. tramp. vagrant. wanderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. unemployed. jobless. inactive. inert. passive. out of work. unproductive. without occupation. walking. lazy. strayaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be out of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirli bir işi olmayıp gündelikle işleyen rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual labourer. wage earner. wageworker. wage slave. part-timer. daysman. oddman. workman. timeworker. hack. farm hand. floater. hodman. runabout. day labourer. jobbing man. jobber. jack. hired man. utilityman. dayman. occasional hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. being without any real job. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolaşmak, devretmek. 2. Yukarıdan aşağıya kaymak, düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anavatanı Çin olan bir ağaç. Kısa zamanda yetişip boy attığı için gölge ağacı olarak dikilir. Kokusu kötü olduğundan «pis kokulu» da denir (Ailanthus glandulosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarağaç): Sedefotugillerden; bir çeşit süs ağacıdır. Çiçekleri uzun salkım şeklindedir. Kokusu keskindir. Meyveleri sonbaharda dökülmeden önce kızarır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.)i Dönmek, devretmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayda bir ve her ay vuku bulan, aya tâbi olan, Ar. şehrî: Aylık mecmua = Ayda bir neşrolunan mecmua. Bir ayda icra olunan, bir ayda alınan, geçilen: Bir aylık yol, iki aylık iş. 2. Yaşı şu kadar aydan ibafet olan, meydana gelmesinden şu kadar ay geçmiş olan: Altı aylık bir çocuk, üç aylık iş, beş aylık meseli. 3. Bir aylık hizmete mukabil verilen ücret, maaş. Aylık bağlamak = Maaş verilmek. Aylık kesilmek = Maaş kat’olunmak, azledilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monthly. mensal. salary. stipend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monthly. salary. months old. lasting a month. monthly pay maaş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salary. monthly. monthly pay. months old. lasting months.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aylıkla çalışan. 2. Aldığı aylıktan başka geliri olmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aydan aya verilen maaş karşılığında hizmet eden (memur veya işçi), görevli, maaşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salaried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salaried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay’a ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üste çıkıp ağmak, yükselmek. 2. Dolaşıp devretmek. 3. Çekilip ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi güzel, ışıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. heedless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessness. inattention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mete).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkçe alfabenin yirmi birinci harfi olup, boğazdan olan mahreci sâmî dillere mahsus olmakla, dilimizde yalnız Arapça’dan gelen kelimelerde bulunur. Elifbânın asıl tertibinde ebced sırasında on altıncı harftir. Asıl eski şekli bir daire ve halkadan ibaret olmakla SAmî dillerde göz demek olan bu isimle adlandırılmıştır. Ebced hesabında değeri 70’ tir. Arapça olmayan araba, Aleksandr gibi kelimeleri a yerine ayn ile yazmak yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uyûn, Ayân) (Arapça’da müennestir). 1. Göz, Fars. çeşm, dîde: NÜr-ı aynim = Gözümün nûru, Ayn-ı vâhid = Bir gözlü, bir gözü kör. 2. Pınar, kaynak. 3. Bir şahıs veya şeyin kendisi, zâtı, aslı: Bu at, bu araba o vakit gördüğünüzün aynıdır. Bu kâğıdın aynı nı bana ver de suretini sen al. 4. Bir şeye çok benzeyen misali, tıpkı, tamamiyle benzer şahıs veya şey: Bu da onun aynıdır. Bunun aynını çıkarmalı. 5. Tıpkı, sırf: Ayn-ı keramet, ayn-ı hatâ. 6. Bir memleketin muteber kimseleri, eşrâfı (Dilimizde müfredi bu mânâ ile kullanılmaz). Ayân-ı memleket, (bk.) Ayân. 7. Şekli esasen göze benzeyen ayn harfinin ismi. (Hukuk). Ev ve at ve tencere gibi belirli olan şey. Isâbet-i ayn = Göz değme, nazar. İnsân-ül-ayn = Gözbebeği, Farsça, merdümek-i çeşm. Bi-aynihi = Ayniyle, tıpkı, ta kendisi veya pek benzeri. Ayn-ı bakar = iri cins, etli ve sulu bir erik. Any-üs-sevr = Sevr burcunda bir yıldız. Re’y-ül-ayn = Gözle, kendi gözüyle: Re’yül-ayn gördüm. Kendi gözümle gördüm. Ayn-üş-şems = Bir cins kıymetli taş. Ayn-ı safâ = Ayçiçeği. Kurrat-ül-ayn = Göz aydınlığı, sevinç, iftihar. Karîr-ül-ayn = Gözü aydın. Ayn-ülher = Kıymetlice bir taş. Ayn-ül-yakîn = Görmüş gibi: Bu işi ayn-ül-yakîn bilirim. Ayniyle = Tıpkısı, biaynihi, tamamiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين] göz. 2.tıpkı. 3.ayın harfi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne düşen ışınları yansıtacak şekilde parlatılmış, bir tarafı sırlı cam. (bk.) Ayine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. glass. looking glass. looking-glass. reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking glass. disc. disk. facing. mirror. reflector. panel. blade. chuck. headstock. head. pane. plate. frontpiece. dial. table. apron. face. headboard. foil. riser. head board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of mirrors. seller of looking glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna veya aynalarla süslü. Aynalı çarşı, gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a mirror. with a mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with mirror. paneled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerin kıçı tarafındaki az yuvarlak veya düz kısım. Buraya geminin bağlı bulunduğu limanın adı yazılır. Aynalık tahtası —Sandalların kıç tarafına. oturanın dayanması için konulan tahta.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun gitmeyen, ters, düzensiz: İşler aynasız gidiyor. 2. Külhanbeyi ağzında polis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. cop. copper. fuzz. pig. without a mirror. bad. unpleasant. awry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. unpleasant. policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t..i.) - Pınar, su, kaynak. - Antakya-Halep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin kendisi ve aslı olarak: Kendisinden aldığım akçayı aynen iade ettim. Getirdiği malın gümrüğünü aynen verdi: Bedel ve nakid olmayarak malın kendisinden. 2. Tıpkı tıpkısına tamamiyle, hiç bir şeyi değiştirmeksizin: Söylediği sözleri aynen nakletmeli. Kanunun o maddesini aynen yazmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do. exactly. just as. just the same. the same. ditto. with fidelity. so. to a t. sic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. verbal. exactly the same. all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. in kind. in ready money. without changing anything. according as. exact. faithfully. for all the world. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينا] tıpkı, aynen, olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tıpkı kendisi, yine o: Biz de aynı okulda okuduk. 2. Ayırdedilemiyecek kadar benzeri: Bu otomobil sizinkinin aynı. Aynı ağzı kullanmak = Aynı şeyi söylemek, (bk.) Aynî. Aynı ile = Değişiklik olmadan, olduğu gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. aynîyye). 1. (Anatomi, tıp). Göze mensup ve müteallik: Emrâz-ı aynîyye = Göz hastalıkları, tabakaat-ı aynîyye = Göz tabakaları. 2. Tıpkı, tamamiyle, kendisi: Bu mal gördüğünüzün aynısıdır. (Aynıdır demek daha doğrudur). Aynı ata binmiş. 3. Nakid ve bedel olmayarak, kendisinden olan: Eşyây-ı aynîyye = Tüccarın getirdikleri maldan gümrük hakkı olarak, para yerine bıraktıkları şeyler. Tıpkı, farksız, çok benzer: Bu da onun aynı gibidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. alike. identic. same. equal. in rem. like. look-alike. one. self. selfsame. uniform. very. the same. of a piece. to a hair. idem. all of a piece. similarly. as much as. the same. no change. facsimile. like. homo-. homeo-. homoeo-. like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alike. even. identical. image. one. same. uniform. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. the same. alike. equal. facsimile. one. parallel. self-same. true. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in rem. in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayn’a ait. 2.Pınar, kaynak, göz. 3.Karşılığı mal olarak ödenmiş. el-Ayni, (1360-1451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right in rem. real right. real claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. both. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the same time. simultaneously. also. backwardation. compensatory damages. concurrently. concurrently with. downstick. equally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) – Hayatın gözü, hayat pınarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. property. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any change. as it is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيه] taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şey veya şahsın aynı veya kendisi olması: Bu malın, bu adamın aynîyyeti anlaşılamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيت] aynılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Güneş kaynağı. 2.Mısır’da bir kasaba. 3.Bir cins değerli taş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Daha çok kadınların kullandığı bir hitap sözü: Ayol, bu zamana kadar neredeydin?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.b.i.) (Kadın İsmi) - Ay parçası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel, dilb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. parenthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parenthesis. parentheses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülüp yağı alınmış ve su karıştırılmış yoğurt, ayran. Ayran delisi = Ahmak, bön. Ayranı şişmek = Kibirlenmek. Ayranı kabarmak = Kızmak. (Alay tâbirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttermilk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink made of yoghurt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink made of yogurt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalak. Ayranlık şişmek: Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fâsılalı, kesilmiş, aralıklı, yalnız: Mahalleden ayrı bir ev. 2. Kendi başına, müstakil: O, ayrı bir evde oturuyor. 3. Başka, gayr, Aher: O, ayrı iştir. Ayrı ayrı = Her biri ayrı, her biri kendi başına, tek başına. Ayrıca = Ayrı olarak. Ayrı gayrı = Teklif ve tekellüf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. separate. unconnected. divided. another. dissimilar. discontinuous. discrete. distanced. distinct. divergent. especial. isolated. segregate. apart. aside. aloof. detachedly. hetero-. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. detached. different. dissimilar. distinct. especial. separate. single. singular. torn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. apart. different. distinct. freestanding. aloof. aside. differing. free. independent. individual. remote. semi. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. separately. several. severally. singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separately. one by one. independently. distinct. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offprint. reprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrı olarak, ayrı bir önem verilerek. 2. Bundan başka, üstelik: Çocuğu fena halde azarladılar, ayrıca dayak ea yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. otherwise. in addition to. then again. additionally. again. also. else. on the side. into the bargain. to boot. extra. farther. further. furthermore. item. likewise. over and above. thereto. withal. yea. beyond. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. also. besides. further. furthermore. likewise. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. besides. furthermore. separately. accountancy. again. wage economy. to be further enacted that. what is more. moreover. plus. a a- s. then. thereto. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir musiki dizisinde seslerin yanaşık olmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir cins çayır otu ki, kökü pek derin ve sert olup, bağ ve bahçelere musallat olur ve ayıklanması pek zordur: Ayrrk otu, ayrık kökü. Ayrıkçiçeği = Ar. fakah. Domuzayrığı = Bataklıklarda hasıl olan bir çeşit saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. exceptional müstesna. discrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrete. separated. exceptional. cleft. cloven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception. special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(fizik). Bütünden ayrılıp bir yerde toplanma: Billûrlaşma, bir ayrılanına olayıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yalnız olmak. 2. Kimseye uymamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, münferit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrı olma hali. Firkat, Ar. müfârakat, Fars. cüdâİ, hicran. 2. Muhalif olma, muhalefet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parting. separation. dissimilarity. difference. standoff. clash. disagreement. dissentient. divorce. faction. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrepancy. faction. separation. split. rift. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. separation. separateness. remoteness. lack of accord. deviation. legal separation. contrast. detachment. discrepancy. disunity. exception. gap. split. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. separation. going. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secessional. disconnection. separation. parting. split. leaving. breakup. divorce. departure. breakaway. check-out. cleavage. decampment. defection. deviation. disconnexion. disjunction. dissociation. disunion. divergence. divergency. excursion. leav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakaway. detachment. dichotomy. partition. secession. separation. leaving. departure. divergence. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissociation. separation. separating. departure. dispersion. fission. solution. cleavage. rupture. disassociation. branching. detachment. divergence. farewell. leave. leaving. parting. schism. secession. selection. split up. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tefrik olunmak, uzak olmak, ayrı düşmek: Evinden, çoluğundan, çocuğundan ayrıldı. 2. Bölünmek, taksim olunmak: İkiye ayrıldı. 3. Tefrik ve temyiz olunmak, farklı ve seçkin olmak: Kendisi, arkadaşlarından ayrılıyor. Seçilmek, intihap olunmak: Ev mahsus ayrılmıştır. 4. Yarılmak, çatlamak: Dudak ayrılmak. 5. Karı koca arasında nikâhı feshetmek: Karısından, kocasından ayrıldı. 6. Çekilmek, uzaklaşmak. İşinden hiç ayrılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstuck. get clear of. leave. check out. break up. divorce. divorce from. part with. part from. depart. quit. split. split off. apostatize. break away. break with. part company with. cut loose. decamp. defect. desert. deviate. disunite. divaricate. d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depart. deviate. disengage. divide. leave. part. resign. secede. separate. sever. split. start. to be separated. to part. to leave. to depart. to break with sb. to break away. to drop out. to resign. to throw sth up. to divergeto leave. to diverge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part. to separate from one another. to open up. to split. to crack. to leave. to depart from. to be legally separated. branch. break away. cast. clear off. cleave. depart. desert. detach. deviate. dissaffiliate. dissever. dissociate oneself. distinguis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. fast. indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inextricable. inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserved. booked. set apart. set aside. isolated. disjointed. divided. divorced. split. estranged. segregate. disunited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. isolated. off. separate. reserved. dedicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. assorted. detached. discrete. disespoused. divided. insular. secluded. segregated. selected. spoken for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.). 1. Ayırmak işi, tefrik. 2. Yazılarda kısımların ayrıldığı parçalardan her biri, fasıl. 3. İki şeyin, şekil veya herhangi bir sıfat bakımından aynı olmamaları hail, fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. difference. apartheid. part. segregation. margin. color bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. distinction. segregation. discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrimination. differentiation. section. difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discriminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discriminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. divided into sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar. identical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similarity. identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. nicety. particular. circumstance. elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. nicety. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

details. obtained // details can be obtained from. specialities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. diffusive. circumstantial. particular. diffuse. elaborate. exhaustive. lengthy. minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. detailed. elaborate. exhaustive. global. intimate. minute. overall. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow by blow. circumstantial. detailed. diffuse. overall. particular. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. desintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Bir cismi meydana getiren unsurların birbirinden ayrılması ile o cismin bileşik hali bozulmak, Osm. tahallül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. resolve. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. to separate. to decompose. to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik bozulma yaratan, bakteriler ve mantarlar gibi ayrıştırıcı organizmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. extrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Birleşik olan bir şeyi unsurlarına ayırmak, tahallül ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. distil. distill. extricate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. resolve. to decompose. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parse. to decompose. to analyze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. matematik), iki düzlemin arakesiti: Bir kübde on iki ayrıt vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) lyş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيش] yaşama, keyif alma, gününü gün etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi, ay’a benzeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi, ay yüzlü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi şanlı, görkemli, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. iceberg

coğ. buz dağı

Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg buzdağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yaşayan. Rahat yaşayan. (Geniş bilgi için bkz.Aişe).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bol ışık saçan, ay. 2.Ay’ın en parlak zamanında doğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a..i.) (Kadın İsmi) - Ay gözlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Neşeli ay, gülen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıltılı hayat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi sevgili. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysev).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. ice-field

coğ. buzla

Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi ışıl ışıl. - Ay ve şıl kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ayşıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Su gibi berrak ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Suya yansıyan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Ay kıvılcımı. 2.Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sungur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başa takılan ay şeklinde taç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmıştır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay şehzadesi, ay prensi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Teni beyaz ve parlak olan. 3.Güzel vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dolunay. 2.Ay’ın ondördü gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2.Tuğ, tüy, fars gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ve tül kelimelerinden oluşan birleşik isimlerden. - Son zamanlarda yapılmış, uydurma bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay ve gece.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz.Tuna).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tunca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva: Ekmek ayvası, şeker ayvası, gevrek ayva, limon ayvası, Çin ayvası = Bu meyvenin çeşitleri. Ayva çekirdeği = Donuk penbe renk. Ayva gibi = Pek sararmış, hasta. Ayvayı yutmak, yemek = Sarhoş olmak, fena bir vaziyete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quince. tit. boob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sefercel): Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Vitamini boldur. Çiğ yenilmesi tavsiye edilmez. Komposto veya jöle yapılarak veya külde pişirildikten sonra yenmesi uygundur. Kullanıldığı yerler: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Karaciğer tembelliğini giderir. Safra akışını sağlar. Çarpıntıyı dindirir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Bronşit, müzmin öksürük ve veremde faydalıdır. Ağızdan su gelmesini ve kan kusmayı önler. Vücudun gelişmesine yardım eder. Merhem yapılarak kullanıldığı takdirde; el ayak ve meme ucu çatlaklarını, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir. Egzama kaşıntılarını ve basur memelerinin doğurduğu şikayetleri giderir. Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva ağaçları olan yer, ayva bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir tarafı dışarıya açık olan oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça’dan tahrif olunmuştur). Bir büyük daire ve konakta adi hizmetler, bilhassa mutfak ve sofraya ait aşağı işlerde kullanılan hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arapça ivaz kelimesinin bozulmuş şekli. 2.Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3.Karagöz perdesinin belli başlı tiplerinden biri. 4.Köroğlu destanında bir kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kusur görücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ayyâre). Hilekâr, hilebaz, dolandırıcı, Ar. mekkâr, dessâs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيار] kurnaz. 2.düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عياری] kurnazlık. 2.düzenbazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıyş»dan imüb.) (Arapça’da kullanılmaz). Daima lyş ü işret eden, çok içen, işrete mübtelâ, bekri, çok sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. boozer. drunkard. inebriate. soak. sot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. drunkard. bibulous. common drunkard. confirmed drunkard. habitual drunkard. heavy drinker. legless. soak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşrete düşkünlük, bekrilik, aşırı sarhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. dipsomania. intemperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.), i. Astronomi. Süreyyâ yıldızının yakınlarında kırmızı renkli küçük ve parlak bir yıldız. Keçi yıldızı. 2. mec. Semanın pek yüksek yeri: Sesi ayyûka çıkıyordu: Pek ziyade bağırıyordu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yükselen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(l.a.i.) 1.Altın renginde ay. 2.Ay’ın altın rengini aldığı an. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70’i Ay’dan, diğer yüzde 30’u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Hayattan kurtulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkışma, kınama, tekdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.F). 1. Ateş renginde, kırmızı, al. 2. Ayçiçeği, şakayıka benziyen, ortası siyah, kenarları çok kırmızı bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Azerbaijan) Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Hazar Denizi’nin kıyısında İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey enlemi 47 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: Toplam: 86600 km².

Kara: 86100 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 2013 km.

Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km Gürcistan 322 km İran (Azerbaycan sınırı) 432 km İran (Nahçıvan sınırı) 179 km Rusya 284 km Türkiye 9 km.

Sahil şeridi: 825 km (Hazar denizi).

İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9’unun hüküm sürdüğü Azerbaycan’da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan’da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi’nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm) en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.

Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan’ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ’in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi -28 m; en yüksek noktası: Bazardüzü dağı 4485 m.

Doğal kaynakları: petrol doğal gaz demir yatakları metaller alüminyum.

Toprakları: Tarıma elverişli: %20.

sürekli ekilen: %5.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %11.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 14550 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları deprem.

Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga Ural Kür Aras Terek Samur Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar’ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 7961619 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.8 (erkek 1046501; bayan 1011492).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 2573134; bayan 2706275).

65 yaş ve üsleri: %7.8 (erkek 246556; bayan 377661) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.66 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.38 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.65 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 63.85 yıl.

Erkeklerde: 59.78 yıl.

Kadınlarda: 68.13 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Azeri.

Nüfusun etnik da


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Azerbaijani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «Azmûden» fiilinden imas). Deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمایش] deneme, sınama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban mersininin bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hava tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı ve vakarlı adama yakışır surette olan: Babayâne tavır, kıyafet = Yaşlı ve vakarlı adama yakışır bir surette: Babayâne giyiniyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابایانه] babaca, babacan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Babayâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). patrise; (mak). bir mekanizmada destek veya kontrol vazifesi gören parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bağışlayan, ihsan ve nimetler veren. 2. Affeden, mağfiret sahibi, gafûr, rahîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. magnanimous. merciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağışlamak fiili, bahşiş, nimet verme, ihsan. 2. Af, safh, mağfiret.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding. connecting. stringent. linking. connective. restrictive. subordinative conjuction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding. obligatory. connecting. binding agent. binder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding. fixer. coupler. switch. rigger. fixing agent. binder. obligatory. connecting. connective. binding effect. tying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهایم] dört ayaklı hayvanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağışlayış, ihsan, hediye. 2. Af, hoşgörme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bakıyye). (bk.) Bakıyye. Bakıyyeler, artmış olanlar. (Maliye) Tahsil olunamayıp ertesi seneye kalan vergi ve varidat. (Askerlik) Kur’a bakayası = Kur’a isabet edip de silâh altına alınmaları geciktirilenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remnants. arrears. arrears of taxes. in arrears. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ukraynalılar ve Ruslar’ın millî çalgısı. Gitara benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car wheel balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlilik hayatının ilk ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeymoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeymoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Birinci, ilkay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinenden, alışılandan hiç bir farkı olmayan: Basbayağı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. entirely. simply. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. opening. initiation. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başok).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zengin. Bay ü gedâ = Zengin, fakir herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir saygı ifadesi olarak erkeklerin öz veya soyadlarının başına getirilir: Bay Ahmet, Bay Celâl. Adı bilinmeyen bir erkekten bahsederken isim yerine kullanılır: Bir bay beni aramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esquire. mister. mr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reddish brown; of the color of a chestnut; applied to the color of horses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inlet of the sea, usually smaller than a gulf, but of the same general character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small body of water set off from the main body; as a compartment containing water for a wheel; the portion of a canal just outside of the gates of a lock, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or indentation shaped like a bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A principal compartment of the walls, roof, or other part of a building, or of the whole building, as marked off by the buttresses, vaulting, mullions of a window, etc.; one of the main divisions of any structure, as the part of a bridge between two piers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compartment in a barn, for depositing hay, or grain in the stalks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of mahogany obtained from Campeachy Bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A berry, particularly of the laurel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The laurel tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, in the plural, an honorary garland or crown bestowed as a prize for victory or excellence, anciently made or consisting of branches of the laurel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tract covered with bay trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bark, as a dog with a deep voice does, at his game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bark at; hence, to follow with barking; to bring or drive to bay; as, to bay the bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deep-toned, prolonged barking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state of being obliged to face an antagonist or a difficulty, when escape has become impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bank or dam to keep back water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dam, as water; with up or back. a horse of a moderate reddish-brown color a compartment in an aircraft used for some specific purpose; 'he opened the bomb bay' a compartment on a ship between decks; often used as a hospital; 'they put him in the sick b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sir. man. mister. monsieur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an indentation of a shoreline larger than a cove but smaller than a gulf. the sound of a hound on the scent. small Mediterranean evergreen tree with small blackish berries and glossy aromatic leaves used for flavoring in cooking; also used by ancient Gree

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or inlet in the shore of a sea or lake between two capes or headlands, not as large as a gulf but larger than a cove See also bight, embayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide, curving indentation, recess, or arm of a sea or lake into the land or between two capes or headlands, larger than a cove, and usually smaller than, but of the same general character as, a gulf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide area of water extending into land from a sea or lake San Francisco, California, is on the Golden Gate Bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vertical division of a vessel from stem to stern, used as a part of the indication of a stowage place for containers The numbers run from stem to stern; odd numbers indicate a 20 foot position, even numbers indicate a 40 foot position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess in the shore or an inlet of a sea between two capes or headlands, not so large as a gulf but larger than a cove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal division of building marked by roof principals or vaulting piers; A unit of interior space in a building, marked off by architectural divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The opening between two columns or walls that forms a space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body of water partially enclosed by land, but with a large outlet to the sea or ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of an ocean or lake extending into the land. a unit of a building marked by vaulting or roof compartments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a sea or lake that advances inland of the shoreline. place in a computer case to put drives and other devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sections into which the nave of a church is divided, generally by columns or pillars Can be counted by following the longitudinal axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wide area of water extending into land from a sea or lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or INLET in the shore of a sea or lake between two capes or headlands, not as large as a GULF but larger than a COVE See also BIGHT, EMBAYMENT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An opening in the chassis used for installation of mass storage equipment such as a CD-ROM drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recess or INLET in the SHORE of a SEA or lake between two capes or HEADLANDS, not as large as a GULF but larger than a COVE See also BIGHT, EMBAYMENT See Figure 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The distance between the main frames of a building. part of the sea or lake extending into land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Space between two bents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unfinished area or space between a row of columns and the bearing wall Usually the smallest area into which a building floor can be partitioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A telephone industry term for the space between the vertical panels or mounting strips of the rack One rack may contain several bays A bay is another place you put your equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A regularly repeating division of a facade, marked by fenestration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vertical division of the exterior of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space between the primary frames measured parallel to the ridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne, defneye benzer birkaç cins ağaç; zafer nişanesi olarak verilen defneden yapılmış taç; (çoğ). şöhret, ün. bay leaf defne yaprağı. bay rum bir çeşit güzel kokulu losyon, defne ispirtosu bay tree defne ağacı. wild bay tree fil burnu, yaban defne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). doru rengi; doru at; (s). doru, kızıl doru, kızıl kahverengi. bay horse doru at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzun havlama sesi, uluma; (f). havlamak, ulumak. at bay av köpekleri tarafından kıstırılmış; sıkışık durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koy, küçük körfez; pencere çıkması, cumba; duvar bölmesi; bölüm. bay window cumba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adî, has olmayan, avam-kârî: Bayağı kâğıt. 2. Aşağı, dûn: Bayağı adam, pek bayağı mal. Adetâ, düzce: Benim bayağı sıtmam vardır. Mübalağa ve tekid için «bas» edatını alır: Basbayağı bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. banal. ordinary. coarse. vulgar. camp. cheap. no class. coarse-grained. common as dirt. commonplace. corrupt. dastardly. goodish. inferior. lewd. little. low camp. low class. menial. plebeian. prosaic. run-off-the-mill. shoddy. tawdry. quite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banal. coarse. common. low. mean. menial. poor. shoddy. vulgar. ordinary. plain. quite. simply. just. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse. vulgar. low. banal. characterless. cheap. dreadful. ignoble. inferior. low camp. mundane. ordinary. pitiful. plebeian. poor. profane. rumdum. servile. simple. tawdry. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar fraction. common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adîlik: Bu kâğıdın, bu yazının bayağılığı meydandadır. 2. Aşağılık, dûnluk: Bu adamın bayağılığı ilk sözünden anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarity. coarseness. banality. inferiority. platitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir saygı ifadesi olarak kadınların öz veya soyadlarının başına getirilir: Bayan Fatma, Bayan Yücel. Adı bilinmeyen bir kadından bahsederken isim yerine kullanılır: Beni bir bayan aramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. lady's. mrs. mrs. ms. ms. lady. madam. madame. missis. mistress. dame. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. madam. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ulu, yüce saygın, soylu. 2.Ekilmemiş toprak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesur ve namuslu adam.(15.,16.yüzyıllarda yaşamış kahraman vir fransız şovalyesinin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortaçağ kahramanlık destanlarında adı geçen efsanevi at; kahramanlık göstermiş herhangi bir ata verilen isim; k.h. doru at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiyip tazeliğini kaybetmiş, tazenin zıddı: Bayat ekmek. 2. Eski, modası geçmiş, artık kullanılmaz: Bayat mal, eşya 3. Tatsız, lezzetsiz, soğuk. Dükkân bayatı = Eskiden, dükkânda kalıp satılmayan hurda eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not fresh. dated. stale. old. corny. cut-and-dried. threadbare. trite. twice-told. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corny. rancid. stale. old. trite. hackneyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale. old. fogy. cold. corny. mouldy. shopworn. threadbare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an oath of allegiance to an emir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir basit makam. Uşşak makamının inici şeklidir. Adını Oğuzlar’ın Bayat kabilesinden almıştır ve «Beyâtî» telâffuzu saçmadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakıp eskitmek: Suyu bayatlatmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz, Bayezid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü’l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, ileri gelen, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baybaş).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). defne v.b. ağaçların meyvası; mum ağacı, (bot). Myrica cerifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Zengin, varlıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baybaş).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. «piyade» den Arapçalaştırılmış). Satranç oyununda piyade taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baydur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, varlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat’ın Gülçiçck Hatun’dan olma oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış, kendinden geçmiş. 2. Gevşek, mecalsiz, cansız. 3. Soluk, fersiz. 4. Mahmur, mestâne (göz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. senseless. unconscious. languorous. faint. languid. amorous. fond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. unconscious. languid. in love with. cold. gone. insensible. languishing. low. plummy. senseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cast amorous glances. to become listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bayılmış ve kendinden geçmiş adamın hali, Ar. gaşy. 2. Gevşeklik, mecalsizlik. 3. Ekseriya açlıktan gelen bir çeşit mide gevşekliği. 4. Susuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. fainting fit. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faintness. fainting fit. insensibility. stupor. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ipek böceklerinin çalıya çıkamayıp koza yapamamaları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin ve güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bey’» den if.). Satan, satıcı, Osm. bey’ ve füruht eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller. subsidiary. vendor. dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. supplier. retailer. seller on commission. licensed retailer of beverages and tobacco from the government monopolies. wholesale distributor of newspapers. seller. selling party. commercant. concessionnaire. dealer's buyer. retail dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بایع] satıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) İmam bayıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. being the holder of a franchise. franchise. the territory in which a franchiser has the right to sell a company's product. franchiser's place of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealership. distributorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayılmak işi. (bk.) Bayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. blackout. faint. fainting. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. rhapsody. heeling. listing. fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendini kaybetmek, kendinden geçmek, gaşyolmak: Kömürden bayılmıştı. 2. Solmak: Bu çiçekler bayılmıştır. 3. Çok sevmek, hoşa gitmek: Bu atın yürüyüşüne bayılırım. 4. Çok gülmek, yorulmak vesaireden kinaye olur: Gülmeden bayıldık. Yürümeden bayıldım. Susuzluktan bayılacağım. (Biriyle alay için «Aman bayılayım» terkibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. collapse. faint. gush. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteleden biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuzlu su, havlu.

Hazırlanışı : Küçük bir havlu, tuzlu suya batırılır ve hastanın alnına konur. Sık sık değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. nauseating. causing to faint. narcotic. anaesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overpowering. narcotic. anesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bayılmasına sebep olmak, kendinden geçirmek: Ayağını kesmek için kendisini klorformla bayılttılar. Bizi gülmeden bayılttı. 2. Soldurmak: Bu çiçekleri güneşte bırakıp bayıltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stun. to make swoon. to cause to faint. to anaesthetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb faint. to anesthetize. knock cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide senkop’un Türkçe’si. Kuvvetli zamanın zayıf zaman hâline gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az inişli yer, sath-ı mâII: Dağların eteklerindeki bayırların cümlesine bağa tahvil etmişlerdir. Bayırkuşu = Bayırcın dahi denilen bir cins kuş. Kırkbayır = Bazı hayvanların üçüncü midesi. Bayırturpu = Baharlı ve iri bir nevi turp. mec. Kaba ve terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothill. slope. ascent. acclivity. brae. declivity. glacis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. incline. ridge. rise. slope. ascent. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascent. slope. acclivity. descent. downslope. elevation. hill. inclination. ridge. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönderin ucundaki bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayırkuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayıra benzer, az mail: Bayırımsı bir yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise. to get steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bay» dan). Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asya Türk ülkelerinde bulunan yaban kısrağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baygüç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur’un 1386’da Kars’ı Karakoyunlular’dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. Anadolu-Azerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kerkes nevinden yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Helak olma, mahvolma. 2.Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3.Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur’un torunu Şeyh Ömer’in oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykoca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kukumav kuşu, bûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl. night owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykut).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(s.) (Kadın İsmi) 1.Nazlı, şımarık. 2.Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zenginlik, varlık ve kudret. 2. Döl yatağı, rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Derman bırakmamak, dermansız bırakmak. 2. Efsane ve efsunla aldatmak, büyü etmek (terkedilmiş kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). süngü, kasatura; (f). süngülemek. bayonet clutch bayonet kavramı. spade bayonet kazma şeklinde süngü. trowel bayonet mala şeklinde ufak süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. bir nehir veya gölün bataklıklı kolu veya çıkış noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. by-pass

1. devre dışı, 2. tıp köprüleme

1. Konudan uzak, ilgisiz. 2. Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir sapın ucuna bağlı ve devletin belirli alâmetlerini havi belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde bez. Bandıra. Ar. râyet: Türk bayrağı, Fransız, italyan bayrağı. 2. (Eski askeri tâbirlerde) Tabur = Bir bayrak asker. Bayrak açmak = Asker toplamak. Bayrak altı = Hayme-gâh, ordu-gâh. Bayrak donanması ve alay bayrakları = Gemilerin, şenlik günlerinde açtıkları çeşitli renklerde parçalar. Bayrak askeri = Nefîr-i Am, halktan toplanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. ensign. standard. colors. banner. oriflamme. pennon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banner. colours. flag. standard. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. banner. ensign. flag. standard. colours. jack. fishplate. bracket plate. angle piece. gusset. gussetplate. colo u rs. national colours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bayraktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيدقدار] bayraktar, sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir dinde mübarek addolunan gün, Ar. lyd: Şeker bayramı = lyd-ı fıtr. Ramazan ayının bitmesiyle başlayan bayram. Kurban bayramı = Hacıların bayramı, lyd-ı adhâ. Mûsevîler’in kamış, hamursuz bayramı. Millî günlerde bayram olur: Cumhuriyet bayramı vs. mec. Sevinç, şenlik. Şehr-Ayîn = Bayram etmek, şenlik etmek, sevinç gösterilerinde bulunmak. Kara bayram = Yas ve matem günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. festal. hols. holiday. holidays. festival. feast. fete. fiesta. gala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feast. fiesta. bairam. festival. holiday. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

festival. religious festival. national holiday. festivity. bean feast. fiesta. flag- day. gala. general holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair grounds. holiday ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Birbirine bayram tebriki etmek, Osm. muâyede eylemek. 2. Bayram tebriki için öpüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings on the occasion of a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrama mahsus, bayramlık elbise. Bayram hediyesi, bahşişi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunday clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayrı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, ünlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baysan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir bayt, 8 bitten oluşur. Bir bit, 256 karakteri, sayıyı ya da renk değerini tanımlayabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısrak. 2.Bayır, yokuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). At vesair hayvanların hastalık ve tedavisine ve bakımı usûlüne vâkıf adam, hayvan doktoru, veteriner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. veterinarian. vet. horse doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the veterinary art or profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baytal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tugay)-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüze).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ülgen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAZ-GUNE bk VAj-gûn, vâjgûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (e. F.) (F be = bağlama edatı, A. gayet = son). Son derecede, pek ziyade: Begayet zeki bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı, yâ’nın fethiyle becâyiş, yani onun yerine mânâsiyle bizde kullanılan ve künye defterindeki kayıttan alınma bir tâbir olup Farsça’da kullanılmaz). iki memurun biribirinin yerine gelip görev değiştirmesi, kendi talepleriyle her biri diğerinin yerine nasbolunması: Becâyiş oldu. Becâyişi icra edildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of positions by mutual consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of offices between two officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجایش] yer değişimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, Ayîn = resm ve Adet). Adeti, Ayîn ve mezhebi kötü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mayası bozuk, soysuz, sütübozuk

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bedîa). Bedîalar, güzellikler, (bk.) Bedia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایع] yeni ve güzel şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدمایه] mayası bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بغایت] çok, son derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. begin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar; kalıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. halatı volta etmek; bağlamak. belaying pin den. armadora çeliği, bağlama direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beliyye). Musibetler. (bk.) Beliyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلایا] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Sağ, diri, hayatta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakta, Ar. kaaim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). İçin, Ar. liecll, maksadıyla: Berây-ı tenezzüh: Tenezzüh (gezinti) için, liecli-tenezzüh: Gezmek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beriyye). Beriyyeler. (bk.) Beriyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برای] için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz, haylaz, hayta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برحيات] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hıyanet etmek; ihanet etmek; ele vermek; ifşa etmek, ağzından kaçırmak; göstermek, ortaya koymak; yanlış yola saptırmak, baştan çıkanp ortada bırakmak. betrayal i. hıyanet, ele verme, ifşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Betül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., eski ağzından kaçırmak..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bizâat). (bk.) Bezâat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Sonsuz, pâyansız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). Sonsuz, pâyansız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hayasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hayasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Nihâyetsiz, sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonsuz, tükenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Belirsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Melcesiz, koruyucusuz, hâmîsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayniyle, olduğu gibi: O yazıyı biayniha dercetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübaşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başlama, Ar. bidâ, mübâşeret: Bir işe bidâyet etmek. 2. Evvel, ibtidâ, başlangıç: Bu işin bidâyet ve nihayeti. Mahkeme-i bidâyet = Son devir Osmanlı adlî teşkilâtında davaların ilk ve başlıbaşına görüldüğü mahkeme ki kazalarda ve kaza hükmünde olan yerlerde olurdu. (Bunun üstünde mahkeme-i istînâf ve daha üstte mahkeme-i temyiz vardı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایت] başlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başlama, başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Mahkeme-i bidâyet marifetiyle ve ilk def’a olarak: Bu davâ bidâyeten görülüp hükmolunduktan sonra istînâf olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) d] başlangıçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حيا] utanmaz, hayasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حيات] cansız, yaşamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاقيد] kayıtsız şartsız, kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاشکایت] şikayet etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ay gibi asil ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilgin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout of consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bilmen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bin tane ay, çok kuvvetli ışık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی نهایه] sonsuz, bitmez tükenmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پایان] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amass. cluster. congregate. gather. mass. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come together. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) hiçbir, herhangi bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite. very. a lot. a good few. some. tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewers yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ریب] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. z = edat, el = harf-i tarif, hayr = iyilik). İyilikle, iyiliğe, hayırlısiyle: Allah muvaffak-ı bi’l-hayr eyleye

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Blu-ray Disc™, yüksek tanımlamalı video ve verilerin saklanması için tasarlanmış yüksek yoğunluklu bir optik disk formatıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yeni nesil optik disk formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıstaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakçı yeri, batakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğulma, Ihtinak. 2. Sıkılma, ıstırap. 3. Oyalayıp atlatma: Boğuntuya getirmek = Gürültüye getirmek, atlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozulmuş, perişân, harap. 2. Mağlûp, dağılmış: Bozgun asker. 3. Bozulma, perişanlık, haraplık. 4. Mağlûbiyet, inhizam. Bozgun vermek = Sınmak, mağlûp ve perişan olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rout. debacle. defeat. discomfiture. beating. cropper. fiasco. stampede. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. rout. stampede. unrest. disorder. checkmate hezimet. routed. defeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. rout. debacle. discomfiture. fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. defeatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. copperhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Mağlûbiyet, çözülme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. anırma, kulakları tırmalayan herhangi bir ses; f. anırmak; gürültülü ve hoşa gitmeyen sesler çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezerek ufalamak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı iş1erinde mürekkebi düzgünce yaymak için elle kullanılan silindir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki bina arasındaki yalnız üstü kapalı geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. Broadway Caddesi: Broadway tiyatro dünyası. offBroadway i. deneysel tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En güçlü sinyallere sahip kanalları seçer ve frekans sırasına göre hafıza düğmelerine atar. RDS’li setlerde AF devreye sokulduğunda bu işlev, en güçlü sinyalleri, Program Tanımlama kodlarına göre artan sırada düzenler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç ve bağların budaklarını kesmek sanatiyle geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ekmek yapmaya ve insanın gıdasına yarayan hububatın en başlısı. Çeşitleri çoktur. 2. Miskalin 72’de bir kısmı, habbe (tartı). Buğday başı = Başak. Ar. sünbüle. Mısır buğdayı = Kalembek, kokoroz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. wheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat. commodity exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(triticium vulgare): Birçenekligillerdendir. Sapları kamışsıdır ve içleri boştur. Çiçekleri başak şeklindedir. Yemişlerine buğday denir. İçeriğinde B vitamini ve karbonhidratlar vardır. Bunlar, tanelerin kepeğindedir. Bu nedenle buğday unu ne kadar çok kepekli, yani esmer olursa, o derece faydalı olur. Kullanıldığı yerler: Kepekli buğday unundan yapılan ekmek, kurabiye ve benzerleri bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kabız olmayı önler. Çimlendirilmiş buğday tanesi zihin yorgunluğu ve sinir bozukluklarını giderir. Damar sertliği, mide ve cilt hastalıkları olanlar, taze ekmek ve sıcak börek gibi şeyler yememelidirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Birçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi buğdaydır. Bu familyanın pek çok olan cins ve çeşitleri yeryüzünün her yerinde yaygındır. Yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, Buğday çeşitleri, çayır otları, bambu bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasmantarıgilerden asalak bir mantar (puccinia graminis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buğdayı andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçinde bulunduğumuz gün. 2. İçinde bulunduğumuz zaman. Bugün bana ise yarın da sana = Bugün birinin başına gelen kötü halin daha sonra başkasına da gelebileceğini hatırlatır. Bugün, yarın = Yakında, nerde ise. Bugünden tezi yok = Hemen şimdi. Bugüne bugün = Unutma ki, şunu iyi bil ki, mânâsında kullanılır ve kendisinden sonra gelen hüküm üzerine dikkati çekmeye yarar: Bugüne bugün ayda binlerce lira kazanıyor. Bugünkü günde = içinde bulunduğu muz zamanda, şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. today. this day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. present day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today's. of today. current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. in these days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Küçük deniz. 2.Mısır’ın kuzeybatısında bir şehir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük deniz, göl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı bunçalayın) 1. Bu kadar, bu miktarda: Bunculayın işin ehemmiyeti yoktur. 2. Böyle, bu tarzda, bu halde. Bunculayın adam (yakın için olup, uzak için olan mukabili onculayındır, eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. hence. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. hereby. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither. to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'da bir eyaletin ismi, Burgonya; burada yapılan şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kuzey Kutbu bölgesinde yedi yıldızdan meydana gelen, kabaca tava biçiminde bir takımyıldız. Dübbüekber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the great bear. the greater bear. dipper. big dipper. plough. the plough. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle sahnede asıl oyunun yanı sıra yapılan hareket veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gizli, özel veya karanlık yol, dolaşık yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yer, mahal, mekân, mevki: Câ-be-câ = Yer yer, mevki mevki, bazı yerlerde: Câ-be-câ ateş yakmışlardı. Cây-ı mülâhaza = Düşünce yeri, düşünmeye değer. Bazı sıfat terkiplerinde de bulunur: BOıe-ciy = Öpecek yer. Cânişîn = Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Maverâünnehr taraflarında oturan Doğu Türkleri’ ne ve edebî dil olarak kullandıkları Doğu Türkçesi’ne verilen isimdir: Çağatay kavmi. Çağatay lehçesi. Bugünkü Türkistan Türkleri ve lehçeleri için kullanılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yavru at, tay. 2.Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. - Çağatay Han: Cengiz Han’ın 2.oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çağatay kavmine mensup veya lâyık olan: Çağatayca lisan, Adet. Çağatay kavmi tarz ve usûlünde veya dilinde: Çağatayca muamele ediyor, Çağatayca konuşuyorlar. Çağatay lisanı. Doğu Türkçesi: Çağatayca Uygurca’nın devamıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sun’İ olarak köpürerek ve ses çıkararak akan su, sunî şelâle (Fr. cascade).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. fall. cascade. cataract. chute. linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falls. overfall. waterfall. cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden sesle kaynayarak çıkan su, kaynarca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).). Çağlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Giray).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğduğu gün çok sevinilen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live coverage. live program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karaman kimyonu, (bot). Carum carvi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). serseri; akıntıyla sürüklenen; değersiz diye atılmış;(i). kazazede (denizde); reddedilmiş kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski, şiir Çin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CA.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan denize ulaşmayıp diğer bir nehre yani bir ırmağa dökülen akarsu veya ırmağın küçüğü olan akarsu. Denizi geçip de çayda boğulmak = Büyük zorluklan yendiği halde küçüğü önünde Aciz kalmak. Çaya varmadan paçaları sıvamak = Vakit ve lüzumundan evvel hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Çince’den). 1. Çaygillerden bir ağaççık ve bunun haşlanarak suyu içilen kurutulmuş yaprakları: Çay içmek, çay pişirmek, çay takımı, ibriği, bardağı, kaşığı. 2. Misafirlerin çay, pasta, bisküi ile ağırlandığı, danslı ve musikili yahut danssız toplantı. Adaçayı = Diş otu denilen bir bitki. Alp çayı = Alp dağlarında çıkıp müshil gibi kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. creek. stream. tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. stream. tea. tea party. rivulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جای] yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(transtraemiaceae): Çaygillerden bir ağaçcıktır. Yapraklarında tanen, legumin, esans ve teofilin vardır. Tesirli maddesi, teindir. Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir. Kullanıldığı yerler: Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Sinirleri uyarır. Mide tembelliğini giderir. İdrar söktürür. İshal ve dizanteriyi keser. Damar kireçlenmesini önler. Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir. Haddinden fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir. Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı ve kumluk kıyı adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teagarden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by