Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir? ne demek? | Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir? anlamı nedir? | Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir?

Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir? anlamı nedir?

Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir? ne demek?

Güneş Daha Ne Kadar Süre ısı Ve ışık Verebilir? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gunes daha kadar sure isi isik verebilir

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanılan şey, iktisap; kütüphaneye yeni gelen kitap; müzeye yeni gelen eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adanın hakimi, yöneticisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bilinemezcilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnosticisme

fel. bilinemezcilik

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnosticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağrısı olmayan 2. Ağrı vermedgfı yapılan: Ağrısız doğum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family head. head of the family. genarch. head of a family. head of the household. housefather. household head. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ülfet etmiş: Ben soğuğa alışığım. 2. Vahşilikten kurtarılıp evcilleştirilmiş: Alışık hayvan. 3. Adet etmiş devamlı: Alışık müşteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. accustomed. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed to. used to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuyruğu bacağın arasına alıp yorgun ve yılgın bir halde giden (kurt vesaire). 2. Yorulup Aciz kalmış, şaşırmış (Adam).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Okunmasına izin vermek için görüntünün arkasından iletilen dahili bir ışık kaynağı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Artemisia familyasyndan bir tür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşılanmamış: Ne kadar aşısız çocuklar varsa aşılanmalı. 2. Aşı vurulmamış yabanî ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvaccinated. ungrafted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yabani acimarul, Karahindiba, Taraxacum officinalis, Dent de lion, Dandelion): Bileşikgiller familyasından, yol kenarlarında, çayır ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri sarıdır. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Gögsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Karaciger şişkinliğini indirir. Böbrek ve safra taşlarını düşürür. Sarılıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze filizleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).temin etmek , temin edici söz söylemek;ikna etmek; söz vermek;sigorta etmek.assured (s).önceden belli olan (ışur'idli) (z) elbette, her halde, mutlaka, muhakkak assuring (i).,(s). emniyet veren, inandıncı (şey veya kimse). assuringly (z). inand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noah's pudding. a dessert with wheat grains. nuts. dried fruit. etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Muharremin onuncu günü ki, İslâm’dan önce de resmî bir gün idi. 2. O gün pişirilip dağıtılması mutad olan mâruf bir tatlı ki, dövülmüş buğdayla meyve ve hububatın ekserinden birer miktar karıştırılmakla yapılır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. nearly. all but. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Isıdaki değişmenin gazlarda yol açtığı yukarıya yönelik hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Muaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exempt. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconnected. uncommitted. uncoursed. non-aligned. choppy. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeybee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey-bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmış, müsâlaha etmiş, sulh ve uyuşma içinde bulunan: Şimdi barışıkdıriar. mec. Uygun, muvafık, birbirini tutar (renk vesaire). Barışma, sulh, sulh yapma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cephalalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

: Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek gerekir. Yorgunluktan doğan bel ağrılarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Bele; dört kat lahana yaprağı konur, üstü sıkıca sarılır. İstirahat edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtisiz, belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Gayrışuur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BİLİR-KİŞİ) (i.) (y. k.). Belirli bir işten iyi anlayan, ehlihibre, ehlivukuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expert. authority. surveyor. referee. valuer. valuator. friend of the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. consultant. expert. judge. pundit. referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. over again. second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much. the same amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somebody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. anybody. somebody. one. someone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone. anybody. somebody. someone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). İki veya üç tekerlekli ve tekerlekleri pedal vasıtasıyle çevrilen tek kişilik taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel. pushbike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ride a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmış, kavuşuk, Ar. muttasıl, mülâsık, Fars. peyveste: Vapur iskeleye bitişikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. touching. next to. next-door. next-door house. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. attached. next door. adjoining. coterminous. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Böbreklerin üstüne gelecek şekilde haşlanmış veya çiğ lahana yaprağı konup, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, papatya.

Hazırlanışı : 1 tane elma külde pişirilir. Sonra ikiye bölünür. Üzerine 5 tane papatya çiçeğinin tozu ufalanıp, boğazın iki yanına konulur, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her çeşit fizyolojik ve psikolojik vakanın bir başkasını uyandırması hali, tedâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association of ideas. connotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz. 2. İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz. 3. Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Y.). Camilerde icrâ edilmeye mahsus, saz eşliği olmayan musiki formlarını içine alan musiki ki, Türk dinî musikisinin birinci dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

konserve kutusu. kutu. teneke kutu. teneke kutudakı ıçecek. kodes. hapıshane. hela. kiç. popo. kaba et. -ebılmek. yapabılmek. edebılmek. konservesını yapmak. olabılmek. konservelemek. kasede kaydetmek. kayit yapmak. uzaklaştirmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birbirine çarpmış, karışık, çapraşık. 2. Çarpık, eğri. 3. Birbirine binmiş (diş). 4. Düzgün ve muntazam olmayan, çetrefil (dil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışma hâlinde bulunan, birbiri ile çatışan: Bu soru üzerine bir sürü çatışık düşünceler ileri sürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. clashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık) (y. k.). Birbiri ile çelişen, mütenâkız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. conflicting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). tenkit, kınama; itham etme, suçlama; (f). sert bir şekilde tenkit etmek; kabahatli bulmak; tasvip etmemek, uygun bulmamak, münasip görmemek. censurer (i). kınayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the front-lines. army service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Ceyda).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallpox vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizadan dışarı çıkmış yerleri olmayan, düz: Çıkıntısız bir duvar. 2. Satırdan dışarı çıkarılmış ek ve düzeltme ibâreleri olmayan: Çıkıntısız bir müsvedde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-projecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common name. common noun. specific name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşan yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİSM) (i. A.) (c. ecsâm). 1. İnsan ve hayvan bedeni, vücut, gövde, ceset, ten: Clsm-i nâ-tüvân = Dermansız vücud. 2. Uç tarafı olan her bir şey, cirm: Cism-I sulb = Katı cisim. Cism-i mâyt = Sıvı cisim. Ecsim-ı semâiye = Gök cisimleri, yani yıldızlar. Cism-i lâtif = Beş duygu ile tutulmaz cin ve melek gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. body. material thing. mass. object. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çisenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a boy's job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak sigorta yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarpışma; ihtilâf, fikir ayrılığı. collision mat den çarpışmada yarığı kapamak için kullanılan palet. come into collision with ile çarpımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukunet huzur, dinginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özetleme, az sözle çok şey anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collection tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). müteselsil kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kriz; dönum noktası; ekonomikveya toplumsal buhran; (tıb). kriz, nöbet. cabinet crisis kabine buhranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek pişirme usulü; mutfak; yemek servisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuhadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkati çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslında «dahi» ile aynı şeydir ve aslı «takı» dır). 1. Miktar veya zaman eklenmesi gösterir: Biraz daha verin, bir saat daha bekleyin, bitirmeye daha bir, iki satır kaldı, iki gün daha geçerse bir ay olacak. 2. Başka, ziyade, artık: Daha var mıdır? Artık daha yoktur, daha ne var? Daha neleri 3. Sıfatların başına girip büyütme ismi yapar: Bu, ondan daha büyük, o, bundan daha küçüktür, daha Alim. 4. Tekrar, kezalik: Bir daha gitsin; bir kere daha; bir daha yapma. 5. Hâlâ, henüz, el’An, bu ana dek: Daha gelmedi, deha burada mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. more. over. yet. still. any. only. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

less. lesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more. rather. worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. more. rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any longer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. preferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. all the better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much the better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afore. already. before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farther. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

older than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irileşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irilik, büyüklük, kocamanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what's more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney's implied authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp duty. stamp tax. revenue stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müzakere, müşavere, görüşme. 2. Mukavele, muvafakat, anlaşma. Danışık döğüşü = Gösteriş ve aldatmak kasdiyle önceden anlaşarak çıkarılan anlaşmazlık. Ar. muvâzaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışık ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prearranged. sham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sham. put-up job. thrown game. rigged game. collusion. frame- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interdependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar, hüküm; ilâm, emir, irade; sebat tereddütsüzlük. come to veya make a decision karar vermek, karar almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati. decisively (z). kesin olarak, katiyetle. decisiveness (i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value judgment. value judgment judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değişen, Osm. tebeddül ve tagayyür eden: Değişici renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişmiş, Osm. tebeddül etmiş, Ar. mütegayyir. 2. Mübadele edilmiş, değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. way-out. diversified. alternative. several. varied. variegated. variant. calico. quirky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. atypical. different. diverse. quaint. refreshing. unlike. variant. varied. various. new. unusual. original.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varied. various. changed. different. modified. amended. variant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür. 2. Mübadele, trampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalaşan, tebeddül ve tegayyür eden, sabit olmayan: Çabuk değişir bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Beş, altı metre boyunda, denizde yaşayan memeli bir hayvan; deniz perisi (manatus manatus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin bir altsınıfı (Fr. acaliphes).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tipik nümunesi deniz kestanesi olan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istihza, alay. hold in derision alay etmek. derisive, -sory (diray'siv, -sıri) (s). alaylı, istihza kabilinden. derisively (s). alay edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extracurricular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ertesi (halk ağzında).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dilin ses, şekil, menşe, mânâ ve cümle yapısını inceleyen ilim, gramer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar. grammar gramer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanır. Tedavi imkanı doğuncaya kadar aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak.

Hazırlanışı : Bir diş sarımsak külde pişirilir. Sıcak sıcak ağrıyan dişin üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth ache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanlar ve hayvanlarda erkeğin mukabili: Dişi kedi, dişi hindi. 2. Birbiri içine giren Aletlerin diğerini içine alan deliklisi: Dişi kopça, dişi anahtar. 3. Yumuşak, mülâyim: Dişi demir, dişi söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female. she.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female. she. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female. feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişisi olan: Erkekli dişili = Kadın, erkek beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminineness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female sex. femaleness. feminity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü açmak. disillusionment (i). hayal kırıklığı, gözü açılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dissimilation

db. benzeşmezlik

Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir şeyden veya kimseden) soğutmak, çevirmek, caydırmak. be veya feel disinclined canı istememek. disinclina'tion (i). isteksizlik, gönülsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dezenfekte etmek, mikroptan temizlemek. disinfectant (i)., (s). dezenfektan, mikrop öldürücü kimyasal madde; (s). dezenfekte eden. disinfection (i). dezenfekte etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi olmayan, kurnaz, iki yüzlü, gizli maksadı olan. disingenuously (z). samimiyetsizlikle, iki yüzlülükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mirastan mahrum etmek, reddetmek. disinheritance (i). mirastan mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir bütünü kısımlarına ayırmak; parçalara ayrılıp dağılmak. disintegra'tion (i). ayrılıp dağılma; (fiz). atomların bölünmesi. disin'tegrator (i). ayırıp dağıtan aygıt; öğütme makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (terred terring) gömülmüş bir şeyi yeraltından çıkarmak; açığa çıkarmak, eşmek. disinterment (i). mezardan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını gözetmeyen, kendi menfaatini düşünmeyen; ilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir topluluğu tesiri altında bulundurarak düzeni sağlayan kanun ve nizamnamelerin tamamı: Askerî disiplin, okul disiplini. 2. Kanun ve nizamlara uyma kabiliyeti: Buradaki talebelerin kuvvetli bir disiplini var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. branch of knowledge / instruction. subject. field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary action / fine / penalty. amercement royal. disciplinary action / fine / punishment / scourge. summary punishment. administrative fine. crackdown. disciplinary action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplined. having strict discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. lacking discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, kırılma, gücenme, öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tez, tetkik, çaIışma, travay; nutuk, söylev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taksimi mümkün, bölünebilir, ayrılabilir. divisibil'ity (i). bölünebilme, taksim edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölme, taksim ayırma; bölünme, taksim olunma; hudut, bölme; parça, kısım, bölüm, bölge, daire; uyuşmazlık, anlaşmazlık, ayrılık, fark; oy kullanmada Parlamentonun ikiye ayrılması; (mat). bölme, taksim; (ask). fırka, tümen; den donanmanın bir filos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölen, dağıtan; anlaşmazlık yaratan, ayrılık yaratan, ihtilâf çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan diz ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 çorba kaşığı ufalanmış papatya çiçeği konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Bu suyla ağrıyan yerler ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. travail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by implication. ergo. whereat. on account of. becouse of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. so. because of. on account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. consequently. so. accordingly. circumstantial. in consequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jovial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Tencere daha 14. yüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahipsiz, kapısız (uşak vesaire). 2. Koruyanı olmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the place where one works for one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread crumbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran kapısı efekti, yansıtılan görüntüde pikselleri ayıran ince çizgilerin görülebilir hale geldiği yerdir. Bu ismi almıştır çünkü bu efekt ince bir delikli elekten bakmaya benzer. Dijital projektörünüzün lensi keskince odaklanmışsa, her bir piksel ekranda kendi küçük siyah kutusu içerisinde görüntülenir. Kutuların çizgileri kontrol elektronik devrelerinin, ışığın panelde parlamasını önlediği yerlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handiwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handmade. mechanical vocation. handiwork. handwork. handicrafts. craftsmanship. handcraft. manual training. mechanic. manual work. manual operation. manual exercise. benchmade. hand-built. embroidery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. longhand. script. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. cursive script. hand. long hand. writing hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çıkarma, şiirde özellikle kelime sonlarındaki harf veya hecenin okunmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit on landed property / on real estate property. land / mortgage credit. credit on mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property tax. real estate. estate duty. property levy / tax. real-estate levy / tax. tax on house / build-up property. house / property tax. landed property tax. property tax. house duty. house tax. property levy. real estate levy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mürekkep isimlerde kullanılmıştır). Düşünme, düşünüş: DÜr-endişî = Uzak düşünüş. Bed-endişî = Kötü düşünüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sağlamak,temin etmek,garanti etmek, emniyete almak; sigorta etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s uyanık, açık goz, girişken, muteşebbis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahayyül etmek, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. communications. access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an old flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. ineffectual. inactive. impotent. inefficacious. inefficient. inoperative. nerveless. non-effective. noneffective. spent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. inefficient. ineffectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. lacking influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home / household economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housework. household duties. housekeeping chores. domestic work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra conjugal. out of wedlock. illegitimate. unlawful. extramatrimonial. extramarital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ince,zarif, nefis, enfes, çok güzel; mükemmel; keskin; şiddetli; (i). züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely (z). zarif bir şekilde; şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. diyalektik) (uyd. k.) 1. İlmî konuşmaları yürütme sanatı. 2. (felsefe) Alman filozofu Hegel’in, mefhumları karşıtlarıyle birlikte düşünerek, gerçeğe varma yolundaki görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. dialecticts. dialectics. dialectic diyalektik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Farsça, Fars dili. Acemce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فارسی] Farsça. 2.Fars, İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (yanlış tabir). Farsça; FArisîce bir beyit, Faristce konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fars edebiyatı, Farsça kaideleri, şiir vs. Fârisiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilkel kavimlerin dinî davranışlarının, tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nişanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Filin ağzının iki yanından çıkan ve hayvanın silâh olarak kullandığı iki uzun ve eğri diş. Renginin güzelliği ve kolay cilâlanabilmesi dolayısıyle süs eşyası yapımında kullanılır. 2. (anatomi). Dişleri meydana getiren doku. Fildişi, dişin taç kısmında mine, kök kısmında ise seman denilen madde ile örtülüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory. ivory. tusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory. tusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Yamoussoukro (resmi), Abidjon (de facto).

Nüfus: 14.296.000.

Yüzölçümü: 320.763 km2.

Komşuları: Batıda Liberya, Gine Kuzeyde Mali, Burkina Faso, Doğuda Gana.

Önemli Şehirleri: Abidjon.

Din: Animist %63, Müslüman %25, Hıristiyan %12.

Dil: Fransızca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: 1848’den beri Fransız koruması altında bulunan Fildişi kıyısı, 1960’ta bağımsız oldu. İhracat için ayrılan tarım ürünleri, Fransa ile yakın bağlar ve dış yardımlar sayesinde Afrikalı uluslar içinde en başarılısıdır. Nüfusun %20’sini komşu ülkelerden gelen işçiler oluşturur.

Öğrenciler ve işçiler Şubat 1990’da Başkan Felix Houphouet-Boigny’nin uzaklaştırılması ve çok partili demokrasiyi talep eden protestolarda bulundular. Ülkenin ilk çokpartili başkanlık seçimi Ekim 1990’da yapıldı ve Houpheuet-Boigny yerini korudu ancak 7 Aralık 1993’te öldü. Ulusal meclis 1995 için planlanan seçimlere kadar onun yerine bakacak bir kişi seçti.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ivory Coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sinema filminin jenerik denen baştaki yazılı kısmında olsun, asıl filmde olsun çalınıp okunan musiki ki, bugün musiki sanatının başlı başına bir dalı hâline gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürünen bir kumaş ve eski terlik yahut hafif surette akan su sesini taklit ve tasvir ederek ekseriya mükerrer kullanılır: Fış fış, fışır fışır yürümek, sürünmek, akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses taklidi, (bk.) Fısıl fısıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fısıltılı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlice bir şeyler söylemek, gizliden telkinde bulunmak, çok hafif sesle konuşmak: O adam kulaklarına bir şeyler fısıldadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ipek kumaşın hışırtısı gibi hışırtı etmek, hışırdamak: Canfes fistanı fışıldıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. whisper. to whisper. to breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whisper sth to sb. murmur. pig's whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yavaş konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in whispers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş sesle ve çok defa, kötü maksatla konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whisper. breath. mutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the grapevine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütünün yanması gibi bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Fısır fısır tütün içiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şey için için, yavaş yavaş yanarken çıkan fısıltı hâlindeki sesi anlatır: Odunlar ıslakmış, ocak fısır fısır yanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Fışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hareket ederken fışır fışır etmek: Terlikleri fışırdıyordu. Su, çayırın üzerinde fışırdayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi fış fış ve fışır fışır edecek surette oynatmak: Eteklerini fışırdatarak yürüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumaş, terlik ve su gibi bir şeyin hafif surette hareket ederken çıkardığı ses: Suyun, eteklerin fışırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light splashing / rustling sound. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, rahne; yarma; (tıb). fisur, cilt veya mukozanın hafifçe veya yüzeysel olarak çatlaması; (f). yarmak, çatlatmak; ayrılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Frizye'ye ait, Frizye'li; (i). kuzey Felemenk halkından biri; bu memleketin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Batı musikisi. Batı musikisi sistemini kullanan musikilerin hepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Yanma hadisesi olmadan meydana gelen ışık, Ar. lem’a (Fr. luminescense).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night porter / watchman. night watchman. sereno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gece Mavisi, yeni ÇİZGİ tasarım konseptinden ilham alınarak yaratılmıştır. TV kapalıyken, dikkatin dağılmasına neden olmadan görüntüleme deneyimi keyfini en üstü düzeye çıkarmak için, siyah rengin karanlığına bağlı olarak, çerçeve tamamen yok olur. Ama yakından bakınca, gece yarısı gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi, odanızın gerçekten ayrılmaz bir parçası haline gelen çerçevenin içerisine katıştırılmış parlak tozları görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place where one earns one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax. tax on revenue / income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. cursory. haphazard. hit-or-miss. casual. desultory. excursive. go-as-you-please. helter-skelter. hit-and-miss. indiscriminate. promiscuous. scratch. scratchy. by chance. at random. at haphazard. haphazard. hit or miss. by fits and starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haphazard. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution. development. progress. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real person. natural person. physical person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî kızılcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri geri, geriye doğru, geldiği yere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ins and outs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unindent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshold gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance / front door. entrance / entry door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be meddled. to be undertaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). iki titreşim hareketinin birbirini yok etmesi hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. undertaking. go. approach. attempt. bid. effort. essay. fist. initiative. ploy. shot. show. step. trial. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. attempt. bid. enterprise. fling. go. move. shot. show. step. try. undertaking. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. initiative. attempt. crack. shot. smack. undertaking. venture. whirl. business venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audiovisual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewpoint. point of view. angle of vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlaklık kaybı ya da renk kayması olmadan bir monitörü görebileceğiniz maksimum açıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display of power. show of force. demonstration of power (in order to impress others. tour de force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Süt, yumurta.

Hazırlanışı : 2 kahve fincanı çiğ inek sütüne 1 yumurtanın akı dökülüp, karıştırılır. Günde 3 kere ikişer damla konur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Sinir hastalıkları veya sigara içmekten kaynaklanan göz kaşıntılarında, aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Boru çiçeği.

Hazırlanışı : 1 avuç boru çiçeği ateşe atılır. Çıkan duman ile tütsü yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Eskiden sevilmiş olan kimse veya şey. İlk gözağrısı = İlk sevilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. customs station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. day light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batı. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the agenda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: gün, günaş, Çağatayca: kuyaş). 1. Bulunduğumuz dünya ile diğer gezegenlerin bağlı oldukları yıldız ki, bize yakınlığı yüzünden pek büyük görünüp doğduğu zaman başka yıldızlar görünmez ve gündüz olur, gün, Ar. şems, Fars. Aftâb, mihr, hurşîd. Güneş dokmak, çıkmak — Osm. tulü etmek. Güneş batmak Gurûb etmek. 2. Elmas, harç vesaireden güneş gibi etrafı ışınlı resim, şekil ve çiçek. Akşam güneşi = Turuncu kızıl renk. Güneş vurmak = Çarpmak, geçmek, tesir edip hasta etmek. Deniz güneşi — Deniz memesi gibi bir çeşit deniz bitkisi. Güneşi balçıkla sıvamak = Apaçık olan bir şeyi örtmeye, saklamaya ve inkâra çalışmak. Günaş gibi = 1. Parlak, Fars. tâbân, revnaklı. 2. Apaçık, Ar. zâhir, lyân, Fars. Aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar. sun. sunshine. daystar. helio-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun. sunshine. eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök cismi, şems.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Mümkün değilse, aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sofra tuzu, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat stroke. heatstroke. insolation. sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunrise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnomon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol. sunshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar. Güneş yanığını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kalamin losyonu.

Hazırlanışı : Kalamin losyonu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunburn. suntan. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güneşe serilip kurumak. 2. Güneşin karşısında oturup ısınmak. Kendini güneşe göstererek ışınlarından yararlanmak: Çocuklar biraz güneşlensin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunbathe. tan. sun. bask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. sun. sunbathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sunbathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Güneşe çıkarmak, güneşte tutmak. 2. Güneşe göstererek ve güneşe karşı sererek kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave in the sun to dry. to expose to the sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny. sunlit. bathed in sunlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneşli yer 2. Güneş siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunshade. visor. vizor. awning. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. solarium. sunshade. sunshield. sunny place. awning. sunblind. parasol. visor. sun visor. sun-shield. peak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visor. sunshade. sunny place. visor of a cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hâlislik, saflık, temizlik, doğruluk, hilesizlik: Benim sözümün, kalbimin hâlisiyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halka ait türkü, masal, fıkra, atalar sözü, bilmece, tekerleme, efsane gibi değerleri inceleyen bilgi kolu, folklor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Klasik musikinin ve sanat musikisinin aksi. Halk arasında doğan ve yaşıyan, eserleri umumiyetle anonim olan musiki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which. which. whichever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which. which one. which.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which one. which of them. which.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. staff college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather forecaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarıyan altı çeşit beşlinin altıncısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattan palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Sert ve kısık sesi taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Göğsü hışıl hışıl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert ve kısık bir ses çıkarmak: Göğsü hışıldıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hış hış diye çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı anlaşılamadı). Akrabadan olan: Hısım akrabası çok. O, benim hısımımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM) (i. F.). Gazap, hiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kin. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. kinsman. kinswoman. a relative by marriage. in-law. kin. collateral kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. fury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشم] öfke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinfolk. kith and kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM-NAK) (i. F.). Hiddetli, gazabl ı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. kinship. relatiouship. connection. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert bazı kumaşlarla başka şeylerin oynadıkça çıkardıkları sesi tasvir ve taklit eder: Hışır hışır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavun ve karpuzun sert kalan beyaz kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert bir kumaş, kâğıt vesaire oynadıkça hışır hışır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rustle. crackle. sough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert bir kumaş, kâğıt vesaireyi oynatarak hışır hışır ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert bir kumaş, kâğıt vesairenin oynadıkça çıkardığı ses; hışır hışır etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustling. crackling. rustle. crunch. swish. whisper. frou-frou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustle. swish. a rustling. grating. rustling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustling sound. crackle. rustling. scuff. sough. whisper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşe yaramayacak şekilde kırılıp parçalanmış, paramparça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. bashed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حسن صورت] yüz güzelliği. 2.en iyi biçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bükülmüş ipek, ipek ipliği. İbrişimden imal edilmiş: İbrişim püskül, saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk thread. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, ibrişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffected. free of hypocrisy. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçki içmemiş olan. 2. İçki içilmeyen yer: İçkisiz lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not having drunk anything alcoholic. not serving alcoholic beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart-rending. heartbreaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of directors. administrative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. touch. transmission. channel. transport and communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. telecommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communucation network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâkasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterested. irrelevant. apathetic. apathetical. indifferent. standoffish. unconcerned. uninterested. unconnected. unrelated. aloof. careless. complacent. impertinent. incurious. insensible. insouciant. listless. lukewarm. nonchalant. oblivious. ph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. aloof. apathetic. bloodless. careless. clinical. disinterested. distant. indifferent. irrelevant. lax. lukewarm. nonchalant. unconcerned. casual. unconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. irrelevant. absent. careless. casual / adj ,. detached. disinterested. floating. inapplicable. incurious. insensible. key cold. lackadaisical. lukeworm. oblivious. standoffish. unconcerned. uninterested. unobliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Aldırmazlık, alâkasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. indifference. disinterestedness. unconcernedness. unconcern. backwater. coolness. insouciance. listlessness. neglect. phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. disregard. indifference. lethargy. irrelevance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. lack of interest. irrelevance. apathy. disinterest. incuriosity. insouciance. oblivion. reserve. standoff. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached. enclosed. concerning. pertaining. relating. connection. relation. bond. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached. enclosed. connected. related. relating to. relation. connections with. accompanying. hitch. subjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağ, bağlılık, münasebet, alâka, ilgi, bağlantı: Onunla bir İlişiğim yoktur. 2. Engel, mâni: İşin hiçbir ilişiği kalmadı. Bazı İlişiklere tesadüf ettik. 3. Hesap, alacak, verecek: İlişiği kesmek, ilişik bırakmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir bağlılığı ve ilgisi olmayan, bir şeye bağlı olmayan: ilişiksiz iş. 2. Kesilmiş, düzeltilmiş, çözülmüş, hiçbir pürüzü olmayan: İlişiksiz hesap. 3. Kayıtsız, Azâde ve lâubali, bir şeye bağlı olmayan: İlişiksiz edam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. unattached. independent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrelated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first child. first love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar {Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.

Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.

İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908’de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde ‘dıııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt’ sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz.

Filmlerde görmüşsünüzdür. Gemiler, özellikle uçaklar, tehlikeli bir durumda yardıma ihtiyaçları olduğunda ‘mayday’ (mey-dey) çağrısı yaparak durumlarını bildirirler. Bu kelime Fransızca’da bana yardım et anlamındaki m’aidez kelimesinden türetilmiştir.

Hiç dikkat ettiniz mi, filmlerde telsizle konuşan her kişinin ismi hep ‘Roger’ (rocır)dır. Halbuki ‘roger’ telsiz konuşmalarında ‘anladım’ anlamında kullanılır ve her iki taraf da cümlenin başında ve sonunda bu kelimeyi kullanırlar. Filmleri tercüme edenler ise bu kelimeyi bir erkek ismi sandıklarından, herkes birbirine ‘Roger’ diye ismen hitap ediyormuş gibi çevirirler.

Nasıl bizde telefonda harfleri söylemek için Ankara’nın ‘A’sı, Bursa’nın ‘B’si denilirse Roger kelimesi de İngilizce’de ‘R’ harfinin tanımı için kullanılır, yani Roger’in ‘R’si denilir. R harfi ise mors alfabesinde başlangıçta ‘anlama’nın kodu idi. Sonra konuşmalı iletişime geçilince ‘Roger’ olarak kullanılmaya başlanıldı. Filmleri tercüme edenlerin ABD bahriyesinde nasıl oluyor da bu kadar Roger bir araya geliyor diye uyanmamaları gerçekten ilginç!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarma, deşme; tıb. ensizyon, yarma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sivri, keskin; nüfuz eden, delip geçen; zeki, kesin ve açık. incisively z. kesin ve açık olarak. incisiveness i. kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, tereddüt, duraksama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, kesin olmayan indecisively z. kesin olmayarak, kararsız bir şekilde indecisiveness i. kararsızlık, tereddüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyi daha önce kendisinin yapma kudreti, teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soruşturma, araştırma; sorgu, sorguya çekme; b.h. Engizisyon mahkemesi. inquisitional s. Engizisyon veya soruşturma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sual soran, meraklı, mütecessis. inquisitively z. merakla, tecessüsle. inquisitiveness i. meraklılık, tecessüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araştırma veya soruşturma yapan kimse; Engizisyon mahkemesi üyesi. Grand Inquisitor Engizisyon mahkemesi reisi. inquisitorial s. Engizisyona ait. inquisitorially z. Engizisyon kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.

Genel açıklamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.

Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar. Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. Şeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluştururlar.

Pişmiş bir biftekte en az 600 değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar. Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.

Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitaminler de ölür. Yanlarına sadece iyice pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştir. Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vejetaryenler, yani etyemezler lobisine göre, et yemek insan doğasında yoktur. Et yemenin insan sağlığı üzerine olumsuz etkisi olduğu gibi damakta tat alma hissini de bozmaktadır. Ancak etoburların gözleri önde, ot oburların ise yanda olur teorisine göre, insanın ot obur olduğunu iddia etmek biraz haksızlık olur. İnsanlar et de yer, ot da. Ama niçin pişirerek? İnsandan başka yiyeceğini pişirerek yiyen, bilinen hiçbir hayvan türü yoktur.

Genel açılamalara göre, pişirildikçe yiyecekler yumuşamakta, yemek ve hazım kolaylaşmaktadır. Bu şekilde onları küçük parçalara ayırarak yiyebildiğimiz için, zaman ve enerji kaybı en aza indirilmiş olur. Ayrıca pişirilen yiyeceklerde, bazı hoş olmayan kokular ve sağlığımıza zararlı toksik bakteriler de yok olmaktadır.

Bu görüş insanların pişmiş yiyeceklerden niçin daha çok tat aldıklarını tam olarak açıklayamaz. Bu konu kimya ilminin kapsamına girer. Yiyecekler ısıtıldıkça, bünyelerinde bulunan şeker ve amino asitler parçalanır ve her biri ayrı tat ve kokuya sahip yeni moleküller oluştururlar. Örneğin şekeri yeteri kadar ısıtırsanız rengi kahverengiye dönmeye başlar ve etrafa çok güzel bir koku yayılır. İeker moleküllerinin içindeki karbon, hidrojen ve oksijen atomları, havanın içindeki oksijen ile reaksiyona geçerek, ağzımıza ve burnumuza hoş gelen yüzlerce moleküler yapı oluşturular.

Pişmiş bir biftekte en az 6 yüz değişik ve hoşumuza giden koku türü oluştuğu ileri sürülüyor. Bunu sadece birkaç değişik koku türü taşıyan buğday ve arpa ile karşılaştırırsak, pişirmenin lezzete yaptığı katkının büyüklüğü ortaya çıkar. Tabiattaki hali ile çok koku türüne sahip yiyecekler sadece meyvelerdir. Bir çilekte yaklaşık 300, ahududunda ise 200 koku çeşidi bir aradadır.

Yiyeceklerin pişirilmeleri sırasında, sağlığımıza zararlı bakterilerin yanında, vücudumuz için gerekli vitamimler de ölür. Yanlarına sadece iyi pişirilmiş et alarak yola çıkan kutup kaşiflerinde, vitamin eksikliği problemlerinin yaşandığı tespit edilmiştri. Bu nedenle pişirilmiş yiyeceğin yanında salata, meyve veya haşlanmış sebzeler de yiyerek bu vitamin açığı kapatılmalıdır. Tost ve kahve makinelerinde veya mangalda çok ısıtılan her şeyde vitaminler yok olur ama lezzet artar. Yiyecekleri çok fazla sıcakken yemenin sindirim sistemimize verdiği zararın dışında hiçbir faydası yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sigorta etmek; emniyet altına almak; sigorta olmak; temin etmek. insurable s. sigorta edilebilir. insured s. sigortalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görülmez, görünmez, gözle seçilemez; çabuk kestirilemez; (ikt.) resmi hesaplarda gözükmeyen; (i.) görülmeyen şey veya kimse. invisible ink ancak kimyasal etki veya ısı tesiriyle görünen, aslında renksiz olan mürekkep. invisibil'ity, invis'ib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin farklı alanlarındaki en iyi kontrast oranını belirleyen bir Dinamik Dijital Resim Geliştirme işlemi. Düşük kontrastlı alanların işlenerek daha net, daha ayrıntılı bir görüntü elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji), iradenin kontrolünde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour of duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business connection. business relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sıcaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Isı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caloric. heat. warmth. caloric. thermo-. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. temperature. thermal energy. buckle. radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple’ın piyasaya sürdüğü firewire kamera

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aydınlık, Ar. nûr, zıyâ: Mumun ışığı, pencereden gelen ışık. 2. Gece aydınlatan şey, mum, kandil, lamba: Buraya bir ışık getirin. Işık etmek, ışık vermek = Aydınlık vermek, Osm. tenvir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukurlu, çukurluk, engebelik, obruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. gleam. lamp. luminary. photo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. gleam. lamp. luminary. photo-. beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. light (luminous energy. any source of light. bathe. doppler effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bazı cisimler tarafından tabii halde ve akkor haline gelinceye kadar ısıtıldığında yayılan, cisimleri görmemizi sağlayan ışıma, aydınlık, ziya, nur (bkz.Ziya, nur). 2.Aydınlatma cihazı, mum, lamba, ampul, fen(Erkek İsmi) 3.Işık tutma, bir konuda aydınlatıcı bilgi vermek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanları tanımlar. Resimden önce ağaç baskıda uygulanan ışık- gölge karşıtlığı, figüre heykelsi bir görünüm kazandırır. Resim alanında önce Leonardo da Vinci` nin yapıtlarında uygulanmakla birlikte, Barok Dönemde yaygınlık kazanır ve Romantik Dönemde de yoğun duygusal etki yaratmak amacıyla kullanılır. Işığın verdiği imkânlar çerçevesinde sınırlanan kontur çizgisinin eriyip arka fondaki gölgeli kısma geçmesi ışık- gölge kullanımına dayalı kompozisyonların tipik özelliğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. burn. lighten. radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Güç tasarrufu sağlayan yenilikçi ortam Işık Sensörü, belirli BRAVIA TV’lerde kullanıma sunulmuştur. ‘Ev’ ayarındaki sensör, bir odadaki ortam ışığını algılayarak görüntü parlaklığını gerektiği şekilde ayarlar. Daha rahat bir seyir sağlamanın yanı sıra, set ışık sensörü etkinleştirildiğinde güç tüketiminde %30 daha fazla düşüş elde edilebilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işık).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - (bkz.Işık). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işık).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin yüzünü kaplayan ışık tabakası, fotosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light. illuminated. lightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminated. lighted up. bright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Art arda kullanılarak parlamayı ve gözleri parlatarak bakmayı tasvir eder ve bu mânâyı kuvvetlendirir: Işıl ışıl ışımak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çok aydınlık, parlak ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Karanlık içinden ışık ortaya çıkmak, aralık aralık parlamak, yalabımak: Şimşek ışılıyordu. Gözler ışılamak = Hiddet belirtisi göstermek (bugün eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Parlayan, ışıldayan. 2.Neşeli, canlı, şen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlatmak, parıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ışıldayan. 2. Uzağı aydınlatmak için kullanılan ve uzun bir ışık demeti çıkaran ışık kaynağı, projektör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector. searchlight. floodlight projektör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sparkling. floodlight projector. searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Işıl ışıl parıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. flash. light. scintillate. shine. to gleam. to shine. to glow. to flash. to glitter. to twinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shine. to gleam. to sparkle. to twinkle. coruscate. glimmer. glint. glitter. scintillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Işıldamasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Fazla terlemek ve sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Terledikten sonra derinin üzerinde görülen kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise miliare denir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çorba kaşığı çörek otu konur. Kaynatılıp süzülür. İsilikler yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ışıldama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aglow. glittering. sparkling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSM) (i. A.) (e. esmâ, esâmi). Ad, nam: İsminiz nedir? İsim söylemek = Birinin ismini, yani kim olduğunu haber vermek. İsim koymak — Ad takmak, Osm. tesmiye etmek. İsim vermek = Birinin adını söyleyip kim olduğunu haber vermek. İsmiyle = Adını söyleyerek. Gramerde bir kelime çeşidi: Adam, arslan, ağaç, taş, yel, akıl, sabır gibi. İsm-i hâs, ism-i Am, ism-i cins, ism-i zât, ism-i fâil, ism-i mef’Ül, ism-i zamân, ism-i mekân, ism-i Alet, ism-i’ tafdîl, ism-i mübâlağa, ism-i mensûb, ism-i tasgîr, ism-i işâret, ism-i mevsûl: Osmanlı gramerinde ismin çeşitleri. İsm-i Azam = Allah ismi. Esmâ-i hüsnâ = Cenâb-ı Hakkin 99 adı. Esmâyı üzerine sıçratmak = Darıltmak, gücendirmek, kötü kimseler bulaşmak. Bismillâh = Allahın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun. name. title. denomination. noun. substantive. appellation. character. designation. forename. given name. moniker. first name. record. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. name. noun. record. reputation. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. noun. title. appelation. appellation. denomination. designation. first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik). Işımak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak, yalabımak, Osm. lâmî, zıyâ-pâş olmak: Kandil, elmas, ateşböceği ışıdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination. personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız, adı olmayan. İsimsiz şirket = Anonim denilen şirket çeşidi ki, bütün hissedarların ve senet sahiplerinin malı sayılıp kimsenin ötekinden fazla hakkı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. unnamed. anonymous. anonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneşin parıltısı. 2. Lşık demeti. 3. Uzakta parlayan ışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. beam. ray. bar. shaft. streak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. ray. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. ray. gleam. radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiously enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnily enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balık tutkalı; mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir enerjinin ışık demeti hâlinde yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Birhücreli hayvanların, protoplazmalarından yalancı ayak salanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming. heating. tune-up. calefaction. heat. practice. thaw. warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming. tune-up. calefaction. heat. practice. thaw. warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming. becoming warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıcak hâle gelmek. 2. Üşümesini gidermek. 3. mec. Hoşlanır olmak, alışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warm. to grow warm. to warm up. to heat. to warm to/towards sb. to take to sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow warm. to warm oneself. to warm to. to become fond of. heat. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Cisimlerin ısınma derecesini ölçmeye yarayan Alet, kalorimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isıran, dişle sıkıp koparan. Isırgan otu = Dokununca cildi yakan bir bitki ki, genişçe ve ince bir havla örtülü yaprakları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(urtica urenus): Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ısırgandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İsilik, hararet kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mordant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined to bite. which will bite. biting. scratchy. irritating to the skin. bitter. mordant. nipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Isırma eseri, diş yarası, mec. Ziyan, zarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. wound left by a bite. a mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isırmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. nip. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişle koparmak, dişle tutup sıkmak, dişlemek: Elmayı ısırdım, köpek elimi ısırdı. Avuç ısırmak = Çok hiddetlenmek. Parmak ısırmak =,Çok şaşmak, hayrette kalmak. Göz ısırmak = Tanır gibi olmak. Yaka ısırmak = Yardım ve medet istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. bite off. nip. snap. champ. nibble. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. nip. to bite. to nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to irritate. scratch. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isırmaya sevketmek, köpeklere ısırtmak, köpekleri saldırtmak. Parmak ısırtmak = Hayrette bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işiten. Ar. sâmî, müstemî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. warmer. space heater. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. heating element. warming. heater. heat exchanger. warmer. warming apparatus. hot-plare. calorific. heat exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Duyulmak, Osm. mesmû olmak: Bir ses işitildi; buradan top sesi işitilir. 2. Haber alınmak, Osm. istihbâr olunmak, mesmû olmak: Bir sergi açılmasına karar verildiği işitilmiştir. 3. Dinlenmek, Osm. mesmû ve makbûl olmak: Benim sözüm işitilmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be heard. greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. unheard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). İşitme duyusu, işitme kabiliyeti, Ar. sâmia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Isıtmak işi. 2. (halk dilinde) Sıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. heating. warming. calefaction. heat. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming. heating. malaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sıcak hâle getirmek. Isıtıp ısıtıp önüne koymak = Eski bir meseleyi sık sık, yeni imiş gibi ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm. warm up. heat. heat up. hot up. fire. hot. toast. give a warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. toast. warm. to heat. to warm. to warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to warm. to heat. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşitmek işi. Ar. sem’, istimâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing. audio. auditory. hearing. audition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audition. hearing. auditory. audio. aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing. audition. acuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanlarda işitme zararları 65 dB (desibel) ses şiddetinden sonra başlar. Bu zararlar sinirlenme ve vejetatif sinir sisteminin tahrip edilmesi gibi kısa süreli reaksiyonlara neden olur. Ses şiddeti uzun süre 90 dB üzerinde devam ederse insanda organik işitme zararları meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Duymak, kulakla hissetmek, Ar. sem’, Osm. istimâ eylemek: Sesinizi işittim. Gece atılan topu işittim. 2. Haber almak, Osm. istihbâr etmek: Geldiğinizi dün işittim; bir şey işittim acaba doğru mu? 3. Dinlemek, kulak asmak: Boşuna ağzınızı yoruyorsunuz, o adam işitmez; nasihat işitmez. İşitmezden, işitmezlikten gelmek = İşitmez gibi olmak, sağırlığa vurmak. Lâkırdı, söz işitmek = Azarlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hear. understand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hear. to learn of. learn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işitmez gibi olmak, işitmezliğe gelmek, sağırlığa vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işitmeme, işitmeyiş: İşitmezliğe gelmek = İşitmez gibi olmak, sağırlığa vurmak (yanlış olarak «işitmemezliğe gelmek» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not hearing. pretending not to hear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditory. aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio. auditory. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duyurmak, Osm. ismâ etmek: Bu rüzgârda sesini nasıl işittireceksin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to hear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital bilgi işleme alanında (bilgisayar sektörü, monitör üreticileri vs.) faaliyet gösteren endüstrileri ve firmaları ifade eden genel bir terimdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Arapça miktar demek olan «kadr»den). 1. Miktar ve sayı bildirir: İstediği kadar; istediği miktar ve derecede; yetecek kadar yemek; oturacak yer. 2. Yaklaşma ve tahmin bildirir: Onlar yirmi kadar idiler; bin kadar tuğla lâzım. 3. Son, netice bildirir: Sabaha kadar, ne vakte kadar? Bir iki seneye kadar. İşaret isimleri ve «ne» kelimesiyle mürekkep kelimeler teşkil eder; O kadar, bu kadar, şu kadar: Ne kadar = Kaç, ne miktarda? Şu kadar ki, şu kadar var ki = Şu farkla kî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much as. as many as. up to. by. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady killer. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress maker. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loafer. idler. sidewalk superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp dilinde prekardiyal ağrı denir. Kalp ağrısı nefes darlığı ve şok ile görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek, istirahat etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik olabilir. Bu çeşit kalp ağrılarını tedavi etmek maksadıyla aşağıdaki reçetelerden faydalınabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı anason konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir. Aynı işlem sabah akşam tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside the law. outlaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapışmak işine maruz kalmak, kapış kapış alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grabbed up. to be taken away in a wild scramble. to have a ready sale. to be in great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapısı olmayan: Kapısız ev olur mu? 2. Bir işi olmayan, kayrılmamış, açıkta, memuriyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a door or gate. without a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowdrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Hazımsızlık ve yemeklerin neden olduğu karın ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 gram tarçın konur. Kaynatıldıktan sonra 1 çay bardağı içilir. Aynı işlem yemeklerden sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache. bugger. stomachache. thingamajig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stomach ache. colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışmış, Ar. memzûc, mahlut, muhtelit, muhtelif şeylerden veya çeşitten mürekkep: Karışık un, karışık çiçekler. Süt ile yumurta karışık. Hâlis ve sâf olmayan, hile veya Adi şeyle karıştırılmış: Karışık su, yağ. 3. Birbirine geçmiş karma karış, Ar. müşevveş: Karışık saç, ipek, iplik. 4. Tertipsiz, intizamsız, nizamsız: Bu kâğıtlar, bu kitaplar pek karışık. 5. Müşevveş, muğlâk, anlaşılmaz: Karışık iş, karışık yazı. 6. Cinler ile le karışmış, rûhen dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. complicated. compound. composite. disorganized. confused. adulterated. complex. knotty. knotted. calico. chequered. combined. blended. deep. disconcerted. disordered. hugger-mugger. huggermugger. hybrid. inexplicit. inextricable. intricate. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. composite. convoluted. disconnected. garbled. impure. indiscriminate. kinky. mixed. turbid. turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicated. complex. in a state of commotion. intricacy. convoluted. impure. indiscriminate. intricate. involute. prolix. of sorts. troublous. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’deki tüm parçalar rasgele sırada çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Armonide uyguların seyrek ve sık duruşlarının bir araya gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır. 2. Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash voucher. cash slip. sales slip. cashier's receipt. cash record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine başka şeyler karışmış olan, Ar. mahlut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impure. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçine başka şeyler karışmamış, sâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unadulterated. fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmixed. unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. free from additives. unalloyed. true. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value added tax. value added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin olarak, kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low quality. shoddy goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. careless. light hearted. unconcerned. jaunty. buoyant. freewheeling. insouciant. light-hearted. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blithe. buoyant. carefree. jaunty. lax. unconcerned. happy-go-lucky. light-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. listless. untroubled. blithe. easy. easy in one's mind. happy- go-lucky fashion. incurious. indifferent. laid back. lax. lymphatic. secure. supine. thoughtless. unclouded. unruffled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygısız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light heartedness. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erik ile şeftali aras ıda bir meyve; zerdalinin daha büyüğü ve iyisi, mışmış. Şamkayısısı = Bu meyvenin en iyi cinsi. Kayısı tatlısı, hoşafı = Bu meyvenin kurusundan yapılan reçel ve hoşaf. Kayısı ağacı = Bu meyveyi veren ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Zerdali, prunus armeniaca): Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Beyin yorgunluğunu geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresini kısaltır. Raşitizmde faydalıdır. Kansızlığı tedavi eder. Kabızlığı giderir. Yüz ve boyunlara tazelik ve güzellik verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle-toy. clapper. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban mersini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itself. oneself. self. a) herself. himself b) he. she.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he. herself. him. itself. number one. oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

himself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiçbir vergi kesilmeden verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net. solid. together. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. uninterrupted. without deductions. gross (before deductions. all along the line. free of deductions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışmış olan: Örtünün kırışıklarını düzelt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkled. wrinkly. crinkly. crisp. crispy. liny. wrinkle. corrugation. crease. crinkle. furrow. pucker. ruck. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haggard. wrinkle. crease. pucker. wrinkled. creased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. wrinkled. crinkle. crinky. crisp. furrow. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. pucker. ruck. seam. wrinkle. furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkledness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adam, şahıs: Bir kişi; kaç kişidir? Er kişi = Erkek, adam. Hâtûn kişi = Kadın. Her kişi = Herkes. Adam ve insan mânâsıyla kullanılır: Kişi iyilerden ders, kötülerden ibret almalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. soul. self. head. persona. cad. poll. wallah. wight. one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. character. individual. life. man. people. person. self. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. human being. bod. entity. individual person. lot. man. merchant. self. soul. wight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per capita. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal pronoun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış, sıkışmış, tazyik olunmuş. 2. Zorla ve kısıldayarak çıkan, serbest işlemeyen, kısıltılı, boğuk: Kısık ses; kısık boğaz. 3. Oyluğun katlanma yerleri; çocuğun kısıkları pişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. choked. dimmer. pinched. flat. guttural. husky. raucous. veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdued. hoarse. chocked. husky. raucous. low. turned down. narrowed. slitted. screwed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarse. turned down. narrowed. slitted. narrow pass. husky. raucous. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayadan şırşır akan su, kısıklı su, çeşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış ve sıkışmış şeyin hâli, baskı, tazyik. 2. Yoğunluk, hırıltı: Sesin, boğazın kısıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Şahsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. persons. seated. personality. humanity. fiber. fibre. stature. identity. character. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. individuality. personality. presence. self. stature. make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality. sufficient for so many persons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmak işi. 2. (biyoloji) kalbin, içindeki kanı damarlara vermek için kendi kendini sıkması, Ar. tekabbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming hoarse. reduction. lessening. contraction. heart contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dara getirilmek, sıkıştırmak, baskı altına alınmak, sıkıda kalmak: Kuyruğu kapıya kısıldı; parmağım makineye kısıldı. 2. Tutulmak, eksilmek, serbest işlememek, hırıltılı olmak: Sesim, boğazım kısıldı; soğuktan, nezleden, içkiden, çok bağırmaktan sesi kısılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reduced. to be lessened. to get hoarse. to be turned down. to be dimmed. to be caught to be narrowed. to be slitted. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KISM) (i. A.) (c. aksâm). Parçalara ayrılmış bir şeyin her parçası, parça, bölük, Ar. cüz’: Tahılın bir kısmını şimdi taşıyıp bir kısmını sonraya bırakacağız; kazancımızı kısımlara ayırıp yarısını ihtiyat saklayacağız. 2. Çeşit, cins, benzer: Bu da o kısımdandır; bu kısım adamlar; kadın, çocuk kısmı böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avuca İsabet eden miktar, avuç, kabza, tutam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kış mevsiminde, kış iken, kış vaktinde: Kışın nerede oturuyorsunuz? Kışın seyahat etmek pek zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the winter. during the winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısılma işi: Masraflardan kısıntı yapmak, bütçede kısıntı yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. cutback. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğurmaz, çocuğu olmaz, Ar. akîm: Kısır adam, kadın, kısrak. Mahsul vermez, münbit olmayan, verimsiz: Kısır tarla, kısır yıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kışr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile. infertile. barren. unfruitful. fruitless. abortive. effete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. infertile. poor. sterile. unproductive. barren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barren. sterile. unproductive. infertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Havuç. İtkişiri = Bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esirgemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become barren or unproductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilize. to sterilize. to neuter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sterilize. emasculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döl yapamaz adam, kadın veya hayvanın hâli, Ar. akîm. 2. Mahsulsüzlük, verimsizlik: Bu arazinin kısırlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.

- Erkeklerde Kısırlık : Normal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir.

- Kadınlarda Kısırlık : Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.

Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir. Bundan sonra, kısırlığı doğuran hastalıkların tedavisinde uygulanan reçetelerle birlikte aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Isırganotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam ısırganotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrenness. sterility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterility. barrenness. unproductiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın bağırması, kişnemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. private. individual. singular. closet. intimate. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. intimate. personal. respective. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. individualism. private. privy. subjective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). bk. Hacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. putting an incompetent person under the care of a guardian. appointing a caretaker for the goods of an incompetent or imprisoned person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. restraint. inhibition. constriction. qualification. straitjacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. crackdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. the act of putting an incompetent person under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip one's wings. limit. restrict. restrain. bound. circumscribe. constrict. cramp. hedge. hedge about. hedge around. hem in. inhibit. qualify. stint. tie down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cramp. to restrict. to limit. to cramp. to put under restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be restricted. to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limiting. restricting. restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. restricted. constricted. narrow. penurious. scant. scanty. stinted. strait. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted. restrictive. limited. under legal disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for private use only. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİŞİ-ZADE) (i. T. F). Asîl, soylu insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fierce. vehement. heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Klasiklik, klasik olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraneous. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off / not to the point. beside / out of the question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar hiç durmadan görüşme yapıldığında geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing credit. housing loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog tooth. canine tooth. canine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vesair yırtıcı hayvanlarda çok uzun olur. bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma ışınları. Bu ışınlar yeryüzünü etkileyen karmaşık bir radyasyon (ışıma) sistemi oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bilginin tenkidi üzerine kurulmuş felsefî sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. criticisme

fel. eleştiricilik

Kant’ın akıl ve bilginin sınırını ve imkânlarını tespit etmek için özellikle dogmacılığın ve şüpheciliğin karşısına koyduğu felsefe yöntemi.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak külde pişirildikten sonra ufalanır. Üzerine 1 kahve kaşığı zeytinyağı ilave edilip, karıştırıldıktan sonra kulak deliğine sokulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-idle. sltohful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir. Kulunç ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gelincik yaprağı, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya 4 tane gelincik yaprağı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship. relief ship. salvage-ship. rescue vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird's eye view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rancour. spite. malice. grudge. desire for vegenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütdişi de denilen ve doğumdan altı yedi ay sonra çıkmaya başlayan ilk dişlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canından bezmiş gibi, cansız; alakasız, uyuşuk, tembel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. boş vakit; işsizlik, serbestlik, fırsat; s. serbest, boş. at leisure serbest, boş vakti olan; acelesiz. at one's leisure vakti olduğu zaman. leisured s. boş vakti olan, işsiz, atıl. the leisured class çalışmayan sınıf, aristokrat sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. acelesiz iş yapan; acelesiz yapılan; z. yavaş yavaş, sükünetle, acele etmeden.leisureliness i. ace- lesiz hal, acelesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. ciltte kabarcıklar meydana getiren zehirli bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Line level seviyesinde çalışan bir giriş türü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak basınçlı; meteor. normalden aşağı basıncı belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cami içinde hükümdara mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mansur).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kolay kayıt ve çalma için bir MiniDisc kaydedici ya da çaları bir CD WALKMAN®’e ya da taşınabilir bir CD çalara bağlamada kullanılan optik dijital ses arayüzü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçü, miktar; ölçek; her hangi bir ölçü sistemi; ölçüm, ölçme; derece, mertebe, hudut, had; şiir vezni; tedbir, yol; kanun; müz. ölçü. angular measure açı ölçüsü. beyond measure hadden aşırı, son derece. full measure tam ölçü. for good measure faz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölçmek, tartmak, kıymet biçmek; ölçüsü olmak; karşılaştırmak; ölçüsünü almak; süzmek, dikkatle bakmak; uydurmak, ayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir kısmı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak; biri ile boy ölçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Memelerde hissedilen ağrıların nedenleri çeşitlidir. Örneğin, buluğ yaşındaki kızlarda, adet dönemlerinde, gebeliğin ilk zamanlarında görülen bu ağrılar, iğneleyici şekildedir. Buna, meme nevraljisi de denir. Aşağıdaki reçetenin 4-5 gün uygulanmasıyla geçmeyen meme ağrılarında doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Semizotu yaprağı.

Hazırlanışı : 1 avuç semizotu yaprağı iyice dövüldükten sonra temiz bir tülbentin içine doldurulup, memenin üzerine konur. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mensur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menşur).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu ayağın video delikleri, dış titreşimlerin iç devrelere ulaşmasını engellemek için merkezin dışına yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Ruh dünyasının ötesinde olan, ruhötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métapsychique

ruh b. ruh ötesi

Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan (alan).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki), (bk.) Piyasa musikisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meysur).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Mide veya karın ağrısı karnın üst kısmında, bazen de sırt bölgesinde hissedilir. Bu ağrılar bir takım hastalıkların belirtisidir. Örneğin; gastrit, kolit, sinirsel hazımsızlıklar, müzmin safra kesesi iltihabı, safra taşı, mide ülseri, veya mide kanserinde yukarıda tarif edilen şekilde ağrılar görülür. Kısa süreli mide veya karın ağrılarında tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır. 1-2 günde geçmeyen ağrılarda doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru soğansuyu.

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 5 damla kuru soğan suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren hale bulantı denir. Nedenleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karın zarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkoliklik ya da sinir bozukluğu mide bulantısına neden olabilir. 1-2 gün içinde geçmezse, doktora başvurmak gerekir. Mide ve bağırsak bozukluklarından kaynaklanan mide bulantılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı nane ve orta boyda bir limonun kabukları konup, 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. A.). Manyetik.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hayvan veya insanın ve yevru veya çocuğun derin derin uyuyup hızlıca nefes almasını taklit ve tasvir eder ve mükerrer kullanılır: Mışıl mışıl uyuyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİSL) (i. A.) (c. emsâl). 1Benzer eş: Bunun dünyada misli bulunmaz; mislini yapmak. 2. Miktar, hacim: O, bunun iki mislidir; bunun bir misli daha lâzım. 3. (c.). Kanun ve nizamda gösterilmiyen şeyin yapılabileceğini gösteren durum: Bunun hiç emsâli yoktur; emsaline uyarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a similar one. an equal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like. equal. counterpart. multiple. mate. match. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü bir harekete, aynı şiddetle cevap verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliatory. reprisal. retaliation. answer. quittance. recompense. requital. retortion. retribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliation. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprisal. retaliation. come- back. reprisals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzer, gibi, çeşit. Bu misullü adamlar = Bu gibi, bu çeşit, buna benzer adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («miş» den). Koyun derisi. (bk.) Meşin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميشين] meşin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış bilgi vermek, yanlış anlatmak. misinforma'tion i. yanlış bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış mana vermek, yanlış anlamak. misinterpreta,tion i. yanlış yorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MISR) (i. A.). 1. Afrika’nın kuzeydoğu köşesindeki ülke. 2. Ülkenin merkezi olan Kahire şehrine de denir. «Mısrü’l-Kahire» de denir. (c. emsâr) İkinci mânâsından: Büyük şehir, mâmûre. Mısır buğdayı = Sarı ve büyücek taneli hububat çeşidi. 2. Mısır denilen hububatın ateşte patlatılmış taneleri. Mısır tavuğu = Hindi. Mısır fitili = Topları ateşlemede kullanılan ottun örülmüş bir çeşit halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı ve büyücek yassı taneli hububat çeşidi. Mısır ekmeği, mısır koçanı, taze mısır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian. corny. maize. indian corn. sweet corn. corn. egypt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. maize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egypt. egypt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zea mays): Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısırpüskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idraryollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler. Kullanıldığı yerler: Daha ziyade mısırpüskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir.

Coğrafi konumu: 27 00 Kuzey enlemi, 30 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1,001,450 km².

Sınırları: toplam: 2,665 km.

sınır komşuları: Filistin 11 km, İsrail 266 km, Libya 1,115 km, Sudan 1,273 km.

Sahil şeridi: 2,450 km.

İklimi: Mayıs - Ekim ayları arası kadar sıcak bir yaz, Kasım - Nisan ayları arası serin bir kış olmak üzere genelde iki mevsim görülür. Çölde yazın sıcaklık gölgede her zaman 40 dereceyi geçer. Ancak gece sıcaklık, 15-18 derece kadardır. Sahra’dan gelip, Deltaya kadar uzanan hamsin rüzgarları genellikle bahar mevsiminde eserler. Kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar. Kıyı kesiminde Akdeniz iklim özelliği nedeniyle kışın yağış ortalaması 100-200mm. arasındadır.

Arazi yapısı: 1280 km uzunluğundaki Nil Vadisi , Sudan sınırından Akdeniz’e kadar uzanarak doğu ve batı çöllerini birbirinden ayırır. Batı çölü hemen hemen yüzölçümünün 3/4 ‘ünü kaplar. Ortalama yükseklik 210-250 metre olmasına rağmen güneybatı ucunda , yüksek kayalıklı bölgede 2130m.’ye ulaşır.Bölgenin çoğu yeri taşlı çöllerden meydana gelmesine rağmen, yer yer kumluk ovalara da rastlanır. Plato görünümünde olan bölgenin çeşitli yerlerinde oluşan çökmeler sonucu yeraltı sularının yerleşmesine imkan veren sığ kuyular meydana gelmiştir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Qattara Çukuru -133 m.

en yüksek noktası: Catherine Tepesi 2,629 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, fosfatlar, manganez, kireçtaşı, alçıtaşı, talk, asbest, kurşun, çinko.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.92.

Sürekli ekinler: %0.5.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %96.58 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 34,220 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, yaygın depremler, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite, bahar mevsiminde esen hamsin rüzgarları kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 78,887,007 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun %45’i şehirlerde yaşamaktadır.

Nüfus artış oranı: %1.75 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.21 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 31.33 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.29 yıl.

Erkeklerde: 68.77 yıl.

Kadınlarda: 73.93 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.83 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

Ulus: Mısırlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Mısır halkının yaklaşık %91’ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların %91.5’i Müslüman, kalanı Hıristiyan’dır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun %7’sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı Hıristiyan’dır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Ka


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn tassel. corn silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn flour. corn meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Mısır ahalisinden olan, Ar. Mısrî: Eski Mısırlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian. egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Egyptian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). İngilizce konuşan ülkelerde evlenmiş kadınlar için kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu sivri demirli kısa üvendire, bizlengeç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,huk.vazifeyi suiistimal; bir cürüme göz yumma suçu; yanlış, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. felsefe). Müşahede ve muhakemeden çok his ve sezişi esas alan doktrin, Doğu’nun tasavvufuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, morris dance özellikle bir mayısta yapılan eski bir ingiliz dansı. Morris chair arkası yükseltilip alçaltılabilen büyük koltuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜDAHALE (i. A. «duhûl» den masdar) (c. müdâhhalât). 1. Karışma, sokulma, el atma: Ben, böyle İşlere müdahale etmem, o, kendi işine müdahale ettirmez. 2. Araya girme, aracılık: Komşuları müdahale etmeye mecbur oldular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention. interference. meddling. intermeddling. interposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. intervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to intervene. intermeddle. to shove an oar in. step in. weigh in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahire» den imef.) (mü. müddahare). Biriktirilmiş, toplanmış: Onun müddahar erzakı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy manager. assistant / deputy manager. assistant manager. coadministrator. codirector. corporate secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSİKİY-ŞİNAS) (i. A. F.). Musiki tanıyan, bilen, müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موسيقی شناس] müzisyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مداخله] karışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kendi kendine Aşık olma veya kendi şahsına hayran olma manisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcissisme

ruh b. özseverlik

Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcicism. narcissism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu makamda kullanılan beşli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağ.), (huk.) olmadığı takdirde, olmazsa, yoksa decree nisi bozulmasını gerektirecek bir sebep çıkmadığı takdirde belirli bir süre sonra kesinleşecek olan boşanma kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İniş, yukardan aşağıya inen yer, mâil («şev, şiv» buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -F.). Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Sesleri belirtmeye yarayan musiki yazısı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NTSC (National Television Standards Committee) Video Girişine sahip TV’ler, NTSC Video Kameralara, Video Disk oynatıcılara ve sabit video kaydedicilere bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Bol ışık, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. so. such. that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). O kadar, o miktarda, o derecede: Ol kadar yağmur yağdı ki, oluklar almadı, ol kadar yalvardığını hâlde dinlemedi (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preternatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncinme, burkulma, biçimsiz duruş, yorgunluk veya hava cereyanına maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan omuz ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane temizlenmiş acıhıyar kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ongün-eş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Orkestrasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkiye musikisi. Batı Türkleri’nirı san’at musikisi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla poz verme; fazlaca teşhir etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. slipshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güneş gibi parlak ve kapsamlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

16:9 biçimindeki çözülmüş PALplus programlarının kaydedilebilmesini sağlayan bir bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsimlerin hareket vasfını belirten kelimeler olup nesneleri karşılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. participe

db. sıfat-fiil

Fiilden -en, -r , -ecek vb. eklerle türetilmiş ad ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

PC’nin, video grafik adaptörüne gerek duyulmadan doğrudan TV’ye bağlanabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok ateşli hastalıklara başarı ile kullanılan antibiyotik bir Aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penicillin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların çekildiği andaki kadar canlı görünmesini sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maaştan ayrı gelir; muntazaman verilen bahşiş; bir kimsenin hakkı olan imtiyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilâçlar ve etki maddelerinden hepsini birden ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bütün “herbisid” ve “insektisid”leri kapsamakta olup “biosid” karşılığı kullanılan bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., tıb. verem; devamlı zayıflama; nefes darlığı, astım; s. veremli; astımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: «pişik»). Kedi veya kedi yavrusu. Pisiotu, ebepisiğl = Kediotu, çatıkotu, nardin. Pisibalığı = Dilbalığına ve kalkan yavrusuna benzer yassı ve eti lezzetli bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitty. cat. pussy. puss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitty. pussycat. pussy. puss. pussy-cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halibut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puss. pussy. pussycat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Burdur yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bezelye şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ter ve sıcaklıktan vücudun kasık ve koltukaltı gibi bazı yerlerinde ve bilhassa çocuklarda meydana gelen hafif yara ve kızarıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaper rash. heat rash. nappy rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. diaper rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmek işi ve tarzı, pişiş. 2. Bir defada pişen miktar, pişirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Peşin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيشين] peşin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuk, miskin, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shy. diffident. incapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fainthearted. lacking in boldness. poor-spirited. to be sorry stuff. timorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada pişecek miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Pişirmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooking. pan boiling. strike. kier boiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pişmesini temin etmek: Pişmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by