Güneşe Ait ne demek? | Güneşe Ait anlamı nedir? | Güneşe Ait

Güneşe Ait anlamı nedir?

Güneşe Ait ne demek?

Güneşe Ait anlamı nedir?

Güneşe Ait | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gunese ait

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü.: Aide.) («avdet» den if.). 1. Dönen, rücû ve avdet eden. müz. 2. Taallûk eden, münasebet ve taallûku olan, râci, dair: bu vazife bana ait değildir; bunun iyiliği ve kötülüğü kendisine aittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belonging to. concerning. relating to. relative to. appurtenant. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. relating to. regarding. belonging to. pertaining to. property of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An islet, or little isle, in a river or lake; an eyot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerning. belonging. regarding. relating to. pertaining to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly, Integration and Test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agency for Instructional Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape. advanced intelligent tape; a helical scan technology developed by Sony for tape backup/archive of networks and servers, specifically addressing midrange to high-end backup requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aeromedical Isolation Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Information Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alliance Internationale de Tourisme. algorithm integration team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Identification Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agreement on Internal Trade, signed by the federal and provincial governments Text is at http://strategis ic gc ca/SSG/il00021e html.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The AIT front card provides an ATM trunk interface for the IPX The AIT operates in conjunction with a backcard, AIT-T3 or AIT-E3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian Institute of Technology, Thailand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airside Integration Testing. Developed by Sony, using helical scan technology and 8mm tape AIT tape drives use Advanced Metal Evaporated tape formulation AIT drives and media achieve a native capacity of 25GB Unique MIC technology gives fast data access f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape, this a Sony magnetic tape using the 8mm cassette standard, these cassettes can hold up to 100GB. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrines. tenets. religious precepts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). usta, mahir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr).sütlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, intizar etmek, gözlemek, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). olta veya kapan için yem; aldatma, cezbetme; mola, konak; (f). oltaya veya kapana yem koymak; olta veya tuzak yemi ile cezbetmek; üzerine köpek saldırtmak (hayvan) ; eziyet etmek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaların köpeklerle dövüştürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak, zelil adam; (s). bayağı, aşağılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculine. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inanç, itikat, iman; güven, itimat,emniyet, tevekkül; din; sadakat, vefa. faith cure itikatla şifa bulma. faith healer itikatla hastalığı iyi ettiğini iddia eden kimse. faith in God Tanrıya inanış, Allaha iman. bad faith kötü niyet, bozuk niyet, hıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mümin, iman sahibi; sadık,vefakâr, doğru, güvenilir, itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler, bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully (z). sadakatle, imanla. faithfulness (i).sadakat, iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadakatsiz, hain, güvenilmez; inanmayan; imansız, dinsiz, kâfir; kararsız. faithlessly (z). sadakatsiz bir şekilde,imansız bir şekilde. faithlessness (i). güvensizlik; imansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i yurüyüş, gidiş; at yürüyüşü gaited s belirli bir yürüyuş hızına sahip

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzun) (i. A.) İnsan pisliği: Mevadctı gaita = Gaita maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human excrement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غائطه] dışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tozluk, getir gaitered s ge tirli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hîtân). Duvar, cidar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Haiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş garson .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zehirli bir Asya yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuveyt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) papazdan başka bütün halk; meslekten olmayanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAİD) (i. A. «suOd» dan if.) (mü. müs8ide). 1. Yardım eden, yardımda bulunan. 2. Müsaade eden. Nâ-müsâid, gayrı müsâid = Bir iş! müşkül hâle koyan, zorlaştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. permitting. favorable. opportune. propitious. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. convenient. favourable. available uygun. elverişli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. favorable. favo u rable. friendly. genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTAİDD) (i. A. «uddet» ten if.) (mü. müstaidde). 1. Bir şeye hazırlanmış gibi kabiliyeti olan, istidat sahibi. 2. Terbiye almaya istidat ve kabiliyeti olan, zeki, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediaeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örgü; kıvrım, pli, kırma; f. örmek; kıvrım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; kelimelerle çizilen portre. portrait gallery resim sergisi. portrait painter portre ressamı. portrait bust, portrait statue portre heykel. pen portrait yazı ile yapılan tasvir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portreci, portre ressamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ispatsız olarak komünistlikle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرائط] koşullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. sel; şiddetli sağanak; denizde görülen su hortumu. spate of words ansızın içini dökme, konuşarak boşanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dar yer, geçit, boğaz; s., (eski) dar. straits i., (çoğ.) boğaz; zor durum. the Straits İstanbul ve Çanakkale Boğazları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daraltmak; sıkıntıya düşürmek. in straitened circumstances çok muhtaç vaziyette, büyük darlık içinde, fakir. strait jacket deli gömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlak ve davranış konusunda tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususiyet, özellik; nad. dokunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hain kimse, vatan haini. traitress. i hain kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haince, hıyanet kabilinden traitorously z. hainlikle. traitorousness. i hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sadakatsiz, hakikatsiz; güvenilmez; yanlış; eski inançsız. unfaithfulness i. sadakatsizlik. unfaithfully z. sadakatsiz bir sekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. beklemek; hazır olmak; bekletilmek, durmak; k.dili. ertelemek, bekletmek. wait for beklemek. wait on hizmetçilik yapmak, servis yapmak; ziyaretine gitmek; bağlı olmak; leh. beklemek. wait on one hand and foot birinin etrafmda dört dönmek. wait at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekleme, bekleme süresi; gecikme; ara; pusu; İng. Noel'de sokaklarda çalıp söyleyen müzisyen grubu üyesi. lie in wait pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çengelli dikenleri olan herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garson; bekleyen kimse; tepsi. waitress i. kadın garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ringa familyasından bir çeşit balık yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada veya hayalde görülünce sahibinin ölümüne işaret ettiği farz edilen hayalet, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus. unnecessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by