Gurûr-ı Hikmet | Gurûr-ı Hikmet ne demek? | Gurûr-ı Hikmet anlamı nedir?

Gurûr-ı Hikmet | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gurur hikmet

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) alçaltmak, gururunu kırmak abasement( i) alçaltma, alçalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) utandırmak, mahcup etmek, bozmak; gururunu kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sefil, alçak, aşağılık; gurursuz; köle gibi abjectly (z). alçakça, sefilce abjectness (i) alçaklık, adilik, sefillik.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağa unvan ve hal ve sıfatı. 2. Mec. Kerem, fazi, yüksek makam. 3. Kibir, gurur, azamet.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün nitelikli, gururlu bakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibir, kendini beğenme , kibirlilik, gurur; küstahlık, haddini bilmezlik. arrogant (s). kibirli, marur, azametli; küstah. arrogantly (z). kibirle; küstahça.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büyüklük, ululuk: Azamet-i İlâhîye = Tanrı’nın ululuğu. (Bu mânâ ile başlıca Tanrı hakkında kullanılır; insan hakkında kullanıldığı zaman aşağıdaki ikinci mânâya gelir): 2. Kibir, gurur, büyüklük taslama, bencillik: Bu adamın da azameti çekilir şey değildir. 3. Debdebe, tantana: Geçit resmi pek azametli oldu.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi nefsine çok ehemmiyet verenin hali, enâniyet, gurur, kibir.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüzün ortasında, iki kaşın arasından ağzın üstüne kadar ve iki yanak ve gözün arasında uzanan ve solunuma ve koklamaya yarar iki deliği olan çıkıntılı organ. 2. Uç: Kalemin burnu, mumun burnunu kesmek. 3. Denizin içine girmiş ve dağlık taşlık kara ucu. Ar. Re’s: Boz burun (alçağına dil derler). 4. mec. Kibir, gurur, nahvet: Burnu büyük = Kibirli, gururlu. İtburnu = Yabanî gül, Burunotu = Enfiye. Burnu ucunda = Pek yakın, ta karşısında, yanıbaşında. Burun buruna = Başbaşa, yakından karşı karşıya. Burunperdesi = Burnun iki deliği arasındaki zar. Burundan düşmek = Çok benzemek. Kıh (hık) elemiş burnundan düşmüş = Ana, babaya çok benzeyen hakkında kullanılır. Burun sürtmek = Alçakçasına sokulmak, dalkavuklukta bulunmak, çanak yalamak. Burun şişirmek = Tekebbür etmek, kibirlenmek. Burun kabarmak = Kibir taslamak. Kibirli olmak. Burun kanadı = Burun deliklerinin kapakları. Burundan gelmek = Huzurdan sonra aksine bir hal görüp zahmet çekmek: Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Çiçeği burnunda = Pek tâze (meyve). İnsanlar hakkında da biraz alaylı olarak kullanılır: Çiçeği burnunda genç kız. Danaburnu = Yer altında bitkilerin köklerini kesen muzır bir böcek. Karga burnu = Bir çeşit pens.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hacim bakımından büyük olanın hali, irilik, ululuk, cesamet: Bu dağın, bu ağacın büyüklüğü. 2. Değer ve itibar fazlalığı, kibir, azamet: Tanrı’nın büyüklüğü. Fuzûlî’nin büyüklüğü. 3. Yaşlılık, olgunluk yaşı, ihtiyarlık: Çocuklar daima büyüklüğü arzu ederler. 4. Genişlik, vüs’at: Bahçenin, denizin, deliğin ‘’büyüklüğü. 5. Çokluk, kesret: Servetin büyüklüğü. 6. Şiddet, kuvvet: Bu acının bjjyüklüğü. 7. Kalabalık, çokluk, debdebe: Bu alayın, bu düğünün büyüklüğü. 8. Kibir, azamet, gurur: Büyüklük satıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini beğenmişlik, kibir, gurur; garip fikir, fantazi kavram. self-conceit (i). kendini beğenmişlik. conceited (s). kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hava veya gazı boşaltmak; gururunu kırmak, informal burnunu sürtmek; fiyatları duşürmek. deflation (i). hava veya gazı boşaltma; fiyatların düşmesi, deflasyon. deflationary (s). fiyatların düşmesine sebep olan.

Türkçe Sözlük

(I.) (eski Türkçe’de: tilbe). J. Akıl ve şuuru yerinde olmayan, çılgın. Osm. mecnûn, divâne, meczûb, aklı bozuk. 2. Azgın, iş ve hareketlerinde pervasız. 3. Düşkün, mübtelâ, bir şeye lüzumundan fazla sevgi ve alâke gösteren: Kitap, av, oyun delisi. 4. Her şeyin yabanisi, terbiyesizi, sert ve zararlısı: Deli bal. Dell alacası = Birbirini tutmaz parlak renklerden mürekkep. Deli orman = Pek sık ve azmış orman. Deli ırmak = Çok şiddetle akan, çağlayışı çok kuvvetli nehir. Deli du 4. man = Pek sert ve saygısız muameleli adam. Dell saçması = MAnâsız ve münasebetsiz söz. Delidolu = Rabıtasız, hoppa. Delikanlı — (bk.) Delikanlı. Zır cMi, zır zır doli, kızıl deli = Büsbütün mecnun ve azgın adam. Ne oldum delisi = Beklemediği bir şekilde ulaştığı makam veya servetle çok gurura kapılan. Deliye pösteki saydırmak = Boş şeylerle uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). küçük görme, tepeden bakma, hor görme; kibir, gurur; (f). tenezzül etmemek, hakir görmek, hor görmek. disdainful (s). kibirli, tepeden bakan, mağrur. disdainfully (z). tenezzül etmeyerek, hor görerek.

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek, mutlu etmek, neşelendirmek, coşturmak, gururlandırmak. elated s. mutlu, memnun, sevinçli, bahtiyar. elation i. gurur, sevinç, kıvanç, mutluluk, saadet.

Türkçe Sözlük

(i. A. enâ = ben, zamir, birinci şahıs). Benlik, gurur, hodbinlik, egoistlik.

Türkçe Sözlük

(i.). Benlik ve gururla karışık cahillik ve bayağılık.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ünûf). 1. Burun. 2. mec. Kibir, gurur. Kesr-i enf = Burun kırma, kibir kırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yükseltmek, yüceltmek, paye vermek; övmek, methetmek, göklere çıkarmak; sevindirmek, aşka getirmek, gururlandırmak, heyecanlandırmak; kuvvetlendirmek .

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri aza, fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya müessese için gurur kaynağı olan kişi.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. flr’avniyye). Firavuna ait olan. mec. Kibir, gurur, küfür ve inatla yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., slang yaltaklanmak, yağ çekmek; dalkavukluk etmek; gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkarmak. flatter oneself sanmak, zannetmek, ümit etmek. flatterer (i). dalkavuk, slang yağcı. flatteringly (z). methederek, göklere çıka

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyun kaldıran, başı yukarıda, mec. Kibir ve gurur sahibi.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kibirli, gururlu. 2. Tenbel. 3. Kan dökücü, zâlim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şeref, şan, şöhret; övünme; övgü, medih, sena, sitayiş: parlaklık, şaşaa, haşmet, ihtişam; celâl, izzet: güz. san. hale; f. iftihar etmek, övünmek, çok sevinmek; gururlanmak; güz. san. hale şeklini almak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın duygu merkezi, yüreğin mânevi varlığı, kalb, Fars. dil. Ar. fuâd: Gönlüm istiyor, gönlüme tesir etti, gönül ihtiyarlamaz. 2. mec. Duygu, his, tesir: O adamda gönül yoktur. 3. Muhabbet, şefkat, sevgi: Gönül vermek, bağlamak. 4. Aşk, alâka, ibtilâ: Gönül çekiyor, gönül belâsı. 5. İstek, arzu, heves, meyil, hâhiş: Okumaya gönlü yoktur. O kitapta gönlüm kaldı. Gönül ile, gönülsüz işliyor. 6. Rıza, muvafakat: Bir türlü gönlü olamadı. Ben, onun gönlünü ederim. 7. Cesaret, cüret, şecaat (bu mânâ ile yürek daha çok kullanılır). 8. Kibir, gurur, Ar. taazzum, tekebbür: O adamda hiç gönül yoktur. Pek gönülsüzdür. 9. Ahlak, yaradılış, sîret, tabiat, duygu: Gönlü güzel adam. Onun gönlü kimsede yoktur. 10. Hatır: Gönlünü almak, yapmak, gönül kırmak. 11. Mide: Gönlüm bulanıyor. O yemeği gönlüm almadı. Gönül açılmak = Ferahlamak, neşelenmek. Gönül açıklığı = Ferahlık, neş’e. Gönül almak = Hatır yapmak, memnun etmek, sevindirmek. Gönül eğlencesi = Gönlü dinlendiren şey, Fars. dil-Arâm, dil-firîb. Gönlü olmak = Razı olmak, rıza vermek, muvafakat etmek. Gönlünü etmek = Kandırmak, Osm. ırzâ etmek. İki gönül bir olmak = Sevişmek, Osm. muâşaka etmek. Gönül bulandırmak = Yürek bulandırmak, mide kabartmak. mec. Şüpheyi davet etmek. Gönül bulanmak = Yürek bulanmak, mide bozulmak, kusacak hâle gelmek, mec. Şüphelenmek’. Gönül bolluğu = Kanaat, göz tokluğu. Can ve gönülden = Samimiyetle, arzu ile. Hatır, gönül = İltimas, birini memnun etmek için adalet ve hakkaniyetten ayrılma. Gönlü hoş olmak — Memnun ve hoşnut olmak. Gönül hoşluğu = Memnuniyet, hoşnutluk. Gönülden = Kalben, arzu ile, isteyerek. Gönülden kopmak = (bir sadaka veya iane için) Kendiliğinden verilmek: Herkes gönlünden ne koparsa verir. Gönül darlığı = Hüzün, keder, ıztırap. Gönül kalmak = Kırılmak, hatır kalmak, Osm. münfail ve münkesir olmak. Gönlü kara = Kötülük isteyen, kötü niyetli, yüreği fena. Gönül kırmak = Hatır bozmak, üzmek, kelbini kırmak. Gönlünce = Arzusunca, İstediği gibi.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2.İstek, arzu, heves, niyet. 3.Duygu, his, aşk. 4.Kibir, gurur. 5.Tabiat, huy.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gurur). 1. Parlaklık, parlama, parlayan şey. 2. Fecrin ilk ışığı. 3. Yeni başlayan ay, bir günlük hilâl: Gurre-i garrâ. 4. Hicrî ayların birinci günü: Selh mukabili. Gurre-i Muharrem = Muharremin ilk günü. 5. Atın alnındaki beyaz leke, Ar. sabâh-ül-hayr. 6. (fıkıh) Dü şürülen cenine karşılık suçlu için lâzım gelen diyet, mal.

Türkçe Sözlük

(GURÜR) (i. A ). 1. Boş ve beyhude şeye güvenip aldanma, boş şeylere dayanıp kibir satma: Servetiyle gurur getirdi. 2. Kibir, nahvet, beyhude ve boş şeylerle öğünme: Kibir ve gurur insanı dostsuz bırakır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

pride. vanity. vainness. elation. haughtiness. hauteur. lordliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. kudos. pride. honour. conceit. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceit. pride. vanity. elation. hubris. self-esteem. swollen head.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غرور] mağrurluk. 2.aldanış.

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlu görünmek, gururlu olmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Gururuna düşkün, mağrur, kibirli.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mağrur, kibirli, kendini beğenmiş. haughtily (z.) gururla, kibirle. haughtiness (i.) kibirlilik, gururlu olma, kendini beğenmişlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kibir, gurur, azamet .

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikem). Hakîmlik, hakîm adamın hâli, olgun akıl ve yüksek bilgi: Lokman’ın hikmeti. 2. Felsefe ilmi ve dalları: Hikmet-i ilâhiyye, hikmet-i tabîiyye, hikmet-i riyâziyye, hikmet-i ameliyye. 3. Gizli sır, ne olduğu anlaşılmaz sebep ve gerçek: Bunda bir hikmet vardır, Tanrı’nın hikmeti. 4. Gerçek ve ahlâka ait kısa söz, Ar. mesel: Hazret-i Süleymân’ın hikmetleri. Garip şeyi Acaip! Bunda bir sır var: Hikmet! Hikmet-i hükümet = Hükümet icraatının gerçek sebebi ki, sathî bakışta farkına varılamaz. Hikmet-i tabiiye = Fizik, Fr. physique.

Türkçe - İngilizce Sözlük

reason. wisdom. the divine wisdom. mystery. profundity. profoundness. gnome.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom bilgelik. philosophy felsefe. hidden cause. aphorism. saying vecize. wisdom. philosophy. inner meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. philosophy. real meaning. purpose. point. mystery.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکمت] bilgelik. 2.sebep.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Bencillik, gurur, kibir, Ar. enâniyyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibir, gururlanma, kasılma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «gurûr» dan masdar). 1. Aldanma, mağrur olma, güvenilmeyecek şeye güvenme: Kendisiyle olan eski dostluğa iğtirâren. 2. Gafil bulunma, gaflet halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ehemmiyetli, mühim; gururlu, kibirli, azametli; etkili; nufuzlu, itibarlı. importantly z. önemle, ehemmiyetle; sıkkıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hava ile şişirmek; gururlandırmak; piyasaya çok sayıda kâğıt para çıkarmak. inflatable s. şişirilebilir. inflated s. şişmiş, şişirilmiş; enflasyon haline getirilmiş. inflation i. enflasyon, para şişkinliği; şişkinlik. inflationist i. enflasyon usulü

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırlığı artmaksızın hacmi büyümek, şişmek: Döşek, şilte kabardı; şu yastığın pamuğunu attırsanız çok kabaracaktır. 2. Yükselmek, yukarı çıkmak, taşmak: Su kaynayınca kabardı; dağlarda karların erimesinden nehirler çok kabardı. 3. (hesap ve para) Çıkmak, çoğalmak: Defterimizde masraf kısmı gittikçe kabarmaktadır. 4. (hayvan ve bilhassa’erkek hindi vesaire) Tüylerini ürpertip dikmekle şişmek: Baba hindi kabarmaya başladı. 5. Ekşiyip könürerek yukarı kalkmak, Osm. tahammür etmek: Hamur, şıra kabarmaya başladı. 6. Dalgalanmak, dalga peyda etmek, coşmak: Deniz gittikçe kabarıyor. 7. (çuha vesairenin) Hevı kalkıp bozulmak: Bu çuha pek çabuk kabarır. 8. Tavlanmak, ıslanıp yumuşamak: Vücudun kiri kabarmak. 9. Bulanmak, karışmak: Safram kabardı. 10. Tefahur etmek, övünmek, kibir ve gurur göstermek, kurulmak: O kabarıp durmasın bu İşte bir hizmeti yoktur. Koltuk kabarmak = iftihar etmek.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2.Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Açık san, açık kestane renkli. 2.Kimseyi beğenmeyen gururlu, kendini beğenmiş. 3.Süslü, çalımlı, şık.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, âli, bülent; gururlu, mağrur, kibirli; azametli, çalımlı; çok yüksek (fikir). loftily z. mağrurca. loftiness i. yücelik; kibirlilik, gururluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. efendi, sahip, mal sahibi; hakim, hükümdar; lord (bir asalet unvanı); b.h. Rab, Allah, Tanrı; Hazreti İsa; f. lord payesi vermek. Lord bless me! Aman ya Rabbi! Lord Chamberlain İngiltere'de baş mabeyinci. lord it over someone gururlu dav- ranm

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. amirane, lordvari, lorda yaraşır bir sekilde; azametli, muhteşem, asil; gururlu, kibirli, küstah. lordliness i. azamet; gurur, kibirlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغرور] gururlu, kendini beğenmiş.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Aldanıp güvenilmeyecek bir şeye güvenerek boş bir şeye dayanarak. 2. Gurur, kibir ve azametle: Mağrûrâne hareket, mağrûrâne söylüyor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مغرورانه] gururlanarak, kendini beğenerek.

Türkçe Sözlük

(f.). Gururlanmak.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İstizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2.Kibirli, gururlu.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kibir, gurur, hodbinlik, övünme.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendini yücelt, gurur duy. 2.Zaman vakit. 3.Kez, defa. 4.Önde, ileride olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. honneur’den). 1. Kibir, gurur. 2. Şeref, haysiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Benlik, Ar. enâniyet, gurur (bu mânâsı eskimiştir). 2. Cevher, madde, 3. Özlü ve yapışkan olma. 4. Özlük işleri = ZAt işleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. azametli, gururlu; süslü; saltanatlı, tantanalı, debdebeli. pompousness i. tantana, debdebe; azametli tavırlar, azamet, ihtişam. pompously z. gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Papaya ait; papalık makamı veya yetkisi olan; gururlu; i., çoğ. piskoposun veya papanın resmi esvabı. pontificate i., f. piskoposun ve özellikle papanın makamı veya yetkisi veya hizmet süresi; f. itiraz kabul etmez şekilde konuşmak; salâhiyet

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar; iftihar edilecek şey; (eski) görkem, saltanat, debdebe; aslan sürüsü; f. tüylerini kabartmak (kuş). pride oneself on something bir şey ile övünmek. pride of place en yüksek mevki. false pride

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gururlu, mağrur, kibirli, azametli; onurlu, izzetinefsi olan; haysiyetli; (of ile) iftihar eden; canlı (at v.b.); görkemli; muhteşem, tantanalı. proud flesh tıb. yara içinde veya etrafında mantar gibi şişmiş et. proudhearted s. kibirli. a proud day

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağırbaşlılık, gururluluk.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ağırbaşlı, gururlu.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağırbaşlılık, gururluluk.

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çok övünen, gururlu kimse. 2.Sevinçli, neşeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öz saygısı, izzetinefis, onur, haysiyet; hodpesentlik, kendini beğenme, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alçak, gurursuz, hakir, aşağılık; köleye veya hizmetçiye ait; köleye yakışır, köle olarak kullanılan. servilely (z.) köle gibi. servileness, servility (i.) gurursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gurur.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yukarıya sıçrama, atlama. 2.Yukarıdan atıp tutma, gururlu davranış. 3.İlmiyyede rütbe, derece alma.

Türkçe Sözlük

(i. A. «huşû»dan). Tevazu gösterme, kibir ve gururdan uzak olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sokulur takılır, portatif; i. portatif alet; (A.B.D.), k.dili. gururunu kırma.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Mağrur, gururlu. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Toy, deneyimsiz. 2.Ürkek, çekingen, utangaç. 3.Mağrur, gururlu. 4.Fidan. 5.Toksöz. 6.Balık ağı.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu hükümdar.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurnaz, açıkgöz, düzenci. 2.Efe. 3.Çok genç, delikanlı. 4.Zengin. 5.Saygın kimse. 6.Sakin, gururlu.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Semiz, şişman. 2.Zengin. 3.Kibirli, gururlu.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tüyü çıkmak, bıyık ve sakalı gelmek: Erkekler ekseriya yirmi yaşlarında tüylenirler. 2. mec. Gururlanıp böbürlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide şişkinliği; şişkinlik, kabarıklık; kibir, gurur.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Egoistlik, mağrurluk, kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kibirli, gururlu, kendini beğenmiş, mağrur; gösterişçi; boş, beyhude, nafile; kıymetsiz, verimsiz, değersiz; hükümsüz, faydasız, manasız. a vain hope boş ümit . in vain boş yere, beyhude yere; hürmetsizce . vain'ly z. boşuna, boş yere .vain'ness i .

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, gururlu. vaingloriously z. mağrurca, gururla. vaingloriousness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı derecede kendini beenmişlik, boş gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibirlilik, kendini beğenmişlik, fazla gurur; gösteriş, caka; boş şey, abes şey, beyhudelik. vanity case makyaj çantası. Vanity Fair gösteriş dünyası; moda ve eğlence dünyası. vanity publisher yazarın bütün masrafları karşılaması kaydıyle kitap ya

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş. 2.Kılıç, bıçak vb. kesici yüzü. 3.Kaya. Sarp yer, uçurum. 4.Şimşek. 5.Kuvvet, kudret. 6.Onur, derece. 7.Çalım, gurur.

Türkçe Sözlük

(i.). Gururunu sarsacak derecede yalvarmak: Yüzsuyu dökmek.