Gut ne demek? | Gut anlamı nedir? | Gut

Gut anlamı nedir?

Gut ne demek?

Gut anlamı nedir?

Gut | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: gut

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Damla hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. goutte

tıp damla hastalığı

Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow passage of water; as, the Gut of Canso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An intenstine; a bowel; the whole alimentary canal; the enteron; bowels; entrails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the prepared entrails of an animal, esp. of a sheep, used for various purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Catgut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sac of silk taken from a silkworm , for the purpose of drawing it out into a thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This, when dry, is exceedingly strong, and is used as the snood of a fish line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take out the bowels from; to eviscerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plunder of contents; to destroy or remove the interior or contents of; as, a mob gutted the house. remove the guts of; 'gut the sheep' empty completely; destroy the inside of; 'Gut the building'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The alimentary canal A term used when describing fish larvae. A narrow passage such as a strait or INLET A CHANNEL in otherwise shallow water, generally formed by water in motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good , fine , good , O.K. , OK , okay , sweet , well , manor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ted, ting) bağırsak veya mide; hazım sistemi; çalgı kirişi; dar geçit; (f.) bağırsaklarını dışarı dökmek; yağma etmek; (binanın) içini tamamen tahrip etmek (yangın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söğüt ağacının bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruddy sheldrake. fool. bumpkin. clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan. Osman Gazi’nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş, bağırsaktan yapılan çalgı teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Suyun içine bir kere dalıp çıkma: Denize düşüp bir iki gûta yedikten sonra çıkarıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya dilinden). Sumatra ve o çevredeki adalarda yetişen bir cins ağaçtan çıkarılan, zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiding. control. drive. management. guidance. administration. conduct. administrative. governing. driving. dispatching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öne katıp sürmek, sevketmek: Develerini güdüyordu. 2. Otlatmak, Osm. râ’yetmek: Çoban, koyunlarını, sürüsünü gütmekle meşgul İdi. 3. saklamak, tutmak, Osm. hıfzetmek: Kin, garez güdüyor, babasının huyunu gütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd. to goad on. to herd. to cherish. to nourish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to herd. to cherish / a grudge / an ambition / an aim. to nourish. to pasture. to lead. to administer. to direct. to drive. to conduct. to control. to govern. cherish. foster. shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağırsaklar, hazım sistemi; argo cesaret, metanet; teşebbüs. gutsy (s.), argo cesur, gözüpek, atılgan; sakınmasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eczacılıkta bir damla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gütaperka ağacından elde edilip tecrit maddesi olarak kullanılan beyaz öz, Sumatra zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) damlaya benzer; benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hendek, su yolu, oluk; (f.) hendek açmak, su yolu kazmak; oluk gibi akmak; eriyip akmak (mum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sokak çocuğu, köprüaltı çocuğu, küçük külhanbeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) oburcasına yemek yemek, (colloq.) silip süpürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gırtlağa ait; boğazdan telaffuz olunan; (i.) gırtlaktan veya ağzın arka kısmından çıkarılan ses; bu sesleri temsil eden harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜR) (i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Kütür kütür erik yiyordu, (bk.) Kütür.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mengüer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasihat, Fars. pend, Öğüdünü almış = mec. Dersi verilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice. a piece of advice. counsel. admonition. recommendation. sermon. warning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice. guidance. pointer. recommendation. tip. counsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommendation. admonition. advice. counsel. exhortation. injunction. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bir kimseye yapması ya da yapmaması gereken şeyler için söylenen söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasihat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nasihat vermek. 2. Fitlemek, kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to advise sb to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Öğütmek işi. 2. Kırdırılmış, aşlık buğday vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. grinding. granulation. trituration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. milling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (tahılı). Değirmende ezip un yapmak: Buğday öğütmek, mec. Çok yemek, birçok yemeği hazmetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grind. to grind. to digest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grind sth to a powder to digest food. to granulate. to pulverize. to mill. to grain. to comminute. to triturate. grind. grind into / to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezip un yapan. Öğütücü dişler = Azı dişleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. grinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmende ezilip un edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Saklanarak yanaşma, izinden yürüme. 2.Hücum etmek için elverişli y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (orang-outang Malayca «yaban adamı» demektir). İndonezya’da yaşayan büyük bir maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Teşkilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. organism. organ. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization. body politic. machine. opposite number. organism. outfit. packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize. to make into a group which has an organizational structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to become organized teşkilatlanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to be made into a group possessing an organizational structure. gang up against / on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to become organized teşkilatlanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to be made into a group possessing an organizational structure. gang up against / on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational. organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational. organic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. düşük kalite viski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İhsan, bağış, ödül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Ekseri sulak yerlerde olup yaprağı uzun ve acı, kabuğu kolay soyulur bir ağaç. Söğütgillerin örnek bitkisi: Akça, kızıl, kara, gökçesöğüt, sazsöğüt, salkımsöğüt vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(bid): Söğütgiller familyasından; genellikle su kenarlarında yetişen boylu veya bodur bir ağaçtır. Kışın yaprak döker. Yaprak dökmeyenleri enderdir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 35 kadar türü vardır. Dal kabuklarının içeriğinde salisin glikozidi ve tanen vardır. Ev ilaçlarında kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. İshali keser. Kanamayı dindirir. Mikropları öldürür. İştah açar. Vücuda kuvvet verir. Romatizma ağrılarını dindirir. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Uykusuzluğu giderir. Sinirleri yatıştırır. Aybaşı kanamalarını düzenler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigerating. cooling. refrigeration. estrangement. alienation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigerating. refrigeration. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıcaklığı giderip soğuk yapmak: Suyu ne ile soğutuyorsunuz? Bu yemeği çok soğuttunuz. 2. (mec.) Sevgi ve iyi münasebete bir dereceye kadar halel getirmek, iki kişinin arasını açmak: Onu bizden soğutacak bazı hâdiseler oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. refrigerate. alienate. disincline. estrange. indispose. offput. wean. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienate. chill. cool. estrange. refrigerate. to cool. to chill. to alianete. to estrange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cool. to cause sb to lose his love, desire or enthusiasm for. to put sb off sth / sb. chill. disaffect. refrigerate. wean from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigerating. refrigerant. cooler. refrigerator. refrigerant. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooler. freezer. refrigerator. frigorific. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooling agent. refrigerator. cooling. refrigerative. refrigeratory. cooling element. radiator. evaporator. frigorific. chiller. cooler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cooled. to be put off sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طاغوت] büyücü. 2.şeytan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Konut, oturulacak y(Erkek İsmi) 2.Ünlü Türk denizcisi Turgut Reis’in adı.

İsimler ve Anlamları by