Hûk ne demek? | Hûk anlamı nedir? | Hûk

Hûk anlamı nedir?

Hûk ne demek?

Hûk anlamı nedir?

Hûk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hûk

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوک] domuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of domestic relations. family law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmünce, hükmiyle: Bihükmi kader = Kader hükmünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmünce, hükmiyle: Bihükmi kader = Kader hükmünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penal law. criminal law. criminal / penal law. crown law. penal code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i polo oyununun devrelerinden biri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty. maritime law. marine law. admiralty / maritime / naval law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, hüküm, lillâh = Allah’ındır). Hüküm Allah’ındır (tevekkül ve teselli tâbiridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air legislation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hakîm). Hakimler, bilgeler, (bk.) Hakîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâkim). Hâkimler, yargıçlar, (bk.) HAkim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hüküm yoluyla hükmünde ve değerinde olarak: Teyze hükmen annedir, anne hükmündedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the decision of a referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. dominate. rule. to rule. govern. to sentence. judge. to consider. believe. to dominate. to judge. to conclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rule. to govern. to decide. to conclude. to award. to judge. to adjudge. to hold dominion over. control. dominate. possess. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hükümle ilgili. Hükmî şahsiyet = Hukuk bakımından kendisini meydana getiren.varlıkların üstünde sayılan şahsiyet, varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial. corporate. nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. judicial. nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juridical personality legal status. legal personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). 1. İhtikan Aleti, şırınga. 2. ihtikan edilen ilâç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقنه] şırınga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hak). 1. Haklar. 2. Kanunlar ilmi. 3. Kanunların ceza ile alâkalı olmayıp alacak, verecek davalarını ilgilendiren kısmı: Hukuk davası, hukuk mahkemesi. 4. Dostluk, ahbaplık: Onunla hukukunuz eskidir, (bk.) Hak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. juristic. juristical. law. jus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurisprudence. law. law tüze. rights haklar. friendship ahbaplık. dostluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. jurisprudence. jus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حقوق] hukuk. 2.haklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقوق سياسيه] siyasal hukuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Haklara saygılı, geçmişi unutmayan, vefalı ve sadık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Hukuk ilmini bilen. 2. Vefâlı insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hukuku meslek edinen kimse (asıl mânâsı: hukuk müthassısı, hukuk bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. legist. lawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. lawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. barrister. gentleman of the robe. jurisconsult. counsellor at law. lawyer. legist. legal practitioner. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. in jure. legally. on from a point of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hukuka ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial. legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. juridical. jural. juristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقوق شناس] hukukçu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm). 1. Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır. 2. Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor. 3. Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu. 4. Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6. Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir. 7. İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek = 1. Hâkim olmak, hükümet etmek. 2. Cârî olmak. Hükmü geçmek = 1. Emri nüfuzlu ve cârî olmak. 2. Kuvvet ve tesiri geçmek, c. 1. Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye. 2. Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye. 3. Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative low. administrative law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulaşma mânâsıyla «lihek» yerine kullanılmışsa da galattır. Arapça’da «lüzum» mânâsına gelip bizde kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sahk» dan imef.) (mü. meshûka). Dövülmüş, ezilmiş, toz hâline konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. prejudice. preconception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive law. positive / substantive law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jus naturale. natural law. law of nature. the law of nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customary law. unwritten law. common law. traditional law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A.). Gülüşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iühûk»dan). Birbiri arkasından gelip birleşme, birbirine katılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dahk» tan). Gülecek şey, şaka.

Türkçe Sözlük by