Hab-nak ne demek? | Hab-nak anlamı nedir? | Hab-nak

Hab-nak anlamı nedir?

Hab-nak ne demek?

Hab-nak anlamı nedir?

Hab-nak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: hab nak

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykulu, uykusu gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu, ıslak, nemli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah’ın kulu. (bkz.el-Habir). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, güvenilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Kitap biçiminde bir çeşit takvimdir. Yılın bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi belli günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler verir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. almanach

yıllık

Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşlemci ve RAM gibi, bir bilgisayarın hayati önem taşıyan bileşenlerinin bulunduğu ana devre kartı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. anachronisme

tarih yanılgısı

Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Terlemiş, ter içinde kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahip). Sahipler. (bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصحاب] dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahib’in çoğulu. 2.Hz.Muhammcd (s.a.s)’i görüp ona tabi olan kişil(Erkek İsmi) İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek neslidirl(Erkek İsmi) Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah’ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(|. F.). Ateşli, hararetli, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Haberi olan. 2. Akıllı, zekî. 3. ihtiyatlı, tedbirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BACANAK veya BECANAK (i. «bacı» dan müştak olarak aslı «bacınak» tır. Arapça ve Farsça’dan mürekkep «bâcenâh» olduğunu kabûl ve öyle yazmak beyhûde külfettir). Birbirine nisbetle iki kızkardeşln kocaları: Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ile bacanak idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. wife's sister's husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the husband of one's wife's sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tentürdiyot, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 5 damla tentürdiyot katılır, karıştırılır. Gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinsy. tonsilllitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barınılacak yer. 2. Yurt, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. housing. hiding place. harbor. harbour. asylum. burrow. cove. haven. refuge. repair. sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. harbour. haven. housing. refuge. shelter. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. sanctuary. asylum. booth. burrow. haven of rest. house of refuge. let- out. port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Çekinmeksizin, pervâsız, bir kayda tâbi olmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی محابا] çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, Adaçayı, Arpa, Havuç suyu

Hazırlanışı : Bir litre saf sirkeye batırılan tülbent, boğaza sarılır. Yatmadan önce de ayak tabanları sirke ile oğulup, kurulanır. Veya Ilık adacayı ile gargara yapılır. Yada aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir.Bir başka tedavi de Arpa çayı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosna ahalisinden veya onların soyundan olan kimse. Boşnak güzeli: Al yanaklı, sarı saçlı, ablak yüzlü güzel. Boşnaklar, Müslüman’dır. Bosna’daki Hıristiyanlar ise, Sırp ve Hırvat’tır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosnian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı Müslümanların konuştuğu Sırp Hırvat lehçesi ki, son zamanlara kadar Arap alfabesi ile yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. in one's dotage. dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. dotard. demented. arrage. silly. touch in the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Körfez, liman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yayvan toprak kap, topraktan yemek kabı, kasa; çanak çömlek vesaire. Çanak üzengi = Eski biçim geniş üzengi, mec. Çanak tutmak = 1. Dilenmek. 2. Kötü bir hareketi hak edecek şekilde hareket etmek. Baş çanağı = Kafa kemiği. Dilenci çanağı = Keşkül. Kan çanağı = 1. Kanla dolu, kıpkırmızı göz. 2. (botanik). Çiçeği en dıştan kucaklayan yeşil yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. pot. calix. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bowl. crock. crockery. earthenware. pot. calyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthenware pot. biscuit. clay. crock. crockery. dish. hull. ovenware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crockery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pots and pans. earthenware. crock. utensils. kitchen utensils. pottery ware. brown ware. crockery. wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Çanak gibi, çanağı andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılmış mal, kaçak mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yırtıcı hayvanların pençe ve tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİNEKOP) (i.). Lüferin küçüğü olan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 15-20 tanesi 1 kilo gelen lüfer çeşidi, (bk.) Çınakop.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zool). yılanbalığı şeklinde küçük ön ayakları olan bir çeşit semender.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Suçlu, kabahatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Seçim bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. prop. rest. base. abutment. anchorage. fulcrum. ground. hinge. mount. pivot. shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote. rest. shore. support. base. basis. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. base. basis. baseline. bracing. resource. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dertli, kederli, mahzun, mükeder.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla kullanılan sabun, deterjan, boyalar ve bazı bitkilerin neden olduğu bu hastalığa tıp dilinde Dermatit denir. Tedaviye deride iltihaplanmaya sebep olan şeyi belirleyip, onu terk etmekle başlanır. Sonra aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nişasta, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 çorba kaşığı nişasta konur. Karıştırılarak eritilir. Sonra bu suya bastırılan temiz bir bez, iltihapların üzerine sarılır. Kurudukça değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). dishabille.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Glossit denilen bu iltihaplanmanın nedeni, çürük dişler, dişeti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık haline getirmiş olmaktır. İhmal etmemek gerekir. Çünkü dil kanseri veye dil ülseri belirtisi de olabilir. Mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yapılacak ilk iş, sigarayı bırakmak, çürük dişleri tedavi ettirmek, ve kötü alışkanlıkları terk etmektir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mersin yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç mersin yaprağı konur. 20 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev elbisesi; yarı giyinmiş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işleme, geçme, tesir. 2. Zarar verme, bozma. 3. Başa vurma, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duyacak Alet. Ar. lâmise. 2. Hayvan ayağının tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Düşünen, düşüncesi olan. 2. Tasalı, gamlı, kederli, Osm. mağmum, mükedder. 3. Şüphe ve vesvese eden, vesveseli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اندیشناک] düşünceli. 2.kaygılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tasalı, kaygılı, kederli, gamlı. Ar. mükedder, mağmûm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسفناک] üzücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اصحاب] sahipler. 2.ashab.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli, Fars. şâd, şâdân. Ar. mesrur, münşerih-ül kalb. 2. Türk musikisinin mürekkep makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.b.s.) (Kadın İsmi) - Sevinçli. - Türk müziğinin mürekkeb makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kederli, üzgün. Ar. mükedder, mahzun, mağmûm: Kendisini pek gam-nâk gördüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غمناک] kederli, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gazaplı, öfkeli, kızgın. Ar. hadîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayıcı, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه ناک] ağlamaklı, ağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 4 bardak kaynak suya 1 çay kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılır. Günde 3 kere göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür. Üşütme sonucu ortaya çıkan gözbebekleri iltihabında, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyan kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 50 gram meyan kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyku, Ar. nevm: Hâb ve râhatını terk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: House Air Waybill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HIV/AIDS Bureau The bureau within the Health Resources and Services Administration of the DHHS that is responsible for administering the Ryan White CARE Act Within HAB, the Division of Service Systems administers Title I, Title II, and the AIDS Drug Assis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for harmful algal blooms, also known as marine phytoplankton blooms or red tides In this naturally occurring phenomenon for which instances are reported for around 300 species blooms with cell concentrations of several million per liter occur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواب] uyku. 2.rüya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykusu gelmiş, uyuklayan veya uykudan yeni kalkıp daha lâyikıyle gözlerini açmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyku yeri, yatak ve yatak odası. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uyuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak odası, yatakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykulu, uykusu gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حباب] hava kabarcığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Suyun üzerine yağmur damladıkça hâsıl olan kabarcık ki, hava ile dolu olup suyun üzerinde yüzer (eski şairlerimize sermaye olan kelimelerdendir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبابه] hava kabarcığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «habis»). Kötülükler, yaramazlıklar, kötü işler. Ummül-habâis = Kötülüklerin anası ki, eski dilde içki yerine kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبائث] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلود] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلوده] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Küba menşeli bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Cuban dance in duple time music composed in duple time for dancing the habanera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slow, rhythmic dance of Cuban origin, also poular in Spain The name is derived from Havana, Cuba's capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban dance of Spanish origin, the first major Latin influence on U S music around the time of the Spanish-American War Provided the rhythmic basis of the modern tango, which makes its influence in 20th century American music difficult to trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 19th century Cuban song and dance form that is slow to moderate in tempo and in duple meter. music composed in duple time for dancing the habanera. a Cuban dance in duple time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Küba'da yapılan bir dans; bu dansa göre müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötülük, yaramazlık, fenalık, haylazlık: Habâsetine diyecek yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خباثت] kötülük, alçaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حب] çekirdek, tohum. 2.hap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Erkek ve kız çocuklarının alınlarında ve yüzlerinde çıkan kabarcıklar, ergenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Halk dilinde abdülleziz denilen, Akdeniz bölgesinde ve Afrika’da yetişen bir ağacın dut kurusu şeklinde ve büyüklüğünde olan yağlı ve tatlı yemişi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güney Arabistan’da bir kasaba.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبات] hava kabarcıkları. 2.haplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubz» den imüb.). Ekmekçi: Habbtzin = Eekmekçi esnafı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خباز] ekmekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hubûb ve bunun cem. hubûbât). Tane. Habbeyi kubbe yapmak = Mübalâğa etme. Habbe-i vâhide (bir habbe) = Hiç (Osm. menfi cümlelerde geçer). Habbe-tüs-sevdâ = Çörekotu. c. Zahire, buğday, arpa, çavdar gibi ürünler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبه] taneler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبهء حضرا] çitlembik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبهء سودا] çörekotu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Ne güzel, ne kadar lâtif, zehî! Habbezâ bâğçe-i pâdşeh-İ rûy-i zemini (Neft).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبذا] ne güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب البلوغ] ergenlik sivilcesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواب جامه] gecelik. 2.pijama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) ihzar emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kasma, kısaltma. 2. Arüz’da, fâilâtün kalıbını fâilün hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahbâr). I. Bir vakanın tebliği, bir hâdiseden, hazır bulunmayanlara verilen malûmat, bilgi, havâdis, asıl Türkçe’si: Salık. Haber gelmedi; o işden bize haber veren olmadı; bir şey olursa ben size haber ederim. 2. İlim, vukuf, malûmat, bilgi: Fenden, senattan haberi yoktur; bu işden haberim olmadı. 3. Hadîs-i şerif = Peygamberimiz’in sözleri ve fiilleri: Haberde böyle denmiştir. 4. (edebiyat) Gramerde bir isme yakıştırılan sıfat, müsnet: «Allah büyüktür» denildiğinde «Allah» mübtedâ ve «büyük» haberdir. 5. (edebiyat) Olayı bildiren bir fiil veya cümle; mukabili: İnşâ. Bî-haber = Bir işten haber ve bilgisi olmayan, vukufsuz, malûmatsız, gafil (tersi olan «bâ-haber» tâbiri kullanılmayacak kadar soğuktur). İlmühaber = 1. Bir şeyin alındığını gösteren resmî senet. 2. Bir hususu göstermek üzere ekseri muhtarlarca verilen resmî kâğıt. Kara haber — Birinin ölümü hakkında akrabasına verilen haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. information. knowledge. report. communication. datum. gen. griff. griffin. info. item. message. word. tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. information. message. news. notice. report. steer. tidings. word. knowledge. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information. message. news. word. aviso. broadcast. communication. dope. gen. griff. hearsay. intelligence. news item. piece of views. predicate. report. tidings. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبر] haber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staple of news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. declare. notify. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb know. to inform (on sb. to report. to give out. advise. announce. call. declare. denounce. herald. inform. notify. peach. tell. wise up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber veren, haber getiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. forerunner. courier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. harbinger. herald. precursor. reporter. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. forerunner. herald. messenger. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herald. messenger. forerunner. courier. delivery boy. floor manager. harbinger. message bearer. monitor. precursor. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. haber, Fars. dâşten = tutmak, mâlik olmak). Bir işten haber ve malûmatı olan, Ar. habîr, malûmatlı, vâkıf, Fars. Agâh: Vaktiyle haberdar olamadım; beni işden haberdar ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. hip. knowing. on to. cognizant. au fait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aware. informed. knowing. aware of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. aware. cognizant. in the known. in the know. in the swim. well- informed. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خبردار] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer) (mü. haberiyye) Bir olayı haber veren (fiil ve cümle): Haberi fiil, cümle-i haberiyye. Mukabili: inşâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence. intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine haber göndermek, biribirine malûmat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspond. communicate. intercommunicate. speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. communicate. to communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to communicate with one another. communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haberi olan, haberi olarak: Haberli gelseydiniz, hazırlanırdık. Onlar haberli geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. having knowledge about. having been notified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haber almamış, haberi olmayan, haber verilmemiş: Her şeyden habersiz bir halde... Haber vermeden: Habersiz geliverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaware. not knowing. uninformed. unannounced. ignorant. insensible. insensible of. oblivious. unbeknown. unbeknownst. unconscious. unknowing. unwitting. without notice. in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensible. unaware. unawares. uninformed. without warning. without a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant of. without warning. without giving advance notice. oblivious. unaware. unknowing. unwitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unexpectedly. unawares. at unawares. unbeknown. unbeknownst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without warning. without telling anyone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Doğu Afrika’da bir memlekettir ki, ahalisi zenci olmadıkları halde esmer ve Hıristiyan’dır. Aslında birkaç ayrı ırktır. 2. Habeş ahalisinden olan veya onlar gibi siyah ile beyaz arasında koyu esmer renginde bulunan adam: Habeş bir köle, bir cariye (doğrusu Habeşî’ dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Abyssinian. an Ethiopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبشه] Habeşistan. 2.Habeş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Habeşiyye). Habeş memleketi ahalisinden veya bunlara mensup ve ait yahut bunların renginde olan: Habeşîler, zenci değildir; lisân-ı Habeşî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابگاه] yatak odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canbaz ayaklığı, Fr. 6chasse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşsiz, güçsüz, kaygısız, bir işle meşgul olmayan ahmak ve haylaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hub» dan smüş.) (mü. habîbe) (c. ahbâb, ahibbâ). Sevilen, sevgili, dost. Habîbullah = Tanrı’nın sevgilisi yani Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبيب] sevgili. 2.dost. 3.Hz. Muhammed

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevgili. Seven, dost.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Habib)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın sevgilisi. Hz.Peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hâbîde-gân). Uyuyan, uyumuş, uykuya dalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâbîde). Uyuyanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Hazret-i Adem’in oğullarından biri, Kabil’in kardeşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyücü, sihirbaz, afsuncu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Habil. Hz.Adem’in oğullarından, Kabil’in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) , (çoğ.) elbise, kıyafet, kılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nar tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den smüş.). Haber ve malûmatı olan, bilgili, Osm. agâh, vâkıf, haberdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبير] haberli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2.Cenab-ı Hak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubs» dan smüş) (mü. habîse). 1. Kötü, fena, fasit: Ervâh-ı habise = Kötü ruhlar, cinler. 2. Habâset eden, fesatçı, yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. vicious. wicked. malignant kötücül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. bad. malicious. malignant. felon. pernicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبيث] kötü, pis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. habâis). Fenâ huy, fenâ hal, çirkin şey, kötü hareket, kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubut» tan if.) (mü. hâbite). Aşağı inen, düşen, hubut eden. Tedrîc-i hâbit (edebiyat) = Bir şeyi tarif ederken vasıf bakımından yukarıdan başlayıp aşağıya inmek: Alim, kâtip, hoşgû bir edam (aksine tedrîc-i sâid denir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy; iptila, düşkünlük; zihni yapı, kafa; yaradılış, tıynet; elbise, kıyafet, kılık; din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet; (biyol.) özel olarak büyüme veya yetişme. habitforming (s.) iptilâ hası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) giydirmek. habited in giymiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) oturulabilir, ikamete elverişli habitabil'ity, hab'itableness (i.) oturulacak halde olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural abode, locality or region of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Place where anything is commonly found. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a plant or animal species naturally lives and grows; or characteristics of the soil, water, and biologic community that make this possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which an organism or biological population lives or grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place and conditions in which an organism lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which a population or individual lives; includes not only the place where a species is found, but also the particular characteristics of the place that make it especially well suited to meet the life cycle needs of that species Habitat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or environment where a plant or animal naturally or normally lives and grows. the natural home of an animal or plant; the sum of the environmental conditions that determine the existence of a community in a specific place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population lives and its surroundings, both living and non-living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural environment/area/location in which where an organism normally grows. the area in which an animal, plant, or microorganism lives and finds the nutrients, water, sunlight, shelter, living space, and other essentials it needs to survive Habitat l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific area or environment in which a particular type of plant or animal lives Components of a habitat include food, water, and shelter. the place where an organism lives and/or the conditions of that environment including the soil, vegetation, water,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or community where a plant or animal lives and grows. the place where an organism naturally lives, grows, and interacts. the place where an animal or plant lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific area or environment in which a particular plant or animal lives An organism's habitat provides all of the basic requirements for the maintenance of life For example, typical coastal habitats include beaches, marshes, rocky shores, bottom sedi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where an animal or plant naturally lives and grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population or community lives and its surroundings, both living and non-living. The native environment or specific surroundings where a plant or animal naturally grows or lives The surroundings include physical factors such as temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural home or environment of an animal or plant. the place where a species normally lives. the place or type of site where an animal or plant naturally or normally lives and grows; the arrangement of food, water, shelter, and space suitable to an an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific environment in which an organism lives and on which it depends for food and shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The location and environmental conditions in which a particular organism normally lives. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) âdet, itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müdavim, daimi ziyaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitude; mode of life; general appearance. person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'. constitution of the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gebelik, hami.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. ip, urgan, Fars. resen. 2. (anatomi ve botanik). İp gibi bağlayıcı şeyler. Habl-i metin = Selâmet vasıtası. Habl-i mevhum = Daima olacak gibi görünüp de gittikçe uzaklaşan istek. Habl-ül-verid Ensedeki kalın sinirler (Fr. «cable» (kablo) ismi «habl» Arapça kelimesinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل] ip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوابناک] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب نامه] rüya tabiri kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ehbâr). Benî İsrail Alimi ve umumiyetle bir kavmin Alim ve hukukçusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبر] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haps.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حبس] hapis. 2.tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حبس خانه] hapishane, tutukevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşılıklı münakaşada muhâtabını susturmak, Osm. iskât etmek (aşağıdaki Ar. kelime ile aynı olup, Ar. da bu maddede geçen mânâya gelmez).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanılma, hata (asıl mânâsı körcesine önünü görmeyerek basıp yürümedir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط] yanlış hareket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط و خطا] yanlış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boğucu, boğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkulu, muhâtaralı, tehlikeli, emniyetsiz: Bir rlh-ı hatar-nâk = Tehlikeli bir yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطرناک] tehlikeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خوفناک] korkulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Meyil ve arzusu olan, hevesli, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هولناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM-NAK) (i. F.). Hiddetli, gazabl ı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. tıp) («hunnâk» gibi çift n ile yazmak yanlıştır). Boğaz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hunâkıyye). Boğaz hastalığına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خناق] boğmaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Uyu yavrum! Haydi uyu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin konup, karıştırılır. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çay bardağı dolusu arpa konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(a uzun ve k kalın) (i. A. masdar). Boğazın sıkılıp tıkanmasıyle nefes alamama, boğulma, (tıp) lhtinâk-ı rahm = Vaktiyle, rahmin tıkanmasından meydana geldiği sanılan ve kadınlarda görülen asabî bir hal ve hastalık, Fransızca: hysterie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختناق] boğulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehb.den masdar). 1. Alevlendirme, tutuşturma. 2. İltihaba uğratma, şişirip, cerahatlandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of proof. certifications. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İltihap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ التهاب] alevlenme. 2.yangı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. iltihâbiyye). iltihâba ait: Asâr-ı lltihâbiyye = İltihap eserleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmaz, çurümez, yokolmaz. imperishableness i. bozulmazlık, çürümezlik, yok olmazlık. imperishably z .zeval bulmadan, yok olmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNAK) (i.). 1. Sözüne inanılır, Ar. mûtemed, mu’temen. 2. Müşavir, müsteşar. 3. Rey, istişare, danışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Boyuna sarılma, sarmaşma, kucaklama, Ar. muânaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aşın güzelliği ve çekiciliği ile hayat verme, verilme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic dogmatik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaklaşılamaz, erişilemez; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülemez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakin olmak, ikamet etmek, içinde oturmak. inhabitable s. içinde oturulur, oturmaya elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hunk» tan masdar). Boğulma, bunalma, nefes tutulma (ihtinak gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتخاب] seçme. 2.seçilme. 3.seçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. intihâbât). 1. Seçme, seçim, bir şeyin en iyisini ayırıp alma: Filan eserden birkaç şiir intihap ettim. İntihap olunmuş kitaplar. 2. Millet meclisi, idare meclisi, belediye için üye seçimi. 3. İstekliler içinden en muktedir ve lâyık olanların seçilmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتخابات] seçimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. intihâbiyye). Seçimle, intihapla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kusur bulunamaz, aleyhinde söylenecek bir şey olmayan. irreproachableness (i.) kusursuzluk irreproachably (z.) kusur bulunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ispanakgillerin örnek bitkisi (spinacia oleracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(spinacia oleracea): Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. İçeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunur. Kullanıldığı yerler: Vücudun dayanıklılığını artırır. Kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderir. Soğuk algınlığına karşı korur. Kalp ve gelişme bozukluğunu giderir. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderir. Kan miktarını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Kanser ve veremden korur. Hamilelerde faydalıdır. Doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlar. Yara, yanık ve dolamada da faydalıdır. Dişlerin çürümesini önler. Şişmanlık ve şeker hastalığına da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ıspanaktır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). Yanına alma, beraber götürme: Kitabını istishâb ederek gitti. Bil-istishâb = Beraber alarak, ...le birlikte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتناکار] özen gösteren, itinalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel kokulu, güzel kokusu olan, güzel kokulu esans veya yağ sürülmüş: Itr-nâk elleriyle; baharda çayırçayırlardan gelen ıtır-nâk rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عياب و ذهاب] gidiş geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion. transfusion blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii Adalarının yerlisi; Büyük Okyanus adalısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kart câriye, geçkince halayık, karavaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalbur ve def gibi şeylerin tahta çenberi. 2. Nakış işlemek için gergef yerine kumaş germeye mahsus tahtadan enli çenber: Kasnağa germek. 3. Bu çenberde, kolay bir tarzda işlenen nakış: Kasnak işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. hoop. embroidery frame. pulley. stretcher. cylinder. taboret. tabouret. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. tambour. hoop. rim. embroidery frame. embroidery hoop. belt pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. wide hoop or rim. hoop or rim of a sieve or tambourine. embroidery hoop. grooved rim of a wheel. rotor. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasnak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İki şeyin yapıştıkları yer, kenet yeri: Bunun kaynağı nerede? 2. Sırt etlerinin but etlerine yapıştığı yer: Kaynakları çıkık. 3. Bir şeyin çıkageldiği ilk yer, menşe. 4. Ar. me’haz: Başvurulan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden kaynayıp çıkan su pınarı, ufak pınar, Ar. menbâ, ayn: Orada bir kaynak vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı ve büyük kuşun keskin pençesi, bk. Kıynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı y(Erkek İsmi) 2.Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography bibliyografya. bibliyografi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynak yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder's work. welding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kederli, tasalı, gamlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کدرناک] üzüntülü, kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermit ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kitre, zeytinyağı.

Hazırlanışı : Geniş bir kaba 1 avuç kuru üzüm ve 2 çorba kaşığı kitre konur. Ezilerek karıştırılır. Üzerine 1 çay bardağı zeytinyağı ilave edilir. Tekrar karıştırılır. Sonra temiz bir gaz bezine doldurulup, yaranın üzerine kapanır. Bu işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak mafsalı, parmağın çıtlayan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. qinquina). Amerika’dan gelen acı bir ağaç kabuğu; kinin bundan çıkar ve kuvvet için de şarap vesaire ile içilir: Kınakına şarabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kontestozu): Kökboyasıgiller familyasından; anayurdu Peru ve Bolivya olan ve sanayii bitkisi olarak Cava, Güney Hindistan, Kolombiya, Seylan, Guatemala, Kamerun ve Kongo gibi tropikal ülkelerde yetiştirilen 15-20 metre boyunda bir ağaçtır. Kabuğundan kinin çıkarılır. Kınakınanın içeriğinde kinin, kinidin, kinşonin, singol, kupreol gibi maddeler vardır. Gövde, kök ve kabukları kullanılır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. Ağır ve mikroplu hastalıkların nekahat devresini kısaltır. Cilt kaşıntılarında faydalıdır. İştah açar. Kuvvet verir. Kabızlığı giderir. Kinidin alkoloidi taşikardide kullanılır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Halayık, cariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolculukta gece konacak yer, Ar. menzil. Yolcuya konak varmak = Yatacak yer temin etmek. 2. Yolculukta konup mola verme.: Orada bir gün konakladık. 3. İki menzil arasındaki yol, mesafe, bir günlük yol, merhale: Edirne eskiden üç konektı. O yolu üç konakta geçtik. 4. İkametgâh, menzil, mesken: Orada konak tuttu. 5. Büyük ev, daire: Paşa konağı. 6. Resmî daire, hükümet şubelerinden birinin binası: Hükümet konağı. 7. Başa konan kepek: Başımda çok fazla konak oluyor, baş konağına karşı ilâç. Konak mahalli = Askerin konduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inn. residence. residency. halting place. court. dandriff. dandruff. hall. mansion. road house. scurf. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. mansion. quarter. stage. government house. day's journey. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mansion. large and imposing house. shopping place. place to spend the night. dandruff. hall. halting- place. mansion house. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da sefer sırasında ileri gidip konak hazırlayan subay. Seferber askerin yol sırasında konacak yerlerini seçip hazırlayan birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Konakri, Guinea'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korunmak maksadıyla sığınılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji” ve psikoloji). Bir elektrik akımının tenbih meydana getirebilmesi için gereken kısa müddet.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gülünç, gülünecek, gülünür; tuhaf, acayip. laughably (z.) gülünecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Titreyen, titrek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heybet» ten masdar). Şan ve heybet sahibi birini görmekten meydana gelen çekinme ve saygı duygusu: Padişahın mehâbeti, mehâbet-i hükümet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهابت] heybetlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüşü çekinme ve saygı duygusu veren, heybetli, şanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mehbil). Mehbiller, rahim yolları, (bk.) Mehbil.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonraki günlerde süt bezlerinin iltihaplanması sonucu, memelerde ateş ve ağrı hissedilir. Bu durum, bebeği emzirirken daha da ızdırap verici bir hal alır. Böyle durumlarda bebeği emzirirken, bebeğin burnu rahatça hava alacak şekilde bulunmalıdır. Emzirme süresi de, 15 dakikayı geçmemelidir. Memede biriken fazla süt de, lastik emicilerle boşaltılmalıdır. Bebeği emzirmeden önce annenin ellerini yıkaması ve yıkanmamış elleriyle memelerini tutmaması gerekir. Ayrıca memelerin üstünü temiz gaz bezi ile örtmek, bebeği emzirdikten sonra da çok sulu alkole batırılmış bir parça pamukla temizlemek lazımdır. Memelerin üzerine pudra dökülmemelidir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz tohumu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 çorba kaşığı maydanoz tohumu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 1 kere pansuman yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menkabe). Menkabeler. (bk.) Menkabe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقب] menkıbeler, övgüye değer özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Selâm için söylenen iltifat tâbiri olup, asıl Arapça’da «genişleyin» ve «rahat oturun» mânâsiyle «hoşgeldiniz» yerine kullanılır. Şiirde bilhassa kasîdelerde övülene söylenir: Merhabâ ey Seyyidü’l-kevneyn-i mahbûb-t Hudâ... Merhabâ ey şehr-i ramazân...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hello ! Hi. hi. howdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine «merhaba» deyip selâmlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaya balığının ufak. cinsi.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I. A. «unk» tan masdar). Biribirinin boynuna sarılma, sarmaşma, kucaklaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. «muhâbat» dan). Korku, çekinme. Bî-muhâbâ = Pervasızca, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı mahabbet olup, bu şekli galattır). 1. Sevme, sevgi, sevişme: Muhabbetimiz eskidir. 2. Dostluk, sadakat: Muhabbet-i Ehl-i Beyt. 3. Aşk: Aşk ve muhabbet. 4. Dostça sohbet, konuşma: Oturup muhabbet ediyorduk; muhabbet arasında, (bk.) Mahabbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. chat. chitchat. conversation. affection. love. small talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. love. friendly conversation. chat. endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sevme, sevgi. 2.Dostluk. Dostça konuşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chat. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a friendly chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovebird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostça mektup: Muhabbet-nâmenizl aldım (büyükten küçüğe yazılan mektup için kullanılırdı). 2. Aşk mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «haber» den) (c. muhâberât). 1. Haberleşme, mektuplaşma, yazışma: Kendisiyle her hafta muhabere ediyoruz, tüccarın muhaberesi muntazamdır. 2. Askerlikte bir sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. communications. communication. intercommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخابره] haberleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Muhabere sınıfından olan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den if.) (mü. muhâbire). Biriyle haberleşen: Gazete, ticaret muhabiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondent. intelligencer. reporter. legman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter. correspondent. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondent. reporter. item man. referendary. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخابر] haberci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a reporter or correspondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

berichterstattung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «nakl»den) (m. münâkale). Ulaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakl» den masdar) (c. münâkalât). 1. Ulaşım. 2. Aktarış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nikâh» tan masdar) (c. münâkehât). Nikâh kıyışma. islâm hukukunda nikâha ait bahisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise). 1. Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs. 2. Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu. 3. Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «makh» tan imef.) (mü. münakkaha). 1. Soyulmuş, ayıklanmış, temizlenmiş. 2. En iyi kısmı seçilmiş, seçkin. 3. İdare maksadiyle fazlası kesilmiş (mesraf).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakş» tan imef.) (mü. münakaşa). Nakışlı, süslü, resimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nokta» dan imef.) (mü. münakkata). Nokta konmuş, noktalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nikayet» ten if.) (mü. münakkıyye). Temizleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nahb» dan if.) (c. müntehabât). Intihâb edilmiş, seçilmiş, seçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seçilmiş eserler veya fıkralar, bir veya birkaç müellifin eserlerinden seçilmiş kısımlar, antoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten imef.) Birinin yanına ve eşliğine alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEHABB) (i. A. «hubb»den if.) (mü. mütehâbbe). Sevişen, İyi münasebetlerde bulunan, birbirine dost olan. Düvel-i mütehâbbe = Dost devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. mütenâkıse). Azalan, gittikçe azalıp küçülen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakz» dan if.) (mü. mütenâkıza). Birbirine karşı olan, birbirini çürüten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقلات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقش] nakışlı, işlemeli, desenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخب] seçilmiş, seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخبات] seçki, antoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Bazı isimlere katılarak sıfatlar teşkil eder. Derd-nâk = Dertli. Gam-nâk = Gamlı, üzgün. Hışm-nâk = Gazaplı. Nem-nâk = Nemli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقه] dişi deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKARAT) (I. A. c.). Şarkılarda her kıt’a sonunda tekrarlanan mısra. 4 mısrâlı şiirlerde şarkı formunda 2. ve 4. mısrâlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chorus. refrain. repeat. refrain. burden. phrase/speech that has been worn out by repetition. the same old refrain. the same old thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrain. chorus. burden. theme tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down and out. knockout. knockout. kayo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knockout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delme, delik veya lağım açma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delik veyahut lağım açan işçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقد] nakit. 2.madeni para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nukûd). 1. Para. 2. Paradan ibaret olan mal ve servet. 3. Peşin para. Nakd-i cin = Pek kıymetli şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Para olarak, para hâlinde. 2. Peşin, elden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقدا] peşin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakdiyye). Paraya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in cash. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pecuniary. monetary. in the form of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(isim) "ekonomi"

Para bakımından değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intangible value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security given or possessed in the form of ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial / pecuniary aid / assistance. cash / monetary assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça nakd’den). 1. Hazır ve peşin para. 2. Kıymetli mal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıplak, üryan, yalın; bot. çıplak, örtüsüz; çaresiz, savunmasız, silâhsız; açık; yalçın; huk. ispatsız, sade, kuru, geçersiz. naked ape insan. stark naked çırılçıplak, anadan doğma. the naked eye çıplak göz. the naked truth salt gerçek. nakedly z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-KES) (i. F.). 1. insaniyetsiz, alçak. 2. (Türkçe halk dilinde: nekes) Hasis, cimri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ناکس] soysuz, işe yaramaz. 2.pinti, nekes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: nekeslik) Cimrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakaye» den smüş) (mü. nakıyye). Temiz, pâk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Çok ince, çok güzel, zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakabet» ten) (c. nukabâ). 1. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Nakıybü’l-eşrâf = Osmanlı devrinde seyyid ve şeriflerin başı olan din adamı. 2. Bir tekkede kıdemli derviş veya dede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقيب] şeyh yardımcısı. 2.reis vekili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnsan ruhu. 2.Akıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakahet» ten smüş.) (mü. nakîhe) (tıp). Nakahet hâlinde bulunan, hastalıktan yeni kalkıp henüz zayıf ve dermansız olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKL) (i. A.). 1. Bir yerden bir yere götürme, diğer yere geçirme, taşıma: Hastaları hastaneye naklettiler. 2. Yer değiştirme, taşınma, göç: Bu yaz yalıya nakledecek misiniz? Birkaç güne kadar nakledeceğiz. 3. Yazı, resim vesaire suretini çıkarma, aynını alma, çıkarma. 4. Hikâye, rivayet: Tuhaf bir olay nakletti. 5. Ağızdan ağıza veya kitaplar vasıtasiyle bilinen ve akıl ile bilinmesi mümkün olmayan şey. 6. Bir dilden diğer bir dile çevirme, tercüme: Fransızca’dan dilimize naklolunmuş birçok kitaplar vardır. Nakl-i hâne = Ev değiştirme, göç. Nakl-i mekân = Yer değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakl»den if.) (mü. nâkile) (c. nakale) (Fars. cem’i nâkilân). 1. Taşıyan, bir yerden bir yere götüren. 2. Nakil ve rivayet eden. 3. (fizik) Isı ve elektrik gibi kuvvetlerin kendisine geçerek öteye geçmesine müsait olan. Gayr-i nâkil = Bu hâle müsait olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. move. transfer. conveyance. devolution. removal. transference. transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. transplantation. transport. transportation. transfer. narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporting. transferring. conveying. moving sth from one place to another place. movement to. transferring sb to a new post. transcribing. copying. translating. telling. recounting. transplanting. conductor. cable condu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقل] taşıma, nakil. 2.anlatan, nakleden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Elektrik ve ısı gibi kuvvetlerin geçmesine müsait olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Pek küçük ve ehemmiyetsiz şey. Aynı mânâda: kıtmîr. Nakîr ve kıtmîr = Hep beraber, takımıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. nâkısa). 1. Eksik, kusurlu, tam ve mükemmel olmayan, noksan. 2. Ayıp ve kusurlu olan, kusurlu. 3. (matematik) Çıkartma işareti (—).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde ikişer mısrâ okunduktan sonra terennüm gelen iki hâneii beste veya semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKIYS) (i. A. «noksân» dan smüş.) (mü. nakıysa). Eksik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. minus. less. below. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery. sampler. needlework. painting. image. fresco. fresco painting. decoration. ornamentation. ornament. tablature. scroll. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقص] eksik. 2.eksi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقش] desen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nakais). Eksiklik, kusur, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer. embroideress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. ornamented with embroidery. frescoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompt. in specie. cash. money. ready cash. hard cash. hard money. bankroll. ready. the ready. specie. liquidity. ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. ready money. cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. ready money. cash item. hard cod. ready coin. cutoff date. donated surplus. down money. effective money. liquid funds. cash value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present money. solid cash. amount of cash. solid cod. in good money. hard cash. cash on hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cash Markets)

Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naki).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakzeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nakz» dan smüş.) (mü. nakîze). Muhalif, zıd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nakaaiz). Muhâlif şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. «nakd»den imüb.). I. Paranın sağlamını kalpından ayıran. 2. Bir şeyin iyisini fenasından ayırabilen. 3. mec. Tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاد] eleştirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقال] nakleden, öykü veya masal anlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A.) (musiki). 1. Davul. 2. Askerî mızıka, mehter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقاره] davul. 2.dümbelek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «nakş» dan imüb.). Yağlı ve suluboya ile duvar, tavan vs. boyayıp nakışlar ve çiçekler yapan san’atkâr: Nakkaş işi. Nakkaş-ı Ezel = Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muralist. frescoist. frescoer. miniaturist. carver. engraver. painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakkaş san’atı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقل] nakil, anlatma. 2.taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.taşınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rivayet ve hikâye ederek. 2. Nakil ve rivayetle, işiterek, akıl ve İspat suretiyle olmayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by relay. live. by transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقلا] naklederek, nakil yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyance. conveying. haulage. portage. relation. transfer. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. carry. transfer. remove. transplant. communicate. convey. freight. graft. implant. recount. route. ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate. conduct. convey. relate. ship. transfer. transport. to transport. to convey. to carry. to transfer. to conduct. to narrate. to tell. to commentate. to transplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to transport. to transfer. to convey or move. to move to another place. to transfer sb to a new post. to recount. to conduct. to transmit. to carry. to communicate. to shift. to report. to remove. to relate. to reminisce. to narrate. convey. freight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatmak. 2.taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakliyye). 1. Taşımaya ait.Vesâit-i nakliyye = Nakil vasıtaları. 2. Nakil ve rivayetle öğrenilen; zıddı: akit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYAT) (i. A. c.). 1. Taşıma ve göç işleri, erzak ve mühimmat nakli işleri. 2. Nakil ve rivayetle bilinen şeyler: Nakli ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo-carrying. transportation. portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. shipping. forwarding. freighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. transport. shipping. freighting. forwarding. transportation. expedition. conveying. shipment. haul. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent. forwarder. dispatcher. carrier. carter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYE) (i. A ). 1. Eşya nakli işi. 2. Eşya ve erzak nakli için verilen ücret: Nakliyesi çok pahalıdır. 3. (denizcilik) Erzak, cephane ve asker taşımaya mahsus askerî gemi: Nakliye gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. forwarding. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carriage. transport. shipping. forwarding. conveying. shipment. freight forwarding. dispatching. cartage. portage. merchanting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليه] taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakliye işini meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporter. shipper. carrier. carrying agent. carman. goods agent. haulier. mover. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. shipper. transporter. forwarding agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyma, mermer vesaireyi oyarak heykel gibi şeyler yapma, heykeltıraşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Noksan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقش] nakış, desen. 2.resim. 3.duvar resmi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukuş). 1. Resim, tasvir, şekil. 2. Duvar ve tavanlara yağlı veya suluboya ile yapılan resimler, çiçekler ve bunların yapılması. 3. Sırma veya ipekle işleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nakış yapan, ressam, nakkaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKŞİBENDİ) (i. A.) (mü. nakşbendiyye). Bahâeddin Nakşbend’in kurduğu tarikata mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Nakş yapmak. 2. mec. Zihne iyice yerleştirmek, perçinlemek; zihne nakşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engrave sth in (one's memory or mind. beset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gönül resmi, gönül süsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engraved in (one's mind or memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Kilise çanı. 2. (kimya). Çan şeklinde camdan kapak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقوس] çan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bozma, çözme, kırma, yapılmış bir anlaşmayı hükümsüz kılma: Nakz-ı ahd, yemîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقض] yok sayma. 2.bozma, çözme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Nakzedilerek, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Bozmak, (bk.) Nakz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nemli, hafif surette yaş ve ıslak, rutubetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نمناک] nemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yarı uykulu, mahmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle okunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreadable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible. unreadable. cramped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. facility. the possible. handle. potentiality. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facility. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unable. impossible. no go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynar, hareket eden. Sebatsız, dönek. 3. Şûh, namusu şüpheli

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky. mobile. moving. skittish. wonky. playing. unstable. unreliable. playful. fickle. lively. active. flirtatious. wobbly. joint. articulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. lively. frisky. active. flickering. wavering. vacillating. irresolute. frivolous but charming. loose. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahvolabilir; kolay bozulur, dayanıksız; ölümlü, fani; i., çoğ. çabuk veya kolay bozulabilen gıda maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır. Ayrıca 6 hafta süreyle aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Servi yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam servi yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam tere otu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabahları aç karnına, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme. 2. tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. «revnak, parlaklık gösteren») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlaklık, güzellik, letâfet, tazelik, süs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رونق] parlaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

canlılık kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Revnak, parlaklık, tazelik arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونق بخش] parlaklık veren, canlılık kazandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونقدار] revnaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, lâtif, güzel, süslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusu tatlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü memnun.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudburst. downfall. downpour. flurry. shower. spate. spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downpour. shower. cloudburst. thunderstorm. cloud burst. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Birdenbire ve çok bol yağıp geçen yağmur: Bir sağnak geldi. 2. mec. Birdenbire gelen şiddetli zarar ve ziyan: Bir sağnağa uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİHAB) (I. A.). 1. Alev, ateş parçası. 2. Akan yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhib, sahâbî). «ashâb» ile aynı mânâdadır, (bk.) Sahip, ashâb, sahâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2.Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz.Muhammed’i görmüş mü’min kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkmak, himaye, müdafaa, benimseme, tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb, sahâbe). Peygamberimiz’in bizzat görüp konuştuğu çağdaşları, yakınları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahâbiyyât). Peygamber’le görüşüp konuşan kadın.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur. Sakal diplerini oksijenli su ile yıkadıktan sonra aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, sakal dipleri yıkanır. Yüzün tamamı da yıkanabilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısa zaman, az süre. 2.Fikirsiz, düşüncesiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehâib). Bulut, Fars. ebr. mec. T. Karanlık. 2. Uçuşan çekirge gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحاب] bulut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Bulut. 2.Karanlık. 3.Bulut gibi uçan böcekl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحاب آلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (sondaki e teklik gösterir). Tek bulut.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek bulut.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otururken gelen tatlı uyku. (Türkçe’de: Şekerleme).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناکار] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şermende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمناک] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kılıksız, pejmurde, eski püskü; kötü, haksız. shabbily (z.) kılıksızca, pejmurde bir halde; haksızca; cimrice. shabbiness (i.) kılıksızlık; haksızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1.”Sığınılacak yer. Ar. melce. 2. Harpte bomba ve zehirli gaz tesirinden korunmak İçin, yer altında, zemin katlarda yapılan barınak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. refuge. bunker. air-raid shelter. asylum. burrow. cove. cover. covering. covert. cranny. creep. den. fastness. harbor. harbour. haven. lair. repair. sanctuary. stronghold. tabernacle. tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. cover. harbour. haven. refuge. retreat. sanctuary. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbour. harborage. hole. sconce. hostel. resort. lee. emergency. air-raid shelter. asylum. burrow. cover. den. harbo u rage. haven. home. house of refuge. let- out. place of refuge. last resort. retreat. sanctuary. shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهاب] akan yıldız, kayan yıldız. 2.kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kıvılcım. Akan yıldız. 2.Cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin parlak yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yılan; sinsi ve hain kimse; boru temizlemek için bükülebilen tel; f. yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlemek; A.B.D., (argo) çekip dışarı çıkarmak, sıyırmak. snake charmer yılan oynatan hokkabaz. snake dance Amerika kızılderililerinin yı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan şalgamı, bot. Bryoniadiocia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaz karabatağı, zool. Anhingarufa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşe büyük yarış yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fi.). Tapınaklarda üzerinde kurban kesilen, başında merasim yapılan taş masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Türk Musikisi’ndeki 13 basit makamdan biri. Rast (sol) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزناک] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2.Türk müziğinde basit bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak, ışıklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابناک] parlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, tuhaf, şaşırtıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mâbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple. place of worship. chapel. fane. sanctuary. shrine. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctuary. temple. place of worship. sanctuary mabet. ibadethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of worship. temple. house of worship. sanctuary. shrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğrenmeye hevesli, öğrenme kabiliyeti olan; uysal. teachabil'ity, teachableness i. öğrenme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fena, acı lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «naks» dan masdar). Azalma, eksilme: Stok mal gittikçe tenâkus ediyor, (tıp) Tenâkus-ı humma = Sıtmanın düşmesi. Tenâkus-ı dem = Kanın azalması. Tenâkus-ı kuvvet = Kuvvetten düşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقص] eksilme, azalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eksilmek, azalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakz» dan masdar) (c. teâkuzât). insanın bir sözünün diğer bir sözünü çürütmesi, bir sözü diğerine uymaması: Sözlerinde tenâkuz var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. being contradictory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقض] çelişki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناکر] antipati.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkan, korkak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترسناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın el ve ayak parmaklarının ucundaki sert ve hissiz kısım. 2. At ve sığır gibi hayvanların ayakları ucundaki bir veya iki parça maddeye de denir. Etle tırnak = Hısım akraba. Tırnak iliştirmek, takmak, geçirmek = Yapışıp bırakmamak, elde etmeye çalışmak. Baştan tırnağa, tepeden tırnağa = Baştan ayağa. Tırnak pidesi = Üstünde basılmış tırnak izleri bulunan bir cins pide. Demir tırnağı = (denizcilik) Lengerin sivri ucu. Devetırnağı = Bir cins bitki. Tırnağı dibinde = Peşin, parayla. Tırnak sökmek = mec. Takat bırakmamak. Şeytantırnağı = Tırnağın yanından ayrılan deri parçacığı. Katırtırnağı = Bir cins bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. fingernail. claw. cam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fingernail. nail. toenail. claw. hoof. inverted commas. quotation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger nail. lug. strut. back stop. prong. trippet. extractor. pallet. point. hoof. dog. ungula. talon. tumbler. tab. cam. gab. cog. joggle. ear. knockout. knockup. finger. finger grip. quotation marks. claw. fingernail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tırnaklarda meydana gelen çatlakları tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, gliserin, kolonya.

Hazırlanışı : Küçük bir şişeye 1 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin ve 1 çorba kaşığı limon kolonyası konur. İyice çalkalanıp, tırnakların üstü ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir. İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Maydanozlar, tırnağın üzerine konup, temiz bir bezle sarılır. Aynı işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverted comma. quotation marks. inverted commas. turned commas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unguiculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having nails. having claws. spiked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has nails. claws or hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırnağa benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof. hoof duynak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Işıklı, mehtaplı gece. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazılmışı, zabıt ceridesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. minutes. protocol. official report. report. minute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. record. official report. statement signed by several persons. minute book. minutes. proceeding. protocol. record. written record. report of proceedings. account of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Naklî, edebî ilimler. Müsbet ilim sayılmayan bilgiler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arkadaşlık edilmesi zor olan; ulaşılmaz; yaklaşılmaz; mukayese edilemeyecek kadar üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkemece itham edilemez; kusursuz, suçsuz, aleyhinde diyecek olmayan. unimpeachably z. şüphe götürmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamet edilmemiş, oturulmamış; ıssız, boş, tenha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülmez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokunulamama, paryalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ulaşılamaz, erişilmez; dokunulmaz; dokunulması yasak; i. parya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, ihsan eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur: Abdülvahab.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ وحشتناک] korkunç. 2.ıssız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of dead. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehb» den imüb.). Fazlası ile bağışlayan ve veren (Allah’ın sıfatlarındandır). Abd-ül-vehhâb as İhsan sâhibi olan Allah’ın kulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهاب] çok bağışlayıcı Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim Esmau’l-Hüsna’dan-dır. Kur’an-ı Kerim’de, Al-i İmran, ayet: 8; Sa’d suresi ayet: 9 ve 35’te geçmektedir. - (bkz.Abdülvehhab).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. vehhâbiyye) (c. vehhâbiyyûn). Abdülvehhâb isminde biri tarafından Necd taraflarında çıkarılan mezhebe bağlı kimse ve bu mezheple alâkalı: Vehhâbî mezhebi, Hanbelî mezhebinin bir dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهابيت] vehhâbîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهابيون] vehhâbîler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuruntulu, vehme tâbî, fazla vehimli, Ar. mütevehhim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وهمناک] kuruntulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vahabi. Wahabiism i. Vahabilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafının herbiri, Fars. ruh, ruhsâr, Ar. izâr. Yanak yumrusu = Elmacık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. malar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek. cheak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi. 2. Asker yığma, Ar. tahaşşud.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (zihâb şekli yanlıştır). Bir fikir ve zanna tâbî olma, sapma, bir fikir ve zanda bulunma, zan, itikat: Benim zehâbım yanlış çıktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذهاب] gidiş. 2.sanıya kapılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zehirli, ağulu, Osm. semli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زهرناک] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زناکار] zina eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zânîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle’li sûznâk.

Türkçe Sözlük by